Atatürk Dönemi Türk Dış Politikası

596 questions

Question 41Question →

19241924 yılında çıkarılan Tevhid-i Tedrisat Kanunu ve sonrasında yayımlanan yönetmeliklerle yabancı okullarda; Türkçe, tarih ve coğrafya derslerinin Türk öğretmenler tarafından Türkçe okutulması, bu kurumların Türk müfettişlerince denetlenmesi ve okul binalarında dini sembollerin bulundurulmaması kararlaştırılmıştır. Fransa ve Vatikan başta olmak üzere bazı devletler bu kararlara itiraz ederek konuyu diplomatik yollarla tartışmaya açmak istemişlerdir. Bu durum karşısında Türkiye'nin sergilediği temel diplomatik yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Konunun Türkiye’nin bir iç meselesi olduğunu belirterek yabancı devletlerle bu hususta görüşme yapmayı reddetmiştir.

Answer

Türkiye, yabancı okullar konusunu bir iç mesele sayarak hiçbir yabancı devlet veya kuruluşla müzakere etmeme yolunu seçmiştir.
Doğru cevap, Türkiye'nin konuyu bir iç mesele olarak görüp dış müdahaleyi reddetmesidir. Yeni Türk Devleti, Lozan'da kapitülasyonları kaldırarak bağımsızlığını ilan etmiş ve toprakları üzerindeki her türlü kurumun Türk kanunlarına tabi olması gerektiğini savunmuştur. Fransa'nın görüşme taleplerinin reddedilmesi, 'Tam Bağımsızlık' ve 'Milli Egemenlik' ilkelerinin bir sonucudur.

Step-by-Step Solution

1
Tevhid-i Tedrisat Kanunu ve ilgili yönetmeliklerin niteliğini belirlemek
Bu yasalar eğitimde birliği sağlamayı ve yabancı okulları Türk Milli Eğitim sistemine bağlamayı amaçlar.
Yabancı okulların denetimsiz ve milli menfaatlere aykırı eğitim vermesini engellemek hedeflenmiştir.
2
Dış devletlerin (Fransa ve Vatikan) tepkisini analiz etmek
Bu devletler konuyu uluslararası bir diplomasi masasına çekmeye çalışmıştır.
Okullar üzerindeki etkilerini korumak ve dini/siyasi amaçlarını sürdürmek istemişlerdir.
3
Türkiye'nin egemenlik anlayışı çerçevesinde verdiği tepkiyi saptamak
Türkiye 'Bu benim iç meselemdir' diyerek görüşme taleplerini geri çevirmiştir.
Bağımsız bir devletin kendi topraklarındaki okulları kendi yasalarına göre düzenlemesi uluslararası bir tartışma konusu yapılamaz.

Key Concept

İç Mesele Sayılma İlkesi

Hints

1
Türkiye bu sorunu bir dış politika sorunu olarak değil, kendi eğitim sisteminin bir parçası olarak görmüştür.
2
Lozan'da 'Azınlıklar' ve 'Yabancı Kurumlar' konusunda taviz verilmemesi, bu meselenin temelini oluşturur.
3
Türkiye, Fransa'nın görüşme notalarını 'egemenlik haklarımıza müdahale' sayarak geri çevirmiştir.

Practice More

Yabancı okullar sorununun çözümünün Atatürk ilkelerinden hangileriyle (Milliyetçilik, Laiklik, Bağımsızlık) doğrudan ilişkili olduğunu inceleyebilirsiniz.
Estimated Time:1m 15s
Question 42Question →

1930'lu yıllarda Almanya ve İtalya'nın yayılmacı politikaları karşısında uluslararası güvenliğin sarsılması, Türkiye'nin Boğazlar rejiminin değiştirilmesi için diplomatik girişimlerde bulunmasına zemin hazırlamıştır. 20 Temmuz 1936'da imzalanan Montrö Boğazlar Sözleşmesi ile Lozan Boğazlar Sözleşmesi'nde yer alan ve Türkiye'nin egemenlik haklarını kısıtlayan hangi yapısal unsur tamamen ortadan kaldırılmıştır?

