Psikoloji Bilimi ve Temel Süreçler

111 soru

Soru 41Soru

İnsan davranışlarının ve fizyolojik süreçlerinin biyolojik temellerini oluşturan çeşitli sinir ve endokrin sistemi yapıları bulunmaktadır. Buna göre, sol sütunda verilen biyolojik yapıları sağ sütunda verilen işlevleriyle doğru şekilde nasıl eşleştirirsiniz?

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Somatik sinir sistemi
Talamus
Böbrek üstü bezleri (Adrenal bezler)
Wernicke alanı

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Somatik sinir sistemi ile iskelet kaslarının istemli kontrolü; talamus ile koku dışındaki duyuların sınıflandırılması; böbrek üstü bezleri ile duygusal durumlarda salgılanan hormonlarla vücudun acil duruma hazırlanması; Wernicke alanı ile de kelimelerin anlamlandırılması eşleşmelidir.
Doğru eşleştirmede; istemli iskelet kası kontrolü somatik sinir sistemine, koku hariç duyusal sınıflandırma talamusa, stres hormonları salgılama böbrek üstü bezlerine ve kelimelerin zihinsel anlamlandırılması ise Wernicke alanına karşılık gelmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Somatik sinir sisteminin temel işlevini belirleme.
Somatik sinir sistemi, çevresel sinir sisteminin istemli hareketlerden ve duyusal aktarımdan sorumlu kısmıdır. Bu nedenle iskelet kaslarının kontrolü ve duyusal uyarıların iletimi işleviyle eşleşir.
Organizmanın bilinçli kas aktivitelerini yöneten sistemin ayırt edilmesi gerekir.
2
Talamusun duyusal süreçlerdeki rolünü analiz etme.
Talamus, koku dışındaki tüm duyusal bilgilerin beyin kabuğuna ulaşmadan önce uğradığı, sınıflandırıldığı ve ilgili loblara aktarıldığı bir kapı görevi görür.
Merkezi sinir sistemindeki duyusal ara istasyonun işlevini saptamak önemlidir.
3
Böbrek üstü bezlerinin hormonal etkilerini saptama.
Böbrek üstü bezleri, korku ve heyecan anında adrenalin salgılayarak kalp atışını hızlandırır ve metabolik düzeyde vücudu acil durum tepkilerine hazır hale getirir.
Davranışın hormonal temelleri ile acil durum tepkileri arasındaki ilişkinin kurulması gerekir.
4
Wernicke alanının bilişsel dil işlevini tanımlama.
Wernicke alanı, dilsel uyaranların (işitilen veya okunan kelimelerin) anlamlandırılması ve kavramsal düzeyde işlenmesinden sorumludur.
Beyin kabuğundaki dil merkezinin işlevsel sınırlarını belirlemek son adımı tamamlar.

Anahtar Kavram

Davranışın Biyolojik Temelleri
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 42Soru

Lunaparktaki kahkaha aynalarının önüne geçen Zeynep, aynadaki yansımasında kendisini olduğundan çok daha kısa ve kilolu görmektedir. Yanındaki arkadaşı Buğra ise bu durumu, "Geçen yıl geçirdiğin ağır grip salgınında yüksek ateş nedeniyle odanın tavanında uçuşan kelebekler gördüğünü söylemişti ya, bu aynadaki durumunun da aslında ondan hiçbir farkı yok." şeklinde yorumlamıştır.

Buna göre Buğra’nın yorumu ve Zeynep’in yaşadığı süreçlerle ilgili aşağıdaki değerlendirmelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Buğra’nın yorumu yanlıştır; çünkü Zeynep'in aynadaki durumu fiziksel nedenlere dayalı bir illüzyon iken, ateşliyken kelebek görmesi dışsal bir uyarıcı bulunmaksızın ortaya çıkan bir halüsinasyondur.

Cevap

Buğra'nın yorumunun yanlış olduğunu, Zeynep'in aynadaki durumunun fiziksel bir illüzyon (yanılsama), ateşli hastalık durumunda kelebekler görmesinin ise bir halüsinasyon (sanrı) olduğunu belirten seçenek doğrudur.
Zeynep'in kahkaha aynasındaki yansıması, dış dünyada var olan somut bir nesnenin (ayna) fiziksel yapısından ötürü hatalı algılanmasıdır ve bu durum fiziksel illüzyona örnektir. Buna karşın, ateşli hastalık esnasında kelebekler görmesi, ortamda hiçbir fiziksel uyarıcı yokken zihnin ürettiği bir yaşantıdır ve bu durum halüsinasyon olarak adlandırılır. Dolayısıyla Buğra'nın iki durumu aynı kabul eden yaklaşımı yanlıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Zeynep'in lunaparkta kahkaha aynası karşısındaki durumunu analiz etme.
Zeynep'in kendisini aynada farklı boy ve kiloda görmesi, ortamda var olan fiziksel bir uyarıcının (ayna ve yansıması) dışsal/fiziksel etkenler nedeniyle yanlış algılanmasıdır. Bu durum bir illüzyondur (yanılsama).
İllüzyonun gerçekleşmesi için mutlaka dış dünyada fiziksel bir uyarıcının bulunması gerekir.
2
Zeynep'in geçmişte yüksek ateş nedeniyle kelebekler gördüğü durumu analiz etme.
Zeynep'in ateşli hastalık esnasında odada gerçekte var olmayan kelebekler görmesi, hiçbir dışsal fiziksel uyarıcı bulunmaksızın tamamen içsel/fizyolojik etkenlerle ortaya çıkan bir algı hatasıdır. Bu durum bir halüsinasyondur (sanrı).
Halüsinasyonda dış dünyada duyu organını uyaracak somut bir fiziksel kaynak yoktur.
3
Buğra'nın iki durumu aynı kefeye koyan yorumunu değerlendirme.
Buğra'nın bu iki durumu özdeş görmesi yanlıştır. İllüzyon ile halüsinasyon arasındaki temel fark, dış dünyada somut bir fiziksel uyarıcının var olup olmamasıdır.
Duyu organını uyaran bir fiziksel etmen olduğunda illüzyon, olmadığında ise halüsinasyon gerçekleşir.

Anahtar Kavram

İllüzyon (yanılsama) ve halüsinasyon (sanrı) arasındaki fark
Soru 43Soru

Bahçedeki bir gülü gören bir bireyde, ışık dalgalarının göz alıcılarına ulaşmasından bu uyarıcının zihinde anlamlı bir bütün olarak kavranmasına kadar geçen süreçteki fizyolojik ve psikolojik aşamaları ilk adımdan son adıma doğru sıralayınız.

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Gülün algılanması süreci sırasıyla; ışık dalgalarının gözdeki fotoreseptörlere ula��ması (fiziksel etki), bu enerjinin elektrokimyasal sinirsel iletilere dönüştürülmesi (transdüksiyon), sinyallerin beyne taşınması (iletim) ve beynin görme merkezinde anlamlandırılması (algılama) adımlarıyla gerçekleşir.
Süreç dış dünyadaki ışık dalgalarının gözdeki fotoreseptörlere ulaşmasıyla başlar. Reseptörler bu ışık enerjisini elektrokimyasal sinyallere dönüştürür. Bu sinyaller duyu sinirleri ile beynin görme merkezine iletilir ve orada anlamlandırılarak gül algısı oluşur.

Adım Adım Çözüm

1
Fiziksel uyarıcının alıcı hücrelerle buluşmasını belirleme
Işık dalgalarının gözdeki alıcılara ulaşması sağlanır.
Duyusal sürecin başlaması dış çevredeki enerjinin fiziksel olarak alıcı hücreleri uyarmasını gerektirir.
2
Enerji dönüşümünü (transdüksiyon) saptama
Işık enerjisi elektrokimyasal nöral dürtülere dönüştürülür.
Sinir sisteminin dış dünyadaki fiziksel enerjiyi iletebilmesi ve işleyebilmesi için elektrokimyasal sinyallere çevrilmesi şarttır.
3
Sinirsel iletim aşamasını saptama
Sinyaller duyu sinirleri vasıtasıyla beynin ilgili merkezine taşınır.
Anlamlandırma ve yorumlama işleminin yapılabilmesi için bilginin beynin üst merkezlerine ulaşması gerekir.
4
Zihinsel yorumlama ve algılama aşamasını saptama
Görsel bilgi geçmiş şemalarla birleştirilerek gül şeklinde anlamlandırılır.
Duyumların seçilip, örgütlenip, geçmiş deneyimlerle ilişkilendirilerek yorumlanması algılama adımıdır ve sürecin son aşamasıdır.

