Kan ve Lenfoid Sistem

301 soru

Soru 201Soru

Mukozayla ilişkili lenfoid dokular (MALT) ve tonsillalar, vücuda giriş yollarında patojenlere karşı ilk savunma hattını oluştururlar. Bu yapıların histolojik organizasyonu ve bölgesel farklılıkları dikkate alındığında, aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Peyer plaklarının 'dome' (kubbe) epiteli; antijen sunumunda görevli M hücrelerini içerirken, yoğun goblet hücresi popülasyonu sayesinde kalın bir mukus bariyeri oluşturur.

Cevap

Peyer plaklarının dome epiteli; mikrokıvrımlı M hücrelerini içerir ancak antijen geçişini engellememek için goblet hücresi sayısı oldukça azdır.
Peyer plaklarını (MALT) örten özelleşmiş dome epiteli (folikül ilişkili epitel), lümendeki antijenlerin epitelyal bir bariyer olan mukusa takılmadan M hücrelerine (microfold cells) ulaşabilmesi için goblet hücresi içermez veya çok az içerir. Bu durum antijen örneklemesini kolaylaştıran bir adaptasyondur.

Adım Adım Çözüm

1
Tonsilla tiplerinin epitelyal ve kript özelliklerini karşılaştırın.
Palatina ve Lingualis çok katlı yassı epitel ile örtülüyken, Pharyngea ve Tubaria solunum epiteli ile örtülüdür. Palatina'da derin kriptler, Lingualis'te sığ kriptler, Pharyngea'da ise kıvrımlar (pleats) bulunur.
Tonsillaların ayırt edici tanısı için yerleşim yerlerine göre değişen epitel ve yüzey modifikasyonları kritiktir.
2
Tonsillalardaki bez yapılarını ve bunların kriptlerle ilişkisini inceleyin.
Sadece tonsilla lingualis'te muköz bezlerin (Weber bezleri) kript tabanına açıldığı, tonsilla palatina'da ise bezlerin kapsül dışında kaldığı ve kriptlere açılmadığı görülür.
Bez kanallarının açılıp açılmaması, kriptlerin temizlenme mekanizmasını belirler.
3
MALT yapısı olan Peyer plaklarının 'dome' epitelini analiz edin.
Dome epitelinde antijenleri yakalayan M hücreleri bulunur. Antijenlerin bu hücrelere ulaşabilmesi için mukus tabakasının ince olması gerekir, bu nedenle goblet hücreleri bu bölgede nadirdir veya yoktur.
M hücrelerinin etkin antijen örneklemesi yapabilmesi için mukus bariyerinin (goblet hücrelerinin) ve fırçamsı kenarın (glikokaliks) azalmış olması fizyolojik bir gerekliliktir.

Anahtar Kavram

Tonsillaların ve MALT'ın bölgesel histolojik farkları (Epitel, Kript ve Bez ilişkisi)
Soru 202Soru

Eritrositlerin periferik dolaşım sırasında maruz kaldıkları mekanik gerilmelere karşı yapısal bütünlüğünü koruması, membran iskeletinin integral proteinlere iki temel protein kompleksi üzerinden tutunmasına bağlıdır. Spektrin tetramerlerinin distal uçlarının aktin oligomerleri ile birleşerek oluşturduğu "bağlantı kompleksinde" (junctional complex) iskeleti doğrudan glikoforin C'ye sabitleyen protein ve matür eritrositlerin organel yoksunluğu nedeniyle enerji ihtiyacını karşıladığı temel metabolik süreç aşağıdakilerin hangisinde doğru verilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Protein 4.1 — Anaerobik glikoliz

Cevap

Protein 4.1 ve Anaerobik glikoliz eşleşmesi doğrudur.
Doğru yanıt olan seçenek, eritrosit biyolojisinin iki temel yönünü birleştirir: Yapısal olarak, bağlantı kompleksinde (junctional complex) spektrin tetramerlerinin uçları aktin filamentleri ile birleşir ve bu birleşim noktası Protein 4.1 aracılığıyla integral bir protein olan glikoforin C'ye çapalanır. Metabolik olarak, eritrositler matürasyon sırasında mitokondrilerini kaybettikleri için ATPATP üretimini sadece sitoplazmik anaerobik glikoliz yoluyla gerçekleştirebilirler.

Adım Adım Çözüm

1
Eritrosit membran iskeletinin yapısal organizasyonunu analiz edin.
Membran iskeletinin ankirin kompleksi ve bağlantı kompleksi (junctional complex) olmak üzere iki ana noktadan tutunduğu belirlendi.
İskeletin deformabilite ve stabilite özelliklerini anlamak için tutunma bölgelerinin ayrımı kritiktir.
2
Bağlantı kompleksinin (junctional complex) moleküler bileşenlerini tanımlayın.
Bu kompleksin spektrin tetramer uçları, kısa aktin oligomerleri, protein 4.1, adduksin ve tropomiyozinden oluştuğu görüldü.
Soru spesifik olarak bağlantı kompleksindeki sabitleyici proteini sormaktadır.
3
İskeleti membrana bağlayan protein etkileşimini belirleyin.
Protein 4.1'in, spektrin-aktin kompleksini integral bir protein olan glikoforin C'ye bağlayan ana adaptör olduğu saptandı.
Ankirin, diğer kompleksin (ankirin kompleksi) ana adaptörüdür ve Bant 3'e bağlanır.
4
Eritrosit metabolizmasının sınırlılıklarını değerlendirin.
Olgun eritrositlerin çekirdek ve mitokondri dahil tüm organellerini kaybettikleri, bu nedenle tek enerji kaynağının anaerobik glikoliz (Embden-Meyerhof yolu) olduğu belirlendi.
ATP üretimi için mitokondriyal oksidatif süreçlerin yokluğu, hücreyi glikolize bağımlı kılar.

