Bilgi ve ��nanç

62 soru

Soru 41Soru

İslam kelamında iman; tasdik, ikrar ve amel boyutlarıyla ele alınır. Bilgi, insanın aklıyla doğruyu yanlıştan ayırt edip imana ulaşmasını sağlarken; amel ise kalpte karar kılan bu inancın hayata yansımasıdır. Ehl-i Sünnet âlimleri, ameli imanın kurucu bir cüzü (rükün) saymamış, ancak iman ile amel arasında kopmaz bir bağ olduğunu savunmuşlardır. Buna göre, iman ile amel birbirini tamamlayan unsurlardır ve amelsiz bir iman zayıflamaya mahkûmdur.

Buna göre bilgi, iman ve amel ilişkisi göz önünde bulundurulduğunda aşağıdaki yargılardan hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Doğru bilgi imanın taklitten tahkike ulaşmasına zemin hazırlarken, salih ameller de kalpteki imanın korunmasını ve ahlakla bütünleşmesini sağlar.

Cevap

Doğru bilgi imanın taklitten tahkike ulaşmasına zemin hazırlarken, salih ameller de kalpteki imanın korunmasını ve ahlakla bütünleşmesini sağlar.
Doğru bilgi, kişinin körü körüne inanmak (taklit) yerine delillere dayalı olarak inanmasını (tahkik) sağlar. Salih ameller ise bu inancı sürekli kılar, onu korur ve ahlak olarak hayata yansıtır. Dolayısıyla bu yargı İslam'ın bilgi, iman ve amel anlayışına tamamen uygundur.

Adım Adım Çözüm

1
Parçadaki temel kavramları ve aralarındaki ilişkiyi belirlemek
Bilgi imanın temelini oluşturur, amel ise kalpteki imanın pratik hayata yansımasıdır.
İslam dinindeki bilgi-iman-amel bütünlüğünün teorik çerçevesini netleştirmek.
2
Ehl-i Sünnet'in iman ve amel ilişkisine dair yaklaşımını analiz etmek
Amel imanın kurucu bir cüzü (rüknü) değildir; yani amel eksikliği kişiyi doğrudan dinden çıkarmaz ancak imanın zayıflamasına yol açar.
Seçeneklerdeki iman-amel ilişkisine dair teolojik yanılgıları eleyebilmek.
3
Doğru bilginin imanın kalitesine etkisini ve amelin işlevini değerlendirmek
Bilgi imanı taklitten kurtarıp tahkike (araştırmaya dayalı güçlü imana) ulaştırır; salih amel ise bu imanın korunmasını sağlar.
Doğru yargı olan, bilginin tahkike ulaştırması ve amelin imanı koruyup ahlakla bütünleştirmesi ifadesine ulaşmak.

Anahtar Kavram

İslam inancında bilgi, iman ve amel arasındaki tamamlayıcı ve dinamik ilişki; amelin imanın bir parçası olmaması ancak onu koruyup olgunlaştırması.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 42Soru

İslam ahlak felsefesinde doğru bilgiye ulaşma sorumluluğu ile birey ve toplum ilişkilerini koruma ilkeleri iç içe geçmiştir. Kur'an-ı Kerim'de ve hadis-i şeriflerde bilgi ahlakını ihlal eden zihinsel ve davranışsal sapmalar yasaklanırken, bilginin kaynağını doğrulama ve insan ilişkilerinde iyi niyeti koruma yolları gösterilmiştir. Buna göre, aşağıda verilen kavramlar ile bu kavramların İslam ahlakındaki karşılığı olan açıklamaları doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Tecessüs
Suizan
Hüsnüzan
Tebeyyün

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Tecessüs başkalarının gizliliklerini araştırmakla; Suizan delilsiz kötü zan beslemekle; Hüsnüzan iyi niyetli kanaat beslemekle; Tebeyyün ise bilgiyi araştırıp doğrulamakla eşleşir.
Doğru eşleştirmede tecessüs kavramı başkalarının gizli hallerini ve mahremiyet alanlarını araştırmakla; suizan delilsiz ve haksız bir şekilde kötü zan beslemekle; hüsnüzan iyi niyet ve olumlu kanaat taşımakla; tebeyyün ise ulaşılan bir bilginin doğruluğunu araştırıp gerçeği ortaya çıkarma çabasıyla eşleşmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Ahlaki kavramların tanımlarını analiz edin.
Tecessüs, suizan, hüsnüzan ve tebeyyün kavramlarının İslam ahlakındaki anlamları belirlenir.
Kavramların birbirleriyle karıştırılmaması için temel niteliklerini ayrıştırmak gerekir.
2
Zihinsel tutumlar ile pratik eylemleri birbirinden ayırt edin.
Suizan ve hüsnüzanın zihinsel birer kanaat (zan), tecessüsün gizlilikleri araştırma eylemi, tebeyyünün ise doğru bilgiyi elde etme yöntemi olduğu görülür.
Eşleştirmenin doğru yapılabilmesi için kavramların niteliksel ayrımlarını fark etmek önemlidir.
3
Açıklamalarla kavramları birebir eşleştirin.
Tecessüs gizlilikleri araştırmayla (left_1-right_3), Suizan delilsiz olumsuz düşünceyle (left_2-right_1), Hüsnüzan iyi niyetle (left_3-right_4), Tebeyyün ise bilgiyi doğrulama çabasıyla (left_4-right_2) eşleşir.
Eşleştirme mantığının nihai kontrolünü tamamlamak için.

Anahtar Kavram

İslam'da Bilgi Ahlakı, Zan, Tecessüs ve Tebeyyün
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 43Soru

İslam bilgi ahlakı ve bilgi teorisinde bilgi kaynakları, taşıdıkları objektiflik ve bağlayıcılık düzeylerine göre tasnif edilmektedir. Aşağıda verilen bilgi kaynaklarını, İslam epistemolojisindeki tanımları ve bilgi değerleri ile eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Vahiy
İlham
Keşif
Rüya

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Vahiy kavramı herkes için kesin ve bağlayıcı olan ilahi bilgi kaynağı ile; ilham, kalbe doğrudan doğan öznel bilgi ile; keşif, kalp gözünün açılmasıyla duyular ötesi gerçeklerin bilinmesiyle; rüya ise uykudaki zihni deneyimlerle eşleşmelidir.
Vahiy nesnel, kesin ve bağlayıcı iken rüya, ilham ve keşif özneldir ve başkalarını bağlamaz. Eşleşme bu ilkelere göre doğru şekilde yapılmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Vahiy kavramının epistemolojik değerini incelemek.
Vahyin tüm insanlar için kesin, nesnel ve bağlayıcı olduğu sonucuna ulaşılır.
Vahiy Allah'tan peygamberlerine gelen ilahi mesajlar olduğu için dinin asıl ve genel geçer kaynağıdır.
2
İlham, keşif ve rüya kavramlarının bilgi değerini incelemek.
Bu üç kaynağın da öznel olduğu ve başkalarını bağlayıcı nitelikte olmadığı tespit edilir.
İlham kalbe doğan bilgi, keşif duyular ötesinin manevi algısı, rüya ise uykudaki algı olup nesnel olarak denetlenemezler.
3
Kavramları tanımlarıyla eşleştirmek.
Vahiy birinci tanım ile, ilham ikinci tanım ile, keşif üçüncü tanım ile, rüya ise dördüncü tanım ile eşleşir.
Her kavramın tanımındaki anahtar ifadeler eşleşmeyi doğrular.

