Genel Embriyoloji

367 soru

Soru 1Soru

Plasenta bariyeri (membrana placentae), maternal kan ile fetal kan arasında madde alışverişini düzenleyen seçici geçirgen bir yapıdır. Gebeliğin dördüncü ayından itibaren bu bariyerde meydana gelen morfolojik değişimler sonucunda bariyerin belirgin şekilde inceldiği ve difüzyon kapasitesinin arttığı bilinmektedir. Bu süreçte sitotrofoblastların seyrekleşmesi ve sinsityotrofoblastların fetal kapillerlerle yakın temas kurmasıyla 'vaskülosinsityal membran' alanları oluşur. Buna göre, dördüncü aydan sonra tam gelişmiş (matür) bir plasentada, maternal kan gölcüklerinden fetal dolaşıma geçişte bariyerin fonksiyonel ve kesintisiz bir bileşeni olarak izlenmesi en az olası olan yapı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kesintisiz sitotrofoblast tabakası

Cevap

Kesintisiz sitotrofoblast tabakası
Doğru yanıt olan kesintisiz sitotrofoblast tabakası, gebeliğin erken döneminde (ilk trimester) plasenta bariyerinin tipik bir bileşenidir. Ancak dördüncü aydan itibaren bu hücreler farklılaşarak veya seyrekleşerek kesintisiz tabaka özelliğini kaybederler. Bu durum, fetal ve maternal kan arasındaki mesafenin yaklaşık 2-4 mikrona kadar düşmesini sağlayarak madde alışverişini kolaylaştırır.

Adım Adım Çözüm

1
Plasenta bariyerinin erken dönem yapısını hatırla.
Erken dönemde bariyer 4 tabakadır: Sinsityotrofoblast, Sitotrofoblast, Villus bağ dokusu ve Fetal kapiller endoteli.
Başlangıçta fetal ve maternal kanı ayıran tüm histolojik katmanların bilinmesi gerekir.
2
Dördüncü aydan itibaren meydana gelen histolojik değişimleri analiz et.
Sitotrofoblastların (Langhans hücreleri) azaldığı ve sinsityotrofoblastların inceldiği saptanır.
Difüzyon mesafesini azaltarak madde değişimini hızlandırmak için bariyer incelmelidir.
3
Matür plasentadaki (4. ay sonrası) bariyer bileşenlerini belirle.
Bariyer esas olarak sinsityotrofoblast, (kaynaşmış) bazal laminalar ve fetal endotelden oluşur.
Sitotrofoblastların kesintisiz bir tabaka olma özelliğini yitirmesi en karakteristik değişimdir.

Anahtar Kavram

Plasenta bariyerinin (membrana placentae) olgunlaşma sürecindeki histolojik tabaka kaybı.
Soru 2Soru

3232 yaşında, pre-gestasyonel Tip 11 Diyabet tanısı olan ve gebelik öncesi dönemde glisemik kontrolü suboptimal seyreden bir anneden doğan yenidoğanda; sakral agenezis, alt ekstremitelerde fleksiyon deformiteleri ve renal agenezis saptanmıştır. "Kaudal regresyon sendromu" tanısı konulan bu klinik tablonun oluşumuna neden olan gelişimsel aksama, embriyogenezin hangi evresindeki bozuklukla en yakından ilişkilidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Gastrulasyon sırasında kaudal mezodermin yetersiz oluşumu

Cevap

Gastrulasyon sırasında kaudal mezodermin yetersiz oluşumu
Kaudal regresyon sendromu, embriyogenezin 33. haftasında gastrulasyon sırasında ilkel çizgiden ayrılan mezoderm hücrelerinin embriyonun en kaudal ucuna göçünün veya proliferasyonunun aksaması sonucu gelişir. Bu durum maternal diyabet ile en güçlü korelasyonu olan anomalilerden biridir ve sakral/lomber agenezis, alt ekstremite defektleri ve bazen sirenomelia (denizkızı sendromu) ile karakterizedir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu tanımla
Yenidoğanda sakral agenezis ve alt ekstremite anomalileri (Kaudal Regresyon Sendromu) saptanmıştır.
Vakadaki bulgular, kaudal embriyonik yapıların gelişimindeki ciddi bir aksamaya işaret etmektedir.
2
Teratojenik faktörü ve etki mekanizmasını ilişkilendir
Maternal diyabet (özellikle suboptimal kontrol), kaudal regresyon sendromu için en güçlü risk faktörüdür.
Hiperglisemi, gastrulasyon sırasında hücre proliferasyonunu ve göçünü bozarak teratojenik etki gösterir.
3
Embriyolojik süreci belirle
Gelişimin 33. haftasında gerçekleşen gastrulasyon evresinde ilkel çizgi üzerinden kaudal mezoderm oluşumu aksamıştır.
Sakral vertebralar, ürogenital sistem yapıları ve alt ekstremite mezodermi, gastrulasyon sırasında ilkel çizginin en kaudal kısmından köken alır.

Anahtar Kavram

Maternal diyabet ile ilişkili kaudal regresyon sendromu, gastrulasyonun (33. hafta) erken döneminde kaudal mezoderm gelişimindeki aksama sonucunda oluşur.
Soru 3Soru

İnsan fertilizasyon süreci sırasında spermatozoonun oosit bariyerlerini aşması ve oolemma ile etkileşimi karmaşık moleküler mekanizmalarla kontrol edilir. Bu süreçte görev alan mediyatörler ve gerçekleşen olaylar düşünüldüğünde, aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Juno proteini, oosit plazma membranında (oolemma) bulunan bir reseptördür ve fertilizasyonun ardından membran blokajı sağlamak amacıyla yüzeyden uzaklaştırılır.

