Tüberküloz

49 soru

Soru 41Soru

Akciğer tüberkülozu tanısı ile izoniazid, rifampisin, pirazinamid ve etambutol tedavisi başlanan 58 yaşındaki kadın hasta, tedavinin 20. gününde şiddetli bulantı, kusma ve karın ağrısı şikayetleriyle başvuruyor. Fizik muayenede skleralar ikterik saptanıyor. Laboratuvar tetkiklerinde ALT: 540 U/L, AST: 480 U/L ve Total Bilirubin: 3.5 mg/dL olarak bulunuyor. Viral hepatit belirteçleri negatif olan hastanın tüm tüberküloz ilaçları kesiliyor. İki hafta sonra yapılan kontrolde semptomları düzelen ve karaciğer fonksiyon testleri tamamen normale dönen hasta için tedavi yönetiminde izlenmesi gereken en uygun yaklaşım hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tedaviye düşük dozdan başlanarak sırasıyla ilaçlar eklenmeli, ancak pirazinamid tedavi şemasından kalıcı olarak çıkarılmalıdır.

Cevap

Tedaviye düşük dozdan başlanarak sırasıyla ilaçlar eklenmeli, ancak pirazinamid tedavi şemasından kalıcı olarak çıkarılmalıdır.
Tüberküloz ilaçlarına bağlı gelişen hepatitlerde, eğer tablo ağırsa (serum bilirubin düzeyinde artış/sarılık veya ALT düzeyinde çok ciddi yükselme varsa), en hepatotoksik ajan olan Pirazinamid (Z) sorumlu tutulur ve tedavi şemasından kalıcı olarak çıkarılır. İlaçların yeniden başlanması (rechallenge), karaciğer enzimleri normale döndükten sonra yapılmalıdır. Genellikle hepatotoksisite riski en az olan Etambutol ile başlanır, ardından Rifampisin ve en son İzoniazid (veya duruma göre R ve H) düşük dozlardan başlanıp artırılarak sırayla eklenir. Pirazinamid kesildiği için toplam tedavi süresi genellikle 9 aya uzatılır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu ve ciddiyetini değerlendir.
Hastada ALT > 3xULN ve bilirubin yüksekliği (sarılık) ile seyreden 'ciddi' ilaç hepatiti (DILI) mevcuttur.
Tüberküloz ilaçlarına bağlı hepatotoksisitenin şiddeti, yeniden başlama stratejisini belirleyen ana faktördür.
2
Sorumlu ajanı ve kontrendikasyonları belirle.
Pirazinamid (Z), hepatotoksisite riski en yüksek olan ve iyileşme sonrası tekrarı en sık tetikleyen ilaçtır.
Rehberlere göre, bilirubin yüksekliği ile giden veya ALT değerinin çok yükseldiği ciddi hepatit tablolarında pirazinamid 'kalıcı olarak' kesilmelidir.
3
Yeniden başlama stratejisini oluştur.
Enzimler normale döndükten sonra diğer ilaçlar (R ve H) sırayla ve düşük dozda (alıştırma dozu) başlanmalıdır.
Tedavinin etkinliği için İzoniazid (H) ve Rifampisin (R) gibi güçlü bakterisid ilaçların rejime güvenli bir şekilde geri kazandırılması esastır.

Anahtar Kavram

Tüberküloz tedavisinde ilaca bağlı ciddi hepatit (sarılık veya belirgin enzim yüksekliği) gelişen hastalarda, pirazinamid rejime tekrar eklenmez; tedavi süresi uzatılarak (genellikle 9 ay) H ve R ile tamamlanır.

İpuçları

1
Anti-tüberküloz ilaçlar arasında karaciğer hasarı yapma potansiyeli en yüksek olan ilaç, asidik ortamda etkili olan ve 'sterilize edici' özelliğiyle bilinen ilaçtır.
2
Ciddi hepatit (sarılık, çok yüksek enzimler) geçiren hastalarda, en toksik ilacın tekrar verilmesi riskli kabul edilir ve bu ilaç rejimden tamamen çıkarılır.

