Hristiyan felsefesinin tarihsel gelişimi incelendiğinde, erken dönem (Patristik) ile olgunluk dönemi (Skolastik) arasında akıl-inanç ilişkisinin kurgulanışı ve felsefenin yöntemi bakımından önemli farklar olduğu görülür. Erken dönem Kilise Babaları (Patristik), Hristiyanlığa yönelik dış saldırılara karşı inancı savunmak (apoloji) amacıyla Platon ve Yeni-Platonculuk'tan yararlanmış, aklı inancın anlaşılması için ikincil bir araç olarak konumlandırmışlardır. Skolastik dönemde ise özellikle Hristiyanlığın kurumsallaşması ve okul eğitiminin yaygınlaşmasıyla birlikte, Aristoteles mantığı temel alınarak inancın rasyonel olarak temellendirilmesi ve sistematikleştirilmesi hedeflenmiş, akıl ve inanç kendi sınırları içinde çalışan iki ayrı bilgi alanı olarak ele alınmıştır. Buna göre, Patristik ve Skolastik felsefenin akıl ve inanca yaklaşımıyla ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?
- Patristik dönemde felsefe ve akıl yalnızca inanç öğretilerini savunmak için apolijetik bir araç olarak görülürken, Skolastik dönemde akıl ve inanç kendi yöntemlerine sahip iki ayrı alan olarak ayrışmış ve inancın öğretileri Aristotelesçi mantıkla dizgeleştirilmiştir.Cevap
- BPatristik dönemde Platoncu bir yaklaşımla akıl ve inancın tamamen bağımsız olduğu savunulurken, Skolastik dönemde Aristotelesçi etkiyle akıl inancın üstünde konumlandırılmış ve dogmalar rasyonel olarak reddedilmiştir.
- CPatristik dönemde Hristiyan dogmaları Aristoteles mantığıyla kanıtlanmaya çalışılırken, Skolastik dönemde Yeni-Platoncu mistisizm öne çıkmış ve akıl dışlanarak sadece sezgiye dayalı iman savunulmuştur.
- DHer iki dönemde de akıl inanca tamamen aykırı görülerek felsefi düşünce tümüyle yasaklanmış, Hristiyanlık sadece mistik deneyimlerle sınırlı kalmıştır.
- EPatristik felsefe teolojiyi rasyonel bir bilim olarak kurumsallaştırmaya çalışırken, Skolastik felsefe aklın tüm sınırlarını ortadan kaldırarak çifte hakikat teorisi çerçevesinde inancı felsefeden tamamen bağımsızlaştırmıştır.