Bilgi Felsefesi

69 soru

Soru 61Soru

Aristoteles'e göre zihin, duyusal deneyim aracılığıyla dış dünyadaki nesnelerle karşılaşmadan önce boş bir levha (tabula rasa) gibidir; ancak bu durum zihnin tamamen edilgin olduğu anlamına gelmez. Zihin, duyuların getirdiği tikel verileri işleme ve onların içindeki özü (tümel formu) soyutlama yetisine sahiptir. Duyular yalnızca nesnelerin dış görünüşlerini sunarken, akıl bu verilerdeki mantıksal ve kavramsal düzeni açığa çıkararak kesin bilgiye ulaşır. Aristoteles için bilgi, dış dünyadan bağımsız değildir; fakat duyusal veri ancak aklın ona form vermesiyle gerçek ve bilimsel bir nitelik kazanır.

Buna göre Aristoteles'in bilgi görüşüyle ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Doğru bilgi, duyuların sağladığı ham verilerin akıl tarafından işlenip tümel formlara dönüştürülmesiyle mümkündür.

Cevap

Doğru bilgi, duyuların sağladığı ham verilerin akıl tarafından işlenip tümel formlara dönüştürülmesiyle mümkündür.
Aristoteles'in bilgi kuramına göre, bilgi edinme süreci duyular aracılığıyla başlasa da kesin ve bilimsel bilgiye ancak aklın bu duyusal verilerdeki tümel formları soyutlamasıyla ulaşılır. Bu doğrultuda doğru bilgi, duyusal verilerin akıl tarafından işlenmesiyle elde edilir.

Adım Adım Çözüm

1
Metindeki temel savı ve Aristoteles'in rasyonalizm yorumunu analiz etmek.
Aristoteles'in bilginin kaynağı konusunda duyusal veriyi (deneyimi) dışlamadığı, ancak kesin bilginin (tümel formun) akıl vasıtasıyla soyutlanarak ortaya çıkarıldığını savunduğu tespit edilmiştir.
Aristoteles'in epistemolojisinde aklın ve duyuların rollerini doğru belirlemek, rasyonalizmin bu özel biçimini kavramak için gereklidir.
2
Seçenekleri bu analiz doğrultusunda değerlendirmek.
Duyuların getirdiği verilerin akıl tarafından işlenip tümel formlara dönüştürüldüğünü belirten seçeneğin metinle tam olarak örtüştüğü belirlenmiştir.
Doğru cevaba ulaşmak için rasyonalizm içindeki farklı ekollerin (doğuştancılık ile Aristotelesçi soyutlamacılık) ayrımını yapmak gerekir.

Anahtar Kavram

Aristoteles'in rasyonalizm anlayışında aklın soyutlama ve form verme işlevi
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 62Soru

Duyular bize ancak bazı tekil durumlara ve örneklere dair bilgi sağlayabilir; fakat ne kadar çok olurlarsa olsunlar, bu örnekler genel ve zorunlu hakikatleri temellendirmeye yetmez. Örneğin, güneşin her gün doğduğunu deneyimlememiz, onun yarın da doğmasının mantıksal olarak zorunlu olduğunu göstermez. Buna karşın matematik ve mantık ilkeleri gibi zorunlu hakikatler, hiçbir deneyime dayanmaksızın zihnimizde kesin ve genelgeçer olarak mevcuttur. Bu durum, insan zihninin sadece dışarıdan gelen verileri alan pasif bir levha olmadığını, aksine evrensel ilkeleri kendi yapısında apriori (deney öncesi) olarak barındırdığını kanıtlar.

Bu parçada savunulan görüş doğrultusunda, bilginin kaynağı ve yapısına ilişkin aşağıdaki yargılardan hangisine ulaşılabilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Genel ve zorunlu doğruların kayna��ı duyusal deneyimler değil; zihnin kendi yapısında doğuştan barındırdığı apriori ilkelerdir.

