Ürojinekoloji ve Pelvik Rekonstruksiyon

292 soru

Soru 261Soru

3838 yaşında, G1P1G1P1 olan kadın hasta, yaklaşık 66 aydır devam eden vajinal dolgunluk ve ele gelen kitle şikayeti ile polikliniğe başvuruyor. Yapılan pelvik muayenede Evre IIIIII uterin prolapsus saptanıyor. Hasta, ailesini tamamlamadığını, ileride tekrar çocuk sahibi olmak istediğini ve bu nedenle uterusunun korunmasını talep ettiğini belirtiyor. Bu hasta için en uygun cerrahi tedavi seçeneği aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Laparoskopik sakrohisteropeksi

Cevap

Laparoskopik sakrohisteropeksi, fertiliteyi korumak isteyen genç kadınlarda Evre III-IV uterin prolapsusun cerrahi tedavisinde en uygun seçenektir.
Laparoskopik sakrohisteropeksi, uterusun anatomik bütünlüğünü bozmadan sentetik bir meş aracılığıyla sakral promontoryuma asılması işlemidir. Bu yöntem, hem yüksek evreli apikal prolapsusu başarıyla tedavi eder hem de hastanın gelecekteki gebelik beklentilerini karşılayacak şekilde uterusun ve vajinal pasajın korunmasını sağlar.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın klinik durumunu ve beklentilerini analiz et.
Genç yaş (3838), yüksek evreli (IIIIII) uterin prolapsus ve fertilite koruma (tekrar çocuk sahibi olma) isteği saptandı.
Tedavi seçimi hastanın yaşına, fertilite beklentisine ve prolapsusun evresine göre kişiselleştirilmelidir.
2
Uterusu koruyan apikal destek prosedürlerini değerlendir.
Sakrohisteropeksi (abdominal/laparoscopic) veya Manchester operasyonu seçenekler arasındadır ancak sakrohisteropeksi anatomik başarı ve obstetrik sonuçlar açısından üstündür.
Manchester operasyonu servikal amputasyon nedeniyle gebelik komplikasyonları riskini taşırken, sakrohisteropeksi uterusu anatomik olarak en güçlü destek noktası olan sakral promontoryuma asar.
3
Uygunsuz seçenekleri ele.
Histerektomi gerektiren veya vajinal kanalı kapatan (kolpoklezis) işlemler hastanın fertilite isteği nedeniyle elendi.
Hastanın temel şartı uterusun ve vajinal fonksiyonun korunmasıdır.

Anahtar Kavram

Genç ve fertilite beklentisi olan hastalarda pelvik organ prolapsusu tedavisinde uterus koruyucu süspansiyon operasyonları (sakrohisteropeksi gibi) önceliklidir.

Daha Fazla Pratik

Sakrokolpopeksi ve sakrohisteropeksi arasındaki endikasyon farklarını ve laparoskopik yaklaşımın avantajlarını gözden geçirebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 262Soru

6868 yaşında kadın hasta; son birkaç aydır artan ani idrar sıkışması (urgency), gündüz 1414 kez idrara çıkma ve geceleri 44 kez idrar yapmak için uyanma şikayetleri ile başvuruyor. Hastanın tıbbi öyküsünde erken evre Alzheimer hastalığı (donepezil tedavisi alıyor) ve dirençli esansiyel hipertansiyon (kan basıncı: 185/115185/115 mmHg) mevcuttur. Yapılan fizik muayenede pelvik organ prolapsusu saptanmamış, stres testi negatif bulunmuştur. Üriner sistem ultrasonografisinde post-miksiyonel rezidüel idrar (PVR) hacmi 3535 mL ölçülmüştür. Bu hasta için en uygun farmakolojik tedavi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Trospiyum klorür

Cevap

En uygun tedavi Trospiyum klorürdür; çünkü kuaterner yapısı sayesinde kan-beyin bariyerini geçmeyerek hastanın Alzheimer kliniğini etkilemez ve mirabegronun aksine yüksek kan basıncı durumunda kontrendike değildir.
Hastada Aşırı Aktif Mesane mevcuttur. Tedavide kullanılacak antikolinerjik ajanlardan oksibutinin, tolterodin ve solifenasin tersiyer amin yapısındadır ve kan-beyin bariyerini geçerek Alzheimer hastalarında bilişsel fonksiyonları bozabilir. Trospiyum klorür ise kuaterner amonyum yapısında olduğu için santral sinir sistemine geçmez. Ayrıca hastanın kan basıncı 185/115185/115 mmHg olduğu için bir beta-3 agonisti olan Mirabegron kontrendikedir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları değerlendir
Urgency, frekans ve noktüri varlığı, stres testinin negatif olması ve düşük PVR hacmi (<50<50 mL) ile hastada Aşırı Aktif Mesane (AAM) tanısı konur.
Doğru tedavi seçimi için önce inkontinans tipinin (urge) belirlenmesi gerekir.
2
Komorbiditeleri ve ilaç kontrendikasyonlarını analiz et
Alzheimer hastalığı nedeniyle santral etkili antikolinerjiklerden (tersiyer aminler) kaçınılmalıdır. Kontrolsüz hipertansiyon (185/115185/115 mmHg) nedeniyle Mirabegron kullanımı kontrendikedir.
Güvenli farmakoterapi için hastanın eşlik eden hastalıkları (demans ve ağır HT) belirleyicidir.
3
Uygun ilacı seç
Hem kan-beyin bariyerini geçmeyen hem de kan basıncını yükseltmeyen Trospiyum klorür seçilir.
Trospiyum, kuaterner amonyum yapısıyla santral sinir sistemine minimal düzeyde geçer.

Anahtar Kavram

Aşırı aktif mesane tedavisinde kuaterner aminlerin (Trospiyum) tersiyer aminlere (Oksibutinin, Solifenasin) göre en önemli avantajı kan-beyin bariyerini geçmemeleridir.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 263Soru

3636 yaşında, nullipar kadın hasta; son 11 yıldır mesane dolumuyla artan suprapubik ağrı, dizüri ve günde 121412-14 kez idrara çıkma yakınmaları ile jinekoloji polikliniğine başvuruyor. Hastanın jinekolojik muayenesinde anterior vajinal duvarda hassasiyet saptanırken; tam idrar tetkiki, idrar kültürü ve üriner sitolojisi normal sonuçlanıyor. Hastaya semptomların şiddeti nedeniyle genel anestezi altında tanısal sistoskopi ve hidrodistansiyon uygulanıyor. Sistoskopide Hunner lezyonu izlenmiyor ancak hidrodistansiyon sonrası mesane mukozasında yaygın glomerülasyonlar (peteşiyal kanamalar) gözleniyor. Alınan mesane biyopsisi ise "normal histolojik bulgular" (mast hücre artışı veya anlamlı inflamasyon saptanmadı) olarak raporlanıyor.

