Hücre Fizyolojisi

219 soru

Soru 1Soru

İstirahat halindeki bir sinir hücresinde, membran potansiyelinin oluşumunda birincil derecede sorumlu olan ve istirahat membran potansiyelini kendi denge (Nernst) potansiyeline en çok yaklaştıran iyon aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Potasyum (K+K^+)

Cevap

İstirahat membran potansiyelinin temel belirleyicisi potasyum (K+K^+) iyonlarıdır.
İstirahat halindeki bir hücrede membran potansiyelini belirleyen en önemli faktör, iyonların hücre zarı üzerindeki göreceli geçirgenlikleridir. Potasyum sızıntı kanalları istirahatte aktif olduğu için membran potansiyeli potasyumun denge potansiyeline (Nernst potansiyeli) çok yakındır.

Adım Adım Çözüm

1
İstirahatteki iyon geçirgenliklerini karşılaştır.
Hücre zarı istirahat halindeyken potasyum iyonlarına (K+K^+), sodyum iyonlarına (Na+Na^+) oranla yaklaşık 5010050-100 kat daha fazla geçirgendir.
Hücre zarında bulunan 'potasyum sızıntı kanalları' (leak channels) istirahatte açıktır.
2
Geçirgenlik ile denge potansiyeli arasındaki ilişkiyi kur.
Membran potansiyeli, en yüksek geçirgenliğe sahip olan iyonun Nernst potansiyeline (denge potansiyeline) en yakın değerde oluşur.
Goldman-Hodgkin-Katz denklemine göre baskın iyonun iletkenliği membran potansiyelini kendi tarafına çeker.

Anahtar Kavram

İstirahatte yüksek potasyum geçirgenliği, istirahat membran potansiyelini potasyumun denge potansiyeline (yaklaşık 94 mV-94\text{ mV}) yaklaştırır.
Soru 2Soru

Membran biyofiziği ve 'Akıcı Mozaik Zar Modeli'nin termodinamik prensipleri çerçevesinde; hücre zarının akışkanlığını, bileşenlerin moleküler organizasyonunu ve kolesterolün bu yapı üzerindeki regülatör etkisini açıklayan aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kolesterol, fizyolojik sıcaklıklarda fosfolipidlerin yağ asidi zincirlerinin hareketini kısıtlayarak zarın aşırı akışkanlaşmasını engellerken; düşük sıcaklıklarda bu zincirlerin birbirine sıkıca paketlenmesini (kristalleşmesini) önleyerek zarın donma noktasını düşürür ve akışkanlığı korur.

Cevap

Kolesterolün yüksek sıcaklıklarda akışkanlığı azaltan, düşük sıcaklıklarda ise kristalleşmeyi önleyerek akışkanlığı koruyan 'tampon' rolü doğru ifadedir.
Kolesterolün hücre zarındaki temel görevi, akışkanlığı stabilize etmektir. Yüksek sıcaklıklarda fosfolipidlerin lateral hareketini kısıtlayarak zarı stabilize ederken, düşük sıcaklıklarda yağ asidi zincirlerinin kristalleşmesini fiziksel olarak engelleyerek zarın donma noktasını düşürür ve akışkanlığı korur.

Adım Adım Çözüm

1
Kolesterolün yapısal konumunu belirle.
Kolesterol, polar baş grubu ile fosfolipidlerin baş grupları arasında, steroid halkası ise hidrofobik kuyrukların proksimal kısmında konumlanır.
Moleküler etkileşimin termal etkisini anlamak için konum kritiktir.
2
Yüksek sıcaklık (>Tm>T_m) etkisini analiz et.
Sıcaklık arttıkça lipid zincirleri daha fazla hareket eder. Kolesterol bu zincirlerin arasına girerek düzensiz hareketi kısıtlar ve viskoziteyi artırır.
Zarın aşırı sıvılaşarak bütünlüğünü kaybetmesini önlemek gerekir.
3
Düşük sıcaklık (<Tm<T_m) etkisini analiz et.
Sıcaklık düştükçe zincirler birbirine yaklaşır ve donma eğilimi gösterir. Kolesterol bu sıkı paketlenmeyi fiziksel olarak engeller.
Zarın katılaşarak (jel fazı) fonksiyonel özelliklerini kaybetmesini önlemek gerekir.

Anahtar Kavram

Membran Akışkanlık Tamponu Olarak Kolesterol

Daha Fazla Pratik

Fosfatidilserin asimetrisinin bozulmasının ve dış yaprağa geçmesinin (apoptoz sinyali) fizyolojik sonuçlarını inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 3Soru

Hücre zarı proteinleri, lipid çift katmanı ile olan etkileşimlerine göre integral ve periferal proteinler olarak iki ana gruba ayrılır. Periferal (çevresel) membran proteinlerinin yapısal ve fonksiyonel özellikleri dikkate alındığında, bu proteinler ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Membranın iç veya dış yüzeyindeki integral proteinlere veya fosfolipidlerin polar baş gruplarına elektrostatik etkileşimlerle zayıf bir şekilde bağlanırlar.

Cevap

Periferal membran proteinleri, membran yüzeyindeki integral proteinlere veya fosfolipidlerin polar baş gruplarına elektrostatik etkileşimler ve hidrojen bağları gibi kovalent olmayan zayıf bağlarla bağlanırlar.
Doğru ifade, periferal proteinlerin membran yüzeyindeki integral proteinlere veya fosfolipidlerin polar baş gruplarına elektrostatik etkileşimlerle zayıf bir şekilde bağlandığını belirtir. Bu proteinler lipid çift katmanının hidrofobik iç kısmına girmezler ve hafif kimyasal işlemlerle (yüksek tuz gibi) membrandan ayrılabilirler.

Adım Adım Çözüm

1
Membran proteinlerinin sınıflandırılmasını analiz et.
Proteinler, lipid tabakasına gömülme durumlarına göre integral (içsel) ve periferal (çevresel) olarak ikiye ayrılır.
Hangi protein grubunun özelliklerinin istendiğini netleştirmek için.
2
Periferal proteinlerin bağlanma mekanizmasını değerlendir.
Bu proteinler lipid çift katmanının içine girmezler, sadece yüzeydeki moleküllerle zayıf bağlar kurarlar.
Periferal proteinleri integral proteinlerden ayıran temel yapısal fark budur.
3
Seçeneklerdeki protein tiplerini karşılaştır.
Transmembran geçişi yapanlar integral; deterjan gerektirenler integral; yağ asidine kovalent bağlananlar lipide bağlı proteinlerdir.
Yanlış seçenekleri eleyerek doğru tanıma ulaşmak için.