Anahtar Kavram

Vahiy, rüya, ilham ve keşif kavramlarının İslam epistemolojisindeki bilgi değeri açısından farkları ve bağlayıcılık durumları.
Soru 44Soru

İslam'da doğru bilgi edinmenin ve sahih bir inanç oluşturmanın önündeki zihinsel engeller ile bu engelleri aşma yöntemlerine dair bazı kavramlar aşağıda verilmiştir.

Buna göre, sol sütundaki kavramları sağ sütundaki en uygun tanımlarıyla eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Taassup
Taklitçilik
Tahkik

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Taassup kavramı bağnazca körü körüne bağlanmayı ifade eden tanım ile, taklitçilik delilsiz şekilde başkalarını taklit etmeyi ifade eden tanım ile, tahkik ise delillere dayalı bilinçli kabulü ifade eden tanım ile eşleşmelidir.
Taassup, kişinin delilsizce kendi görüşlerine saplanıp kalması ve başka görüşlere kapanmasıdır; taklitçilik, başkalarından görüleni araştırmadan benimsemektir; tahkik ise aklî sorgulama ve araştırmayla elde edilen bilinçli kabuldür. Bu tanımlar sırasıyla eşleşmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Taassup kavramının tanımını belirleme
Taassup (bağnazlık), delilsiz şekilde bir görüşe körü körüne bağlanıp diğer fikirlere kapalı olmak anlamına geldiğinden birinci tanım ile eşleşir.
Kavramın kelime ve terim anlamını doğru tespit etmek.
2
Taklitçilik kavramının tanımını belirleme
Taklitçilik, bireyin kendi araştırmasını yapmadan başkalarının inançlarını aynen kopyalaması olduğundan ikinci tanım ile eşleşir.
Taklidi inancın önündeki engellerden biri olan taklit kavramını çözümlemek.
3
Tahkik kavramının tanımını belirleme
Tahkik, aklî sorgulama ve delillendirme ile ulaşılan sahih inanç yöntemi olduğundan üçüncü tanım ile eşleşir.
Taassup ve taklidi engelleyen doğru yöntemle eşleştirmek.

Anahtar Kavram

Taassup ve taklitçilik doğru inancın önündeki en büyük engellerdendir; bunların aşılması ise tahkik (araştırma ve delillendirme) yoluyla mümkündür.
Soru 45Soru

Sınıfta İslam bilgi teorisi üzerine yapılan bir tartışmada Ahmet, geceleri gördüğü bazı rüyaların kendisi için yönlendirici olduğunu ve hayatındaki önemli kararları bu doğrultuda aldığını belirtmiştir. Arkadaşı Büşra ise bu durumun kişisel olarak değerli olabileceğini ancak bu tür deneyimlerin başkalarını bağlamayacağını, İslam dininde herkesi bağlayan kesin bilgilerin yalnızca vahiy ve ona dayanan sadık haberler ile selim akıl ve salim duyularla elde edilebileceğini savunmuştur.

Ahmet ve Büşra arasında geçen bu tartışmadan hareketle, İslam bilgi sisteminde yer alan rüya, ilham ve keşif gibi unsurların bilgi değeriyle ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bu kaynaklar yalnızca deneyimi yaşayan kişi için öznel bir değer ifade eder; dini alanda genel, kesin ve bağlayıcı bir delil niteliği taşımazlar.

Cevap

Rüya, ilham ve keşif gibi kaynaklar yalnızca deneyimi yaşayan kişi için öznel bir değer ifade eder; dini alanda genel, kesin ve bağlayıcı bir delil niteliği taşımazlar.
İslam bilgi teorisinde bilgi kaynakları nesnellik ve bağlayıcılık düzeyine göre ayrılır. Vahiy, selim akıl ve salim duyular herkes için bağlayıcı ve objektif kaynaklarken; rüya, ilham ve keşif yalnızca deneyimi yaşayan birey için öznel bir değer taşır. Başkaları için dini hüküm oluşturmada delil olamazlar. Bu yüzden bu kaynakların öznel olduğunu ve bağlayıcı olmadığını belirten seçenek doğrudur.

Adım Adım Çözüm

1
İslam bilgi kaynaklarının nesnel ve öznel olarak sınıflandırılmasını analiz etmek.
Vahiy, selim akıl ve salim duyular nesnel (objektif) bilgi kaynaklarıdır. Rüya, ilham ve keşif ise öznel (subjektif) bilgi kaynaklarıdır.
Soruda geçen rüya, ilham ve keşif kavramlarının epistemolojik sınırlarını doğru çizmek için bu sınıflandırma gereklidir.
2
Söz konusu öznel kaynakların dini alandaki bağlayıcılık düzeyini değerlendirmek.
Bu kaynaklar genel bir dini hüküm koymak veya başkalarına tebliğ etmek amacıyla delil olarak kullanılamaz, bağlayıcılığı yoktur.
İslam'da inanç ve ibadet esasları gibi genel hükümlerin sadece objektif, kesin deliller olan vahye ve akl-ı selime dayanması zorunludur.
3
Seçenekleri bu değerlendirmeler ışığında inceleyip doğru yargıyı bulmak.
Rüya, ilham ve keşfin sadece kişi için öznel bir değer taşıdığını, dini alanda bağlayıcı delil olamayacağını belirten seçenek doğrudur.
Çünkü İslam epistemolojisinde bu kaynakların genel geçerliliği reddedilirken bireysel rehberlik değeri tamamen yadsınmamıştır.