Bu hastanın klinik ve laboratuvar bulguları dikkate alındığında, ESSIC (Uluslararası İnterstisyel Sistit Çalışma Derneği) kriterlerine göre sınıflama aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tip 2A2A

Cevap

ESSIC sınıflamasına göre glomerülasyon izlenen ve biyopsisi normal olan hasta Tip 2A olarak sınıflandırılır.
Doğru seçenek olan sınıflandırma, hastanın sistoskopik bulgusu olan glomerülasyonların (Evre 2) ve patolojik bulgusu olan normal histolojinin (Kategori A) birleşimiyle elde edilen Tip 2A'dır. ESSIC sınıflamasında rakamlar sistoskopi bulgusunu (1: Normal, 2: Glomerülasyon, 3: Hunner lezyonu), harfler ise biyopsi bulgusunu (A: Normal, B: Belirsiz, C: Pozitif) temsil eder.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik semptomların ve laboratuvar verilerinin değerlendirilmesi
Hastanın kronik pelvik ağrısı ve boşaltım semptomları olması, enfeksiyon ve malignitenin dışlanmış olması Ağrılı Mesane Sendromu (AMS) tanısını destekler.
AMS/İS tanısı diğer pelvik patolojilerin dışlanmasıyla konulan klinik bir tanıdır.
2
Sistoskopi bulgusunun ESSIC evresine dönüştürülmesi
Hunner lezyonu saptanmaması ancak yaygın glomerülasyon (peteşiyal kanama) izlenmesi, sistoskopik bulguyu 'Evre 2' yapar.
ESSIC sisteminde Evre 1 normal, Evre 2 glomerülasyon, Evre 3 Hunner lezyonudur.
3
Biyopsi bulgusunun ESSIC kategorisine dönüştürülmesi
Normal histolojik bulguların raporlanması (mast hücresi veya inflamasyon yokluğu), biyopsi bulgusunu 'A' kategorisi yapar.
ESSIC sisteminde A normal, B belirsiz, C ise pozitif (inflamasyon/mast hücre artışı) biyopsidir.
4
Sonuçların birleştirilmesi
Sistoskopi Evre 2 + Biyopsi Kategori A = Tip 2A.
Sınıflandırma, sistoskopi sayısı ve biyopsi harfinin kombinasyonu ile oluşturulur.

Anahtar Kavram

ESSIC (Uluslararası İnterstisyel Sistit Çalışma Derneği) Sınıflaması
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 264Soru

45 yaşında bir kadın hasta, son 8 aydır devam eden pelvik ağrı ve sık idrara çıkma şikayetiyle başvurmaktadır. İdrar kültürü defalarca steril gelmiş, antibiyotik tedavileri fayda sağlamamıştır. Sistoskopi yapılmış ve mesane duvarında Hunner lezyonları saptanmıştır. Bu hastada en doğru tanı ve AUA kılavuzlarına göre ilk basamak tedavi seçeneği hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İnterstisyel sistit / ağrılı mesane sendromu — konservatif yaklaşım (hastayı eğitme, diyet modifikasyonu, stres yönetimi)

Cevap

İnterstisyel sistit / ağrılı mesane sendromu tanısıyla konservatif ilk basamak tedavi (hasta eğitimi, diyet modifikasyonu, stres yönetimi)
Uzun süreli pelvik ağrı, irritatif işeme şikayetleri, tekrarlayan steril idrar kültürleri ve antibiyotiğe yanıtsızlık; İS/AMS tanısını kuvvetle desteklemektedir. Sistoskopide görülen Hunner lezyonları, bu tanının özgül bulgusudur ve ESSIC sınıflamasında 'Hunner tip İS' olarak adlandırılan daha ağır formu temsil eder. AUA kılavuzlarına göre tedavi ilk basamaktan başlatılmalı; hasta eğitimi, diyet değişikliği (kafein, asitli gıdaların azaltılması) ve stres yönetimi ilk adım olarak uygulanmalıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu değerlendir
Kronik pelvik ağrı + sık idrara çıkma + tekrarlayan steril idrar kültürü + başarısız antibiyotik tedavileri → İS/AMS ön tanısı
İS/AMS'nin temel tanımlayıcı özellikleri; enfeksiyon yokluğunda mesane ağrısı ve irritatif işeme semptomlarıdır
2
Sistoskopi bulgusunu yorumla
Hunner lezyonları İS/AMS'nin özgül (spesifik) sistoskopik bulgusudur ve tanıyı doğrular
Hunner lezyonu varlığı, İS/AMS'yi alt tiplere ayırmada (Hunner tip vs. non-Hunner tip) kritik öneme sahiptir ve ESSIC/AUA sınıflamasında özel bir kategori oluşturur
3
AUA kılavuzuna göre tedavi basamağını belirle
İlk basamak: hasta eğitimi, yaşam tarzı değişiklikleri (tetikleyici gıdalardan kaçınma), stres yönetimi
AUA kılavuzları tedaviyi basamaklı olarak tanımlar; en az invaziv yaklaşımdan başlanır. İkinci ve üçüncü basamaklarda oral ilaçlar (amitriptilin, hidroksizin, PPS), intravesikal tedaviler ve Hunner lezyonu için koterization/triamsinolon enjeksiyonu yer alır

Anahtar Kavram

İnterstisyel Sistit / Ağrılı Mesane Sendromu: Hunner lezyon tanımı ve AUA kılavuzuna göre basamaklı tedavi
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 265Soru

Üroloji polikliniğinde takip edilen 44 yaşında kadın hastanın 18 aydır süren kronik pelvik ağrı ve sık idrara çıkma şikayeti mevcuttur. Sistoskopi ve hidrodistansiyon sonrası alınan biyopsilerde yoğun subepitelyal lenfosit infiltrasyonu ve mast hücre artışı saptanmıştır, Hunner lezyonu izlenmemiştir. Hasta, davranış değişikliği ve diyet modifikasyonunu içeren birinci basamak tedavisinin ardından amitriptilin ve hidroksizin içeren ikinci basamak tedaviye başlanmıştır; ancak 8 hafta sonra semptomlarında anlamlı düzelme olmamıştır. AUA kılavuzuna göre bu hastada üçüncü basamak tedavi seçeneği olarak uygulanması gereken yöntem aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İntravesikal dimetil sülfoksit (DMSO) instilasyonu

Cevap

İntravesikal dimetil sülfoksit (DMSO) instilasyonu, AUA kılavuzuna göre intravesikal tedavileri kapsayan üçüncü basamak tedavidir.
AUA IS/AMS kılavuzuna göre intravesikal DMSO instilasyonu, birinci ve ikinci basamak tedavilere yanıt vermeyen hastalarda üçüncü basamak seçeneği olarak önerilmektedir. Bu hastada Hunner lezyonu bulunmadığından sistoskopik ablasyon endike değildir; oral PPS zaten ikinci basamakta yer almaktadır; sakral nöromodülasyon dördüncü, sistektomi ise beşinci basamaktır. DMSO, FDA onaylı intravesikal ajan olarak kılavuzda üçüncü basamakta açıkça tanımlanmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu ve uygulanan tedavi basamaklarını değerlendir
Hasta birinci basamak (davranış/diyet) ve ikinci basamak (oral ilaç: amitriptilin/hidroksizin) tedaviye yanıt vermemiştir. Sıradaki adım üçüncü basamak tedavidir.
AUA IS/AMS kılavuzu, semptom kontrolü sağlanana kadar basamaklı tedavi ilerlemesini öngörmektedir.
2
Sistoskopik bulguyu (Hunner lezyonu yokluğu) tedavi kararına entegre et
Hunner lezyonu saptanmadığından sistoskopik ablasyon bu hasta için endike değildir. Hunner dışı (non-Hunner) hastalıkta izlenen subepitelyal mast hücre infiltrasyonu, intravesikal tedaviye yönlendirir.
AUA kılavuzu, Hunner lezyonu saptanan hastaların erken evrede ablasyona yönlendirilmesini önerirken, lezyonu olmayan hastalarda standart basamak sırasının takibini önerir.
3
AUA basamak şemasında üçüncü basamak tedavileri tanımla
Üçüncü basamak: İntravesikal tedaviler — DMSO, heparin, lidokain tek başına ya da kombinasyon halinde. DMSO bu grupta FDA onaylı tek intravesikal ajandır.
DMSO, ağrı ve mesane semptomları üzerinde kanıtlanmış etkinliği ile IS/AMS'de standart üçüncü basamak intravesikal seçenektir.

