Atatürk Dönemi Türk Dış Politikası

596 questions

Question 61Question

Lozan Antlaşması'ndan sonra Türk-Yunan ilişkilerini uzun süre meşgul eden "etabli" uyuşmazlığı, 19301930 yılında imzalanan Ankara (Ahali) Antlaşması ile kesin olarak çözülmüştür. Bu antlaşma ile her iki ülkede mübadele dışı tutulacak nüfusun kapsamı (İstanbul Rumları ve Batı Trakya Türkleri için) yerleşme tarihlerine bakılmaksızın genişletilmiştir.

Bu diplomatik gelişmenin sonuçları dikkate alındığında, aşağıdakilerden hangisi ulaşılabilecek en kapsamlı yargıdır?

Show answer & explanation

Answer: Uyuşmazlığın çözümü ile sağlanan Türk-Yunan yakınlaşması, 19341934 yılında kurulan Balkan Antantı’na zemin hazırlayarak Türkiye’nin batı sınırlarında kolektif bir güvenlik kuşağı oluşturmuştur.

Answer

Türk-Yunan nüfus mübadelesi sorununun çözümü, iki ülke arasında sağlanan diplomatik yakınlaşma sayesinde Balkan Antantı'nın kurulmasına zemin hazırlamış ve Türkiye'nin batı sınır güvenliğini pekiştirmiştir.
Doğru yargı, mübadele sorununun çözümünün Türk-Yunan yakınlaşmasını başlattığını ve bu durumun 19341934 yılında Balkan Antantı'nın kurulmasına olanak sağlayarak Türkiye'nin batı sınır güvenliğini artırdığını ifade eder. 19301930 Ahali Antlaşması, dış politikada bir dönüm noktası olmuş ve bölgesel barışı pekiştirmiştir.

Step-by-Step Solution

1
Sorunun kaynağını belirle
Lozan'daki 'etabli' (yerleşik) kavramının teknik yorum farkı nedeniyle Türk-Yunan ilişkilerinin gerilmesi.
Uyuşmazlığın temelinde İstanbul'daki Rumların hangilerinin yerleşik sayılacağı tartışması yatmaktadır.
2
19301930 Ankara Antlaşması'nın içeriğini analiz et
Geliş ve yerleşme tarihine bakılmaksızın İstanbul Rumları ve Batı Trakya Türklerinin yerleşik sayılması.
Sorunun ikili müzakereler yoluyla çözülmesi taraflar arasındaki güven bunalımını ortadan kaldırmıştır.
3
Jeopolitik sonuçları değerlendir
Türk-Yunan dostluğu ve Balkan Antantı (19341934).
Bölgesel barışın sağlanması, revizyonist güçlere (İtalya, Almanya) karşı ortak savunma bloklarının (Balkan Antantı) kurulmasına olanak tanımıştır.

Key Concept

Etabli Sorunu ve Balkan Antantı İlişkisi

Practice More

Balkan Antantı'na katılmayan Balkan devletlerini (Bulgaristan ve Arnavutluk) ve nedenlerini inceleyebilirsiniz.
Estimated Time:1m 40s
Question 62Question

19361936 yılında imzalanan Montrö Boğazlar Sözleşmesi'nin 1919. maddesine göre; savaş zamanında Türkiye "savaşan" (muharip) değilse, savaşan herhangi bir devletin savaş gemilerinin Boğazlar'dan geçmesi yasaklanmıştır. Ancak sözleşme, kolektif güvenlik ilkeleri doğrultusunda bu genel yasağa çok özel bir istisna tanımıştır. Buna göre; saldırıya uğramış bir devlete yardım etmek amacıyla yapılacak askeri bir harekatta, savaş gemilerinin Boğazlar'dan geçişine izin verilebilmesi için söz konusu yardımın aşağıdaki hangi mekanizma çerçevesinde gerçekleştirilmesi gerekmektedir?

Show answer & explanation

Answer: Milletler Cemiyeti Misakı'nın ilgili maddesi (Madde 1616) uyarınca alınan bir karar kapsamında

Answer

Milletler Cemiyeti Misakı'nın ilgili maddesi (Madde 1616) uyarınca alınan bir karar kapsamında gerçekleştirilen yardımlar, Montrö Boğazlar Sözleşmesi'ne göre muharip gemi geçiş yasağının istisnasını oluşturur.
Montrö Boğazlar Sözleşmesi'nin 1919. maddesi, Türkiye'nin taraf olmadığı bir savaşta muharip gemilerin geçişini yasaklarken; Milletler Cemiyeti Misakı'nın 1616. maddesi uyarınca bir saldırgana karşı yardım kararı alınmışsa veya Türkiye'nin taraf olduğu bir karşılıklı yardım antlaşması varsa bu gemilerin geçişine izin verilebileceğini hükme bağlamıştır.

Step-by-Step Solution

1
Montrö Boğazlar Sözleşmesi'nin 1919. maddesindeki savaş durumu kurallarını analiz et.
Türkiye tarafsızsa, savaşan devletlerin gemilerine Boğazlar kapalıdır.
Türkiye'nin savaşın dışında kalmasını ve güvenliğini sağlamak.
2
Sözleşmedeki istisnai durumları (kolektif güvenlik) belirle.
Milletler Cemiyeti (MC) kararları veya Türkiye'nin taraf olduğu karşılıklı yardım antlaşmaları istisnadır.
Dönemin uluslararası örgütü olan MC'nin saldırganı durdurma çabalarına Türkiye'nin katılımını sağlamak.
3
Seçenekler arasından 19361936 yılındaki küresel güvenlik mimarisine uygun olanı seç.
Milletler Cemiyeti Misakı (Madde 1616) en uygun ve hukuki dayanaktır.
Montrö Sözleşmesi metninde doğrudan bu maddeye atıf yapılmıştır.

Key Concept

Montrö Boğazlar Sözleşmesi'nde Savaş Hukuku ve Kolektif Güvenlik İstisnaları

Hints

1
19301930'lu yıllarda dünya barışını korumakla görevli olan küresel örgütü hatırlayın.
2
Sözleşme imzalandığında Birleşmiş Milletler henüz kurulmamıştı; onun yerine Milletler Cemiyeti bulunuyordu.
3
Montrö'nün 1919. maddesi, kolektif güvenlik ilkelerini korumak için Milletler Cemiyeti Misakı'na doğrudan atıfta bulunur.

