Hızlı ilerleyen nörokognitif yıkım ve miyoklonus şikayetleri ile başvuran bir hastanın beyin omurilik sıvısı (BOS) incelemesinde pleositoz saptanmamış, ancak beyin biyopsisinde nöronal kayıp ve vakuolizasyon (spongiform değişim) izlenmiştir. Yapılan ileri biyokimyasal incelemelerde etkenin nükleazlara ve ultraviyole radyasyona dirençli olduğu, ancak N NaOH içeren otoklav koşullarında inaktive edilebildiği görülmüştür. Bu patojenin (), konakçı hücresinde bulunan normal prion proteininden () yapısal olarak temel farkı aşağıdakilerden hangisidir?
- AAmino asit diziliminde (primer yapı) meydana gelen mutasyonlar sonucu nükleik asit bağlama yeteneği kazanması
- Yapısındaki -heliks oranının azalarak -tabaka içeriğinin baskın hale gelmesiCevap
- CLipit zarf yapısına sahip olması nedeniyle deterjanlara ve düşük pH değerlerine karşı aşırı duyarlı olması
- DStandart otoklavlama (121°C, 15 dakika) ile protein yapısının tamamen denatüre olup enfektivitesini kaybetmesi
- EKonakçı hücrede güçlü bir tip I interferon yanıtı ve nötrofilik inflamatuar infiltrasyon uyandırması
Cevap
Patojenik prion proteinini () normal formdan ayıran temel fark, yapısındaki -heliks oranının azalarak -tabaka içeriğinin baskın hale gelmesidir.
Prionlar (), konakçının normal hücresel proteininin () post-translasyonel bir değişikliğe uğramasıyla oluşur. Bu değişim sırasında proteinin birincil (primer) amino asit dizisi aynı kalırken, ikincil ve üçüncül yapısı değişir. Özellikle alfa-heliks yapısı azalırken, beta-tabaka (beta-sheet) içeriği artar. Bu yapısal değişim, proteinin çözünmez hale gelmesine, beyinde birikmesine ve proteazlar dahil olmak üzere sterilizasyon yöntemlerine karşı yüksek direnç kazanmasına neden olur.
Adım Adım Çözüm
Anahtar Kavram
Prionlarda patojenite, nükleik asit değişiminden değil, proteinin tersiyer yapısındaki (konformasyonel) değişimden (-heliks -tabaka) kaynaklanır.
Tahmini Süre:1m 30s