Bilgi Felsefesi
69 soru
Aşağıda rasyonalist (akılcı) felsefenin üç önemli temsilcisi ve bilgiye ulaşma yöntemleri verilmiştir. Filozofları, kendi bilgi görüşlerini yansıtan açıklamalarla doğru biçimde eşleştiriniz.
Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın
Öğeler
Eşleşmeler
John Locke'a göre, doğuştan zihnimizde hiçbir fikir bulunmaz. Örneğin, doğuştan görme engelli bir insan renk kavramına sahip olamaz; çünkü renkleri duyumsayabileceği bir deneyim yaşamamıştır. Zihnimiz ancak deneyim aracılığıyla şekillenir ve bilgi üretir.
Buna göre Locke'un bilgi görüşüyle ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?
Rasyonalist filozoflar, bilginin kaynağının akıl olduğu konusunda uzlaşsalar da bilginin yapısı, doğası ve elde ediliş süreci konusunda farklı açıklamalar geliştirmişlerdir.
Aşağıda sol sütunda yer alan filozofları, sağ sütundaki kendilerine ait temel epistemolojik açıklamalarla doğru biçimde eşleştiriniz.
Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın
Öğeler
Eşleşmeler
Aşağıda verilen empirist (deneyci) felsefeye ait kavramlar ile bu kavramların doğru açıklamalarını e��leştiriniz.
Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın
Öğeler
Eşleşmeler
Bir heykeltıraş mermer bloğa şekil verirken aslında mermerin içinde zaten var olan bir formu aç��ğa çıkarmaktadır; mermere dışarıdan yeni bir töz eklemez. Benzer şekilde, insan zihni de dış dünyadan gelen duyusal izlenimlerle tamamen yeni baştan inşa edilen boş bir kap değildir. Duyular, zihinde uyuyan apriori ilkeleri, mantıksal kategorileri ve doğuştan getirdiğimiz ideleri harekete geçiren, onları uyandıran birer uyarandır sadece. Öğrenme denilen süreç, zihnin dışarıdan bilgi ithal etmesi değil, akıl yürütme yoluyla kendi içinde zaten mevcut olan potansiyel doğruları hatırlaması ve bilinç düzeyine çıkarmasıdır.
Bu parçada dile getirilen bilgi görüşünden hareketle, aşağıdaki yargılardan hangisine ulaşılabilir?
David Hume'a göre zihnin tüm içerikleri en nihayetinde dış dünyadan edindiğimiz duyusal verilere dayanır. Bir elmayı gördüğümüzde, kokladığımızda veya ona dokunduğumuzda zihnimizde oluşan canlı durumlar 'izlenimler'dir. Bu elmayı odadan çıktıktan sonra zihnimizde canlandırdığımızda ya da hatırladığımızda oluşan daha soluk kopyalar ise 'ideler' (düşünceler) olarak adlandır��lır. Hume'a göre zihnimizde izlenimi bulunmayan hiçbir ide var olamaz.
Buna göre, David Hume'un bu yaklaşımından hareketle empirist (deneyci) bilgi felsefesinin temel iddiası aşağıdakilerden hangisidir?
David Hume'a göre, bilardo masasında hareket eden bir topun diğerine çarparak onu harekete geçirdiğini gördüğümüzde, zihnimiz bu iki olay arasında zorunlu bir nedensellik bağı kurar. Ancak duyularımız bize sadece iki olayın ardışıklığını (birinci topun hareketi ve ardından ikinci topun hareketi) verir; aralarındaki o zorunlu 'bağ' veya 'güç' duyusal deneyimde asla doğrudan gözlemlenemez. Hume, nedensellik dediğimiz bu durumun aslında zihnin bir alışkanlığından ve izlenimlerin ardışık tekrarından doğan bir çağrışımdan ibaret olduğunu savunur.
Bu parçadan hareketle empirist felsefenin bilgiye yaklaşımıyla ilgili aşağıdaki yargılardan hangisine ulaşılabilir?
Aşağıda John Locke ve David Hume'un empirist (deneyci) bilgi felsefelerine ait epistemolojik açıklamalar ile bu açıklamaların karşılık geldiği kavramsal tanımları eşleştiriniz.
Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın
Öğeler
Eşleşmeler
Bir coğrafyacı, Türkiye fiziki haritasında Van Gölü'n��n yerini inceler. Van Gölü, insan zihninden tamamen bağımsız olarak yeryüzünde yer kaplayan somut bir varoluşa sahiptir. Öte yandan, coğrafyacının hazırladığı raporda geçen 'Van Gölü, Türkiye'nin en büyük sodalı gölüdür.' ibaresi ise bu nesnel durum hakkındaki zihinsel bir yargıyı yansıtır.
Buna göre parçada örneklendirilen durumdan yola çıkılarak bilgi felsefesinin temel kavramlarıyla ilgili aşağıdaki yargılardan hangisine ulaşılabilir?
Aşağıda verilen insan etkinliklerini ve bilgi üretme süreçlerini, temsil ettikleri bilgi türleri ile eşleştiriniz.
Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın
Öğeler
Eşleşmeler
Karadeniz kıyılarında geleneksel yöntemlerle ahşap tekne yapan bir usta, herhangi bir teorik mühendislik eğitimi almamıştır. Ancak babasından ve ustalarından gördüğü pratik becerileri, ağacın esnekliğini ölçme yollarını ve el aletlerini kullanma maharetini birleştirerek deniz dalgalarına dayanıklı, işlevsel tekneler üretmektedir. Ustanın bu faaliyeti esnasında kullandığı, doğayı insan yararına değiştirmeyi amaçlayan ve pratik bir faydaya yönelen bilgi birikimi ön plana çıkmaktadır.
Buna göre, tekne ustasının tekneleri inşa ederken kullandığı bu bilgi türü aşağıdakilerden hangisidir?
Bir tarihçi, kütüphanenin tozlu raflarında yaptığı araştırmalar sırasında Osmanlı dönemine ait el yazması bir eser bulur. Bu eserin somut bir nesne olarak kütüphanede bulunması ile tarihçinin 'Bu eser Lale Devri'ndeki sosyal yaşamı anlatmaktadır.' şeklindeki iddiası bilgi felsefesinin iki farklı kavramına karşılık gelmektedir. Tarihçi, bu iddiasını kanıtlamak için eserin kağıt türünü, mürekkep yapısını ve dönemin diğer tarihi belgeleriyle olan uyumunu ortaya koyan bilimsel bir rapor hazırlar.
Buna göre parçada sırasıyla bilgi felsefesinin hangi temel kavramları örneklendirilmektedir?
Bir bilgisayar yazılımcısı, fiziksel dünyadaki kütle ��ekim yasasını simüle eden bir bilgisayar oyunu tasarlamaktadır. Bu süreçte, kütle çekiminin doğada nesnel olarak bulunması ve insan zihninden bağımsız bir şekilde işlev görmesi birinci durumu; yazılımcının kodlama yaparken kullandığı 'Dünya'da kütle çekim ivmesi yaklaşık düzeyindedir.' önermesinin dış dünyadaki bu durumla uyuşması ise ikinci durumu oluşturur.
Buna göre, parçada belirtilen birinci ve ikinci durum sırasıyla bilgi felsefesinin aşağıdaki hangi temel kavramlarına karşılık gelmektedir?
Bir botanikçinin Amazon yağmur ormanlarında yaptığı saha çalışmasında daha önce tıp literatüründe yer almayan mavi yapraklı bir bitkiyle karşılaşmasıyla başlayan süreç şu şekilde gelişmiştir:
- Bitkinin kendisi, insan zihninden bağımsız bir şekilde doğada var olmaya devam etmektedir.
- Botanikçi, bu bitkinin özünün ağrı kesici bir etkiye sahip olduğunu iddia etmiştir.
- Botanikçi, bu iddiasını kanıtlamak için bitkiyi laboratuvarda analiz etmiş, kimyasal bileşenlerini ayrıştırmış ve elde ettiği verilerle iddiasını destekleyen bilimsel bir rapor hazırlamıştır.
Buna göre, botanikçinin bu çalışmasında sırasıyla bilgi felsefesinin hangi temel kavramları örneklendirilmiştir?
