Bakteriyoloji

394 soru

Soru 381Soru

Üretral akıntı şikayeti ile başvuran bir erkek hastadan alınan klinik örneğin Gram boyamasında, polimorfonükleer lökositler içerisinde Gram negatif diplokoklar saptanmıştır. Bu örnek Thayer-Martin besiyerine ekildiğinde CO2CO_2’li ortamda oksidaz pozitif koloniler elde edilmiştir.

Bu mikroorganizmanın konak hücre mukoza yüzeylerine ilk tutunmasından sorumlu olan ve genetik rekombinasyonlarla (pilin gen dönüşümü) sürekli yapısını değiştirerek bağışıklık sisteminden kaçmasını sağlayan temel virülans faktörü aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Pilus (Pili)

Cevap

Neisseria gonorrhoeae enfeksiyonlarında antijenik varyasyon gösteren ve mukozaya ilk tutunmayı sağlayan yapı Pilus'tur.
Pilus (pili), mikroorganizmanın konak mukoza hücresine ilk tutunmasını sağlayan protein yapıda uzantılardır. PilE geni tarafından kodlanan pilin proteinleri, pilS (sessiz) lokusları ile girilen genetik rekombinasyonlar (gene conversion) sonucu sürekli değişir. Bu durum antijenik varyasyona neden olarak bağışıklık sisteminin bakteriyi tanımasını zorlaştırır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve laboratuvar bulgularının analizi
Üretral akıntı, lökosit içi Gram negatif diplokok ve Thayer-Martin'de üreme bulguları etkenin Neisseria gonorrhoeae olduğunu doğrular.
Bu bulgular klasik gonokokal üretrit tablosudur.
2
Virülans faktörlerinin fonksiyonel değerlendirmesi
Etkenin mukoza yüzeylerine tutunma mekanizmaları ve bağışıklık sisteminden kaçış yolları (antijenik varyasyon) gözden geçirilir.
Antijenik varyasyon, özellikle pilin proteinlerini kodlayan genlerin rekombinasyonu ile gerçekleşir.
3
Doğru faktörün seçilmesi
Pilus, hem tutunma hem de yüksek varyasyon kapasitesi ile tanıma uymaktadır.
Pili, konak hücresine ilk teması sağlar ve pilin gen dönüşümü sayesinde sürekli değişir.

Anahtar Kavram

Neisseria gonorrhoeae virülans faktörleri ve pilin gen dönüşümü ile sağlanan antijenik varyasyon.
Soru 382Soru

Bir hastanenin yoğun bakım ünitesinde yatan bir hastadan izole edilen *Klebsiella pneumoniae* suşunun hem karbapenemlere hem de aminoglikozidlere dirençli olduğu saptanmıştır. Yapılan moleküler incelemede, bu direnç genlerini taşıyan segmentin hem plazmidler hem de bakteriyel kromozom arasında yer değiştirebildiği, ancak bu segmentin kendi başına bağımsız bir replikon olmadığı ve uç kısımlarında ters dönmüş tekrarlar (invertedinverted repeatsrepeats) içerdiği saptanmıştır. Bakterilerde antibiyotik direncinin yayılmasında kritik rol oynayan bu genetik eleman aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Transpozonlar

Cevap

Bakterilerde hem plazmid hem de kromozom üzerinde bulunabilen, bağımsız replikasyon yeteneği olmayan ve uçlarında ters dönmüş tekrarlar içeren mobil elemanlar transpozonlardır.
Transpozonlar (sıçrayan genler), bir DNA molekülünden diğerine geçebilen genetik elemanlardır. Kendi replikasyon orijinleri olmadığı için bağımsız replikon değildirler; ancak içinde bulundukları DNA molekülü (plazmid veya kromozom) ile birlikte replike olurlar. Yapısal olarak uç kısımlarında transpozaz enziminin tanıdığı ters dönmüş tekrar dizileri bulundurmaları tipiktir.