Anahtar Kavram

İslam epistemolojisinde vahyin genel ve bağlayıcı niteliği ile rüya, ilham ve keşfin öznel ve bağlayıcı olmayan yapısı arasındaki fark.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 46Soru

İslam epistemolojisinde (bilgi teorisi) bilgi kaynakları, taşıdıkları bağlayıcılık ve objektiflik derecelerine göre sınıflandırılır. Aşağıda sol sütunda verilen bilgi kaynaklarını, sağ sütunda yer alan ve bunların bilgi değerlerini açıklayan doğru tanımlarıyla eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Vahiy
Rüya
İlham
Keşif

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Vahiy kavramı mutlak bağlayıcı ve kesin ilahi bilgi tanımıyla; rüya kavramı uykudaki bağlayıcı olmayan durum tanımıyla; ilham kavramı temiz gönüllere doğan kesinlik taşımayan fısıltı tanımıyla; keşif kavramı ise perdelerin kalkmasıyla gaybi hakikatlere ulaşma tanımıyla eşleşmektedir.
Doğru eşleştirmede vahiy mutlak bağlayıcı bilgi kaynağı olarak tanımlanırken; rüya uykudaki bağlayıcı olmayan durumla, ilham kalbe doğan manevi yönlendirmeyle ve keşif ise manevi perdelerin kalkmasıyla gaybi hakikatlere ulaşma durumuyla eşleştirilmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Vahiy kavramının epistemolojik değerini belirleme
Vahiy, peygamberler aracılığıyla gelen ve herkes için mutlak bağlayıcı olan kesin bir bilgi kaynağıdır.
Diğer bilgi kaynaklarından farkını ortaya koyarak doğru tanımıyla eşleştirmek amacıyla bu belirleme yapılır.
2
Rüya kavramının bilgi değerini analiz etme
Rüya, uykudaki öznel bir tecrübe olup dini hüküm koymada bağlayıcı değildir.
Öznel doğasını ve bağlayıcı olmama özelliğini ilgili tanımla eşleştirmek için analiz edilir.
3
İlham ve keşif kavramlarının tanımlarını ve farklarını ayırt etme
İlham kalbe doğan manevi fısıltı iken, keşif perdenin kalkmasıyla gaybi hakikatlerin açılmasıdır; her ikisi de sadece yaşayanı bağlar.
Birbiriyle karıştırılabilecek bu iki öznel kaynağı doğru eşleşen tanımlara yönlendirmek için bu ayrım yapılır.

Anahtar Kavram

Vahiy, rüya, ilham ve keşif kavramlarının İslam bilgi teorisi ve epistemolojisi açısından bilgi değeri ve bağlayıcılık dereceleri.
Soru 47Soru

Kelam ilminde imanın mahiyeti ve sınırları tartışılırken tasdik ve ikrar kavramları merkezî bir yer tutar. Ehl-i Sünnet kelamcılarının çoğunluğuna göre iman, kalbin tasdikinden ibarettir. Dilin ikrarı ise kalpteki bu inancın dışa yansıtılması ve kişinin Müslüman toplumda bir birey olarak hukuki muamele görmesinin şartıdır. Nitekim dilsizlik gibi yapısal bir engeli bulunan ya da hayati tehlike arz eden bir baskı altında (ikrah) kalan kimsenin, kalben inanmasına rağmen dil ile ikrarda bulunamaması onun ahiretteki kurtuluşuna engel teşkil etmez.

Bu parçadan hareketle iman, tasdik ve ikrar ilişkisiyle ilgili aşağıdaki yargılardan hangisine ulaşılabilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İmanın dünyevi ve hukuki geçerliliği dil ile ikrara bağlıyken, ahiretteki geçerliliği ve nihai kurtuluş yalnızca kalbin tasdikine dayanır.

Cevap

İmanın dünyevi ve hukuki geçerliliği dil ile ikrara bağlıyken, ahiretteki geçerliliği ve nihai kurtuluş yalnızca kalbin tasdikine dayanır.
Doğru yargı, imanın dünyevi-hukuki boyutu ile ahirete dair kurtuluş boyutu arasındaki ayrımı net bir şekilde ortaya koymaktadır. Parçada dil ile ikrarın Müslüman toplumda hukuki muamele görmek (dünyevi boyutu) için gerekli olduğu, ancak mazeret sahiplerinin dil ile ikrar edememelerine rağmen kurtuluşa erecekleri (ahiret boyutu) vurgulanmıştır. Bu da nihai kurtuluşun yalnızca kalbin tasdikine dayandığını doğrular.

Adım Adım Çözüm

1
Paragrafta verilen bilgileri ve tasdik-ikrar ilişkisini analiz etme
İmanın asıl rüknünün kalbin tasdiki olduğu, dilin ikrarının ise hukuki/dünyevi bir şart olduğu anlaşılmıştır.
Metinde dilsizlik veya ölüm tehdidi gibi zorlayıcı sebeplerle dil ile ikrarda bulunamayanların da kalben tasdik ettikleri sürece mümin kabul edildiği ve kurtuluşa ereceği belirtilmektedir.
2
Seçenekleri bu bilgiler doğrultusunda değerlendirme
İmanın ahiretteki geçerliliğinin kalbin tasdikine, dünyadaki hukuki statüsünün ise dil ile ikrara bağlı olduğunu belirten yargının doğruluğu tespit edilmiştir.
Hukuki muamele görmenin şartının ikrar olduğu, mazereti olanların ise ikrar edemeseler dahi kurtuluşa ereceklerinin ifade edilmesi bu iki düzlemin (dünyevi-hukuki ve ahiret-uhrevi) ayrımını zorunlu kılar.

Anahtar Kavram

İman kavramında kalbin tasdiki (imanın aslı) ve dilin ikrarı (hukuki geçerlilik şartı) ilişkisi ile mazeret durumlarının imana etkisi.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 48Soru

İslam kelamında imanın mahiyeti ele alınırken kişinin iç dünyasındaki inancı ile bu inancı dış dünyaya beyan etmesi arasında bir ayrım yapılır. Bir kimsenin toplumsal hayatta Müslüman olarak kabul edilmesi, evlilik ve miras gibi dini-hukuki haklardan yararlanabilmesi için inancını diliyle ifade etmesi (ikrar) gerekir. Ancak ahiretteki kurtuluş ve Allah katındaki gerçek mümin sıfatı, kalbin bu inancı samimiyetle onaylamasına (tasdik) bağlıdır. Nitekim hayati bir tehlikeyle karşı karşıya kalan bir kişinin, kalbi imanla dolu olduğu hâlde canını kurtarmak amacıyla diliyle inancını inkâr etmesi, onun imanına zarar vermez.

Buna göre, imanın tasdik ve ikrarla ilişkisi bağlamında aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kalpteki tasdik imanın özünü oluştururken, dil ile ikrar bu inancın dünyevi ve hukuki alanda geçerlilik kazanmasını sağlar.

Cevap

Kalpteki tasdik imanın özünü oluştururken, dil ile ikrar bu inancın dünyevi ve hukuki alanda geçerlilik kazanmasını sağlar.
Kalpteki tasdik imanın özünü oluştururken, dil ile ikrar bu inancın dünyevi ve hukuki alanda geçerlilik kazanmasını sağlar ifadesi doğrudur. Çünkü parçada imanın Allah katındaki geçerliliğinin kalbin onayına (tasdik) bağlı olduğu, dünyadaki evlilik, miras gibi işlemler için ise dilin beyanının (ikrar) gerektiği vurgulanmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Parçada geçen kavramların analiz edilmesi
İmanın kalbi boyutu olan tasdikin ahiretteki kurtuluş ve Allah katındaki konum için, dil ile yapılan ikrarın ise dünyadaki hukuki ve toplumsal işlemler için şart olduğu tespit edilir.
Parçadaki temel önermeleri ve kavramsal işlevleri ayırt etmek gerekir.
2
İstisnai durumların değerlendirilmesi
Ölüm tehdidi veya hayati tehlike gibi durumlarda dil ile ikrarın (veya inkârın) kalpteki tasdik korunduğu müddetçe imana zarar vermediği görülür. Bu da tasdikin asıl rükün olduğunu doğrular.
İstisnai mazeretlerin imanın geçerliliğine etkisini analiz ederek tasdik-ikrar ilişkisindeki öncelik sırasını belirlemek amaçlanır.
3
Seçeneklerin karşılaştırılarak doğru yargıya ulaşılması
Tasdikin imanın özünü/aslını temsil ettiğini, ikrarın ise dünyevi-hukuki geçerlilik aracı olduğunu ifade eden yargının doğru olduğu belirlenir.
Elde edilen çıkarımlarla seçeneklerdeki ifadelerin doğruluğu kıyaslanır.

