Organik mimari, doğayı sadece dışsal bir süs veya taklit edilecek bir form olarak görmekten ziyade, onunla işlevsel ve estetik bir bütünleşmeyi hedefleyen modern bir tasarım felsefesidir. Bu akımın en önemli temsilcilerinden olan Frank Lloyd Wright, binaların çevrelerindeki doğal peyzajın yapay bir eklentisi değil, onun organik bir uzantısı olması gerektiğini savunmuştur. Wright'a göre bir konut, inşa edildiği tepenin üzerinde yabancı ve eğreti bir kütle gibi durmamalı; aksine, o tepenin bağrından kendiliğinden filizlenmişçesine doğal bir uyum sergilemelidir. Bu yaklaşımda beton ve çelik gibi modern yapı malzemeleri, yerel taşlar ve ahşap dokularla bir arada harmanlanarak doğanın ritmine uydurulur. Organik mimaride amaç, insanı doğadan yalıtan kutular inşa etmek değil; yapay olanla doğal olanı ortak bir yaşam alanında birleştirmektir. Böylece iç mekandaki yaşam ile dışarıdaki doğal akış arasındaki sınırlar belirsizleşir ve insan tasarım�� yapılar doğanın bir parçası haline gelir.
Bu parçada organik mimariyle ilgili olarak asıl anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?
- ADoğadaki biçimlerin birebir kopyalanması yoluyla binaların dayanıklılığını artırmayı hedeflediği
- BGeleneksel ahşap ve taş malzemeleri modern beton ve çeliğe tercih ederek tarihi korumaya çalıştığı
- CBinaların yalnızca y��ksek ve dağlık bölgelerde inşa edilmesi durumunda doğayla uyumlu olabileceğini savunduğu
- Doğa ile insan yapısı tasarımlar arasında yapay sınırları kaldırarak bütüncül bir uyum sağlamayı amaçladığıCevap
- Eİnsanların doğadaki zorlu yaşam koşullarından korunması için dayanıklı barınaklar yapılması gerektiğini öne sürdüğü