Adım Adım Çözüm

1
Genetik elemanın replikasyon özelliğini değerlendir.
Elemanın bağımsız bir replikon olmadığı (kendi replikasyon orijininin bulunmadığı) belirlendi.
Bu özellik, elemanın plazmid gibi bağımsız bir yapı olmadığını, bir konak DNA'ya (kromozom veya plazmid) bağımlı olduğunu gösterir.
2
Yapısal bileşenleri ve hareket kabiliyetini incele.
Uçlarda ters dönmüş tekrarların (invertedinverted repeatsrepeats) varlığı ve plazmid-kromozom arası geçiş yeteneği saptandı.
Bu özellikler klasik transpozon yapısını (transpozisyon mekanizması) tanımlar.
3
Klinik bağlamla eşleştir.
Direnç genlerinin farklı DNA molekülleri arasında taşınması transpozonların tipik işlevidir.
Çoklu antibiyotik direncinin hızlı yayılımı genellikle transpozonlar ve onların taşıdığı gen kasetleri ile gerçekleşir.

Anahtar Kavram

Transpozonların bağımsız replikon olmama özelliği ve yapısal elemanları (Inverted Repeats).
Soru 383Soru

4848 yaşında kronik pankreatit tanısıyla hastanede izlenen ve ventilatör ilişkili pnömoni gelişen bir hastanın trakeal aspirat kültüründe karbapenemlere dirençli, seftazidim-avibaktama duyarlı *Klebsiella pneumoniae* üremiştir. Seftazidim-avibaktam tedavisi başlanan hastanın tedavisi sırasında klinik yanıt alınamamış ve 1212 gün sonra yapılan tekrar kültürlerde izolatın seftazidim-avibaktama dirençli (MI˙K>64μg/mLMİK > 64 \mu g/mL) hale geldiği, ancak tedavi başlangıcında dirençli olan imipenem MI˙KMİK değerinin 2μg/mL2 \mu g/mL seviyesine gerileyerek duyarlı hale geldiği saptanmıştır. Bu suşta gelişen direnç mekanizması aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: KPCKPC beta-laktamaz enziminin omega loop bölgesindeki mutasyonlar sonucu enzimin hidrolitik spektrumunun değişmesi

Cevap

KPC beta-laktamaz enziminin omega loop bölgesindeki mutasyonlar sonucu enzimin hidrolitik spektrumunun değişmesi
Seftazidim-avibaktam direnci, KPCKPC üreten *K. pneumoniae* suşlarında enzimin aktif bölgesindeki omega loop (Ω\Omega-loop) mutasyonları (örn. D179YD179Y) ile gelişebilir. Bu mutasyonlar enzimin seftazidime olan afinitesini artırarak avibaktam tarafından inhibe edilmesini zorlaştırır, ancak aynı zamanda enzimin karbapenemleri hidrolize etme yeteneğini (karbapenemaz aktivitesini) dramatik şekilde düşürür. Sonuç olarak izolat seftazidim-avibaktama dirençli hale gelirken, imipeneme karşı duyarlı hale gelir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu analiz et
Başlangıçta KPC (Karbapenemaz) üreten suş, tedavi altında seftazidim-avibaktama dirençli hale gelirken imipeneme duyarlılaşmıştır.
Bu durum KPC enziminin yapısında bir değişiklik olduğunu gösterir.
2
Mutasyonel değişikliği tanımla
KPC enziminin Ω\Omega-loop (omega loop) bölgesinde (özellikle 179179. pozisyonda) meydana gelen mutasyonlar bu fenotipten sorumludur.
Mutasyon, enzimin seftazidimi parçalama yeteneğini artırırken karbapenemaz aktivitesini ve inhibitör (avibaktam) duyarlılığını azaltır.

Anahtar Kavram

KPC-üreten bakterilerde seftazidim-avibaktam tedavisi altında gelişen 'paradoksal' karbapenem duyarlılığı artışı ve enzimatik mutasyonlar.
Soru 384Soru

7272 yaşında kronik lenfositik lösemi (KLL) tanılı bir hasta; ateş, ense sertliği ve konfüzyon şikayetleriyle acil servise başvuruyor. Beyin omurilik sıvısının (BOS) Gram boyamasında nötrofillerle birlikte Gram pozitif basiller görülüyor. Ampirik olarak başlanan seftriakson ve vankomisin tedavisine rağmen hastanın durumunda düzelme olmuyor.

Bu tabloya neden olan etken ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sefalosporin grubu antibiyotiklere karşı doğal (intrinsik) dirençlidir.

