Paragraf
590 questions
(I) Kehribar, milyonlarca yıl önce yaşamış ağaçların salgıladığı reçinenin fosille��mesiyle oluşan organik bir taştır. (II) Ağacın gövdesinde meydana gelen hasarları onarmak için salgılanan bu yapışkan madde, zamanla yer altında yüksek basınç ve sıcaklık altında sertleşir. (III) Bu fosilleşme süreci tamamlandığında, reçine artık kimyasal olarak stabil ve dayanıklı bir yapıya bürünür. (IV) Kehribarın bilim dünyası için en büyük önemi, içinde milyonlarca yıl ��ncesine ait böcek, bitki ve polen kalıntılarını mükemmel bir şekilde korumasıdır. (V) Reçine salgılandığı sırada üzerine konan canlılar, bu yapışkan sıvının içinde hapsolarak çürümeden günümüze kadar ulaşır. (VI) Paleontologlar, bu korunaklı fosiller sayesinde soyu tükenmiş türler hakkında çok değerli morfolojik bilgilere ulaşabilmektedir.
Bu parça iki paragrafa bölünmek istense ikinci paragraf numaralanmış cümlelerin hangisiyle başlar?
Geleneksel çocuk oyunları, çocukların yalnızca eğlenceli vakit geçirmesini sağlamaz; aynı zamanda onların fiziksel, zihinsel ve sosyal gelişimine de çok yönlü katkıda bulunur. Saklambaç, körebe ya da seksek gibi oyunlar sırasında akranlarıyla bir araya gelen çocuklar; kurallara uymayı, iş birliği yapmayı ve problem çözmeyi doğal bir süreç içinde öğrenirler. Bu yönüyle geleneksel oyunlar, çocuğun toplumsallaşma sürecinde en etkili araçlardan biri haline gelir.
Bu parçanın konusu aşağıdakilerden hangisidir?
Zaman algısı üzerine yapılan araştırmalar, insan beyninin zamanı doğrusal bir çizgi olarak değil, deneyimlerin yoğunluğuna göre esneyen esnek bir yapı olarak algıladığını gösteriyor. Örneğin, yeni ve heyecan verici bir ortama girdiğimizde beyin çok fazla yeni bilgiyi işlemek zorunda kaldığından zaman bize çok daha yavaş geçiyormuş gibi gelir. Aksine, rutin ve tekdüze işlerle uğraştığımız anlarda beyin fazla enerji harcamaz ve geriye dönüp baktığımızda o sürenin su gibi akıp gittiğini fark ederiz. ----. Bu yüzden, hayatı dolu dolu ve sürekli yeni şeyler deneyimleyerek yaşamak, öznel zamanımızı uzatmanın en etkili yoludur.
Bu parçada boş bırakılan yere düşüncenin akışına göre aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?
Diderot Etkisi, bireyin sahip olduğu mevcut tüketim örüntüsüne uyum sağlamayan yeni bir nesne edindiğinde, bu nesneye uyum sağlaması için diğer eşyalarını da yenileme eğilimidir. Adını Fransız filozof Denis Diderot’nun kendisine hediye edilen şık bir sabahlığın ardından evindeki diğer eski eşyaları sabahlığa yakıştıramayarak hepsini değiştirmesini anlattığı denemeden alır. Bu etki, modern tüketim toplumunun en temel itici güçlerinden biridir. Tüketici, tek bir satın alım gerçekleştirdiğinde, bu alım zincirleme bir reaksiyon başlatır ve aslında ihtiyaç duyulmayan diğer ürünlerin de edinilmesiyle sonuçlanır. Diderot Etkisi, nesnelerin yalnızca işlevsel değerleriyle değil, aynı zamanda birbirleriyle olan estetik ve sosyal uyumlarıyla da tüketildiğini ortaya koymaktadır.
Bu parçadan hareketle Diderot Etkisi ile ilgili aşağıdakilerden hangisine ulaşılamaz?
(I) Arkeoastronomi; antik uygarlıkların gökyüzü olaylarını nasıl gözlemlediklerini ve bu bilgileri mimari yapılarına nasıl yansıttıklarını inceleyen disiplinler arası bir bilim dalıdır.
(II) Bu bilim dalı, arkeolojik kalıntılar ile astronomik hesaplamaları bir araya getirerek geçmişin gizemli yapılarının inşa edilme amaçlarına ışık tutar.
(III) Ancak bu hizalanmaların rastlantısal mı yoksa bilinçli bir tasarımın ürünü mü olduğunu belirlemek her zaman kolay olmamaktadır.
