Edebiyat, duygu ve düşünceleri dil aracılığıyla estetik bir yapıya kavuşturma sanatıdır. Müzik sesle, resim boyayla, heykel ise mermer veya bronzla biçim bulurken edebiyatın ham maddesi olan dil; simgesel, soyut ve toplumsal uzlaşıya dayalı bir sistemdir. Bu yönüyle edebî eser, alımlayıcının duyularına doğrudan hitap eden somut bir nesne sunmak yerine, zihinde imgeler ve tasarımlar zinciri uyandırarak var olur. Dolayısıyla edebiyatın güzel sanatlar içerisindeki özgün konumu, onun bu soyut araçla somut yaşantılar inşa edebilme gücünden kaynaklanır.
Bu parçadan hareketle edebiyatın güzel sanatlar içindeki yeri ve malzemesinin niteliğine dair;
I. Dilin soyut ve simgesel yapısı, edebî eserin alımlanma sürecinde okurun hayal gücünü ve zihinsel katılımını zorunlu kılar.
II. Edebiyat, doğrudan duyulara seslenen fiziksel bir malzeme yerine dili kullandığı için plastik sanatlardan ayrışır; fonetik sanatlar arasında yer alsa da dili simgesel boyutuyla işlemesi bakımından kendine has bir konuma sahiptir.
III. Edebiyatın ham maddesi olan dil, toplumsal bir uzlaşı ürünü olduğundan edebî eserler bireysel yaratıcılıktan ziyade toplumsal faydayı önceler.
yargılarından hangileri söylenebilir?
- AYalnız I
- BYalnız III
- I ve IICevap
- DII ve III
- EI, II ve III