Anahtar Kavram

İman, Tasdik ve İkrar İlişkisi
Soru 49Soru

İman kavramının tam olarak anlaşılabilmesi; tasdik, ikrar, marifet ve amel gibi kavramların doğru tanımlanmasını ve aralarındaki kelami farkların bilinmesini gerektirir. Buna göre, sol sütundaki kavramları sağ sütundaki açıklamalarla doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Tasdik
İkrar
Marifet
Amel

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Tasdik kavramı imanın kalben onaylanması olan açıklamasıyla; ikrar kavramı inancın dille ifade edilmesi ve hukuki geçerliliğiyle; marifet kavramı sadece bilgi sahibi olmakla ancak tek başına iman sayılmamasıyla; amel kavramı ise ibadetler ve davranışlar olup imanın olgunlaşmasını sağlayan pratik yapısıyla eşleşmektedir.
Tasdik kalbin onayı (asıl rükün), ikrar dilin beyanı (hukuki şart), marifet dini bilmek (tek başına yetersiz) ve amel ibadetler (imanı olgunlaştıran unsur) olarak doğru şekilde tanımlanmış ve birbiriyle eşleştirilmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Tasdik kavramını inceleme ve eşleştirme
Tasdik kavramının kelime anlamı doğrulamak ve onaylamaktır. Kelami açıdan ise imanın asıl rüknü olan kalbin onayını ifade eder. Bu nedenle kalbin onayı, gönülden kabullenme açıklamasını içeren madde ile eşleşir.
Tasdik teriminin kelami tanımını doğru belirlemek için.
2
İkrar kavramını inceleme ve eşleştirme
İkrar kelimesi dille söylemek, ilan etmek demektir. Kelam ilminde kalpteki inancın dille dışa vurulması, kişinin dünyada Müslüman muamelesi görmesini sağlayan hukuki bir şarttır. Dolayısıyla bu açıklama ile eşleşir.
İkrar teriminin imandaki dünyevi ve hukuki yerini belirlemek için.
3
Marifet kavramını inceleme ve eşleştirme
Marifet bilgi demektir. İslam kelamında dinin esaslarını bilmek tek başına iman için yeterli değildir, çünkü şeytan veya bazı inkarcılar da gerçekleri bilmektedir ama kalben teslim olmamışlardır. Bu yüzden sadece bilgi sahibi olmakla ilgili açıklama ile eşleşir.
Marifet ve iman arasındaki sınırları ve farkları kavramak için.
4
Amel kavramını inceleme ve eşleştirme
Amel, inancın davranışa ve ibadete dönüşmüş halidir. Ehl-i Sünnet'e göre amel imanın bir parçası (cüzü) değildir, ancak imanın olgunlaşması ve kalıcılığı için gereklidir. Bu yönüyle ibadetler ve davranışlar açıklaması ile eşleşir.
Amel ile iman arasındaki ilişkiyi kelami çerçevede doğru tespit etmek için.

Anahtar Kavram

İman kavramının tanımı ile tasdik, ikrar, marifet ve amel kavramlarının birbiriyle olan ilişkisi ve kelami açıdan değerleri.
Soru 50Soru

İslam kelamında imanın rüknü ve geçerlilik şartları ele alınırken kalp ile tasdik ve dil ile ikrar kavramlarının varlığı veya yokluğu bireyin dünyevi ve uhrevi durumunu belirler. Buna göre, sol tarafta verilen durumları sağ taraftaki kelami ve hukuki karşılıklarıyla doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Kalben inanıp onayladığı hâlde ölüm tehdidi veya ağır baskı altında olduğu için inancını diliyle beyan edemeyen kişi
İnanç esaslarını kalben benimseyip onaylayan ve bu inancını diliyle de özgür iradesiyle açıklayan kişi
Kalbiyle inanmadığı hâlde toplumsal menfaatler veya baskı sebebiyle diliyle inandığını söyleyen kişi
Kalben İslam'ın inanç esaslarını reddeden ve diliyle de inanmadığını açıkça ilan eden kişi

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Baskı altındaki inanmış kişinin ahirette mümin sayılması; inancını kalben onaylayıp diliyle beyan edenin gerçek mümin kabul edilmesi; kalben inanmayıp diliyle inandığını söyleyenin münafık sayılması; hem kalben hem diliyle reddedenin ise kâfir kabul edilmesi doğru eşleştirmedir.
Baskı altındaki samimi inanç sahibinin durumunun ahiretteki iman geçerliliğine zarar vermemesi, özgür iradeyle tasdik ve ikrarı birleştirenin gerçek mümin kabul edilmesi, kalbi ile dili çelişenlerin münafık, her ikisiyle de reddedenlerin ise kâfir statüsünde eşleştirilmesi kavramların kelam ilmindeki tanımlarına tam olarak uymaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Tasdik ve ikrar kavramlarının bireyin kelami ve hukuki durumuna etkisini incelemek.
Kalp ile tasdik imanın kurucu rüknü iken, dil ile ikrar imanın dünyada bilinmesini sağlayan hukuki şarttır.
Kişilerin durumlarını bu iki kritere göre sınıflandırabilmek için.
2
Ölüm tehdidi veya baskı (ikrah) durumundaki kişinin durumunu değerlendirmek.
Bu durumdaki kişinin kalbi imanla doluysa diliyle ikrar etmemesi ahiretteki imanına zarar vermez fakat dünyada Müslüman muamelesi göremez.
İkrarda özgür iradenin bulunmasının dünyevi hukuki tescil için gerekli olduğunu anlamak için.
3
Kalbiyle inanmadığı hâlde diliyle inandığını söyleyenlerin ve her ikisinde de inkâr edenlerin durumunu belirlemek.
İnanmadığı hâlde inanmış gibi görünenlerin münafık, hem kalben hem de diliyle inkâr edenlerin ise kâfir olduğunu tespit etmek.
Tasdik ve ikrarın bir arada bulunmamasının veya ikisinin birden olmamasının sonuçlarını ayırt etmek için.