Practice More

Türkiye'nin 'yakın savaş tehlikesi' hissettiği durumlarda Boğazlar'ı kapatma yetkisinin Milletler Cemiyeti tarafından denetlenmesini inceleyin.
Estimated Time:2m 0s
Question 63Question

1936 yılında Fransa'nın Suriye üzerindeki manda yönetimini sona erdirmesi üzerine Türkiye, Hatay (Sancak) bölgesinin geleceğini Milletler Cemiyeti'ne taşımıştır. Cemiyet tarafından görevlendirilen İsveçli bir delege tarafından hazırlanan ve Hatay'ın Suriye'den ayrı bir varlık ('entité distincte') olarak kabul edilmesini öngören belge aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Sandler Raporu

Answer

Milletler Cemiyeti tarafından görevlendirilen İsveçli delege Sandler'ın hazırladığı rapor, Hatay'ın ayrı bir siyasi varlık olarak tanınmasını sağlamıştır.
Sandler Raporu, Milletler Cemiyeti tarafından kabul edilen ve Hatay'ın (Sancak) Suriye'den ayrı bir siyasi varlık (entité distincte) olarak tanımlanmasını sağlayan belgedir. Bu rapor doğrultusunda Hatay'ın kendi anayasasına sahip olması ve Türkçe'nin resmi dil kabul edilmesi gibi kazanımlar elde edilmiştir.

Step-by-Step Solution

1
Sorun teşhis edilir
Fransa'nın Suriye'den çekilmesiyle Hatay'ın geleceğinin belirsizleştiği anlaşılır.
1921 Ankara Antlaşması ile kurulan özel rejimin korunması gerekmektedir.
2
Uluslararası mekanizma incelenir
Milletler Cemiyeti'nin bir komisyon kurduğu ve Sandler'ı görevlendirdiği görülür.
Türkiye sorunu diplomatik yollarla çözmek için cemiyete başvurmuştur.
3
Belge içeriği doğrulanır
Raporda Hatay'ın iç işlerinde bağımsız, dış işlerinde Suriye'ye bağlı olması ('ayrı varlık') önerilmiştir.
Bu öneri, Hatay Devleti'nin kurulmasına giden yolu açan temel hukuki dayanaktır.

Key Concept

Sandler Raporu ve Hatay'ın Diplomatik Statüsü

Hints

1
Bu raporu hazırlayan delege bir İsveçlidir.
2
Belge, Hatay'ın 'ayrı bir varlık' (entité distincte) statüsünde olmasını savunmuştur.
3
Milletler Cemiyeti'nin Hatay konusundaki hakemliği sonucunda ortaya çıkan bu raporun adı bir diplomatın soyadıdır: S---ler.

Practice More

Hatay Devleti'nin ilk Cumhurbaşkanı Tayfur Sökmen ve Başbakanı Abdurrahman Melek'i ezberlemek bu konuyu tamamlayacaktır.
Estimated Time:50s
Question 64Question

Atatürk Dönemi Türk dış politikasında 'Yurtta sulh, cihanda sulh' ilkesi doğrultusunda atılan adımlar, Türkiye'nin uluslararası alandaki saygınlığını artırmış ve barışçı kimliğini pekiştirmiştir. Bu politikaların bir sonucu olarak Türkiye, 1932 yılında Milletler Cemiyetine davet edilmiştir. Türkiye'nin bu cemiyete üyeliği için davet teklifini resmen sunan devletler aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: İspanya ve Yunanistan

Answer

Türkiye'nin Milletler Cemiyetine üyeliği için davet teklifini hazırlayan ve sunan devletler İspanya ve Yunanistan'dır.
Türkiye'nin Milletler Cemiyetine üyeliği süreci, 1932 yılında İspanya'nın teklifi ve Yunanistan'ın desteğiyle başlamıştır. Bu davet, Türkiye'nin barışçı politikalarının uluslararası toplum tarafından tanınmasının bir göstergesidir.

Step-by-Step Solution

1
Türkiye'nin 1930'lu yıllardaki barışçı dış politika ilkesini hatırla.
Türkiye'nin 'Yurtta sulh, cihanda sulh' ilkesiyle dünya barışına katkı sağladığı belirlendi.
Bu ilke, Türkiye'nin Milletler Cemiyeti gibi uluslararası kuruluşlara davet edilmesinin temel dayanağıdır.
2
Milletler Cemiyetine (Cemiyet-i Akvam) giriş sürecindeki özel durumu analiz et.
Türkiye'nin başvuruda bulunmadığı, aksine özel bir kararla cemiyete davet edildiği tespit edildi.
Türkiye'nin onurunu korumak ve barışçı tutumunu ödüllendirmek amacıyla genel usulün dışına çıkılmıştır.
3
Davet mektubunu sunan devletleri belirle.
Teklifin İspanya ve Yunanistan tarafından yapıldığı sonucuna varıldı.
1932 yılındaki resmi süreçte bu iki devletin öncülüğü tarihi bir gerçektir.

Key Concept

Milletler Cemiyetine Davet Usulüyle Giriş

Practice More

Türkiye'nin Milletler Cemiyetindeki ilk temsilcisinin Cemal Hüsnü Taray olduğunu öğrenerek bilgilerinizi pekiştirebilirsiniz.
Estimated Time:45s
Question 65Question

22 Eylül 19381938 tarihinde bağımsızlığını ilan eden Hatay Devleti, on aylık kısa süreli varlığı döneminde; Türk bayrağına çok benzeyen bir bayrağı kabul etmiş, İstiklal Marşı'nı milli marş olarak benimsemiş ve Türkiye Cumhuriyeti'nin hukuk sistemini büyük ölçüde kendi yasalarına dahil etmiştir.

Hatay Meclisi tarafından hayata geçirilen bu uygulamaların temel amacı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Bölgenin siyasi, hukuki ve kültürel yapısını Türkiye ile uyumlu hale getirerek anavatana katılım sürecinin altyapısını oluşturmak

Answer

Bölgenin siyasi, hukuki ve kültürel yapısını Türkiye ile uyumlu hale getirerek anavatana katılım sürecinin altyapısını oluşturmak
Hatay Devleti'nin bayrak tasarımı (sadece yıldızının içi boş olması), İstiklal Marşı'nı kabul etmesi ve Türk yasalarını uygulaması, bölge halkının ve yönetiminin Türkiye ile olan sarsılmaz bağını hukuki bir zemine oturtmuştur. Bu durum, 19391939 yılında gerçekleşecek olan ilhakın sadece siyasi bir karar değil, toplumsal ve kültürel bir talep olduğunu uluslararası topluma göstermeyi ve geçiş sürecini sorunsuz tamamlamayı hedeflemiştir.

Step-by-Step Solution

1
Hatay Devleti'nin (19381938) bağımsızlık ilanından sonraki iç politika kararlarını analiz etmek
Meclisin bayrak, marş ve hukuk sistemi gibi temel devlet sembollerini Türkiye ile özdeşleştirdiği görülür.
Bir devletin egemenlik sembollerini başka bir devletle aynılaştırması, siyasi geleceğinin o devletle birleşme yönünde olduğunu kanıtlar.
2
Dönemin diplomatik konjonktürünü değerlendirmek
II. Dünya Savaşı tehlikesinin belirmesiyle Fransa'nın bölgeden çekilme süreci Türkiye lehine kullanılmıştır.
Hatay'ın iç yapısındaki bu uyumlaştırma, uluslararası alanda ilhak değil, gönüllü bir katılım (referandum/meclis kararı) görüntüsü vermek için gereklidir.
3
Nihai kararı belirlemek
2929 Haziran 19391939'da Meclisin aldığı anavatana katılma kararı, bu hazırlık sürecinin bir sonucudur.
Sembolik ve hukuki uyum, katılım sonrası oluşabilecek idari ve toplumsal çatışmaları önceden engellemeyi amaçlamıştır.

