Soru

Zorluk: ZorMS 2. Yüzyıl - MS 15. Yüzyıl Felsefesi: Hristiyan Felsefesi ve Temel Problemleri

Hristiyan felsefesinin tarihsel gelişimi incelendiğinde, erken dönem (Patristik) ile olgunluk dönemi (Skolastik) arasında akıl-inanç ilişkisinin kurgulanışı ve felsefenin yöntemi bakımından önemli farklar olduğu görülür. Erken dönem Kilise Babaları (Patristik), Hristiyanlığa yönelik dış saldırılara karşı inancı savunmak (apoloji) amacıyla Platon ve Yeni-Platonculuk'tan yararlanmış, aklı inancın anlaşılması için ikincil bir araç olarak konumlandırmışlardır. Skolastik dönemde ise özellikle Hristiyanlığın kurumsallaşması ve okul eğitiminin yaygınlaşmasıyla birlikte, Aristoteles mantığı temel alınarak inancın rasyonel olarak temellendirilmesi ve sistematikleştirilmesi hedeflenmiş, akıl ve inanç kendi sınırları içinde çalışan iki ayrı bilgi alanı olarak ele alınmıştır. Buna göre, Patristik ve Skolastik felsefenin akıl ve inanca yaklaşımıyla ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

  1. Patristik dönemde felsefe ve akıl yalnızca inanç öğretilerini savunmak için apolijetik bir araç olarak görülürken, Skolastik dönemde akıl ve inanç kendi yöntemlerine sahip iki ayrı alan olarak ayrışmış ve inancın öğretileri Aristotelesçi mantıkla dizgeleştirilmiştir.Cevap
  2. B
    Patristik dönemde Platoncu bir yaklaşımla akıl ve inancın tamamen bağımsız olduğu savunulurken, Skolastik dönemde Aristotelesçi etkiyle akıl inancın üstünde konumlandırılmış ve dogmalar rasyonel olarak reddedilmiştir.
  3. C
    Patristik dönemde Hristiyan dogmaları Aristoteles mantığıyla kanıtlanmaya çalışılırken, Skolastik dönemde Yeni-Platoncu mistisizm öne çıkmış ve akıl dışlanarak sadece sezgiye dayalı iman savunulmuştur.
  4. D
    Her iki dönemde de akıl inanca tamamen aykırı görülerek felsefi düşünce tümüyle yasaklanmış, Hristiyanlık sadece mistik deneyimlerle sınırlı kalmıştır.
  5. E
    Patristik felsefe teolojiyi rasyonel bir bilim olarak kurumsallaştırmaya çalışırken, Skolastik felsefe aklın tüm sınırlarını ortadan kaldırarak çifte hakikat teorisi çerçevesinde inancı felsefeden tamamen bağımsızlaştırmıştır.

Cevap

Patristik dönemde felsefe ve aklın inanç öğretilerini savunmak için apolijetik bir araç olarak görüldüğünü, Skolastik dönemde ise akıl ve inancın kendi yöntemlerine sahip iki ayrı alan olarak ayrıştığını ve inancın öğretilerinin Aristotelesçi mantıkla dizgeleştirildiğini belirten seçenek doğrudur.
Hristiyan felsefesinin erken döneminde (Patristik) temel amaç Hristiyanlığı pagan saldırılarına karşı korumak (apoloji) olduğundan akıl, inancı temellendirmede ve savunmada Platoncu bir çerçevede araçsallaştırılmıştır. Skolastik dönemde ise okul eğitiminin ve üniversitelerin kurulmasıyla birlikte Aristotelesçi mantık ön plana çıkmış, teoloji rasyonel bir sistem hâline getirilmiştir. Bu doğrultuda akıl ve inancın sınırları çizilerek her ikisinin de kendi yetki alanlarında bilgi ürettiği kabul edilmiştir. Dolayısıyla felsefenin ilk dönemde savunmacı bir araç olarak görülüp, ikinci dönemde kendi yöntemlerine sahip iki ayrı alan şeklinde Aristotelesçi mantıkla dizgeleştirildiğini açıklayan ifade doğrudur.

Adım Adım Çözüm

1
Paragraftaki Patristik ve Skolastik dönemlerin temel ayrım noktalarını belirlemek.
Patristik dönemin Hristiyanlığı savunmak (apoloji) amacıyla Platonculuktan yararlandığı, Skolastik dönemin ise okullaşma süreciyle Aristoteles mantığı temelinde inancı sistemleştirdiği ve her iki alanı sınırlandırdığı anlaşılır.
Soru kökünün yönlendirdiği dönemsel metodoloji farkını analiz etmek gerekir.
2
Seçeneklerdeki kavramsal eşleşmeleri ve felsefi iddiaları incelemek.
Apolijetik işlev ile Aristotelesçi mantığa dayalı dizgeleştirme ayrımının doğru yapıldığı seçeneğe ulaşılır.
Hristiyan felsefesinin gelişimindeki yöntem farkının felsefe tarihindeki karşılığını saptamak amaçlanır.

Anahtar Kavram

Patristik ve Skolastik Felsefede Akıl-İnanç İlişkisi
Tahmini Süre:2m 0s
Bu soruyu puanla