Daha Fazla Pratik

İlaç dirençli tüberküloz (MDR-TB) tanımlarını ve tedavi yaklaşımını inceleyiniz.
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 42Soru

6868 yaşında kadın hasta; son 11 aydır devam eden iştahsızlık, gece terlemesi, 77 kgkg kilo kaybı ve hafif baş ağrısı şikayetleriyle başvuruyor. Fizik muayenesinde ateş 38,2C38,2^\circ C, her iki akciğer bazalinde ince krepitan ralleri ve hepatosplenomegali saptanıyor. Akciğer grafisinde her iki akciğer alanında bilateral simetrik dağılımlı, yaklaşık 22 mmmm çapında yaygın nodüler infiltratlar izleniyor. Bu hastada tanıyı desteklemek amacıyla yapılacak değerlendirmelerle ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Fundoskopik muayenede koroid tüberküllerinin görülmesi tanıyı kuvvetle destekler.

Cevap

Fundoskopik muayenede koroid tüberküllerinin görülmesi miliyer tüberküloz tanısını kuvvetle destekleyen ve hematojen yayılımı gösteren spesifik bir bulgudur.
Miliyer tüberküloz, Mycobacterium tuberculosis basillerinin hematojen yolla yayılması sonucu oluşan sistemik bir formdur. Fundoskopik muayenede saptanan koroid tüberkülleri, bu hematojen yayılımın direkt bir kanıtıdır ve miliyer tüberküloz tanısı için oldukça spesifik kabul edilir.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın klinik semptomlarını ve fizik muayene bulgularını (ateş, kilo kaybı, hepatosplenomegali) analiz edin.
Sistemik bir enfeksiyon ve hematojen yayılım şüphesi oluşur.
Miliyer tüberküloz çoklu organ tutulumu ile seyreden sistemik bir hastalıktır.
2
Radyolojik bulguları (bilateral mikronodüler infiltratlar) değerlendirin.
Akciğer grafisindeki 'darı tanesi' görünümü miliyer tüberküloz için tipiktir.
Miliyer tüberkülozda basilin hematojen yolla tüm akciğer alanlarına yayılması bu radyolojik görünüme neden olur.
3
Ayırıcı tanıdaki özgün fizik muayene bulgularını gözden geçirin.
Göz dibinde koroid tüberküllerinin aranması kararlaştırılır.
Koroid tüberkülleri miliyer yayılımın doğrudan görselleştirilebildiği yerlerden biridir ve tanıda oldukça spesifiktir.

Anahtar Kavram

Miliyer Tüberküloz Tanısal İpuçları ve Hematojen Yayılım Bulguları
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 43Soru

38 yaşında erkek hasta, son 4 aydır devam eden belirgin halsizlik, iştahsızlık, 8 kg zayıflama ve cilt renginde koyulaşma şikayetleriyle başvuruyor. Fizik muayenesinde kan basıncı 90/60 mmHg90/60\text{ mmHg}, nabız 104/dk104/\text{dk} saptanıyor; bukkal mukoza ve palmar çizgilerde hiperpigmentasyon izleniyor. Laboratuvar incelemesinde serum sodyumu 130 mEq/L130\text{ mEq/L}, potasyumu 5.6 mEq/L5.6\text{ mEq/L} bulunuyor. Çekilen batın BT'de bilateral sürrenal bezlerde büyüme ve yer yer kalsifikasyonlar saptanıyor. Hastaya adrenal yetmezlik tanısıyla replasman tedavisi başlanıyor ve ileri tetkikler sonucunda "Sürrenal Tüberküloz" tanısı kesinleşiyor. Bu hastada izoniazid, rifampisin, pirazinamid ve etambutol tedavisi başlandıktan sonra, mevcut glukokortikoid replasman tedavisiyle ilgili yapılması gereken en uygun değişiklik aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Rifampisin'in sitokrom P450 (CYP3A4) enzim indüksiyonu yapması nedeniyle glukokortikoid dozunun artırılması

