Ürogenital ve Endokrin Sistem Patolojisi

387 soru

Soru 381Soru

4848 yaşında erkek hasta, son 33 aydır bacaklarında şişlik ve nefrotik düzeyde proteinüri ile başvuruyor. Böbrek biyopsisinin ışık mikroskobik incelemesinde glomerüllerde hipersellülarite izlenmezken, kapiller duvarlarda diffüz kalınlaşma ve gümüşleme (Jones silver) boyasında bazal membran dış yüzeyinde bazal membran materyalinden oluşan 'diken' (spike) benzeri çıkıntılar saptanıyor. Bu hastanın patolojisiyle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Elektron mikroskobunda podosit ayak çıkıntılarının altında subepitelyal depozitler izlenir.

Cevap

Elektron mikroskobunda podositlerin altında yerleşmiş subepitelyal depozitlerin izlenmesi doğru bir ifadedir.
Verilen vakada gümüşleme boyasında 'spike' (diken) görünümü ve kapiller duvar kalınlaşması membranöz nefropatiyi (MN) tanımlar. MN'de immün kompleks birikimleri bazal membranın dış kısmında, yani podositlerin hemen altında yerleşir. Bu durum elektron mikroskobunda karakteristik 'subepitelyal depozitler' olarak izlenir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve ışık mikroskobu bulgularını değerlendir.
Nefrotik sendrom + GBM kalınlaşması + Gümüşleme boyasında 'spike' görünümü Membranöz Nefropati (MN) tanısını koydurur.
MN, erişkinlerde nefrotik sendromun en sık nedenlerinden biridir ve gümüşleme boyasındaki 'spike' yapıları patognomoniktir.
2
Membranöz nefropatinin ultra-yapısal (elektron mikroskobu) özelliklerini hatırla.
İmmün komplekslerin bazal membranın dış yüzeyinde (podositlerin altında) birikmesi sonucu 'subepitelyal depozitler' oluşur.
Bu depozitlerin etrafında yeni bazal membran materyali sentezlenmesi ışık mikroskobundaki 'spike' görünümünü oluşturur.
3
Diğer şıkları patofizyolojik ve immünolojik açıdan ele.
Lineer birikim ve anti-GBM antikorları Goodpasture içindir; hipokomplemantemi MN için beklenmez; NPHS2 mutasyonu FSGS ile ilgilidir.
Ayırıcı tanıda immünofloresan paternler (granüler vs lineer) ve EM depozit yerleşimleri (subepitelyal vs subendotelyal) kritiktir.

Anahtar Kavram

Membranöz Nefropati Morfolojisi
Soru 382Soru

4141 yaşında erkek hasta, proksimal kas güçsüzlüğü, pletorik yüz ve karın bölgesinde geniş mor strialar şikayetleriyle polikliniğe başvuruyor. Yapılan fizik muayenede kan basıncı 165/105mmHg165/105 mmHg ölçülüyor. Laboratuvar incelemelerinde:

- Serum Na+:146mEq/LNa^+: 146 mEq/L
- Serum K+:2.8mEq/LK^+: 2.8 mEq/L
- Sabah kortizolü: 38μg/dL38 \mu g/dL (Normal: 523μg/dL5-23 \mu g/dL)
- Plazma ACTH: <5pg/mL<5 pg/mL (Normal: 1060pg/mL10-60 pg/mL)

saptanıyor. Abdominal görüntülemede sağ adrenal bezde 3.5cm3.5 cm çapında, düzgün sınırlı, adenom ile uyumlu bir lezyon izleniyor. Bu hastada saptanan adrenal kitlenin cerrahi eksizyonu planlandığına göre, kitlenin çevresindeki adrenal dokuda ve karşı (sol) adrenal bezde izlenmesi beklenen en olası morfolojik değişiklik aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kortikal atrofi

