Post-Pozitivist ve Çağdaş Yaklaşımlar
279 soru
Robert Cox, uluslararası ilişkilerde hegemonik bir dünya düzeninin inşasında "tarihsel yapılar" (historical structures) olarak adlandırdığı üçlü bir etkileşim modelinden bahseder. Bu modele göre, tarihsel yapıların bir bileşeni olan "kurumlar" unsurunun mevcut düzenin sürdürülebilirliği açısından üstlendiği temel işlev aşağıdakilerden hangisidir?
Post-kolonyal kuramın temel kavramlarından biri olan "Madun" (Subaltern), sömürgecilik sonrası toplumları ve uluslararası ilişkileri analiz etmek amacıyla Gayatri Chakravorty Spivak gibi düşünürler tarafından geliştirilmiştir. Buna göre, sömürgecilik sonrası çalışmalarda bir toplumsal grubun "madun" olarak tanımlanmasının temel gerekçesi aşağıdakilerden hangisidir?
Alexander Wendt tarafından dile getirilen "Anarşi, devletlerin ondan ne anladığıdır." ( ) argümanı, uluslararası sistemin yapısının maddi unsurlardan ziyade sosyal etkileşimler ve paylaşılan anlamlarla şekillendiğini savunmaktadır.
Bu temel varsayım aşağıdaki uluslararası ilişkiler teorilerinden hangisine aittir?
Uluslararası İlişkiler disiplininde feminist teoriler, ana akım teorilerin devlet, güç ve güvenlik gibi kavramlara yüklediği anlamları sorgular. Bu bağlamda J. Ann Tickner, Hans Morgenthau'nun klasik realizmini eleştirerek realizmin temel kavramlarının erkeksi (maskülen) bir bakış açısıyla oluşturulduğunu savunur.
Buna göre, aşağıdakilerden hangisi J. Ann Tickner'ın klasik realizme yönelttiği temel feminist eleştirilerden biridir?
Normatif uluslararası ilişkiler kuramında, ahlaki ilkelerin evrensel ve soyut bir nitelikten ziyade ancak belirli bir tarihsel ve kültürel topluluk içerisinde anlam kazandığını savunan; devletleri ise bireylerin ahlaki gelişimini sağlayan "ortak yaşamın" (common life) koruyucusu olarak gören yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?
Feminist uluslararası ilişkiler teorisyenleri, geleneksel güvenlik anlayışının ve modern devletin meşruiyet temelinde yer alan "Koruma Miti" (Protection Myth) kavramını sorunsallaştırmaktadır. Bu yaklaşıma göre, koruyan (erkek/devlet) ve korunan (kadın/sivil) arasındaki bu kurgusal ilişki, uluslararası siyasetin işleyişini ve devletin kimliğini derinden etkilemektedir.
Buna göre, feminist güvenlik yazınında ele alınan "Koruma Miti"nin uluslararası siyasetteki temel işlevi aşağıdakilerden hangisidir?
Uluslararası İlişkiler disiplininin kurucu anlatılarında Batı dünyasının tecrübelerini merkeze alıp diğer toplumları bu standartlara göre "az gelişmiş" veya "geleneksel" olarak kodlayan "Avrupa-merkezci" (Eurocentric) bakış açısını temelden eleştiren kuramsal yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?
Uluslararası İlişkiler disiplinindeki ana akım teoriler, çevreyi genellikle insanın ihtiyaçlarını karşılayan bir kaynak deposu veya ekonomik faaliyetlerin yönetilmesi gereken bir yan ürünü olarak ele alırken; Yeşil Teori, doğanın insan faydasından bağımsız olarak kendine has bir değeri olduğunu savunur. Yeşil Teori'nin insanı evrenin merkezinden çıkarıp doğanın ayrılmaz bir parçası olarak gören ve tüm canlı varlıklara ahlaki bir statü tanıyan bu temel ontolojik yaklaşımı aşağıdakilerden hangisidir?
Uluslararası İlişkiler teorisinde Tarihsel Sosyoloji yaklaşımı, ana akım teorilerin devletleri zaman ve mekândan bağımsız, değişmez birer 'kara kutu' olarak ele almasını eleştirir. Bu yaklaşıma göre, bir devletin uluslararası sistemdeki rolünü ve kimliğini tam olarak anlayabilmek için aşağıdakilerden hangisinin incelenmesi temel bir gerekliliktir?
Post-yapısalcı yaklaşıma göre uluslararası ilişkilerdeki aktörler, olaylar ve sorunlar dilin dışında nesnel bir gerçekliğe sahip değildir. Dünyayı anlamlandırmak için kullanılan metinler, ifadeler ve sembolik sistemler aracılığıyla toplumsal gerçeklik sürekli olarak inşa edilir. Bu yaklaşıma göre dünyayı kuran ve anlamlandıran bu dilsel ve toplumsal çerçeve aşağıdakilerden hangisidir?
Post-yapısalcı kuramcılar, geleneksel tarih anlayışının aksine, uluslararası ilişkilerin temel kavramlarının (devlet, egemenlik, güvenlik gibi) kaçınılmaz bir ilerleme sonucunda ortaya çıkmadığını savunurlar. Bu yaklaşıma göre kavramlar; tarihsel süreksizliklerin, rastlantısal olayların ve iktidar mücadelelerinin bir ürünüdür. Bu analiz tarzıyla, bugün 'doğal' veya 'verili' görünen yapıların aslında hangi dışlama mekanizmaları ve güç ilişkileriyle inşa edildiği sorgulanmaktadır. Parçada sözü edilen ve kavramların kökenindeki iktidar dinamiklerini süreksizlikler üzerinden inceleyen post-yapısalcı analiz yöntemi aşağıdakilerden hangisidir?