Show answer & explanation

Answer: Uluslararası Boğazlar Komisyonunun varlığı ve tüm yetkileri

Answer

Uluslararası Boğazlar Komisyonunun varlığı ve tüm yetkilerinin sona erdirilmesi
Montrö Boğazlar Sözleşmesi'nin en önemli sonucu, Lozan döneminden kalan ve Türkiye'nin egemenliğine gölge düşüren Uluslararası Boğazlar Komisyonunun kaldırılmasıdır. Bu sayede Boğazlar yönetimi tamamen Türkiye'ye geçmiştir.

Step-by-Step Solution

1
Lozan ve Montrö düzenlemeleri arasındaki idari farkı analiz etme
Lozan Antlaşması'na göre Boğazlar, başkanı Türk olan ancak uluslararası nitelikteki bir komisyon tarafından yönetilmekteydi.
Bu durum Türkiye'nin kendi toprakları üzerinde tam otorite kurmasını engelleyen siyasi ve hukuki bir kısıtlamaydı.
2
Montrö Sözleşmesi'nin getirdiği temel değişikliği saptama
Sözleşme ile Boğazlar Komisyonu lağvedilmiş ve komisyonun tüm görev ve yetkileri doğrudan Türk hükûmetine devredilmiştir.
Komisyonun kaldırılması, Türkiye'nin Boğazlar üzerindeki tam egemenliğini (full sovereignty) tescil eden en önemli adımdır.

Key Concept

Montrö Boğazlar Sözleşmesi ve Tam Egemenlik

Hints

1
Türkiye'nin Boğazlar üzerinde 'tek yetkili' olmasını engelleyen kurumsal bir yapı vardı.

Practice More

Lozan ve Montrö sözleşmelerini; yönetim, savunma ve gemi geçiş rejimleri açısından karşılaştıran bir tablo hazırlayınız.
Estimated Time:50s
Question 43Question →

1934 yılında Türkiye, Yunanistan, Yugoslavya ve Romanya arasında imzalanan Balkan Antantı, 1930'lu yılların sonuna doğru Avrupa'da güç dengelerinin değişmesi ve yayılmacı politikaların artmasıyla işlevini yitirmeye başlamıştır. Buna göre, aşağıdakilerden hangisi Balkan Antantı'nın zayıflamasında ve parçalanma sürecine girmesinde etkili olan faktörlerden biri değildir?

Show answer & explanation

Answer: Bulgaristan'ın revizyonist emellerinden vazgeçerek ittifaka dahil olması

Answer

Bulgaristan'ın revizyonist emellerinden vazgeçerek ittifaka dahil olması
Balkan Antantı'na Türkiye, Yunanistan, Yugoslavya ve Romanya katılmıştır. Bulgaristan ise özellikle İkinci Balkan Savaşı ve I. Dünya Savaşı sonunda kaybettiği toprakları geri alma isteği (revizyonizm) nedeniyle bu pakta davet edilmesine rağmen katılmamıştır. Bulgaristan'ın tutumunda bir değişiklik olmaması ve pakta girmemesi, antantın Balkanlar'da tam bir güvenlik çemberi oluşturamamasının temel nedenlerinden biridir.

Step-by-Step Solution

1
Balkan Antantı'nın katılımcılarını hatırla
Pakt; Türkiye, Yunanistan, Yugoslavya ve Romanya (TAYYARE) arasında kurulmuştur.
Antantın kimler arasında kurulduğunu bilmek, kimlerin dışarıda kaldığını anlamayı sağlar.
2
Paktın dışındaki devletlerin tutumunu analiz et
Bulgaristan revizyonist hedefleri, Arnavutluk ise İtalya baskısı nedeniyle paktın dışında kalmıştır.
Bulgaristan'ın komşularından (Yunanistan, Yugoslavya, Romanya) toprak taleplerinden vazgeçmemesi katılımını engellemiştir.
3
Paktın dağılma sürecini değerlendir
Mihver baskısı ve üyelerin (özellikle Yugoslavya) taraf değiştirmesi paktı bitirmiştir.
Dış tehditlerin artması ve iç birliğin bozulması paktın sonunu hazırlamıştır ancak Bulgaristan'ın katılımı hiçbir zaman gerçekleşmemiştir.