Cevap

Rifampisin'in CYP3A4 enzimini indükleyerek steroid metabolizmasını hızlandırması nedeniyle glukokortikoid replasman dozunun artırılması gerekir.
Rifampisin, karaciğerde sitokrom P450 (özellikle CYP3A4) enzim sistemini güçlü bir şekilde indükler. Glukokortikoidler (hidrokortizon, prednizolon vb.) bu enzim sistemiyle metabolize edildiği için, rifampisin kullanımı bu hormonların klirensini önemli ölçüde artırır. Sürrenal tüberküloz nedeniyle zaten adrenal rezervi olmayan bir hastada bu etkileşim, mevcut replasman dozunun yetersiz kalmasına ve akut sürrenal krize neden olabilir. Bu nedenle tüberküloz tedavisi başlandığında glukokortikoid dozu genellikle iki katına çıkarılır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik verilerin analizi
Hiperpigmentasyon, hipotansiyon ve elektrolit bozukluğu sürrenal yetmezliği; BT bulguları ise tüberkülozu işaret eder.
Primer sürrenal yetmezlik (Addison hastalığı) tanısını doğrulamak ve etiyolojiyi belirlemek.
2
İlaç etkileşiminin değerlendirilmesi
Rifampisin'in güçlü bir CYP3A4 enzim indükleyicisi olduğu belirlenir.
Tüberküloz tedavisi ile eş zamanlı verilen diğer ilaçların (steroidler) metabolizmasını nasıl etkilediğini anlamak.
3
Doz ayarlama stratejisinin belirlenmesi
Artan glukokortikoid yıkımı nedeniyle replasman dozunun yetersiz kalacağı saptanır.
Hastada iyatrojenik sürrenal krizi önlemek için proaktif doz artışı yapmak.

Anahtar Kavram

Rifampisin ve Glukokortikoid İlaç Etkileşimi
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 44Soru

Tip 2 diyabetes mellitus tanısıyla oral antidiyabetik (sülfonilüre grubu) tedavisi alan ve kan şekeri regüle olan 54 yaşındaki erkek hastaya, aktif akciğer tüberkülozu tanısı konularak İsoniazid, Rifampisin, Pirazinamid ve Etambutol (HRZE) tedavisi başlanıyor. Tedavinin 3. haftasında hasta poliklinik kontrolüne geldiğinde, ateş ve gece terlemesi gibi tüberküloz semptomlarının belirgin şekilde gerilediği, ancak evde yaptığı ölçümlerde kan şekerinin sürekli yüksek (200-250 mg/dL) seyrettiği görülüyor. Diyetine tam uyum sağlayan hastada gelişen bu hipergliseminin en olası nedeni aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Rifampisin'in karaciğer mikrozomal enzimlerini indükleyerek oral antidiyabetiklerin metabolizmasını hızlandırması

Cevap

Rifampisin'in karaciğer mikrozomal enzimlerini indükleyerek oral antidiyabetiklerin metabolizmasını hızlandırması
Rifampisin, karaciğerdeki mikrozomal enzimleri (özellikle CYP3A4 ve CYP2C9) güçlü bir şekilde indükleyen bir antitüberküloz ilaçtır. Bu enzimler, sülfonilüre grubu oral antidiyabetiklerin metabolizmasından sorumludur. Rifampisin kullanımı, bu ilaçların karaciğerdeki yıkımını hızlandırarak plazma düzeylerini ve terapötik etkilerini azaltır. Sonuç olarak, daha önce kan şekeri regüle olan bir hastada açıklanamayan hiperglisemi gelişir. Bu durumda genellikle oral antidiyabetik dozunun artırılması veya insüline geçilmesi gerekir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik senaryoyu analiz et
Tüberküloz tedavisi (HRZE) başlanan diyabetik bir hastada, enfeksiyon kontrol altına alınmasına rağmen kan şekeri regülasyonu bozulmuştur.
Enfeksiyonun kendisi stres hiperglisemisi yapabilir ancak enfeksiyon gerilerken şekerin yükselmesi ilaç etkileşimini düşündürür.
2
Kullanılan ilaçların farmakokinetik özelliklerini değerlendir
Rifampisin, Sitokrom P450 (CYP450) enzim sisteminin en güçlü indükleyicilerinden biridir.
Bu indüksiyon, aynı yolla metabolize olan ilaçların (sülfonilüreler, oral kontraseptifler, varfarin vb.) yıkımını hızlandırır.
3
Sonuca ulaş
Rifampisin etkisiyle oral antidiyabetik ilacın kan düzeyi düşmüş ve hiperglisemi gelişmiştir.
Bu durum, diyabetik hastalarda tüberküloz tedavisi sırasında insülin dozunun artırılmasını veya tedavi değişikliğini gerektirebilen klasik bir ilaç etkileşimidir.