Cevap

Sefalosporin grubu antibiyotiklere karşı doğal (intrinsik) dirençli olması
Listeria monocytogenes, yaşlılarda ve immün sistemi baskılanmış hastalarda (KLL gibi) önemli bir menenjit etkenidir. Bu bakterinin en karakteristik klinik özelliklerinden biri, sefalosporin grubu antibiyotiklere karşı doğal (intrinsik) olarak dirençli olmasıdır. Bu nedenle, ampirik menenjit tedavisinde bu hasta gruplarında tedaviye mutlaka Ampisilin eklenmelidir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tablonun ve hastanın özelliklerinin analizi
72 yaşında, KLL (immün süpresyon) ve Gram pozitif basil kaynaklı menenjit saptanmıştır.
Yaşlı ve immün sistemi baskılanmış bireylerde Gram pozitif basil görülen menenjit vakalarında akla gelmesi gereken en önemli etken Listeria monocytogenes'tir.
2
Tedavi başarısızlığının değerlendirilmesi
Seftriakson (3. kuşak sefalosporin) ve Vankomisin tedavisine yanıt alınamamıştır.
Listeria monocytogenes tüm sefalosporinlere karşı doğal (intrinsik) dirence sahiptir. Bu durum tedavide Ampisilin kullanımını zorunlu kılar.
3
Bakteriyel özelliklerin doğrulanması
Seçeneklerdeki Listeria özellikleri taranarak doğru olan tespit edilir.
Listeria; katalaz pozitif, 25 derecede hareketli, sporsuz ve sefalosporine dirençli bir basildir.

Anahtar Kavram

Listeria monocytogenes'in sefalosporinlere karşı doğal direnci ve risk gruplarındaki (yaşlı, immün yetmezlikli) menenjit etkeni olması.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 385Soru

Bakterilerin konak savunma hücreleri tarafından fagositoz edilmesini engelleyerek virülans faktörü olarak görev yapan ve çoğu bakteride polisakkarit yapısında bulunan dış katman aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kapsül

Cevap

Bakterilerin fagositozdan korunmasını sağlayan dış katman kapsüldür.
Bakteri kapsülü, fagositozu engelleyerek bakterinin konak bağışıklık sisteminden kaçmasını sağlayan en önemli virülans faktörlerinden biridir. Çoğu bakteride (örneğin Streptococcus pneumoniae, Neisseria meningitidis) polisakkarit yapısındadır.

Adım Adım Çözüm

1
Bakteri yüzey yapılarını ve temel fonksiyonlarını tanımlayın.
Hareket, tutunma, koruma ve genetik materyal aktarımı gibi görevleri olan yapılar ayırt edilir.
Soruda istenen 'fagositozdan korunma' fonksiyonunun hangi yapıya ait olduğunu belirlemek için bu ayrım gereklidir.
2
Kapsülün biyokimyasal yapısını ve patogenezdeki rolünü değerlendirin.
Kapsülün polisakkarit yapıda olduğu (istisna: B. anthracis) ve antifagositik özelliği ile virülansı artırdığı saptanır.
Kapsül, fagositozu engelleyerek bakterinin konak içinde yayılmasına ve hayatta kalmasına yardımcı olur.

Anahtar Kavram

Bakteri kapsülünün antifagositik özelliği ve virülans faktörü olarak önemi.
Tahmini Süre:45s
Soru 386Soru

72 yaşında erkek hasta, üç ay önce takılan kalça protezi bölgesinde gelişen kronik ağrı ve fistül akıntısı nedeniyle ortopedi polikliniğine başvuruyor. Alınan derin doku aspirat kültüründe; kanlı agarda beyaz renkli, hemoliz yapmayan koloniler ürediği gözleniyor. İzole edilen mikroorganizmanın Gram pozitif kok formunda olduğu; katalaz pozitif, koagülaz negatif ve novobiyosin duyarlı olduğu saptanıyor. Bu mikroorganizmanın yabancı cisim yüzeylerine tutunmasını ve antibiyotiklerden korunmasını sağlayan en önemli virülans faktörü aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Polisakkarit interselüler adezyon (Biyofilm)

