Deneysel bir çalışmada, nörodejeneratif bir hastalığa neden olan enfeksiyöz ajanın; ultraviyole ışınlarına, nükleazlara ve standart proteaz uygulamalarına dirençli olduğu görülmüştür. Bu ajanın enfektivitesinin ancak yüksek konsantrasyonlu sodyum hipoklorit veya otoklavlama ile ortadan kaldırılabildiği saptanmıştır.
Bu ajanın yapısal özellikleri ve patogenezi göz önüne alındığında, aşağıdakilerden hangisi doğrudur?
- Aproteininin primer yapısındaki (aminoasit dizisi) köklü değişiklikler, ajanın proteazlara karşı kazandığı direncin temel nedenidir.
- Enfeksiyöz izoform olan , hücresel izoform ile aynı birincil yapıya sahip olmasına rağmen sekonder yapısındaki -tabaka artışı nedeniyle amiloid fibriller oluşturur.Cevap
- CAjanın nükleazlara dirençli olmasının nedeni, yapısındaki tek iplikli RNA'nın yoğun bir lipoprotein zarf ile korunuyor olmasıdır.
- DHastalık sürecinde santral sinir sisteminde gözlenen vakuolizasyon ve süngerimsi değişikliklere, yoğun bir mikrogliyal aktivasyon ve lenfositik infiltrasyon eşlik eder.
- EPrionlar, klasik dezenfektanlardan olan %70'lik alkol ve iyodoforlara karşı oldukça duyarlı olup, bu ajanlarla muamele edildiklerinde enfektivitelerini hızla kaybederler.
Cevap
Enfeksiyöz izoform olan , hücresel izoform ile aynı birincil yapıya sahip olmasına rağmen sekonder yapısındaki -tabaka artışı nedeniyle amiloid fibriller oluşturur.
Prion patogenezinde temel olay, normal hücresel prion proteininin () post-translasyonel bir süreçte yapısal değişikliğe uğrayarak enfeksiyöz form olan 'ye dönüşmesidir. Bu süreçte proteinin aminoasit dizisi (primer yapı) değişmez; ancak baskın olan -heliks yapısı yerini yoğun -tabakalara bırakır. Bu yapısal değişim, proteinin çözünmez hale gelmesine, proteazlara direnç kazanmasına ve beyinde amiloid plaklar oluşturmasına neden olur.
Adım Adım Çözüm
Anahtar Kavram
Prionların post-translasyonel konformasyonel değişimi ve fizikokimyasal direnci.
Tahmini Süre:2m 0s