Cevap

Otonom kortizol sentezleyen primer adrenal tümörlerde, baskılanan ACTH seviyeleri nedeniyle tümör dışı adrenal dokularda kortikal atrofi gelişir.
Vaka analizinde yüksek kortizol ve baskılanmış ACTH seviyeleri, primer bir adrenal patolojiyi (bu durumda sağ adrenal adenom) işaret etmektedir. Otonom olarak üretilen kortizol, hipofiz ön lobundan ACTH salgılanmasını negatif geri bildirim yoluyla durdurur. Adrenal korteksin (özellikle zona fasciculata ve reticularis tabakalarının) hacmini koruması ACTH'ın trofik etkisine bağlı olduğundan, ACTH eksikliğinde hem kitlenin çevresindeki normal doku hem de karşı taraf adrenal bezi küçülür ve histolojik olarak kortikal atrofi izlenir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve laboratuvar bulgularının analizi
Cushing sendromu (Hipertansiyon, stria, hipernatremi, hipokalemi, yüksek kortizol)
Hastanın klinik tablosu ve yüksek kortizol seviyeleri Cushing sendromunu doğrular.
2
Etiyolojik sınıflandırma
ACTH bağımsız (Primer Adrenal) Cushing Sendromu
Kortizol yüksekliğine eşlik eden çok düşük (<5 pg/mL) ACTH seviyesi ve tek taraflı kitle, primer adrenal patolojiyi gösterir.
3
Hormonal geri bildirim (Feedback) mekanizmasının değerlendirilmesi
Hipofizden ACTH salınımının baskılanması
Adenoma bağlı otonom yüksek kortizol seviyeleri, hipofizi negatif feedback ile baskılayarak trofik bir hormon olan ACTH'ın azalmasına yol açar.
4
Morfolojik sonucun belirlenmesi
Adrenal kortikal atrofi
ACTH desteğinden yoksun kalan (adenom dışındaki) normal adrenal korteks (zona fasciculata ve reticularis) atrofiye uğrar.

Anahtar Kavram

Adrenal Cushing sendromunda (adenom/karsinom), otonom kortizol salınımı ACTH'ı baskılayarak karşı adrenal bezde ve tümör çevresindeki normal dokuda atrofiye neden olur.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 383Soru

Böbrek biyopsisi örneğinin immünofloresan mikroskobik incelemesinde, glomerüler bazal membran (GBMGBM) boyunca kesintisiz, kalın ve çizgisel (lineer) tarzda IgGIgG birikimi saptanmıştır.

Bu immünofloresan bulgusu aşağıdaki glomerüler hastalıklardan hangisi için karakteristiktir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Anti-GBM (Goodpasture) hastalığı

Cevap

Anti-GBM (Goodpasture) hastalığı
Anti-GBM (Goodpasture) hastalığında, dolaşımdaki antikorlar glomerüler bazal membrandaki tip 44 kollajen moleküllerine karşı gelişir. Bu antikorlar bazal membran boyunca kesintisiz bir tabaka oluşturacak şekilde bağlandığı için immünofloresan incelemede düz, sürekli ve çizgisel (lineer) bir IgGIgG boyanması izlenir.

Adım Adım Çözüm

1
İmmünofloresan (İF) paternin tanımlanması
Sürekli ve çizgisel (lineer) birikim.
Birikimin bazal membrana karşı direkt antikorlarla mı yoksa immün komplekslerle mi oluştuğunu belirlemek gerekir.
2
Morfolojik bulgunun patogenez ile eşleştirilmesi
Tip 22 aşırı duyarlılık reaksiyonu.
Antikorların bazal membran boyunca sabit antijenlere bağlanması düz bir hat (çizgi) oluşturur.
3
Klinik tanıya ulaşılması
Anti-GBM (Goodpasture) hastalığı.
Goodpasture sendromu/Anti-GBM hastalığı, glomerüler bazal membrandaki spesifik antijenlere karşı oluşan antikorların yol açtığı tipik lineer paternin prototipidir.

Anahtar Kavram

İmmünofloresan mikroskopide lineer birikim, antikorların glomerüler bazal membrandaki bir bileşene (tip 44 kollajen) karşı direkt saldırısını (Tip 22 hipersensitivite) gösterir.
Tahmini Süre:45s
Soru 384Soru

2424 yaşında bir kadın hasta, bacaklarda şişlik ve idrarda koyulaşma şikayetiyle başvuruyor. Laboratuvar incelemesinde serum C3C3 düzeyi belirgin düşük (<20< 20 mg/dL), ancak C4C4 ve C1qC1q düzeyleri normal sınırlarda saptanıyor. Yapılan böbrek biyopsisinde; ışık mikroskobunda glomerüllerde lobüler belirginleşme ve hipersellülarite; immünofloresan incelemede ise kapiller duvarlarda ve mezangiumda sadece C3C3 birikimi (IgGIgG, IgAIgA ve C1qC1q negatif) izleniyor. Bu hastada tanıya yönelik yapılacak elektron mikroskobik incelemede aşağıdakilerden hangisinin saptanması en karakteristiktir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Glomerül bazal membranı içinde, lamina densa boyunca uzanan, kurdele benzeri (ribbon-like) aşırı elektron dens birikimler

