Masa lambasının sarı ışığı altında, yüzyıl önce yazılmış bir günlüğün satırları arasında kaybolurken zamanın nasıl eridiğini fark etmiyorum bile. Her cümlede, yazarın o günkü nefesini, kararsızlıklarını ve gizlemeye çalıştığı kederini kendi içimde duyumsuyorum. Bazen tek bir kelimenin Türkçe karşılığını bulabilmek için saatlerce eski sözlükleri karı��tırıyor, odanın içinde bir aşağı bir yukarı yürüyorum. Çevremdekiler bu çabamı yorucu ve beyhude bir uğraş olarak görse de ben o uzak ruhla kurduğum bu sessiz köprünün mukaddesliğine inanıyorum. Bu çalışma, beni sadece bir çevirmen yapmıyor; beni o hiç tanışmadığım insanın sırdaşı, acılarının ve sevinçlerinin ortağı kılıyor. Zihnim yorulup gözlerim kapandığında bile rüyamda onun eksik bıraktığı cümleleri tamamlamaya çalışıyorum. Belki de bu yüzden, kelimelerin peşinde koşarken kendi yalnızlığımı da unutuveriyorum.
Bu parçada kendisinden söz eden çevirmenin işine yaklaşımı ve karakteriyle ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?
- AÇevresindekilerin eleştirileri ve takdir etmeyişleri yüzünden mesleğine karşı kırgınlık duymaktadır.
- BÇeviride hatasızlığa ulaşmak için bilimsellikten ve nesnel yöntemlerden ödün vermemektedir.
- Çevirdiği metnin yazarıyla duygusal bir yakınlık kurarak yaptığı işi içselleştirmiştir.Cevap
- DYalnızlıktan kurtulmak ve insanlarla iletişim kurmak amacıyla çeviriyi bir araç olarak kullanmaktadır.
- EGünlük türündeki eserlerin çevirisinde uzmanlaşmış, geçmiş dönem edebiyatına ilgi duyan biridir.