Anahtar Kavram

AUA IS/AMS Tedavi Basamakları — Üçüncü Basamak: İntravesikal Tedavi (DMSO)
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 266Soru

Bir kadın doğum kliniğine başvuran 36 yaşında kadın hasta, uzun süredir devam eden mesane bölgesinde baskı hissi ve idrar depolama sırasında artan ağrı şikayetleri nedeniyle değerlendirilmektedir. Yapılan idrar analizi ve kültürü negatif sonuçlanmış; sistoskopi öncesinde klinik ön tanı olarak Ağrılı Mesane Sendromu / İnterstisyel Sistit (AMS/IS) düşünülmektedir. Ancak bu tanının konulabilmesi için belirli durumların dışlanması gerekmektedir. Aşağıdakilerden hangisi AMS/IS tanısı için bir dışlama kriteri değildir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Mesane kapasitesinin genel anestezi altında 350 mL'nin altında olması

Cevap

Mesane kapasitesinin genel anestezi altında 350 mL'nin altında olması, AMS/IS tanısı için bir dışlama kriteri değildir; aksine bu bulgu tanıyı destekler niteliktedir.
Genel anestezi altında mesane kapasitesinin 350 mL'nin altında saptanması, AMS/IS ile uyumlu bir bulgudur. AUA ve ESSIC kılavuzlarına göre dışlama kriteri olan durum, mesane kapasitesinin yeterli (≥350 mL) olmasıdır; çünkü bu durumda semptomlar küçük mesaneden değil, AMS/IS patolojisinden kaynaklanmaktadır. Dolayısıyla düşük mesane kapasitesi bir dışlama kriteri değil, aksine tanıyı destekleyen bulgudur.

Adım Adım Çözüm

1
AMS/IS tanı kriterlerini ve dışlama kriterlerini gözden geçir
AMS/IS, kronik pelvik ağrı/mesane ağrısı ile idrar depolama semptomlarından oluşan ve başka nedenler dışlandıktan sonra konulan klinik bir tanıdır.
Tanı dışlama esasına dayanır; benzer semptom yapan durumlar önceden ekarte edilmelidir.
2
Dışlama kriterlerini listele
Aktif ÜSE, radyasyona bağlı sistit, mesane tümörü veya CIS, kimyasal sistit, tüberküloz sistiti, sistoskopide 'wake up' kapasitesi ≥350 mL (genel anestezi altında düşük kapasite ise AMS/IS ile uyumludur) gibi durumlar başlıca dışlama kriterleridir.
Bu durumların varlığı semptomların başka bir nedene bağlı olduğuna işaret eder.
3
Seçenekleri dışlama kriterlerine göre değerlendir
Genel anestezi altında mesane kapasitesinin 350 mL'nin altında olması, AMS/IS'de azalmış mesane kompliansını yansıtır ve tanıyı destekler; dışlama kriteri değildir.
AUA kılavuzuna göre genel anestezi altında 350 mL ve üzeri kapasite dışlama kriteridir; altı ise tanıyla uyumludur.

Anahtar Kavram

AMS/İS tanısında kullanılan dışlama kriterleri (ESSIC ve AUA kılavuzlarına göre)
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 267Soru

Yirmi dokuz yaşında, ilk vajinal doğumunu altı ay önce gerçekleştirmiş bir kadın, doğumdan bu yana devam eden istemsiz idrar kaçırma şikayetiyle polikliniğe başvurmaktadır. Anamnezde, özellikle hapşırma ve yüksek sesle gülme sırasında istemsiz idrar kaçırdığını, ani sıkışma hissi olmaksızın bu durumun gerçekleştiğini ifade etmektedir. Pelvik muayenede hafif bir sistosel saptanmış olmakla birlikte başka patoloji yoktur; üriner enfeksiyon ekarte edilmiştir. Bu hastanın birinci basamak tedavisinde önerilen en uygun yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Pelvik taban kas güçlendirme egzersizleri (Kegel egzersizleri)

Cevap

Pelvik taban kas güçlendirme egzersizleri (Kegel egzersizleri) bu hastanın birinci basamak tedavisinde önerilen en uygun yaklaşımdır.
Stres üriner inkontinansta (ani sıkışma olmaksızın eforla kaçırma) tedavinin ilk basamağı pelvik taban kas egzersizleridir. Bu yaklaşım, üretra ve mesane boynunu destekleyen kas gruplarını güçlendirerek istemsiz idrar kaçırmayı azaltır. Postpartum dönem, pelvik taban rehabilitasyonu için özellikle uygun bir zamandır çünkü doğumun neden olduğu kas zayıflığı egzersizle büyük ölçüde giderilebilir.

Adım Adım Çözüm

1
İnkontinans tipini belirle
Hastanın semptomları (hapşırma ve gülme ile kaçırma, ani sıkışma hissi yok) stres üriner inkontinansa özgüdür.
Semptom örüntüsü inkontinans tipini belirler; bu ayrım tedaviyi tamamen değiştirdiğinden kritik öneme sahiptir.
2
Hastanın özelliklerini değerlendir
Genç (29 yaşında), postpartum hasta; sistosel mevcut ama üriner enfeksiyon yok, cerrahi gerektiren ek patoloji yok.
Birinci basamak tedaviye uygunluğu değerlendirmek için hasta özellikleri göz önünde bulundurulmalıdır.
3
Stres inkontinansta tedavi basamaklarını uygula
Birinci basamak: pelvik taban kas egzersizleri (Kegel). İkinci basamak: pesseri veya üretral enjeksiyonlar. Üçüncü basamak: cerrahi (midüretral sling).
Kılavuzlar, özellikle postpartum dönemde ve komplikasyon olmaksızın, konservatif tedaviyle başlanmasını önermektedir.

Anahtar Kavram

Stres üriner inkontinansta tedavi basamakları: Birinci basamak konservatif tedavi pelvik taban rehabilitasyonudur.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 268Soru

Otuz dört yaşında, üçüncü sezaryen doğumunu 8 ay önce gerçekleştiren bir hasta, periyodik olarak idrarından kan gelmesi (siklik hematüri) şikayetiyle başvuruyor. Hasta, doğumdan sonra vajinal adet kanamalarının tamamen kesildiğini, ancak her ay belirli günlerde idrarının kanlı olduğunu ifade etmektedir. Yapılan sorgulamada hastanın idrar kaçırma (inkontinans) şikayeti olmadığı öğrenilmiştir.

Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Vezikouterin fistül

Cevap

En olası tanı, Youssef sendromu olarak da bilinen vezikouterin fistüldür.
Soruda tarif edilen tablo klasik 'Youssef Sendromu' triadıdır: 1) Geçirilmiş sezaryen öyküsü, 2) Siklik hematüri (Menüri), 3) Vajinal amenore. Vezikouterin fistüllerde, fistül traktı genellikle uterusun isthmus seviyesi ile mesane arka duvarı arasındadır. Eğer servikal kanal stenotikse veya fistül yolu daha az dirençliyse, adet kanı vajina yerine mesaneye dökülür (menüri). Mesane sfinkter mekanizması sağlam kaldığı için hasta idrar kaçırmaz.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın semptomlarını ve öyküsünü analiz et.
3. Sezaryen öyküsü (risk faktörü), siklik hematüri (menüri), vajinal amenore ve idrar kaçırmanın olmaması.
Tanısal triadı belirlemek için.
2
Ayırıcı tanıları dışla.
İnkontinans olmadığı için vezikovajinal ve üreterovajinal fistüller dışlanır.
Fistülün anatomik seviyesini belirlemek için.
3
Semptomların fizyopatolojisini birleştir.
Adet kanının servikal os kapalı olduğu veya fistül yolu daha az dirençli olduğu için mesaneye akması (menüri) ve vajinal yol yerine mesaneden atılması.
Youssef sendromu tanısını doğrulamak için.