Cevap

Juno proteini, oosit plazma membranında yer alan ve Izumo1 ile bağlanarak füzyonu başlatan reseptördür; füzyon sonrası polispermiyi önlemek için oosit yüzeyinden uzaklaştırılır.
Juno proteini, oosit plazma membranında (oolemma) bulunan bir GPI-bağlı proteindir ve spermatozoonun Izumo1 proteini ile bağlanarak membran füzyonunu sağlar. Fertilizasyonun hemen ardından Juno, oosit yüzeyinden veziküller halinde salınarak (shedding) ortamdan uzaklaştırılır; bu durum diğer spermlerin oolemmaya bağlanmasını engelleyen 'membran düzeyinde polispermi blokajı'nın temelini oluşturur.

Adım Adım Çözüm

1
Spermatozoonun oosit katmanlarını geçiş sırasını analiz et.
Sırasıyla: Korona radiata (denüdasyon), Zona pellucida (penetrasyon) ve Oolemma (füzyon).
Moleküler mediyatörlerin etki yerlerini belirlemek için doğru anatomik lokalizasyon şarttır.
2
Zona pellucida ve oolemma seviyesindeki moleküler etkileşimleri eşleştir.
ZP3 ve Akrozin zona seviyesinde; Izumo1 (sperm) ve Juno (oosit) oolemma seviyesinde etkilidir.
Her molekülün spesifik bir bariyer aşımı veya bağlanma görevi vardır.
3
Polispermi blokajı mekanizmasını değerlendir.
Hızlı blokaj (membran potansiyel değişimi) ve yavaş blokaj (kortikal reaksiyon/zona reaksiyonu) yanında Juno shedding (Juno'nun uzaklaştırılması) membran seviyesinde kritik bir bariyerdir.
Füzyon gerçekleştikten sonra başka bir spermin bağlanmasını önlemek için reseptörlerin etkisiz hale getirilmesi gerekir.

Anahtar Kavram

Fertilizasyonda Izumo1-Juno füzyon kompleksi ve polispermi blokajı.

Daha Fazla Pratik

Polispermiyi önleyen hızlı (elektriksel) ve yavaş (kortikal reaksiyon) blokaj mekanizmalarını karşılaştırmalı olarak inceleyiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 4Soru

İnsan prenatal gelişiminde 2426.24-26. haftalar arası (yaklaşık 6.6. ayın sonu), fetüsün dış ortama uyum yeteneğinin (viyabilite) gelişiminde kritik bir dönüm noktasıdır. Bu gelişim evresindeki bir fetüsün morfolojik ve fizyolojik özellikleri ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tip II pnömositler sürfaktan sentezlemeye başlar ancak terminal saküller henüz gaz değişimi için yeterli yüzey alanına ve matürasyona sahip değildir.

Cevap

Tip II pnömositlerin sürfaktan sentezlemeye başlaması ancak terminal saküllerin henüz tam olgunluğa erişmemiş olması
İnsan embriyolojisinde 24. haftadan itibaren Tip II pnömositler sürfaktan üretimine başlar. Bu biyokimyasal matürasyon, akciğerlerin terminal sakül evresine girişiyle birleştiğinde fetüsün dış ortamda hayatta kalabilme şansını (viyabilite) artırır. Ancak bu dönemde akciğerler morfolojik olarak hala gelişmekte olup alveoller tam kapasiteyle gaz değişimi yapacak olgunlukta değildir.

Adım Adım Çözüm

1
Solunum sisteminin fetal dönemdeki gelişim evrelerini değerlendir.
24-26. haftalar, kanaliküler evreden terminal sakül evresine geçişi temsil eder.
Tip II pnömositlerin sürfaktan salgılaması bu haftalarda başlar ve potansiyel gaz değişimini mümkün kılar.
2
Hematopoetik merkezlerin kronolojik değişimini analiz et.
Hematopoez yolk sac -> karaciğer -> dalak -> kemik iliği sırasını izler.
22-24. haftalarda kemik iliği aktivitesi başlar ancak karaciğer hala baskın merkezdir.
3
Morfolojik değişimleri (göz kapağı ve kemikleşme) kronolojik olarak karşılaştır.
Göz kapaklarının açılması 26. haftada, primer ossifikasyon ise 12. haftada gerçekleşir.
Bu veriler yanlış seçenekleri elemek için kullanılan kesin kronolojik milestones (kilometre taşlarıdır).

Anahtar Kavram

Fetal Dönem Gelişimsel Kilometre Taşları ve Viyabilite
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 5Soru

Embriyolojik gelişim sürecinde organların parankimini veya lümenini döşeyen epitelyal tabaka ile duvar yapısını oluşturan bağ ve kas dokusu bileşenleri genellikle farklı germ yapraklarından köken alır. Örneğin; gastrointestinal sistem organlarında lümen epiteli endodermden gelişirken, duvarın bağ ve kas dokuları splanknik mezodermden köken alır.

Buna göre, aşağıdaki anatomik yapıların hangisinde lümeni döşeyen epitel ile duvar yapısındaki bağ ve kas dokusu bileşenlerinin tamamı aynı germ yaprağı türevinden gelişmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Üreter

Cevap

Üreterin hem lümen epiteli hem de duvarındaki diğer doku bileşenleri aynı germ yaprağından (intermediyer mezoderm) köken almaktadır.
Üreter, embriyolojik gelişim sürecinde bütünüyle intermediyer mezodermden köken alır. Üreter tomurcuğu (mezonefrik kanalın bir dalı) üreterin epitelyal döşemesini oluştururken, çevreleyen intermediyer mezoderm kökenli mezenşim ise duvarın bağ ve düz kas dokularını oluşturur. Bu nedenle üreter, hem epiteli hem de duvar yapıları aynı germ yaprağından gelişen nadir organlardan biridir.

Adım Adım Çözüm

1
Organların katmanlarının kökenlerini analiz edin.
Sindirim ve solunum sistemlerinde epitel endodermden, stroma/duvar mezodermden gelir (karma köken).
Primitif bağırsak tüpü endodermden, onu saran mezenşim ise splanknik mezodermden köken aldığı için bu organlar çift germ yapraklıdır.
2
Üriner sistemin (üst kısımları) gelişimini değerlendirin.
Üreter, pelvis renalis ve toplayıcı tüpler intermediyer mezodermden gelişen üreter tomurcuğundan köken alır.
Üst üriner sistemin hem epiteli hem de çevre mezenşimi aynı germ yaprağı bölgesinden (intermediyer mezoderm) farklılaştığı için tekil kökenlidir.