Anahtar Kavram

Eritrosit membran iskeleti (junctional complex) ve anaerobik metabolizma
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 203Soru

Timus histolojisi; organın embriyolojik kökeni, lenfosit maturasyonundaki rolü ve parankimal organizasyonu açısından diğer lenfoid organlardan belirgin farklar gösterir. Timusun yapısal özellikleri ve histolojik çatısı ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Timus parankimasının çatısını (sitoretikulum) oluşturan epitelyal retiküler hücreler, endodermal kökenlidir ve birbirlerine desmozomlarla tutunurlar.

Cevap

Timus parankimasının çatısını (sitoretikulum) oluşturan epitelyal retiküler hücrelerin endodermal kökenli olması ve birbirlerine desmozomlarla tutunmaları doğru ifadedir.
Timus, diğer tüm lenfoid organlardan farklı olarak embriyolojik gelişimini üçüncü farengeal cebin endoderminden tamamlar. Bu nedenle, parankimal çatısı mezenşimal kökenli retiküler hücreler ve lifler yerine, 'Epitelyal Retiküler Hücreler' tarafından oluşturulur. Bu hücreler birbirlerine desmozomlar ve zonula occludens tipi bağlantılarla tutunarak, lenfositlerin (timositlerin) desteklendiği 'sitoretikulum' adı verilen ağ yapısını meydana getirirler.

Adım Adım Çözüm

1
Embriyolojik kökenin analizi
Timus 3.3. farengeal cep endoderminden gelişir.
Diğer lenfoid organlar mezenşimal kökenliyken timusun stroma hücrelerinin epitelyal karakterde olmasının nedeni budur.
2
Parankimal çatının (stroma) değerlendirilmesi
Timus parankimasında retiküler lif (Tip IIIIII kollajen) ağı bulunmaz; destek yapısı Epitelyal Retiküler Hücreler (ERH) tarafından sağlanır.
Hücreler birbirlerine desmozomlarla bağlanarak lenfositlerin (timositler) olgunlaşacağı bir ağ yapısı (sitoretikulum) oluşturur.
3
Fonksiyonel kısıtlamaların kontrolü
Timusta afferent lenfatik ve lenfoid nodül bulunmaz.
Primer lenfoid organlarda antijenle karşılaşma istenmeyen bir durumdur; bu nedenle filtrasyon görevi yoktur.

Anahtar Kavram

Timusun endodermal kökenli sitoretikulum yapısı ve sekonder lenfoid organlardan histolojik farkları.
Tahmini Süre:1m 40s
Soru 204Soru

Periferik kanda bulunan lökositler, sitoplazmalarında ışık mikroskobunda görülebilen spesifik granül bulunup bulunmamasına göre 'granülositler' ve 'agranülositler' olarak iki ana gruba ayrılır. Buna göre, aşağıdakilerden hangisi agranülositler grubunda yer alan bir hücredir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Lenfosit

Cevap

Agranülositler grubunda yer alan hücre lenfosittir.
Lenfositler, monositlerle birlikte periferik kanın agranülositlerini (granülsüz lökositlerini) oluşturur. Bu hücrelerin sitoplazmalarında granülositlerdeki gibi spesifik granüller bulunmaz; sadece lizozomlara karşılık gelen azurofilik granüller bulunabilir.

Adım Adım Çözüm

1
Lökositlerin sitoplazmik granül varlığına göre sınıflandırmasını hatırlamak.
Lökositler; granülositler (nötrofil, eozinofil, bazofil) ve agranülositler (lenfosit, monosit) olarak ayrılır.
Sınıflandırma kriteri, ışık mikroskobunda görülebilen spesifik granüllerin varlığıdır.
2
Seçeneklerdeki hücreleri bu gruplara yerleştirmek.
Lenfosit agranülosit; nötrofil, eozinofil, bazofil ve band formu ise granülosittir.
Hücrelerin morfolojik ve histolojik özellikleri ait oldukları grubu belirler.

Anahtar Kavram

Lökositlerin (akyuvarların) morfolojik özelliklerine göre granülosit ve agranülosit olarak sınıflandırılması.

Alternatif Yöntem

Hücre isimlerinin son eklerine odaklanmak: '-fil' ile bitenler (nötrofil, eozinofil, bazofil) genellikle granülosit; '-sit' ile biten lökositler (lenfosit, monosit) ise agranülositlerdir.
Tahmini Süre:30s
Soru 205Soru

Dalak parankiması histolojik olarak beyaz pulpa ve kırmızı pulpa olmak üzere iki ana bölgeden oluşur. Buna göre, aşağıdakilerden hangisi dalak kırmızı pulpasında yer alan karakteristik yapılardan biridir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Splenik sinüzoidler

Cevap

Splenik sinüzoidler
Dalağın kırmızı pulpası, kanın süzüldüğü ve yaşlanmış eritrositlerin temizlendiği bölgedir. Bu bölge temel olarak splenik sinüzoidler (vasküler boşluklar) ve splenik kordonlardan (Billroth kordonları) oluşur. Splenik sinüzoidler, endotel hücreleri arasında geniş aralıklar bulunan ve retiküler liflerle çevrili karakteristik yapılardır.

