Hristiyan düşünür Tertullian, felsefe ile teolojiyi, akıl ile inancı keskin bir biçimde birbirinden ayırır. Ona göre Hristiyanlık, aklın kavrayış sınırlarını aşan ilahi bir gizemdir. Bu nedenle o, "Atina ile Kudüs’ün ne ortaklığı olabilir?" diyerek felsefi sorgulamanın ve rasyonel yöntemlerin inanç alanına taşınmasına karşı çıkmış; inancın rasyonel olarak temellendirilemeyeceğini savunmuştur.
Buna göre Tertullian’ın akıl ve inanç ilişkisine dair yaklaşımı aşağıdakilerden hangisiyle nitelendirilebilir?
- İnancın, aklın sınırlarını aşan ve rasyonel kanıtlamaya ihtiyaç duymayan özerk bir alan olduğunu savunan fideizmCevap
- BDinî doğruların ancak dogmatik bir teoloji içinde akılsal açıklamalarla temellendirilebileceğini öne süren teolojik yaklaşım
- Cİnancın rasyonel olarak sorgulanmasının insanı kaçınılmaz olarak Tanrı hakkında bilgi sahibi olunamayacağını savunan agnostisizme götüreceği fikri
- DAklın, inançtan bağımsız olarak evrenin işleyişinden hareketle deist bir Tanrı tasarım��na tek başına ulaşabileceği iddiası
- EFelsefenin sorgulayıcı yapısının inanç ilkelerini sarsmadan onları doğrudan onaylaması gerektiğini savunan dogmatik tutum
Cevap
İnancın, aklın sınırlarını aşan ve rasyonel kanıtlamaya ihtiyaç duymayan özerk bir alan olduğunu savunan fideizm
Tertullian, felsefeyi ve akli sorgulamayı inanç alanından tamamen dışlayarak inancın akıldan bağımsız, onun sınırlarını aşan özerk bir alan olduğunu savunur. Felsefe tarihinde bu yaklaşım 'fideizm' (inancılık) olarak adlandırılır. Doğru seçenek fideizm kavramını ve bu kavramın parçadaki açıklamaya uygun tanımını içermektedir.
Adım Adım Çözüm
Anahtar Kavram
Fideizm (İnancılık)