Anahtar Kavram

İntermediyer mezodermden köken alan epitel yapıları
Soru 6Soru

Plasenta gelişimi sürecinde, tersiyer villusların distal uçlarındaki sitotrofoblast hücrelerinin çoğalıp sinsityotrofoblast tabakasını delerek maternal desiduaya ulaştığı ve villusları maternal dokuya sabitleyen devamlı bir tabaka oluşturduğu yapı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sitotrofoblastik kabuk

Cevap

Sitotrofoblastik kabuk
Plasenta gelişiminin erken dönemlerinde, villusların maternal dokuya tutunmasını sağlayan ana mekanizma 'sitotrofoblastik kabuk' oluşumudur. Çapa (anchoring) villuslarının ucundaki sitotrofoblastlar, sinsityotrofoblast tabakasını delerek dışarı çıkar ve maternal desidua ile temas eder. Bu hücreler yanlara doğru yayılarak tüm koryon kesesini çevreleyen ve plasentayı uterusa mekanik olarak sabitleyen bu kabuğu oluşturur.

Adım Adım Çözüm

1
Sorudaki tanımlayıcı özellikleri analiz et
Yapı, sitotrofoblast kökenli olmalı, sinsityumu delmeli ve maternal dokuya sabitleme (çapa) görevi görmelidir.
Soruda 'sinsityotrofoblast tabakasını delerek', 'maternal desiduaya ulaştığı' ve 'sabitleyen' ifadeleri anahtar noktalardır.
2
Seçenekleri histolojik yapılarına göre değerlendir
Sitotrofoblastik kabuk, 'anchoring' (çapa) villuslarının ucundaki sitotrofoblastların lateral genişlemesiyle oluşur ve plasentayı uterus duvarına kilitler.
Diğer seçenekler ya maternal kökenlidir (septa), ya dejeneratif birikimdir (sinsityal düğüm, Nitabuch) ya da genel bir bölge adıdır (koryon frondosum).

Anahtar Kavram

Plasental ankoraj (tutunma) mekanizması ve sitotrofoblastik kabuk oluşumu
Soru 7Soru

Fertilizasyon sürecinde spermatozoonun oosite ulaşması ve birleşmesi sırasında çeşitli enzimatik ve reseptör aracılı etkileşimler gerçekleşir. Buna göre; korona radiata penetrasyonu, zona pellucida'ya primer bağlanma ve oosit-sperm membran füzyonu basamaklarında görev alan temel moleküller aşağıdakilerin hangisinde doğru sırayla verilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hyaluronidaz — ZP3 — Izumo1

Cevap

Sırasıyla Hyaluronidaz, ZP3 ve Izumo1 molekülleri görev alır.
Fertilizasyon sırasıyla dıştan içe doğru engellerin aşılmasıyla gerçekleşir. İlk engel olan korona radiata, hyalüronik asit matriksine sahiptir ve spermatozoon yüzeyindeki Hyaluronidaz ile aşılır. İkinci engel zona pellucida'ya tutunma, ZP3 glikoproteini ile gerçekleşen primer bağlanmadır. Son aşamada spermatozoon zarı ile oosit zarının kaynaşması (füzyon), sperm yüzeyindeki Izumo1 ile oosit yüzeyindeki Juno'nun etkileşimi sayesinde olur.

Adım Adım Çözüm

1
Korona radiata bariyerini analiz et
Hücreler arası matriks hyalüronik asit zengini olduğundan, geçiş için 'Hyaluronidaz' enzimi gereklidir.
Spermatozoon yüzeyindeki PH-20 (hyaluronidaz) aktivitesi bu tabakayı dağıtır.
2
Zona pellucida bağlanma mekanizmasını belirle
Spermatozoonun zona pellucida'ya türe özgü primer bağlanmasını sağlayan ana glikoprotein 'ZP3'tür.
ZP3, akrozom reaksiyonunu tetikleyen reseptör görevi görür.
3
Membran füzyonu molekülünü tespit et
Zona pellucida aşıldıktan sonra sperm (Izumo1) ve oosit (Juno) zarlarının birleşmesi 'Izumo1' aracılığıyla olur.
Fertilin (ADAM) ailesi proteinlerin rolü günümüzde ikincil veya adezyonla sınırlı kabul edilirken, füzyon için esansiyel molekül Izumo1'dir.

Anahtar Kavram

Fertilizasyon basamaklarında görevli moleküler aracılar: Hyaluronidaz (Korona), Akrozin (Zona penetrasyonu), ZP3 (Zona bağlanması), Izumo1-Juno (Füzyon).

İpuçları

1
İlk engel olan korona radiata hücreleri, hyalüronik asit ile bir arada tutulur.
2
Zona pellucida'ya ilk tutunmayı sağlayan ana reseptör ZP3'tür.
3
Son yıllarda keşfedilen ve Japonca 'evlilik tapınağı' anlamına gelen molekül, füzyon için olmazsa olmazdır.

Daha Fazla Pratik

Polispermi blokajında ZP3 ve Juno moleküllerinin nasıl bir değişikliğe uğradığını inceleyiniz.
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 8Soru

İnsan prenatal gelişiminin fetal dönemi (9. haftadan doğuma kadar), organ sistemlerinin büyüme ve dokuların diferansiyasyonu ile karakterizedir. Gelişimin erken fetal evresi (9-12. haftalar) göz önüne alındığında, 12. haftanın sonunda sağlıklı bir fetüste aşağıdakilerden hangisinin gerçekleşmiş olması beklenmez?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tip II pnömositlerin matürasyonu ile sürfaktan maddesinin hava yollarında birikmeye başlaması

Cevap

Tip II pnömositlerin sürfaktan salgılayarak hava yollarında biriktirmesi fetal gelişimin 24-26. haftalarında gerçekleşir; bu nedenle 12. haftada gözlenmesi beklenmez.
Sürfaktan sentezi ve Tip II pnömositlerin fonksiyonel hale gelmesi fetal yaşamın 24-26. haftalarında gerçekleşir. 12. haftada akciğerler henüz bu matürasyon seviyesine ulaşmadığı için sürfaktan birikimi beklenmez.

