Edebiyat, malzemesi dil olan ve seslerle örülü bir güzel sanat dalıdır. Plastik sanatlar dış dünyayı mekânda dondurarak görünür kılarken, müzik zaman içinde seslerin dalgalanışıyla duygu dünyamıza seslenir. Edebiyat ise kelimelerin çağrışım gücüyle zihinde imgeler inşa eder. Bir ressamın tuvale yansıttığı ağaç dış dünyada somut bir nesne olarak karşımızda dururken, bir romancının betimlediği ağaç her okurun zihninde kendi deneyimleriyle yeniden biçimlenir. Bu yönüyle edebiyat, hem işitsel sanatların ses dünyasından beslenir hem de zihinsel tasarımlar aracılığıyla diğer sanat dallarından daha geniş bir özgürlük alanı sunar.
Bu parçada dile getirilen düşüncelerden yola çıkılarak güzel sanatların sınıflandırılması ve edebiyatın bu sanatlar arasındaki yeriyle ilgili aşağıdaki yargılardan hangisine ulaşılamaz?
- APlastik sanatlar, yapıtlarını mekân boyutunda ve somut bir biçimde ortaya koyarken edebiyat, tasarımlarını zaman ve zihin boyutunda gerçekleştirir.
- BEdebiyatın kullandığı gerecin soyut ve çağrışımsal yapısı, alımlayıcının eseri yorumlama sürecinde diğer sanat dallarına göre daha aktif ve özgür olmasını sağlar.
- Edebiyatın fonetik (işitsel) sanatlar grubunda yer alması, onun plastik sanatlar gibi görsel ve mekânsal tasarımları zihinsel düzeyde yapılandırmasını sınırlar.Cevap
- DMüzik ve edebiyat, zaman boyutunda şekillenen ve ses ögesinden yararlanan fonetik sanatlar olmalarına rağmen, edebiyat kelimeler aracılığıyla zihinsel imgeler kurma yönüyle müzikten ayrılır.
- EEdebi eserlerde kelimelerin taşıdığı anlamlar ve çağrışımlar, sanatçının dış dünyadaki gerçekliği doğrudan kopyalamak yerine okurun zihninde estetik bir algı olarak yeniden üretmesine zemin hazırlar.