Cevap

Genel ve zorunlu doğruların kaynağı duyusal deneyimler değil; zihnin kendi yapısında doğuştan barındırdığı apriori ilkelerdir.
Genel ve zorunlu doğruların kaynağının duyusal deneyimler olmadığını, zihnin kendi yapısında doğuştan barındırdığı apriori ilkeler olduğunu savunan ifade doğrudur. Parçada güneşin doğması gibi duyusal deneyimlerin tekil örnekler sunduğu ancak mantıksal bir zorunluluk taşımadığı belirtilerek, matematik ve mantık gibi zorunlu hakikatlerin aklın apriori yapısından geldiği vurgulanmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Parçadaki temel iddiayı belirleme
Duyusal deneyimlerin (tekil örneklerin) evrensel ve zorunlu doğruları (matematik ve mantık gibi) açıklamakta yetersiz olduğu tespit edilir.
Yazarın bilgi kaynağına dair eleştirisini ve rasyonalist argümanın çıkış noktasını anlamak için gereklidir.
2
Zihnin rolünü ve bilgi türünü analiz etme
İnsan zihninin pasif bir levha olmadığı, aksine evrensel ve zorunlu ilkeleri deney öncesi (apriori) olarak kendi yapısında barındırdığı belirlenir.
Parçada geçen 'apriori' ve 'zihnin yapısı' kavramlarının rasyonalizmdeki 'doğuştan gelen fikirler' teziyle ilişkisini kurmak için gereklidir.
3
Seçenekleri analiz edip doğru yargıyı seçme
Duyusal deneyimi dışlayan ve bilginin kaynağını zihnin apriori ilkelerine dayandıran ifadenin doğru yanıt olduğu sonucuna ulaşılır.
Parçada doğrudan savunulan rasyonalist epistemolojinin temel tezini yansıtan seçeneği saptamak için gereklidir.

Anahtar Kavram

Rasyonalizm (Akılcılık)
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 63Soru

Rasyonalist (akılcı) bilgi kuramında kullanılan temel kavram ve yöntemler ile bunların açıklamaları aşağıda verilmiştir. Bu kavram ve yöntemleri doğru tan��mlarıyla eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Apriori Bilgi
Metodik Şüphe
Tümdengelim
Doğuştan Gelen Fikirler

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Apriori Bilgi -> Duyu ve deneyimden önce gelen, doğruluğu sadece akıl yoluyla temellendirilen bilgi yapısı; Metodik Şüphe -> Mutlak ve sarsılmaz doğru bilgiye ulaşmak amacıyla mevcut tüm kabulleri geçici olarak sorgulama yöntemi; Tümdengelim -> Akla dayalı genel doğrulardan yola çıkarak mantıksal kurallarla özel ve tekil sonuçlar çıkarma süreci; Doğuştan Gelen Fikirler -> Zihnin dış dünyadan edinilen deneyimlerden bağımsız olarak doğuştan sahip olduğu savunulan kavramsal şemalar.
Doğru eşleştirme rasyonalizmin epistemolojik temellerini yansıtır: Deneyden bağımsız akılsal bilgi apriori bilgidir; mutlak bilgiye ulaşmak için yapılan geçici sorgulama metodik şüphedir; genel ilkelerden özele varan çıkarım tümdengelimdir; zihnin doğuştan getirdiği şemalar ise doğuştan gelen fikirlerdir.

Adım Adım Çözüm

1
Kavramların terimsel anlamlarını rasyonalist felsefe çerçevesinde analiz etme.
Apriori kavramının deney öncesi akılsal bilgiye, metodik şüphenin Descartes'çı yöntemli sorgulamaya, tümdengelimin genelden özele akıl yürütmeye, doğuştan gelen fikirlerin ise zihnin doğuştan getirdiği şemalara karşılık geldiği belirlenir.
Her bir kavramın rasyonalist epistemolojideki özgün yerini saptayarak yanlış eşleştirmelerin önüne geçmek.
2
Sol sütundaki kavramlar ile sağ sütundaki tanımları teker teker karşılaştırma.
Apriori Bilgi ile birinci açıklama, Metodik Şüphe ile ikinci açıklama, Tümdengelim ile üçüncü açıklama, Doğuştan Gelen Fikirler ile dördüncü açıklama eşleşir.
Kavramlar ve tanımlar arasındaki anlamsal örtüşmeyi doğrulamak.

Anahtar Kavram

Rasyonalist epistemolojinin temel kavram ve yöntemleri
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 64Soru

Rasyonalist (akılcı) filozoflar, doğru bilginin kaynağının akıl olduğunu ve bu bilgilere deneyden bağımsız (apriori) olarak ulaşılabileceğini savunurlar. Ancak her filozof bu görüşü temellendirirken farklı kavram ve yaklaşımlar öne sürmüştür. Aşağıda verilen rasyonalist filozofları, bilgi anlayışlarına dair açıklamalarla doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Sokrates
Platon
Descartes
Hegel