Adım Adım Çözüm

1
Erken fetal dönem (9-12. haftalar) morfolojik gelişimini analiz et.
9. haftada baş büyüktür (CRL'nin yaklaşık yarısı), göz kapakları birleşiktir. 12. haftanın sonuna gelindiğinde CRL iki katına çıkar, baş yaklaşık üçte bir orana geriler.
Vücut büyüme hızı baş büyüme hızını geçer.
2
12. hafta spesifik dönüm noktalarını (milestones) gözden geçir.
Bağırsaklar 10. haftada dönmüştür, kemikleşme merkezleri 12. haftada belirgindir, cinsiyet tayini mümkündür ve dalakta kan yapımı başlamıştır.
Bu olaylar erken fetal dönemin tipik histofizyolojik değişimleridir.
3
Solunum sistemi matürasyon zamanını karşılaştır.
Akciğerlerin viabiliteyi sağlayan matürasyonu (sürfaktan sentezi) 24-26. haftalarda (terminal kese evresi) gerçekleşir.
12. haftada akciğerler henüz psödoglandüler evrededir.

Anahtar Kavram

Fetal gelişimde 12. hafta morfolojik ve fizyolojik dönüm noktaları

Alternatif Yöntem

Viabilite (yaşayabilirlik) sınırının 24-26. haftalar olduğunu bilmek, sürfaktan ile ilgili olan seçeneği 12. hafta için doğrudan elenmesi gereken bir seçenek haline getirir.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 9Soru

Gelişimin 3.3. haftasında gerçekleşen nörülasyon süreci sırasında, nöral katlantıların dorsal kenarlarından ayrılan ve vücudun pek çok bölgesine göç ederek spinal ganglionlar, melanositler ve adrenal medulla gibi çok farklı dokulara dönüşme yeteneğine sahip olan hücre grubu aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Nöral krest hücreleri

Cevap

Nöral krest hücreleri
Nöral krest hücreleri, embriyolojik gelişimin 3.3. haftasında nöral plak katlantıları birleşip nöral tüpü oluştururken bu katlantıların uç kısımlarından ayrılan hücrelerdir. Bu hücreler 'dördüncü germ yaprağı' olarak kabul edilecek kadar geniş bir farklılaşma potansiyeline sahiptir; periferik sinir sistemi ganglionları, Schwann hücreleri, melanositler ve adrenal medulla gibi çok çeşitli yapıların kökenini oluştururlar.

Adım Adım Çözüm

1
Nörülasyon sürecinin başlangıcını tanımla
3.3. haftada notokordun indüklemesiyle ektoderm kalınlaşarak nöral plağı oluşturur.
Sürecin hangi tabakadan başladığını anlamak için gereklidir.
2
Nöral katlantıların davranışını analiz et
Nöral plak kıvrılarak nöral katlantıları oluşturur; bu katlantılar orta hatta birleşirken en dorsal (uç) kısımdaki hücreler ayrılır.
Söz konusu hücrelerin tam olarak nereden köken aldığını belirlemek için gereklidir.
3
Ayrılan hücrelerin kaderini belirle
Bu ayrılan hücreler (nöral krest), epitelyal-mezenşimal dönüşüm geçirerek vücuda dağılır ve melanositler, spinal ganglionlar gibi yapıları oluşturur.
Tanımın soruda verilen özelliklerle eşleştiğini doğrulamak için gereklidir.

Anahtar Kavram

Nöral krest hücreleri, nörülasyon sırasında nöral katlantıların dorsalinden ayrılan pluripotensiyel göçmen hücrelerdir.

Daha Fazla Pratik

Nöral krest hücrelerinden köken alan kraniyofasiyal iskelet elemanlarını (ektomezenşim) inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 10Soru

Fertilizasyonun moleküler mekanizmaları dikkate alındığında; akrozom reaksiyonunu tamamlamış olan spermatozoonun oosit plazma membranına (oolemma) tutunmasını sağlayan ve bir 'ADAM' (A Disintegrin And Metalloprotease) protein ailesi üyesi olan sperm yüzey molekülü aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Fertilin

Cevap

Fertilizasyon sürecinde, akrozom reaksiyonunu tamamlayan spermin oosit plazma membranına tutunmasında görev alan ADAM protein ailesi üyesi Fertilin'dir.
Fertilizasyon sürecinde spermatozoon, zona pellucida'yı geçtikten sonra perivitellin aralığa ulaşır. Burada sperm plazma membranı ile oosit plazma membranı (oolemma) etkileşime girer. Bu etkileşimde sperm yüzeyinde bulunan ve ADAM protein ailesine mensup olan Fertilin (ADAM1/ADAM2), oosit yüzeyindeki integrinler ile bağlanarak adhezyonu (tutunmayı) sağlar. Ardından Izumo1 (sperm) ve Juno (oosit) etkileşimi ile füzyon gerçekleşir.

Adım Adım Çözüm

1
Fertilizasyon aşamasını belirle.
Spermin zona pellucida'yı geçtikten sonra oolemma (oosit zarı) ile ilk temas aşaması.
Soru, oolemma'ya tutunma ve ADAM protein ailesi özelliğini sormaktadır.
2
Söz konusu aşamadaki moleküler etkileşimleri değerlendir.
Sperm yüzeyinde Fertilin (ADAM 1/2) ve Izumo1; oosit yüzeyinde ise İntegrinler ve Juno reseptörü bulunur.
Moleküler mediyatörlerin hücresel yerleşimlerini ayırt etmek gerekir.
3
Spesifik aile tanımına uyan molekülü seç.
Fertilin, ADAM ailesinin prototip üyesidir.
ADAM (A Disintegrin And Metalloprotease) ailesi tanımı doğrudan Fertilin'e işaret eder.