Key Concept

Hatay'ın anavatana katılım sürecindeki 'yumuşak güç' ve hukuki altyapı çalışmaları

Hints

1
Bir devletin başka bir ülkenin marşını ve yasalarını kabul etmesi, gelecekteki birleşme niyetini gösterir.
2
Hatay Meclisi'nin ilk başkanı Tayfur Sökmen ve Başbakanı Abdurrahman Melek'in Türkiye ile olan yakın ilişkilerini hatırlayın.

Practice More

Hatay'ın anavatana katılma sürecinde Milletler Cemiyeti tarafından hazırlanan 'Sandler Raporu'nun içeriğini ve 'Ayrı Varlık' statüsünün önemini inceleyebilirsiniz.
Estimated Time:2m 0s
Question 66Question

Türkiye Cumhuriyeti, 1930'lu yılların ikinci yarısında dünya barışının bozulma eğilimine girmesi üzerine çok yönlü bölgesel ittifaklara öncelik vermiştir. Bu doğrultuda 8 Temmuz 1937 tarihinde imzalanan Sadabat Paktı ile ilgili olarak aşağıda verilen bilgilerden hangisi yanlıştır?

Show answer & explanation

Answer: Türkiye bu pakt ile; Yunanistan, Yugoslavya ve Romanya ile askeri bir savunma bloğu oluşturarak doğu sınırlarını güvence altına almıştır.

Answer

Türkiye'nin Yunanistan, Yugoslavya ve Romanya ile iş birliği yaptığı seçenek yanlıştır; çünkü bu ülkeler Sadabat Paktı'nın değil, Balkan Antantı'nın üyeleridir.
Sadabat Paktı, Türkiye'nin doğu sınırlarını güvence altına almak için İran, Irak ve Afganistan ile imzaladığı bir ittifaktır. Yunanistan, Yugoslavya ve Romanya ise Türkiye'nin batı sınırlarını korumak amacıyla 1934'te imzalanan Balkan Antantı'na dahil olan devletlerdir. Bu nedenle, Balkan ülkelerinin doğu sınırlarını korumak için Sadabat Paktı'na dahil edildiği yönündeki ifade tarihsel olarak hatalıdır.

Step-by-Step Solution

1
Sadabat Paktı'nın coğrafi kapsamını ve üyelerini belirlemek.
Paktın Türkiye, İran, Irak ve Afganistan arasında, yani Türkiye'nin doğusunda kurulduğu saptanır.
Soruda istenen yanlış bilgiyi bulmak için paktın temel bileşenlerini bilmek gerekir.
2
Seçeneklerde verilen devletleri paktın amacı ile karşılaştırmak.
Yunanistan, Yugoslavya ve Romanya'nın batı sınırlarını koruyan Balkan Antantı (1934) üyeleri olduğu, Sadabat Paktı ile ilişkili olmadıkları görülür.
1930'lu yıllardaki iki büyük bölgesel ittifakın (Balkan ve Sadabat) farklarını ayırt etmek kilit noktadır.

Key Concept

Sadabat Paktı'nın üye yapısı ve coğrafi konumu

Alternative Method

Pakt üyelerini 'ATİA' (Afganistan, Türkiye, İran, Irak) şeklinde kodlayarak ezberlemek, Balkan Antantı üyeleri olan 'TAYYARE' (Türkiye, Azerbaycan -Yunanistan, Yugoslavya, Romanya) kodlamasıyla karışıklığı önleyebilir.
Estimated Time:50s
Question 67Question

19391939 yılında Hatay Devleti Millet Meclisi'nin oy birliğiyle aldığı karar neticesinde Hatay'ın Türkiye Cumhuriyeti'ne katılmasıyla sonuçlanan süreçte; Fransa'nın bölgedeki haklarından vazgeçerek Hatay'ın Türkiye'ye katılımını kabul etmesindeki temel dış etken aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Avrupa'da II.Du¨nyaSavas\cıII. Dünya Savaşı tehlikesinin belirmesiyle Fransa'nın Türkiye ile dostluk kurma ihtiyacı duyması

Answer

Avrupa'da II.Du¨nyaSavas\cıII. Dünya Savaşı tehlikesinin belirmesiyle Fransa'nın Türkiye ile dostluk kurma ihtiyacı duyması
Fransa'nın Hatay üzerindeki iddialarından vazgeçmesindeki temel neden, Avrupa'da yükselen Nazi Almanyası ve Faşist İtalya tehdididir. Fransa, yaklaşan II.Du¨nyaSavas\cıII. Dünya Savaşı öncesinde Türkiye'yi kendi yanına çekmek veya en azından Almanya ile ittifak yapmasını engellemek amacıyla Hatay'ın Türkiye'ye katılmasına razı olmuştur.

Step-by-Step Solution

1
Dönemin uluslararası siyasi atmosferini analiz edin.
19301930'lu yılların sonu, Avrupa'da Nazi Almanyası ve İtalya'nın yayılmacı politikalarının zirveye ulaştığı dönemdir.
Dış politika kararları genellikle küresel güvenlik dengelerine göre şekillenir.
2
Fransa'nın Hatay üzerindeki direncini neden kırdığını değerlendirin.
Fransa, yaklaşan büyük savaşta Türkiye gibi stratejik bir ülkeyi karşısına almak yerine, Hatay'dan vazgeçerek Türkiye ile müttefiklik kurmayı tercih etmiştir.
Fransa'nın önceliği Orta Doğu'daki mandasını korumaktan ziyade, Avrupa'daki ana topraklarının güvenliğini sağlamaktır.
3
Doğru seçeneği belirleyin.
Avrupa'daki savaş bulutları, Hatay'ın anavatana katılım sürecini hızlandıran temel dış etkendir.
Stratejik zorunluluklar diplomatik çözümleri hızlandırır.

Key Concept

Hatay'ın Türkiye'ye Katılımında Uluslararası Konjonktürün Etkisi

Hints

1
19391939 yılının dünya tarihindeki en büyük kırılma noktasından hemen önce olduğunu düşünün.
2
Fransa'nın o dönemde Avrupa'da hangi ülkelerden gelen saldırı tehdidi altında olduğunu hatırlayın.
3
Büyük devletler, küresel bir savaş kapıdayken stratejik konumu kritik olan ülkelerle (Türkiye gibi) aralarını iyi tutmaya çalışırlar.