Anahtar Kavram

Rifampisin İlaç Etkileşimleri (CYP450 İndüksiyonu)

İpuçları

1
Antitüberküloz ilaçlardan birisi, karaciğer enzimlerini çok güçlü şekilde çalıştırarak diğer ilaçların (örneğin diyabet ilaçlarının) etkisini azaltır.
2
Bu ilaç aynı zamanda oral kontraseptif kullanan kadınlarda gebelik riskini artırır ve varfarin kullananlarda kanama/pıhtılaşma dengesini bozar.
3
Vücut sıvılarını turuncuya boyamasıyla bilinen ilaç, CYP450 indüksiyonu yaparak sülfonilürelerin yıkımını hızlandırır.

Daha Fazla Pratik

Rifampisin kullanan bir hastada varfarin dozunun nasıl ayarlanması gerektiğine dair soruları inceleyin.
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 45Soru

4848 yaşında erkek hasta, son 22 aydır devam eden öksürük, halsizlik ve 55 kg kilo kaybı şikayetleriyle başvuruyor. Akciğer grafisinde sağ üst lobda kavitasyonel lezyonlar izlenen ve balgam yaymasında aside dirençli basil (ARB) pozitifliği saptanan hastaya tüberküloz tanısıyla standart antitüberküloz tedavi başlanıyor. Özgeçmişinde kronik böbrek yetmezliği (CrCr: 2.82.8 mg/dLmg/dL) öyküsü bulunan hastada, tedavinin ilerleyen dönemlerinde görme keskinliğinde azalma ve kırmızı-yeşil renkleri ayırt etmede güçlük gelişiyor. Bu klinik tablodan sorumlu olan ve böbrek fonksiyonlarına göre doz ayarı yapılması gereken antitüberküloz ilaç aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Etambutol

Cevap

Optik nörit tablosuna yol açan ve renal yetmezlikte birikme riski nedeniyle doz ayarı gereken ilaç etambutoldür.
Etambutol, tüberküloz tedavisinde kullanılan ve en önemli yan etkisi retrobulber nörit olan bir ajandır. Bu durum genellikle görme keskinliğinde azalma ve kırmızı-yeşil renk körlüğü ile kendini gösterir. İlaç büyük oranda böbreklerden değişmeden atıldığı için, kreatinin klirensi düşük olan hastalarda ilacın plazma seviyesi hızla yükselir ve toksisite riski artar. Bu nedenle böbrek yetmezliği olanlarda dozun azaltılması veya doz aralığının açılması (örneğin haftada 33 gün) zorunludur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguların değerlendirilmesi
Hastada gelişen görme keskinliği kaybı ve kırmızı-yeşil renk körlüğü, retrobulber (optik) nörit tablosunu işaret etmektedir.
Antitüberküloz ilaçlar arasında spesifik olarak optik sinir toksisitesi yapan ilacı belirlemek gerekir.
2
İlaç ve toksisite eşleştirmesi
Etambutol, doz bağımlı olarak optik nörite neden olan temel birinci basamak antitüberküloz ilaçtır.
Etambutolün karakteristik yan etkisi optik sinir üzerindeki toksisitesidir.
3
Renal eliminasyonun değerlendirilmesi
Etambutol primer olarak böbrekler yoluyla atılır (708070-80%) ve böbrek yetmezliğinde birikerek toksisite riskini artırır.
Kronik böbrek yetmezliği olan hastalarda ilacın yarı ömrü uzadığı için günlük doz yerine haftada 33 gün gibi doz kısıtlamalarına gidilmelidir.

Anahtar Kavram

Etambutol toksisitesi ve renal doz modifikasyonu
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 46Soru

5252 yaşında kadın hasta, son 11 aydır süregelen öksürük, halsizlik, gece terlemesi ve yaklaşık 66 kgkg zayıflama şikayetleriyle başvuruyor. Çekilen akciğer grafisinde sağ üst lobda kavitasyonel lezyon izlenmesi üzerine yapılan balgam tetkikinde asido-rezistan basiller (ARBARB) saptanıyor. Özgeçmişinde kronik Hepatit B taşıyıcılığı bulunan hastaya İzoniazid (HH), Rifampisin (RR), Pirazinamid (ZZ) ve Etambutol (EE) kombinasyonundan oluşan standart antitüberküloz tedavi başlanıyor. Tedavinin 44. haftasında hastada yeni gelişen iştahsızlık, bulantı ve skleralarda sararma gözleniyor.