Key Concept

Balkan Antantı'nın Üyeleri ve Başarısızlık Nedenleri

Practice More

Balkan Antantı (Batı sınırı) ile Sadabat Paktı'nı (Doğu sınırı) katılımcı devletler ve dışarıda kalanlar açısından karşılaştırmanız konuyu pekiştirecektir.
Estimated Time:50s
Question 44Question →

1934 yılında Türkiye, Yunanistan, Yugoslavya ve Romanya arasında imzalanan Balkan Antantı'na; komşu devletlerden toprak talebinde bulunması ve "revizyonist" (mevcut sınırları değiştirmeye yönelik) bir politika izlemesi nedeniyle katılmayan devlet aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Bulgaristan

Answer

Bulgaristan, yayılmacı ve revizyonist politikaları nedeniyle paktın dışında kalarak sınır güvenliği girişimine katılmamıştır.
Balkan Antantı, II. Dünya Savaşı öncesinde İtalya ve Almanya'nın yayılmacı politikalarına karşı sınırları korumak için kurulmuştur. Bulgaristan ise tam tersine, mevcut sınırları tanımayıp kaybettiği toprakları geri almak istediği için statükoyu (mevcut durumu) koruyan bu anlaşmaya imza atmamıştır.

Step-by-Step Solution

1
Balkan Antantı üyelerini hatırlamak.
Paktın üyeleri 'TAYYARE' şifresiyle kodlanabilir: Türkiye, Yunanistan, Yugoslavya, Romanya.
Soruda belirtilen dört ana üyenin dışındaki Balkan devletlerini tespit etmek gerekir.
2
Katılmayan devletlerin gerekçelerini analiz etmek.
Bulgaristan revizyonist (yayılmacı), Arnavutluk ise İtalyan baskısı nedeniyle dışarıda kalmıştır.
Sorudaki 'revizyonist politika' vurgusu doğrudan Bulgaristan'a işaret etmektedir.

Key Concept

Balkan Antantı'nın oluşum süreci ve üye yapısı
Estimated Time:45s
Question 45Question →

Atatürk dönemi Türk dış politikası; 1923−19301923-1930 yılları arasında ağırlıklı olarak Lozan Barış Antlaşması'ndan kalan pürüzlerin giderilmesine odaklanırken, 19301930'dan sonra 'milletlerarası iş birliği ve kolektif güvenlik' anlayışını merkeze almıştır.

Buna göre, aşağıdakilerden hangisi 1923−19301923-1930 dönemi gelişmeleri ve bu dönemde benimsenen dış politika ilkeleri arasında gösterilemez?

Show answer & explanation

Answer: Milletler Cemiyeti'ne üye olunarak dünya barışına katkı sağlanması

Answer

Milletler Cemiyeti'ne üye olunması, Türk dış politikasının kolektif güvenlik ve bölgesel iş birliğine yöneldiği 1930−19381930-1938 yılları arasındaki ikinci safhaya ait bir gelişmedir.
Türk dış politikasının ilk dönemi (1923−19301923-1930), Türkiye'nin uluslararası sistemdeki yerini sağlamlaştırma ve Lozan'dan kalan ikili sorunları (Etabli, Borçlar, Okullar, Musul) çözme odaklıdır. Milletler Cemiyeti'ne üye olunması ise 1818 Temmuz 19321932 tarihinde gerçekleşmiştir ve bu gelişme, dış politikanın 'Kolektif Güvenlik' arayışına girdiği ve bölgesel paktların (Balkan ve Sadabat) kurulduğu ikinci döneme aittir.

Step-by-Step Solution

1
Atatürk dönemi dış politikasının safhalarını belirle.
1923−19301923-1930 (Lozan'dan kalan sorunlar) ve 1930−19381930-1938 (Kolektif güvenlik) olmak üzere iki ana dönem vardır.
Sorunun kronolojik çerçevesini oturtmak için dönem ayrımı hayati önem taşır.
2
Seçeneklerdeki olayların ve ilkelerin tarihlerini değerlendir.
Mütekabiliyet, Yabancı Okullar, Mübadele ve Borçlar sorunları 1923−19301923-1930 arasındadır; ancak Milletler Cemiyeti üyeliği 19321932'dir.
Kronolojik hata barındıran seçeneği saptayarak dış politika değişimini anlamak gerekir.