Practice More

Hatay Sorunu'nun çözüm aşamalarını (Sandler Raporu, Hatay Cumhuriyeti'nin kurulması, Anavatana katılım) kronolojik olarak tekrar etmek konuyu pekiştirecektir.
Estimated Time:1m 0s
Question 68Question

Atatürk Dönemi Türk dış politikasında "Yurtta sulh, cihanda sulh" ilkesini benimseyen Türkiye, 1930'lu yılların başından itibaren uluslararası barışın korunması için aktif bir çaba sergilemiştir. Bu barışçı yaklaşımı, Türkiye'nin Milletler Cemiyetine (Cemiyet-i Akvam) üyelik sürecinde, cemiyetin kuruluş tüzüğündeki müracaat şartının kendisi için esnetilmesini ve üyeliğe davet edilmesini sağlamıştır.

Türkiye'nin Milletler Cemiyetine üye olmasıyla ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: İspanya'nın teklifi ve Yunanistan'ın desteğiyle 1932 yılında davet usulüyle gerçekleşmiştir.

Answer

İspanya'nın teklifi ve Yunanistan'ın desteğiyle 1932 yılında davet usulüyle gerçekleşmiştir.
Türkiye, 'Yurtta sulh, cihanda sulh' ilkesi doğrultusunda izlediği barışçı politikalar sayesinde Milletler Cemiyetine davet edilerek katılan ilk devlet olmuştur. Bu süreçte resmi teklif İspanya tarafından sunulmuş, Türkiye'nin o dönemde ilişkilerini düzelttiği Yunanistan ise bu teklife destek vermiştir. Üyelik 18 Temmuz 1932 tarihinde resmileşmiştir.

Step-by-Step Solution

1
Dış politika vizyonunu değerlendirme
Türkiye'nin 1930'lu yıllarda barışçı bir tutum sergilediği tespit edilir.
Üyeliğin temel gerekçesini anlamak için ilkesel bazlı analiz gereklidir.
2
Cemiyete giriş usulünü belirleme
Genel kural olan 'başvuru' yerine 'davet' usulünün kullanıldığı belirlenir.
Türkiye'nin uluslararası prestijini ve sürecin özgünlüğünü teyit etmek için önemlidir.
3
Aktörleri ve tarihi eşleştirme
Teklifin İspanya'dan geldiği, desteğin Yunanistan'dan sağlandığı ve tarihin 1932 olduğu saptanır.
Fiziki bilginin doğruluğunu kontrol etmek için bu detaylar kritiktir.
4
Diğer paktlarla kronolojik karşılaştırma yapma
Balkan Antantı (1934), Sadabat Paktı (1937) ve Kellogg-Briand (1928-29) olaylarının üyelik tarihiyle uyumsuz olduğu görülür.
Çeldiricileri elemek ve kronolojik hataya düşmemek için bu karşılaştırma yapılır.

Key Concept

Milletler Cemiyetine Giriş Süreci ve Davet Usulü
Estimated Time:1m 15s
Question 69Question

Türkiye, 1930'lu yıllarda Avrupa'da statükonun bozulması ve İtalya ile Almanya'nın yayılmacı politikalar izlemesi üzerine Batı sınırlarını güvence altına almak amacıyla bir bölgesel ittifaka öncülük etmiştir.

Bu doğrultuda 1934 yılında Türkiye, Yunanistan, Yugoslavya ve Romanya arasında imzalanan antlaşma aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Balkan Antantı

Answer

Balkan Antantı
Balkan Antantı, 1934 yılında İtalya ve Almanya'nın yayılmacı politikalarına karşı Türkiye'nin Batı sınırlarını güvence altına almak için Türkiye, Yunanistan, Yugoslavya ve Romanya arasında imzalanmıştır.

Step-by-Step Solution

1
Dış tehdidi analiz etme
1930'lu yıllarda İtalya ve Almanya'nın yayılmacı (revizyonist) politikaları Türkiye'yi güvenlik önlemleri almaya itmiştir.
Uluslararası barışın bozulması bölgesel ittifakları zorunlu kılmıştır.
2
Coğrafi yönü ve katılımcıları belirleme
Batı sınırlarını korumak için Balkan devletleriyle (Yunanistan, Yugoslavya, Romanya) iş birliği yapılmıştır.
Türkiye'nin iki önemli sınırı (Doğu ve Batı) için farklı ittifaklar kurulmuştur.
3
Antlaşmayı isimlendirme
9 Şubat 1934'te imzalanan bu ittifak Balkan Antantı'dır.
Antant, 'anlaşma/ittifak' anlamına gelir ve Balkan coğrafyasını kapsar.

Key Concept

Balkan Antantı (1934)

Hints

1
Bu paktın üyelerini 'TAYYARE' kelimesindeki sessiz harflerden hatırlayabilirsiniz: Türkiye, Yunanistan, Yugoslavya, Romanya.
2
Pakt 1934 yılında, Türkiye'nin Avrupa sınırlarını korumak için kurulmuştur.

Practice More

Balkan Antantı'na katılmayan devletlerin (Bulgaristan ve Arnavutluk) katılmama nedenlerini inceleyebilirsiniz.
Estimated Time:45s
Question 70Question

Lozan Boğazlar Sözleşmesi’ne göre Boğazlar; başkanı Türk olan uluslararası bir komisyon tarafından yönetilecek ve her iki yakası askerden arındırılacaktır. 1930’lu yıllarda İtalya ve Almanya’nın saldırgan politikalarıyla bozulan uluslararası barış ortamı üzerine Türkiye, bu hükümlerin değiştirilmesi için diplomatik girişimlerde bulunmuştur.

Bu sürecin sonunda imzalanan 1936 Montrö Boğazlar Sözleşmesi’nin aşağıdaki hükümlerinden hangisi, Türkiye’nin Boğazlar üzerindeki "siyasi ve idari egemenlik" kısıtlamalarının tamamen sona erdiğinin en doğrudan göstergesidir?

Show answer & explanation

Answer: Uluslararası Boğazlar Komisyonu’nun kaldırılarak tüm yetkilerinin Türk Devleti’ne devredilmesi

Answer

Uluslararası Boğazlar Komisyonu’nun kaldırılarak tüm yetkilerinin Türk Devleti’ne devredilmesi hükmü, Türkiye'nin Boğazlar üzerindeki egemenlik haklarını kısıtlayan idari mekanizmaya son verildiğini gösterir.
Lozan Sözleşmesi'nde Boğazlar bir komisyon tarafından yönetiliyordu, bu da Türkiye'nin kendi egemenlik alanında uluslararası bir denetime tabi olduğunu gösteriyordu. Montrö ile bu komisyonun tüm yetkileriyle beraber kaldırılması, Türkiye'nin Boğazlar üzerindeki tek ve tam yetkili güç haline gelmesini sağlayarak siyasi ve idari kısıtlamaları sona erdirmiştir.

