Her sabah gün ağarmadan eski fırının kapısını açar, un çuvallarını büyük bir özenle tezgaha taşırdım. Benim için ekmek pişirmek, sadece geçim sağlamakla ilgili bir iş değildi; o unun, suyun ve mayanın bir araya gelerek fırından taptaze çıkışını izlemek tarifsiz bir mutluluk kaynağıydı. Hamuru yoğururken ellerimin arasında canlanan o kıvamı hissetmek, fırının sıcaklığından yükselen o ilk kokuyu içime çekmek beni hayata bağlardı. Müşterilerim sabahın erken saatlerinde sıcak ekmekleri alırken yüzlerinde beliren o tatlı tebessüm, geceden kalma yorgunluğumu bir anda silip süpürürdü. İşimi yaparken zamanın nasıl geçtiğini anlamaz, her somunda aynı kusursuzluğu yakalamak için saatlerce sabırla uğraşırdım. Bu küçük dükkan, benim hayattaki en huzurlu ve en kendimi bulduğum sığınağım olmuştu.
Bu parçanın anlatıcısı için aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?
- AYalnız kalmaktan hoşlandığı için f��rını kendisi için bir sığınak olarak gördüğü
- BMesleğini sadece geçimini sağlamak amacıyla, zorunluluktan yürüttüğü
- CÇalı��ma hayatındaki fiziksel yorgunluklar nedeniyle mesleğine karşı isteksizlik duyduğu
- İşini büyük bir tutku ve özenle yaptığı, mesleğinde içsel bir dinginlik bulduğuCevap
- EKusursuzluğa ulaşma çabasının kendisinde zamanla derin bir kaygıya dönüştüğü