Laboratuvar tetkik sonuçları aşağıdadır:

ParametreSonuçReferans Aralığı
AST255255 U/LU/L00 - 4040 U/LU/L
ALT290290 U/LU/L00 - 4040 U/LU/L
Total Bilirubin4.54.5 mg/dLmg/dL0.20.2 - 1.21.2 mg/dLmg/dL
Alkalen Fosfataz110110 U/LU/L3030 - 120120 U/LU/L

Bu hastanın güncel klinik tablosunda en uygun tedavi yaklaşımı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İzoniazid, Rifampisin ve Pirazinamid derhal kesilmeli; enzimler normalin 22 katının altına inene kadar tedaviye Etambutol ve bir florokinolon ile devam edilmelidir.

Cevap

İzoniazid, Rifampisin ve Pirazinamid'in kesilerek tedaviye Etambutol ve bir florokinolon (veya Streptomisin) ile devam edilmesi en uygun yaklaşımdır.
Doğru yaklaşım, hepatotoksik ilaçların (H,R,ZH, R, Z) derhal kesilmesidir. Hastanın laboratuvar bulguları (ALT>3×ALT > 3 \times ULN) ve eşlik eden semptomları (bulantı, kusma) ile ikter (Bilirubin >2> 2 mg/dLmg/dL) mevcudiyeti, antitüberküloz ilaçlara bağlı ağır karaciğer hasarını göstermektedir. Bu durumda karaciğeri korumak adına riskli ilaçlar durdurulurken, hastanın kavitasyonel ve yayma pozitif tüberküloz tablosu nedeniyle tedavisiz kalmaması için hepatotoksik olmayan Etambutol ve bir florokinolon (veya Streptomisin) ile tedaviye devam edilmelidir.

Adım Adım Çözüm

1
Hepatotoksisite kriterlerini değerlendir
ALT (290290 U/LU/L) normal üst sınırın (4040 U/LU/L) 77 katından fazladır ve hastada ikter/semptom mevcuttur.
ATS/CDC kriterlerine göre; semptomatik hastalarda ALT >3×> 3 \times ULN veya asemptomatik hastalarda ALT >5×> 5 \times ULN olması durumunda hepatotoksisite tanısı konur.
2
Sorumlu ilaçları durdur
Hepatotoksik potansiyeli yüksek olan İzoniazid, Rifampisin ve Pirazinamid kesilir.
Karaciğer hasarının ilerlemesini ve olası bir fulminan karaciğer yetmezliğini önlemek için toksik ajanlar hemen durdurulmalıdır.
3
Alternatif (köprü) tedavi planla
Kavitasyonel ve bulaştırıcı (ARB+ARB+) hastalık nedeniyle Etambutol ve florokinolon (örneğin Levofloksasin) ile tedaviye devam edilir.
Hastalık yükü fazla olan vakalarda tedavinin tamamen kesilmesi direnç gelişimine ve klinik kötüleşmeye yol açabilir.
4
İzlem ve yeniden başlama stratejisi
Enzimler normalin 22 katının altına inince ilaçlar sırasıyla (genellikle önce Rifampisin, sonra İzoniazid) tekrar başlanır.
En az hepatotoksik ama en etkili olan Rifampisin'in erken başlanması, tedavi başarısını artırır.

Anahtar Kavram

Anti-tüberküloz İlaç İlişkili Hepatotoksisite (DILI) Yönetimi
Tahmini Süre:3m 0s
Soru 47Soru

Halsizlik, iştahsızlık ve hiperpigmentasyon şikayetleri nedeniyle tetkik edilen 4444 yaşındaki kadın hastada "Primer Adrenal Yetmezlik" (Addison Hastalığı) saptanarak günlük 2525 mgmg hidrokortizon ve 0.10.1 mgmg fludrokortizon replasman tedavisine başlanmıştır. Yaklaşık 1414 hafta sonra hastada öksürük ve gece terlemesi şikayetleri gelişmiş; çekilen akciğer grafisinde sağ üst lobda kaviter infiltrasyon izlenmiş ve balgam yaymasında aside dirençli basiller (ARB) 3(+)3(+) olarak raporlanmıştır. Hastaya izoniazid, rifampisin, pirazinamid ve etambutol tedavisi başlanmıştır. Antitüberküloz tedavinin 10.10. gününde hastada şiddetli bulantı, kusma, karın ağrısı ve kan basıncında ani düşüş (75/4575/45 mmHgmmHg) gelişmiştir.