(IV) Örneğin, Stonehenge ve Göbeklitepe gibi anıtsal yapıların belirli gök cisimlerinin konumlarına göre hizalanmış olması bu ortak çalışmanın en somut örneklerindendir.
(V) Dolayısıyla araştırmacılar, kesin bir sonuca ulaşabilmek için antik toplulukların kozmolojik inançlarını ve yazılı kaynaklarını da derinlemesine analiz ederler.
Bu parçadaki anlam bütünlüğünün sağlanabilmesi için numaralanmış cümlelerden hangileri birbiriyle yer değiştirmelidir?
Hedonik adaptasyon veya yaygın adıyla hedonik koşu bandı, bireylerin yaşamlarındaki büyük olumlu ya da olumsuz değişimlerin ardından kısa sürede eski genel mutluluk düzeylerine geri dönme eğilimini ifade eden psikolojik bir olgudur. Bu kurama göre, kişinin refah seviyesindeki ani bir artış geçici bir hoşnutluk yaratsa da bireysel beklentiler ve arzular bu yeni duruma hızla uyum sağlar. Sonuç olarak kişi, daha fazla doyum elde etmek için sürekli yeni hedeflerin peşinde koşar ancak başlangıçtaki bazal mutluluk seviyesini kalıcı olarak değiştiremez. Araştırmalar, genetik yatkınlığın ve temel kişilik özelliklerinin bu bazal mutluluk seviyesinin belirlenmesinde yaklaşık yüzde elli oranında rol oynadığını göstermektedir. Geriye kalan kısmın ise büyük oranda kişinin kontrol edebileceği bilinçli eylemlere bağlı olduğu savunulmaktadır. Dolayısıyla dışsal faktörlerin genel mutluluk üzerindeki belirleyici rolü, sanılanın aksine, oldukça sınırlı kalmaktadır.
Bu parçaya göre hedonik adaptasyon ile ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
Kirpi ikilemi, Arthur Schopenhauer’ın Parerga ve Paralipomena adlı eserinde ortaya koyduğu, bireylerin toplumsal ilişkilerde yaşadığı yakınlaşma ve uzaklaşma çelişkisini açıklayan bir metafordur. Soğuk bir kış gününde ısınmak için birbirine yaklaşan ancak dikenleri battığı için yeniden uzaklaşan kirpiler, bu döngüsel hareketi hem donmayacak hem de birbirlerine zarar vermeyecek 'güvenli bir mesafeyi' bulana kadar sürdürürler. İnsan ilişkilerinde de durum benzerdir; yalnızlığın soğukluğundan kaçmak için yakınlık arayan bireyler, birbirlerinin kusurları, kırıcı davranışları ve bencil yönleriyle karşılaştıklarında acı çekerek mesafeli durmayı tercih ederler. Bu ikilem, toplumsallaşma ihtiyacı ile bireysel özerkliği koruma arzusu arasındaki gerilimin kaçınılmaz olduğunu gösterir. Bireyler, toplumsal nezaket kurallarını ve mesafeli ilişkileri geliştirerek bu çatışmayı asgari düzeyde tutmaya çalışırlar.
Bu parçadan 'kirpi ikilemi' ile ilgili olarak aşağıdakilerden hangisine ulaşılamaz?
Batık maliyet yanılgısı, bireylerin geçmişte yaptıkları ve geri dönüşü olmayan yatırımları d��şünerek mevcut zararlı veya verimsiz bir eylemi sürdürme eğilimidir. Rasyonel karar alma süreçlerinde geçmişte kaybedilenlerin hesaba katılmaması gerekirken, insanlar kaybetme acısından kaçınmak veya geçmişteki kararlarını haklı çıkarmak amacıyla yanlış yolda ilerlemeye devam ederler. Örneğin, yarısına kadar izlendiği hâlde beğenilmeyen bir sinema filmini sırf bilet parası ödendiği için sonuna kadar izlemek bu yanılgının klasik bir yansımasıdır. İktisatçılar ve psikologlar, bu durumun insanın kayıptan kaçınma psikolojisiyle doğrudan ilişkili olduğunu belirtir. Kişi, eylemi sonlandırdığında geçmişteki yatırımın tamamen boşa gittiğini kabul etmek zorunda kalacaktır; oysa sürdürdüğünde zihinsel olarak hâlâ bir kazanım ihtimali olduğuna inanır.
Bu parçadan 'batık maliyet yanılgısı' ile ilgili aşağıdakilerden hangisine ulaşılamaz?