Key Concept

Atatürk Dönemi Türk Dış Politikasının Dönemsel Karakteristikleri
Estimated Time:1m 15s
Question 46Question →

1925 yılında yayımlanan bir talimatname ile yabancı okullarda Türk dili, tarih ve coğrafya derslerinin Türk öğretmenler tarafından okutulması ve bu derslerin Türkçe yapılması zorunluluğu getirilmiştir. Bu kurallara uymayan okulların kapatılması kararını uluslararası bir platformda görüşmek isteyen Fransa ve Vatikan'a karşı Türkiye; bu okulların Türk kanunlarına tabi olduğunu belirterek görüşme taleplerini kesin bir dille reddetmiştir.

Türkiye’nin bu süreçteki kararlı tutumu ve sorunu bir "iç mesele" olarak tanımlaması, aşağıdaki temel ilkelerden hangisinin bir gereği olarak ortaya çıkmıştır?

Show answer & explanation

Answer: Ulusal bağımsızlık ve egemenlik hakları

Answer

Türkiye'nin yabancı okullar konusunu bir "iç mesele" sayarak dış müdahaleleri reddetmesi, ulusal bağımsızlık ve egemenlik haklarının bir sonucudur.
Türkiye Cumhuriyeti, Lozan Antlaşması'nda yabancı okulların Türk kanunlarına tabi olacağını kabul ettirmiştir. 1925'teki düzenlemelerle bu okullarda Türkçe, Tarih ve Coğrafya derslerinin Türk öğretmenlerce verilmesi zorunlu kılınmıştır. Bu kurallara uymayan okulların kapatılması bir iç hukuk meselesidir. Fransa ve Vatikan'ın bu durumu uluslararası bir pazarlık konusu yapma isteğinin reddedilmesi, Türkiye'nin kendi iç işlerinde tam yetkili olduğunu yani ulusal egemenlik ve bağımsızlık haklarını koruduğunu göstermektedir.

Step-by-Step Solution

1
1925 Talimatnamesi'nin içeriğini ve Türkiye'nin okul kapatma kararını değerlendir.
Türkiye, yabancı okulların müfredat ve denetim açısından Milli Eğitim Bakanlığına bağlı olduğunu ilan etmiştir.
Eğitim birliğinin ve devlet otoritesinin tüm kurumlar üzerinde tesis edilmesi gerekir.
2
Fransa ve Vatikan'ın müdahale girişimlerini ve Türkiye'nin cevabını analiz et.
Türkiye, bu konunun bir dış sorun değil, egemenlik haklarıyla ilgili bir iç mesele olduğunu savunmuştur.
Başka bir devletin iç işlerine karışması bağımsız devlet anlayışına aykırıdır.
3
Bu tutumun dayandığı temel siyasi ilkeyi belirle.
Ulusal bağımsızlık ve egemenlik.
Kendi topraklarındaki kurumları kendi yasalarına göre yönetme yetkisi egemenliğin temelidir.

Key Concept

Ulusal Egemenlik ve İç Mesele Kavramı
Estimated Time:1m 15s
Question 47Question →

1934 yılında Türkiye, Yunanistan, Yugoslavya ve Romanya arasında imzalanan Balkan Antantı, üye devletlerin sınırlarını karşılıklı olarak güvence altına almayı hedeflemiştir. Bölgenin önemli devletlerinden biri olan Bulgaristan'ın, Balkan Antantı'na davet edildiği halde katılmamasının temel nedeni aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Balkan Savaşları sonunda kaybettiği toprakları geri alma ve sınırlarını genişletme isteği

Answer

Bulgaristan'ın Balkan Antantı'na katılmama nedeni, Balkan Savaşları'nda kaybettiği toprakları geri alma isteği ve bu doğrultuda izlediği revizyonist (statükoyu değiştirmeye yönelik) politikadır.
Balkan Antantı, mevcut sınırları korumayı amaçlayan 'anti-revizyonist' bir pakttır. Bulgaristan ise II. Balkan Savaşı'nda kaybettiği toprakları geri almak isteyen 'revizyonist' bir politika izlediği için mevcut sınırların korunmasını taahhüt eden bu pakta katılmayı reddetmiştir.