Cevap

Glomerül bazal membranı içinde, lamina densa boyunca uzanan, kurdele benzeri (ribbon-like) aşırı elektron dens birikimler bu tablo için en karakteristik bulgudur.
Vakada tarif edilen düşük C3C3 / normal C4C4 paterni ve biyopsdeki izole C3C3 birikimi, alternatif kompleman yolak aktivasyonu ile giden C3 Glomerülopatilerini düşündürür. Bu grupta yer alan Dens Depozit Hastalığı (DDD), elektron mikroskobunda glomerül bazal membranının orta tabakası olan lamina densada kurdele benzeri, aşırı elektron dens (koyu) materyal birikimi ile karakterizedir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve laboratuvar verilerini analiz et.
Hastada nefritik/nefrotik bir tablo mevcut. Serum C3C3 düşük, ancak C4C4 ve C1qC1q normal. Bu durum, kompleman sisteminin alternatif yolak üzerinden aktive olduğunu gösterir.
Klasik yolak aktivasyonunda (örn. Tip 1 MPGN, SLE) C4C4 ve C1qC1q da düşerken; alternatif yolak aktivasyonunda (örn. DDD, APSGN) sadece C3C3 düşüşü beklenir.
2
İmünofloresan (IF) bulgularını değerlendir.
Sadece C3C3 birikimi var, IgGIgG ve IgAIgA negatif. Bu durum 'C3 Glomerülopatisi' spektrumuna (DDD veya C3GN) işaret eder.
Immünoglobulinlerin eşlik etmediği izole C3C3 birikimi, patogenezde immün komplekslerin değil, kompleman regülasyon bozukluğunun (genellikle C3 nefritik faktör - C3NeFC3NeF) ön planda olduğunu gösterir.
3
Elektron mikroskobu (EM) ile ayırıcı tanıya git.
Dens Depozit Hastalığı (DDD), EM'de bazal membranın lamina densa tabakasını 'boydan boya' tutan, koyu kurdele benzeri karakteristik birikimlerle tanınır.
Bu morfolojik özellik, DDD'yi diğer C3 glomerulopatilerinden ve MPGN alt tiplerinden kesin olarak ayırır.

Anahtar Kavram

Dens Depozit Hastalığı (DDD), alternatif kompleman yolak aktivasyonu (genellikle C3 Nefritik Faktör aracılı) sonucu oluşan, EM'de bazal membran lamina densasında aşırı elektron dens birikimlerle karakterize bir C3 glomerulopatisidir.

Daha Fazla Pratik

C3 Nefritik Faktör'ün (C3NeFC3NeF) etki mekanizmasını (C3 konvertazı stabilize ederek sürekli aktivasyon sağlaması) gözden geçirmek, patogenezi anlamanıza yardımcı olacaktır.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 385Soru

2222 yaşında erkek hasta, ani gelişen nefes darlığı ve hemoptizi şikayetleriyle acil servise başvuruyor. Çekilen akciğer grafisinde bilateral yaygın metastatik nodüller (kar topu manzarası) izleniyor. Fizik muayenede testisler normal boyutta saptanmasına karşın, skrotal ultrasonografide sol testiste 0.80.8 cm çapında hipoekoik bir odak dikkati çekiyor. Laboratuvar tetkiklerinde serum β\beta-hCG düzeyi 120.000120.000 mIU/mL bulunurken, α\alpha-fetoprotein (AFPAFP) düzeyi normal sınırlardadır.

Bu klinik tabloya yol açan en olası tümör tipi ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Primer tümör odağı palpabl olmayacak kadar küçük kalma eğilimindedir.

Cevap

Primer tümör odağının palpabl olmayacak kadar küçük kalma eğiliminde olması koryokarsinom için tipik bir klinik özelliktir.
Koryokarsinom, morfolojik olarak sinsitiyotrofoblast ve sitotrofoblast hücrelerinin bir arada bulunduğu, nekroz ve kanamanın eşlik ettiği çok agresif bir tümördür. Klinik olarak en önemli özelliği, testisteki primer tümörün bazen muayene ile fark edilemeyecek kadar küçük (okült) kalmasına rağmen, akciğer ve beyin gibi uzak organlara çok erken hematojen metastaz yapmasıdır. Serumda β\beta-hCG düzeyleri aşırı yüksektir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik verileri analiz et
Genç erkek hasta, akciğer metastazı, küçük testis odağı ve aşırı yüksek β\beta-hCG.
Bu kombinasyon (özellikle çok yüksek hCG ve okült primer) saf koryokarsinomu işaret eder.
2
Tümör belirteçlerini değerlendir
β\beta-hCG pozitif, AFPAFP negatif.
Saf koryokarsinomda AFPAFP yükselmez; AFPAFP yüksekliği yolk sak tümörü veya embriyonel karsinom bileşenini düşündürür.
3
Karakteristik yayılım paternini hatırla
Erken hematojen yayılım.
Koryokarsinomlar lenfatiklerden ziyade hematojen yolla çok erken evrede akciğer ve beyne metastaz yaparlar.