Septik düşünürlere göre, aynı nesne veya durum hakkında birbiriyle çelişen ve her biri kendince haklı gerekçelere sahip olan farklı iddialar ileri sürülebilir. Örneğin, bir şey aynı anda hem tatlı hem acı, hem iyi hem kötü olarak algılanabilir. Bu iddiaların her biri eşit derecede savunulabilir niteliktedir ve hangisinin kesin doğru olduğunu ortaya koyacak tarafsız bir ölçüt bulunmamaktadır. Bu durum karşısında yapılabilecek en doğru şey, herhangi bir iddia hakkında onay vermekten kaçınmak ve yargıyı askıya almaktır (epoché). Ancak bu sayede zihin çelişkilerin yarattığı gerilimden kurtulup sükunete (ataraxia) kavuşabilir.
Buna göre, parçada Septiklerin yargıyı askıya alma (epoché) tavrını benimsemelerinin temel gerekçesi olarak aşağıdakilerden hangisi gösterilmiştir?
Bir nehrin akıntısına karşı duran iki kişiden biri suyun serinletici ve dinlendirici olduğunu söylerken, diğeri suyun üşütücü ve rahatsız edici olduğunu iddia eder. Septik filozof Sextus Empiricus'a göre, bu iki iddiadan birini diğerine üstün kılacak tarafsız bir hakem veya mutlak bir kriter bulunmamaktadır. Çünkü her iki insan da kendi algısal durumuna göre haklıdır. Bu parçadaki akıl yürütme, aşağıdaki yargılardan hangisini desteklemek amacıyla kullanılmaktadır?
Antik Çağ şüpheciliğinin öncülerinden Pyrrhon'un, çamura saplanan hocası Anaksarkhos'u kurtarmak için hiçbir çaba göstermeden yoluna devam ettiği anlatılır. Çevredekiler bu durumu ahlaki bir duyarsızlık olarak niteleyip onu suçlarken, çamurdan kendi imkânlarıyla çıkan Anaksarkhos, öğrencisinin bu tavrını takdir etmiştir. Çünkü Pyrrhon, hocasını kurtarma eyleminin kesin olarak 'iyi' ya da 'kötü' olduğuna dair bir bilgiye ulaşılamayacağını kabul etmiş ve yargıda bulunmaktan kaçınarak zihinsel dinginliğini korumuştur. Buna göre, Pyrrhon’un davranışının temelinde yer alan ve doğru bilginin imkânsızlığına dayanan felsefi tutum aşağıdakilerden hangisidir?
Aşağıda verilen rasyonalist (akılcı) filozofları, bilgi felsefesindeki (epistemoloji) temel iddiaları ve bilgiye ulaşma yaklaşımları ile doğru biçimde eşleştiriniz.
Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın
Öğeler
Eşleşmeler
Descartes, Balmumu Örneği'nde petekten yeni alınmış bir balmumunu betimler. Bu balmumu henüz balın kokusunu korumakta, rengi, şekli ve boyutu belirgindir. Ancak balmumu ateşe yaklaştırıldığında rengi değişir, şekli bozulur, kokusu ve tadı yok olur, sertliği gider ve sıvılaşır. Kısacası, duyularla algılanan tüm özellikleri değişime uğrar. Buna rağmen onun aynı balmumu olduğu kabul edilmeye devam edilir. Descartes, balmumunun kendisinin ne olduğunu kavrayan gücün duyularımız olamayacağını belirtir; çünkü duyuların bize sunduğu her nitelik değişmiştir.
Buna göre Descartes'ın balmumu örneğinden yola çıkılarak rasyonalist (akılcı) bilgi kuramı hakkında aşağıdaki yargılardan hangisine ulaşılabilir?
Rasyonalizm (akılcılık), doğru bilginin kaynağını duyusal deneyimde değil, aklın yetilerinde bulan epistemolojik bir yaklaşımdır.
Aşağıdaki rasyonalist bilgi kuramına ait temel kavramları, felsefi literatürdeki tanımlarıyla eşleştiriniz.
Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın
Öğeler
Eşleşmeler