Anahtar Kavram

İmanın kalbi boyutu (tasdik) ile dışa dönük boyutu (ikrar) arasındaki ilişki ve bu ilişkinin doğurduğu kelami ve hukuki statüler.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 51Soru

İslam'da bir kimsenin mümin olarak nitelendirilebilmesi için kalbinde bulunan inancı diliyle ikrar etmesi istenir. Ancak dilsizlik gibi fiziksel engeli olan veya can güvenliği tehdidi altında (ikrah) inancını gizlemek zorunda kalan bir kişinin, inancını diliyle beyan edemese bile ahirette kurtuluşa ereceği kabul edilir. Buna karşılık, hiçbir baskı altında olmaksızın diliyle inandığını iddia ettiği hâlde bunu kalben onaylamayan bir kimsenin imanı ise ahirette geçersiz sayılır.

Bu bilgilere göre iman kavramı ile tasdik ve ikrar ilişkisi hakkında aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İmanın özünü ve ahiretteki geçerliliğini belirleyen temel unsur kalbî kabul iken, sözlü beyan bu durumun toplumsal alanda görünür kılınmasına hizmet eder.

Cevap

İmanın özünü ve ahiretteki geçerliliğini belirleyen temel unsur kalbî kabul iken, sözlü beyan bu durumun toplumsal alanda görünür kılınmasına hizmet eder.
Kalpteki onay (tasdik) imanın özünü oluştururken, bu inancın dille söylenmesi (ikrar) toplumsal alanda Müslüman muamelesi görmek için gereklidir. Paragrafta belirtilen mazeret durumlarında imanın geçerli kabul edilmesi ve mazeretsiz dille söylenip kalben onaylanmayan imanın geçersiz olması, imanın asıl merkezinin kalpteki tasdik olduğunu göstermektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Öncülde verilen durumları analiz etmek.
Mazeretli kişilerin diliyle söyleyemeseler bile kalben inandıkları için mümin sayıldığı, buna karşın mazeretsiz olarak diliyle söyleyip kalben inanmayanların imanının geçersiz olduğu belirlenir.
Kalpteki tasdikin imanın geçerliliği için asli rükün olduğunu tespit etmek.
2
Dil ile ikrarın işlevini değerlendirmek.
İkrarın, kişinin Müslüman olarak toplumda tanınmasını ve dünyevi haklardan yararlanmasını sağlayan dışsal bir beyan olduğu anlaşılır.
Tasdik ile ikrarın rollerini birbirinden ayırt etmek.
3
Seçenekleri karşılaştırarak doğru yargıyı saptamak.
İmanın esasen kalpteki tasdike dayandığını, dil ile ikrarın ise dünyevi/hukuki bir görünürlük işlevi taşıdığını ifade eden yargının doğru olduğu sonucuna ulaşılır.
Doğru seçeneği belirlemek.

Anahtar Kavram

Kalp ile tasdik ve dil ile ikrar ilişkisi
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 52Soru

İslam kelamında imanın mahiyeti, rükünleri ve geçerlilik şartları tartışılırken tasdik, ikrar, marifet ve amel kavramları farklı işlevleriyle ele alınmıştır. Aşağıda verilen kavramları, bu kavramların kelami statüleri ve işlevleriyle ilgili açıklamalarla doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Kalp ile tasdik
Dil ile ikrar
Marifet
Amel

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Kalp ile tasdik imanın aslı ve özüyle; dil ile ikrar dünyevi ve hukuki geçerlilikle; marifet sadece zihinsel bilmeyle; amel ise imanın korunmasını ve olgunlaşmasını sağlayan pratiklerle eşleşir.
Tasdik, iman etmek için zorunlu olan kalbi doğrulamadır. İkrar ise bu tasdikin dille söylenmesidir ve dünyevi hükümlerin uygulanmasını sağlar. Marifet sadece zihinsel bilgi iken amel, imanı koruyan salih davranışlardır. Bu çerçevede yapılan eşleştirme kelam ilminin temel ilkelerine tamamen uygundur.

Adım Adım Çözüm

1
İman kavramının özünü belirlemek
Kalp ile tasdik, imanın gerçek anlamda var olabilmesi ve ahirette kurtuluş için yegane şarttır. Bu durum ilk açıklamayla eşleşir.
Kelam ilminde iman, kalbin tasdikinden ibarettir; kalpte onaylama olmadan dil ile beyan edilse bile nifak ortaya çıkar.
2
İmanın dünyevi ve hukuki boyutunu ayırt etmek
Dil ile ikrar, kalpteki inancın başkaları tarafından bilinmesini sağlar. Bu durum ikinci açıklamayla eşleşir.
Toplumda bir kimsenin mümin olarak tanınması, evlenme, miras ve cenaze namazı gibi hukuki haklardan yararlanması dil ile beyan etmesine bağlıdır.
3
Bilgi (marifet) ile imanın farkını ortaya koymak
Marifet, kalbin teslimiyeti ve boyun eğmesi olmaksızın sadece bilmektir. Bu durum üçüncü açıklamayla eşleşir.
Sadece bilmek iman olsaydı, Allah'ı çok iyi tanıyan ama O'na isyan eden iblisin de mümin sayılması gerekirdi.
4
İnancın pratik yansıması olan amel kavramını analiz etmek
Amel, imanın bir parçası olmamakla birlikte, inancı besleyen ve kemale erdiren unsurdur. Bu durum dördüncü açıklamayla eşleşir.
Ehl-i Sünnet inancına göre amel imanın özünden değildir; ibadetleri aksatan kişi günahkar olsa da dinden çıkmış sayılmaz.

Anahtar Kavram

Tasdik, ikrar, marifet ve amel kavramlarının iman ile olan kelami ve hukuki ilişkisi
Soru 53Soru

Zeynep, din kültürü ve ahlak bilgisi dersinde imanın taklidi ve tahkiki olarak ikiye ayrıldığını öğrendikten sonra kendi durumunu şu şekilde değerlendirmiştir: "Ben bugüne kadar ailemden ve çevremden gördüğüm kadarıyla inandım ve bunu hiç sorgulamadım. Ancak karşıma çıkabilecek farklı fikirler ve şüpheler karşısında inancımı nasıl savunacağımı, onun doğruluğunu nasıl temellendireceğimi bilmiyorum. İnancımın sarsılmaması için artık onu delilleriyle ve araştırarak öğrenmem gerekiyor."

