Paragraf
590 questions
Kintsugi, kırılan seramiklerin altın, gümüş ya da platin gibi değerli metallerle karıştırılmış özel bir reçineyle birleştirilmesi esasına dayanan geleneksel bir Japon sanatıdır. Bu sanatta amaç, kırılan eşyayı ilk hâline getirmek ya da hasarı gizlemek değildir; aksine, kırıkların çizgilerini belirginleştirerek nesnenin yaşanmışlığını ve kusurlarını ön plana ��ıkarmaktır. Kintsugi felsefesinde kırılma ve tamir süreci, nesnenin tarihinin değerli bir parçası olarak kabul edilir. Bu durum, insan hayatındaki zorlukların, acıların ve başarısızlıkların gizlenmesi gereken kusurlar değil, bireyi olgunlaştıran ve ona benzersiz bir değer katan deneyimler olduğu düşüncesiyle bağdaştırılır. Dolayısıyla kintsugi ile onarılan bir nesne, geçmişteki kırıklardan kaçınmak yerine onları kucaklamanın estetik bir ifadesidir.
Bu parçadan 'kintsugi' sanatı ve felsefesiyle ilgili olarak aşağıdakilerden hangisine ulaşılamaz?
Rüzgarlı bir sonbahar öğleden sonrasında, küçük çocuk elindeki renkli uçurtmayla tepenin yamacına doğru hızla koşmaya başladı. Uçurtmanın rengarenk kuyruğu, nemli çimenlerin üzerinde adeta bir yılan gibi süzülüyordu. Rüzgar aniden şiddetlendiğinde çocuk ipi biraz gevşetti ve uçurtma bir anda gökyüzüne doğru süzülerek yükseldi. Gökyüzü o gün, sonbaharın diğer günlerine göre çok daha kurşuni, ağır ve gri bulutlarla kaplıydı; uçurtma ise bu kasvetli tablonun ortasında parıldayan küçük bir çiçek gibi dalgalanıyordu. Çocuk, uçurtmanın rüzgarla m��cadelesini büyük bir heyecanla izlerken aniden ipin elinden sıyrıldığını hissetti. Avuçlarının yandığını hissettiği an artık çok geçti; uçurtma gökyüzünde özgürce süzülüp tepelerin arkasında gözden kaybolana kadar şaşkınlıkla arkasından bakakaldı.
Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangisi ağır basmaktadır?
Abilene paradoksu, bir gruptaki bireylerin kendi kişisel tercihleriyle çelişmesine rağmen, grubun ortak kararına sessizce boyun eğmesiyle ortaya çıkan sosyo-psikolojik bir durumu ifade eder. Temelinde çatışmadan kaçınma ve gruba uyum sağlama arzusu yatan bu olgu, bireylerin kendi görüşlerinin azınlıkta olduğunu varsayarak sessiz kalmasıyla beslenir. İletişim eksikliği ve yanlış varsayımlar nedeniyle, grup üyelerinin tamamı aslında karşı oldukları bir eylem planını oybirliğiyle onaylayabilir. Paradoksa adını veren klasik örnekte, sıcak bir günde aile üyelerinin hiçbiri içten içe istemediği hâlde, sırf diğerlerinin gitmek isteyeceğini düşündükleri için yorucu bir Abilene yolculuğuna çıkarlar. Örgütsel yönetimde sıklıkla incelenen bu durum, fikir birliği arayışının her zaman rasyonel kararlar üretmediğini, aksine kolektif bir yanılsamaya yol açabileceğini kanıtlar.
Bu parçadan 'Abilene paradoksu' ile ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi çıkarılamaz?
Modern tüketim kültüründe bireye sunulan seçeneklerin sınırsızca artması, ilk bakışta özgürlüğün ve kişisel tatminin bir teminatı olarak görülür. Ancak psikolojik araştırmalar, alternatiflerin aşırı çeşitlendiği durumlarda karar verme sürecinin bir eziyete dönüştüğünü göstermektedir. Kişi, önündeki onlarca seçenek arasından birini seçtiğinde, diğer tüm cazip olasılıklardan vazgeçmiş olmanın yarattığı bir içsel çatışma yaşar. ----. Dolayısıyla, alternatiflerin bolluğu insanı özgür kılmak bir yana, karar alamama ve s��rekli bir memnuniyetsizlik sarmalına sürükler.
