Gençlik yıllarımda, tavan arasındaki o loş ışıkta yazdığım ilk şiir defterini geçen gün kütüphanemin kuytu bir köşesinde buldum. Sayfaları çevirdikçe içimi kaplayan o tanıdık ürperti, yerini yavaş yavaş buruk bir tebessüme bıraktı. O dönemki kelimelerimin acemice çırpınışlarında, dünyayı tek bir dizeyle sarsabileceğine inanan o mağrur gencin ayak sesleri duyuluyordu. Şimdilerde ise kelimelerin sınırlarını, o sınırların ardındaki aşılmaz duvarları çok iyi biliyorum. Hayatın törpülediği o keskin köşelerim, beni daha olgun ama bir o kadar da heyecandan arındırılmış bir yazı masasına mahkûm etti. Geçmişin o toy ama coşkulu hevesini artık içimde bulamamaktan doğan o sessiz sızıyı inkâr edecek değilim; ancak bu durumun, sanatın doğasındaki kaçınılmaz bir durulma evresi olduğunu da çoktan kabullendim. Yine de masamdaki beyaz kâğıda her dokunuşumda, o eski coşkulu rüzgârın fısıltısını arıyor, yazma eylemini tüm bu kayıplara rağmen inatla sürdürüyorum.
Bu parçada kendisinden söz eden yazarın ruh hâli ve sanatsal duruşuyla ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?
- AYazın hayatındaki ilk dönem eserlerinin yetersizliğini kabullenmekte zorlandığından, geçmişe duyduğu özlemi yeni eserler üreterek aşmaya çalışmaktadır.
- BYılların getirdiği deneyimle sanatının zirvesine ulaştığına inanmakta, bu durumun verdiği huzurla gençlik yıllarındaki toy çabaları küçümsemektedir.
- Geçmişteki coşkusunun kaybından ötürü içten içe hayıflansa da bu değişimi sanatsal olgunlaşmanın doğal bir gereği olarak görmekte ve üretme direncini korumaktadır.Cevap
- DZamanla yitirdiği yaratıcılık heyecanını yeniden kazanmak amacıyla gençlik yıllarındaki yazma yöntemlerine geri dönme kararlılığı içindedir.
- EYazma eyleminin getirdiği sorumlulukların ağırl��ğı altında ezilmekte ve bu durumun yarattığı yılgınlığı geçmişe sığınarak telafi etmeye çalışmaktadır.