Cevap

Polisakkarit interselüler adezyon (Biyofilm), Staphylococcus epidermidis'in yabancı cisim yüzeylerine tutunmasında ve enfeksiyonun kronikleşmesinde rol oynayan en kritik faktördür.
Vakada tanımlanan mikroorganizma (Gram pozitif, katalaz pozitif, koagülaz negatif, novobiyosin duyarlı) Staphylococcus epidermidis'tir. Bu bakteri, protez ve kateter gibi yabancı cisim enfeksiyonlarının en sık nedenidir. En önemli virülans faktörü olan 'slime tabakası' (biyofilm), polisakkarit interselüler adezyon (PIA) molekülleri aracılığıyla yüzeylere tutunmasını ve konak savunma mekanizmaları ile antibiyotiklerden korunmasını sağlar.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve laboratuvar verilerini değerlendir
Gram pozitif kok, katalaz (+), koagülaz (-), novobiyosin duyarlı
Etken mikroorganizmanın cins ve tür düzeyinde tanısını koymak için.
2
Mikroorganizmayı tanımla
Staphylococcus epidermidis
Koagülaz negatif stafilokoklar (KNS) arasında novobiyosin duyarlılığı gösteren en yaygın türdür.
3
Virülans faktörü ile klinik tabloyu ilişkilendir
Biyofilm (Slime) tabakası
Protez enfeksiyonlarında S. epidermidis'in plastik/metal yüzeylere sıkıca tutunmasını sağlayan yapı biyofilmdir.

Anahtar Kavram

Staphylococcus epidermidis ve biyofilm oluşumu

Daha Fazla Pratik

Koagülaz negatif stafilokoklar içinde novobiyosin direnci gösteren Staphylococcus saprophyticus ile ayırıcı tanısını tekrar ediniz.
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 387Soru

Bir merkezi sterilizasyon ünitesinde yeni bir buharlı sterilizasyon (otoklav) cihazının validasyon çalışmaları yürütülmektedir. Bu amaçla kullanılan ve 10610^6 adet GeobacillusGeobacillus stearothermophilusstearothermophilus sporu içeren biyolojik indikatörün 121121 °C sıcaklıktaki desimal azalma süresi (D121D_{121} değeri) 22 dakika olarak saptanmıştır. Tıbbi malzemelerin sterilizasyonu için kabul edilen uluslararası kriter olan "milyonda bir mikroorganizma canlı kalma olasılığı" (SAL=106SAL = 10^{-6}) hedefine ulaşmak için, 121 °C'de uygulanması gereken minimum sterilizasyon süresi kaç dakikadır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: 2424

Cevap

2424 dakika sürenin uygulanması gereken en az süredir.
2424 dakika seçeneği doğrudur çünkü DD değeri bir popülasyonu 11 log (on kat) azaltmak için geçen süreyi ifade eder. 10610^6 spordan başlayıp 10610^{-6} güvenlik düzeyine (SAL) ulaşmak için toplam 1212 logluk bir azalma sağlanmalıdır. Bu durumda 1212 log ×\times 22 dakika/log == 2424 dakika sonucuna ulaşılır. Bu yöntem mikrobiyolojide 'Overkill (Aşırı Öldürme) Metodu' olarak adlandırılır.

Adım Adım Çözüm

1
D-değeri ve başlangıç yükü tanımı
D121=2D_{121} = 2 dakika; Başlangıç yükü (N0N_0) = 10610^6
Desimal azalma süresi (DD), mikroorganizma popülasyonunun %90\%90'ını (1 log) öldürmek için gereken süredir.
2
Hedeflenen Sterilite Güvence Düzeyinin (SALSAL) belirlenmesi
Nfinal=106N_{final} = 10^{-6}
Tıbbi cihazların steril kabul edilmesi için canlı kalma olasılığının milyonda birden (10610^{-6}) düşük olması gerekir.
3
Toplam logaritmik azalma miktarının hesaplanması
Log10(106)Log10(106)=6(6)=12Log_{10}(10^6) - Log_{10}(10^{-6}) = 6 - (-6) = 12 log
Başlangıçtaki tüm mikroorganizmaları öldürüp (66 log) üzerine güvenlik marjını (66 log) eklemek toplamda 1212 logluk bir düşüş gerektirir.
4
Toplam sterilizasyon süresinin hesaplanması
12×2=2412 \times 2 = 24 dakika
Her 11 log azalma için 22 dakika gerektiğinden, 1212 log için gereken toplam süre bu çarpımla bulunur (Overkill prensibi).

Anahtar Kavram

Sterilizasyon kinetiği, D-değeri ve Sterilite Güvence Düzeyi (SAL) ilişkisi.