Anahtar Kavram

Periferal proteinler, lipid çift katmanına gömülmeden, membran yüzeyindeki bileşenlerle zayıf (kovalent olmayan) etkileşimler kuran proteinlerdir.
Soru 4Soru

Mikrotübüller, hücre içinde dimerlerin sürekli eklenip ayrıldığı 'dinamik instabilite' (dynamic instability) adı verilen bir süreçle karakterizedir. Bu süreçte mikrotübülün (+) ucunda bulunan tubulin alt birimlerindeki GTP hidroliz hızı ile yeni dimerlerin eklenme hızı arasındaki denge, yapının stabilitesini belirler. Buna göre, hızla büyümekte olan bir mikrotübülün aniden hızlı bir depolimerizasyon (katastrof) evresine girmesini tetikleyen temel moleküler olay aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: (+) uçtaki GTP-tubulin dimerlerinin hidroliz edilmesiyle 'GTP başlığı'nın (GTP cap) kaybı

Cevap

(+) uçtaki GTP-tubulin dimerlerinin hidroliz edilmesiyle 'GTP başlığı'nın (GTP cap) kaybı
Mikrotübüllerin (+) ucunda bulunan GTP-bağlı tubulin dimerleri 'GTP başlığı' (GTP cap) olarak adlandırılan stabilize edici bir yapı oluşturur. Hücre içinde tubulin alt birimlerindeki GTP, polimerizasyondan kısa süre sonra GDP'ye hidroliz edilir. Eğer dimer eklenme hızı, GTP hidroliz hızından düşük kalırsa, koruyucu GTP başlığı kaybedilir. GDP-bağlı dimerler arasındaki bağlar zayıf olduğundan, mikrotübül ucu hızla depolimerize olmaya başlar; bu olaya 'katastrof' (felaket) adı verilir.

Adım Adım Çözüm

1
Mikrotübül polimerizasyon mekanizmasını analiz et.
Mikrotübül büyümesi için (+) uca GTP-bağlı tubulin dimerlerinin eklenmesi gerekir.
GTP-tubulin dimerleri birbirine daha sıkı bağlanarak yapıyı stabilize eder.
2
GTP başlığı kavramını değerlendir.
Yeni eklenen dimerler, henüz hidroliz edilmemiş bir 'GTP başlığı' (GTP cap) oluşturur.
Bu başlık, mikrotübülün depolimerize olmasını engelleyen koruyucu bir yapıdır.
3
Katastrof (felaket) fazının tetikleyicisini belirle.
GTP hidroliz hızı, dimer eklenme hızını geçtiğinde GTP başlığı kaybolur.
Başlık kaybolduğunda, GDP-bağlı tubulinlerin oluşturduğu kararsız uç hızla parçalanmaya başlar.

Anahtar Kavram

Mikrotübül Dinamik İnstabilitesi ve GTP Başlığı
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 5Soru

Vinkristin gibi mikrotübül polimerizasyonunu bozan kemoterapötiklerin kullanımı, hücre içi veziküler trafiği olumsuz etkileyebilir. Özellikle nöronlarda, yeni sentezlenen veziküllerin hücre gövdesinden akson terminaline (artı uç) doğru taşınmasının sekteye uğraması, periferik nöropati semptomlarının gelişimine katkıda bulunur. Bu süreçte mikrotübüller üzerinde hücre merkezinden çevreye (++ uca) doğru vezikül taşıyan temel moleküler motor protein aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kinezin

Cevap

Mikrotübüller üzerinde artı uca doğru anterograd taşıma yapan temel motor protein kinezindir.
Hücre içi veziküler trafiği sağlayan mikrotübül sistemi üzerinde iki ana motor protein grubu çalışır. Kinezinler, ATP hidrolizi yaparak mikrotübüllerin artı (++) ucuna doğru hareket ederler. Nöronlarda artı uçlar akson terminallerine baktığı için, hücre gövdesinden uca doğru (anterograd) yapılan taşımalardan kinezin sorumludur.

Adım Adım Çözüm

1
Taşımanın gerçekleştiği hücre iskeleti elemanını belirle.
Mikrotübüller (veziküler transport için ray görevi görürler).
Soruda vinkristin etkisiyle mikrotübül sisteminin bozulduğu belirtilmiştir.
2
Taşıma yönünü ve polariteyi analiz et.
Hücre gövdesinden akson terminaline doğru olan taşıma 'anterograd' yöndedir ve mikrotübülün artı (++) ucuna doğrudur.
Nöronlarda mikrotübüllerin eksi uçları hücre gövdesine, artı uçları akson terminaline bakar.
3
İlgili yöne hareket eden motor proteini eşleştir.
Kinezin.
Kinezinler artı uca (anterograd), dineinler eksi uca (retrograd) hareket eder.

Anahtar Kavram

Mikrotübül Motor Proteinleri ve Yönlülük (Polarite)

İpuçları

1
Mikrotübüller üzerinde hareket eden iki ana motor protein kinezin ve dineindir.
2
Nöronlarda akson terminali mikrotübülün artı (++) ucudur. Soruda bu uca doğru giden motor sorulmaktadır.
3
'Kinezin-Kalsın-Dışarı' veya 'Dinein-Dön-İçeri' gibi kısaltmalar yönleri hatırlamanıza yardımcı olabilir.

Daha Fazla Pratik

Aksonal transportta retrograd (terminalden gövdeye) yönde taşınan patojenleri (örneğin kuduz virüsü veya tetanoz toksini) ve bunlardan sorumlu motoru inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 6Soru

Sitozolde serbest ribozomlarda başlayan protein sentezi sırasında, uzayan polipeptid zincirinin N-terminal ucunda beliren hidrofobik sinyal dizisinin Sinyal Tanıma Partikülü (SRP) tarafından tanınması, ribozom-protein kompleksinin aşağıdaki organellerden hangisine hedeflenmesini sağlar?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Granüllü endoplazmik retikulum

Cevap

Granüllü endoplazmik retikulum
Salgısal proteinler, lizozomal proteinler ve plazma membranı proteinleri; sentezleri sırasında N-terminal uçtaki sinyal dizisi sayesinde Sinyal Tanıma Partikülü (SRP) tarafından tanınır. SRP, ribozom-protein kompleksini Granüllü Endoplazmik Retikulum (GER) zarındaki SRP reseptörüne yönlendirir. Böylece protein sentezi GER zarı üzerinde devam eder ve polipeptid zinciri eş zamanlı olarak (ko-translasyonel) ER lümenine aktarılır.