Step-by-Step Solution

1
Lozan'daki kısıtlayıcı statüyü belirle
Lozan'da Boğazlar'ın askerden arındırılması askeri, bir komisyon tarafından yönetilmesi ise siyasi/idari bir egemenlik engelidir.
Soru, egemenliği kısıtlayan idari unsurun nasıl ortadan kalktığını sormaktadır.
2
Montrö ile gelen temel değişikliği analiz et
1936'da imzalanan sözleşme ile Boğazlar Komisyonu kaldırılmış ve yetkileri doğrudan Türkiye'ye geçmiştir.
Komisyonun varlığı, Türkiye'nin kendi toprağında tek başına söz sahibi olmasını engelliyordu.
3
Siyasi bağımsızlık ile ilişkilendir
Komisyonun iptali, 'Misak-ı Milli' hedefleri doğrultusunda tam egemenliğin sağlandığı sonucuna ulaştırır.
Uluslararası denetimin kalkması, mutlak otoritenin kurulması anlamına gelir.

Key Concept

Montrö ile Boğazlar Komisyonu'nun kaldırılması ve tam egemenlik süreci

Practice More

Boğazlar rejiminin değişiminde etkili olan 'Revizyonist' ve 'Antirevizyonist' devlet politikalarını inceleyebilirsiniz.

Alternative Method

Egemenlik kastedildiğinde 'karar verici otorite kim?' sorusunu sorarak; Lozan'da komisyonun, Montrö'de ise Türkiye'nin karar verici olduğunu fark edebilirsiniz.
Estimated Time:1m 30s
Question 71Question

1930'lu yıllarda İtalya'nın Habeşistan'ı işgal etmesi ve Akdeniz'de yayılmacı bir politika izlemesi, Orta Doğu ülkelerini bölgesel bir güvenlik iş birliği kurmaya yöneltmiştir. Bu kapsamda 1937 yılında Tahran'da Türkiye, İran, Irak ve Afganistan arasında Sadabat Paktı imzalanmıştır.

Türkiye ile yaşadığı Hatay sorunu ve Irak ile olan sınır anlaşmazlıkları nedeniyle bu paktın dışında kalan Orta Doğu devleti aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Suriye

Answer

Türkiye ile yaşadığı Hatay meselesi ve Irak ile olan sınır ihtilafları nedeniyle paktın dışında kalan devlet Suriye'dir.
Suriye, o dönemde Türkiye ile yaşadığı Hatay (Sancak) sorunu ve Irak ile devam eden sınır anlaşmazlıkları sebebiyle bölgesel bir güvenlik iş birliği olan Sadabat Paktı'na katılmamıştır.

Step-by-Step Solution

1
Paktın kurulma nedenini analiz etme
İtalya'nın Habeşistan (Etiyopya) işgali ve Akdeniz'deki tehditkar tutumu.
Dış tehdidin kaynağını ve paktın hangi coğrafyayı kapsadığını belirlemek için.
2
Üye devletleri ve imzalanma yerini hatırlama
Türkiye, İran, Irak ve Afganistan; Tahran (Sadabat Sarayı).
Paktın kimler arasında ve nerede kurulduğunu teyit etmek için.
3
Dışarıda kalan devleti gerekçesiyle belirleme
Suriye (Hatay sorunu ve Irak ile sınır sorunları nedeniyle).
Soru kökündeki özel dışlanma nedenini karşılayan devleti bulmak için.

Key Concept

Sadabat Paktı'nın üyeleri ve Suriye'nin katılımını engelleyen diplomatik sorunlar.
Estimated Time:1m 15s
Question 72Question

1930'lu yıllarda Almanya ve İtalya'nın yayılmacı politikaları sonucu Avrupa'da savaş tehlikesinin belirmesi üzerine Türkiye, Batı sınırlarını güvence altına almak amacıyla Balkan Antantı'nın kurulmasına öncülük etmiştir. 9 Şubat 1934 tarihinde imzalanan bu antantın dışında kalan devletlerden hangisi, I. Dünya Savaşı sonrasında oluşan statükodan memnun olmayıp komşu ülkelerden toprak talep ettiği (revizyonist politika izlediği) için pakta katılmamıştır?

Show answer & explanation

Answer: Bulgaristan

Answer

Bulgaristan, I. Dünya Savaşı sonrasında kaybedilen toprakları geri alma isteği (revizyonist politika) nedeniyle Balkan Antantı'na katılmamıştır.
Balkan Antantı, mevcut sınırları korumak isteyen devletler tarafından kurulmuştur. Bulgaristan ise Neuilly Antlaşması ile kaybettiği toprakları geri almak istediği için mevcut sınırlara karşı bir tutum (revizyonizm) sergilemiş ve bu paktın dışında kalmıştır.

Step-by-Step Solution

1
Balkan Antantı'na katılan devletleri belirle.
Türkiye, Yunanistan, Yugoslavya ve Romanya (Tayyare).
Bu ülkeler statükonun (mevcut durumun) korunmasından yanadır.
2
Dışarıda kalan devletleri ve nedenlerini analiz et.
Bulgaristan revizyonist tutumu nedeniyle, Arnavutluk ise İtalyan baskısı nedeniyle katılmamıştır.
Soru kökünde özellikle 'toprak talebi' ve 'revizyonist politika' vurgulanmaktadır.
3
Tanıma uyan devleti seç.
Bulgaristan.
Bulgaristan'ın Dobruca ve Batı Trakya üzerindeki emelleri antanta girmesini engellemiştir.

Key Concept

Balkan Antantı ve Katılmayan Devletler

Alternative Method

Pakta katılan ülkeleri 'TAYYARE' (Türkiye, Arnavutluk hariç Yunanistan, Yugoslavya, Romanya ve Edirne-Türkiye'yi temsil eder gibi düşünülse de asıl kodlama Türkiye, Yunanistan, Yugoslavya, Romanya şeklindedir) kısaltmasıyla hatırlayarak katılmayanları elemeniz mümkündür.
Estimated Time:50s
Question 73Question

1930'lu yıllarda Avrupa'da yükselen yayılmacı politikalara karşı Türkiye'nin öncülüğünde kurulan Balkan Antantı'na, coğrafi olarak bölgede yer almasına rağmen o dönemde İtalya'nın siyasi ve ekonomik baskısı altında bulunduğu için katılım sağlayamayan devlet aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Arnavutluk

Answer

Arnavutluk, İtalya'nın baskısı nedeniyle Balkan Antantı'na katılamayan Balkan devletidir.
Arnavutluk, 1930'lu yıllarda hem ekonomik hem de askeri açıdan İtalya'nın kontrolü altındaydı. İtalya'nın Balkanlar'daki yayılmacı emellerine hizmet eden bir konumda olduğu ve Mussolini yönetiminden çekindiği için bölgesel barış çabası olan Balkan Antantı'na dahil olamamıştır.