Modern insan, yaşadığı her anı kaydetme ve dijital arşivlere aktarma konusunda adeta takıntılı bir tutum sergilemektedir. Fotoğraflar, videolar ve anlık iletilerle örülü bu devasa bellek depoları, geçmişi eksiksiz koruma vaadinde bulunur. Oysa her şeyi harici bir belleğe emanet etmek, insan zihninin aktif hatırlama ve anlamlandırma kaslarını köreltmektedir. Bilginin ve deneyimin zihinde işlenerek kişisel tarihe entegre edilmesi yerine, sadece bir tık ötedeki sunucularda saklanması, bizi anılara sahip olan değil, anıların adresini bilen pasif gözlemcilere dönüştürür. Dijital arşivleme teknolojileri geçmişin izlerini fiziken korusa da zihinsel düzeyde derin bir unutuşu ve yüzeyselleşmeyi beslemektedir. Gerçek bellek, biriktirilen verilerin miktarıyla değil, o verilerin yaşamla kurduğu bağın niteliğiyle ölçülür.
Bu parçada asıl anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?
Bellek, geçmişte yaşadığımız deneyimleri ve edindiğimiz bilgileri kusursuzca depolayan muazzam bir sistem olarak görülür. Ancak insan zihninin sağlıklı bir biçimde işlevini sürdürebilmesi, sanılanın aksine sadece hatırlama kapasitesine değil, aynı zamanda seçici bir unutma mekanizmasına da sıkı sıkıya bağlıdır. Eğer maruz kaldığımız her önemsiz ayrıntıyı, sıradan görseli ya da yaşadığımız her olumsuz duygusal anı zihnimizde ilk günkü canlılığıyla saklasaydık, yeni öğrenmelere alan açamaz ve zihinsel bir aşırı yüklenme yaşardık. Unutmak, beynin kendisini gereksiz yüklerden arındırarak önemli bilgileri süzmesini ve böylece zihinsel dengeyi korumasını sağlar. Bu yönüyle unutma eylemi, zihnin bir kusuru veya hafıza yetersizliği değil; belleğin verimli çalışabilmesi için geliştirilmiş hayati bir ayıklama sürecidir.
Bu parçada asıl anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?
Pareto İlkesi, günlük hayatımızda ve iş dünyasında karşılaştığımız pek çok sonucun aslında küçük bir kaynaktan beslendiğini savunan önemli bir yönetim kuralıdır. Genel olarak sonuçların yüzde 80'inin, nedenlerin yüzde 20'sinden kaynaklandığını öne sürer. Bu kural, İtalyan ekonomist Vilfredo Pareto'nun 1906 yılında İtalya'daki toprakların yüzde 80'ine n��fusun yüzde 20'sinin sahip olduğunu fark etmesiyle doğmuştur. Günümüzde ise bu ilke; zaman yönetiminden yazılım geliştirmeye, pazarlamadan kişisel üretkenliğe kadar çok geniş bir yelpazede kullanılmaktadır. İlkenin temel amacı, kısıtlı kaynaklarımızı en yüksek verimi sağlayacak en önemli alanlara yoğunlaştırmamıza yardımcı olmaktır. Bu sayede hem bireyler hem de büyük organizasyonlar, gereksiz çaba ve zaman harcamaktan kurtulup çok daha hızlı ve etkili sonuçlar elde edebilmektedir.
Bu parçadan hareketle Pareto İlkesi ile ilgili aşağıdakilerden hangisi çıkarılamaz?
Shinrin-yoku (orman banyosu), 1980’lerde Japonya’da ortaya çıkan, doğayı sadece izlemek yerine tüm duyularla onun bir parçası olmayı amaçlayan bir ekoterapi yöntemidir. Bu pratik, ormanda koşmak veya yürüyüş yapmak gibi fiziksel bir egzersizden ziyade; ağaçların kokusunu içe çekmek, rüzgarın yapraklardaki uğultusunu dinlemek ve toprağın dokusunu hissetmek gibi duyusal etkileşimlere dayanır. Araştırmalar, orman havasında bulunan ve ağaçların kendilerini mikroorganizmalardan korumak için salgıladığı 'fitonsit' adlı organik bileşenlerin, insanlarda stres hormonu olan kortizol seviyesini düşürdüğünü ve bağışıklık sistemini destekleyen doğal öldürücü hücrelerin aktivitesini artırdığını göstermektedir. Dolayısıyla bu uygulama, yalnızca zihinsel bir rahatlama sağlamakla kalmayıp bedensel sağlığı da doğrudan ve olumlu yönde etkilemektedir.