Adım Adım Çözüm

1
Sürecin analiz edilmesi
Soru, protein sentezi sırasında Sinyal Tanıma Partikülü'nün (SRP) devreye girdiği ve ribozomu yönlendirdiği hedefi sormaktadır.
Protein targeting (hedefleme) mekanizmasının bilinmesi gerekir.
2
Ko-translasyonel translokasyonun tanımlanması
SRP, sinyal dizisini tanır ve ribozomu Granüllü Endoplazmik Retikulum (GER) zarına taşır.
GER, salgısal ve membran proteinlerinin sentezinin yapıldığı ve lümene aktarıldığı yerdir.

Anahtar Kavram

Protein Hedefleme ve SRP Döngüsü

İpuçları

1
Bu organelin yüzeyi, protein sentezinden sorumlu yapılarla kaplı olduğu için mikroskopta 'granüllü' görünür.
2
Hücre dışına salgılanacak proteinler (örneğin insülin) ilk olarak bu organelin lümenine aktarılır.
3
SRP reseptörü sadece Endoplazmik Retikulum'un ribozomlu (granüllü) kısımlarında bulunur.

Daha Fazla Pratik

İzolasyon tekniklerinde mikrozom fraksiyonunun hangi organellerden oluştuğunu inceleyiniz.
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 7Soru

Hücreler arası iletişimde görev alan bazı ligandlar, hücre zarındaki reseptörlerine bağlandıklarında reseptörün sitoplazmik uzantısında bulunan intrinsik (yapısal) bir enzim alanını aktive ederler. Bu enzim aktivitesi sonucunda ikincil haberci olarak cGMPcGMP sentezlenir ve protein kinaz G (PKGPKG) aktivasyonu gerçekleşir.

Buna göre, bahsedilen sinyal iletim mekanizmasını (partiküler guanilat siklaz aktivitesi) kullanan molekül aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Atriyal natriüretik peptit (ANPANP)

Cevap

Atriyal natriüretik peptit (ANP), reseptörünün hücre içi kısmında bulunan yapısal guanilat siklaz enzimi aracılığıyla cGMPcGMP sentezini uyararak etkisini gösterir.
Atriyal natriüretik peptit (ANP) reseptörü (NPR-A), hücre içi bölgesinde yapısal olarak guanilat siklaz enzim alanına sahiptir. Ligand bağlanmasıyla aktifleşen bu alan, sitoplazmadaki GTPGTP'yi cGMPcGMP'ye dönüştürür. Artan cGMPcGMP ise Protein Kinaz G'yi (PKGPKG) aktive ederek hücresel yanıtları (örneğin damar düz kasında gevşeme) başlatır.

Adım Adım Çözüm

1
Reseptör tipinin belirlenmesi
Soruda tanımlanan reseptör, intrinsik (yapısal) enzim aktivitesine sahip katalitik bir reseptördür.
Ligand bağlandığında doğrudan enzim aktivasyonunun olması katalitik reseptörlerin temel özelliğidir.
2
İkincil habercinin tanımlanması
Guanilat siklaz aktivasyonu sonucunda GTPGTP'den cGMPcGMP sentezlenir.
cGMPcGMP, nitrik oksit (çözünür) ve ANP (partiküler) yolaklarının ortak ikincil habercisidir.
3
Hormon-reseptör eşleştirmesinin yapılması
ANP, partiküler guanilat siklaz reseptörlerini (NPR-A) kullanan temel hormondur.
İnsülin ve GH gibi diğer katalitik reseptörler tirozin kinaz temelli yolakları tercih ederler.

Anahtar Kavram

Katalitik Reseptörler ve Guanilat Siklaz Yolağı

Daha Fazla Pratik

Nitrik oksit (NO) ile ANP'nin guanilat siklaz aktivasyon mekanizmalarını (çözünür vs partiküler) karşılaştırınız.
Tahmini Süre:50s
Soru 8Soru

Hücreler arası bağlantı komplekslerinden hangisi, hem paraselüler sıvı akışını ve iyon geçişini kısıtlayan bir bariyer (kapı) görevi görür hem de membran proteinleri ile lipidlerinin apikal ve bazolateral domenler arasında lateral difüzyonunu engelleyen bir 'çit' (fence) fonksiyonu üstlenerek hücre polaritesini sağlar?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Zonula occludens

Cevap

Sıkı bağlantı birimi olan Zonula occludens, hücre polaritesini koruyan 'çit' ve geçişi düzenleyen 'kapı' fonksiyonlarına sahiptir.
Sıkı bağlantılar (Zonula occludens), epitel hücrelerinin en apikalinde yer alır. İki temel fonksiyonu vardır: 'Kapı' (Gate) fonksiyonu ile hücreler arası (paraselüler) mesafeden iyon ve su geçişini kontrol eder; 'Çit' (Fence) fonksiyonu ile ise membran içindeki protein ve lipidlerin apikalden bazolateral tarafa (veya tersi) geçmesini engelleyerek hücrenin fonksiyonel polaritesini korur.

Adım Adım Çözüm

1
Hücre bağlantılarının temel görevlerini analiz et.
Bağlantıların bir kısmı mekanik direnç (adherens), bir kısmı iletişim (nexus), bir kısmı ise bariyer ve polarite (occludens) sağlar.
Soruda istenen 'kapı' ve 'çit' fonksiyonları bariyer ve organizasyon yeteneği gerektirir.
2
Membran domenlerinin (apikal/bazolateral) ayrım mekanizmasını incele.
Membrandaki lipid ve proteinlerin lateral difüzyonunu durduracak en apikal yerleşimli yapı saptanır.
Hücre polaritesinin korunması için bu domenlerin birbirine karışmaması gerekir.
3
Zonula occludens (Sıkı Bağlantı) özelliklerini doğrula.
Okludin, klaudin ve JAM proteinlerinden oluşan bu yapının hem sızdırmazlık hem de organizasyonel bariyer sağladığı teyit edilir.
Bu yapı 'Junctional Complex'in en apikal parçasını oluşturur.