Anahtar Kavram

Youssef Sendromu (Vezikouterin Fistül)
Soru 269Soru

1212 cm boyutunda intramural miyom nedeniyle total abdominal histerektomi (TAHTAH) uygulanan 4646 yaşındaki hasta, operasyon sonrası 10.10. günde vajinadan sürekli idrar gelmesi şikayetiyle başvuruyor. Fizik muayenede vajinal kaf bölgesinde sıvı sızıntısı izlenmesi üzerine ayırıcı tanı amacıyla 'çift boya testi' (double-dye test) planlanıyor. Hastanın mesanesi metilen mavisi ile doldurulduğunda vajinal tamponda herhangi bir renk değişikliği saptanmıyor; ancak ardından yapılan intravenöz indigo karmin enjeksiyonu sonrasında tamponun proksimal (üst) kısmında mavi boyanma izleniyor. Bu klinik bulgulara göre en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Üreterovajinal fistül

Cevap

Üreterovajinal fistül
Üreterovajinal fistül tanısı, 'çift boya testi' sonuçlarına dayanır. Mesaneye verilen metilen mavisinin tamponu boyamaması, mesane bütünlüğünün korunduğunu ve vezikovajinal bir bağlantı olmadığını gösterir. Ardından verilen intravenöz indigo karminin tamponu boyaması ise, idrarın üst üriner sistemden (üreterden) mesaneye uğramadan direkt vajinaya geçtiğini kanıtlar. Bu durum, özellikle histerektomi sırasında uterin arterin ligate edildiği bölgede (üreterin arterin altından geçtiği nokta) oluşan üreter hasarlarında tipiktir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik semptomların analizi
Sürekli sızıntı (fistül göstergesi)
Jinekolojik cerrahi sonrası gelişen sürekli idrar kaçırma, aksi ispatlanana kadar ürogenital fistül olarak kabul edilir.
2
Mesane boya testinin (Metilen mavisi) yorumlanması
Negatif boyanma
Mesane içine verilen boyanın tampona geçmemesi, mesane ile vajina arasında bir bağlantı (vezikovajinal fistül) olmadığını gösterir.
3
İntravenöz boya testinin (İndigo karmin) yorumlanması
Pozitif proksimal boyanma
Böbrekler yoluyla atılan boyanın tamponu boyaması, ancak mesanedeki boyanın boyamaması; kaçağın üreter-vajina arasında olduğunu (üreterovajinal fistül) kesinleştirir.

Anahtar Kavram

Ürogenital fistüllerde çift boya testi ile ayırıcı tanı

Daha Fazla Pratik

Üreterovajinal fistül tanısı kesinleştikten sonra, hasarın lokalizasyonunu ve böbrek fonksiyonlarını değerlendirmek için intravenöz piyelogram (IVPIVP) veya bilgisayarlı tomografi ürografi çekilmesi planlanmalıdır.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 270Soru

75 yaşında kadın hasta; gündüzleri her 45 dakikada bir idrara çıkma, geceleri 5 kez idrar için uyanma ve aniden gelen sıkışma hissiyle tuvalete yetişemeden idrar kaçırma yakınmalarıyla başvuruyor. Özgeçmişinde kronik kabızlık ve kontrolsüz dar açılı glokom olduğu öğreniliyor. Pelvik muayenede grade 1 sistosel saptanıyor, öksürmekle idrar kaçışı izlenmiyor. Bu hastanın medikal tedavisinde, komorbiditeleri ve yan etki profili göz önüne alındığında aşağıdaki ilaçlardan hangisinin tercih edilmesi en uygundur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Mirabegron

Cevap

Mirabegron (Beta-3 adrenerjik agonist)
Hastada aşırı aktif mesane (AAM) ve urge inkontinans semptomları mevcuttur. AAM tedavisinde birinci basamak farmakolojik ajanlar antimuskarinikler ve Beta-3 agonistleridir. Ancak hastadaki dar açılı glokom ve kronik kabızlık öyküsü, antimuskarinik ilaçların kullanımını kısıtlar. Antimuskarinikler (Oksibutinin, Solifenasin, Tolterodin) parasempatik blokaj yaparak göz bebeğinde büyümeye (midriyazis) neden olur ve bu durum dar açılı glokom krizini tetikleyebilir; ayrıca bağırsak motilitesini azaltarak kabızlığı artırır. Mirabegron ise seçici Beta-3 adrenerjik reseptör agonistidir; detrusor kasını gevşeterek depolama kapasitesini artırır ancak antikolinerjik yan etkileri (ağız kuruluğu, kabızlık, glokom riski) yoktur. Bu nedenle bu hasta profili için en uygun seçenektir.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın semptomlarını ve tanı kriterlerini analiz et
Urgency (ani sıkışma), frequency (sık idrar), noktüri ve urge inkontinans mevcuttur. Tanı: Aşırı Aktif Mesane (AAM) / Urge İnkontinans.
Tedavi seçimini belirlemek için öncelikle inkontinans tipinin doğru saptanması gerekir.
2
Hastanın komorbiditelerini ve kontrendikasyonlarını değerlendir
Mevcut 'Dar açılı glokom' ve 'kronik kabızlık' öyküsü, klasik antimuskarinik tedaviler için risk oluşturmaktadır.
Antimuskarinikler (antikolinerjikler) midriyazis yaparak göz içi basıncını artırabilir ve bağırsak hareketlerini yavaşlatarak kabızlığı derinleştirebilir.
3
Mevcut ilaç seçenekleri arasından kontrendikasyonu olmayan ajanı seç
Mirabegron, Beta-3 reseptör agonisti mekanizmasıyla çalışır ve antikolinerjik yan etki profili taşımaz. Glokom ve kabızlık durumlarında güvenlidir.
Tedavi etkinliği kadar güvenlilik profili de yaşlı ve komorbid hastalarda belirleyicidir.

Anahtar Kavram

Aşırı Aktif Mesane tedavisinde, dar açılı glokom gibi antikolinerjik kontrendikasyonu olan hastalarda Beta-3 agonistleri (Mirabegron) tercih edilmelidir.
Soru 271Soru

55 yaşında, 4 normal spontan doğum yapmış kadın hasta, fiziksel efor ve hapşırma sırasında istemsiz idrar kaçırma şikayeti ile başvuruyor. Hastanın tıbbi öyküsünde 5 yıl önce geçirilmiş vaginal histerektomi mevcuttur. Yapılan fizik muayenede pelvik organ prolapsusu saptanmıyor. Tanısal testlerde Q-tip testi sonucu 1212^\circ (fikse üretra) olarak ölçülürken, ürodinamik incelemede Valsalva kaçırma noktası basıncı (VLPP) 4848 cm H2OH_2O olarak saptanıyor. Bu klinik tabloya göre, hastanın cerrahi yönetiminde en uygun seçenek aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Retropubik mid-üretral sling (TVT)

Cevap

Retropubik mid-üretral sling operasyonu, intrinsik sfinkter yetmezliği ve üretral hipermobilitesi olmayan hastalar için en uygun cerrahi seçenektir.
Hastada saptanan düşük Valsalva kaçırma noktası basıncı (VLPP<60VLPP < 60 cm H2OH_2O) ve Q-tip testinde üretral hipermobilitenin olmaması (<30< 30^\circ), tablonun Tip III Stres Üriner İnkontinans (İntrinsik Sfinkter Yetmezliği) olduğunu gösterir. Bu durumda, üretrayı daha etkin bir şekilde destekleyen ve 'hamak' etkisinden ziyade üretral koaptasyonu artıran retropubik mid-üretral slingler (TVT) en yüksek başarı oranına sahiptir.