Bu parçada boş bırakılan yere düşüncenin akışına göre aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?
Geri tepme etkisi (backfire effect), bireylerin inançlarıyla çelişen nesnel kanıtlarla karşılaştıklarında, mevcut görüşlerini gözden geçirmek yerine onlara daha sıkı sarılması eğilimini ifade eder. Bilişsel psikoloji alanında yapılan araştırmalar, bu durumun insan zihninin inanç tutarlılığını koruma ve kimliğini savunma refleksinden kaynaklandığını göstermektedir. Birey, köklü kabullerini tehdit eden bir bilgiyle karşılaştığında zihinsel bir tehdit algılar ve bu tehdidi bertaraf etmek amacıyla karşı argümanlar üretmeye başlar. Bu savunma mekanizması, sunulan verilerin doğruluğunu sorgularken mevcut inancı destekleyen zayıf kanıtları bile aşırı değerli kılabilir. Sonuçta, yanlışlığı ispatlanmış fikirler, düzeltme çabalarının ardından hedef kitlede daha da kökleşmiş hale gelir. Bu durum, toplumsal kutuplaşmaların ve yanlış bilgilendirmelerin yayılmasının arkasındaki en büyük engellerden biri olarak kabul edilmektedir.
Bu parçadan 'geri tepme etkisi' ile ilgili olarak aşağıdakilerden hangisine ulaşılamaz?
(I) Epigenetik, DNA dizisinde herhangi bir değişiklik meydana gelmeksizin genlerin işleyişinde ve ifadesinde oluşan kalıtsal değişiklikleri inceleyen bilim dalıdır. (II) Bu alandaki çalışmalar; beslenme biçimi, stres düzeyi ve çevre kirliliği gibi çevresel faktörlerin genlerimizin nasıl okunacağını belirleyen kimyasal işaretleri değiştirebildiğini göstermektedir. (III) Hücre bölünmesi sırasında bu kimyasal işaretlerin bir kısmı korunarak yeni hücrelere aktarılır ve böylece edinilmiş çevresel deneyimlerin hücresel düzeydeki aktarımı sağlanır. (IV) Son yıllarda epigenetik mekanizmaların özellikle kanser gibi karmaşık hastalıkların gelişimindeki rolü daha net anlaşılmaya ba��lanmıştır. (V) Klasik genetik mutasyonların aksine, epigenetik değişimlerin tersine çevrilebilir nitelikte olması, onkoloji alanında yeni terapötik hedeflerin belirlenmesini sağlamaktadır. (VI) Bu doğrultuda geliştirilen yeni nesil ilaçlar, hatalı kimyasal işaretlemeleri hedef alarak kanserli hücreleri normal işlevlerine döndürmeyi amaçlamaktadır.
Bu parça iki paragrafa bölünmek istense ikinci paragraf numaralanmış cümlelerin hangisiyle başlar?
Tarihî eserlerin restorasyonunda temel amaç, eseri ilk günkü h��line getirmek değil, onun zaman içindeki yaşanmışlığını ve tarihsel katmanlarını korumaktır. Aşırı restorasyon uygulamaları, eserin üzerindeki yaşanmışlık izlerini, yani zamanın patinasını yok ederek onu adeta dün üretilmiş bir fabrikasyon ürününe dönüştürür. Bir tapınak duvarındaki aşınma veya bir heykelin kırık köşesi, onun tarihsel tanıklığının birer parçasıdır. Bu izleri tamamen ortadan kaldırmak, geçmişi korumak yerine onu yeniden yazmak ve eserin tarihsel değerini tahrif etmek anlamına gelir. Dolayısıyla başarılı bir restorasyon, eserin geçmişine saygı duyup ona en az m��dahaleyle zamanın etkilerini görünür kılmaya devam etmelidir.