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Sokrates zihinde doğuştan var olan bilgileri maieutik (doğurtma) yöntemiyle açığa çıkarır; Platon gerçek bilginin sadece idealar dünyasına yönelen akılla bilinebileceğini öne sürer; Descartes kesin bilgiye ulaşmak için şüpheyi metodolojik bir araç olarak kullanır; Hegel ise aklın yasaları ile varlığın yasalarını özdeşleştirerek Geist kavramına dayanır.
Rasyonalist filozofların her biri akılcılığı farklı temellerle açıklamıştır. Sokrates bilgiyi doğurtma (maieutik) yöntemiyle eşleşir; Platon duyular dünyası yerine idealar dünyasına ve akla vurgu yapar; Descartes şüpheyi kesin bilgiye ulaşmak için araçsal bir yöntem haline getirir; Hegel ise akıl ile varlığın yasalarını bir tutarak Geist kavramına dayanır.

Adım Adım Çözüm

1
Sokrates'in bilgi anlayışını incelemek
Sokrates'e göre bilgiler zihinde doğuştan vardır. Sorular sorarak bu bilgileri açığa çıkarma yöntemi (maieutik) kullanır. Bu nedenle Sokrates, zihinde uyuyan bilgileri yöneltilen sorularla açığa çıkarma açıklamasıyla eşleşir.
Sokrates'in bilgi felsefesindeki temel yöntemini doğru tanımlamak için.
2
Platon'un İdealar Kuramı'nı analiz etmek
Platon, gerçek bilginin yalnızca akılla kavranabilen İdealar dünyasında olduğunu savunur. Duyular dünyası yanıltıcıdır. Bu nedenle Platon, değişmeyen idealar dünyasına yönelmiş akılla gerçek bilginin elde edilebileceği açıklamasıyla eşleşir.
Platon'un bilgi felsefesindeki duyular ve akıl/idealar ayrımını netleştirmek için.
3
Descartes'ın metodik şüphe yaklaşımını incelemek
Descartes şüpheyi kesin ve sarsılmaz bilgiye ulaşmada bir araç olarak kullanır. Bu nedenle Descartes, şüpheyi kesin bilgi için bir araç olarak kullanan açıklamayla eşleşir.
Descartes'ın septiklerden farkını ve şüpheyi yöntem olarak kullanışını açıklamak için.
4
Hegel'in rasyonalist sistemini değerlendirmek
Hegel, 'akılsal olan gerçektir' diyerek evrenin diyalektik bir süreçle gelişen mutlak aklın (Geist) ürünü olduğunu öne sürer. Bu nedenle Hegel, aklın yasalarıyla varlığın yasalarının bir olduğu açıklamasıyla eşleşir.
Hegel'in diyalektik rasyonalizmini ve akıl-varlık özdeşliğini saptamak için.

Anahtar Kavram

Rasyonalist filozofların (Sokrates, Platon, Descartes, Hegel) bilgiye ulaşma yöntemleri ve temel epistemolojik iddiaları
Soru 65Soru

John Locke'a göre zihin, duyular aracılığıyla gelen renk, sıcaklık, sertlik gibi basit fikirleri edilgin (pasif) bir şekilde kabul eder. Ancak bu basit fikirleri aldıktan sonra etkin hâle geçerek onları birleştirir, karşılaştırır ve soyutlar; böylece 'karmaşık fikirler' inşa eder. Örneğin, zihnimizdeki 'altın' fikri; sarılık, ağırlık, sertlik ve belirli bir biçim gibi basit fikirlerin bir araya getirilmesiyle oluşur. Zihin bu niteliklerin kendi başına var olamayacağını varsayarak onların altında yatan, onları destekleyen ortak bir taşıyıcı olarak 'töz' fikrine ulaşır.

Bu parçadan yola çıkılarak John Locke'un bilgi anlayışıyla ilgili aşağıdaki yargılardan hangisine ulaşılabilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İnsan zihninde doğuştan gelen hiçbir kavram yoktur; en soyut fikirler bile duyu deneyimlerinin zihinde i��lenmesi ve düzenlenmesiyle oluşur.

Cevap

İnsan zihninde doğuştan gelen hiçbir kavram yoktur; en soyut fikirler bile duyu deneyimlerinin zihinde işlenmesi ve düzenlenmesiyle oluşur.
İnsan zihninde doğuştan gelen hiçbir kavramın olmadığını ve en soyut fikirlerin bile duyu deneyimlerinin zihinde işlenmesiyle oluştuğunu belirten ifade doğru cevaptır. Çünkü Locke'un empirizminin merkezinde zihnin başlangıçta boş bir levha (tabula rasa) olduğu ve her türlü karmaşık düşüncenin duyularla toplanan basit fikirlerin zihinsel süreçlerle birleştirilmesiyle kurulduğu fikri yatar.

