İlk Çağ medeniyetlerinde siyasi yapılar ile egemenliğin meşrulaştırılması arasındaki ilişkiyi inceleyen bir tarihçi, şu bilimsel tespitlerde bulunmuştur:
- Sümerlerde şehir devletlerinin başındaki yöneticiler (patesi/ensi), kendilerini tanrının yeryüzündeki temsilcisi veya rahibi (rahip-kral) olarak tanımlamışlardır.
- Mısır’da hükümdarlar (firavun), tanrının yeryüzündeki vekili olmanın ötesinde, doğrudan tanrının kendisi (tanrı-kral) olarak kabul edilmiş ve mutlak bir otoriteye sahip olmuşlardır.
- Hititlerde ise kralların yetkileri soylulardan oluşan Pankuş Meclisi tarafından denetlenebilmiş ve kral eşi kraliçe (Tavananna) devlet yönetiminde resmi yetkilerle söz sahibi olmuştur.
Bu tespitlerden hareketle İlk Çağ medeniyet havzalarındaki siyasi güç ve yönetim yapılarıyla ilgili;
I. Coğrafi koşullardaki farklılıklar, yönetim sistemlerinin teokratikleşme derecesini belirleyen tek unsurdur.
II. Hititlerin yönetim yapısı, Mezopotamya ve Mısır’daki monarşilere kıyasla mutlakiyetçi karakteri sınırlandıran kurumsal mekanizmalar içermektedir.
III. Sümer ve Mısır medeniyetlerinde egemenliğin kaynağı din ile ilişkilendirilmiş olsa da yöneticilerin meşruiyet derecesi ve siyasi otoritelerinin sınırları farklılık göstermektedir.
yargılarından hangilerine ulaşılabilir?
- AYalnız I
- BYalnız II
- CI ve II
- II ve IIICevap
- EI, II ve III