Anahtar Kavram

Zonula Occludens'in 'Gate' (Kapı) ve 'Fence' (Çit) Fonksiyonları

Daha Fazla Pratik

Klaudin proteinlerinin alt tiplerinin (örneğin Klaudin-1 vs Klaudin-2) epitelin 'sıkı' veya 'sızdıran' (leaky) olma özelliklerini nasıl belirlediğini inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 9Soru

Bir hücrede Na+/K+Na^+/K^+-ATPase pompasının ouabain gibi bir madde ile inhibe edilmesi sonucunda hücre içi sodyum (Na+Na^+) konsantrasyonu artmaktadır. Bu değişikliğin, hücre membranında gerçekleşen aşağıdaki taşıma süreçlerinden hangisini doğrudan yavaşlatması beklenir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Na+/Ca2+Na^+/Ca^{2+} değiştiricisi (exchanger) aracılığıyla kalsiyumun hücre dışına atılması

Cevap

Sodyum-kalsiyum değiştiricisi aracılığıyla kalsiyumun hücre dışına atılması süreci yavaşlar.
Sodyum-kalsiyum değiştiricisi (Na+/Ca2+Na^+/Ca^{2+} exchanger), bir sekonder aktif taşıma (antiport/karşıt taşıma) örneğidir. Bu taşıyıcı protein, kalsiyum iyonlarını konsantrasyon gradientine karşı (hücre dışına) pompalayabilmek için sodyum iyonlarının hücre dışındaki yüksek konsantrasyondan hücre içine akma eğiliminden kaynaklanan elektrokimyasal gradient enerjisini kullanır. Na+/K+Na^+/K^+-ATPase pompasının ouabain ile inhibe edilmesi, hücre içi sodyumu artırarak bu itici sodyum gradientini azaltır. Dolayısıyla, kalsiyumun hücre dışına atılma süreci doğrudan yavaşlar.

Adım Adım Çözüm

1
Na+/K+Na^+/K^+-ATPase inhibisyonunun sodyum konsantrasyonu üzerindeki etkisini analiz edin.
Hücre dışına aktif olarak pompalanamayan sodyum nedeniyle hücre içi [Na+][Na^+] konsantrasyonu artar.
Pompa normalde ATP harcayarak 3 sodyumu dışarı atarken, inhibisyon bu süreci durdurur.
2
Sodyumun elektrokimyasal gradientindeki değişimi değerlendirin.
Hücre dışı ile hücre içi arasındaki sodyum konsantrasyon farkı (gradient) azalır.
Hücre içinde biriken sodyum, dışarıdan içeriye doğru olan net sodyum akış isteğini (itici gücü) zayıflatır.
3
Sekonder aktif taşıma (karşıt taşıma) mekanizmasıyla ilişkiyi kurun.
Na+/Ca2+Na^+/Ca^{2+} antiport mekanizması yavaşlar ve hücre içi kalsiyum birikmeye başlar.
Bu sistem kalsiyumu dışarı atmak için sodyumun içeri girişinden gelen gradient enerjisini kullanır; gradient azalınca kalsiyum çıkış hızı da doğrudan azalır.

Anahtar Kavram

Sekonder Aktif Taşımanın Primer Aktif Taşıma ile Oluşturulan İyon Gradientine Bağımlılığı
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 10Soru

Hücre zarının termodinamik özellikleri, akışkanlığı ve moleküler organizasyonu üzerine lipit bileşenlerinin etkisi değerlendirildiğinde, aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sfingomiyelin ve kolesterolden zengin olan 'lipit raft' (lipid raft) bölgeleri, çevrelerindeki fosfogliserit bölgelerine göre daha kalın bir yapıya sahip olup sıvı-sıralı (lol_o) fazda bulunurlar.

Cevap

Sfingomiyelin ve kolesterolden zengin olan lipit raft bölgeleri, çevrelerine göre daha kalın olup sıvı-sıralı fazda bulunurlar.
Doğru seçenek olan ifade, lipit raftlarının (lipid rafts) temel biyofiziksel özelliklerini tanımlar. Bu mikro-domenler, doymuş yağ asidi zincirlerine sahip sfingolipitler ve kolesterolün kümelenmesiyle oluşur. Bu sıkı paketlenme, zarın bu bölgesinin çevreleyen fosfogliserit (sıvı-düzensiz, ldl_d) fazına göre daha kalın (hidrofobik eşleşme gereği) ve daha az akışkan (sıvı-sıralı, lol_o) olmasını sağlar.

Adım Adım Çözüm

1
Lipit zincir uzunluğu ve doygunluk etkisini analiz et.
Uzun ve doymuş zincirler TmT_m değerini artırırken, kısa ve doymamış (ciscis) zincirler TmT_m değerini düşürür.
Zincirler arası van der Waals kuvvetleri ve paketlenme düzeni akışkanlığı belirler.
2
Kolesterolün 'akışkanlık tamponu' (fluidity buffer) rolünü değerlendir.
Kolesterol, yüksek sıcaklıkta moleküler hareketi kısıtlar; düşük sıcaklıkta ise zincirlerin donmasını engeller.
Kolesterolün sterol halkası rijitlik sağlarken, kuyruğu zincirlerin arasına girerek düzeni bozar.
3
Lipit raft (sıvı-sıralı faz) yapısını incele.
Sfingolipitler ve kolesterol bir araya gelerek lol_o fazını oluşturur; bu bölgeler daha kalın ve fonksiyonel olarak özelleşmiştir.
Sfingolipitlerin uzun ve doymuş zincirleri kolesterol ile yüksek afinite gösterir, bu da yerel kalınlık artışına yol açar.

Anahtar Kavram

Membran Akışkanlığı ve Lipit Raft Organizasyonu
Soru 11Soru

Hücre içi sinyal iletim yollarında fosfolipaz C (PLC) enziminin aktivasyonu, membran fosfolipidlerinden ikincil habercilerin oluşumunu sağlar. Bu enzimin farklı izoformlarının (β\beta ve γ\gamma) uyarılma mekanizmaları, sinyali başlatan reseptör tipine göre özelleşmiştir.