Buna göre Zeynep’in yaptığı değerlendirme, tahkikî imanın aşağıdaki özelliklerinden hangisini doğrudan desteklemektedir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İnancın zihinsel bir çaba ve delillerle şüpheler karşısında sarsılmaz bir yapıya kavuşturulması

Cevap

İnancın zihinsel bir çaba ve delillerle şüpheler karşısında sarsılmaz bir yapıya kavuşturulması
Tahkiki iman, taklitten ve sorgusuz kabulden uzaklaşarak dinin inanç esaslarını delilleriyle öğrenmek, aklî ve naklî araştırmalarla inancı temellendirmektir. Zeynep'in inancının sarsılmaması adına araştırmaya ve delil aramaya karar vermesi, inancın zihinsel bir çaba ve delillerle şüpheler karşısında sarsılmaz kılınmasını doğrudan desteklemektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Metindeki ana problemin analiz edilmesi
Zeynep'in, sorgulamadan benimsediği inancının (taklidi iman) dışarıdan gelecek şüpheler karşısında sarsılabileceğinden endişe duyduğu belirlenmiştir.
Paragraftaki temel kaygıyı ve hedeflenen inanç düzeyini saptamak.
2
Kavramsal ilişkilendirmenin yapılması
Zeynep'in delil arama ve inancını sarsılmaz kılma çabasının, araştırmaya ve delile dayanan tahkikî iman kavramının özünü oluşturduğu tespit edilmiştir.
Metindeki durum ile seçeneklerdeki doğru dinî kavramı eşleştirmek.

Anahtar Kavram

Taklidi ve Tahkiki İman Ayrımı
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 54Soru

İslam düşüncesinde imanın mahiyeti ve bilgiyle ilişkisi üzerinde önemle durulmuştur. Dinin özünü kavrayarak inanmak ile sadece çevresel faktörlerin etkisiyle inanmak arasında hem bilgi değeri hem de psikolojik sağlamlık açısından derin farklar bulunur. Bu bağlamda, kelamcılar imanın oluşum sürecini ve bilgiyle olan bağını çeşitli sınıflamalara tabi tutmuşlardır.

Buna göre, aşağıda verilen durum ve açıklamaları karşılarındaki doğru kavram veya dini hükümlerle eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Ailesinden ve toplumundan gördüğü ibadetleri ve inanç esaslarını sorgulamadan, dini bir delillendirme ihtiyacı duymadan kabul eden bir bireyin inanç biçimi
Kuran-ı Kerim'in evreni ve yaratılışı incelemeye yönelik çağrıları doğrultusunda, zihinsel bir ��abayla bilgiye ve delillere dayalı olarak geliştirilen inanç
İslam âlimlerinin çoğunluğuna göre, araştırma ve düşünme imkânı bulduğu halde bunu yapmayıp çevresine uyarak inanan kişinin imanının fıkhi/kelami durumu

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Birinci durum Taklidî İman ile, ikinci durum Tahkikî İman ile, üçüncü durum ise taklidî imanın geçerli kabul edilmekle birlikte kişinin günahkâr sayılması hükmü ile eşleşir.
Doğru eşleştirmede birinci durum (sorgusuz kabul) Taklidî İman ile; ikinci durum (akli delil ve araştırma) Tahkikî İman ile; üçüncü durum (taklitçinin dini hükmü) ise taklidî imanın sahih kabul edilmesi fakat sorgulamayı terk ettiği için kişinin günahkâr olması hükmü ile eşleşir.

Adım Adım Çözüm

1
İlk durumun inanç biçimini belirlemek
Birinci durumun taklidî iman olduğu saptanır.
Çünkü taklidî iman, kişinin ailesinden ve çevresinden gördüğü inanç esaslarını delillere dayandırmadan kabul etmesidir.
2
İkinci durumun inanç biçimini belirlemek
İkinci durumun tahkikî iman olduğu saptanır.
Çünkü tahkikî iman, bilgiye, araştırmaya ve delillere dayanan, şüphelerden uzak olan sarsılmaz inançtır.
3
Üçüncü durumun dini hükmünü belirlemek
Üçüncü durumun taklidî imanın fıkhi geçerlilik hükmü ile eşleştiği saptanır.
Çünkü İslam âlimleri taklidî imanın geçerli olduğunu kabul etse de aklını kullanma imkânı varken araştırmayan kimsenin sorumluluk altında olduğunu belirtmişlerdir.

Anahtar Kavram

Taklidi ve Tahkiki İman Ayrımı
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 55Soru

Bora, lise yıllarında biyoloji ve fizik derslerinde evrendeki hassas dengeleri öğrendikçe, çocukluğundan beri ailesinden duyup benimsediği yaratıcı fikrinin ötesine geçmek istemiştir. Evrenin varoluşsal yasalarını inceleyerek, canlıların yapısındaki mükemmelliği gözlemlemiş ve bu veriler doğrultusunda yaratıcının varlığına dair kendi aklıyla mantıksal sonuçlara ulaşmıştır. Böylece inancını sarsılmaz bir temel üzerine kurmaya çalışmıştır.

Buna göre Bora'nın inanç dünyasında gerçekleşen bu değişim ve ulaştığı yeni düzey hakkında aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ailesinden ve çevresinden edindiği sorgulamaya dayanmayan inancını, evrendeki delilleri inceleyerek tahkikî iman seviyesine taşımıştır.

Cevap

Ailesinden ve çevresinden edindiği sorgulamaya dayanmayan inancını, evrendeki delilleri inceleyerek tahkikî iman seviyesine taşımıştır.
Doğru yanıt, Bora'nın çevresel etkilerle edindiği sorgulanmamış (taklidî) inancını, evrendeki nizamı ve aklî delilleri inceleyerek bilgiye ve araştırmaya dayalı (tahkikî) bir imana dönüştürdüğünü doğru şekilde ifade etmektedir. İslam dininde tercih edilen ve sarsılmaz olan iman türü tahkikî imandır.

Adım Adım Çözüm

1
Paragraftaki Bora karakterinin başlangıç durumunu analiz edin.
Bora'nın çocukluğundan beri ailesinden duyduğu yaratıcı fikrini sorgulamadan benimsemesi, çevrenin etkisiyle oluşan 'taklidî iman' durumunu göstermektedir.
Kişinin ailesinden ve çevresinden gördüğü şekilde, delillere dayanmadan inanmasına taklidî iman denir.
2
Bora'nın daha sonra yaptığı zihinsel ve araştırma odaklı faaliyetleri değerlendirin.
Evrendeki dengeleri ve canlıların mükemmelliğini aklî ve bilimsel gözlemlerle (biyoloji, fizik) inceleyerek yaratıcının varlığına dair mantıksal sonuçlara varmıştır.
Bilgi, delil, araştırma ve kavrayışa dayalı olarak ulaşılan sarsılmaz inanç 'tahkikî iman' olarak adlandırılır.
3
Elde edilen sonuçları seçeneklerle karşılaştırarak doğru yargıyı belirleyin.
Bora'nın inancını sorgulamadan delillendirilmiş bir yapıya kavuşturması, taklidî imandan tahkikî imana geçiş yaptığını gösterir.
İslam dini, kişinin inancını bilinçli ve sorgulanmış bir düzeye (tahkikî iman) çıkarmasını teşvik eder.

Anahtar Kavram

Taklidi ve Tahkiki İman Ayrımı
Soru 56Soru

İslam kelamında imanın bilgi ve delille olan ilişkisi bakımından farklı iman dereceleri tanımlanmıştır.