Adım Adım Çözüm

1
Parçadaki temel argümanı analiz etmek.
Parçada Locke'un zihnin duyusal verileri alıp işleyerek karmaşık kavramlara ulaştığı ve doğuştan hazır bilgi bulunmadığı fikri işlenmektedir.
Empirizmin bilgi edinme sürecini anlamak için öncelikle zihnin çalışma mekanizmasını kavramak gerekir.
2
Seçeneklerdeki felsefi yaklaşımları incelemek.
Seçeneklerde rasyonalizm, kritisizm, septisizm ve idealizm gibi empirizme alternatif ya da karşıt görüşler yer almaktadır.
Empirizmin özgün savını diğer bilgi kuramlarından ayırt etmek.
3
Doğru yargıyı belirlemek.
Zihnin başlangıçta boş olduğu ve karmaşık fikirlerin duyusal hammaddenin işlenmesiyle elde edildiği yargısı parçadaki anlatımla uyuşmaktadır.
Zihnin edilgen duyumları etkin şekilde işleyerek karmaşık fikirlere ulaşması, doğuştan gelen fikirlerin reddine (tabula rasa) dayanır.

Anahtar Kavram

Empirizm ve Locke'un Bilgi Kuramı
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 66Soru

Aşağıda empirist (deneyci) bilgi felsefesinin temel kavramları ve bu kavramların epistemolojik açıklamaları karışık olarak verilmiştir. Bu kavramları doğru açıklamalarıyla eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Duyum ve Refleksiyon (Sensation & Reflection)
Alışkanlık ve Çağrışım (Habit & Association)
Doğuştan Gelen Fikirlerin Reddi (Critique of Innate Ideas)

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Duyum ve Refleksiyon kavramı John Locke'un dış deney ve iç deney açıklamasıyla; Alışkanlık ve Çağrışım kavramı David Hume'un nedenselliği açıklayan psikolojik bağ teziyle; Doğuştan Gelen Fikirlerin Reddi ise zihnin başlangıçta boş bir levha olduğunu belirten empirist tezle eşleşir.
Duyum ve Refleksiyon, Locke'un bilgi felsefesinde bilginin elde edildiği dış ve iç deney yollarını tanımlar. Alışkanlık ve Çağrışım, Hume'un nedensellik eleştirisinin temelinde yer alan ve iki olay arasındaki ardışıklığı zihinsel bir eğilim haline getiren ilkedir. Doğuştan Gelen Fikirlerin Reddi ise rasyonalizme karşıt olarak bilginin deneyimle başladığını savunan tüm empiristlerin ortak çıkış noktasıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Duyum ve refleksiyon kavramının kime ait olduğunu ve ne anlama geldiğini analiz etme.
Bu kavram John Locke'a aittir ve dış deneyim (duyum) ile zihnin iç işlemlerini (refleksiyon) ifade eder. Bu nedenle ilk kavram dış ve iç deney açıklamasıyla eşleşir.
Epistemolojide Locke'un bilgi kaynakları kuramını doğru konumlandırmak için.
2
Alışkanlık ve çağrışım kavramının nedensellik eleştirisindeki rolünü belirleme.
David Hume'un nedenselliği zorunlu bir yasa değil, zihnin olayların ardışıklığına dayalı psikolojik bir alışkanlığı olarak gördüğü sonucuna varılır. Bu nedenle ikinci kavram psikolojik bağ açıklamasıyla eşleşir.
Hume'un nedensellik ve alışkanlık kavramları arasındaki ilişkiyi tespit etmek için.
3
Doğuştan gelen fikirlerin reddi tezini inceleme.
Tüm empiristlerin ortaklaştığı, zihnin doğuştan boş olduğu ve bilgilerin sonradan edinildiği ilkesi belirlenir. Bu nedenle üçüncü kavram sonradan edinilme teziyle eşleşir.
Empirizmin rasyonalizme karşı en temel iddiasını belirlemek için.