Post-kolonyal kuramın önde gelen isimlerinden Homi Bhabha; sömürgeci ve sömürgeleştirilen arasındaki etkileşimin her iki tarafı da dönüştürdüğünü, bu süreçte statik ve saf kimliklerin yerini "aradalık" () özelliği taşıyan yeni kültürel formlara bıraktığını savunur. Bhabha'nın kültürel etkileşim sonucunda ortaya çıkan bu karma ve değişken kimlik durumunu tanımlamak için kullandığı kavram aşağıdakilerden hangisidir?
Kopenhag Okulu tarafından geliştirilen güvenlikleştirme (securitization) teorisinde bir konu; 'siyasal olmayan' (non-politicized), 'siyasallaştırılmış' (politicized) ve 'güvenlikleştirilmiş' (securitized) olmak üzere üç aşamalı bir spektrumda değerlendirilir. Bu kuramsal çerçeveye göre, bir meselenin 'siyasallaştırılmış' kategorisinden 'güvenlikleştirilmiş' kategorisine geçtiğini gösteren temel belirleyici unsur aşağıdakilerden hangisidir?
Kopenhag Okulu'nun sektörel güvenlik analizinde "siyasal sektör" (political sector), devletin askeri savunmasından farklı olarak, siyasal birimlerin kurumsal istikrarını ve meşruiyetini odağına alır. Bu sektördeki tehditler, birimin egemenliğine veya siyasal kimliğine (organizasyonel yapısına) yöneliktir.
Buna göre, aşağıdakilerden hangisi Kopenhag Okulu'nun "siyasal sektör" analizinde temel bir referans nesnesi (reference object) olarak kabul edilir?
Uluslararası İlişkiler'de Tarihsel Sosyoloji yaklaşımının önemli temsilcilerinden biri olan Fred Halliday, devleti "Janus yüzlü" (iki yüzlü) bir yapı olarak tanımlamaktadır. Bu kavramsallaştırma, devletin ana akım teorilerde olduğu gibi sadece dışsal bir aktör olmadığını, aksine iki farklı alanın kesişim noktasında yer aldığını vurgular. Buna göre, Halliday'in "Janus yüzlü" ifadesiyle devletin hangi iki temel boyutu arasındaki etkileşime dikkat çekilmektedir?
Uluslararası ilişkiler disiplininde toplumsal cinsiyet analizini kullanan kuramlar arasında yer alan bir yaklaşım; sistemin temel yapısını ve egemenlik, anarşi gibi kavramları kökten değiştirmek yerine, kadınların dış politika ve diplomasi süreçlerinde daha aktif temsil edilmesini savunur. Kadınların eğitim ve hukuki reformlar yoluyla güçlendirilerek mevcut uluslararası kurumlara entegre edilmesini merkeze alan bu yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?
Uluslararası ilişkiler teorisinde 'sosyal inşacılık' (konstrüktivizm), rasyonalist teorilerin aksine fail (ajan) ve yapının birbirini karşılıklı olarak inşa ettiğini savunur. Bu bağlamda, inşacıların 'karşılıklı kuruluş' (mutual constitution) argümanına ilişkin aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?
Uluslararası İlişkilerde Tarihsel Sosyoloji yaklaşımı, ana akım teorilerin devleti ve toplumu dış dünyadan yalıtılmış, kendi içine kapalı ve homojen birer "konteynır" (kap) gibi ele almasını temel bir hata olarak görür. Bu yaklaşıma göre, toplumsal değişimler ve devlet oluşumu süreçleri sadece ulusal sınırlar içerisinde değil, "toplumlararası" (inter-societal) etkileşimler ve küresel güç dengeleriyle şekillenir.
Tarihsel sosyolojinin; analizin odağına ulus-devleti koyarak onu tarihsel süreçlerin dışında, verili ve evrensel bir başlangıç noktası olarak kabul eden bu geleneksel perspektife yönelttiği temel eleştiri aşağıdakilerden hangisidir?
Uluslararası ilişkiler disiplininde Frankfurt Okulu'nun 'eleştirel tutum' geleneğini takip eden kuramcılar, ana akım teorilerin aksine sosyal dünyayı verili bir gerçeklik olarak kabul etmezler. Onlara göre kuram, sadece dünyayı açıklamakla kalmamalı, aynı zamanda onu değiştirmeye yönelik bir irade taşımalıdır. Bu bağlamda, Eleştirel Teori'nin uluslararası ilişkilerdeki temel ontolojik ve normatif hedefi aşağıdakilerden hangisidir?
Normatif uluslararası ilişkiler teorisinin felsefi temellerinde önemli bir yer tutan Immanuel Kant, 'Kategorik Buyruk' (Kategorik Koşul) ilkesiyle bir eylemin ahlaki değerinin, o eylemin 'evrensel bir yasa olmasını isteyebileceğimiz' bir ilkeye dayanması gerektiğini savunur. Bu etik yaklaşımın uluslararası siyaset düzlemine uygulanması durumunda, aşağıdakilerden hangisi doğrudan bir sonuç olarak ortaya çıkar?