Anahtar Kavram

Duyum ve Algı Aşamaları
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 44Soru

Yüksek ateş nedeniyle yatağında dinlenen bir çocuk, pencereden sızan sokak lambası ışığının duvara düşürdüğü ağaç dalı gölgesini kendisine doğru uzanan bir el olarak algılamış ve korkmuştur. Aynı çocuk, ateşinin daha da yükseldiği gece ilerleyen saatlerde ise odada fiziksel hiçbir ses kaynağı bulunmamasına rağmen birilerinin kendisiyle fısıltıyla konuştuğunu iddia etmiştir.

Buna göre, çocuğun yaşadığı bu iki durumla ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Birinci durum, dış dünyada var olan bir uyarıcının yanlış yorumlanmasıyla oluşan illüzyon; ikinci durum ise hiçbir dış uyarıcı olmadığı hâlde varmış gibi algılanan halüsinasyondur.

Cevap

Birinci durumun dış dünyada var olan bir uyarıcının yanlış yorumlanmasıyla oluşan illüzyon, ikinci durumun ise hiçbir dış uyarıcı olmadığı hâlde varmış gibi algılanan halüsinasyon olduğunu belirten ifadedir.
Birinci durumda ağaç dalı gölgesi gibi fiziksel bir uyarıcı mevcut olup yanlış yorumlandığı için bu bir illüzyondur. İkinci durumda ise ortamda hiçbir fiziksel ses kaynağı olmamasına rağmen ses algılandığı için bu bir halüsinasyondur. Dolayısıyla doğru yanıt, birinci durumun illüzyon, ikinci durumun ise halüsinasyon olduğunu doğru şekilde açıklayan ifadedir.

Adım Adım Çözüm

1
Parçadaki birinci durumu analiz etmek.
Pencereden sızan ışıkla duvara yansıyan ağaç gölgesinin (fiziksel bir uyarıcının varlığı) çocuk tarafından el olarak yanlış algılanması illüzyondur.
İllüzyonun temel şartı dış dünyada fiziksel bir uyarıcının bulunması ve bunun zihinde yanlış yorumlanmasıdır.
2
Parçadaki ikinci durumu analiz etmek.
Odadaki fiziksel hiçbir ses kaynağı (dış uyarıcı) bulunmamasına rağmen çocuğun fısıltıyla konuşan sesler duyması halüsinasyondur.
Halüsinasyonun temel özelliği, dış dünyada herhangi bir fiziksel uyarıcı olmaksızın zihinde bir algının oluşmasıdır.
3
Elde edilen sonuçları birleştirerek doğru yargıyı belirlemek.
Birinci durumun illüzyon, ikinci durumun ise halüsinasyon olduğu sonucuna varılır.
İllüzyon ile halüsinasyon arasındaki temel fark dışsal bir fiziksel uyarıcının var olup olmamasıdır.

Anahtar Kavram

İllüzyon ile halüsinasyon arasındaki fark
Soru 45Soru

Gestalt ekolünün öne sürdüğü algı örgütleme ilkeleri, çevremizdeki uyarıcıları karmaşık yığınlar yerine anlamlı bütünler halinde nasıl algıladığımızı açıklar. Buna göre, sol sütunda verilen algı örgütleme ilkelerini sağ sütundaki günlük yaşam senaryoları ile eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Şekil-Zemin İlişkisi
Yakınlık İlkesi
Benzerlik İlkesi
Tamamlama İlkesi

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Şekil-Zemin İlişkisi -> Arkadaşın konuşmasına odaklanılıp müziğin arka planda kalması; Yakınlık İlkesi -> Yakın yürüyen yayaların kümelenmiş algılanması; Benzerlik İlkesi -> Aynı renk tişört giyen seyircilerin grup olarak algılanması; Tamamlama İlkesi -> Bazı harfleri silinmiş kelimenin bütün halinde okunması.
Gestalt algı örgütleme ilkeleri doğrultusunda; odaklanılan uyarıcının öne çıkması şekil-zemin ilişkisini, mekansal yakınlığa göre gruplandırma yakınlık ilkesini, görsel benzerliğe (renk) göre gruplandırma benzerlik ilkesini ve eksiklerin zihinde birleştirilmesi tamamlama ilkesini gösterir.

Adım Adım Çözüm

1
Şekil-Zemin İlişkisinin günlük yaşam örneğini tespit etme
Gürültülü kafedeki odaklanma örneği (arkadaşın sesi şekil, müzik zemin) Şekil-Zemin İlişkisi ile eşleştirilir.
Algıda seçicilikle ilişkili olarak dikkat yöneltilen uyarıcı şekil, geri kalanlar ise zemin konumundadır.
2
Yakınlık İlkesinin günlük yaşam örneğini tespit etme
Yayaların birbirine yakınlıklarına göre gruplandırılması Yakınlık İlkesi ile eşleştirilir.
Mekansal yakınlık, zihnin bu öğeleri bir arada algılamasını tetikler.
3
Benzerlik İlkesinin günlük yaşam örneğini tespit etme
Seyircilerin giydikleri tişört renklerine göre gruplandırılması Benzerlik İlkesi ile eşleştirilir.
Renk benzerliği, zihnin bu öğeleri aynı grubun parçası olarak kodlamasına yol açar.
4
Tamamlama İlkesinin günlük yaşam örneğini tespit etme
Eksik harfli kelimenin bütün halinde algılanması Tamamlama İlkesi ile eşleştirilir.
Zihin, anlamlı bir bütüne ulaşmak için eksik bilgileri otomatik olarak tamamlar.

Anahtar Kavram

Gestalt Algı Örgütleme İlkeleri
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 46Soru

Uyku yoksunluğunun zihinsel süreçler üzerindeki etkilerini araştıran bir deneyde, 48 saat boyunca uyumayan katılımcıların algısal süreçleri gözlemlenmiştir. Deney sırasında şu bulgular elde edilmiştir:

I. Durum: Bazı katılımcıların duvardaki düz çizgi desenlerini hareket eden yılanlar olarak algılaması.
II. Durum: Diğer bazı katılımcıların ise odada hiçbir ses kaynağı olmamasına rağmen kendilerine fısıldayan sesler duyduklarını iddia etmesi.

Buna göre, bu iki durumun psikolojik açıklaması aşağıdakilerin hangisinde doğru verilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: I. durum, dış dünyadaki bir uyarıcının yanlış yorumlanmasıyla oluşan bir illüzyon; II. durum ise ortamda fiziksel bir uyarıcı bulunmadığı halde zihnin ürettiği bir halüsinasyondur.

Cevap

I. durum, dış dünyadaki bir uyarıcının yanlış yorumlanmasıyla oluşan bir illüzyon; II. durum ise ortamda fiziksel bir uyarıcı bulunmadığı halde zihnin ürettiği bir halüsinasyondur.
Doğru seçenekte belirtildiği üzere, duvardaki çizgilerin yılan olarak algılanması durumunda dışarıda somut bir uyarıcı bulunmaktadır ve bu uyarıcının yanlış yorumlanması söz konusudur, bu da illüzyondur. Ses kaynağı yokken fısıltılar duyulması durumunda ise hiçbir fiziksel uyarıcı yoktur ve bu durum halüsinasyon olarak nitelendirilir.