Bu parçaya göre "Shinrin-yoku" ile ilgili olarak aşağıdakilerden hangisine değinilmemiştir?
I. Ancak bu mineral zenginliğinin kaynağı yerel topraklar değil, binlerce kilometre uzaktaki Sahra Çölü'dür.
II. Amazon Yağmur Ormanları, sahip olduğu devasa bitki çeşitliliğini korumak için topraktaki yoğun fosfor ve mineral desteğine ihtiyaç duyar.
III. Rüzgârlarla taşınan bu devasa toz bulutları, Atlas Okyanusu'nu aşarak Amazon havzasına ulaşır ve yağmurlarla toprağa karışır.
IV. Her yıl tonlarca çöl tozu, rüzg��rların etkisiyle havaya yükselerek uzun bir yolculuğa hazırlanır.
V. Böylece Sahra’nın kurak kumları, dünyanın en nemli ve verimli ormanlarından birinin besin ihtiyacını karşılayan hayati bir gübreye dönüşür.
Yukarıdaki numaralanmış cümleler anlamlı bir bütün oluşturacak biçimde sıralandığında baştan üçüncü cümle hangisi olur?
Modern kent mimarisi, genellikle her santimetrekareyi işlevsel kılma ve maksimum kullanım alanı elde etme dürtüsüyle şekillenmektedir. Ancak bir yapıyı veya kentsel alanı yaşanabilir kılan, sadece duvarların sınırladığı dolu alanlar değil, aynı zamanda bilinçli olarak bırakılan 'boşluklar'dır. Boşluklar, gözün ve zihnin dinlenmesine, ışık ve havanın serbestçe dolaşmasına imkan tanır. Mimari tasarımdaki bu işlevsiz gibi görünen alanlar, aslında bireyin mekanla kurduğu estetik ve duygusal bağı derinleştiren en önemli unsurdur. Dolu alanların yoğunluğu arasında nefes alan bu boşluklar yok edildiğinde, kentler insanı boğan, sadece tüketime ve harekete odaklı mekanik yığınlara dönüşür.
Bu parçada vurgulanmak istenen temel düşünce aşağıdakilerden hangisidir?
Leon Festinger tarafından 1957'de ortaya atılan Bilişsel Çelişki Kuramı, bireyin sahip olduğu inanç, değer veya tutumlar ile davranışları arasında bir uyumsuzluk meydana geldiğinde yaşadığı zihinsel gerilimi açıklar. İnsan zihni bu uyumsuzluğu gidermek ve içsel tutarlılığı yeniden sağlamak için üç temel yola başvurur: davranışını değiştirmek, çelişkiyi doğuran inancı veya tutumu değiştirmek ya da çelişkiyi önemsizleştirecek yeni bilişsel ögeler eklemek. Festinger ve Carlsmith'in 1959'da gerçekleştirdiği klasik deneyde, katılımcılara oldukça sıkıcı ve tekrara dayalı bir görev yaptırılmıştır. Görevin ardından katılımcıların bir kısmına bu sıkıcı görevi dışarıda bekleyen diğer katılımcılara 'çok eğlenceliydi' şeklinde aktarmaları için 1 dolar, diğer bir gruba ise 20 dolar ödenmiştir. Deneyin sonunda katılımcılardan görevi gerçekten ne kadar eğlenceli bulduklarını puanlamaları istenmiştir. Beklentilerin aksine, sadece 1 dolar alan grup görevi 20 dolar alan gruba kıyasla çok daha eğlenceli ve anlamlı bulduğunu beyan etmiştir. Çünkü 20 dolar alan grup, yalan söylemek için yeterli bir dışsal gerekçeye (büyük bir ödül) sahip olduğundan içsel bir çelişki yaşamamıştır. Ancak 1 dolar alan grup, yalan söyleme davranışını açıklayacak yeterli bir dışsal motivasyon bulamamış; bu durumun yarattığı bilişsel çelişkiyi azaltmak için göreve yönelik tutumunu değiştirerek görevin gerçekten eğlenceli olduğuna kendisini inandırmıştır.
Bu parçada aktarılan deneyin sonuçları ve Bilişsel Çelişki Kuramı'nın temel varsayımları birlikte değerlendirildiğinde, bireyin içsel uyumsuzluğu giderme mekanizmasına ilişkin aşağıdaki çıkarımlardan hangisi yapılabilir?