Buna göre, bir büyüme faktörünün reseptör tirozine kinaz (RTK) yapısındaki reseptörüne bağlanması sonucunda PLC-γ\gamma izoformunun aktive edilmesi sürecinde gerçekleşen temel mekanizma aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Enzimin, reseptör üzerindeki fosforillenmiş tirozin kalıntılarına SH2 domaini aracılığıyla bağlanması ve ardından reseptör tarafından fosforillenmesi

Cevap

Reseptör tirozine kinaz (RTK) uyarımı sonrası PLC-γ\gamma aktivasyonu, enzimin SH2 domaini aracılığıyla fosforillenmiş reseptör kuyruğuna bağlanması ve bizzat reseptörün kinaz aktivitesi ile fosforillenmesi sonucu gerçekleşir.
Büyüme faktörü reseptörleri (RTK) uyarıldığında, sitoplazmik domainlerindeki tirozin kalıntılarını fosforillerler. PLC-γ\gamma enzimi, yapısındaki SH2 domaini sayesinde bu fosfotirozin bölgelerini tanır ve reseptöre bağlanır. Bağlanmayı takiben reseptörün kinaz aktivitesi ile PLC-γ\gamma bizzat fosforillenir ve aktive olur. Bu mekanizma G-proteinlerinden tamamen bağımsızdır ve enzim-kenetli reseptör yollarına özgüdür.

Adım Adım Çözüm

1
Reseptör tipini ve uyardığı enzim izoformunu eşleştirme
Büyüme faktörü reseptörü bir RTK'dır ve bu yol spesifik olarak PLC-γ\gamma izoformunu aktive eder.
RTK'lar ve GPCR'lar farklı PLC izoformlarını (sırasıyla γ\gamma ve β\beta) kullanarak sinyal iletirler.
2
RTK aktivasyon basamaklarını analiz etme
Ligand bağlanması sonrası dimerizasyon ve sitoplazmik tirozin kalıntılarında ototofosforilasyon gerçekleşir.
RTK'ların intrinsik kinaz aktivitesi, sinyal iletim proteinlerinin bağlanabileceği 'kenetlenme bölgeleri' oluşturur.
3
Sinyal iletim proteininin reseptöre bağlanma mekanizmasını belirleme
PLC-γ\gamma üzerindeki SH2 (Src Homology 2) domaini, reseptördeki fosfotirozinlere bağlanır.
SH2 domainleri, fosforillenmiş tirozin kalıntılarını tanıyan ve protein-protein etkileşimini sağlayan özgül yapılardır.
4
Enzimin tam aktivasyonu için gereken son modifikasyonu tanımlama
Reseptöre bağlanan PLC-γ\gamma, reseptörün kinaz aktivitesiyle fosforillenerek katalitik olarak aktif hale gelir.
Yalnızca bağlanma yeterli değildir; enzimin substratı olan PIP2PIP_2'yi parçalayabilmesi için yapısal bir aktivasyon (fosforilasyon) gerekir.

Anahtar Kavram

PLC İzoformlarının Özgül Aktivasyon Mekanizmaları

Daha Fazla Pratik

İnsülin reseptörü üzerinden aktive olan PI3K (Fosfatidilinozitol 3-kinaz) yolunun, PLC-γ\gamma yolu ile benzerliklerini (SH2 domain kullanımı) ve farklarını (aktive edilen efektörler) karşılaştırarak sinyal iletimindeki özgüllüğü pekiştirebilirsiniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 12Soru

Hücre içi sinyal iletiminde, GqG_q proteini ile kenetli bir reseptörün agonist tarafından uyarılması sonucunda efektör enzim olan fosfolipaz C (PLCPLC) aktifleşir. Bu enzim aktivitesi ile üretilen ikincil habercilerden biri olan inozitol trifosfatın (IP3IP_3) temel hücresel görevi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Endoplazmik retikulum üzerindeki reseptörlerine bağlanarak sitoplazmaya kalsiyum salınımını tetiklemek

Cevap

İnozitol trifosfatın temel görevi, endoplazmik retikulum üzerindeki kanallardan sitoplazmaya kalsiyum salınımını sağlamaktır.
Sinyal iletiminde GqG_q proteini aktive edildiğinde, efektör enzim olan PLCPLC uyarılır. Bu enzim, hücre zarındaki PIP2PIP_2'yi IP3IP_3 ve DAGDAG'a dönüştürür. Suda çözünür bir molekül olan IP3IP_3, sitoplazmaya geçerek endoplazmik retikulum (veya düz endoplazmik retikulum/sarkoplazmik retikulum) üzerindeki IP3IP_3 reseptörlerine/kanallarına bağlanır ve depolanmış kalsiyumun sitoplazmaya salınmasını sağlayarak hücresel yanıtı başlatır.

Adım Adım Çözüm

1
Reseptör aktivasyonu ve enzim uyarımı
GqG_q proteini aktifleşir ve fosfolipaz C (PLCPLC) enzimini uyarır.
Ligandın reseptöre bağlanması heterotrimerik G-proteininde konformasyonel değişikliğe yol açar.
2
Membran fosfolipitlerinin hidrolizi
PIP2PIP_2 molekülü IP3IP_3 ve DAGDAG olarak ikiye parçalanır.
PLCPLC enzimi, hücre zarındaki fosfatidilinozitol 4,5-bifosfatı katalizler.
3
İkincil habercinin hedef organelle etkileşimi
Sitozolik Ca2+Ca^{2+} derişimi hızla yükselir.
IP3IP_3 suda çözünür olduğu için sitoplazmada yayılır ve endoplazmik retikulumdaki kanalları açar.