Adım Adım Çözüm

1
I. durumu analiz etme
Katılımcılar duvardaki çizgileri (gerçek bir dış uyarıcı) yılan olarak algılamıştır. Dış dünyada var olan bir uyarıcının yanlış algılanması psikolojide illüzyon (yansılama) olarak adlandırılır.
Soruda verilen ilk durumun hangi algı kavramına karşılık geldiğini belirlemek.
2
II. durumu analiz etme
Katılımcılar ortamda hiçbir ses kaynağı (dış uyarıcı) olmamasına rağmen ses duyduklarını iddia etmişlerdir. Dış dünyada herhangi bir uyarıcı bulunmadığı halde duyu organlarının uyarılmış gibi algılaması halüsinasyon (sanrı) olarak adlandırılır.
Soruda verilen ikinci durumun hangi algı kavramına karşılık geldiğini belirlemek.
3
Sonuçları birleştirerek doğru seçeneği belirleme
Birinci durumun illüzyon, ikinci durumun ise halüsinasyon olduğunu belirten seçenek doğru yanıtı vermektedir.
Elde edilen analiz sonuçlarını seçeneklerle karşılaştırmak.

Anahtar Kavram

İllüzyon ve halüsinasyon arasındaki temel farklar (ortamda fiziksel bir uyarıcının varlığı veya yokluğu)
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 47Soru

Bir psikolog, güdülenmenin öğrenme üzerindeki etkisini incelemek amacıyla bir deney tasarlar. Eşit başarı düzeyindeki iki grup öğrenciden birinci gruba çözdükleri her matematik problemi için çikolata verilirken (dışsal ödül), ikinci gruba herhangi bir dışsal uyarıcı verilmeden sadece kendi merak ve istekleriyle problemleri çözmeleri istenir. Deneyin ikinci aşamasında birinci gruba verilen çikolata ödülü kesilir. Bunun sonucunda, birinci gruptaki öğrencilerin problem çözme davranışının hızla azaldığı, ikinci gruptaki öğrencilerin ise problemleri çözmeye aynı kararlılıkla devam ettiği gözlenir.

Bu deneyin sonuçları, güdülenme süreçleriyle ilgili aşağıdaki yargılardan hangisini doğrudan destekler?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İçsel güdülenmeye sahip bireylerin davranışları, dışsal güdülenmeye göre daha kalıcı ve süreklidir.

Cevap

İçsel güdülenmeye sahip bireylerin davranışları, dışsal güdülenmeye göre daha kalıcı ve süreklidir.
İçsel güdülenmeye sahip bireylerin davranışları, dışsal güdülenmeye göre daha kalıcı ve süreklidir ifadesi doğrudur. Çünkü herhangi bir dışsal ödül beklentisi olmaksızın kendi ilgi ve merakı doğrultusunda hareket eden ikinci grup öğrenciler, deneyin ikinci aşamasında da problem çözmeye devam etmiştir. Bu durum, içsel güdülerin davranışın kalıcılığında dışsal güdülere kıyasla daha kararlı bir etki yarattığını göstermektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Deneysel çalışmadaki grupların güdülenme kaynaklarını tespit etmek.
Birinci grup çikolata (dışsal ödül) ile dışsal olarak güdülenirken, ikinci grup merak ve istek (içsel kaynaklar) ile içsel olarak güdülenmektedir.
Davranışsal farklılıkların temelini anlamak için güdülenme türlerinin ayırt edilmesi gerekir.
2
Dışsal ödülün kesilmesinin grupların davranış sürekliliği üzerindeki etkisini incelemek.
Dışsal ödülü kesilen birinci grubun problem çözme davranışı hızla azalırken (sönme), içsel güdülü ikinci grup çalışmaya devam etmiştir.
Bu durum, dışsal uyarıcılar ortadan kalktığında içsel güdülerin davranışı sürdürme gücünü ortaya koyar.
3
Elde edilen sonuçları seçeneklerle karşılaştırarak doğru genellemeye ulaşmak.
İçsel güdülenmenin davranışın kalıcılığını sağlamada dışsal güdülenmeye göre daha üstün olduğu sonucuna varılır.
Deney, dışsal ödül desteği bittiğinde içsel güdüye dayalı davranışın kararlılıkla sürdüğünü kanıtlamaktadır.

Anahtar Kavram

İçsel ve Dışsal Güdülenme İlişkisi
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 48Soru

Aşağıda Maslow'un İhtiyaçlar Hiyerarşisi Kuramı'nda yer alan bazı gereksinim basamakları ve günlük yaşamdan senaryolar verilmiştir. Bu gereksinim basamaklarını, en uygun günlük yaşam senaryosuyla eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Fizyolojik İhtiyaçlar
Güvenlik İhtiyaçları
Ait Olma ve Sevgi İhtiyaçları
Kendini Gerçekleştirme

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Fizyolojik İhtiyaçlar ile karnını doyurma/uyuma senaryosu; Güvenlik İhtiyaçları ile korunaklı konuta taşınma senaryosu; Ait Olma ve Sevgi İhtiyaçları ile hobi kulübüne katılıp arkadaş edinme senaryosu; Kendini Gerçekleştirme ile maddi kazanç gütmeden sadece potansiyelini sergilemek için yazma senaryosu eşleşmelidir.
Maslow'un ihtiyaçlar hiyerarşisine göre birey öncelikle alt basamaklardaki temel ihtiyaçları karşılar. Eşleştirmede fizyolojik ihtiyaçlar yeme ve uykuyla, güvenlik ihtiyaçları korunaklı bir eve taşınmayla, ait olma ihtiyaçları arkadaşlık ve grup üyeliğiyle, kendini gerçekleştirme ise maddi kazanç dışı potansiyelini sergilemeyle doğru şekilde eşleşmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Fizyolojik İhtiyaçlar basamağının tespiti
Yaşamı sürdürmek için zorunlu olan açlık, susuzluk, uyku gibi biyolojik gereksinimler belirlenir ve karnını doyurma/uyuma senaryosu ile eşleştirilir.
Fizyolojik ihtiyaçlar hiyerarşinin en temel basamağıdır.
2
Güvenlik İhtiyaçları basamağının tespiti
Tehlikelerden korunma, emniyette hissetme ve istikrar arayışı belirlenir ve depreme dayanıklı eve taşınma senaryosu ile eşleştirilir.
Fiziksel ve psikolojik güvenlik ihtiyacı fizyolojik ihtiyaçlardan hemen sonra gelir.
3
Ait Olma ve Sevgi İhtiyaçları basamağının tespiti
Sosyal ilişkiler kurma, sevilme, bir gruba kabul edilme arzusu tespiti yapılır ve kulübe katılarak arkadaş edinme senaryosu ile eşleştirilir.
İnsan sosyal bir varlık olduğundan güvenlikten sonra aidiyet arar.
4
Kendini Gerçekleştirme basamağının tespiti
Bireyin kendi potansiyelini tam olarak ortaya çıkarma, yaratıcılık ve içsel gelişim arayışı belirlenir ve maddi beklentisi olmadan yazan yazar senaryosu ile eşleştirilir.
Hiyerarşinin en üst basamağında yer alan bu ihtiyaç kişisel gelişimle ilgilidir.

Anahtar Kavram

Maslow'un İhtiyaçlar Hiyerarşisi Kuramı
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 49Soru

Karanlık ve tenha bir sokakta yürürken arkas��ndan gelen hızlı ayak seslerini duyan bir kişinin önce kalbi hızla çarpmaya başlar, ardından bu durumu 'tehlike' olarak yorumlayarak korku hisseder. Aynı kişi, tutkunu olduğu bir spor müsabakasında tak��mının son saniyede attığı golle galip geldiği an da aynı fizyolojik tepkileri (kalp çarpıntısı, hızlı soluk alıp verme) gösterir; ancak bu uyarımı 'coşku ve sevinç' olarak anlamlandırır. Buna göre, fizyolojik uyarımın tek başına belirli bir duyguyu oluşturmada yetersiz olduğu, duygu deneyiminin oluşması için kişinin bu uyarımı içinde bulunduğu çevreye ve duruma göre bilişsel olarak yorumlaması gerektiği fikri aşağıdaki kuramlardan hangisi ile açıklanır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Schachter-Singer Bilişsel Kuramı

Cevap

Schachter-Singer Bilişsel Kuramı
Schachter-Singer Bilişsel Kuramı (İki Faktörlü Kuram), duygu deneyiminin oluşması için hem genel bir fizyolojik uyarılmışlık halinin olması hem de bu uyarılmışlık halinin içinde bulunulan duruma göre bilişsel olarak yorumlanması (etiketlenmesi) gerektiğini savunur. Paragrafta kişinin aynı fizyolojik tepkileri vermesine rağmen, bunları ortama göre farklı duygular olarak anlamlandırması bu kuramı doğrudan destekler.