Aşağıda sol sütunda verilen açıklamaları, sağ sütundaki kavramsal karşılıklarıyla doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Kişinin, ailesinden ve çevresinden gördüğü dini kabulleri herhangi bir araştırma yapmadan, delillere dayandırmadan doğrudan benimsemesi.
Kişinin aklını kullanarak, evrendeki nizamı gözlemleyerek ve dini delilleriyle inceleyerek zihninde hiçbir şüpheye yer bırakmayacak şekilde elde ettiği sarsılmaz inanç.
Dini delillere dayanmadığı için karşıt fikirler, felsefi şüpheler veya sarsıcı hayat olayları karşısında korunmasız olan ve kolayca zayıflayabilen inanç derecesi.

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Sol sütundaki birinci ifade sağ sütundaki ikinci ifadeyle (taklidî imanın oluşum biçimi); ikinci ifade sağ sütundaki birinci ifadeyle (tahkikî imanın tanımı ve mahiyeti); üçüncü ifade ise sağ sütundaki üçüncü ifadeyle (taklidî imanın teolojik zaafiyeti ve riski) eşleşmektedir.
Doğru eşleştirmede; delilsiz ve çevresel etkiyle benimsenen inanç taklidî imanın oluşumunu; delillere dayalı ve araştırma sonucu kazanılan sarsılmaz inanç tahkikî imanın tanımını; delilsiz olmasından ötürü şüpheler karşısında sarsılma riski taşıması ise taklidî imanın teolojik zaafiyetini gösterir.

Adım Adım Çözüm

1
Birinci ifadenin analiz edilmesi
İfadedeki 'herhangi bir araştırma yapmadan' ve 'çevresinden gördüğü' ibareleri taklit etmeye işaret eder. Bu durum taklidî imanın nasıl oluştuğunu açıkladığından 'Taklidî imanın oluşum biçimi' ile eşleşir.
Taklidî iman, delilsiz ve çevreyi taklit ederek oluşan bir iman türüdür.
2
İkinci ifadenin analiz edilmesi
İfadedeki 'aklını kullanarak', 'delilleriyle inceleyerek' ve 'sarsılmaz inanç' ifadeleri, tahkikî (araştırılmış, doğrulanmış) imanın temel özelliklerini belirtir. Bu nedenle 'Tahkikî imanın tanımı ve mahiyeti' ile eşleşir.
Tahkikî iman, bilgiye, araştırmaya ve delillere dayanan sarsılmaz inançtır.
3
Üçüncü ifadenin analiz edilmesi
İfadedeki 'karşıt fikirler karşısında korunmasız olması' ve 'kolayca zayıflayabilmesi' durumları, taklidî imanın teolojik olarak taşıdığı zayıflıkları ve riskleri ortaya koyar. Bu yüzden 'Taklidî imanın teolojik zaafiyeti ve riski' ile eşleşir.
Taklidî iman geçerli kabul edilmekle birlikte, delilden yoksun olduğu için şüpheler karşısında sarsılma riski taşır.

Anahtar Kavram

Taklidi ve tahkiki iman arasındaki farklar, oluşum süreçleri ve teolojik durumları.
Soru 57Soru

Bir kimsenin bir hakikati zihnen bilmesi, ona iman ettiği anlamına gelmez. Söz gelimi, İslam’ın temel inanç esaslarını araştıran ve bunların mantıksal tutarlılığını onaylayan bir gayrimüslim araştırmacı, bu bilgisine rağmen kalbiyle teslimiyet gösterip inanmadıkça mümin olarak nitelendirilemez. Diğer taraftan, kalbinde inanç meşalesini yakan bir kimse de bu inancını ibadetlerle ve ahlaki erdemlerle beslemezse, dünyevi fırtınalar karşısında imanın kalpteki varlığını koruması oldukça güçleşir.

Bu parçada anlatılanlardan hareketle bilgi, iman ve amel ilişkisine dair aşağıdaki yargılardan hangisine ulaşılabilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bilgi imanın zihni hazırlayıcısı, salih ameller ise kalpte gerçekleşen tasdiki dış dünyada koruyan ve güçlendiren bir kalkandır.

Cevap

Bilgi imanın zihni hazırlayıcısı, salih ameller ise kalpte gerçekleşen tasdiki dış dünyada koruyan ve güçlendiren bir kalkandır.
Doğru yargı, bilginin imanın zihni hazırlayıcısı olduğunu, salih amellerin ise kalpteki tasdiki dış dünyadaki olumsuz etkenlere karşı koruyan bir kalkan olduğunu belirtmektedir. Parçadaki gayrimüslim araştırmacı örneği bilginin tek başına yeterli olmadığını gösterirken, inancın ibadet ve ahlakla beslenmemesi durumunda korunmasının zorlaşacağı tespiti amelin koruyucu rolünü ortaya koyar.

Adım Adım Çözüm

1
Parçadaki bilgi ve iman ilişkisi çözümlenir.
Dini esasları bilmenin tek başına imanı oluşturmadığı, zihni bilginin ötesinde kalbi teslimiyetin (tasdik) şart olduğu belirlenir.
Parçada gayrimüslim bir araştırmacının teorik bilgisine rağmen kalbiyle inanmadığı sürece mümin kabul edilemeyeceği örneğinden bu sonuca ulaşılır.
2
Parçadaki iman ve amel ilişkisi analiz edilir.
Amelin imanın bir parçası olmadığı ancak kalpteki inancın korunmasında ve güçlenmesinde hayati bir koruyucu işlevi bulunduğu sonucuna varılır.
Metindeki 'inancını ibadet ve ahlakla beslemeyenlerin imanın varlığını korumasının zorlaşacağı' ifadesi bunu desteklemektedir.
3
Seçeneklerdeki ifadeler parçada ulaşılan sonuçlarla karşılaştırılır.
Bilginin zihni bir hazırlık safhası olduğu, salih amellerin ise kalpteki inancı besleyip dış fırtınalara karşı koruyan bir kalkan işlevi gördüğü yargısı en doğru ifade olarak belirlenir.
Parçanın ana fikri ve verilen analojiler (inanç meşalesi ve rüzgar fırtınası) bu yargıyla tam olarak örtüşmektedir.

Anahtar Kavram

Bilgi, iman ve amel arasındaki bütünsel ve tamamlayıcı ilişki
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 58Soru

İslam düşüncesinde bilgi, iman ve amel arasında dinamik bir ilişki söz konusudur. İman ile amel arasında çok güçlü bir bağ bulunmakla birlikte, amel imanın tanımına dâhil bir rüknü değildir. Bu kelami kabule göre, ibadet veya salih amel eksikliği olan ya da büyük günah işleyen bir kimsenin iman dairesinde kalmaya devam edeceği ve dinden çıkmış kabul edilmeyeceği tezi doğru mudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: True

Cevap

İslam inanç esaslarında amel imanın asli bir parçası (rüknü) kabul edilmediği için, ibadetlerini yerine getirmeyen veya günah işleyen kimse dinden çıkmaz. Bu yönüyle sunulan tez doğrudur.
İslam kelamında amel imanın bir rüknü kabul edilmez. Kalbiyle inanan ve bunu diliyle ifade eden bir kimse, ibadetleri aksatsa da mümin kalmaya devam eder. Dolayısıyla sunulan iddia doğrudur.