Anahtar Kavram

Gq/PLC/IP3 sinyal yolağı ve kalsiyum mobilizasyonu
Soru 13Soru

G-proteinleri aracılığıyla yürütülen sinyal iletim mekanizmalarında, uyarılmış durumdaki bir efektör proteinin (örneğin adenilat siklaz) aktivitesinin durdurulması ve α\alpha alt biriminin tekrar βγ\beta\gamma kompleksi ile birleşerek inaktif heterotrimerik yapıya dönmesini sağlayan temel moleküler olay aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: α\alpha alt biriminin sahip olduğu intrinsik GTPaz aktivitesi ile bağlı olan GTP'yi hidroliz etmesi

Cevap

Sinyalin sonlanması, α\alpha alt biriminin kendi yapısında bulunan intrinsik GTPaz aktivitesi sayesinde bağlı olan GTP'yi hidroliz ederek GDP'ye dönüştürmesiyle gerçekleşir.
Doğru cevap, α\alpha alt biriminin intrinsik GTPaz aktivitesini kullanarak GTP'yi hidroliz etmesidir. G-proteinleri sinyal iletiminde bir 'zamanlayıcı' (timer) gibi çalışır. α\alpha alt birimi GTP'ye bağlıyken aktiftir, ancak kendi bünyesindeki GTPaz aktivitesi bu GTP'yi belirli bir süre sonra hidroliz ederek GDP'ye çevirir. GDP bağlı hale gelen α\alpha alt birimi konformasyonel değişikliğe uğrayarak efektör proteinden ayrılır ve tekrar βγ\beta\gamma kompleksiyle birleşerek inaktif hale döner.

Adım Adım Çözüm

1
G-proteini aktivasyon durumunun belirlenmesi
GTP'ye bağlı olan α\alpha alt birimi, βγ\beta\gamma kompleksinden ayrıdır ve efektör proteini uyarır.
Sinyal iletiminin devam etmesi için α\alpha biriminin GTP formunda olması gerekir.
2
Zamanlayıcı mekanizmanın (GTPaz) çalışması
α\alpha alt birimi, intrinsik GTPaz aktivitesi ile bağlı GTP'yi GDP ve inorganik fosfata (PiP_i) parçalar.
α\alpha alt birimi bir enzim gibi davranarak kendi aktivasyonunu sonlandıracak olan hidrolizi gerçekleştirir.
3
Heterotrimerik yapının tekrar kurulması
GDP'ye bağlı hale gelen α\alpha alt birimi, efektörden ayrılır ve βγ\beta\gamma kompleksine yüksek afinite ile bağlanarak inaktif duruma geçer.
G-proteinlerinin inaktif hali her zaman GDP'ye bağlı heterotrimerik (αβγ\alpha\beta\gamma) formdur.

Anahtar Kavram

G-proteinleri, α\alpha alt biriminin intrinsik GTPaz aktivitesi sayesinde kendi sinyallerini sonlandırma kapasitesine sahip moleküler şalterlerdir.
Soru 14Soru

Hücre zarlarının farklı bölgeleri, içerdikleri lipid türlerine göre değişken kalınlıklara sahiptir. Sfingolipid ve kolesterolden zengin 'lipid raft' bölgeleri daha kalın bir hidrofobik kor oluştururken, fosfatidilkolin zengini bölgeler daha incedir. Bir transmembran proteininin hidrofobik segment uzunluğu ile içine gömüldüğü zarın kalınlığı arasındaki bu geometrik ilişki, proteinin zardaki davranışını doğrudan etkiler.

Buna göre, hücre zarındaki yapısal organizasyon ve 'hidrofobik uyumsuzluk' (hydrophobichydrophobic mismatchmismatch) mekanizması ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Zar kalınlığı ile proteinin hidrofobik segment uzunluğu örtüşmediğinde; lipid çift tabakası yerel bir deformasyon (sıkışma veya uzama) göstererek veya proteinin α\alpha-heliksleri eğilerek (tiltingtilting) sistemin serbest enerjisini minimize eder.

Cevap

Zar kalınlığı ile protein segmenti arasındaki farkı gidermek için lipid çift tabakasının yerel deformasyonu veya protein helikslerinin eğilmesi (tilting) yoluyla serbest enerjinin minimize edilmesi
Doğru ifadeye göre, zar kalınlığı ve protein uzunluğu arasındaki fark, sistemin toplam serbest enerjisini artırır. Bu enerjiyi düşürmek için lipid çift tabakası yerel olarak kalınlığını değiştirir (lipid adaptasyonu) veya proteinin transmembran heliksleri dikey eksenden saparak eğilir (tiltingtilting). Bu mekanizmalar sayesinde proteinin hidrofobik kısımları ile lipidlerin hidrofobik koru arasındaki temas maksimize edilir.

Adım Adım Çözüm

1
Hidrofobik uyumsuzluk (hydrophobichydrophobic mismatchmismatch) kavramını tanımla.
Bir transmembran proteininin hidrofobik bölgesinin uzunluğu ile o bölgedeki lipid çift tabakasının kalınlığı arasındaki boy farkı belirlenir.
Sorunun temelini oluşturan geometrik ve termodinamik sorunu anlamak için gereklidir.
2
Termodinamik maliyeti analiz et.
Uyumsuzluk durumunda su molekülleriyle hidrofobik bölgelerin temas riski artar, bu da sistemin serbest enerjisini yükseltir.
Hücrenin neden yapısal bir değişikliğe ihtiyaç duyduğunu açıklar.
3
Adaptasyon mekanizmalarını değerlendir.
Protein helikslerinin eğilmesi (tiltingtilting) efektik uzunluğu azaltırken, lipid zincirlerinin uzaması veya kısalması (deformasyon) zar kalınlığını proteine uydurur.
Doğru seçeneğe ulaşmak için fiziksel çözüm yollarını belirler.

Anahtar Kavram

Hidrofobik Uyumsuzluk ve Membran Organizasyonu
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 15Soru

Hücre zarlarının dış yüzeyinde bulunan, glikoprotein ve glikolipidlerin karbonhidrat kısımlarının oluşturduğu, hücreye negatif elektriksel yük kazandırmanın yanı sıra hücrelerin birbirini tanımasında ve yapışmasında (adezyon) rol oynayan yapı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Glikokaliks

Cevap

Hücre dış yüzeyindeki karbonhidrat bileşenlerinin oluşturduğu yapı glikokalikstir.
Glikokaliks, hücre zarı dış yüzeyindeki glikoprotein ve glikolipidlerin karbonhidrat yan zincirlerinden oluşan gevşek bir örtüdür. Hücreye negatif yük kazandırır, diğer hücrelerle yapışmayı sağlar ve bağışıklık sisteminin hücreyi tanıması için bir 'hücre kimliği' görevi görür.