Adım Adım Çözüm

1
Senaryodaki durumların karşılaştırılması
Bireyin iki farklı olayda da aynı fizyolojik uyarımı (kalp çarpıntısı, hızlı soluk alma) yaşadığı ancak bunları çevreye göre farkl�� (tehlike/korku veya coşku/sevinç) anlamlandırdığı görülür.
Duyguların oluşumunda fizyolojik uyarım ile zihinsel yorumlama arasındaki ilişkiyi belirlemek.
2
Duygu kuramlarının temel tezlerinin değerlendirilmesi
Fizyolojik uyarılmışlığın bilişsel bir etiketle anlamlandırılmasıyla duyguların oluştuğunu savunan kuramın iki faktörlü Schachter-Singer Bilişsel Kuramı olduğu tespit edilir.
Senaryoyu en iyi açıklayan kuramsal çerçeveyi bulmak.

Anahtar Kavram

Schachter-Singer Bilişsel (İki Faktörlü) Kuramı
Soru 50Soru

Güdülenme sürecinde yer alan aşağıdaki temel kavramları, psikoloji literatüründeki doğru tanımları ile eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Homeostasis
İçsel Güdülenme
Sosyal Güdü
Dürtü

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Homeostasis kavramı fizyolojik dengenin kararlılığıyla, içsel güdülenme eylemin kendisinden alınan keyifle, sosyal güdü öğrenilmiş çevre etkileşimli yönelimlerle, dürtü ise biyolojik dengesizliğin yarattığı itici güçle eşleşir.
Biyolojik dengenin kararlılığı homeostasis ile; dışsal ödül olmaksızın eylemin kendisinden keyif alma içsel güdülenme ile; öğrenilmiş ve çevreyle ilişkili başarı ve ilişki yönelimleri sosyal güdüyle; eksikliğin yarattığı gerginlik ve itici güç ise dürtüyle doğru biçimde eşleşmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Verilen terimlerin biyolojik ve psikolojik niteliklerini gözden geçirmek.
Homeostasis ve dürtünün fizyolojik/biyolojik kökenli; içsel güdülenme ve sosyal güdünün ise psikolojik/öğrenilmiş kökenli olduğu belirlenir.
Eşleştirmeyi doğru kategoriler üzerinden kolaylaştırmak.
2
Homeostasis kavramını iç denge tanımıyla eşleştirmek.
Homeostasis kavramının 'fizyolojik kararlılık, denge ve uyum durumu' tanımıyla eşleştiği saptanır.
Homeostasis kelimesinin doğrudan biyolojik denge anlamına gelmesi.
3
Dürtü kavramını organizmayı harekete geçiren fizyolojik itici güç tanımıyla eşleştirmek.
Dürtünün 'fizyolojik gerginliğin yarattığı itici güç' tanımıyla eşleştiği saptanır.
Dürtünün ihtiyacı gidermeye yönelik fizyolojik enerjiyi ifade etmesi.
4
İçsel güdülenme ve sosyal güdü tanımlarını inceleyerek kalan kavramlarla eşleştirmek.
İçsel güdülenmenin 'dışsal ödül olmaksızın kendi için eylem yapma' tanımıyla, sosyal güdünün ise 'öğrenme yoluyla kazanılan yönelimler' tanımıyla eşleştiği belirlenir.
Güdülenmenin kaynağına (iç/dış) ve edinilme biçimine (doğuştan/öğrenilmiş) göre ayrım yapılması.

Anahtar Kavram

Güdülenme Sürecinin Biyolojik ve Sosyal Boyutları
Soru 51Soru

Bir tiyatro oyuncusu, sahneye ilk adımını attığı anı şu sözlerle tarif etmektedir:

"Sahne ışıkları üzerime yöneldiği anda, kalbimin göğsümden fırlayacakmış gibi çarpmasıyla heyecan ve korkuyu hissetmem bir oldu. Yani korktuğum için kalbim çarpmadı ya da kalbim çarptığı için korkmadım; fiziksel uyarılma ve duygu hissi birbirinin nedeni olmaksızın, aynı anda gerçekleşti."

Buna göre oyuncunun bu deneyimi ve yaptığı açıklama, duyguların ortaya çıkışını açıklayan aşağıdaki kuramlardan hangisinin temel iddiasını desteklemektedir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Cannon-Bard Kuramı

Cevap

Duyguların fizyolojik uyarılmayla eş zamanlı olarak, birbirinin nedeni olmadan ortaya çıktığını savunan Cannon-Bard Kuramı
Cannon-Bard Kuramı, fizyolojik uyarılma ile duygu deneyiminin aynı anda ve birbirinin nedeni olmaksızın gerçekleştiğini savunur. Paragrafta oyuncunun fizyolojik tepki ile duygu hissinin eş zamanlı olarak yaşandığını ve birbirinin nedeni olmadığını belirtmesi bu kuramı doğrudan destekler.

Adım Adım Çözüm

1
Paragraftaki temel iddiayı analiz etme
Oyuncunun fizyolojik tepki ile duygu hissinin birbirinin nedeni olmadığını ve aynı anda gerçekleştiklerini ifade ettiği görülür.
Sorunun hangi duygu kuramına işaret ettiğini anlamak için anahtar ifadeleri belirlemek gerekir.
2
Seçeneklerdeki kuramların varsayımlarını değerlendirme
Fizyolojik uyarılma ile duygu deneyiminin talamik aktivasyon yoluyla bağımsız ve eş zamanlı olduğunu savunan yaklaşımın Cannon-Bard Kuramı olduğu tespit edilir.
Eş zamanlılık ilkesi doğrudan bu kuramın temel tezidir.

Anahtar Kavram

Cannon-Bard Duygu Kuramı ve eş zamanlı uyarılma ilkesi
Soru 52Soru

Bir sosyal deneyde, kalabalık bir caddede aniden yere yığılan bir kişinin etrafında çok sayıda geçici izleyici bulunmasına rağmen, yardıma ilk koşan kişinin ortaya çıkma süresinin oldukça uzun olduğu gözlenmiştir. Aynı olay, caddede yalnızca bir ya da iki kişinin bulunduğu tenha anlarda tekrarlandığında ise çevredeki kişilerin hemen yardıma yöneldiği tespit edilmiştir.

Sosyal psikolojide, gruptaki birey sayısı arttıkça sorumluluğun paylaşılarak her bir bireyin yardım etme olasılığının düşmesini ifade eden bu durum, aşağıdakilerden hangisiyle açıklanır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Seyirci etkisi

Cevap

Seyirci etkisi
Seyirci etkisi, ortamda bulunan insan sayısı arttıkça acil durumlara müdahale etme ve sorumluluk üstlenme eğiliminin azalmasını ifade eder. Paragrafta verilen deney senaryosu, tenha yerlerde tek başına olan kişilerin hemen yardıma gitmesine karşın, kalabalık caddelerde insanların yardım etmek için daha fazla beklemesini tam olarak bu kavramla açıklamaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Paragraftaki sosyal olay ve gözlenen değişkenler analiz edilir.
Ortamda bulunan insan sayısı arttıkça (bağımsız değişken) acil durumda yardım etme veya sorumluluk alma eğiliminin (bağımlı değişken) düştüğü gözlemlenmiştir.
Bireyin grup içindeki davranışının, gruptaki kişi sayısına göre nasıl değiştiğini anlamak için durum tespiti yapılmalıdır.
2
Seçeneklerde sunulan sosyal psikoloji ve öğrenme kavramları karşılaştırılır.
Grup içindeki sorumluluğun dağılması (diffusion of responsibility) sonucu ortaya çıkan eylemsizlik 'seyirci etkisi' kavramı ile tam olarak örtüşür.
Sosyal kaytarma, sosyal kolaylaştırma ve rol çatışması gibi diğer sosyal davranış biçimlerinin bu eylemsizlik durumunu açıklamakta yetersiz kaldığı belirlenir.
3
Doğru kavram olan 'seyirci etkisi' ile eşleştirme tamamlanır.
Acil bir durumda kalabalık arttıkça yardım etme olasılığının düşmesi, sorumluluğun dağılmasından kaynaklanan seyirci etkisidir.
Soruda sorulan 'birey sayısı arttıkça sorumluluğun paylaşılarak yardım etme olasılığının düşmesi' tanımı seyirci etkisinin temel açıklamasıdır.