Anahtar Kavram

Fertilizasyonun oolemma etkileşimi evresinde ADAM protein ailesinden olan Fertilin, spermin oositi tanımasını ve tutunmasını sağlar.
Tahmini Süre:45s
Soru 11Soru

İnsan prenatal gelişiminde hematopoetik aktivitenin organlar arası yer değişimi, fetal matürasyonun diğer sistemik göstergeleriyle kronolojik bir uyum içinde ilerler. Karaciğerdeki hematopoez hızının azalarak kemik iliğinin vücuttaki temel (primer) eritropoez ve lökopoez merkezi haline geldiği fetal dönem aralığında (yaklaşık 2830.28-30. haftalar), aşağıdaki fizyolojik veya morfolojik değişimlerden hangisinin gerçekleşmesi beklenir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Işığa yanıt olarak pupiller refleksin ilk kez tetiklenebilir hale gelmesi

Cevap

Işığa yanıt olarak pupiller refleksin ilk kez tetiklenebilir hale gelmesi
İnsan fetal gelişiminde hematopoez, fetal hayatın son üç ayında (yaklaşık 28. haftadan itibaren) kemik iliğinde yoğunlaşarak burayı primer merkez haline getirir. Aynı dönemde nörolojik gelişimin bir parçası olarak pupiller ışık refleksi (30. hafta) fonksiyonel hale gelir. Bu iki milat, fetal olgunluğun değerlendirilmesinde önemli kronolojik göstergelerdir.

Adım Adım Çözüm

1
Hematopoez merkezlerinin kronolojisini analiz et.
Hematopoez; vitellüs kesesi (3-8. hafta), karaciğer (6-30. hafta) ve kemik iliği (28. haftadan itibaren primer) sırasını izler.
Kemik iliğinin primer merkez olduğu dönemi (28-30. haftalar) belirlemek için gereklidir.
2
28-30. hafta arası diğer sistemik gelişimleri gözden geçir.
Göz kapakları 26-28. haftada açılır; pupiller refleks 30. haftada alınabilir hale gelir; deri altı yağ dokusu artar.
Soru kökündeki zaman dilimi ile şıklardaki olayları eşleştirmek için gereklidir.
3
Seçenekleri eleyerek doğru eşleşmeyi bul.
Işık refleksi 30. hafta ile uyumludur.
Diğer seçeneklerin (sürfaktan başlangıcı 24h, füzyon 9h, yağ dokusu 17-20h, ossifikasyon 12h) zamanlaması bu aralığın dışındadır.

Anahtar Kavram

Fetal dönemde hematopoetik geçiş ve nörolojik matürasyon eşzamanlılığı
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 12Soru

Karaciğerin embriyolojik gelişimi sürecinde, ön bağırsaktan (foregut) köken alan karaciğer divertikülü, septum transversum olarak bilinen mezenşimal doku içine doğru büyür. Bu süreçte karaciğerin parankimal hücreleri ile stroma ve vasküler yapıları farklı germ yapraklarından köken alır. Buna göre, karaciğerde bulunan aşağıdaki hücrelerden hangisi embriyolojik olarak mezoderm kökenlidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kupffer hücreleri

Cevap

Karaciğerdeki Kupffer hücreleri, monosit kökenli fagosittik hücreler olup embriyolojik olarak mezoderm tabakasından gelişirler.
Doğru cevap olan 'Kupffer hücreleri', karaciğerin sinüzoidal boşluklarında yer alan ve bağışıklık sisteminin bir parçası olan makrofajlardır. Bu hücreler, kan yapıcı kök hücrelerden (hematopoetik köken) türedikleri için embriyolojik olarak mezoderm tabakasından köken alırlar.

Adım Adım Çözüm

1
Karaciğerin embriyolojik kökenini analiz et.
Karaciğer, ön bağırsağın (foregut) endoderminden gelişen bir divertikül olarak başlar.
Organın parankimal kısımlarının endodermden köken aldığını belirlemek için bu adım gereklidir.
2
Endoderm ve mezoderm katkılarını birbirinden ayır.
Hepatositler ve epitel yapılar endodermden; bağ dokusu, damar endoteli ve Kupffer hücreleri ise septum transversum mezoderminden gelir.
Hücre tiplerine göre germ yaprağı eşleştirmesi yapmak sorunun çözümü için kritiktir.
3
Seçenekleri karşılaştır.
Kupffer hücrelerinin makrofaj sisteminin bir parçası olarak mezodermal olduğu saptandı.
Diğer tüm seçeneklerin epitel tabanlı (endodermal) olduğu görülmektedir.

Anahtar Kavram

Karaciğer parankimi endoderm kökenli iken, stroma, sinüzoid endoteli ve Kupffer hücreleri mezoderm (septum transversum) kökenlidir.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 13Soru

İnsan embriyosunda gelişimin 3. haftasında gerçekleşen gastrulasyon süreci ve primitif çizginin (stria primitiva) dinamikleri ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Primitif çizgiden içeriye göç eden (invajine olan) ilk grup epiblast hücreleri, hipoblast tabakasındaki hücrelerin yerini alarak embriyonik endodermi oluşturur.

Cevap

Primitif çizgiden invajine olan ilk epiblast hücrelerinin hipoblastın yerini alarak embriyonik endodermi oluşturması ifadesi doğrudur.
İnsan embriyolojisinde gastrulasyon süreci epiblast hücrelerinin primitif çizgiye göçüyle başlar. Bu süreçte hipoblast tabakasının içine sızarak bu hücrelerin yerini alan ilk grup hücreler embriyonik endodermi oluşturur. Daha sonra gelen hücreler ise epiblast ile endoderm arasında yayılarak intraembriyonik mezodermi meydana getirir.