Adım Adım Çözüm

1
Q-tip testi sonucunu yorumla
Q-tip açısı 1212^\circ saptanmıştır (<30< 30^\circ olması hipermobilite olmadığını, yani 'fikse üretra' durumunu gösterir).
SUI cerrahisi planlanırken üretranın mobilite durumu en kritik belirleyicilerden biridir.
2
Ürodinamik VLPP değerini değerlendir
VLPP 4848 cm H2OH_2O olarak ölçülmüştür (<60< 60 cm H2OH_2O olması 'İntrinsik Sfinkter Yetmezliği - ISD' lehinedir).
ISD varlığı, uretranın kapanma basıncının yetersiz olduğunu ve daha 'obstrüktif' bir destek gerektirdiğini gösterir.
3
Cerrahi teknikleri karşılaştır
Fikse üretra + ISD kombinasyonunda retropubik sling (TVT) veya pubovaginal sling tercih edilir. TOT ve Burch bu grupta yetersiz kalır.
Retropubik slingler üretrayı daha dik bir açıyla destekleyerek düşük basınçlarda bile kontinans sağlar.

Anahtar Kavram

Stres üriner inkontinans alt tiplerinin (hipermobilite vs. ISD) ayırıcı tanısı ve tipe özgü cerrahi seçimi.
Tahmini Süre:3m 0s
Soru 272Soru

Rutin yıllık kontrol için başvuran ve pelvik organ prolapsusu semptomu tariflemeyen 58 yaşındaki bir kadının pelvik muayenesinde saptanan POP-Q ölçümleri aşağıdaki şemada verilmiştir:

Aa: -1Ba: -1C: -7
gh: 3pb: 3tvl: 9
Ap: -3Bp: -3D: -9

Buna göre, hastanın POP-Q evrelemesi (Stage) aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Evre II

Cevap

Hastanın POP-Q ölçümlerine göre en distal nokta (leading edge) -1 cm olduğu için tanı Evre II (Stage II)'dir.
POP-Q evrelemesinde en distal noktanın konumu belirleyicidir. Bu hastada en distal nokta Aa ve Ba noktaları olup -1 cm seviyesindedir. ICS (International Continence Society) standartlarına göre:
- Evre 0: Aa, Ap, Ba, Bp = -3 cm ve C, D noktaları normal aralıkta.
- Evre I: En distal nokta < -1 cm.
- Evre II: En distal nokta ≥ -1 cm ve ≤ +1 cm.
- Evre III: En distal nokta > +1 cm.

Bu vakada en distal nokta -1 cm olduğu için '≥ -1 cm' kriterini karşılar ve Evre II olarak sınıflandırılır.

Adım Adım Çözüm

1
En distal noktayı (leading edge) belirle
Aa ve Ba noktaları -1 cm olarak ölçülmüştür. Diğer noktalar (C: -7, D: -9, Ap/Bp: -3) daha proksimaldedir.
Evreleme, prolapsusun hymen düzlemine göre en uç noktasına göre yapılır.
2
Evre I kriterlerini kontrol et
Evre I kriteri: En distal nokta < -1 cm olmalıdır (örneğin -2, -3). Burada değer tam olarak -1 cm'dir.
En distal nokta hymen'in 1 cm'den daha yukarısında (proksimalinde) ise Evre I olur.
3
Evre II kriterlerini kontrol et
Evre II kriteri: En distal nokta -1 cm ile +1 cm arasındadır (dahil).
-1 cm değeri bu aralığa girdiği için tanı Evre II olarak kesinleşir.

Anahtar Kavram

POP-Q evrelemesinde -1 cm değeri, Evre I ile Evre II arasındaki kritik sınırdır ve ICS (International Continence Society) standartlarına göre -1 cm ile +1 cm aralığı Evre II kabul edilir.
Soru 273Soru

Pelvik taban cerrahisi sırasında bir komplikasyon gelişen 61 yaşındaki hasta değerlendirilmektedir. Cerrah, puboviserkal kasın orjin aldığı yapıyı yanlışlıkla hasar vermiştir; bu durum idrar tutamama şikayetine yol açmıştır. Puboviserkal kas, levator ani kompleksinin önemli bir bileşeni olup DeLancey'nin destek sistemine göre farklı seviyelerde etki göstermektedir. Buna göre, puboviserkal kasın primer olarak orjin aldığı kemik yapı ve bu kasın hasarı durumunda etkilenen DeLancey destek seviyesi hangi seçenekte doğru olarak eşleştirilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Os pubis – DeLancey Seviye 2 (lateral destek)

Cevap

Puboviserkal kas, os pubis'in arka yüzeyinden orjin alır ve DeLancey Seviye 2 lateral desteğini sağlar.
Puboviserkal kas, levator ani kompleksinin en medial ve klinik olarak en önemli bileşenidir. Os pubis'in arka yüzeyinden orjin alarak vajinal lateral duvara, üretra arka yüzüne, perineal gövdeye ve anorektal bileşkeye uzanır. DeLancey'nin pelvik taban destek modeline göre bu kas ağırlıklı olarak Seviye 2 desteğini (vaginal lateral destek) sağlar; hasarı stres üriner inkontinansa yol açar. Bu nedenle os pubis orijini ile DeLancey Seviye 2 eşleştirmesi anatomik ve klinik açıdan doğrudur.

Adım Adım Çözüm

1
Puboviserkal kasın anatomisini tanımla
Puboviserkal kas (m. pubovisceralis), levator ani kompleksinin medial bileşenidir. Os pubis'in arka yüzeyinden köken alarak vajina lateral duvarlarına, perineal gövdeye ve rektuma tutunur.
Orijin noktasını doğru bilmek, cerrahi sırasında bu kasın hangi yapıyla ilişkili olduğunu belirlemeye olanak tanır.
2
DeLancey destek seviyelerini ve puboviserkal kasın rolünü incele
DeLancey Seviye 1: Uterosakral/kardinal ligamanlar (apikal destek). Seviye 2: Levator ani kasları + ATFP aracılığıyla vaginal lateral duvar desteği. Seviye 3: Perineal membran ve eksternal genital kaslar. Puboviserkal kas ağırlıklı olarak Seviye 2 lateral desteğini sağlar.
Kasın hasar görmesi durumunda ortaya çıkan inkontinans tipi (stres inkontinans) Seviye 2 desteğinin bozulduğuna işaret eder.
3
Seçenekleri eşleştir ve doğruyu belirle
Os pubis (doğru orijin) + DeLancey Seviye 2 (lateral destek) eşleştirmesi anatomik ve klinik olarak tutarlıdır.
Diğer seçeneklerde ya orijin yanlış (spina ischiadica, ATFP, os ischium) ya da seviye yanlış (Seviye 1 veya 3) verilmiştir.

Anahtar Kavram

Puboviserkal kas os pubis'ten orjin alır ve DeLancey Seviye 2 lateral vajinal desteği sağlar; hasarı stres inkontinansa yol açar.
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 274Soru

4545 yaşında, G2P2G2P2 olan kadın hasta, yaklaşık 11 yıldır artan vajinal dolgunluk ve cinsel ilişki sırasında rahatsızlık şikayetiyle başvuruyor. Pelvik muayenesinde POPQPOP-Q sistemine göre evre 33 apikal prolapsus saptanıyor. Cinsel olarak aktif olan ve cerrahi sonrası en yüksek anatomik başarıyı hedefleyen bu hasta için, apikal desteğin restorasyonunda "altın standart" kabul edilen ve vajinal aksın en doğal şekilde korunmasını sağlayan cerrahi yöntem aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Abdominal sakrokolpopeksi

Cevap

Abdominal sakrokolpopeksi, apikal pelvik organ prolapsusu tedavisinde en yüksek başarı oranına sahip ve vajinal anatomiyi en iyi koruyan altın standart yöntemdir.
Abdominal sakrokolpopeksi (veya laparoskopik/robotik yaklaşımlar), apikal prolapsus tedavisinde vajinal aksı bozmadan en uzun vajinal derinliği sağlayan ve uzun dönemde en düşük nüks oranlarına (<10%<10\%) sahip cerrahi yöntemdir. Bu nedenle cinsel aktif ve cerrahi olarak fit olan hastalarda altın standarttır.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın klinik profilini değerlendir
45 yaşında, cinsel aktif, evre 3 apikal prolapsusu olan bir hasta.
Genç ve aktif hastalarda vajinal uzunluğun ve aksın korunması cerrahi seçiminde kritiktir.
2
Cerrahi seçeneklerin başarı ve komplikasyon oranlarını karşılaştır
Abdominal sakrokolpopeksi, vajinal yöntemlere (sakrospinöz fiksasyon vb.) göre daha düşük nüks ve daha iyi fonksiyonel sonuçlar sunar.
Literatürde abdominal (veya laparoskopik) sakrokolpopeksi apikal destek için altın standart kabul edilir.
3
Kontrendikasyonları dışla
Cinsel aktivite nedeniyle kolpoklezis (LeFort) yöntemi uygun değildir.
Kolpoklezis vajinal kanalın kapatılmasını gerektirir.

