Kasabanın tek sahafı olan İhsan Efendi’nin dükkânı kapandığında, oraya yıllardır sığınanların tepkileri adeta iç dünyalarının birer aynası gibiydi. Sürekli eski baskı kitapların kokusunu içine çeken Selim, rafların boşaltılmasını izlerken "Bir daha hiçbir yerde bu huzuru bulamayacağım, sanki geçmişimin en kıymetli parçası sökülüp alınıyor benden." diye mırıldanıyordu; onun için bu sadece bir dükkân değil, sığınılacak son kaleydi. Köşede sessizce duran genç yazar adayı Nihal ise ellerini cebine sokmuş, "Belki de böylesi daha iyidir; tozlu sayfaların arasından çıkıp sokağın canlılığına karışmanın, yeni yollar aramanın vaktidir." diyerek gözlerini caddenin kalabalığına dikmişti. Öte yandan, yıllarca İhsan Efendi’den kitap ödünç alan muhtar Halit Bey, "Biz zamanında buranın kıymetini bilmedik, ona hak ettiği desteği vermedik; şimdi kaybettiklerimize yanmak neye yarar!" sözleriyle dükkânın önünde öfkeyle dolanıyordu. Dükkânın çırağı Ahmet ise sessizce kitapları kolilere yerleştirirken "Ustam ne karar verdiyse doğrudur, o nerede biz oradayız; yeni bir yer açarsa orada da aynı titizlikle çalışmaya devam ederiz." diyerek işine odaklanmıştı.
Bu parçada geçen karakterlerin sözlerinden hareketle, sol sütundaki karakterleri sağ sütundaki sergiledikleri baskın duygu durumu veya karakter özelliğiyle eşleştiriniz.
- SelimMevcut kaybı derin bir karamsarlık ve geçmişe özlemle karşılama
- NihalDeğişimi bir fırsat olarak görerek umut ve iyimserlik besleme
- Halit BeyGeçmişe yönelik bir hayıflanma ve yapıcı olmayan bir öz eleştiri
- AhmetKoşullardan bağımsız, sarsılmaz bir sadakat ve teslimiyet