Adım Adım Çözüm

1
Dalağın genel histolojik organizasyonunu değerlendir.
Dalağın kapsül altında kalan parankiması beyaz pulpa (lenfoid doku) ve kırmızı pulpa (kan süzülen alan) olarak ikiye ayrılır.
Dalağın fonksiyonel ayrımını yapabilmek için temel yapıları bilmek gerekir.
2
Beyaz pulpa bileşenlerini belirle.
Periarteriyel lenfatik kılıf (PALS), Malpighi cisimcikleri ve santral arteriyol beyaz pulpa yapılarıdır.
Hangi yapıların beyaz pulpada yer aldığını elemek için gereklidir.
3
Kırmızı pulpa bileşenlerini belirle.
Splenik kordonlar (Billroth kordonları) ve splenik sinüzoidler kırmızı pulpayı oluşturur.
Soruda istenen hedef yapıyı tanımlamak için gereklidir.
4
Seçenekleri karşılaştırarak doğru yapıyı işaretle.
Splenik sinüzoidler kırmızı pulpada yer alırken, diğer seçenekler ya beyaz pulpaya ya da farklı bir lenfoid organa aittir.
Kesin sonuca ulaşmak için analiz tamamlanır.

Anahtar Kavram

Dalak Histolojik Organizasyonu: Beyaz ve Kırmızı Pulpa Ayrımı

Daha Fazla Pratik

Dalağın açık ve kapalı dolaşım teorilerini çalışarak kanın sinüzoidlere nasıl ulaştığını inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 206Soru

Eritrositlerin plazma membran iskeleti, hücrenin bikonkav formunu korumasını ve dar kapillerlerden geçerken yüksek derecede deforme olabilmesini sağlar. Bu iskelet yapısında spektrin tetramerlerinin distal uçları; kısa aktin filamentleri, tropomiyozin, tropomodülin ve adducin ile birleşerek "kavşak kompleksi"ni (junctional complex) oluşturur. Bu kompleksi integral bir membran proteini olan glikoforin C'ye bağlayarak membranın "yatay (horizontal) stabilitesini" sağlayan ve spektrin-aktin bağlanma ilgisini artıran temel protein aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bant 4.1 (Protein 4.1)

Cevap

Bant 4.1 (Protein 4.1)
Doğru seçenek olan Bant 4.1, eritrosit membran iskeletinde spektrin tetramerlerinin distal uçlarının aktin filamentleri ile bağlandığı noktada (kavşak kompleksi) yer alır. Bu protein, spektrin ve aktin arasındaki bağlanma afinitesini önemli ölçüde artırmanın yanı sıra, bu iskelet kompleksini integral bir protein olan glikoforin C'ye bağlayarak membranın yatay (horizontal) stabilitesini sağlar. Bu etkileşimdeki bozukluklar herediter eliptositoz gibi hastalıklara yol açabilir.

Adım Adım Çözüm

1
Eritrosit membran iskeletindeki iki temel bağlantı kompleksini ayırt edin.
Dikey stabilite kompleksi (Ankirin kompleksi) ve Yatay stabilite kompleksi (Kavşak kompleksi) belirlenir.
Eritrosit stabilitesi bu iki farklı mekanizmanın koordinasyonuyla sağlanır.
2
Kavşak kompleksinin (junctional complex) bileşenlerini analiz edin.
Kompleksin spektrin, aktin, tropomodülin, adducin ve Bant 4.1'den oluştuğu görülür.
Bu kompleks spektrin tetramerlerinin uç uca eklenerek ağ yapısı oluşturduğu bölgedir.
3
Kavşak kompleksini integral proteinlere bağlayan molekülü tanımlayın.
Bant 4.1 proteininin kompleksi Glikoforin C'ye bağladığı saptanır.
Bant 4.1 hem aktin-spektrin etkileşimini güçlendirir hem de iskeleti membrandaki glikoforin C'ye çapalar (yatay stabilite).

Anahtar Kavram

Eritrosit membranında yatay (horizontal) stabiliteyi sağlayan kavşak kompleksi ve Bant 4.1'in rolü.
Soru 207Soru

Lenf düğümü histolojisinde, medulla bölgesinde yer alan ve temel olarak B lenfositleri, plazma hücreleri ile makrofajlardan oluşan hücresel uzantılara ne ad verilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Medüller kordonlar

Cevap

Medüller kordonlar, lenf düğümünün medulla kısmında B lenfositleri, plazma hücreleri ve makrofajların bir araya gelerek oluşturduğu hücresel sütunlardır.
Medüller kordonlar, lenf düğümünün merkezinde (medulla) yer alan ve B hücreleri ile plazma hücrelerinin efferent lenfatiklere geçmeden önce toplandığı hücresel uzantılardır. Bu yapılar makrofajlar ve retiküler hücrelerce desteklenir.

Adım Adım Çözüm

1
Lenf düğümünün bölgelerini tanımla.
Lenf düğümü; dışta korteks (nodüller), ortada parakorteks (T bölgesi) ve içte medulla (kordon ve sinüsler) olarak ayrılır.
Hücresel yapıların lokasyonunu belirlemek için bölgesel ayrım esastır.
2
Medulla bölgesindeki yapıları ayırt et.
Medulla iki ana yapıdan oluşur: Hücrelerin yoğunlaştığı 'medüller kordonlar' ve lenf sıvısının geçtiği 'medüller sinüsler'.
Soru hücresel uzantıları (solid yapıları) sorduğu için sinüslerden ayırt edilmelidir.

Anahtar Kavram

Lenf düğümü medullası, lenfatik sinüsler ve bu sinüsler arasında uzanan, hücreden zengin medüller kordonlardan oluşur.