Anahtar Kavram

Koryokarsinom, testis germ hücreli tümörleri arasında en agresif olanı olup, sıklıkla küçük bir primer odaktan erken hematojen metastaz yapar ve belirgin β\beta-hCG yüksekliği ile karakterizedir.
Soru 386Soru

1818 yaşında erkek hasta, tekrarlayan hematüri ve ilerleyici işitme kaybı şikayetleriyle nefroloji polikliniğine başvuruyor. Fizik muayenesinde bilateral sensörinöral işitme kaybı ve oftalmolojik incelemede anterior lentikonus saptanıyor. Böbrek biyopsisinde ışık mikroskobunda non-spesifik değişiklikler izlenirken, immünofloresan incelemede belirgin bir birikim saptanmıyor. Bu hastada yapılan böbrek biyopsisinin elektron mikroskobik incelemesinde aşağıdakilerden hangisinin saptanması en olasıdır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Glomerüler bazal membranda laminasyon gösteren incelme ve kalınlaşma alanları ("sepet örgüsü" görünümü)

Cevap

Glomerüler bazal membranda laminasyon gösteren incelme ve kalınlaşma alanları ("sepet örgüsü" görünümü) saptanması en olasıdır.
Hastanın klinik tablosu (hematüri, işitme kaybı ve anterior lentikonus) tipik bir Alport sendromu vakasıdır. Alport sendromu, glomerüler bazal membranın (GBM) temel yapı taşı olan tip IV kollajenin sentezindeki bir bozukluktan kaynaklanır. Elektron mikroskobunda, GBM'nin bazı bölgelerde aşırı inceldiği, bazı bölgelerde ise kalınlaştığı ve lamine (tabakalı/parçalanmış) bir hal aldığı izlenir. Bu patolojik görüntüye literatürde "sepet örgüsü" (basket-weave) görünümü adı verilir ve tanı koydurucudur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları analiz et.
Hematüri, sensörinöral işitme kaybı ve anterior lentikonus triadı Alport sendromunu işaret eder.
Alport sendromu, böbrek, kulak ve göz tutulumu ile karakterize kalıtsal bir hastalıktır.
2
Etiyolojik mekanizmayı belirle.
Tip IV kollajen (alphaalpha-3, alphaalpha-4 veya alphaalpha-5 zincirleri) sentezinde defekt saptanır.
Glomerüler bazal membran (GBM) yapısının bütünlüğü için tip IV kollajen kritiktir.
3
Morfolojik bulgularla eşleştir.
Elektron mikroskobunda GBM'de düzensiz kalınlaşma ve incelme ile karakterize lamine (parçalanmış) görünüm izlenir.
Bu görünüm patognomonik olarak "sepet örgüsü" (basket-weave) olarak adlandırılır.

Anahtar Kavram

Alport sendromunda elektron mikroskobunda izlenen karakteristik "sepet örgüsü" görünümü.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 387Soru

4545 yaşında kadın hastada tiroid sağ lobunda 33 cm'lik, sintigrafide "soğuk" karakterde, düzgün sınırlı soliter bir nodül saptanıyor. Yapılan lobektomi materyalinin histopatolojik incelemesinde kalın fibröz kapsülle çevrili, foliküler büyüme paterni gösteren bir neoplazi izlenmiştir. Bu hastada foliküler karsinom tanısı koyabilmek için aşağıdakilerden hangisinin varlığı şarttır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kapsülün tam kat invazyonu veya damar invazyonu

Cevap

Kapsülün tam kat invazyonu veya damar invazyonu gösterilmesi foliküler karsinom tanısı için zorunludur.
Foliküler karsinom tanısı için en kritik ve zorunlu bulgu, tümörün çevrelediği fibröz kapsülü tam kat invaze etmesi veya kapsüler/ekstrakapsüler damarlara girmesidir. Bu özellikler yoksa lezyon foliküler adenom olarak kabul edilir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve sintigrafik bulguların değerlendirilmesi
Soğuk nodül ve foliküler yapı foliküler neoplaziyi (adenom veya karsinom) düşündürür.
Foliküler lezyonlarda benign-malign ayrımı sitolojik değil, mimari özelliklere dayanır.
2
Histopatolojik kriterlerin uygulanması
Kapsül veya damar invazyonu aranır.
Foliküler karsinom tanısı koymak için kapsülün tam kat (transmural) geçildiğinin veya kapsül içi/çevresi damarlarda tümör embolisinin gösterilmesi gerekir.

Anahtar Kavram

Foliküler tiroid neoplazilerinde malignite kriteri kapsül veya damar invazyonudur; hücresel atipi tek başına yeterli değildir.

Daha Fazla Pratik

Foliküler karsinomun hematojen yolla yayılım (akciğer ve kemik) eğilimini ve RAS mutasyonları ile ilişkisini gözden geçirin.
Tahmini Süre:45s
ÖncekiSayfa 20 / 20
Ürogenital ve Endokrin Sistem Patolojisi — TUS - Tıpta Uzmanlık Sınavı — Sayfa 20 | Examkin