Daha Fazla Pratik

Biyolojik indikatörlerde kullanılan spor türlerinin (örneğin kuru ısı için Bacillus atrophaeus) farklı direnç profillerini ve D-değerini etkileyen diğer faktörleri (sıcaklık, nem, pH) incelemek faydalı olacaktır.
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 388Soru

Gram-negatif bakterilerin hücre zarfında, dış membran ile sitoplazmik membran arasında yer alan periplazmik aralık, bakterinin beslenme, transport ve korunma stratejilerinde önemli rol oynayan çeşitli moleküller barındırır.

Aşağıdakilerden hangisi periplazmik aralıkta yer alan bu bileşenlerden biri değildir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Teikoik asitler

Cevap

Teikoik asitler, Gram-pozitif bakterilerin kalın peptidoglikan tabakasında bulunan yapısal moleküllerdir ve Gram-negatiflerin periplazmik aralığında yer almazlar.
Teikoik asitler, Gram-pozitif bakterilerin hücre duvarında peptidoglikan tabakasına kovalent bağlı olarak bulunan (veya sitoplazmik membrana bağlı lipoteikoik asit formunda olan) asidik polisakkaritlerdir. Gram-negatif bakterilerin hücre duvarında teikoik asit bulunmaz.

Adım Adım Çözüm

1
Gram-negatif bakteri hücre duvarı organizasyonunu analiz et.
Dış membran, ince bir peptidoglikan tabakası içeren periplazmik aralık ve sitoplazmik membran katmanları belirlenir.
Soruda sorgulanan bölgenin anatomik sınırlarını belirlemek için.
2
Periplazmik aralığın fonksiyonel içeriğini değerlendir.
Bu alanın hidrolitik enzimler (fosfatazlar), transport bağlayıcı proteinler, kemoreseptörler ve direnç enzimlerini (beta-laktamazlar) içerdiği hatırlanır.
Hangi bileşenlerin Gram-negatif fizyolojisine uygun olduğunu ayırt etmek için.
3
Seçeneklerdeki yapısal farkları karşılaştır.
Teikoik asit ve lipoteikoik asitlerin yalnızca Gram-pozitif hücre duvarı bileşeni olduğu saptanır.
Gram-pozitif ve Gram-negatif arasındaki temel yapısal farkları kullanarak yanlış olanı bulmak için.

Anahtar Kavram

Periplazmik aralık içeriği ve Gram-negatif/Gram-pozitif hücre duvarı farkları

Daha Fazla Pratik

Gram-negatif dış membranındaki Porin proteinlerinin ve Lipopolisakkarit (LPS) yapısının detaylarını inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 389Soru

Gram-pozitif bakterilerin hücre duvarında bulunan ve peptidoglikan tabakasına kovalent olarak bağlanan 'teikoik asitler' ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hücre duvarına negatif yük kazandırarak magnezyum gibi katyonların tutulmasında ve otolizinlerin düzenlenmesinde rol oynarlar.

Cevap

Teikoik asitler hücre duvarına negatif yük kazandırarak katyonların tutulmasında ve otolizinlerin düzenlenmesinde rol oynarlar.
Teikoik asitler, Gram-pozitif bakterilerin hücre duvarındaki peptidoglikan tabakasına (genellikle N-asetilmuramik asit birimlerine) kovalent olarak bağlanan gliserol veya ribitol fosfat polimerleridir. İçerdikleri fosfat grupları sayesinde hücre yüzeyine negatif bir yük kazandırırlar. Bu negatif yük, magnezyum (Mg2+Mg^{2+}) gibi iki değerli katyonların hücre duvarında tutulmasını sağlar ve hücre büyümesi sırasında hücre duvarının kontrollü yıkımını sağlayan otolitik enzimlerin (otolizinler) aktivitesini düzenleyerek hücrenin lize olmasını engeller.

Adım Adım Çözüm

1
Teikoik asitlerin bakteri hücre duvarındaki konumunu ve tür özgüllüğünü belirle.
Teikoik asitlerin Gram-pozitif bakterilere özgü olduğu ve peptidoglikan tabakasına kovalent bağlı olduğu hatırlanır.
Yapısal özelliklerin doğru tanımlanması için konum ve tür ayrımı kritiktir.
2
Molekülün kimyasal yapısını ve bunun fiziksel etkisini analiz et.
Yapısındaki fosfat grupları nedeniyle hücre duvarına negatif yük kazandırdığı saptanır.
Elektrostatik özellikler molekülün fizyolojik fonksiyonlarını belirler.
3
Negatif yükün sağladığı fizyolojik görevleri değerlendir.
Bu yükün Mg2+Mg^{2+} gibi katyonları çektiği ve otolitik enzim aktivitesini (otolizinler) regüle ettiği sonucuna varılır.
Bakteri fizyolojisindeki temel rollerini doğrulamak için gereklidir.