Daha Fazla Pratik

Plazma hücrelerinin en yoğun bulunduğu bölgeleri ve antikor sentezinin lenf düğümündeki ana merkezlerini inceleyin.
Tahmini Süre:35s
Soru 208Soru

Lenfoid sistem organlarının histolojik yapıları karşılaştırıldığında; afferent lenf damarlarının ve lenfoid foliküllerin (germinal merkezlerin) bulunmadığı, ancak parankimasında korteks-medulla ayrımı ile birlikte karakteristik Hassall cisimciklerini içeren organ aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Timus

Cevap

Hassall cisimcikleri içeren ve folikül yapısı bulunmayan organ Timus'tur.
Soruda tanımlanan organda lenfoid foliküller ve afferent lenfatik damarlar bulunmaz. Bu organın en karakteristik histolojik bulgusu, medullada yerleşmiş olan ve Tip VIVI epitelyal retiküler hücrelerin oluşturduğu Hassall cisimcikleridir. Bu özellikler primer lenfoid organ olan timusu diğer lenfoid organlardan ayırır.

Adım Adım Çözüm

1
Lenfoid organların ayırt edici morfolojik özelliklerini hatırla.
Timus'un folikül ve afferent lenfatik içermediği, lenf düğümü ve dalak gibi organların ise folikül içerdiği belirlenir.
Primer ve sekonder lenfoid organlar arasındaki temel yapısal farkları ayırt etmek için gereklidir.
2
Timus parankimasındaki spesifik yapıları gözden geçir.
Hassall cisimciklerinin (Tip VIVI epitelyal retiküler hücreler) timus medullası için tanısal olduğu sonucuna varılır.
Organın kesin kimliğini doğrulamak için özelleşmiş histolojik belirteçleri kullanmak gerekir.

Anahtar Kavram

Timus, afferent lenfatik damarları ve lenfoid folikülleri (germinal merkezleri) olmayan, parankimal çatısı epitelyal retiküler hücrelerden oluşan ve Hassall cisimcikleri içeren primer lenfoid organdır.
Tahmini Süre:50s
Soru 209Soru

Lenf düğümlerinde bulunan; kemik iliği kaynaklı olmayan, antijen-antikor komplekslerini yüzeylerindeki Fc reseptörleri ile yakalayarak B lenfositlere sunan ancak MHC sınıf II moleküllerini eksprese etmeyen özelleşmiş stromal hücre tipi, aşağıdaki histolojik bölgelerin hangisinde yerleşmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sekonder lenf folikülü germinal merkezi

Cevap

Tanımlanan hücre Foliküler Dendritik Hücredir (FDC) ve sekonder lenf foliküllerinin germinal merkezinde bulunur.
Soruda tarif edilen hücre Foliküler Dendritik Hücredir (FDC). FDC'ler, klasik antijen sunan hücrelerden (APC) farklı olarak kemik iliği kökenli değildir (mezenkimal kökenlidir), fagositoz yetenekleri çok azdır veya yoktur, MHC sınıf II molekülü eksprese etmezler ve antijenleri işleyerek değil, antijen-antikor kompleksleri şeklinde (iccosome) yüzeylerinde tutarak B lenfositlere sunarlar. Bu hücreler, B lenfositlerin yoğun olduğu lenf foliküllerinde (özellikle sekonder foliküllerin germinal merkezlerinde) bulunurlar.

Adım Adım Çözüm

1
Hücre özelliklerini analiz et
Kemik iliği kökenli değil (mezenkimal), MHC Sınıf II negatif, Antijen-antikor kompleksi tutuyor (Fc reseptörü var).
Bu özellikler antijen sunan diğer hücrelerden (makrofaj, IDC) ayrımı sağlar.
2
Hücre tipini belirle
Bu tanım Foliküler Dendritik Hücre (FDC) ile tam olarak uyuşmaktadır.
FDC'ler antijeni işleyip T hücresine sunmaz (MHC II yok), B hücrelerine 'native' (doğal) formda sunar.
3
Hücrenin konumunu belirle
FDC'ler B lenfositlerin bulunduğu folikül yapılarında yer alır.
FDC uzantıları germinal merkezde B hücreleri için bir iskelet oluşturur.

Anahtar Kavram

Antijen Sunumu ve Stromal Hücre Farklılaşması

İpuçları

1
Bu hücre tipi antijeni 'işlemez' (process etmez), olduğu gibi saklar.
2
Bu hücreler T hücrelerine değil, B hücrelerine sunum yapmak üzere özelleşmiştir.
3
B lenfositlerin somatik hipermutasyon ve afinite olgunlaşması geçirdiği bölgenin temel çatısını oluştururlar.

Daha Fazla Pratik

İnterdijital dendritik hücrelerin (IDC) parakortekse göç mekanizması ve HEV ilişkisi.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 210Soru

Periferik kan lökositlerinden agranülositlerin (lenfositler ve monositler) morfolojik, ultrastrüktürel ve histokimyasal özellikleri incelendiğinde, aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: 'Büyük granüler lenfosit' (NK hücresi) popülasyonu, sitoplazmalarında bulunan belirgin azurofilik granüllerin yoğun miyeloperoksidaz (MPO) aktivitesi göstermesiyle karakterizedir.

Cevap

Büyük granüler lenfositlerin (NK hücreleri) sitoplazmik granülleri miyeloperoksidaz (MPO) içermez; bu özellik lökositlerin ayırıcı tanısında kritik bir histokimyasal farktır.
Büyük granüler lenfositler (NK hücreleri) agranülosit grubunda yer almalarına rağmen sitoplazmalarında belirgin azurofilik granüller taşırlar. Ancak bu granüller peroksidaz (MPO) negatif olup, hedef hücreleri öldürmek için perforin ve granzimler içerir. MPO aktivitesi nötrofil ve monosit gibi miyeloid hücrelere özgüdür.