Bu parçada restorasyon çalışmalarıyla ilgili vurgulanmak istenen temel düşünce aşağıdakilerden hangisidir?
Fransız aydınlanma düşünürü Denis Diderot, kendisine hediye edilen şık kırmızı sabahlığın ardından kaleme aldığı yazıda, bu yeni giysinin evindeki diğer eşyalarla uyumsuzluğunu fark etmesinden ve ardından tüm mobilyalarını borçlanarak yenilemek zorunda kalışından bahseder. Sosyal bilimlerde 'Diderot Etkisi' olarak adlandırılan bu olgu, bireyin sahip olduğu tüketim örüntüsüne yabancı yeni bir nesne edinmesinin, mevcut düzeni bu nesneye uydurma amacıyla zincirleme bir tüketim sarmalını tetiklemesini ifade eder. Bu etki, tüketim sürecinin sadece işlevsel ihtiyaçlarla sınırlı olmadığını, kimlik ve sosyal statü inşasının estetik bir bütünlük arayışıyla nasıl şekillendiğini gösterir. İnsanlar, yeni aldıkları tek bir nesnenin yarattığı yapay prestij algısını koruyabilmek adına, daha önce ihtiyaç duymadıkları tamamlayıcı ürünleri edinmeye yönelirler. Bu durum, tüketim kültürünün bireyin iradesini aşarak kendi kendini üreten bir sistem haline gelmesine yol açar.
Bu parçada "Diderot Etkisi" ile ilgili olarak aşağıdakilerden hangisine değinilmemiştir?
(I) Origami, geleneksel bir Japon kağıt katlama sanatı olarak yüzyıllardır varlığını sürdürmektedir. (II) Bu sanat, makas veya yapıştırıcı kullanmadan sadece katlama teknikleriyle kağıttan çeşitli figürler oluşturmayı amaçlar. (III) Son yıllarda ise origami prensipleri, matematikçilerin ve mühendislerin ilgisini çekerek modern teknolojinin gelişiminde önemli bir rol oynamaya başlamıştır. (IV) Özellikle uzay araştırmalarında kullanılan devasa güneş panelleri, uzay aracının içine sığabilmesi için origami desenleriyle katlanmaktadır. (V) Benzer şekilde tıp alanında, damar tıkanıklıklarını açan mikro stentlerin vücut içinde açılması da bu katlama ilkelerine dayanır. (VI) Katlama geometrisinin bu denli işlevsel olması, disiplinler arası çalışmaların modern bilimdeki gücünü bir kez daha kanıtlamaktadır.
Bu parça iki paragrafa bölünmek istense ikinci paragraf hangi cümleyle başlar?
Hızın ve sürekli erişilebilir olmanın mutlak bir başarı kriteri olarak sunulduğu modern iş dünyasında, her an bir iş üretmek ya da bir mesaja anında yanıt vermek profesyonelliğin temel gereği sayılmaktadır. Ancak bu dur durak bilmeyen hareketlilik ve sürekli bir şeylerle meşgul olma hâli, zihnin derinlemesine d��şünme, odaklanma ve bilgiyi sindirme süreçlerini baltalamaktadır. Bir problem üzerine günlerce kafa yormak yerine anlık ve pratik çözümlere yönelmek, uzun vadede özgün ve kalıcı başarıların önünü tıkamaktadır. Durup düşünmeye, zihni serbest bırakmaya yani bilinçli bir yavaşlamaya alan açılmadığında, üretilen işler sadece mevcut olanın yüzeysel birer tekrarı olmaktan öteye geçemez. Çünkü gerçek yaratıcılık ve yenilikçi fikirler, kesintisiz bir koşturmacanın içinde değil, zihnin kendi doğal ritminde demlenebildiği o sessiz boşluklarda filizlenir.
Bu parçada asıl anlat��lmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?
