Karasu Irmağı'nın o hırçın ve gürültülü akışı, gecenin zifiri karanlığında ve sessizliğinde her zamankinden daha da belirginleşiyordu. Yamaca kurulu eski köyün tek katlı ahşap evleri, puslu ay ışığının altında adeta gümüşî birer heykel gibi hareketsizce duruyordu. Birden uzaklardaki derin vadiden kesik bir çakal uluması duyuldu; rüzgâr, nehir kıyısındaki yaşlı söğüt dallarını sertçe hışırdatarak vadi boyu uğuldadı. Bu tekinsiz atmosferde Ahmet, elindeki gaz fenerini biraz daha yukarı kaldırıp patikanın sonundaki dik kayalıkta beliren karaltıya doğru ürkek adımlarla yürümeye devam etti. Kalbinin hızlı at��şları, ayaklarının altındaki kuru yaprakların hışırtısına karışıyordu.
Bu parçanın anlatımında hem betimleyici hem de öyküleyici anlatım biçimlerine başvurulduğu yargısı doğru mudur?
Cevap: Cevap