Bunca yıl sonra, o eski tiyatro salonunun tozlu kulisinde buldum kendimi. Duvarlardaki sararmış afişlere bakarken içimde ne geçmişe duyulan o tanıdık özlem ne de sahnede olmanın verdiği o eski heyecan vardı. Sadece derin bir kabulleniş ve bir parça burukluk hissettim. Zaman, durmaksızın akan bir nehir gibi altımızdaki toprağı sürüklerken bizler sadece kıyıda biriken tortuları izlemekle yetiniyorduk. Gençlik yıllarımda her alkışla dünyayı değiştirebileceğimi sanır, sahne ışıklarının altındaki her saniyeyi hayatın tek gerçeği kabul ederdim. Şimdi ise o ışıkların sadece geçici birer yanılsama, alkışların ise rüzgârda dağılan boş birer yankı olduğunu görüyorum. Yine de bu durum bende bir kırgınlık yaratmıyor; aksine, hayatın bu yalın gerçeğiyle yüzleşmiş olmanın getirdiği dingin bir olgunluk hissediyorum.
Bu parçadaki yazarın kendi geçmişine ve bugününe yönelik değerlendirmeleri göz önüne alındığında, aşağıdakilerden hangisi yazarın içinde bulunduğu baskın duygu durumunu en iyi ifade etmektedir?
- AGençlik yıllarını verimsiz geçirdiğini düşünerek duyulan yoğun bir pişmanlık ve sitem
- BSanat dünyasının vefasızlığına karşı hissedilen derin bir kırgınlık ve yalnızlık
- CGelecekte yeniden sahneye çıkma arzusunun yarattığı sabırsız bir beklenti
- DEski başarılı günlerin özlemiyle dolup taşan hüzünlü bir hayıflanma
- Geçmişteki yanılsamaların farkına varmanın getirdiği dingin bir kabullenişCevap