Step-by-Step Solution

1
Balkan Antantı'nın (1934) kuruluş amacını analiz edin.
Paktın temel amacı, Almanya ve İtalya'nın yayılmacı politikalarına karşı Balkan devletlerinin sınırlarını karşılıklı güvence altına almaktır.
1930'lardaki tehdit algısını anlamak doğru devletleri elemeyi sağlar.
2
Pakt dışında kalan Balkan devletlerini ve gerekçelerini belirleyin.
Bulgaristan revizyonist amaçları (Dobruca ve Trakya talepleri) nedeniyle; Arnavutluk ise İtalya'nın etkisiyle pakta katılmamıştır.
İki dışta kalan devlet arasındaki nüans farkı sorunun çözüm anahtarıdır.
3
İtalya'nın Akdeniz ve Balkanlardaki nüfuzunu değerlendirin.
Arnavutluk o dönemde İtalya'nın 'uydusu' durumunda bir dış politika izlemektedir.
İtalya baskısı vurgusu doğrudan Arnavutluk seçeneğine götürür.

Key Concept

Balkan Antantı'na Katılmayan Devletlerin Gerekçeleri

Hints

1
Balkan Antantı'na iki devlet sınır güvenliği veya dış baskı nedenleriyle katılmamıştır.
2
Katılmayanlardan biri revizyonist (Bulgaristan), diğeri ise İtalya'nın etkisindedir.
3
İtalya'nın Adriyatik Denizi'nin karşısında yer alan ve stratejik olarak kontrol ettiği küçük Balkan devleti Arnavutluk'tur.

Practice More

Balkan Antantı'nın dağılmasına neden olan dış gelişmeleri (II. Dünya Savaşı öncesi Mihver Devletlerin baskısı) inceleyebilirsiniz.

Alternative Method

TAYYAR kodlamasını (Türkiye, Arnavutluk -yanlış-, Yunanistan, Yugoslavya, Romanya) hatırlamaya çalışırken Arnavutluk'un oradaki 'A' harfi olmadığını, o 'A'nın sadece kodlama kolaylığı için kullanıldığını veya üyelerin (Türkiye, Yunanistan, Yugoslavya, Romanya) olduğunu bilmek elemeyi kolaylaştırır.
Estimated Time:45s
Question 74Question

Türkiye ile İngiltere arasında Musul Sorunu’nu nihai bir çözüme ulaştıran 1926 Ankara Antlaşması’nın imzalanma sürecinde; Milletler Cemiyeti’nin Brüksel Hattı kararı ve iç politikada çıkan Şeyh Sait İsyanı gibi gelişmeler Türkiye’nin dış politikadaki hareket alanını kısıtlamıştır.

Buna göre, 1926 Ankara Antlaşması’nın hükümleri ve sonuçları hakkında aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

Show answer & explanation

Answer: Musul ve Kerkük'ün Irak'a bırakılması karşılığında, bölge petrol gelirlerinin %10'u 25 yıl süreyle Türkiye'ye tahsis edilmiştir.

Answer

Musul ve Kerkük'ün Irak'a bırakılması karşılığında, bölge petrol gelirlerinin %10'unun 25 yıl süreyle Türkiye'ye verilmesi kararlaştırılmıştır.
1926 Ankara Antlaşması uyarınca Türkiye, Musul ve Kerkük'ün İngiliz mandası altındaki Irak'a ait olduğunu kabul etmiştir. Buna karşılık, bölgedeki petrol gelirlerinin %10'unun 25 yıl süreyle Türkiye'ye verilmesi hükme bağlanmıştır (Türkiye isterse bu hakkını 500 bin sterlin karşılığında devredebilme opsiyonuna da sahiptir). Bu durum, siyasi bir kayba karşı elde edilen sınırlı bir ekonomik kazanımdır.

Step-by-Step Solution

1
Musul Sorunu'nun diplomatik seyrini analiz etmek
Lozan'da çözülemeyen sorunun Milletler Cemiyeti'ne intikal ettiği ve Brüksel Hattı'nın sınır olarak belirlendiği görülür.
Sorunun hangi aşamalardan geçerek antlaşma noktasına geldiğini anlamak için gereklidir.
2
İç politikanın dış politikaya etkisini değerlendirmek
Şeyh Sait İsyanı'nın ordunun gücünü bölmesi ve Türkiye'yi İngiltere karşısında taviz vermeye zorladığı tespit edilir.
Antlaşmanın neden Türkiye'nin aleyhine sonuçlandığını açıklayan temel faktördür.
3
1926 Ankara Antlaşması'nın maddelerini incelemek
Musul'un Irak'a bırakıldığı ancak ekonomik hak olarak %10 petrol payının 25 yıllığına Türkiye'ye verildiği bilgisine ulaşılır.
Antlaşmanın içeriğindeki teknik detayları netleştirmek için gereklidir.

Key Concept

1926 Ankara Antlaşması ile Musul Sorunu'nun Çözümü ve Ekonomik Hükümler
Estimated Time:1m 15s
Question 75Question

1923 tarihli Lozan Boğazlar Sözleşmesi ile Boğazlar'ın her iki yakasında askersiz bölgeler oluşturulmuş ve geçişleri düzenlemek için uluslararası bir komisyon kurulmuştu. Ancak 1930'lu yıllarda Avrupa'daki silahlanma yarışı ve İtalya'nın Doğu Akdeniz'deki yayılmacı politikaları sonucu ortaya çıkan güvenlik endişeleri, Türkiye'yi Boğazlar rejiminin değiştirilmesi konusunda harekete geçirmiştir. Bu doğrultuda imzalanan 1936 Montrö Boğazlar Sözleşmesi'nin hükümleri dikkate alındığında, aşağıdakilerden hangisi bu sözleşme ile getirilen düzenlemelerden biri değildir?

Show answer & explanation

Answer: Boğazlar Komisyonu'nun yetkilerinin Milletler Cemiyeti denetimine bırakılarak varlığının korunması

Answer

Boğazlar Komisyonu'nun yetkilerinin Milletler Cemiyeti denetimine bırakılarak varlığının korunması
Doğru yanıt olan 'Boğazlar Komisyonu'nun yetkilerinin Milletler Cemiyeti denetimine bırakılarak varlığının korunması' ifadesi yanlıştır. Montrö Boğazlar Sözleşmesi ile Uluslararası Boğazlar Komisyonu tamamen feshedilmiş ve bu komisyonun tüm yetki ve görevleri doğrudan Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ne devredilmiştir. Bu durum Türkiye'nin Boğazlar üzerindeki tam egemenliğini perçinlemiştir.

Step-by-Step Solution

1
Lozan ve Montrö rejimleri arasındaki farkları analiz et.
Lozan'da Boğazlar Komisyonu varken, Montrö'de bu komisyon kaldırılmıştır.
Sözleşmenin temel amacı Türkiye'nin tam egemenliğini sağlamaktır.
2
Boğazlar Komisyonu'nun akıbetini incele.
Komisyonun yetkileri başka bir uluslararası kuruma devredilmemiş, doğrudan Türk hükümetine geçmiştir.
Milletler Cemiyeti denetimi gibi bir durum söz konusu değildir.

Key Concept

Montrö Boğazlar Sözleşmesi ile Türkiye'nin Boğazlar üzerindeki egemenlik haklarının tam olarak kazanılması.