Bu hastadaki klinik tablonun en olası nedeni ve yapılması gereken en uygun müdahale aşağıdakilerin hangisinde birlikte verilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Rifampisin'in sitokrom P450 enzim indüksiyonu - Kortikosteroid dozunun artırılması

Cevap

Klinik tablo Rifampisin'in sitokrom P450 enzimlerini indüklemesi sonucu gelişen bir adrenal krizdir ve kortikosteroid dozunun artırılması gerekir.
Rifampisin'in sitokrom P450 enzim indüksiyonu ve kortikosteroid dozunun artırılmasını içeren yaklaşım doğrudur. Rifampisin, özellikle CYP3A4 enzimini indükleyerek glukokortikoid ve mineralokortikoidlerin yıkımını hızlandırır. Primer adrenal yetmezliği olan bir hastada bu durum replasman tedavisinin yetersiz kalmasına ve akut adrenal krize (hipotansiyon, şok) yol açar. Bu durumda tüberküloz tedavisine devam edilirken steroid dozu artırılmalıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın mevcut durumunun değerlendirilmesi
Addison hastası olan hastada TB tedavisi sonrası akut hipotansiyon ve gastrointestinal semptomlar gelişmesi, bir 'Adrenal Kriz' tablosunu işaret eder.
Replasman altındaki bir hastada aniden gelişen bu semptomlar, steroid düzeyinin yetersiz kaldığını gösterir.
2
İlaç etkileşiminin analiz edilmesi
Rifampisin, karaciğerde CYP3A4 başta olmak üzere sitokrom P450 enzimlerini güçlü bir şekilde indükler.
Hidrokortizon ve fludrokortizon bu enzimler aracılığıyla metabolize edilir; enzim indüksiyonu bu ilaçların yarı ömrünü kısaltır ve serum düzeylerini düşürür.
3
Yönetim stratejisinin belirlenmesi
Hastada gelişen akut yetmezliği gidermek için steroid replasman dozu genellikle 22-33 katına çıkarılmalıdır.
Rifampisin kullanımı sırasında steroid metabolizması hızlandığı için mevcut dozlar yetersiz kalmaktadır.

Anahtar Kavram

Rifampisin, sitokrom P450 enzim indüksiyonu yaparak kortikosteroidlerin (ve oral kontraseptif, varfarin, dijital gibi ilaçların) metabolizmasını hızlandırır; bu durum Addison hastalarında adrenal krizi tetikleyebilir.
Soru 48Soru

2626 yaşında kadın hasta, son 33 aydır devam eden inatçı öksürük ve nefes darlığı şikayetleriyle polikliniğe başvuruyor. Hastanın öyküsünden, dış merkezde "astım" ön tanısıyla başlanan inhale kortikosteroid tedavisine yanıt vermediği; son aylarda bu şikayetlerine gece terlemesi ve 44 kgkg kilo kaybının eklendiği öğreniliyor. Fizik muayenesinde sol hemitoraks üst alanda oskültasyonla lokalize monofonik ronküs (wheezing) saptanıyor. Akciğer grafisinde sol hiler bölgede hafif dolgunluk dışında belirgin bir infiltrasyon izlenmeyen ve üç kez gönderilen balgam yayması asidorezistan basil (ARB) yönünden negatif saptanan bu hastada, kesin tanı amacıyla yapılması gereken en uygun işlem aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Fiberoptik bronkoskopi

Cevap

Lokalize ronküs ve tüberküloz şüphesi olan hastada fiberoptik bronkoskopi yapılmalıdır.
Doğru yanıt olan fiberoptik bronkoskopi seçeneği; hastanın lokalize ronküs (monofonik wheezing) bulgusunun havayolu obstrüksiyonuna işaret etmesi ve tüberkülozun konstitüsyonel semptomları (gece terlemesi, kilo kaybı) ile birleştiğinde endobronşiyal tüberkülozu düşündürmesi nedeniyle en uygun işlemdir. Bu tabloda balgam yayması sıklıkla negatif saptanır ve kesin tanı bronkoskopik biyopsi ile kazeifiye granülomların veya basilin gösterilmesiyle konur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguların analizi
İnatçı öksürük, kilo kaybı ve gece terlemesi tüberkülozu; lokalize monofonik ronküs ise havayolu obstrüksiyonunu düşündürür.
Konstitüsyonel semptomlar tüberkülozun sistemik etkisini gösterirken, monofonik wheezing spesifik bir bölgedeki daralmaya işaret eder.
2
Tanısal dışlama yapılması
Balgam ARB negatifliği aktif akciğer tüberkülozunu dışlamaz; endobronşiyal tüberkülozda yayma sıklıkla negatiftir.
Lezyon havayolu duvarında olduğu için parankimal tutulum yoksa balgamda basil görülme olasılığı düşüktür.
3
İnvaziv tanı yöntemi seçimi
Bronş ağacının doğrudan incelenmesi ve şüpheli bölgeden biyopsi/fırçalama yapılması planlanır.
Fiberoptik bronkoskopi, endobronşiyal tüberkülozu hem radyolojik hem de bakteriyolojik olarak kanıtlayabilen en duyarlı yöntemdir.