Adım Adım Çözüm

1
Lökositlerin morfolojik kriterlerini (N/C oranı ve kromatin yoğunluğu) analiz et.
Küçük lenfositlerin en yüksek N/C oranına ve en yoğun heterokromatine sahip olduğu doğrulanır.
Hücre tipini nükleer özelliklere göre tanımlamak.
2
Monositlerin lenfositlerden ayırıcı ultrastrüktürel özelliklerini değerlendir.
Monositlerin daha büyük olduğu, ötekromatik (dantelimsi) çekirdek yapısına ve 'buzlu cam' sitoplazmaya sahip olduğu saptanır.
Büyük agranülositler arasındaki morfolojik farkları ayırt etmek.
3
Azurofilik granüllerin doğasını ve enzim içeriğini incele.
Agranülositlerdeki granüllerin primer lizozom olduğu ve asit fosfataz içerdiği teyit edilir.
Granülosit-agranülosit ayrımındaki terminolojik netliği sağlamak.
4
NK hücrelerinin (Büyük Granüler Lenfositler) histokimyasal profilini miyeloid seri ile karşılaştır.
NK hücrelerinin lenfoid kökenli olduğu ve miyeloperoksidaz (MPO) enzimini içermediği belirlenir.
En üst düzey histokimyasal ayırıcı tanıyı gerçekleştirmek.

Anahtar Kavram

Agranülositlerin Morfolojik ve Histokimyasal Diferansiyasyonu
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 211Soru

Timus parankimasında T-lenfositlerin matürasyon süreçleri incelendiğinde; kemik iliği kökenli öncül hücrelerin organa giriş yaptıktan sonra göç ederek çoğaldıkları ve henüz CD4CD4 veya CD8CD8 yüzey belirteçlerini eksprese etmedikleri (çifte negatif evre) bölge aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Subkapsüler korteks

Cevap

En genç ve yüzey belirteçlerini henüz kazanmamış (çifte negatif) timositlerin bulunduğu bölge subkapsüler kortekstir.
Doğru cevap olan subkapsüler korteks, timusun en dış parankimal tabakasıdır. Kemik iliğinden gelen öncül hücreler buraya yerleşerek hızla çoğalırlar ve bu aşamada henüz yardımcı (CD4CD4) veya sitotoksik (CD8CD8) T-hücre belirteçlerini eksprese etmezler (çifte negatif evre). Matürasyon ilerledikçe derin kortekse inerek çifte pozitif hale gelirler.

Adım Adım Çözüm

1
T-lenfositlerin timusa giriş yolunu belirle.
Hücreler kemik iliğinden çıkarak kortikomedüller bileşkeden (KMB) organa girer.
Hücre trafiğinin başlangıç noktasını saptamak için.
2
Hücrelerin girişten sonraki ilk göç hedefini ve matürasyon durumunu değerlendir.
Hücreler subkapsüler alana göç eder, çoğalır ve CD4/CD8CD4^- / CD8^- (çifte negatif) evrededirler.
En erken olgunlaşma evresinin konumunu belirlemek için.

Anahtar Kavram

Timosit matürasyon trafiği: KM Bileşke (Giriş) -> Subkapsüler Alan (DN) -> Derin Korteks (DP) -> Medulla (SP) -> KM Bileşke (Çıkış).

Daha Fazla Pratik

Kortekste pozitif seleksiyonun başarısız olması durumunda hücrelerin akıbetini ve bu süreçten sorumlu olan makrofajların özelliklerini inceleyiniz.
Tahmini Süre:50s
Soru 212Soru

Sağlıklı bir bireyden alınan periferik kan yayması incelenirken lökositler, sitoplazmalarında ışık mikroskobunda görülebilen spesifik granüllerin bulunup bulunmamasına göre sınıflandırılırlar. Buna göre, aşağıdakilerin hangisinde 'agranülositler' grubunda yer alan hücreler bir arada verilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Lenfosit ve monosit

Cevap

Agranülositler grubunda yer alan hücreler lenfosit ve monosittir.
Doğru seçenekte verilen lenfositler ve monositler, sitoplazmalarında ışık mikroskobunda seçilebilen spesifik granüllere sahip olmadıkları için histolojik olarak 'agranülositler' olarak tanımlanırlar.

Adım Adım Çözüm

1
Lökositlerin morfolojik sınıflandırma kriterini belirle.
Lökositler, sitoplazmalarında ışık mikroskobunda görülebilen 'spesifik' (sekonder) granüllerin varlığına göre ikiye ayrılır.
Sınıflandırma temelini anlamak hücre gruplarını ayırmayı sağlar.
2
Granülositleri ve agranülositleri listele.
Granülositler: Nötrofil, Eozinofil, Bazofil. Agranülositler: Lenfosit, Monosit.
Hücrelerin hangi gruba dahil olduğunu bilmek doğru cevaba ulaştırır.

Anahtar Kavram

Lökositlerin granül içeriğine göre sınıflandırılması (Granülositler vs Agranülositler)
Soru 213Soru

Periferik kan yaymasında gözlenen agranülositlerin (lenfositler ve monositler) yapısal özellikleri, yaşam döngüleri ve kinetikleri ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Monositler, kemik iliğinde nötrofiller gibi belirgin bir rezerv (depo) havuzu oluşturmadan, oluştuktan kısa bir süre sonra dolaşıma katılırlar.

Cevap

Monositler, kemik iliğinde nötrofiller gibi belirgin bir depo havuzu oluşturmadan dolaşıma katılırlar.
Monositlerin kemik iliği evresi oldukça hızlıdır. Nötrofillerin aksine, kemik iliğinde acil durumlar için bekletilen büyük bir olgun monosit rezervi yoktur. Hücreler üretildikten kısa bir süre sonra periferik kana salınırlar.