Adım Adım Çözüm

1
Primitif çizginin kökenini belirle.
Primitif çizgi, 3. haftanın başında epiblast hücrelerinin proliferasyonu ile kaudal uçta oluşur.
Gastrulasyonun başlangıç noktası budur.
2
Hücre göç sırasını analiz et.
İnvajine olan ilk hücreler hipoblastı iterek endodermi, sonraki dalga ise epiblast ve yeni oluşan endoderm arasına girerek mezodermi oluşturur.
Germ yapraklarının oluşum sırası embriyolojik gelişim için kritiktir.
3
Moleküler kontrolü hatırla.
FGF8, epiblast hücrelerinde E-kadherini azaltarak invajinasyonu sağlar.
Hücre göçünün mekanizması bu büyüme faktörüne bağlıdır.

Anahtar Kavram

Gastrulasyon sırasında epiblast hücrelerinin yer değiştirmesi ile trilaminar (üç tabakalı) disk oluşumu.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 14Soru

Embriyonal gelişim sürecinde nörülasyon, nöral tüpün kranial ve kaudal uçlarındaki açıklıkların (nöroporlar) belirli bir zaman diliminde kapanmasıyla tamamlanan kritik bir evredir. Bu süreçte nöroporların kapanma zamanları ve kapanma kusurları ile ilgili olarak aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kranial nöropor yaklaşık 25.25. günde kapanır ve kapanmaması anensefali ile sonuçlanır.

Cevap

Kranial nöroporun yaklaşık 25.25. günde kapandığı ve kapanmamasının anensefali ile sonuçlandığını belirten ifade doğrudur.
Nörülasyon süreci kranial bölgeden başlayıp kaudale doğru ilerler. Kranial nöropor yaklaşık 25.25. günde kapanırken, kaudal nöropor yaklaşık 28.28. günde kapanır. Kranial ucun kapanmaması beynin ve kafatasının gelişemediği 'anensefali' tablosuna neden olur.

Adım Adım Çözüm

1
Nörülasyonun zaman çizelgesini belirle.
Nörülasyon 3. haftada başlar ve 4. haftanın sonunda nöroporların kapanmasıyla tamamlanır.
Nöroporların kapanması, nöral tüpün dış ortamla bağlantısının kesildiği son aşamadır.
2
Kranial ve kaudal nöroporların spesifik kapanma günlerini hatırla.
Kranial nöropor yaklaşık 25.25. günde (182018-20 somit evresi), kaudal nöropor ise yaklaşık 28.28. günde (2525 somit evresi) kapanır.
Gelişim kranialden kaudale doğru ilerlediği için kranial uç daha önce kapanır.
3
Kapanma kusurları ile anatomik bölgeleri eşleştir.
Kranial kapanma kusuru anensefaliye, kaudal kapanma kusuru ise spina bifidaya (nöral tüp defektleri) yol açar.
Açık kalan bölgedeki nöral doku amniyon sıvısı ile temas ederek dejenere olur.

Anahtar Kavram

Nörülasyonun tamamlanması ve Nöral Tüp Defektleri (NTD)

İpuçları

1
Nöral tüpün hangi ucunun daha önce kapandığını düşünün (gelişim kranialden kaudale ilerler).
2
Kranial (baş) bölgedeki bir açıklık beyin gelişimini engellerken, kaudal (kuyruk) bölgedeki açıklık omurgayı etkiler.

Daha Fazla Pratik

Nöral tüp defektlerinin önlenmesinde gebelik öncesi folik asit takviyesinin önemini gözden geçirebilirsiniz.
Tahmini Süre:50s
Soru 15Soru

Monozigotik (tek yumurta) ikiz gebeliklerinde, zigotun henüz blastomer evresindeyken (döllenmeden sonraki ilk 03.0-3. günler arası) ikiye bölünmesiyle sonuçlanan bir gelişim sürecinde, fetüslerin sahip olacağı fetal zarların ve plasentanın durumu aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ayrı koryon, ayrı amniyon ve iki ayrı (veya birleşmiş) plasenta

Cevap

Monozigotik ikizlerde ilk 3 gün içindeki bölünme, dikoryonik diamniyotik (iki koryon, iki amniyon) sonuçlanır.
Döllenmeden sonraki ilk 7272 saat içinde (blastomer evresi) gerçekleşen bölünmelerde, embriyolar henüz trofoblastik farklılaşma gerçekleşmeden ayrılırlar. Bu nedenle her iki embriyo da kendi koryon kesesini ve amniyon kesesini geliştirir. Bu durum 'dikoryonik diamniyotik' olarak adlandırılır ve bu gebeliklerde plasentalar birbirinden ayrı olabileceği gibi birbirine çok yakın yerleşip birleşmiş gibi de görünebilir.

Adım Adım Çözüm

1
Bölünme zamanını analiz et.
03.0-3. günler arası bölünme henüz koryon (trofoblast) farklılaşması başlamadan önceki blastomer/morula evresidir.
Bölünme zamanı, fetal zarların ortak mı yoksa ayrı mı olacağını belirleyen temel faktördür.
2
Zar yapısını belirle.
Erken bölünmede her hücre grubu kendi trofoblastını ve amniyonunu oluşturacağı için sonuç dikoryonik diamniyotiktir.
Koryon oluşumu blastokist aşamasında başladığı için, bu aşamadan önceki bölünmelerde koryonlar ayrı kalır.

Anahtar Kavram

Monozigotik ikizlerde bölünme zamanı-zar ilişkisi
Soru 16Soru

İnsan embriyosunda gelişimin 3.3. haftasında (16.16. gün civarı), gastrulasyon süreci devam ederken vitellüs kesesinin (saccussaccus vitellinusvitellinus) posterior duvarından bağlantı sapı (pediculuspediculus connectivusconnectivus) içerisine doğru gelişen parmak benzeri divertikül aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Alantois

Cevap

Alantois
Alantois, gelişimin yaklaşık 16.16. gününde vitellüs kesesinin arka duvarından gelişen ve bağlantı sapı içine doğru ilerleyen bir divertiküldür. İnsanlarda rudimenter kalsa da erken dönem kan yapımı ve ileride mesane gelişimiyle (urakus üzerinden) ilişkilidir.

