Soru

Zorluk: Çok zor17. ve 18. Yüzyıl Divan Edebiyatı Şairleri

Aşağıda verilen beyitler ile bu beyitlerin üslup, tema ve zihniyet bakımından temsilcisi olan 17. ve 18. yüzyıl Divan şairlerini doğru şekilde eşleştiriniz.

  • "Tûtî-i mu'cize-gûyem ne desem lâf değil / Çarh ile söyleşemem âyinesi sâf değil"Nef'î (17. Yüzyıl)
  • "Vücûdun kim hamîr-i mâyesi hâk-i mezellettir / Bu denli kibr ü nâz u ser-keşî bilmem ne illettir"Nâbî (17. Yüzyıl)
  • "Bu şehr-i Sıtanbul ki bî-misl ü bahâdır / Bir sengine yek-pâre Acem mülkü fedâdır"Nedîm (18. Yüzyıl)
  • "Hoşça bak zâtına kim zübde-i âlemsin sen / Merdüm-i dîde-i ekvân olan âdemsin sen"Şeyh Gâlib (18. Yüzyıl)

Cevap

Birinci beyit Nef'î ile, ikinci beyit Nâbî ile, üçüncü beyit Nedîm ile, dördüncü beyit ise Şeyh Gâlib ile eşleşir.
Gururlu ve iddialı fahriye tonuyla öne çıkan ilk beyit Nef'î'nin; ahlaki değerleri ve didaktik düşünceyi aşılayan ikinci beyit Nâbî'nin; İstanbul'u somut güzellikleriyle öven üçüncü beyit Nedîm'in; insanı kainatın merkezine koyan tasavvufî ve derin dördüncü beyit ise Şeyh Gâlib'in edebi zihniyetini ve sanat anlayışını yansıtmaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Birinci beyit olan 'Tûtî-i mu'cize-gûyem ne desem lâf değil / Çarh ile söyleşemem âyinesi sâf değil' incelenir.
Beyitte şair kendisini olağanüstü söz söyleyen bir papağana benzetmekte, felekle (çark) bile konuşamayacağını çünkü onun aynasının (zihninin) temiz olmadığını söyleyerek büyük bir iddia ortaya koymaktadır. Bu mağrur ve kendinden emin ton (fahriye üslubu) 17. yüzyıl şairi Nef'î ile eşleştirilir.
Nef'î, Divan edebiyatında kaside ve fahriye türünde en gururlu, iddialı ve yüksek ses tonuna sahip şairdir.
2
İkinci beyit olan 'Vücûdun kim hamîr-i mâyesi hâk-i mezellettir / Bu denli kibr ü nâz u ser-keşî bilmem ne illettir' incelenir.
Beyitte insan vücudunun mayasının değersiz toprak olduğu hatırlatılmakta ve insanın bu derece kibirli, nazlı ve asi olmasının nasıl bir hastalık (illet) olduğu sorgulanmaktadır. Bu ahlaki ve felsefi öğüt veren didaktik yaklaşım 17. yüzyıl şairi Nâbî ile eşleştirilir.
Toplumsal aksaklıkları, insan ahlakını sorgulayan ve düşünceyi şiire aktaran hikemî (didaktik) tarzın öncüsü Nâbî'dir.
3
Üçüncü beyit olan 'Bu şehr-i Sıtanbul ki bî-misl ü bahâdır / Bir sengine yek-pâre Acem mülkü fedâdır' incelenir.
İstanbul'un eşsiz bir değerde olduğu, tek bir taşına bütün İran (Acem) ülkesinin feda edileceği söylenmektedir. Bu somut mekân sevgisi, coşku ve yerel ögeler 18. yüzyıl şairi Nedîm ile eşleştirilir.
Lale Devri'nin eğlence hayatını, İstanbul sevgisini ve mahallileşme akımını şiire taşıyan en büyük isim Nedîm'dir.
4
Dördüncü beyit olan 'Hoşça bak zâtına kim zübde-i âlemsin sen / Merdüm-i dîde-i ekvân olan âdemsin sen' incelenir.
Beyitte insanın kendi değerini bilmesi gerektiği, çünkü onun kâinatın özü (zübde-i âlem) ve yaratılmışların göz bebeği olduğu tasavvufî ve derin bir felsefeyle dile getirilmiştir. Bu soyut ve tasavvufî derinlik 18. yüzyıl şairi Şeyh Gâlib ile eşleştirilir.
İnsanı tasavvufî bir olgunlukla ele alan ve Sebk-i Hindî akımının ağır sembolizmiyle yoğuran şair Şeyh Gâlib'dir.

Anahtar Kavram

17. ve 18. Yüzyıl Divan Şairlerinin Sanat Anlayışları ve Akımları
Tahmini Süre:3m 0s
Bu soruyu puanla