Adım Adım Çözüm

1
Agranülositlerin (monosit ve lenfosit) kinetik özelliklerini hatırla.
Monositler kemik iliğinde üretildikten sonra 122412-24 saat içinde kana geçerler; nötrofiller gibi günlerce süren bir olgun hücre deposu (storage pool) bulunmaz.
Monosit ve granülosit kinetiği arasındaki temel farkı belirlemek.
2
Lenfositlerin dolaşım özelliklerini değerlendir.
Lenfositler doku ve kan arasında resirkülasyon yapabilir.
Lenfositlerin diğer lökositlerden ayrılan dinamik davranışını doğrulamak.
3
Morfolojik olarak 'agranülosit' teriminin teknik anlamını analiz et.
Bu hücreler 'spesifik' granül içermezler, ancak lizozom karşılığı olan 'azurofilik' granülleri barındırırlar.
İsimlendirme ve içerik arasındaki yaygın kafa karışıklığını gidermek.

Anahtar Kavram

Monosit Kinetiği ve Agranülosit Morfolojisi
Soru 214Soru

İnsan periferik kanında bulunan lökositler (akyuvarlar), sitoplazmalarında ışık mikroskobunda görülebilen spesifik granüllerin varlığına göre granülositler ve agranülositler olarak iki ana gruba ayrılır. Buna göre, aşağıdakilerden hangisi bir 'granülosit' örneğidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Eozinofil

Cevap

Eozinofil, sitoplazmasında belirgin spesifik granüller barındıran bir granülosittir.
Doğru yanıt olan eozinofil, nötrofil ve bazofil ile birlikte sitoplazmalarında spesifik granüller taşıyan granüler lökositler (granülositler) ailesinin bir üyesidir. Bu hücreler aynı zamanda parçalı (lobüle) çekirdek yapıları nedeniyle polimorfnüveli lökositler olarak da bilinirler.

Adım Adım Çözüm

1
Lökosit sınıflamasını hatırla.
Lökositler; nötrofil, eozinofil ve bazofili içeren 'granülositler' ile lenfosit ve monositi içeren 'agranülositler' olarak ayrılır.
Hücrelerin morfolojik gruplandırmasını belirlemek için temel sınıflama bilgisini kullanmak gerekir.
2
Seçeneklerdeki hücrelerin hangi gruba ait olduğunu kontrol et.
Lenfosit ve monosit agranülosit; eritrosit ve trombosit ise lökosit dışı kan elemanlarıdır.
Yanlış seçenekleri eleyerek doğru hücre tipine ulaşmak hedeflenir.
3
Doğru seçeneği onayla.
Eozinofil bir granülosittir.
Eozinofilin spesifik granül içeriği onun bu grupta yer almasını sağlar.

Anahtar Kavram

Lökositlerin sitoplazmik granül içeriğine göre morfolojik sınıflaması.
Soru 215Soru

Kemik iliği hemopoetik mikroçevresi (stroma), sinüzoidlerin yapısal özellikleri ve hücrelerin olgunlaşma evreleri ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Adventisiyel retiküler hücrelerin ürettiği Tip III kollajen lifleri hemopoetik nişin yapısal desteğini sağlarken; olgunlaşan kan hücreleri sinüzoid endotelinden geçici 'transselüler migrasyon gözenekleri' yoluyla dolaşıma katılır.

Cevap

Adventisiyel retiküler hücrelerin ürettiği Tip III kollajen (retiküler lifler) hemopoetik nişin iskeletini oluştururken; olgun kan hücreleri sinüzoid endotelinden geçici 'transselüler migrasyon gözenekleri' yoluyla dolaşıma katılır.
Kemik iliği stroması, Tip III kollajen (retiküler lifler) üreten adventisiyel retiküler hücreler tarafından desteklenir. Olgunlaşan hücrelerin sinüzoidlere geçişi ise endotel hücrelerinin sitoplazmasında açılan geçici transselüler gözenekler aracılığıyla gerçekleşir. Bu mekanizma, kemik iliği-kan bariyerinin seçici geçirgenliğini sağlar.

Adım Adım Çözüm

1
Kemik iliği stroma yapısını analiz etme.
Stroma, retiküler lifler (Tip III kollajen) ve bunları sentezleyen adventisiyel retiküler hücrelerden (ARC) oluşur.
ARC'ler hem fiziksel destek sağlar hem de hemopoezi düzenleyen sitokinler (G-CSF gibi) salgılar.
2
Sinüzoid bariyeri ve diapedez mekanizmasını değerlendirme.
Kemik iliği sinüzoidleri süreksiz bir bazal laminaya sahiptir ve hücreler endotel hücrelerinin arasından değil, hücre gövdesinden (transselüler) geçer.
Bu geçiş 'migration pores' adı verilen geçici sitoplazmik delikler aracılığıyla gerçekleşir.
3
Eritropoez ve granülopoez evrelerinin morfolojik özelliklerini karşılaştırma.
Polikromatofilik eritroblastta hemoglobin sentezi başladığı için çift renkli boyanma görülür. Miyelosit evresi spesifik granüllerin başladığı ve mitozun sürdüğü son evredir.
Bu nüanslar hücrelerin tanımlanması ve fonksiyonel kapasitelerinin (mitoz) belirlenmesi için kritiktir.