Anahtar Kavram

Pelvik organ prolapsusunda apikal destek (Level 1 support) yetmezliğinde abdominal sakrokolpopeksi altın standarttır.
Soru 275Soru

8282 yaşında, ileri evre kronik obstrüktif akciğer hastalığı (KOAHKOAH) ve ciddi konjestif kalp yetmezliği olan, cinsel aktifliği bulunmayan bir kadın hastada jinekolojik muayene sırasında evre IVIV total uterovajinal prolapsus tespit edilmiştir. Bu hasta için morbiditesi en düşük ve en uygun cerrahi tedavi yaklaşımı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: LeFort kolpoklezis

Cevap

LeFort kolpoklezis, cerrahi riski yüksek olan ve cinsel aktifliği bulunmayan ileri yaştaki pelvik organ prolapsusu hastalarında en uygun yaklaşımdır.
LeFort kolpoklezis, vajinal kanalın ön ve arka duvarlarının birbirine dikilmesiyle vajinanın kapatılması işlemidir. Operasyon süresinin kısalığı, anestezi gereksiniminin azlığı ve düşük komplikasyon oranları nedeniyle, cinsel ilişki beklentisi olmayan ve ağır sistemik hastalığı olan yaşlı hastalarda en rasyonel seçenektir.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın demografik ve klinik profilini analiz et.
İleri yaş (8282), ciddi komorbiditeler (KOAHKOAH, kalp yetmezliği) ve cinsel aktiflik yokluğu.
Tedavi seçimi hastanın genel sağlık durumuna ve cinsel fonksiyon beklentisine göre kişiselleştirilmelidir.
2
Cerrahi hedefin türünü (rekonstrüktif vs. obliteratif) belirle.
Düşük cerrahi risk ve kısa operasyon süresi için obliteratif (kapatıcı) yöntemler uygundur.
Obliteratif yöntemler anatomiyi eski haline getirmekten ziyade vajinal kanalı kapatarak prolapsusu hızlıca giderir.
3
En uygun prosedürü seç.
LeFort kolpoklezis.
Bu işlem lokal anestezi altında bile yapılabilir ve hastanın sistemik yükünü minimize eder.

Anahtar Kavram

Pelvik organ prolapsusu tedavisinde hastanın yaşı, yandaş hastalıkları (ASA skoru) ve cinsel aktivite durumu cerrahi yöntemi belirleyen ana faktörlerdir; yüksek riskli ve cinsel aktif olmayanlarda obliteratif prosedürler (kolpoklezis) altın standarttır.
Tahmini Süre:45s
Soru 276Soru

4848 yaşında, G4P4G4P4 olan bir kadın hasta, yaklaşık 66 aydır devam eden vajinal dolgunluk ve genital bölgede ele gelen kitle şikayeti ile ürojinekoloji polikliniğine başvuruyor. Hastanın jinekolojik muayenesinde saptanan Pelvik Organ Prolapsusu Sınıflandırma Sistemi (POPQPOP-Q) ölçümleri aşağıdaki tabloda verilmiştir:

Aa:+2Aa: +2Ba:+5Ba: +5C:+3C: +3
gh:4gh: 4pb:2pb: 2tvl:8tvl: 8
Ap:2Ap: -2Bp:2Bp: -2D:+1D: +1

Buna göre, bu hastanın POPQPOP-Q değerlendirmesiyle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hastanın pelvik organ prolapsusu evresi Evre 44 olarak kabul edilir.

Cevap

Pelvik organ prolapsusu evresinin Evre 44 olduğu ifadesi yanlıştır; hasta Evre 33 prolapsusa sahiptir.
Verilen POPQPOP-Q gridinde lider nokta (en distal nokta) BaBa noktası olup değeri +5+5 cm'dir. Hastanın total vajinal uzunluğu (tvltvl) 88 cm olarak ölçülmüştür. Evre 44 prolapsus tanısı konulabilmesi için lider noktanın (tvl2)\geq (tvl - 2) olması gerekir. Bu vaka için eşik değer 82=68 - 2 = 6 cm'dir. +5<+6+5 < +6 olduğu için hasta Evre 44 değil, Evre 33 prolapsus kategorisindedir. Bu nedenle 'Evre 44 olarak kabul edilir' ifadesi hatalıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Lider noktanın belirlenmesi
Lider nokta Ba=+5Ba = +5 cm'dir.
Evreleme için POPQPOP-Q tablosundaki en distal (en büyük pozitif veya en küçük negatif) nokta esas alınır.
2
Evre 44 eşik değerinin hesaplanması
Eşik değer: tvl2=82=6tvl - 2 = 8 - 2 = 6 cm.
Evre 44 tanısı için lider noktanın en az (tvl2)(tvl - 2) kadar dışarı çıkmış olması gerekir.
3
Evrenin tayin edilmesi
Lider nokta (+5+5) <6< 6 cm ve >+1> +1 cm olduğu için hasta Evre 33'tür.
En ileri nokta +1+1 cm'den büyükse ancak tam eversiyon sınırına (tvl2tvl - 2) ulaşmamışsa Evre 33 tanısı konur.
4
Anatomik noktaların yorumlanması
DD noktası ölçüldüğü için uterus mevcuttur; Ap/BpAp/Bp noktaları 1-1'den küçük olduğu için posterior Evre 11'dir.
DD noktası sadece uterusu olan kadınlarda ölçülen posterior forniksi temsil eder.

Anahtar Kavram

POP-Q sisteminde evreleme, lider noktanın hymen ile ilişkisine ve total vajinal uzunluğa (tvl) göre yapılır.

Daha Fazla Pratik

Post-histerektomili bir hastada CC noktasının +tvl+tvl değerine eşit olduğu vakalarda evrelemeyi tekrar çalışınız.
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 277Soru

45 yaşında kadın hasta, 6 yıl önce servikal disk hernisi nedeniyle C5-C6 düzeyinde anterior servikal diskektomi ve füzyon operasyonu geçirmiştir. Ameliyat sonrası ilk iki yılda herhangi bir üriner şikayet olmaksızın takip edilen hasta, son 4 yıldır giderek artan mesane şikayetleri tanımlamaktadır. Başlangıçta sık ve zorunlu idrara gitme şeklinde başlayan şikayetler, son 18 ayda sıkışma hissinin ortadan kalkması, mesane dolgunluğunu hissedememe ve her 4-5 saatte bir idrar yapabilmek için karın kaslarını sıkma gereksinimine dönüşmüştür. Yapılan ürodinamik incelemede mesane kapasitesi 680 mL, işeme sonrası rezidü idrar hacmi (PVR) 520 mL, dolum fazında ilk his yokluğu, işeme fazında ise istemli bir detrusor kontraksiyonu yerine Valsalva manevrası ile zayıf bir idrar akımı izlenmiştir. Servikal MRI'da C6-C7 düzeyinde ilerlemiş spondilotik değişiklikler ve spinal kord kompresyonu görülmektedir. Bu tabloda gözlemlenen mesane disfonksiyonunun altında yatan primer nöropatolojik mekanizma ile buna eşlik etmesi en az beklenen ürodinamik bulgu aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Spinal kord kompresyonuna bağlı torakal üst motor nöron lezyonu — detrusor aşırı aktivitesi