Anahtar Kavram

Teikoik Asitlerin Yapı ve Fonksiyonu
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 390Soru

77 yaşında erkek çocuk, boğaz ağrısı ve ateş şikayetiyle getiriliyor. Yapılan fizik muayene ve kültür sonucu "Grup A Beta-Hemolitik Streptokok" (GABHS) farenjiti tanısı konuluyor. Penisilin alerjisi öyküsü nedeniyle hastaya klaritromisin tedavisi planlanıyor. Ancak bölgedeki GABHS suşlarında makrolid direnç oranlarının arttığı ve bu direncin çoğunlukla *erm* genleri tarafından kodlanan ribozomal metilasyon ile ilişkili olduğu biliniyor. Bu direnç mekanizmasına sahip bir bakteri suşu için aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: 23S23S rRNArRNA molekülündeki adenin kalıntılarının metillenmesi sonucu ilacın hedef bölgeye bağlanması engellenir.

Cevap

Direnç mekanizması, 23S23S rRNArRNA molekülündeki adenin kalıntılarının metillenmesi sonucu ilacın hedef bölgeye bağlanmasının engellenmesidir.
Doğru cevap, 23S23S rRNArRNA molekülündeki spesifik bir adenin kalıntısının metillenmesi ile ilacın hedef bölgeye olan afinitesinin azalmasıdır. Bu durum, ilacın ribozoma bağlanmasını engelleyerek protein sentezini durdurma yeteneğini ortadan kaldırır. Bu mekanizma, makrolidlere ek olarak linkozamidler (örn. klindamisin) ve streptogramin B grubuna karşı da çapraz direnç oluşturduğundan MLS_B fenotipi olarak adlandırılır.

Adım Adım Çözüm

1
Direnç genini ve etkisini tanımla.
*erm* (erythromycin ribosome methylation) geni, bir metiltransferaz enzimini kodlar.
Soruda belirtilen direnç mekanizmasının biyokimyasal temelini belirlemek gerekir.
2
Enzimin hedefini belirle.
Bu enzim, ribozomun 50S50S alt biriminde yer alan 23S23S rRNArRNA molekülündeki spesifik bir adenin kalıntısını metiller.
Makrolidlerin bağlandığı hedef bölgenin neresi olduğunu bilmek gerekir.
3
Metilasyonun sonucunu açıkla.
Metil grubu, makrolid, lincosamid ve streptogramin B grubu ilaçların hedefe bağlanmasını sterik olarak engeller (MLS_B direnci).
Direncin neden oluştuğunu mekanistik olarak açıklamak için son adımdır.

Anahtar Kavram

MLS_B (Makrolid-Linkozamid-Streptogramin B) direnci, ribozomal metilasyon yoluyla gerçekleşir.
Soru 391Soru

Bakterilerde antibiyotik direnç genlerini taşıyan plazmidlerin (R plazmidi), bir bakteriden diğerine 'seks pilusu' aracılığıyla ve doğrudan hücreler arası temas yoluyla aktarıldığı genetik mekanizma aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Konjugasyon

Cevap

Konjugasyon, iki bakteri hücresi arasında kurulan seks pilusu köprüsü üzerinden plazmidlerin tek yönlü aktarımıdır.
Konjugasyon, verici (F+) ve alıcı (F-) hücrelerin seks pilusu adı verilen protein yapısındaki bir köprü ile birbirine bağlanması ve genetik materyalin (özellikle R plazmidleri gibi direnç genlerinin) aktarılması sürecidir. Bu süreçte doğrudan temas şarttır.

Adım Adım Çözüm

1
Aktarımın nasıl gerçekleştiğini belirle
Hücreler arası fiziksel temas ve seks pilusu kullanımı
Soruda belirtilen anahtar ipuçları doğrudan temasın varlığıdır.
2
Tanımlanan mekanizmayı isimlendir
Konjugasyon
Bakteri genetiğinde pilus aracılı temasla gerçekleşen tek aktarım mekanizması konjugasyondur.