Anahtar Kavram

Kemik İliği Mikroçevresi ve Sinüzoid Geçiş Mekanizması

İpuçları

1
Kemik iliği sinüzoidlerinin bazal lamina yapısını ve hücrelerin lümen içine nasıl girdiğini (hücreler arası mı yoksa hücre içi mi) düşünün.
2
Tip III kollajen liflerinin (retiküler lifler) hangi hücreler tarafından üretildiğini ve bu liflerin stromadaki fonksiyonunu hatırlayın.
3
Eritrosit ve granülosit serilerindeki son mitotik evreleri ve bu evrelerin boyanma özelliklerini (bazofili/asidofili) ayırt edin.

Daha Fazla Pratik

Eritroblastik ada yapısını ve makrofajların eritropoezdeki demir transferi görevini inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 216Soru

Lenf düğümü histolojisinde aferent lenfatik damarların açıldığı subkapsüler sinüsün yapısal organizasyonu ve lenf süzülme mekanizması düşünüldüğünde, sinüs duvarını oluşturan endotel tabakası ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sinüsün kortekse bakan 'taban' endoteli kesintili bir yapı sergileyerek lenf içerisindeki antijenlerin ve hücrelerin parankime geçişine olanak sağlar.

Cevap

Subkapsüler sinüsün kortekse bakan 'taban' endoteli kesintili bir yapı sergileyerek antijen ve hücre geçişine izin verir.
Lenf düğümünde subkapsüler sinüsün organizasyonu asimetriktir. Kapsül tarafındaki endotel (tavan), lenfi organ içinde tutmak için sürekli bir tabaka oluşturur. Buna karşın, korteks tarafındaki endotel (taban) kesintili (diskontinü) bir yapıdadır. Bu kesintiler, lenf içerisindeki antijenlerin, lenfositlerin ve diğer hücrelerin lenfoid parankime kolayca geçmesini ve buradaki immün hücrelerle etkileşime girmesini sağlar.

Adım Adım Çözüm

1
Aferent lenf akışının lenf düğümüne giriş noktasını analiz et.
Lenf, kapsülü delerek subkapsüler (marjinal) sinüse boşalır.
Süzülme işleminin başlangıç noktasını belirlemek için.
2
Sinüsün iki duvarı (tavan ve taban) arasındaki histolojik farkı değerlendir.
Kapsül tarafındaki endotel sürekli (tavan), korteks tarafındaki endotel ise kesintili (taban) yapıdadır.
Antijenlerin ve hücrelerin lenfoid parankime nasıl sızdığını anlamak için.
3
Kesintili endotel yapısının fonksiyonel önemini belirle.
Bu yapı, lenf sıvısındaki antijenlerin dendritik hücreler ve makrofajlar tarafından yakalanmasına olanak tanır.
İmmün yanıtın başlatılmasındaki mikro-anatomik mekanizmayı doğrulamak için.

Anahtar Kavram

Lenf Düğümü Sinüs Asimetrisi
Soru 217Soru

Timus histolojisi ve bu organda gerçekleşen T-lenfosit olgunlaşma süreçleri dikkate alındığında, aşağıdaki eşleştirmelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tip II epitelyal retiküler hücreler — Pozitif seleksiyon

Cevap

Tip II epitelyal retiküler hücreler timus korteksinde bulunur ve pozitif seleksiyon sürecinden sorumludur.
Tip II epitelyal retiküler hücreler, timus korteksinde yıldız şeklinde uzantılara sahip hücrelerdir. Bu hücreler yüzeylerinde MHC sınıf I ve II molekülleri aracılığıyla gelişmekte olan T lenfositlere 'öz antijen' sunarak, bu hücrelerin MHC moleküllerini tanıyıp tanıyamadığının test edildiği 'pozitif seleksiyon' sürecini gerçekleştirirler.

Adım Adım Çözüm

1
Timus'un karakteristik bölgelerini ve hücre tiplerini tanımla.
Timus korteks ve medulla olmak üzere iki ana bölgeden oluşur; parankimada epitelyal retiküler hücreler (ERC) ve timositler bulunur.
Soruda istenen doğru eşleştirmeyi bulmak için organın histolojik katmanlarını bilmek gerekir.
2
T-lenfosit eğitim evrelerini (seleksiyon) hücre tipleriyle ilişkilendir.
Pozitif seleksiyon korteksteki Tip II ERC'ler aracılığıyla, negatif seleksiyon ise medulla ve kortikomedüller bileşkedeki hücreler aracılığıyla gerçekleşir.
Fonksiyonel eşleştirmenin doğruluğunu teyit etmek için seleksiyon bölgelerinin bilinmesi kritiktir.
3
Diğer lenfoid organlara özgü yapıları ele.
Germinal merkezler, PALS ve afferent lenf damarları gibi yapıların timusta bulunmadığı tespit edilir.
Çeldiricileri eleyerek kesin sonuca ulaşılmasını sağlar.

Anahtar Kavram

Timus Epitelyal Retiküler Hücre Tipleri ve T-Hücre Seleksiyonu
Tahmini Süre:50s
Soru 218Soru

Nötrofil granülositlerin olgunlaşma sürecinde sentezlenen ve spesifik (sekonder) granüllerin içeriğinde bulunan, klinik pratikte lökemoid reaksiyonu kronik miyeloid lösemiden (KML) ayırmak amacıyla kullanılan lökosit alkalen fosfataz (LAP) skorlamasına temel teşkil eden enzim aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Alkalen fosfataz

Cevap

Alkalen fosfataz, nötrofil granülositlerin spesifik (sekonder) granüllerinde yer alan ve klinik tanıda LAP skoru için kullanılan enzimdir.
Alkalen fosfataz, matür nötrofillerin spesifik (sekonder) granülleri içinde bulunur. Klinik hematolojide kullanılan LAP (Lökosit Alkalen Fosfataz) skoru, nötrofillerdeki bu enzimin aktivitesini ölçerek lökemoid reaksiyonu (skor yüksek) KML'den (skor düşük/sıfır) ayırmada kritik rol oynar.