Cevap

Spinal kord kompresyonuna bağlı torakal üst motor nöron lezyonu ile detrusor aşırı aktivitesi kombinasyonu, bu tablodaki nöropatolojik mekanizma ile buna en az beklenen ürodinamik bulgu çiftini oluşturmaktadır.
Sunulan olguda servikal spondilotik miyelopatinin ilerleyici seyri, başlangıçtaki suprasakral ÜMN paterninden (urge semptomu) kronik mikst nöropatik tabloya (duysal kayıp + motor yetersizlik + detrusor arefleksisi) evrilmiştir. Bu nedenle doğru seçenek; primer mekanizma olarak suprasakral spinal kord kompresyonunu (ÜMN lezyonunu) doğru tanımlarken, bu mekanizmayla en AZ beklenen ürodinamik bulgu olarak detrusor aşırı aktivitesini gösterir. Çünkü olguda görülen bulgu detrusor hiperrefleksisi değil, aksine arefleksidir — bu ÜMN lezyonu için klasik bir beklentinin tersine işaret eder ve sorudaki paradoksu oluşturur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik seyrin evrimini analiz et
Hastalık başlangıçta urge/sıkışma (ÜMN paterni) ile başlamış, ancak 4 yıl içinde duysal kayıp, dolum hissi kaybı ve Valsalva ile işeme (hipoaktif/arefleksik detrusor paterni) ile sonuçlanmıştır.
Servikal spondilotik miyelopati ilerleyici bir süreçtir. Başlangıçta dorsal kolondaki aferent liflerin kısmi baskılanması ve kortikospinal yolların inkomplet etkilenmesi urge semptomlarına yol açabilir; ancak ilerleyen dönemde hem motor hem duysal liflerin tam baskılanması detrusor hipoaktivitesine ve arefleksisine neden olabilir.
2
Ürodinamik bulguları değerlendir
PVR 520 mL, ilk his yokluğu, Valsalva ile zayıf akım → detrusor arefleksisi/hipoaktivitesi tablosu.
Bu bulgular taşma inkontinansı ile uyumludur. Detrusor kontraksiyonu yokluğunda mesane dolar, PVR artar ve hasta karın içi basınç artırarak (Valsalva) idrar yapmak zorunda kalır.
3
Lezyon düzeyini ve motor nöron tipini belirle
C6-C7 servikal spondilotik miyelopati → spinal kord etkilenmesi pontinin altında, sakral merkezin üzerinde → teorik olarak ÜMN lezyonu; ancak pratik ürodinamik tablo arefleksidir.
Suprasakral spinal kord lezyonlarında akut dönem veya spinal şok: arefleksi. Kronik dönem: genellikle ÜMN paterni (hiperrefleksi, dissinerjisi). Ancak servikal miyelopatide kronik, ilerleyici ve karma (hem motor hem duysal, hem de otonom) yol tutulumu detrusor arefleksisine yol açabilir. Dolayısıyla ÜMN lezyonu ile en AZ beklenen bulgu olan detrusor aşırı aktivitesi bu hastada görülmemektedir.
4
Her seçeneği nöropatolojik mekanizma ve beklenen ürodinamik bulgu açısından eşleştir
Doğru çift: ÜMN lezyon mekanizması + en az beklenen ürodinamik bulgu olarak detrusor aşırı aktivitesi (çünkü olguda görülen arefleksidir, hiperrefleksi değil).
Soru iki boyutlu bir mantık gerektirmektedir: hem doğru mekanizmayı hem de bu mekanizmayla en AZ uyumlu ürodinamik bulguyu birlikte içeren seçenek doğrudur. Diğer seçenekler ya yanlış mekanizma tanımlar ya da beklenen bulgu yerine beklenen dışı bulgu ile hatalı eşleme yapar.

Anahtar Kavram

Servikal spondilotik miyelopatide nörojenik mesane evriminin patofizyolojisi ve ÜMN lezyonuyla paradoksal olarak detrusor arefleksisinin gelişmesi; ürodinamik bulguların nörolojik lezyon düzeyi ile korelasyonu
Tahmini Süre:3m 30s
Soru 278Soru

58 yaşında kadın hasta, idrar yaparken zorlanma, idrar akımında zayıflama ve tam boşaltamama hissi ile başvuruyor. Ürodinamik incelemenin işeme fazında (basınç-akım çalışması) elde edilen veriler şöyledir:

- Maksimum akım hızı (QmaxQ_{max}): 8 ml/sn8\ ml/sn
- Maksimum akım hızındaki detrusör basıncı (PdetQmaxP_{det}Q_{max}): 65 cmH2O65\ cmH_2O
- İşenen hacim: 220 ml220\ ml
- İşeme sonrası artık idrar (PVR) hacmi: 120 ml120\ ml

Bu hastadaki ürodinamik bulgular aşağıdakilerden hangisi ile en uyumludur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Mesane çıkım obstrüksiyonu

Cevap

Düşük akım hızı ile yüksek detrusör basıncının birlikteliği 'mesane çıkım obstrüksiyonu' tanısını koydurur.
Ürodinamik incelemede mesane çıkım obstrüksiyonu tanısı, işeme fazında düşük idrar akım hızı ile eş zamanlı olarak saptanan yüksek detrusör basıncı ile konur. Bu vakada maksimum akım hızının 8 ml/sn8\ ml/sn olması (patolojik düşük) ve buna karşılık detrusörün 65 cmH2O65\ cmH_2O gibi yüksek bir basınç üretmesi, çıkımda mekanik veya fonksiyonel bir engel olduğunu net bir şekilde gösterir.

Adım Adım Çözüm

1
Akım hızını (QmaxQ_{max}) değerlendir.
8 ml/sn8\ ml/sn değeri, yeterli hacim (220 ml220\ ml) olmasına rağmen normalin (>15 ml/sn> 15\ ml/sn) belirgin altındadır.
Geçerli bir üroflowmetri için işenen hacmin 150 ml150\ ml üzerinde olması gerekir.
2
İşeme anındaki detrusör basıncını (PdetQmaxP_{det}Q_{max}) analiz et.
65 cmH2O65\ cmH_2O basıncı, kadınlar için tanımlanan obstrüksiyon sınırlarının (genellikle >3040 cmH2O> 30-40\ cmH_2O) çok üzerindedir.
Yüksek basınç, mesanenin bir dirence karşı boşalmaya çalıştığını gösterir.
3
Akım ve basınç verilerini birleştirerek tanıya ulaş.
Düşük akım + Yüksek basınç = Obstrüksiyon.
Eğer basınç da düşük olsaydı sebep detrusör kas gücü azlığı (hipokontraktilite) olurdu.