Bireylerin grup içindeyken, tek başlarına çalıştıkları duruma kıyasla daha az çaba gösterme eğilimi literatürde 'Ringelmann etkisi' veya 'sosyal kaytarma' olarak tanımlanır. Fransız tarım mühendisi Max Ringelmann’ın 1913’te gerçekleştirdiği halat çekme deneyleriyle temelleri atılan bu olgu, grup büyüklüğü ile bireysel performans arasındaki ters orantıyı ortaya koyar. Araştırmalar, bu düşüşün iki temel kaynağı olduğunu göstermektedir: İlki, grup üyelerinin çabalarını koordine etmekte yaşadıkları fiziksel eş güdüm kaybı; ikincisi ise bireysel katkının kalabalık içinde kaybolacağını düşünen bireyin motivasyonel olarak kendini geri çekmesidir. Sosyal kaytarma, sorumluluğun grup üyeleri arasında dağılmasıyla derinleşirken, iş hayatındaki ekiplerin toplam verimliliğini de sekteye uğratmaktadır. Bu verimsizliği aşmanın yolu ise kolektif süreçlerde her bir üyenin rolünü belirginleştirmek ve bireysel performansın ölçülebilirliğini güvence altına almaktır.
Bu parçadan hareketle 'Ringelmann etkisi' ile ilgili olarak aşağıdakilerden hangisine ulaşılamaz?
Müzelerin ve sergi alanlarının tasarımı, ziyaretçilerin eserlerle kurduğu ilişkiyi doğrudan belirler. Geleneksel müzecilikte eserler kronolojik veya tematik bir sırayla, aralarında mesafe bırakılarak sergilenir; bu da izleyicide mesafeli bir saygı uyandırır. Ancak yeni nesil müzecilik anlayışı, izleyiciyi pasif bir alıcı olmaktan çıkarıp deneyimin aktif bir parçası kılmayı hedefler. ----. Nitekim günümüzde pek Microsoft sergi, ziyaretçinin dokunarak, ses çıkararak ya da hareket ederek eserle etkileşime girmesine olanak tanıyan dijital enstalasyonlarla donatılmaktadır.
Bu parçada boş bırakılan yere düşüncenin akışına göre aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?
İnternet teknolojilerinin yaygınlaşmasıyla birlikte bilgiye erişim hızımız artsa da ekran üzerinden gerçekleştirdiğimiz okuma pratikleri genellikle 'tıklama', 'göz gezdirme' ve 'hızlı tarama' gibi yüzeysel eylemlerle sınırlı kalmaktadır. Kitap sayfalarını çevirerek yapılan geleneksel okuma, zihni derinlemesine odaklanmaya ve metinler arasında çok boyutlu bağlar kurmaya zorlarken; dijital ortamlardaki köprü metinler (hiperlinkler) okuyucunun dikkatini sürekli bölerek zihinsel derinleşmeyi engellemektedir. Bu durum, bilgi edinme hızımızı artırsa da uzun vadede analitik düşünme ve karmaşık sorunlara odaklanma yetimizi zayıflatmaktadır. Dolayısıyla dijitalleşme, zihinsel süreçlerimizi zenginleştirmek bir yana, bilişsel derinliğimizi tehdit eden bir yüzeyselliği beraberinde getirmektedir.
Bu parçada vurgulanmak istenen temel düşünce aşağıdakilerden hangisidir?
I. Fotoğraf sanatında en belirleyici unsurlardan biri olan ışık, görüntünün hem derinliğini hem de duygusal atmosferini inşa eder.
II. Bu sanatta doğal ışık kullanılırken genellikle gün doğumu ve gün batımı saatleri tercih edilir.
III. Yapay ışık kaynakları ise stüdyo ortamında kontrolü tamamen fotoğrafçıya bırakarak farklı kompozisyonlar üretilmesini sağlar.
IV. Çünkü bu saatlerde güneş ışınları yeryüzüne eğik açıyla ulaştığından nesnelerin üzerinde yumuşak gölgeler oluşturur.
V. Bahsedilen bu iki farklı ışık türü, sanatçının yaratıcı ifadesini sergilemesi için kendine özgü olanaklar sunar.
Bu parçadaki numaralanmış cümlelerden hangileri yer değiştirirse parçanın anlam bütünlüğü sağlanır?