Adım Adım Çözüm

1
Zar bileşenlerinin konumlarını değerlendir
Karbonhidratların sadece zarın dış yüzeyinde bulunduğu belirlenir.
Hücre zarı asimetriktir ve şeker zincirleri dış ortama bakar.
2
Tanımlanan fonksiyonları analiz et
Negatif yük, hücre-hücre tanınması ve adezyon özelliklerinin bir örtü yapısına ait olduğu görülür.
Glikoprotein ve glikolipidlerin şeker kısımları bu koruyucu ve tanımlayıcı tabakayı oluşturur.

Anahtar Kavram

Glikokaliks yapısı ve fonksiyonları
Tahmini Süre:45s
Soru 16Soru

Lizozomlar, makromolekülleri parçalamak üzere çok sayıda asit hidrolaz enzimi içerirler. Bu organelin lümen içi asidik pHpH seviyesini (pH4.55.0pH \approx 4.5-5.0) koruması, enzimlerin aktivitesi ve olası bir sızıntıda sitozolün (pH 7.2) kendi kendini sindirmesini önleyen bir güvenlik mekanizması olması açısından kritiktir. Aşağıdakilerin hangisinde lizozomun karakteristik marker enzimi ve lümen içi asidifikasyonu sağlayan temel taşıma proteini birlikte verilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Asit fosfataz — V-tipi H+H^+-ATPaz

Cevap

Lizozomun karakteristik marker enzimi asit fosfataz, asidifikasyonu sağlayan protein ise V-tipi H+H^+-ATPaz'dır.
Lizozomların tanımlayıcı marker enzimi asit fosfatazdır. Lizozom lümenindeki asit hidrolazların (proteazlar, nükleazlar, lipazlar vb.) çalışması için gerekli olan düşük pH (yaklaşık 4.8), membranda bulunan V-tipi (vakuolar) H+H^+-ATPaz pompası sayesinde ATP harcanarak H+H^+ iyonlarının içeri pompalanmasıyla sürdürülür.

Adım Adım Çözüm

1
Organel marker enzimlerini değerlendir.
Lizozom için asit fosfataz, peroksizom için katalaz, Golgi için galaktozil transferaz ve düz ER için glukoz-6-fosfataz karakteristik marker'lardır.
Her organelin spesifik metabolik fonksiyonlarına özgü marker enzimleri bulunur.
2
Proton pompası tiplerini analiz et.
Lizozom ve endozomlarda pH'ı düşüren vakuolar (V-tipi) H+H^+-ATPaz'dır. Mitokondride F-tipi, mide pariyetal hücrelerinde ise P-tipi (H/K ATPaz) bulunur.
ATP enerjisini kullanarak konsantrasyon gradyanına karşı proton taşıma mekanizması organel tipine göre özelleşmiştir.

Anahtar Kavram

Hücre organellerinin (özellikle lizozomun) karakteristik marker enzimleri ve asidifikasyon mekanizmaları.
Soru 17Soru

Solunum yolları epitelinde ve fallop tüplerinde bulunan silyaların koordineli vuruş hareketi, hücre içi iskelet elemanlarının özelleşmiş bir organizasyonu ile sağlanır. Silya yapısındaki (aksonem) mikrotübül dubletleri arasında ATP enerjisini kullanarak kayma (sliding) hareketini başlatan ve bu sayede vuruşu gerçekleştiren temel moleküler motor aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Aksonemal dinein

Cevap

Silya hareketini başlatan temel moleküler motor aksonemal dineindir.
Aksonemal dinein, silya ve flagellaların aksonem yapısında mikrotübül dubletlerinden dışarı doğru uzanan kolları oluşturur. ATP hidrolizi yaparak komşu dublet üzerinde kayma hareketi başlatır. Bu hareket, neksin bağları gibi yapısal kısıtlamalar sayesinde silyanın eğilmesine (vuruşuna) dönüşür.

Adım Adım Çözüm

1
Silya iskelet yapısının (aksonem) analiz edilmesi
Aksonem, 9 çift çevresel mikrotübül dubleti ve merkezde 2 tekli mikrotübülden (9+2 yapısı) oluşur.
Hareketin gerçekleştiği temel yapısal birimi tanımlamak için gereklidir.
2
Hareket mekanizmasının belirlenmesi
Mikrotübül dubletleri arasındaki ATPaz aktivitesi gösteren kolların (dinein kolları) diğer dublet üzerinde yürüme isteği, dubletlerin birbirine göre kaymasını sağlar.
Kimyasal enerjinin (ATP) mekanik işe nasıl dönüştüğünü anlamak için gereklidir.
3
Motor protein türünün ayırt edilmesi
Bu spesifik kayma hareketinden sorumlu olan motor, silyaya özgü olan aksonemal dineindir.
Sitoplazmik dinein ve kinezin gibi diğer mikrotübül motorlarından ayrımı yapmak için gereklidir.

Anahtar Kavram

Silya ve flagella hareketinin temelinde mikrotübül dubletleri arasındaki aksonemal dinein kollarının ATPaz aktivitesi yatar.
Soru 18Soru

Egzersiz intoleransı ve proksimal kas güçsüzlüğü şikayetiyle başvuran bir hastadan alınan kas biyopsisinde Gomori trikrom boyası ile "düzensiz kırmızı lifler" (ragged red fibers) izlenmiştir. Bu patolojik bulgunun doğrudan ilişkili olduğu organelin matriksinde yer alan marker enzim aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İzositrat dehidrogenaz

Cevap

İzositrat dehidrogenaz mitokondri matriksinde yer alan karakteristik bir marker enzimdir.
Düzensiz kırmızı lifler (ragged red fibers), mitokondriyal fonksiyon bozukluğuna bağlı olarak mitokondrilerin kas lifi altında birikmesiyle oluşur. Mitokondri matriksi; pirüvat dehidrogenaz, sitrat sentaz ve izositrat dehidrogenaz gibi Krebs döngüsü enzimlerinin yanı sıra mitokondriyal DNA ve ribozomları içerir. İzositrat dehidrogenaz bu bölgede yer alan tipik bir marker enzimdir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguyu tanımla
Düzensiz kırmızı lifler (ragged red fibers)
Kas biyopsisinde görülen bu yapı, mitokondriyal DNA mutasyonları veya disfonksiyonu sonucu mitokondri sayısındaki anormal artışı temsil eder.
2
İlgili organeli belirle
Mitokondri
Bu bulgu mitokondriyal miyopatiler için patognomoniktir.
3
Organel bölmelerini ve enzim lokalizasyonlarını analiz et
Matriks enzimleri
Mitokondri; dış membran, intermembranöz alan, iç membran ve matriks olmak üzere dört bölmeden oluşur. Matriks, Krebs döngüsü enzimlerini barındırır.
4
Seçenekleri değerlendir
İzositrat dehidrogenaz matrikstedir.
Süksinat dehidrogenaz iç membranda bulunurken, İzositrat dehidrogenaz matrikste serbest halde bulunan temel bir Krebs döngüsü enzimidir.