Anahtar Kavram

İşeme Fazı Ürodinamisi ve Obstrüksiyon Kriterleri

Daha Fazla Pratik

Kadınlarda obstrüksiyonun en sık nedenlerinden biri olan pelvik organ prolapsusu (evre 3-4 sistosel) ile ilişkisini gözden geçirin.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 279Soru

Yirmi dokuz yaşında, nullipar bir kadın hasta, son üç yıldır giderek artan suprapubik bölge ağrısı ve sık idrara çıkma şikâyetiyle başvuruyor. Ağrının mesane dolu iken belirgin biçimde arttığını, işeme sonrasında kısmen gerilediğini ifade ediyor. Özgeçmişinde romatoid artrit tanısıyla altı aydır metotreksat kullandığı öğreniliyor. İdrar kültürü steril; ürodinami incelemesinde belirgin detrusör aşırı aktivitesi saptanmıyor. Sistoskopi ve biyopsi yapılıyor: Mukoza makroskopik olarak normal görünümde, ancak biyopside submukozada belirgin mast hücresi infiltrasyonu (>8 mast hücresi/mm²) ve perivasküler lenfositik infiltrasyon izleniyor. Potasyum Duyarlılık Testi (PST) pozitif bulunuyor. ESSIC sınıflandırmasına göre bu hastanın tanısı ve AUA kılavuzunun önerdiği birinci basamak tedavi yönetimi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: ESSIC Tip 2C; birinci basamak tedavide yalnızca davranışsal modifikasyon ve beslenme değişiklikleri önerilir, sistoskopik girişim bu aşamada endike değildir

Cevap

ESSIC Tip 2C tanısı konulur; AUA kılavuzunun birinci basamak tedavisinde hasta eğitimi, beslenme değişiklikleri (tetikleyicilerden kaçınma) ve stres yönetimi uygulanır; bu aşamada sistoskopik girişim ya da ilaç tedavisi zorunlu değildir.
Bu hastada sistoskopi hidrodistansiyon uygulanmaksızın yapılmış (ESSIC sistoskopi kodu = 2), Hunner lezyonu izlenmemiş ve biyopside submukozal mast hücresi infiltrasyonu ile perivasküler lenfositik infiltrasyon saptanarak patoloji pozitif bulunmuştur (ESSIC biyopsi kodu = C). Matris kesişimi Tip 2C'yi verir. AUA 2022 kılavuzu, AMS/İS tanısını yeni almış hastalarda birinci basamak tedavi olarak invazif ya da farmakolojik müdahale öngörmez; hasta eğitimi, beslenme değişiklikleri ve stres yönetimi önerilir. Bu yaklaşım hem tanı hemde tedavi basamağı açısından kılavuzla tam uyumludur.

Adım Adım Çözüm

1
ESSIC sınıflandırma matrisini uygula: sistoskopi + hidrodistansiyon durumu ve biyopsi sonucunu belirle
Sistoskopi yapılmış ancak hidrodistansiyon yapılmamış → sistoskopi kategorisi '2'. Biyopsi yapılmış ve submukozada mast hücresi infiltrasyonu (>8/mm²) + lenfositik infiltrasyon saptanmış → biyopsi kategorisi 'C'
ESSIC (European Society for the Study of Interstitial Cystitis) sınıflandırması sistoskopiyi 1 (hidrodistansiyon yapılmadı), 2 (hidrodistansiyon ile sistoskopi, Hunner lezyonu yok) veya 3 (Hunner lezyonu var) olarak; biyopsiyi ise X (yapılmadı), A (sonuç belirsiz/negatif) veya C (pozitif histoloji) olarak kodlar. Bu matrise göre hasta Tip 2C'dir.
2
Konfondanları elemine et: metotreksat kullanım süresini hastalık başlangıcıyla karşılaştır
Hastalık süresi 3 yıl > metotreksat kullanımı 6 ay → metotreksat semptomların primer nedeni olamaz
İlaç kaynaklı sistit düşünülmesi için ilaç başlangıcının semptom başlangıcıyla eş zamanlı veya öncesinde olması gerekir. Burada temporal ilişki yoktur; tanı değişmez.
3
AUA (2022) kılavuzunun basamaklı tedavi modelinde birinci basamak seçeneklerini belirle
Birinci basamak: hasta eğitimi (hastalığın kronik seyri, tetikleyiciler), davranışsal değişiklikler (mesane eğitimi, sıvı yönetimi), diyet modifikasyonu (asitli gıda, kafein, alkol kısıtlaması), stres azaltma teknikleri. Sistoskopik girişim veya farmakolojik tedavi bu aşamada zorunlu değildir.
AUA kılavuzu AMS/İS tedavisini klinik ağırlığa ve dirençlilik durumuna göre basamaklandırır. Birinci basamak en az invazif ve güvenli yöntemlerden oluşur; tanının doğrulanmış olması farmakolojik tedaviye hemen geçilmesini zorunlu kılmaz.
4
Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu teyit et: ESSIC tip ayrımı ve tedavi basamağı uyumunu kontrol et
Tip 1C → hidrodistansiyon yapılmamış, dolayısıyla yanlış. Tip 3C → Hunner lezyonu yok, dolayısıyla yanlış. Tip 2X → biyopsi yapılmış ve pozitif, dolayısıyla yanlış. İkinci basamak ilaçları (pentosan polifosfat, amitriptilin) birinci basamakta önermek kılavuza aykırı.
Her seçeneğin mantığı ayrı ayrı çürütülmeli; ESSIC tipini doğru kodlamak ve AUA basamağını doğru atamak bu sorunun temel becerisidir.

Anahtar Kavram

ESSIC sınıflandırması (sistoskopi ± hidrodistansiyon × biyopsi matrisi) ile AUA basamaklı tedavi modelinin birinci basamak seçeneklerinin entegre uygulanması
Tahmini Süre:3m 30s
Soru 280Soru

Evre IB1IB1 serviks kanseri nedeniyle radikal histerektomi (Wertheim-Meigs) ve pelvik lenfadenektomi uygulanan 4848 yaşındaki kadın hastada, postoperatif 33. haftada sürekli idrar sızdırma, suprapubik bölgede dolgunluk hissi ve istemli miksiyonu tam gerçekleştirememe şikayetleri gelişmiştir. Fizik muayenede mesane palpabl olup, yapılan kateterizasyonda 650650 mL rezidüel idrar (PVRPVR) saptanmıştır. Bu hastada gelişen üriner inkontinansın en olası fizyopatolojik mekanizması aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Pelvik pleksus hasarına bağlı detrüsör arefleksisi

Cevap

Pelvik pleksus hasarına bağlı detrüsör arefleksisi
Radikal histerektomi operasyonu sırasında, serviksin lateralindeki parametriumların ve vajina üst kısmının (paracolpium) genişçe çıkarılması, mesanenin motor ve duyusal innervasyonunu sağlayan pelvik pleksusun (inferior hipogastrik pleksus) hasar görmesine neden olur. Bu durum detrüsör arefleksisine (atoniye) yol açar. Mesane aktif olarak kasılamadığı için idrar birikir, intravezikal basınç üretral direnci aştığında ise taşma inkontinansı gelişir. 650650 mL rezidü idrar bu tanıyı kesinleştirir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu analiz et
Sürekli sızdırma + palpable mesane + 650650 mL PVR = Taşma İnkontinansı (Overflow)
Yüksek rezidüel idrar hacmi mesanenin boşalamadığını ve kapasiteyi aşarak sızdırdığını gösterir.
2
Cerrahi öykü ile ilişkilendir
Radikal histerektomi (Wertheim-Meigs) parametrial diseksiyon içerir.
Parametriumların ve paracolpiumun rezeksiyonu, mesaneye giden sinir liflerinin geçtiği anatomik bölgedir.
3
Nöroanatomik hasarı belirle
Pelvik pleksus (İnferior hipogastrik pleksus) hasarı.
Mesanenin parasempatik (efferent) ve duyusal (afferent) lifleri bu pleksus aracılığıyla taşınır; hasarı detrüsör kasılmasını engeller (arefleksi).

Anahtar Kavram

Radikal pelvik cerrahiler sonrası gelişen taşma inkontinansının en sık nedeni iatrojenik pelvik pleksus hasarına bağlı detrüsör arefleksisidir.

Daha Fazla Pratik

Radikal cerrahi sonrası mesane fonksiyonlarının uzun dönem takibinde temiz aralıklı kateterizasyon (TAK) endikasyonlarını gözden geçirin.
Tahmini Süre:2m 30s
ÖncekiSayfa 14 / 15Sonraki
Ürojinekoloji ve Pelvik Rekonstruksiyon — TUS - Tıpta Uzmanlık Sınavı — Sayfa 14 | Examkin