Anahtar Kavram

Bakterilerde horizontal gen aktarımı mekanizmalarından konjugasyonun temel özelliği hücreler arası fiziksel temastır.

İpuçları

1
Mekanizmada 'seks pilusu' adı verilen özel bir köprü yapısı kullanılır.
2
Bu olayda iki canlı bakterinin birbirine fiziksel olarak dokunması gerekir.

Daha Fazla Pratik

Konjugasyonun gerçekleşmesi için gerekli olan F plazmidi ve Hfr hücreleri arasındaki farkı inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 392Soru

55 yaşında, menenjit şüphesiyle hastaneye yatırılan ve aşı geçmişi bilinmeyen bir çocuğun beyin omurilik sıvısı (BOS) örneği çikolatamsı agarda kolaylıkla ürerken, kanlı agarda tek başına üreyememektedir. Ancak kanlı agara StaphylococcusaureusStaphylococcus aureus ekimi yapıldığında, stafilokok kolonilerinin hemen çevresinde toplu iğne başı büyüklüğünde kolonilerin (satellitizm) oluştuğu gözleniyor. Bu klinik tabloya neden olan etkenin invaziv enfeksiyon gelişiminden sorumlu olan en önemli virülans faktörü aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Poliribitol fosfat (PRP) yapısındaki kapsül

Cevap

İnvaziv Haemophilus influenzae tip b enfeksiyonlarında en önemli virülans faktörü poliribitol fosfat (PRP) yapısındaki kapsüldür.
Laboratuvar bulguları (satellitizm) ve klinik tablo (menenjit) etkenin Haemophilus influenzae tip b olduğunu göstermektedir. Bu bakterinin en önemli virülans faktörü, fagositozu engelleyerek invaziv hastalıklara yol açan poliribitol fosfat (PRP) yapısındaki polisakkarit kapsüldür.

Adım Adım Çözüm

1
Laboratuvar bulgularına dayanarak mikroorganizmayı tanımla.
Kanlı agarda üremeyip S. aureus varlığında satellit fenomeni göstermesi, etkenin Haemophilus influenzae olduğunu kanıtlar.
H. influenzae üremek için faktör X (hemin) ve faktör V (NAD)'ye ihtiyaç duyar. Kanlı agarda faktör V eksiktir; S. aureus bu faktörü ortama salgılayarak bakterinin kendi çevresinde üremesini sağlar.
2
Tanımlanan bakterinin klinik tabloyla (menenjit) ilişkili ana virülans faktörünü belirle.
Menenjit ve epiglottit gibi ciddi tablolardan sorumlu olan tip b suşlarının ana silahı PRP kapsüldür.
Kapsül, bakterinin kan dolaşımında fagositoza uğramadan hayatta kalmasını ve doku invazyonu yapmasını sağlayan temel bileşendir.

Anahtar Kavram

Haemophilus influenzae'nin laboratuvar tanısı (uydu fenomeni) ve tip b suşlarının PRP kapsül yapısı.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 393Soru

2828 yaşında kadın hasta, tekrarlayan cilt enfeksiyonları şikayetiyle polikliniğe başvuruyor. Alınan lezyon örneğinden yapılan kültürde StaphylococcusStaphylococcus aureusaureus izole ediliyor. Yapılan antibiyogramda suşun eritromisine dirençli, klindamisine ise duyarlı olduğu saptanıyor. Ancak laboratuvar uzmanı, klindamisin diskinin yanına eritromisin diski yerleştirildiğinde klindamisin zonunun eritromisin tarafında düzleştiğini (D-test pozitifliği) rapor ediyor.

Bu bakteride gözlenen klindamisin direncinin temel moleküler mekanizması aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: 23S23S rRNA alt biriminin metilasyonu sonucu hedef bölge değişikliği

Cevap

D-test pozitifliği ile karakterize edilen indüklenebilir MLSb direncinin temel mekanizması, 23S23S rRNA alt biriminin metilasyonu sonucu hedef bölgenin değişikliğidir.
D-test pozitifliği, bakterinin eritromisin (bir makrolid) varlığında klindamisine (bir linkozamid) karşı direnç geliştirdiğini gösterir. Bu durum 'indüklenebilir MLSb' (Macrolide-Lincosamide-Streptogramin B) direnci olarak adlandırılır. Bu direncin moleküler temeli, ermerm genleri aracılığıyla 23S23S rRNA'nın peptidil transferaz merkezindeki adenin kalıntılarının metillenmesidir. Bu modifikasyon, antibiyotiğin hedef bölgeye bağlanmasını engeller.