Anahtar Kavram

Empirizmde bilginin kaynağı ve sınırları
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 67Soru

Felsefe tarihinde 'Molyneux Problemi' olarak bilinen soru şudur: Doğuştan kör olan ve sadece dokunma duyusuyla bir küre ile bir küpü ayırt etmeyi öğrenen bir insan, gözleri açıldığında onlara dokunmadan sadece bakarak hangisinin küp hangisinin küre olduğunu ayırt edebilir miydi? John Locke bu soruya olumsuz yanıt verir. Locke'a göre zihinde başlangıçta hiçbir tasarım yoktur ve görme duyusuna dair ilk deneyimler, dokunma duyusundan elde edilen geçmiş deneyimlerle henüz zihinde birleştirilmemiştir.

Buna göre, Locke'un Molyneux problemine verdiği yanıt, empirist bilgi felsefesinin aşağıdaki görüşlerinden hangisini desteklemektedir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Zihinde doğuştan gelen hiçbir fikir bulunmaz ve tüm bilgiler sonradan gerçekleşen deneyimler yoluyla edinilir.

Cevap

Zihinde doğuştan gelen hiçbir fikir bulunmaz ve tüm bilgiler sonradan gerçekleşen deneyimler yoluyla edinilir.
Locke'un bu soruya olumsuz yanıt vermesi, zihnin başlangıçta boş bir levha (tabula rasa) olduğunu ve görme deneyimi olmadan sadece dokunma deneyimine dayanarak görsel kavramların doğuştan bilinemeyeceğini gösterir. Dolayısıyla tüm bilgilerin kaynağının sonradan edinilen duyusal deneyimler olduğunu savunan görüş doğru yanıttır.

Adım Adım Çözüm

1
Paragraftaki Molyneux Problemi ve John Locke'un cevabı analiz edilir.
Locke'un doğuştan kör bir insanın görme yetisi kazandığında dokunmadan küp ve küreyi ayırt edemeyeceğini savunduğu belirlenir.
Locke'un felsefesindeki temel kavram olan zihnin deneyim öncesinde boş olması (tabula rasa) fikrinin bu problemdeki yansımasını anlamak.
2
Bu cevabın arkasındaki gerekçe incelenir.
Görsel kavramların doğuştan zihinde bulunmadığı, ancak deneyim (görme eylemi) yoluyla elde edilebileceği sonucuna ulaşılır.
Locke'un rasyonalizmin doğuştancılık (innatism) fikrine karşı geliştirdiği empirist argümanı tespit etmek.
3
Seçenekler taranarak empirist tezi destekleyen yargı belirlenir.
Zihinde doğuştan gelen hiçbir fikrin olmadığını ve tüm bilgilerin deneyimle kazanıldığını belirten seçeneğin doğru olduğu saptanır.
Locke'un empirizm akımının kurucu ilkelerini temsil eden doğru yargıya ulaşmak.

Anahtar Kavram

Zihnin doğuştan boş bir levha (tabula rasa) olması ve tüm bilginin duyusal deneyim (aposteriori) yoluyla kazanılması.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 68Soru

Aşağıda John Locke ve David Hume'un empirist (deneyci) bilgi felsefelerine ait epistemolojik kavramlar ve bu kavramların tanımları verilmiştir. Sol sütundaki kavramları sağ sütundaki en uygun tanımlarla eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Tabula Rasa
İzlenimler (Impressions)
Fikirler (Ideas)
Düşünüm (Reflection)

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Tabula Rasa -> İnsanın dünyaya herhangi bir önsel (a priori) bilgiyle gelmediğini, tüm zihinsel içeriğin deneyimlerle şekillendiğini savunan metafor; İzlenimler -> Zihnimize doğrudan ve en canlı şekilde ulaşan, işitme, görme, hissetme gibi duyusal deneyim anında ortaya çıkan ilk veriler; Fikirler -> Doğrudan duyusal deneyimin sona ermesinden sonra, zihnin bu deneyimlerin kopyaları üzerinden oluşturduğu daha zayıf ve silik tasarımlar; Düşünüm -> Zihnin dış dünyaya dair duyusal veriler yerine, kendi içsel işlemleri üzerinde gerçekleştirdiği algılama faaliyeti.
Doğru eşleştirmede; 'Tabula Rasa' terimi zihnin doğuştan boş levha olduğunu savunan metaforla, 'İzlenimler' doğrudan ve canlı duyusal verilerle, 'Fikirler' bu izlenimlerin daha silik kopyalarıyla ve 'Düşünüm' ise zihnin kendi içsel işlemlerini algılamasıyla eşleşmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
John Locke'un epistemolojisindeki temel kavramları analiz etmek.
Locke'un doğuştan gelen bilgiyi reddeden 'Tabula Rasa' metaforu ve dış dünyadan ziyade zihnin kendi işlemlerine yönelmesini ifade eden 'Düşünüm' kavramı tanımlarla eşleştirilir.
Locke'un bilgi kuramındaki kavramların doğru ayırt edilmesini sağlamak.
2
David Hume'un epistemolojisindeki algı türlerini ayırt etmek.
Hume'a göre doğrudan ve canlı olan 'İzlenimler' ile bunların daha silik kopyaları olan 'Fikirler' tanımlarıyla eşleştirilir.
Hume'un algı sınıflandırmasının temelini oluşturan canlılık kriterini uygulamak.
3
Eşleştirmelerin doğruluğunu kontrol etmek.
Sol ve sağ sütunlardaki tüm elemanların mantıksal ve kavramsal olarak çelişki içermeyecek şekilde birebir eşleştiği teyit edilir.
Hatalı eşleştirmeleri eleyerek doğru yanıt bütünlüğüne ulaşmak.