Anahtar Kavram

Seyirci Etkisi ve Sorumluluğun Dağılması
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 53Soru

Yapay zekâ çalışmalarında insan zihninin bilgiyi alma, depolama, geri çağırma ve işleme süreçleri model alınmaktadır. Bu alanda çalışan bazı bilim insanları, insan davranışlarını anlamak için zihindeki bilgi işleme mekanizmalarının çözülmesi gerektiğini savunur. Ancak diğer bazı bilim insanları bu görüşe karşı çıkarak, insan zihninin doğrudan gözlemlenemeyen soyut bir 'kara kutu' olduğunu, psikolojinin bilim olabilmesi için sadece gözlenebilir uyarıcı-tepki ilişkilerine odaklanması gerektiğini ileri sürer.

Bu tartışmada geçen iki farklı görüşün temsil ettiği psikolojik yaklaşımlar sırasıyla aşağıdakilerin hangisinde doğru verilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bilişsel yaklaşım - Davranışçı yaklaşım

Cevap

Bilişsel yaklaşım - Davranışçı yaklaşım
Metinde geçen tartışmada ilk grup araştırmacının insan zihnini bir bilgi işlemci olarak görüp algı, bellek ve düşünme gibi içsel süreçleri öne çıkarması bilişsel yaklaşıma; ikinci grup araştırmacının ise zihni doğrudan gözlenemeyen bir kara kutu sayarak sadece gözlenebilir uyarıcı-tepki ilişkilerini incelemek istemesi davranışçı yaklaşıma karşılık gelmektedir. Bu nedenle doğru eşleştirme bilişsel yaklaşım ve davranışçı yaklaşım sırasıyla verilmelidir.

Adım Adım Çözüm

1
Metindeki ilk görüşün hangi kavramlara odaklandığını belirleme.
İlk görüşte 'insan zihninin bilgiyi alma, depolama, geri çağırma ve işleme süreçleri' ile 'zihindeki bilgi işleme mekanizmaları' vurgulanmaktadır. Bu vurgu, insanı aktif bir bilgi işlemci olarak gören bilişsel yaklaşıma işaret eder.
Soru kökündeki ilk yaklaşımı doğru tespit etmek için anahtar kavramları analiz etmek gerekir.
2
Metindeki ikinci görüşün temel argümanını ve yöntemini belirleme.
İkinci görüşte ise zihnin doğrudan gözlenemeyen bir 'kara kutu' olduğu, psikolojinin sadece 'gözlenebilir uyarıcı-tepki ilişkilerine' odaklanması gerektiği belirtilmektedir. Bu görüş, zihinsel süreçleri dışarıda bırakıp gözlenebilir davranışlara odaklanan davranışçı yaklaşıma aittir.
Soru kökündeki ikinci yaklaşımı belirleyerek eşleştirmeyi tamamlamak gerekir.
3
Elde edilen yaklaşımları sırasıyla eşleştirme ve doğru seçeneği belirleme.
Sırasıyla bilişsel yaklaşım ve davranışçı yaklaşım eşleştirmesi aranmalıdır. Bu eşleştirme 'Bilişsel yaklaşım - Davranışçı yaklaşım' şeklinde olmalıdır.
Soruda istenen sıraya uygun seçeneği bulmak için eşleştirmenin yönünü kontrol etmek önemlidir.

Anahtar Kavram

Psikolojide Yaklaşımlar ve Ekoller (Bilişsel ve Davranışçı Yaklaşım Ayrımı)
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 54Soru

19. yüzyılın sonlarında psikolojinin bağımsız bir bilim dalı haline gelme sürecinde, felsefenin zihne ilişkin spekülatif soruları tamamen bir kenara atılmamış; aksine bu soruların ampirik düzeyde yanıtlanabilmesi için yeni ölçütler geliştirilmiştir. Felsefe, zihnin doğasın�� 'ruhsal töz' kavramı üzerinden akılsal çıkarımlarla temellendirirken; psikoloji, insan davranışlarını ve bu davranışların arkasındaki zihinsel süreçleri olgusal düzleme taşımıştır. Bu dönüşüm, zihinsel yaşantıların metafiziksel alanın belirsizliğinden kurtarılarak somut araştırma nesnelerine dönüştürülmesini zorunlu kılmıştır.

Buna göre, bir konunun felsefi bir problem olmaktan çıkıp psikoloji biliminin inceleme nesnesi haline gelebilmesi, aşağıdakilerden hangisinin gerçekleştirilmesine bağlıdır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İncelenecek olgunun doğrudan veya dolaylı olarak gözlenebilir ve ölçülebilir değişkenler biçiminde operasyonelleştirilmesi

Cevap

İncelenecek olgunun doğrudan veya dolaylı olarak gözlenebilir ve ölçülebilir değişkenler biçiminde operasyonelleştirilmesi
Psikolojinin bir bilim olarak felsefeden ayrışması, konularını gözlenebilir ve ölçülebilir ampirik verilere dayandırmasıyla gerçekleşmiştir. Bu da zihinsel süreçlerin veya davranışların operasyonel (işlemsel) hale getirilerek ölçülebilir değişkenlere dönüştürülmesini gerektirir.

Adım Adım Çözüm

1
Paragraftaki temel savı ve psikolojinin felsefeden ayrılma koşullarını analiz etmek.
Psikolojinin spekülatif yöntemler yerine olgusal, gözlenebilir ve ölçülebilir verilere dayandığı belirlendi.
Sorunun kökündeki geçiş koşulunun ne olduğunu saptamak için bu analiz gereklidir.
2
Psikolojinin temel ölçütlerini (gözlenebilirlik ve ölçülebilirlik) seçeneklerle karşılaştırmak.
Doğrudan veya dolaylı gözlenebilir ve ölçülebilir değişkenler oluşturma (operasyonelleştirme) adımının bu ölçütlerle tam örtüştüğü görüldü.
Psikolojinin araştırma nesnesi yaratma metodolojisini doğrulamak için.
3
Çeldiricileri elenerek hata analizini gerçekleştirmek.
Diğer seçeneklerin felsefi akımlara (rasyonalizm, metafizik), epistemolojik kavramlara veya sadece tek bir psikolojik ekole ait sınırlı tanımlara dayandığı saptandı.
Doğru cevabın benzersizliğini ve çeldiricilerin geçersizliğini kanıtlamak için.

Anahtar Kavram

Psikolojinin felsefeden ayrılma süreci ve bilimsellik ölçütleri (gözlenebilirlik, ölçülebilirlik)
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 55Soru

Aşağıda verilen felsefi ve psikolojik yönelimli senaryoları, psikoloji biliminin tanımı, konusu ve ölçütleri (g��zlenebilirlik, ölçülebilirlik) çerçevesindeki doğru karşılıklarıyla eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Bir araştırmacının, stres altındaki bireylerin stres düzeyini tespit etmek amacıyla kanlarındaki kortizol hormonu seviyesini ve kalp ritmi dalgalanmalarını laboratuvar ortamında kaydetmesi.
Bir düşünürün, insan ruhunun tözsel yapısını ve ölümden sonraki varoluşunu mantıksal tutarlılık ilkelerine dayanarak kavramsal boyutta çözümlemeye çalışması.
Bir gelişim psikoloğunun, çocuklardaki problem çözme ve akıl yürütme becerilerini doğrudan gözleyemediği için onların bloklarla kule yapma sürelerini ve hata sayılarını ölçerek zihinsel gelişimlerini açıklaması.
Deneysel bir çalışmada, organizmanın öğrenme süreçlerini anlamak amacıyla güvercinlerin labirentteki yiyeceğe ulaşırken sergiledikleri yönelim hareketlerinin sıklık ve süre yönünden istatistiksel analizinin yapılması.