Biyomimikri, doğadaki tasarımları inceleyip bunları insan yapımı sistemlerin ve teknolojilerin tasarımında kullanan bir disiplindir. Bu yaklaşım, doğanın milyonlarca yıllık evrim sürecinde geliştirdiği enerji tasarrufu, dayanıklılık ve atık yönetimi gibi çözümleri modern mühendislik ve mimari sorunlara uyarlamayı amaçlar. Örneğin, hızlı trenlerin burun tasarımlarında yalıçapkını kuşunun gagası örnek alınarak hem hız artırılmış hem de tünellerden geçerken oluşan gürültü azaltılmıştır. Biyomimikri, sadece estetik bir esinlenme olmayıp doğanın işlevsel ve yapısal prensiplerini anlamayı gerektirir. Bu yön��yle sürdürülebilir bir gelecek inşa etmede ve kaynakların verimli kullanılmasında önemli bir potansiyel sunmaktadır.
Bu parçadan hareketle biyomimikri ile ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi çıkarılamaz?
Gelişen teknolojiyle birlikte modern dünyada çocukların boş zamanları, neredeyse hiçbir boşluk bırakılmayacak şekilde dijital cihazlar ve planlanmış aktivitelerle doldurulmaktadır. Ebeveynler, çocuklarının sıkılmasını büyük bir gelişimsel eksiklik veya zaman kaybı olarak algılamakta ve bu durumu hemen çözülmesi gereken bir problem gibi görmektedir. Oysa can sıkıntısı, insan zihninin dışarıdan gelen yoğun uyarıcı bombardımanından kurtulup kendi derinliklerine yönelmesi için eşsiz bir zemin hazırlar. Her anı yönlendirilmemiş çocuk, karşı karşıya kaldığı bu durgunluk anlarında içsel dünyasını keşfeder, kendi oyun kurgularını yaratır ve özgün çözümler üretmeye başlar. Bu açıdan bakıldığında, can sıkıntısının ortadan kaldırılması gereken olumsuz bir durum olmaktan ziyade, çocukların hayal gücünü ve problem çözme becerilerini besleyen yapıcı bir başlangıç noktası olduğu unutulmamalıdır.
Bu parçada asıl anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?
I. Toplanan cam atıklar ilk aşamada renklerine göre ayrıştırılır.
II. Bu ayrıştırma işleminin amacı, geri dönüşümden elde edilecek yeni ürünün kalitesini artırmaktır.
III. Cam, kalitesini kaybetmeden sonsuz kez geri dönüştürülebilen benzersiz bir malzemedir.
IV. Ardından, temizlenen ve renklerine göre ayrılan bu camlar eritilmek üzere dev fırınlara gönderilir.
V. Fırınlardan çıkan erimiş sıvı ise yeni kalıplara dökülerek cam şişe veya kavanozlara dönüştürülür.
Yukarıdaki numaralanmış cümleler anlamlı bir bütün oluşturacak biçimde sıralandığında baştan üçüncü cümle hangisi olur?
Karıncalar, kolonilerindeki düzeni ve iş birliğini sağlamak için son derece gelişmiş bir iletişim sistemine sahiptir. Bu sistemin temelini, kimyasal birer salgı olan feromonlar oluşturur. Bir karınca yiyecek kaynağı bulduğunda, yuvaya dönerken yere kimyasal izler bırakır. Diğer karıncalar bu izleri antenlerindeki hassas alıcılarla takip ederek yiyeceğin yerini kolayca bulur. Ayrıca tehlike anında salgılanan farklı feromonlar, koloninin diğer üyelerini uyararak savunma mekanizmasını harekete geçirir. Dokunma ve ses gibi diğer yöntemler de bulunmakla birlikte, karıncaların hayatta kalması ve toplumsal düzeni büyük oranda bu kimyasal sinyallere bağlıdır.
Bu parçada aşağıdakilerin hangisinden söz edilmektedir?
(I) Kitap okumak, insan��n hayal gücünü geliştiren en etkili etkinliklerden biridir. (II) Sayfalar arasında gezinirken kendimizi bambaşka dünyaların içinde bulabiliriz. (III) Son yıllarda e-kitap okuyucu cihazların fiyatlarında büyük bir artış gözlenmektedir. (IV) Bu sayede günlük hayatın stresinden uzaklaşır, zihnimizi dinlendiririz. (V) Ayrıca kelime dağarcığımızın zenginleşmesi de kitap okumanın sunduğu önemli faydalardandır.
Yukarıdaki numaralanmış cümlelerden hangisi düşüncenin akışını bozmaktadır?