I. Atmosferdeki bu optik olay, genellikle yağmurun hemen ardından güneşin açmasıyla gözlenir.
II. Güneş ışınları havada asılı kalan yağmur damlalarına çarptığında kırılma ve yansımaya uğrar.
III. Son aşamada ise gökyüzünde yay şeklinde yedi renkli muazzam bir gökkuşağı belirir.
IV. Renklerine ayrılan bu ışık demetleri, damlanın arka yüzeyinden yansıyarak dışarı çıkar.
V. Bu kırılma sonucunda ışık, farklı dalga boylarına yani renklerine ayrışır.
Bu parçadaki anlam bütünlüğünün sağlanması için numaralanmış cümlelerden hangilerinin yerleri değiştirilmelidir?
Goodhart Yasası, en yalın tanımıyla, "Bir ölçüt hedef haline geldiğinde, artık iyi bir ölçüt olmaktan çıkar." önermesine dayanır. İlk olarak ekonomist Charles Goodhart tarafından para politikaları çerçevesinde dile getirilen bu ilke, zamanla yönetim, eğitim ve sosyal bilimlerin pek çok alanında kendine yer bulmuştur. Sistemlerin başarılarını değerlendirmek amacıyla belirlenen göstergeler, bireyler veya kurumlar tarafından sistemin kendisini iyileştirmek yerine sadece bu göstergeleri optimize edecek şekilde manipüle edilmeye başlandığında yasa işlemeye başlar. Örneğin, bir okulda eğitimin kalitesini artırmak amacıyla öğrencilerin sınav başarıları temel bir gösterge olarak seçildiğinde, öğretmenlerin müfredatı derinlemesine işlemek yerine yalnızca sınavda çıkacak sorulara yönelik eğitim vermesi bu duruma somut bir örnektir. Sonuçta, görünürde sınav başarı oranları yükselse de gerçek öğrenme düzeyinde bir gerileme yaşanabilir. Bu yasa, insan davranışlarının teşvik mekanizmalarına nasıl hızla uyum sağladığını ve nicel hedeflerin niteliksel amaçları nasıl gölgeleyebileceğini ortaya koyar.
Bu parçadan Goodhart Yasas�� ile ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi çıkarılamaz?
Kentsel alanlar yalnızca beton ve demirden oluşan fiziksel yapılar değil; aynı zamanda toplumsal bellek, iktidar ilişkileri ve kültürel kimliğin sergilendiği karmaşık semiyotik peyzajlardır. Kentteki tabelalar, grafitiler, anıtlar ve hatta sokak isimleri, mekânın kimler tarafından sahiplenildiğini ve kimlerin dışlandığını fısıldayan birer göstergedir. Bu göstergeler sistemi, bireyin kentle kurdu��u bağı şekillendirirken aynı zamanda onun mekânsal davranışlarını da sessizce yönlendirir. ----. Başka bir deyişle, kentsel mekânı okumak, yalnızca fiziksel bir yön bulma eylemi değil, o mekânın katmanları arasına gizlenmiş toplumsal hiyerarşileri ve güç mücadelelerini deşifre etme sürecidir.
Bu parçada boş bırakılan yere düşüncenin akışına göre aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?
Gazeteci:
(I) ----------------------------------------------------
Müzikolog:
- Bir toplumda bireylerin müzikal tercihlerinin yalnızca estetik bir haz veya kişisel bir seçim olarak görülmesi eksik bir yaklaşımdır. Bireyin dinlediği müzik türü; onun sosyal statüsünü, eğitim düzeyini ve içine doğduğu kültürel çevreyi doğrudan ele verir. Dolayıs��yla müzik, toplumsal sınıfların kendilerini diğerlerinden ayırt etmek için kullandığı sessiz ama çok güçlü bir kültürel sermaye göstergesidir.