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Doğru eşleştirmeler şu şekildedir: Stres altındaki bireylerin kortizol hormonu ve kalp ritmi ölçümü, davranışın biyolojik temellerinin ampirik ve fiziksel ölçütlerle incelenmesiyle; ruhun tözsel yapısına dair mantıksal çözümlemeler, zihinsel yapıların spekülatif ve rasyonel yöntemlerle temellendirilmesiyle; çocukların problem çözme becerilerinin blok kule yapma süreleri üzerinden ölçülmesi, doğrudan gözlenemeyen zihinsel süreçlerin dolaylı yoldan araştırılmasıyla; güvercinlerin labirentteki yönelim hareketlerinin analizi ise insan dışındaki organizmaların davranışlarının araştırma alanına dahil edilmesiyle eşleşir.
Doğru eşleştirme; stresin kortizol hormonuyla ölçülmesini ampirik ve biyolojik temellere; ruh konusunun mantıksal analizini felsefi spekülasyona; problem çözme çıkarımını zihinsel süreçlerin davranışlar üzerinden dolaylı ölçümüne; güvercin hareketlerini ise psikolojinin hayvan davranışlarını konu edinmesine bağlayarak konunun tanım, sınır ve ölçütlerini eksiksiz doğrular.

Adım Adım Çözüm

1
Kortizol hormonu ve kalp ritmi gibi fizyolojik göstergelerin incelendiği durumun bilimsel niteliğinin belirlenmesi.
Bu durum doğrudan gözlenebilir, somut ve biyolojik parametrelerle ölçülebilir niteliktedir. Dolayısıyla psikolojinin ampirik ve biyolojik ölçütleriyle eşleşmektedir.
Psikolojinin gözlenebilirlik ve ölçülebilirlik ölçütlerinin fiziksel düzeyde nasıl somutlaştırıldığını saptamak.
2
Ruhun tözsel yapısını mantıksal tutarlılıkla açıklayan felsefi senaryonun çözümlenmesi.
Ruhun metafizik yapısı ve ölüm sonrası durumu deneysel olarak gözlenemez ve ölçülemez. Bu durum bilimsel psikolojinin konusu dışında kalıp felsefenin spekülatif yöntemini yansıtır.
Felsefenin rasyonel/spekülatif metodu ile psikolojinin pozitif/ampirik metodu arasındaki farkı belirlemek.
3
Çocuklardaki doğrudan gözlenemeyen problem çözme becerisinin yapboz/blok süresiyle ilişkilendirilmesinin incelenmesi.
Bilişsel süreçler (problem çözme) doğrudan gözlenemez; ancak organizmanın dışsal davranışları (süre ve hata sayısı) üzerinden dolaylı olarak ölçülebilir ve yordanabilir.
Zihinsel süreçlerin gözlenebilir davranışlar aracılığıyla dolaylı yoldan ölçülmesi ilkesini doğrulamak.
4
Güvercinlerin labirentteki öğrenme davranışlarını ölçen çalışmanın organizma boyutuyla değerlendirilmesi.
Bu çalışma psikolojinin sadece insanı değil, genel olarak organizmayı ve dolayısıyla karşılaştırmalı olarak hayvan davranışlarını da inceleme konusuna dahil ettiğini gösterir.
Psikoloji biliminin geniş inceleme konusu içindeki organizma çeşitliliğini tespit etmek.

Anahtar Kavram

Psikoloji biliminin ampirik ölçütleri (gözlenebilirlik, ölçülebilirlik), inceleme konusu (organizma, davranış, dolaylı zihinsel süreçler) ve felsefi spekülasyondan ayrılma sınırları.
Soru 56Soru

Aşağıdaki paragrafta boş bırakılan yerleri, sosyal etki ve sosyal davranış alanındaki psikolojik kavramları dikkate alarak uygun akademik terimlerle tamamlayınız.

Aşağıdaki boşlukları doldurun

Sosyal psikolojide, bireyin belirsiz veya yeni durumlarda doğru davranışı sergileyebilmek amacıyla diğer insanların davranışlarını veya kararlarını güvenilir bir referans kaynağı olarak benimsemesi sosyal etki olarak tanımlanır. Buna karşılık, bireyin toplumsal dışlanmadan kaçınmak, grup içinde kabul görmek veya onaylanmak gayesiyle, kendi içsel inançlarıyla örtüşmese dahi grubun beklenti ve normlarına uyum göstermesi sosyal etki olarak adlandırılır. Bireysel performansın değerlendirilemediği grup çalışmalarında kişilerin tek başlarına olduklarından daha düşük çaba sarf etme eğilimi göstermesi kavramıyla ifade edilirken; acil bir yardım durumunda ortamdaki tanık sayısının artmasının bireysel müdahale ihtimalini azaltması ise etkisi olarak adlandırılır.
Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Birinci boşluğa 'bilgisel' veya 'bilgi sağlayan'; ikinci boşluğa 'kuralsal' veya 'normatif'; üçüncü boşluğa 'sosyal kaytarma' veya 'sosyal aylaklık'; dördüncü boşluğa ise 'seyirci' veya 'seyirci kalma' terimleri getirilmelidir.
Paragrafta tanımlanan kavramlar sosyal psikolojinin temel sosyal etki ve sosyal davranış mekanizmalarıdır. Doğru bilgiye ulaşma arzusu bilgisel sosyal etkiyi; sosyal onay alma arzusu kuralsal (normatif) sosyal etkiyi; grup çalışmasında düşen bireysel çaba sosyal kaytarmayı; kalabalıkta yardımdan kaçınma ise seyirci kalma etkisini ifade eder.

Adım Adım Çözüm

1
İlk boşluktaki ifadenin analizi yapılır.
Belirsiz durumlarda doğruya ulaşmak amacıyla başkalarının davranışlarını bilgi kaynağı olarak kullanma eğiliminin 'bilgisel sosyal etki' olduğu tespit edilir.
Bireyin çevresini anlamlandırma ve doğru karar verme ihtiyacı bilgisel sosyal etki mekanizmasını tetikler.
2
İkinci boşluktaki ifadenin analizi yapılır.
Dışlanmayı önleme ve grup içi kabul görme arzusuyla sergilenen uyma davranışının 'kuralsal (normatif) sosyal etki' olduğu tespit edilir.
Grubun normlarına ve beklentilerine uyum sağlama, onaylanma ihtiyacından kaynaklanır.
3
Üçüncü boşluktaki ifadenin analizi yapılır.
Grup halinde çalışırken bireysel çabanın ve performansın azalması durumunun 'sosyal kaytarma' (sosyal aylaklık) olduğu tespit edilir.
Bireysel katkının ayırt edilemediği durumlarda kişisel sorumluluk hissi zayıflar.
4
Dördüncü boşluktaki ifadenin analizi yapılır.
Ortamdaki kişi sayısı arttıkça acil duruma müdahale etme oranının düşmesi olgusunun 'seyirci kalma etkisi' (bystander effect) olduğu tespit edilir.
Kişi sayısının fazlalığı, sorumluluğun başkalarına dağılmasına ve eylemsizliğe yol açar.

Anahtar Kavram

Sosyal Etki ve Sosyal Davranış Biçimleri
Soru 57Soru

Bir psikoloji kongresinde panik bozukluğun etiyolojisi (kökeni) ve sağaltımı (tedavisi) üzerine tartışan iki klinik psikoloğun görüşleri şu şekildedir:

I. Klinik Psikolog: "Kişinin kalabalık alanlardan kaçınması, geçmişte bu ortamlarda yaşadığı fizyolojik uyarılma ile ortam uyarıcılarının klasik koşullanma yoluyla eşleşmesinden kaynaklanır. Bu patolojiyi ortadan kaldırmak için kişinin aşamalı olarak uyarıcıya maruz bırakılması ve böylece eski uyarıcı-tepki bağının sönmesi sağlanmalıdır."

II. Klinik Psikolog: "Bireyin kaçınma davranışı, sadece dışsal uyarıcıların mekanik bir sonucu değildir. Birey kalabalık alana girdiğinde, 'Buradan çıkamayacağım, kontrol��mü kaybedeceğim ve öleceğim' gibi felaketleştirici otomatik düşünceleri üreten işlevsiz şemalar devreye girer. Sağaltım, uyarıcının kendisine değil, bu zihinsel temsil ve anlamlandırma süreçlerinin yeniden yapılandırılmasına odaklanmalıdır."