Adım Adım Çözüm

1
Antibiyogram sonuçlarının ve D-test bulgusunun yorumlanması.
Eritromisin dirençli ve klindamisin duyarlı görünen bir suşta D-test pozitifliği, indüklenebilir MLSb direncini işaret eder.
Eritromisin, direnç genini (ermerm) indükleyerek klindamisinin de etki edemeyeceği bir hedef bölge değişikliği yaratır.
2
Direncin moleküler temelinin saptanması.
ermerm genleri tarafından kodlanan bir metilaz enzimi üretilir.
Bu enzim, 23S23S rRNA'nın adenin kalıntılarını metilleyerek antibiyotiğin bağlanmasını engeller.

Anahtar Kavram

İndüklenebilir MLSb direnci ve D-test mekanizması.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 394Soru

Vajinal akıntı ve alt karın ağrısı şikayeti olan 2424 yaşında bir kadın hasta, son 22 gündür eklenen yüksek ateş, el ve ayak bileklerinde gezici karakterde ağrı ve parmak uçlarında püstüler döküntüler nedeniyle acil servise başvuruyor. Hastadan alınan servikal sürüntü örneğinin ThayerMartinThayer-Martin besiyerindeki kültüründe GramGram negatif diplokoklar ürüyor. İzole edilen bu suşun, normal insan serumunun kompleman aracılı öldürücü etkisine karşı ileri derecede dirençli olduğu saptanıyor. Bu suşun dissemine gonokokal enfeksiyona (DGIDGI) yol açmasında kritik rol oynayan ve konak kaynaklı bir molekülü kullanarak yüzey yapısını modifiye etmesini sağlayan temel mekanizma aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sitidin monofosfat-N-asetilnöraminik asit (CMPNANACMP-NANA) kullanarak lipooligosakkarit (LOSLOS) yan zincirlerini sialillemesi

Cevap

Neisseria gonorrhoeae suşlarının dissemine enfeksiyona yol açabilmesi için serum direncine sahip olmaları gerekir; bu direncin temel mekanizması ise konak kaynaklı CMP-NANA kullanılarak LOS yapısının sialillenmesidir.
DGI suşları, kan dolaşımında hayatta kalabilmek için serum direncine ihtiyaç duyar. Bu direnç, bakterinin kendi sialyltransferase enzimi aracılığıyla konaktaki CMP-NANA'yı kullanarak lipooligosakkarit (LOS) zincirlerine sialik asit eklemesiyle sağlanır. Bu durum kompleman aktivasyonunu (özellikle C3b depozisyonunu) engeller ve bakterinin sistemik olarak yayılmasına olanak tanır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu değerlendir (Artrit-dermatit sendromu).
Hastadaki vajinal akıntı öyküsü, gezici artrit ve püstüler döküntüler tipik bir Dissemine Gonokokal Enfeksiyon (DGI) tablosuna işaret eder.
DGI, lokal gonokok enfeksiyonunun sistemik yayılımı sonucu oluşur.
2
Etkenin laboratuvar özelliklerini analiz et.
Thayer-Martin besiyerinde üreyen Gram negatif diplokoklar Neisseria gonorrhoeae olarak tanımlanır.
Thayer-Martin, patojen Neisseria türleri için seçici bir besiyeridir.
3
DGI suşlarının virülans mekanizmasını hatırla.
DGI'ya neden olan suşlar genellikle serum rezistandır. Bu suşlar, konak hücrelerinden elde ettikleri CMP-NANA'yı (sialik asit kaynağı) kendi LOS yapılarına ekleyerek kompleman sisteminden (özellikle alternatif yol) kaçarlar.
Sialillenmiş LOS, bakteriyi konak hücresi gibi göstererek (mimikri) komplemanın saldırısını engeller.

Anahtar Kavram

Neisseria gonorrhoeae'de serum direnci ve LOS sialillenmesi
ÖncekiSayfa 20 / 20
Bakteriyoloji — TUS - Tıpta Uzmanlık Sınavı — Sayfa 20 | Examkin