Hints

1
Lozan ve Montrö arasındaki temel fark 'egemenlik' kısıtlamalarıdır.
2
Boğazlar Komisyonu'nun varlığı Türkiye'nin kendi toprakları üzerindeki karar alma yetkisini kısıtlıyordu.
3
Montrö ile komisyon tamamen tarihe karışmıştır; herhangi bir kuruma devredilmemiştir.

Practice More

Boğazlar Komisyonu'nun kaldırılmasının 'Misak-ı Milli' hedefleriyle ilişkisini değerlendiriniz.
Estimated Time:1m 0s
Question 76Question

Türkiye ile Yunanistan arasında Lozan Barış Antlaşması'ndan sonra uzun süre gerginliğe yol açan "Etabli" (yerleşiklik) sorunu, 10 Haziran 1930 tarihinde imzalanan Ankara Antlaşması ile çözüme kavuşturulmuştur. Bu antlaşma ile İstanbul Rumları ile Batı Trakya Türklerinin tamamının, şehre geliş tarihlerine bakılmaksızın "yerleşik" sayılması kararlaştırılmıştır.

Buna göre, Nüfus Mübadelesi sorununun çözüme kavuşturulmasının ardından yaşanan diplomatik gelişmeler arasında aşağıdakilerden hangisi yer almaz?

Show answer & explanation

Answer: Boğazlar Rejimi'ne dair kısıtlamaların kaldırılarak Boğazlar Komisyonu'nun tüm yetkilerinin Türkiye'ye devredilmesi

Answer

Boğazlar Rejimi'ne dair kısıtlamaların kaldırılarak Boğazlar Komisyonu'nun tüm yetkilerinin Türkiye'ye devredilmesi seçeneği, mübadele sorununun çözümüyle ilgili bir gelişme değildir.
Nüfus Mübadelesi (Etabli) sorununun 1930'da çözülmesi, Türk-Yunan ilişkilerinde bir bahar dönemi başlatmış ve bu süreç 1934 Balkan Antantı ile taçlanmıştır. Ancak Boğazlar Komisyonu'nun kaldırılması ve Boğazlar üzerinde tam egemenlik sağlanması, 1936 yılında imzalanan Montrö Boğazlar Sözleşmesi'nin bir sonucudur.

Step-by-Step Solution

1
Olayın tarihini ve içeriğini belirle.
1930 Ankara Antlaşması ile Etabli (Nüfus Mübadelesi) sorunu çözülmüş, İstanbul Rumları ve Batı Trakya Türkleri yerleşik sayılmıştır.
Sorunun hangi olayla bittiğini bilmek, sonrasındaki gelişmeleri ayırt etmek için gereklidir.
2
Çözümün dış politikadaki yansımalarını analiz et.
Çözüm, Türk-Yunan dostluğuna ve 1934 Balkan Antantı'na yol açmıştır. Venizelos'un Atatürk'ü Nobel'e aday göstermesi bu dostluğun sonucudur.
Mübadele sorununun çözümü Balkan coğrafyasındaki iş birliğinin ön şartıdır.
3
Seçeneklerdeki olayların kronolojik ve tematik uygunluğunu kontrol et.
Boğazlar Komisyonu'nun kaldırılması 1936 Montrö Sözleşmesi ile ilgili olup mübadele sorunuyla (1930) doğrudan ilişkili değildir.
Farklı dış politika konularının kronolojik olarak karıştırılmaması gerekir.

Key Concept

1930 Ankara Antlaşması ve Türk-Yunan Yakınlaşması

Practice More

1930 Ankara Antlaşması'nın diğer adı olan 'Ahali Sözleşmesi' kavramını ve Venizelos'un Türkiye ziyaretini inceleyebilirsiniz.
Estimated Time:1m 15s
Question 77Question

Türkiye Cumhuriyeti, 1930'lu yılların ortalarından itibaren Akdeniz ve Orta Doğu coğrafyasında artan saldırgan politikalara karşı çok taraflı iş birliği modelleri geliştirmiştir. Bu kapsamda Tahran'da yer alan Sadabat Sarayı'nda imzalanan pakt ile bölgesel bir dayanışma sergilenmiştir.

Buna göre, Sadabat Paktı'nın imzalanmasında en etkili olan dış gelişme ve Türkiye ile yaşadığı Hatay sorunu gibi nedenlerle paktın kurucu üyeleri arasında yer almayan komşu devlet aşağıdakilerin hangisinde doğru eşleştirilmiştir?

Show answer & explanation

Answer: İtalya'nın Habeşistan'ı işgali — Suriye

Answer

İtalya'nın Habeşistan'ı işgali ve Suriye'nin paktın dışında kalması
Sadabat Paktı'nın imzalanmasındaki en önemli dış etken, İtalya'nın Habeşistan'ı işgal ederek Orta Doğu ve Doğu Akdeniz'e yönelik yayılmacı bir siyaset izlemesidir. Paktın dışında kalan devlet ise Türkiye ile olan Hatay meselesi ve Irak ile yaşadığı sınır anlaşmazlıkları sebebiyle Suriye'dir.

Step-by-Step Solution

1
Dış tehdidi belirleme
1935'te İtalya'nın Habeşistan'a saldırması ve Akdeniz'deki yayılmacı söylemleri Orta Doğu güvenliğini tehlikeye atmıştır.
Revizyonist güçlerin saldırgan politikaları bölgesel güvenlik paktlarının kurulmasına zemin hazırlamıştır.
2
Üyeleri ve dışarıda kalanları analiz etme
Türkiye, İran, Irak ve Afganistan paktı imzalarken; Suriye Hatay sorunu nedeniyle paktın dışında kalmıştır.
Komşu devletler arasındaki ikili sorunlar bölgesel ittifakların kapsamını doğrudan etkilemiştir.

Key Concept

Sadabat Paktı'nın kuruluş gerekçeleri ve üye yapısı
Estimated Time:1m 0s
Question 78Question

Yeni Türk Devleti, Lozan Barış Antlaşması sonrasında yabancı okulların Türk yasalarına ve Milli Eğitim Bakanlığı denetimine girmesi konusunda taviz vermemiş; bu konuyu uluslararası bir platformda tartışmak isteyen Fransa'nın teklifini ise "bu bizim bir iç meselemizdir" diyerek geri çevirmiştir. Türkiye'nin yabancı okullar sorunundaki bu kararlı tutumu, aşağıdaki temel ilkelerden hangisiyle doğrudan bağdaşmaktadır?

Show answer & explanation

Answer: Milli egemenlik ve tam bağımsızlık

Answer

Milli egemenlik ve tam bağımsızlık
Türkiye'nin yabancı okullar meselesini diğer devletlerle görüşmeyi reddetmesi ve konuyu bir 'iç mesele' olarak nitelendirmesi, devletin kendi sınırları içerisindeki egemenlik haklarını koruma arzusundan kaynaklanır. Bu durum, tam bağımsızlık ilkesinin doğrudan bir sonucudur.