Adım Adım Çözüm

1
Hücre tipini ve granül sınıfını belirle.
Soru nötrofil granülositlerin spesifik (sekonder) granüllerini sormaktadır.
Granülositlerin farklı granül tipleri (primer, sekonder, tersiyer) kendine has markerlar içerir.
2
Klinik korelasyonu (LAP skoru) değerlendir.
LAP (Lökosit Alkalen Fosfataz) skoru, spesifik granüllerdeki alkalen fosfataz miktarını ölçer.
Matür nötrofillerde sentezlenen bu enzim, hücre olgunlaşması ve aktivasyonu hakkında bilgi verir.
3
Diğer seçenekleri ele.
Miyeloperoksidaz (primer), arilsülfataz (eozinofil), heparin (bazofil) ve jelatinaz (tersiyer) elenir.
Sadece alkalen fosfataz spesifik granül markeri ve LAP skorunun temelidir.

Anahtar Kavram

Nötrofil spesifik granülleri; alkalen fosfataz, laktoferrin ve lizozim gibi maddeler içerir; Alkalen fosfataz klinik LAP skorunun temelidir.

İpuçları

1
LAP skorundaki 'A' harfi hangi enzimi temsil ediyor olabilir?
2
Söz konusu enzim, matür nötrofillerin sekonder granüllerinin en karakteristik markerıdır.

Daha Fazla Pratik

Nötrofillerin primer ve sekonder granül içeriklerini bir tablo halinde karşılaştırarak çalışın.
Tahmini Süre:45s
Soru 219Soru

Periferik kanda agranülosit grubunda yer alan, dolaşımdan bağ dokusuna geçtikten sonra farklılaşarak makrofaj sisteminin temelini oluşturan hücre tipi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Monosit

Cevap

Monosit
Monositler, lökositler arasında agranülosit grubunda sınıflandırılır ve mononükleer fagositer sistemin (MFS) temel öncül hücreleridir. Periferik kandan bağ dokusuna geçtiklerinde boyutları büyür, organel sayıları artar ve özelleşmiş fagositoz yeteneği kazanan makrofajlara dönüşürler.

Adım Adım Çözüm

1
Lökositlerin sitoplazmik granül özelliklerine göre sınıflandırılması
Monositler ve Lenfositler, spesifik granülleri olmadığı için agranülosit olarak sınıflandırılır.
Soruda istenen hücrenin agranülosit grubunda olması gerektiği belirlenir.
2
Hücrelerin fonksiyonel kaderlerinin karşılaştırılması
Monositler dolaşımda yaklaşık 1-3 gün kalır, ardından dokulara geçerek makrofajlara farklılaşır.
Agranülositler arasında makrofaj sisteminin öncülü olan hücre monosittir.

Anahtar Kavram

Monositlerin makrofajlara dönüşümü ve agranülosit sınıflandırması

Daha Fazla Pratik

Monositlerin dokulardaki özel isimlerini (örn. karaciğerde Kupffer hücresi, MSS'de mikroglia) çalışarak mononükleer fagositer sistemi pekiştirebilirsiniz.
Tahmini Süre:30s
Soru 220Soru

İnsan vücudundaki tonsillalar (bademcikler) epitelyal örtüleri, kript yapıları ve çevre dokularla ilişkileri bakımından belirgin histolojik farklar gösterirler. Yapılan bir histolojik incelemede; serbest yüzeyinin çok katlı yassı epitelle örtülü olduğu, epitelin derin bir invajinasyon yaparak tek bir kript oluşturduğu ve bu kriptin tabanına minör müköz bez (Weber bezleri) kanallarının açıldığı saptanmıştır. Bu histolojik özelliklerin bir arada gözlendiği lenfoid yapı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tonsilla lingualis

Cevap

Tonsilla lingualis (Dil bademciği)
Soruda tanımlanan çok katlı yassı epitel, tek derin kript ve kript tabanına açılan müköz Weber bezleri kombinasyonu Tonsilla lingualis (dil bademciği) için spesifiktir. Bu bezlerin salgısı kriptin temiz kalmasını sağlar, bu nedenle dil bademciğinde enfeksiyonlar damak bademciğine göre daha nadir görülür.

Adım Adım Çözüm

1
Epitel tipini değerlendir
Çok katlı yassı epitel olduğu belirlendi.
Tonsilla palatina ve lingualis çok katlı yassı epitel ile örtülüdür, bu durum tonsilla pharyngea'yı eler.
2
Kript sayısını ve derinliğini incele
Tek bir derin kript saptandı.
Tonsilla lingualis tipik olarak tek bir kript içerirken, tonsilla palatina 10-20 adet kript içerir.
3
Bez ilişkisini ve temizleme mekanizmasını kontrol et
Kript tabanına Weber (müköz) bezleri açılmaktadır.
Bu bezlerin salgısı kripti sürekli yıkayarak debris birikimini ve enfeksiyon riskini azaltır; bu özellik tonsilla lingualis için ayırt edicidir.

Anahtar Kavram

Tonsillaların (Palatina, Lingualis, Pharyngea) histolojik ayrımı

Alternatif Yöntem

Tonsillaları epitel tipine göre (Solunum epiteli = Farengeal; Çok katlı yassı = Palatina/Lingualis) ve kript sayısına göre (Çok = Palatina; Tek = Lingualis) bir tablo üzerinden elemek.
Tahmini Süre:1m 30s
ÖncekiSayfa 11 / 16Sonraki
Kan ve Lenfoid Sistem — TUS - Tıpta Uzmanlık Sınavı — Sayfa 11 | Examkin