Yirmi yılı aşkın bir süredir bu zirvedeki küçük istasyonda, rüzgârın yönünü ve karın kalınlığını ölçüyorum. Aşağıdaki vadide hayat durmaksızın akıp giderken benim burada payıma düşen; sadece bulutların göçünü izlemek ve gecenin sessizliğini dinlemek oldu. Kimi dostlarım bu yalnızlığı bir tür sürgün olarak görse de ben burayı, tabiatın kalbini dinlediğim bir sığınak olarak kabul ettim. Elbette dondurucu fırtınaların kapıyı zorladığı gecelerde, doğanın devasa gücü karşısında kendi küçük varlığımın çaresizliğini derinden hissederim. Ancak bu çaresizlik beni yıldırmıyor; aksine, varoluşun o sade ve yalın gerçeğine daha çok yakınlaştırıyor. Her sabah cihazların başına geçerken içimde uyanan o tarifsiz saygı, buraya ait olduğumun en büyük kanıtı. İnsanların hırslarından uzak bu yükseklik, bana kendi sınırlarımı gösterirken aynı zamanda ruhuma hiç tatmadığım bir sükûnet bağışladı.
Bu parçada kendisinden böyle söz eden bir meteoroloji gözlemcisiyle ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
- ADoğanın ezici gücü karşısında kendi acziyetini hissetse de bundan yılgınlık duymadığı
- BToplumdan uzaklaşarak kendi iç dünyasında huzura ve dinginliğe kavuştuğu
- CDış dünyadaki insanların yalnızlığına dair yaptığı olumsuz nitelendirmeleri paylaşmadığı
- Çetin doğa koşulları ve yalnızlık sebebiyle zaman zaman karamsarlığa kapıldığıCevap
- EYaptığı işi sıradan bir görev olarak görmeyip ona derin bir hürmetle yaklaştığı