Anahtar Kavram

Mitokondriyal yapı ve enzim sub-lokalizasyonu

İpuçları

1
Kas biyopsisindeki 'düzensiz kırmızı lifler' hangi organelin sayıca artışını veya yapısal bozukluğunu simgeler?
2
Söz konusu organel, hücrenin ATP üretim merkezidir ve kendine ait bir genomu vardır.
3
Mitokondri matriksi, Krebs döngüsü enzimlerini barındıran iç boşluktur. Bu bölgede serbest bulunan bir enzim arıyoruz.

Daha Fazla Pratik

Mitokondriyal iç membran proteinleri ve elektron taşıma sistemi (ETS) komplekslerinin dizilimini gözden geçirebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 19Soru

Hücrede sentezlenen proteinlerin glikozilasyon ve sülfasyon gibi post-translasyonel modifikasyon süreçlerinden geçtiği, proteinlerin hedeflerine göre paketlenip ayrıştırıldığı ve marker enzimi galaktozil transferaz olan organel aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Golgi aygıtı

Cevap

Hücrede proteinlerin post-translasyonel modifikasyonundan (glikozilasyon, sülfasyon) ve paketlenmesinden sorumlu olan, marker enzimi galaktozil transferaz olan organel Golgi aygıtıdır.
Doğru yanıt olan Golgi aygıtı, endoplazmik retikulumdan gelen proteinlerin terminatör glikozilasyonu, OO-bağlı glikozilasyonu ve sülfasyon gibi işlemlerle modifiye edildiği merkezdir. Ayrıca, lizozomal enzimlerin mannoz-6-fosfat (M6PM6P) ile işaretlenmesi de burada (özellikle cis-Golgi) gerçekleşir. Biyokimyasal marker enzimi ise galaktozil transferazdır.

Adım Adım Çözüm

1
Protein modifikasyonu ve ayrıştırma fonksiyonunu değerlendir.
Hücrede proteinlerin son şeklini aldığı ve gidecekleri yere (lizozom, hücre zarı, salgı) göre ayrıştırıldığı yerin Golgi aygıtı olduğu belirlenir.
Salgı proteinleri ve lizozomal enzimler bu organelde işlenir.
2
Marker enzim bilgisini kontrol et.
Galaktozil transferaz enziminin Golgi aygıtının karakteristik marker enzimi olduğu doğrulanır.
Her organelin biyokimyasal olarak tanımlanmasını sağlayan spesifik marker enzimleri vardır.

Anahtar Kavram

Golgi aygıtı fonksiyonları ve marker enzimleri

Daha Fazla Pratik

I-Hücresi (I-cell) hastalığında Golgi'deki mannoz-6-fosfat işaretleme hatasını ve klinik sonuçlarını inceleyiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 20Soru

Deneysel bir çalışmada, izole edilmiş bir sinir hücresinin içinde bulunduğu banyo solüsyonundaki sodyum (Na+Na^+) konsantrasyonu normal fizyolojik değerlerin yarısına indirilmiştir. Bu işlemin, hücrenin elektrofizyolojik özellikleri üzerinde oluşturacağı en doğrudan ve belirgin sonuç aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Aksiyon potansiyelinin amplitüdünde (genliğinde) ve tepe değerinde (overshoot) azalma

Cevap

Aksiyon potansiyelinin amplitüdünde ve tepe (overshoot) değerinde azalma gözlenir.
Aksiyon potansiyelinin depolarizasyon fazında membran potansiyeli sodyumun denge potansiyeline (ENaE_{Na}) yaklaşır. Nernst denklemine göre hücre dışı sodyum konsantrasyonu azaltıldığında ENaE_{Na} değeri daha az pozitif hale gelir. Bu durum, aksiyon potansiyelinin ulaştığı maksimum pozitif değerin (overshoot) azalmasına ve dolayısıyla toplam genliğin (amplitüd) düşmesine neden olur.

Adım Adım Çözüm

1
Aksiyon potansiyelinin fazlarını ve iyonik temellerini analiz etme
Depolarizasyon fazında membranın sodyum geçirgenliği (gNagNa) hızla artar ve membran potansiyeli sodyumun denge potansiyeline (ENaE_{Na}) doğru ilerler.
Tepe değeri, sodyumun hücre içine girmesiyle ulaşılabilecek maksimum elektrokimyasal denge noktasına sınırlıdır.
2
Nernst denklemini sodyum iyonu için uygulama
ENa=61×log([Na]dıs\c/[Na]ic\c)E_{Na} = 61 \times \log([Na]_{dış} / [Na]_{iç}) formülüne göre, hücre dışı sodyum konsantrasyonunun azalması ENaE_{Na} değerini daha az pozitif (sıfıra yakın) bir seviyeye çeker.
Dış konsantrasyonun azalması, sodyumun hücre içine girmesini sağlayan konsantrasyon gradyanını zayıflatır.
3
Aksiyon potansiyeli trasesindeki değişikliği öngörme
Aksiyon potansiyelinin ulaştığı en yüksek nokta (+35mV+35\,mV gibi normal değerler) daha düşük seviyelere (örneğin +10mV+10\,mV) iner.
Gradyan azaldığı için tepe değeri ve dolayısıyla aksiyon potansiyelinin toplam amplitüdü azalır.

Anahtar Kavram

Aksiyon potansiyeli tepe değeri (overshoot), sodyumun denge potansiyeli (ENaE_{Na}) ile sınırlıdır ve hücre dışı sodyum konsantrasyonu ile doğrudan ilişkilidir.
Tahmini Süre:1m 15s
Sayfa 1 / 11Sonraki
Hücre Fizyolojisi Alıştırma Soruları — TUS - Tıpta Uzmanlık Sınavı | Examkin