Step-by-Step Solution

1
Metni analiz etme
Türkiye'nin yabancı okullar konusunu bir 'iç mesele' olarak tanımladığı ve dış müdahaleyi reddettiği görülmektedir.
Sorunun özünü ve Türkiye'nin diplomatik duruşunu anlamak için.
2
Kavramsal eşleştirme yapma
Bir devletin kendi iç işlerine başka devletleri karıştırmaması 'milli egemenlik' ve 'bağımsızlık' kavramlarıyla açıklanır.
Siyasi ve hukuki bağımsızlığın temel gereği budur.
3
İlgili kanunla ilişkilendirme
Bu tutum, 3 Mart 1924'te çıkarılan Tevhid-i Tedrisat Kanunu ile eğitimde birliğin sağlanması ve millileştirilmesi hedefiyle örtüşmektedir.
Eğitimin ulusal egemenlik çerçevesinde birleştirilmesi gerektiğini doğrulamak için.

Key Concept

İç Mesele ve Egemenlik Hakları

Practice More

Yabancı okullar sorununun Fransa ile yaşanan diplomatik gerginlikler üzerindeki etkilerini inceleyebilirsiniz.
Estimated Time:45s
Question 79Question

Atatürk Dönemi'nde yabancı okullarda Türk kültür derslerinin Türk öğretmenler tarafından okutulması ve bu okulların Türk müfettişlerce denetlenmesi kararlaştırılmıştır. Bu kararlara uymayan okulların kapatılacağının ilan edilmesi üzerine Fransa'nın konuyu uluslararası bir platforma taşıma isteği, Türkiye tarafından "milli egemenliğe aykırı olduğu" gerekçesiyle reddedilmiştir. Türkiye'nin bu tutumu ve yabancı okullar konusunu bir "iç mesele" olarak tanımlaması, doğrudan aşağıdaki yasal düzenlemelerden hangisinin ruhuna ve uygulama esaslarına dayanmaktadır?

Show answer & explanation

Answer: Tevhid-i Tedrisat Kanunu

Answer

Tevhid-i Tedrisat Kanunu
Türkiye, 33 Mart 19241924'te yasalaşan Tevhid-i Tedrisat Kanunu ile eğitimde tam birliği ve devlet denetimini sağlamıştır. Bu kanun uyarınca yabancı okulların Türk kanunlarına, müfredatına ve denetimine tabi tutulması kararlaştırılmıştır. Fransa gibi devletlerin bu durumu diplomatik bir pazarlık konusu yapma girişimi, Türkiye tarafından milli egemenliğe müdahale ve bir iç mesele olarak görülerek reddedilmiştir. Dolayısıyla bu tutumun hukuki kökeni eğitimde birliği sağlayan yasadır.

Step-by-Step Solution

1
Eğitimde birliğin yasal dayanağını belirlemek
33 Mart 19241924 tarihinde kabul edilen Tevhid-i Tedrisat Kanunu, Türkiye'deki tüm eğitim kurumlarını Milli Eğitim Bakanlığına bağlamıştır.
Yabancı okulların Türk denetimine girmesi bu kanunun doğal bir sonucudur.
2
Dış politika tutumu ile yasal zemin arasındaki bağı kurmak
Türkiye, bu kanuna dayanarak yabancı okulların Türk müfettişlerince denetlenmesini istemiş; bu talebi reddeden devletlerin müdahale girişimlerini ise egemenlik hakkı ihlali sayarak geri çevirmiştir.
Milli egemenlik ilkesi, eğitimde tam bağımsızlığı ve iç işlerine karışılmamasını gerektirir.

Key Concept

Eğitimde Milli Egemenlik ve Tevhid-i Tedrisat
Estimated Time:1m 0s
Question 80Question

Atatürk Dönemi Türk dış politikasının en önemli başarılarından biri olan Hatay’ın anavatana katılması sürecindeki diplomatik aşamalar ve bölgenin hukuki statüsü dikkate alındığında, aşağıdakilerden hangisi doğru bir değerlendirmedir?

Show answer & explanation

Answer: 1921 Ankara Antlaşması ile bölgeye tanınan özel yönetim statüsü, Türkiye’nin Milletler Cemiyeti nezdinde savunduğu 'ayrı varlık' (entité distincte) tezinin uluslararası hukuktaki temelini oluşturmuştur.

Answer

1921 Ankara Antlaşması ile bölgeye tanınan özel yönetim statüsünün, Türkiye'nin 'ayrı varlık' tezinin hukuki temelini oluşturduğu ifadesi doğrudur.
Doğru seçenek, Hatay Sorunu'nun çözümündeki en kritik hukuki bağı kurmaktadır. 1921 Ankara Antlaşması'nda elde edilen özel statü hakları, Türkiye'nin 1936'da başlattığı diplomatik atağın 'hukuki meşruiyet' kaynağı olmuştur. Milletler Cemiyeti'nde savunulan 'ayrı varlık' tezi, bu antlaşmaya dayandırılmıştır.

Step-by-Step Solution

1
Tarihsel Dayanağın Belirlenmesi
1921 Ankara Antlaşması'nın 7. maddesi ile İskenderun ve Antakya bölgesine özel bir yönetim statüsü (özerklik) tanınmıştır.
Bu madde, bölgenin Suriye'nin genel idari yapısından farklı olduğunu uluslararası bir belgeyle tescil etmiştir.
2
Diplomatik Mücadelenin Başlaması
1936'da Fransa'nın Suriye mandasını bitirme kararı üzerine Türkiye, bu özel statüye dayanarak bölgenin geleceğinin Suriye'ye bırakılamayacağını savunmuştur.
Milletler Cemiyeti'ne başvurulurken 'ayrı varlık' (entité distincte) tezi bu tarihsel statü üzerine inşa edilmiştir.
3
Uluslararası Onay Süreci
Sandler Raporu ile Hatay'ın kendine has bir varlık olduğu kabul edilmiştir.
Bu rapor, 1921'deki hukuki durumun uluslararası toplum tarafından güncellenmiş bir onayı niteliğindedir.

Key Concept

Hatay Sorunu'nun Hukuki Dayanağı ve Diplomatik Süreci

Hints

1
Türkiye'nin Hatay konusundaki haklarını savunurken hangi eski antlaşmayı dayanak gösterdiğini hatırlayın.
2
Sakarya Meydan Muharebesi sonrası imzalanan 1921 Ankara Antlaşması'ndaki özerklik maddesini düşünün.
3
Milletler Cemiyeti raportörü Sandler'in raporunda geçen 'ayrı varlık' ifadesinin hukuki kökeni 1921 yılına dayanmaktadır.

Practice More

Sandler Raporu'nun içeriğini ve Hatay Devleti'nin ilk yöneticilerini (Tayfur Sökmen, Abdurrahman Melek) tekrar edin.
Estimated Time:2m 0s
PreviousPage 4 / 30Next
Atatürk Dönemi Türk Dış Politikası — KPSS Genel Yetenek - Genel Kültür — Page 4 | Examkin