Adım Adım Çözüm

1
İmanın kelam ilmindeki tanımını ve kurucu rükünlerini değerlendirmek.
İslam kelamına göre iman esas olarak kalp ile tasdik ve dil ile ikrardan ibarettir.
Amel ile iman arasındaki ilişkinin niteliğini belirlemek için imanın kurucu unsurlarını analiz etmek gerekir.
2
Amel eksikliğinin müminin dini statüsüne etkisini belirlemek.
Amel imanın bir parçası (cüzü/rüknü) olmadığı için, amel noksanlığı veya günah işlemek inancı kökten yok etmez. Kişi dinden çıkmaz, günahkar mümin (fâsık) olur.
Soru metnindeki 'amelsizliğin veya günah işlemenin dinden çıkarıp çıkarmayacağı' tezini doğrulamak.
3
Tezin genel kelami kabullerle tutarlılığını onaylamak.
Ehl-i Sünnet mezheplerinin ortak görüşüyle tam bir uyum gösteren bu iddia doğru bir bilgidir.
Tüm kelami argümanların birleştirilerek ifadenin 'Doğru' olduğu sonucuna ulaşmak.

Anahtar Kavram

Amelin imanın asli bir rüknü olmaması ve amel eksikliğinin kişiyi dinden çıkarmayacağı esası
Soru 59Soru

İslam dininde bilginin amacı sadece zihinsel bir birikim oluşturmak değil, bu bilgiyi hayat tarzına dönüştürerek kalpte kökleştirmektir. Bireyin dini emir ve yasakları sadece zihnen bilmesi (marifet), kalbiyle bunları onaylamadıkça (tasdik) imana dönüşmez. İman eden kişinin ise inancının gereği olan salih amelleri yerine getirmesi beklenir. Ancak amellerin eksikliği kişiyi dinden çıkarmaz; zira amel imanın özünden bir parça (rüknü) kabul edilmez. Bununla birlikte amelden yoksun bir iman, dış etkilere karşı savunmasız kalır ve zamanla zayıflayabilir.

Bu parçadan hareketle bilgi, iman ve amel ilişkisiyle ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Dini kurallara dair doğru ve kesin bilgiye sahip olan her insan, bu bilgi sayesinde kalbi tasdike de ulaşmış ve doğrudan iman etmiş sayılır.

Cevap

Dini kurallara dair doğru ve kesin bilgiye sahip olan her insanın, bu bilgi sayesinde kalbi tasdike de ulaşmış ve doğrudan iman etmiş sayılacağı yargısı söylenemez.
Dini bilgilere sahip olmanın (marifet) doğrudan imana dönüşeceği ve kişiyi mümin kılacağı iddiası yanlıştır. Bilginin imana dönüşmesi için kalbi onaylama (tasdik) şarttır. Bu nedenle 'Dini kurallara dair doğru ve kesin bilgiye sahip olan her insan, bu bilgi sayesinde kalbi tasdike de ulaşmış ve doğrudan iman etmiş sayılır' ifadesi söylenemez.

Adım Adım Çözüm

1
Paragraftaki bilgi ve iman ilişkisiyle ilgili önermeleri analiz etmek.
Dini emir ve yasakları zihnen bilmenin (marifet), kalbi onaylama (tasdik) gerçekleşmedikçe imana dönüşmeyeceği tespit edilir.
Parçada yer alan 'Bireyin dini emir ve yasakları sadece zihnen bilmesi (marifet), kalbiyle bunları onaylamadıkça (tasdik) imana dönüşmez' ifadesi bu adımın zeminini oluşturur.
2
İman ile amel ilişkisine dair bilgileri değerlendirmek.
Amelin imanın asli bir parçası (rüknü) olmadığı, ameli eksikliğin dinden çıkarmayacağı ancak amelsiz imanın zayıflayabileceği anlaşılır.
Parçadaki 'amellerin eksikliği kişiyi dinden çıkarmaz; zira amel imanın özünden bir parça (rüknü) kabul edilmez' ve 'amelden yoksun bir iman... zamanla zayıflayabilir' ifadeleri bu tespiti destekler.
3
Seçenekleri bu veriler ışığında karşılaştırarak söylenemeyecek olan yargıyı bulmak.
Bilgiye sahip olan herkesin doğrudan iman etmiş sayılacağını öne süren seçeneğin, parçadaki 'kalbi tasdik olmaksızın imana dönüşmez' ilkesiyle çeliştiği belirlenir.
Doğru bilgiye sahip olan her insanın doğrudan iman etmiş kabul edileceğini savunan görüş, bilginin imana dönüşmesi için kalbi tasdiki şart koşan ana düşünceyle doğrudan zıtlık oluşturur.

Anahtar Kavram

İslam kelamında bilgi, iman ve amel arasındaki ilişkilerin sınırları ve kavramsal tanımları.
Soru 60Soru

Aşağıda verilen İslam bilgi ahlakı ile ilgili kavramları, kendilerine uygun olan en doğru açıklamalarla eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Suizan
Tecessüs
Tebeyyün

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Suizan kavramı delilsiz olumsuz varsayımla, tecessüs mahremiyeti araştırmayla, tebeyyün ise ulaşılan bilginin doğruluğunu araştırıp ortaya çıkarmayla eşleşir.
Suizan kavramı delilsiz olumsuz varsayımla, tecessüs mahremiyeti araştırmayla, tebeyyün ise bilginin doğruluğunu araştırıp netleştirmeyle örtüştüğü için bu eşleştirme doğrudur.

Adım Adım Çözüm

1
Kavramların zihinsel ve fiili durumlarını tasnif etme
Suizan kavramının zihinsel bir olumsuz ön kabul, tecessüsün gizli araştırmaya yönelik fiili bir eylem, tebeyyünün ise bilgi doğrulamaya yönelik ahlaki bir arayış olduğu belirlenir.
Kavramsal sınırları doğru çizerek hatalı eşleştirmelerin önüne geçmek.
2
Kavramları tanımlarla karşılaştırma
Suizan ile olumsuz varsayım, tecessüs ile mahremiyet araştırması, tebeyyün ile haber doğrulama eşleştirilir.
Soruda istenen doğru ahlaki tanımları ve yasakları yerli yerine koymak.

Anahtar Kavram

İslam'da Bilgi Ahlakı, Zan, Tecessüs ve Doğru Bilgiyi Arama
Tahmini Süre:1m 30s
ÖncekiSayfa 3 / 4Sonraki
Bilgi ve ��nanç Alıştırma Soruları — YKS TYT (Temel Yeterlilik Testi) — Sayfa 3 | Examkin