Bu iki psikoloğun teorik açıklamaları ve yöntemleri göz önünde bulundurulduğunda, savundukları psikolojik yaklaşımlarla ilgili aşağıdaki değerlendirmelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: I. psikoloğun yaklaşımı insan zihnini 'kara kutu' olarak görerek sadece doğrudan gözlemlenebilen süreçleri inceleyen davranışçılığa; II. psikoloğun yaklaşımı ise insanı bilgiyi aktif biçimde işleyen bir sistem olarak ele alan bilişsel ekole dayanır.

Cevap

I. psikoloğun yaklaşımı insan zihnini 'kara kutu' olarak görerek sadece doğrudan gözlemlenebilen süreçleri inceleyen davranışçılığa; II. psikoloğun yaklaşımı ise insanı bilgiyi aktif biçimde işleyen bir sistem olarak ele alan bilişsel ekole dayanır.
I. klinik psikoloğun vaka analizinde kullandığı 'uyarıcı-tepki bağı', 'klasik koşullanma' ve 'sönme' gibi kavramlar tamamen gözlenebilir ve ölçülebilir davranışlara odaklanan Davranışçı Yaklaşım'ı (Behaviorizm) temsil eder. Davranışçılık, zihinsel süreçleri doğrudan gözlenemediği için bilimsel incelemenin dışına iter ve zihni bir 'kara kutu' olarak görür. II. klinik psikoloğun 'otomatik düşünceler', 'bilişsel şemalar' ve 'zihinsel anlamlandırma' süreçlerine yaptığı vurgu ise insan zihnini bilgisayar benzeri aktif bir bilgi işleme sistemi olarak gören Bilişsel Yaklaşım'ı temsil eder. Bu nedenle ilk uzmanın davranışçı, ikinci uzmanın bilişsel yaklaşıma dayandığını belirten seçenek doğrudur.

Adım Adım Çözüm

1
I. Klinik Psikoloğun açıklamasını kuramsal açıdan analiz etmek
I. psikolog; 'fizyonolojik uyarılma', 'koşullanma', 'maruz bırakma' ve 'uyarıcı-tepki bağı' gibi kavramlara odaklanmıştır.
Bu kavramlar, doğrudan gözlenebilen uyarıcı ve tepkilere odaklanan, zihni nesnel olarak incelenemeyeceği gerekçesiyle bir 'kara kutu' kabul eden davranışçı yaklaşıma (behaviorizm) aittir.
2
II. Klinik Psikoloğun açıklamasını kuramsal açıdan analiz etmek
II. psikolog; 'otomatik düşünceler', 'felaketleştirici bilişsel şemalar' ve 'anlamlandırma süreçleri' kavramlarını kullanmıştır.
Bu kavramlar, insanın uyarıcıları doğrudan almak yerine zihninde aktif bir biçimde işlediğini savunan bilişsel yaklaşıma aittir.
3
Ekollerin temel tezlerini ve metodolojilerini karşılaştırarak doğru seçeneğe ulaşmak
I. psikoloğun davranışçı, II. psikoloğun bilişsel yaklaşıma dayandığını doğru ifade eden seçeneğin belirlenmesi.
Soruda her iki psikoloğun teorik çerçevelerinin birbirini nasıl nitelediği ve metodolojik olarak nasıl ayrıştığı sorulmaktadır.

Anahtar Kavram

Psikolojide Davranışçı ve Bilişsel Yaklaşımların Metodolojik ve Teorik Farklılıkları
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 58Soru

Aşağıda psikoloji tarihindeki bazı ekollerin temel savları ve kuramsal özellikleri verilmiştir. Sol sütunda yer alan kuramsal tanımları, sağ sütundaki ilişkili oldukları psikolojik yaklaşımlarla doğru biçimde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Zihnin yapısal analizinden ziyade, çevreye uyum (adaptasyonadaptasyon) süreçlerindeki işlevsel rollerine ve problem çözme yeteneğine odaklanan yaklaşım
Bilinci duyumlar, imgeler ve duygular gibi en küçük yapı taşlarına indirgeyerek laboratuvarda içebakış (introspeksiyonintrospeksiyon) yöntemiyle incelemeyi amaçlayan yaklaşım
Zihinsel yaşantının parçalanamaz bir bütün olduğunu ve zihnin uyarıcıları doğrudan organize biçimde algıladığını savunan yaklaşım
İnsanı edilgen bir uyarıcı-tepki (UTU-T) mekanizması olarak gören yaklaşımlara karşı çıkıp; özgür iradeyi ve kendini gerçekleştirme eğilimini temel alan yaklaşım

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Zihnin çevreye uyum işlevini vurgulayan tanım İşlevselcilik ile; bilinci en küçük parçalarına indirgeyerek içebakış yöntemiyle inceleyen tanım Yapısalcılık ile; zihinsel yaşantıyı parçalanamaz bütünler olarak ele alan tanım Gestalt Ekolü ile; uyarıcı-tepki modeline karşı çıkarak özgür iradeyi savunan tanım ise Hümanistik Yaklaşım ile eşleşmelidir.
Doğru eşleştirmede; zihnin çevreye uyum sağlama işlevi İşlevselcilik (Fonksiyonalizm) ile; bilincin ögelerine ayrıştırılması ve içebakış yöntemi Yapısalcılık (Strüktüralizm) ile; algının parçalanamaz bir bütün olarak ele alınması Gestalt Ekolü ile; insanın özgür iradesi ve kendini gerçekleştirme potansiyeli ise Hümanistik Yaklaşım ile ilişkilendirilir.

Adım Adım Çözüm

1
Sol sütundaki birinci tanımda geçen 'çevreye uyum (adaptasyon) süreçlerindeki işlevsel roller' ifadesinin hangi ekole işaret ettiğini belirlemek.
Bu ifade, William James ve John Dewey tarafından temsil edilen ve zihnin işlevlerine odaklanan İşlevselcilik (Fonksiyonalizm) ile eşleşir.
İşlevselcilik ekolü, zihnin yapısından ziyade çevreye uyum sağlama sürecindeki dinamik ve uyum sağlayıcı işlevlerini inceler.
2
Sol sütundaki ikinci tanımda yer alan 'bilinci en küçük yapı taşlarına indirgeme' ve 'içebakış (introspeksiyon)' kavramlarının hangi yaklaşımla ilişkili olduğunu analiz etmek.
Bu kavramlar Wilhelm Wundt ve Edward Titchener tarafından geliştirilen Yapısalcılık (Strüktüralizm) yaklaşımı ile eşleşir.
Yapısalcılık, bilincin yapısını kurucu duyusal parçalara ayırarak laboratuvar ortamında içebakış yöntemiyle incelemeyi esas alır.
3
Sol sütundaki üçüncü tanımda geçen 'parçalanamaz bütün' ve 'doğrudan organize biçimde algılama' ifadelerinin hangi ekole ait olduğunu belirlemek.
Bu görüş, Max Wertheimer ve arkadaşlarının öncülüğünü yaptığı Gestalt Ekolü ile eşleşir.
Gestalt ekolü, bütünün parçaların toplamından farklı olduğunu savunarak algısal organizasyon ilkelerini kuramsallaştırmıştır.
4
Sol sütundaki dördüncü tanımda yer alan 'uyarıcı-tepki (UTU-T) mekanizmalarına karşı çıkış', 'özgür irade' ve 'kendini gerçekleştirme' kavramlarının hangi yaklaşıma karşılık geldiğini saptamak.
Bu özellikler Carl Rogers ve Abraham Maslow tarafından savunulan Hümanistik (İnsancıl) Yaklaşım ile eşleşir.
Hümanistik yaklaşım, davranışı mekanik veya bilinçdışı süreçlerle sınırlayan determinist kuramlara tepki olarak doğmuş ve insan potansiyeli ile özgür iradeye odaklanmıştır.