Gazeteci:
(II) ----------------------------------------------------
Müzikolog:
- Küresel müzik endüstrisi, yerel ezgileri geniş kitlelere ulaştırma iddiasıyla kendi süzgecinden geçiriyor. Bu süreçte yerel müzikler görünüşte yaygınlaşsa da aslında standartlaştırılıyor, endüstrinin tüketim kalıplarına uygun hâle getirilerek özünden koparılıyor. Sonuçta ortaya çıkan ürün, yerel kültürün gerçek bir temsili olmaktan ziyade, küresel pazar için üretilmiş egzotik bir vitrin süsüne dönüşüyor.
Bu diyalogda boş bırakılan yerlere sırasıyla aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?
II. Yerel müziklerin küresel düzeyde daha geniş kitlelere ulaştırılması için ne tür stratejiler izlenmelidir?
II. Küresel m��zik endüstrisinin yerel kültürlerden beslenmesinin sektörel boyutları nelerdir?
II. Müzikte standartlaşma ve tek tipleşmenin önüne geçmek için müzisyenlerin benimsemesi gereken üslup özellikleri neler olmalıdır?
II. Küresel müzik piyasasının yerel müzik kültürlerini yaygınlaştırırken onlara verdiği zarar nedir?
II. Küreselleşme sürecinde yerel sanatçıların küresel pazara entegre olma yolları nelerdir?
Hawthorne etkisi, bireylerin kendilerini izleyen veya gözlemleyen birilerinin varlığından haberdar olduklarında, normalde sergiledikleri davranışları ve üretkenlik seviyelerini değiştirme eğilimini ifade eden psikolojik ve sosyolojik bir fenomendir. İlk olarak 1920'li ve 1930'lu yıllarda bir fabrikada gerçekleştirilen üretkenlik araştırmalarında fark edilen bu durum; ışıklandırma gibi fiziksel çalışma koşullarının iyileştirilmesinden ziyade, işçilerin kendileriyle ilgilenildiğini ve önemsendiklerini hissetmelerinden ötürü motivasyonlarının arttığını ortaya koymuştur. Gözlemlendiklerini bilen çalışanlar, kendilerini daha değerli hissetmiş ve bu his iş verimliliğine doğrudan olumlu yansımıştır. Ancak araştırmalar, bu etkiyle ortaya çıkan olumlu davranış değişikliklerinin kalıcı olduğunu garanti etmediğini; genellikle gözlem süreci sona erdiğinde bireylerin eski alışkanlıklarına döndüğünü göstermektedir. Günümüzde bu kavram; eğitimden sağlığa kadar pek çok alanda araştırmacıların veri toplarken karşılaşabileceği sapmaları açıklamakta kullanılır.
Bu parçadan hareketle Hawthorne etkisiyle ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi çıkarılamaz?
Semmelweis refleksi, yeni gelen bir bilginin ya da kanıtın, yerleşik dogmalar, kabul görmüş inançlar veya hakim bilimsel paradigmalarla çeliştiği gerekçesiyle sorgulanmaksızın reddedilmesi eğilimini ifade eder. Terim, 19. yüzyılın ortalarında Viyana'da lohusalık humması ölümlerinin hekimlerin el hijyeni eksikliğinden kaynaklandığını fark eden ve klorlu suyla el yıkama uygulaması sayesinde ölüm oranlarını dramatik biçimde düşüren Macar hekim Ignaz Semmelweis’ın trajik öyküsünden doğmuştur. Semmelweis'ın sunduğu ampirik kanıtlar, dönemin tıp otoriteleri tarafından mikrop teorisinin henüz bilinmemesi ve hekimlerin 'hastalık yayıcı' olarak suçlanmasını gururlarına yedirememeleri nedeniyle sert bir şekilde reddedilmiştir. Bu durum, bilim dünyasında nesnel gerçekliğin karşısına dikilen bilişsel ve sosyolojik bariyerlerin ne denli güçlü olabileceğini göstermektedir. Semmelweis refleksi, sadece bireysel bir inatçılık değil; kurumsallaşmış bilgilerin ve bu bilgilerin sağladığı statülerin korunması dürtüsüyle hareket eden kolektif bir savunma mekanizmasıdır.
Bu parçadan hareketle "Semmelweis refleksi" ile ilgili aşağıdakilerden hangisine ulaşılamaz?