Anahtar Kavram

Empirizm felsefesinde bilgi edinme yolları ve temel kavramsal ayrımlar
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 69Soru

Empirist (deneyci) bilgi felsefesinin iki kurucu figürü olan John Locke ve David Hume'un epistemolojik ayrımlarına ait aşağıdaki açıklamaları ilgili kavramlarla doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Duyum ve düşünüm yoluyla zihne gelen, zihnin üzerinde hiçbir değişiklik yapmadan edilgen bir şekilde aldığı en temel bilgi birimleri (Locke).
Zihnin aktif bir biçimde çalışarak basit tasarımları karşılaştırması, birleştirmesi ve soyutlaması sonucunda ortaya koyduğu zihinsel yapılar (Locke).
Doğruluğu deneyime dayanmayan, yadsınması mantıksal bir çelişki doğuran, sadece zihinsel işlemlerle bilinebilen önermeler (Hume).
Dış dünyaya ait olan, doğrulanması gözleme dayanan ve aksinin düşünülmesi mantıksal bir çelişki yaratmayan deneysel bilgiler (Hume).

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Birinci tanım Basit Fikirler kavramıyla, ikinci tanım Karmaşık Fikirler kavramıyla, üçüncü tanım Fikir İlişkileri kavramıyla ve dördüncü tanım Olgu Sorunları kavramıyla eşleşmelidir.
Locke'un duyum ve düşünüm yoluyla zihnin edilgen aldığı verilere basit fikirler, bunları aktif olarak işlemesiyle oluşan yapılara karmaşık fikirler denir. Hume'da ise deneyden bağımsız mantıksal doğruluklar fikir ilişkilerini, dış dünyaya dayalı deneysel bilgiler ise olgu sorunlarını temsil eder.

Adım Adım Çözüm

1
Duyum ve düşünümün edilgen sonuçlarına odaklanan ilk tanımı inceleme.
Bu tanımın Locke'un 'Basit Fikirler' kavramsallaştırmasına karşılık geldiği bulunur.
Locke felsefesinde zihnin dış dünyadan doğrudan ve işlem yapmadan aldığı ilk veriler basit fikirlerdir.
2
Zihnin aktif olarak basit fikirleri birleştirmesine dayanan ikinci tanımı inceleme.
Bu tanımın Locke'un 'Karmaşık Fikirler' kavramsallaştırmasına karşılık geldiği belirlenir.
Zihin, basit fikirleri etkin bir biçimde birleştirip soyutlayarak yeni ve karmaşık fikirler üretir.
3
Deneyime dayanmayan mantıksal kesinlikleri ifade eden üçüncü tanımı inceleme.
Bu tanımın Hume'un 'Fikir İlişkileri' kavramsallaştırmasına karşılık geldiği belirlenir.
Hume'a göre mantık ve matematik gibi a priori alanlar fikir ilişkileridir ve yadsınmaları mantıksal çelişki oluşturur.
4
Dış dünya gözlemlerine ve olgulara dayanan dördüncü tanımı inceleme.
Bu tanımın Hume'un 'Olgu Sorunları' kavramsallaştırmasına karşılık geldiği bulunur.
Olgusal gerçeklikler deneye dayalıdır ve aksi mantıksal olarak mümkündür.

Anahtar Kavram

Locke ve Hume'un empirist bilgi felsefelerindeki epistemolojik ayrımlar
ÖncekiSayfa 4 / 4
Bilgi Felsefesi Alıştırma Soruları — YKS TYT (Temel Yeterlilik Testi) — Sayfa 4 | Examkin