Güneş, ardındaki karlı tepelerin üzerinden yavaşça çekilirken gökyüzünü turuncu, kızıl ve morun en tatlı tonlarına boyuyordu. Vadinin yamacına adeta birer tablo gibi serpiştirilmiş küçük köy evlerinin bacalarından incecik, gri dumanlar göğe doğru süzülüyor; hafifçe esen serin rüzgarla birlikte etrafa taze pişmiş ekmeklerin ve meşe odununun o bildik, sıcak kokusu yayılıyordu. Bahçedeki gövdesi çatlamış yaşlı çınar ağacının geniş yaprakları tatlı bir melodiyle hışırdarken ağacın altındaki yıpranmış tahta sedirde sessizce oturan ihtiyar adam��n derin kırışıklıklarla dolu yüzü, geçmiş yılların yorgunluğunu ve huzurunu aynı anda yansıtıyordu. Elindeki ahşap bastona yaslanmış, gözlerini ufuktaki son ışıklara dikmiş olan bu adam, doğanın akşam kızıllığıyla büründüğü sessiz dönüşümü büyük bir sükunetle seyrediyordu.
Bu parçanın anlatımında betimleyici anlatım biçimi ağır basmaktadır. Bu yargı doğru mudur?
Cevap: Cevap