Anahtar Kavram

Endobronşiyal Tüberküloz Tanısı

İpuçları

1
Lokalize monofonik ronküsün (wheezing) astımdaki yaygın ronküsten farkını düşünün.

Daha Fazla Pratik

Endobronşiyal tüberkülozun bronş darlığı ve atelektazi gibi uzun dönem komplikasyonlarını gözden geçirin.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 49Soru

38 yaşında erkek hasta; yaklaşık 1 aydır devam eden halsizlik, gece terlemesi ve idrar yaparken yanma (disüri) şikayetleriyle polikliniğe başvuruyor. Hastanın fizik muayenesi ve rutin biyokimyasal tetkikleri normal sınırlardadır. Tam idrar tetkikinde; pH:5.1pH: 5.1, dansite: 10181018, lökosit: 30/HPF30/HPF, eritrosit: 5/HPF5/HPF saptanıyor. Ancak yapılan rutin idrar kültürlerinde 48 saat sonunda üreme saptanmıyor. Bu hastada "steril piyüri" varlığında, ayırıcı tanıda öncelikle tüberküloz düşünülürse tanıyı kesinleştirmek için istenmesi gereken en uygun tetkik aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Üç ayrı sabah idrarında Mikobakteri kültürü

Cevap

Üç ayrı sabah idrarında Mikobakteri kültürü yapılması renal tüberküloz tanısını kesinleştirmek için en uygun adımdır.
Steril piyüri varlığında genitoüriner tüberküloz ayırıcı tanıda üst sıralarda yer alır. Tanıyı kesinleştirmek için altın standart yöntem, ardışık alınan sabah idrar örneklerinde Mikobakteri kültürü yapılmasıdır. Bu vakalarda idrar pH'ının asidik olması tanısal değeri artırır.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın klinik bulgularını (disüri, halsizlik, gece terlemesi) değerlendir.
Genitoüriner sistem odaklı kronik bir enfeksiyon şüphesi oluşur.
Konstitüsyonel semptomların varlığı tüberkülozu destekler.
2
Laboratuvar bulgularını (steril piyüri, asidik idrar) analiz et.
İdrar kültüründe üreme olmaması ve pH'ın düşük olması tüberküloz için tipik bir bulgudur.
Mikobakteriler rutin kültür ortamlarında üremezler ve idrar asiditesini korurlar.
3
Tanıyı kesinleştirmek için en duyarlı mikrobiyolojik yöntemi seç.
Üç ayrı sabah idrarında kültür istenmesi.
Basillerin aralıklı atılımı nedeniyle tek örnek yeterli olmayabilir.

Anahtar Kavram

Steril piyüri (idrar kültürü negatifken lökositürinin olması) ve asidik idrar, genitoüriner tüberküloz için en karakteristik ipucudur.

İpuçları

1
Steril piyüri kavramına odaklanın: İdrarda hücre var ama standart kültürde üreme yok.
2
Tüberküloz basillerinin idrarla atılımı aralıklı olduğu için tek bir örnek yeterli olmayabilir.

Daha Fazla Pratik

Tüberküloz tedavisi başlanan bir hastada izoniazid kullanımına bağlı gelişebilecek yan etkileri ve pridoksin desteğinin önemini gözden geçirin.
Tahmini Süre:1m 15s
ÖncekiSayfa 3 / 3
Tüberküloz Alıştırma Soruları — TUS - Tıpta Uzmanlık Sınavı — Sayfa 3 | Examkin