Adım Adım Çözüm

1
Embriyonik gelişim dönemini ve ilgili haftayı belirle.
Soruda belirtilen 3.3. hafta (16.16. gün), gastrulasyonun başladığı ve embriyonik diskte önemli yapıların şekillendiği dönemdir.
Zamanlama, alantois oluşumu ile tam uyumludur.
2
Yapının köken aldığı anatomik bölgeyi analiz et.
Vitellüs kesesinin posterior duvarı kaynaklı bir çıkıntı olduğu belirlendi.
Alantois, vitellüs kesesinin kaudalindeki bir divertiküldür.
3
Yapının ilerlediği hedef bölgeyi doğrula.
Yapının bağlantı sapı (pediculuspediculus connectivusconnectivus) içine doğru uzandığı görüldü.
Alantois, bağlantı sapı içine parmak benzeri bir uzantı şeklinde girer.

Anahtar Kavram

Alantois Oluşumu ve Lokasyonu
Tahmini Süre:50s
Soru 17Soru

İnsan embriyosunda bilaminar (iki tabakalı) germ diskinin; ektoderm, mezoderm ve endoderm adı verilen üç germ yaprağından oluşan trilaminar bir yapıya dönüştüğü gelişimsel süreç aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Gastrulasyon

Cevap

Gastrulasyon, bilaminar germ diskinin trilaminar yapıya dönüştüğü süreçtir.
Gastrulasyon, gelişimin 3.3. haftasında epiblast yüzeyinde primitif çizginin belirmesiyle başlayan ve iki tabakalı embriyonik diskin üç ana germ yaprağına (ektoderm, mezoderm, endoderm) dönüştüğü temel morfojenetik süreçtir.

Adım Adım Çözüm

1
Embriyonik disk yapısının başlangıç durumu belirlenir.
Gelişimin 2.2. haftası sonunda embriyo, epiblast ve hipoblasttan oluşan bilaminar (iki tabakalı) bir disktir.
Sürecin hangi noktadan başladığını anlamak için başlangıç anatomik yapısı kritiktir.
2
Gelişimin 3.3. haftasındaki ana olay tanımlanır.
3.3. haftanın başında primitif çizginin (stria primitiva) oluşumuyla birlikte epiblast hücreleri invajine olmaya başlar.
Gastrulasyonun mekanizması hücre göçü ve tabakalaşmaya dayanır.
3
Sürecin sonucu değerlendirilir.
Bu hücre göçü sonucunda ektoderm, mezoderm ve endoderm tabakaları oluşarak trilaminar disk meydana gelir.
Soru kökünde istenen 'trilaminar yapıya dönüş' ifadesi bu sonucun karşılığıdır.

Anahtar Kavram

Gastrulasyon süreci ve üç germ yaprağının oluşumu.
Soru 18Soru

İn vitro fertilizasyon (IVF) başarısızlığı görülen bir vakada yapılan ileri mikroskobik incelemede, spermlerin korona radiyatayı ve zona pellucida'yı başarıyla geçtiği, ancak perivitellin aralıkta oosit zarı ile temas etmesine rağmen membran füzyonunu gerçekleştiremediği saptanmıştır. Sperm analizlerinde akrozom reaksiyonunun tam olduğu ve sperm yüzeyinde Izumo1 proteininin normal eksprese edildiği belirlenmiştir.

Buna göre, oosit plazma membranında (oolemma) eksikliği veya fonksiyon bozukluğu bu tabloya en olası yol açan molekül hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Juno

Cevap

Sperm-oosit füzyonunu sağlayan oosit yüzey reseptörü Juno molekülüdür.
Fertilizasyonun son aşaması olan füzyon (sperm ve oosit zarlarının kaynaşması), moleküler düzeyde sperm yüzeyindeki Izumo1 immünoglobulin süper ailesi proteini ile oosit yüzeyindeki GPI-bağlı reseptör Juno (folat reseptör 4) arasındaki etkileşime bağlıdır. Soruda spermin zona pellucida'yı geçtiği ancak füzyonun gerçekleşmediği, ayrıca sperm tarafındaki Izumo1'in normal olduğu belirtilmiştir. Bu durum, oosit tarafındaki karşılık gelen reseptör olan Juno'nun eksikliğini veya fonksiyon bozukluğunu işaret eder. Füzyon sonrası Juno oosit yüzeyinden hızla dökülerek (shedding) polispermiyi önleyen mekanizmalara da katkıda bulunur.

Adım Adım Çözüm

1
Vakanın hangi aşamada takıldığını belirle.
Spermler zona pellucida'yı geçmiş (penetrasyon tamam) ancak oolemma ile kaynaşamamıştır (füzyon başarısız).
Soruda verilen klinik tablo füzyon aşamasındaki bir defekti işaret etmektedir.
2
Füzyon aşamasında görevli moleküler çifti hatırla.
Membran füzyonu için sperm üzerindeki Izumo1 proteini ile oosit üzerindeki Juno reseptörü eşleşmelidir.
Fertilizasyonun moleküler biyolojisinde tanımlanmış en kritik füzyon ikilisi Izumo1-Juno kompleksidir.
3
Sperm tarafının sağlam olduğunu teyit ederek oosit tarafındaki molekülü seç.
Spermde Izumo1 normal olduğuna göre, defekt oosit tarafındaki Juno reseptöründedir.
Seçeneklerdeki diğer moleküller (ZP3, Akrozin, Hyaluronidaz) daha önceki bağlanma ve penetrasyon aşamalarında görevlidir.