Anahtar Kavram

Psikolojide Ekoller ve Yaklaşımların Kuramsal Temelleri ve Yöntemleri
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 59Soru

Bir psikoloji araştırmasında, görsel uyarıcıların renk tonlarının (sıcak renkler ve soğuk renkler) kısa süreli bellek performansı üzerindeki etkisi incelenmek istenmiştir. Bu amaçla araştırmacı, yaşları ve eğitim düzeyleri benzer katılımcıları rastgele iki gruba ayırmıştır:

* I. Grup: Kırmızı ve turuncu (sıcak) tonlarda hazırlanmış 20 kelimelik bir liste, sabah saat 09.00'da gösterilmiş ve 10 dakika sonra kelimeleri hatırlamaları istenmiştir.
* II. Grup: Mavi ve yeşil (soğuk) tonlarda hazırlanmış aynı 20 kelimelik liste, akşam saat 21.00'de gösterilmiş ve 10 dakika sonra kelimeleri hatırlamaları istenmiştir.

Deney sonucunda, I. grubun kelime hatırlama başarısının II. gruba göre anlamlı düzeyde yüksek olduğu saptanmış ve sıcak renklerin belleği daha olumlu etkilediği sonucuna varılmıştır.

Bu deneysel çalışma ve araştırmacının ulaştığı sonuçla ilgili olarak aşağıdaki değerlendirmelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kelimelerin sunulduğu gün saati kontrol altında tutulmayan karıştırıcı bir değişken olduğundan, bağımsız değişken olan renk tonunun bağımlı değişken olan hatırlama performansı üzerindeki net etkisi saptanamaz.

Cevap

Kelimelerin sunulduğu gün saati kontrol altında tutulmayan karıştırıcı bir değişken oldu��undan, bağımsız değişken olan renk tonunun bağımlı değişken olan hatırlama performansı üzerindeki net etkisi saptanamaz.
Araştırmada bağımsız değişken (renk tonu) ile bağımlı değişken (hatırlama performansı) arasındaki ilişki test edilirken, deney gruplarının günün farklı saatlerinde test edilmesi (sabah ve akşam) kontrol dışı bir karıştırıcı değişken yaratmıştır. Bu durum, elde edilen sonucun uykululuk, dikkat düzeyi veya sirkadiyen ritim gibi faktörlerden mi yoksa renk tonundan mı kaynaklandığının ayırt edilmesini imkansız kılar. Dolayısıyla gün saati kontrol altında tutulamadığı için kesin bir yargıya varılamaz.

Adım Adım Çözüm

1
Araştırma senaryosundaki temel deneysel değişkenleri belirleyin.
Araştırmacının doğrudan değiştirdiği/etkisini incelediği unsur 'renk tonu' (bağımsız değişken); buna bağlı olarak değişim gösteren ve ölçülen sonuç ise 'hatırlama performansı'dır (bağımlı değişken).
Deneysel yöntemde neden-sonuç ilişkisini analiz edebilmek için öncelikle hangi değişkenin neden (bağımsız), hangisinin sonuç (bağımlı) olduğunu doğru tespit etmek gerekir.
2
Gruplar arasında bağımsız değişken dışında farklılık gösteren başka bir etken olup olmadığını kontrol edin.
I. grubun sabah 09.00'da, II. grubun ise akşam 21.00'de teste tabi tutulduğu görülmektedir. Günün saati, iki grup arasında farklılık gösteren ek bir unsurdur.
Deneysel bir çalışmada bağımsız değişken dışındaki tüm koşulların iki grupta da eşit (kontrol değişkeni) olması gerekir; aksi takdirde dışsal değişkenler sonucu etkiler.
3
Farklılık gösteren bu ek etkenin araştırmanın geçerliliğine etkisini analiz edin.
Günün farklı saatleri (sabah vs. akşam), bireylerin dikkat ve bellek performansını doğrudan etkileyebilecek kontrol dışı bir 'karıştırıcı değişken'dir.
Karıştırıcı değişkenler, bağımsız değişkenin bağımlı değişken üzerindeki gerçek etkisini gölgeleyerek araştırmanın iç geçerliliğini bozar.
4
Eldeki verileri sentezleyerek doğru seçeneğe ulaşın.
Gruplar arasındaki başarı farkının renk tonundan mı yoksa günün saatinden mi kaynaklandığı bilenemez, bu yüzden bağımsız değişkenin bağımlı değişken üzerindeki net etkisi saptanamaz.
Deneysel kontrolün tam olarak sağlanamadığı durumlarda neden-sonuç ilişkisine dair kesin ve geçerli bir bilimsel sonuca varılamaz.

Anahtar Kavram

Deneysel yöntemde bağımlı, bağımsız ve karıştırıcı değişkenlerin tanımlanması ve metodolojik kontrolün önemi
Tahmini Süre:3m 0s
Soru 60Soru

Bir sanayi tesisindeki çalışma koşullarının işçiler üzerindeki etkilerini araştırmak amacıyla yürütülen bir projede şu üç çalışma gerçekleştirilmiştir:

* Çalışanların vardiyalı çalışma saatlerine bağlı olarak değişen uyku düzenlerinin, melatonin hormonu salgısı ve sinir iletim hızları üzerindeki etkileri laboratuvar ortamında incelenmiştir.
* İş yerindeki bireylerin akran grupları içerisindeki konumları, diğer çalışanların tutumlarını nasıl benimsedikleri ve grup baskısının bireysel kararlar üzerindeki etkisi araştırılmıştır.
* ��retim sürecinde kullanılan yeni bir makine tasarımının, çalışanların işe bağlı stres, tükenmişlik ve örgütsel bağlılık düzeyleri üzerindeki yansımaları değerlendirilmiştir.

Bu projede gerçekleştirilen çalışmaların analiz edilmesinde sırasıyla aşağıdaki disiplinlerin veya psikolojinin alt dallarının hangilerinden doğrudan yararlanılmıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Fizyoloji - Sosyal Psikoloji - Endüstri ve Örgüt Psikolojisi

Cevap

Fizyoloji - Sosyal Psikoloji - Endüstri ve Örgüt Psikolojisi
Araştırmada yer alan ilk çalışma vücut sistemlerini ve hormonal salgıları incelediği için fizyolojiyle; ikinci çalışma bireyin grup içindeki davranışlarını ve etkileşimini konu edindiği için sosyal psikolojiyle; üçüncü çalışma ise iş hayatındaki performans, verimlilik ve bağlılığı ele aldığı için endüstri ve örgüt psikolojisiyle doğrudan ilişkilidir. Dolayısıyla sırasıyla fizyoloji, sosyal psikoloji ve endüstri ve örgüt psikolojisi disiplinlerinden yararlanılmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
İlk çalışmanın konusunu analiz etmek.
Çalışanların melatonin hormonu salgısı ve sinir iletim hızlarının incelenmesi doğrudan vücut fonksiyonları ve sinir sistemiyle ilgilidir. Bu durum ilişkili bilimlerden Fizyoloji alanına girer.
Hormonlar ve sinirsel iletim mekanizmaları fizyolojinin çalışma konusudur.
2
İkinci çalışmanın konusunu analiz etmek.
Bireyin grup içindeki konumu, grup baskısı ve tutum edinme süreçleri, bireyin sosyal çevreyle olan etkileşimini konu edinir. Bu durum psikolojinin alt dallarından Sosyal Psikoloji alanına girer.
Bireyin grup içindeki davranışlarını ve sosyal etkileri inceleyen dal sosyal psikolojidir.
3
Üçüncü çalışmanın konusunu analiz etmek.
Çalışanların işe bağlı stres, tükenmişlik ve örgütsel bağlılık düzeylerinin incelenmesi doğrudan iş ortamındaki insan davranışlarını ve verimliliği konu edinir. Bu durum Endüstri ve Örgüt Psikolojisi alanına girer.
İş ortamındaki verimlilik ve çalışan psikolojisini inceleyen dal endüstri ve örgüt psikolojisidir.
4
Elde edilen alanları sırasıyla birleştirmek.
Belirlenen disiplinler sırasıyla Fizyoloji, Sosyal Psikoloji ve Endüstri ve Örgüt Psikolojisi olarak sıralanmaktadır.
Araştırmanın üç farklı boyutunda bu disiplinlerin yöntem ve bulgularından doğrudan yararlanılmıştır.

Anahtar Kavram

Psikolojinin alt dalları ve ilişkili olduğu diğer bilim dalları
Tahmini Süre:2m 0s
ÖncekiSayfa 3 / 6Sonraki