Anahtar Kavram

Fertilizasyon sırasında sperm ve oosit membranlarının füzyonu, sperm yüzeyindeki Izumo1 ile oosit yüzeyindeki Juno reseptörünün etkileşimi sayesinde gerçekleşir.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 19Soru

2626 yaşında bir gebe, gebeliğinin postkonsepsiyonel 5.5. haftasında yaygın makülopapüler döküntü ve lenfadenopati şikayeti olan bir çocukla temas ettikten sonra benzer semptomlar göstermiştir. Yapılan serolojik tetkikler sonucunda annenin aktif Rubella (Kızamıkçık) enfeksiyonu geçirdiği doğrulanmıştır. Teratolojideki "kritik dönem" (organogenez) prensibi göz önüne alındığında, bu fetusta görülmesi en muhtemel anomali grubu aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Konjenital katarakt, patent duktus arteriozus ve sensörinöral işitme kaybı

Cevap

Konjenital katarakt, patent duktus arteriozus ve sensörinöral işitme kaybından oluşan triad görülmesi en muhtemeldir.
Gebeliğin postkonsepsiyonel 38.3 - 8. haftaları arası (embriyonik dönem), organ taslaklarının oluştuğu organogenez evresidir ve teratojenlere karşı en hassas dönemdir. 5.5. haftada göz, kalp ve iç kulak gelişimi aktif olarak devam etmektedir. Rubella (Kızamıkçık) virüsü bu dönemde mezenşimal doku gelişimini inhibe ederek konjenital katarakt, patent duktus arteriozus (PDA) ve sensörinöral işitme kaybından oluşan klasik Rubella triadına yol açar.

Adım Adım Çözüm

1
Vakadaki maruziyet zamanını belirle.
Postkonsepsiyonel 5.5. hafta (Organogenez dönemi).
Gelişimin 38.3 - 8. haftaları majör yapısal anomalilere en duyarlı dönemdir.
2
Teratojenik ajanın (Rubella virüsü) spesifik etkilerini hatırla.
Gregg Triadı: Katarakt, PDA (veya pulmoner arter darlığı) ve sağırlık.
Rubella virüsü bu kritik dönemde mezenşimal hücre proliferasyonunu bozarak bu organları etkiler.

Anahtar Kavram

Teratolojide kritik dönem prensibi: Organogenez (3-8. haftalar) sırasında maruz kalınan teratojenler, o sırada gelişmekte olan organlarda majör malformasyonlara neden olur.
Soru 20Soru

Gövde (trunktrunk) bölgesindeki nörülasyon sürecinde nöral krest hücreleri, epitel-mezenşim geçişi (EMTEMT) sonrası spesifik yolaklar üzerinden göç ederler. Ventrolateral yolağı izleyen (duyusal ve sempatik ganglionları oluşturacak) hücrelerin, somit mezenkimi içinden geçerken sadece somitlerin anterior (rostral) yarısını tercih etmelerinin ve böylece segmental bir dizilim kazanmalarının temel moleküler mekanizması aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Somitlerin posterior (kaudal) yarısında eksprese edilen efirinler (ephrinB1ephrin-B1) ve semaforinlerin (Sema3ASema3A) krest hücreleri üzerinde oluşturduğu repulsif (itici) etkileşim

Cevap

Somitlerin posterior yarısındaki efirin (ephrinB1ephrin-B1) ve semaforin (Sema3ASema3A) gibi moleküllerin oluşturduğu repulsif (itici) etki, nöral krest hücrelerini anterior yaraya zorlayarak segmental dizilimi sağlar.
Nöral krest hücrelerinin gövde bölgesindeki ventrolateral göçü sırasında, somitlerin posterior yarısında eksprese edilen efirin (ephrinB1ephrin-B1) ve semaforin (Sema3ASema3A) gibi proteinler, krest hücreleri üzerindeki reseptörler aracılığıyla itici bir sinyal oluşturur. Bu durum, hücrelerin mecburen somitin sadece anterior (rostral) yarısından geçmesine neden olur ve bu sayede spinal ganglionlar gibi yapılar segmental bir dizilim sergiler.

Adım Adım Çözüm

1
Nöral krest hücrelerinin nörülasyon sonrası davranışını analiz et.
Hücreler epitel-mezenşim dönüşümü (EMTEMT) geçirerek nöral tüpün dorsalinden ayrılır ve göç etmeye başlar.
Göçün başlayabilmesi için hücrelerin birbirine tutunmasını sağlayan kadherinlerin (EkadherinE-kadherin) ekspresyonunun azalması gerekir.
2
Gövde bölgesindeki ventrolateral göç yolunun anatomik engellerini değerlendir.
Hücreler dermomiyotom ve sklerotom (somit türevleri) arasından veya içinden geçmek zorundadır.
Duyusal ganglionlar (spinal ganglionlar) somitlerin hizasında segmental olarak yerleşmek zorundadır.
3
Göçün neden kesintili (segmental) olduğunu moleküler düzeyde açıkla.
Her somitin posterior (kaudal) yarısı krest hücreleri için 'yasak bölge'dir.
Posterior somit yarısında bulunan EphrinB1Ephrin-B1 ve Sema3ASema3A proteinleri, krest hücrelerindeki reseptörlerle etkileşerek hücreleri iteler (repulsionrepulsion).
4
Doğru moleküler eşleşmeyi onayla.
Efirinler ve semaforinler bu süreçteki temel itici yönlendiricilerdir.
Bu mekanizma spinal sinirlerin ve ganglionların neden her omur seviyesinde düzenli birer çift olarak dizildiğini açıklar.

Anahtar Kavram

Nöral Krest Hücre Göçü ve Segmentasyon (Efirin/Semaforin Bariyeri)

Daha Fazla Pratik

Nöral krest hücrelerinin kranial göç yolakları ile trunk (gövde) göç yolakları arasındaki farkları (örneğin dorsolateral yolakla melanosit oluşumu) gözden geçirebilirsiniz.
Tahmini Süre:2m 30s
Sayfa 1 / 19Sonraki