Step-by-Step Solution

1
Paktın amacını analiz etmek
Balkan Antantı, mevcut sınırları korumayı (statükoyu) hedefleyen bir savunma paktıdır.
Üye devletlerin (Türkiye, Yunanistan, Yugoslavya, Romanya) sınır güvenliğini sağlamak için kurulmuştur.
2
Bulgaristan'ın dış politika hedeflerini değerlendirmek
Bulgaristan, özellikle II. Balkan Savaşı sonrası kaybettiği topraklar üzerinde hak iddia etmektedir.
Bulgaristan'ın bu talepleri, paktın hedeflediği 'sınırların korunması' ilkesiyle çelişmektedir.
3
Katılmama gerekçesini belirlemek
Bulgaristan'ın yayılmacı ve revizyonist bir tutum sergilemesi, onu paktın dışında bırakmıştır.
Mevcut sınırları kabul etmeyen bir devletin, o sınırları korumayı vaat eden bir pakta girmesi beklenemez.

Key Concept

Revizyonist ve Anti-revizyonist Devletler
Question 48Question →

Lozan Antlaşması ile hükme bağlanan Osmanlı borçlarının tasfiyesi sürecinde, 19291929 Dünya Ekonomik Bunalımı'nın etkisiyle Türkiye'nin ödeme dengesi ciddi şekilde sarsılmıştır. Bu tıkanıklığı aşmak amacıyla Türkiye'nin en büyük alacaklı konumundaki Fransa ile yeni bir taksitlendirme planı yapmasına imkân tanıyan ve borç ödemelerinin bir süreliğine ertelenmesini sağlayan uluslararası gelişme aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Hoover Moratoryumu'nun yayınlanması

Answer

Hoover Moratoryumu'nun yayınlanması
Hoover Moratoryumu, 19311931 yılında yayınlanarak uluslararası savaş borçlarının ve tazminatların ödenmesini bir yıl süreyle askıya almıştır. Türkiye, bu moratoryumdan faydalanarak borç ödemelerini durdurmuş ve ardından Fransa başta olmak üzere alacaklı devletlerle 19331933 yılında Paris'te yeni bir ödeme protokolü imzalamıştır. Bu protokol ile borçlar taksitlendirilmiş ve Türkiye lehine düzenlemeler yapılmıştır.

Step-by-Step Solution

1
Ekonomik durumun analizi
Lozan sonrası 19291929 krizi Türkiye'nin borç ödeme gücünü zayıflatmıştır.
Dış borçlar, ihraç edilen tarım ürünlerinin fiyatlarının düşmesi nedeniyle döviz darlığı yaratmıştır.
2
Uluslararası çözümün tespiti
Hoover Moratoryumu ile borçların ertelenmesi.
ABD Başkanı'nın sunduğu bu öneri, Türkiye'nin en büyük alacaklısı Fransa ile masaya oturup ödemeleri taksitlendirmesine zemin hazırlamıştır.

Key Concept

1929 Dünya Ekonomik Bunalımı'nın Türk dış politikasına etkisi ve Hoover Moratoryumu
Estimated Time:1m 15s
Question 49Question →

1930'lu yıllarda totaliter rejimlerin yayılmacı politikaları karşısında Türkiye, bölgesel barışı korumak ve sınır güvenliğini sağlamak amacıyla çok taraflı ittifaklara öncülük etmiştir. Bu doğrultuda 8 Temmuz 1937 tarihinde kurulan Sadabat Paktı ile ilgili aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?

Show answer & explanation

Answer: Paktın oluşum ve savunma stratejileri, Balkan Antantı üyeleri olan Yunanistan ve Yugoslavya'nın askeri desteğiyle belirlenmiştir.

Answer

Paktın oluşum ve savunma stratejilerinin Yunanistan ve Yugoslavya'nın desteğiyle belirlendiği bilgisi yanlıştır; çünkü bu devletler Sadabat Paktı'nın değil, Balkan Antantı'nın üyeleridir.
Sadabat Paktı; Türkiye, İran, Irak ve Afganistan arasında imzalanmış bölgesel bir güvenlik iş birliğidir. Yunanistan ve Yugoslavya ise Türkiye'nin batı sınırlarını güvence altına almak için kurulan Balkan Antantı'nın (1934) üyeleridir. Dolayısıyla bu devletlerin Sadabat Paktı'nın oluşumunda veya askeri stratejilerinde herhangi bir rolü bulunmamaktadır.

Step-by-Step Solution

1
Paktın kurulma nedenini analiz et.
İtalya'nın Habeşistan (Etiyopya) işgali ve Akdeniz'deki saldırganlığı, Orta Doğu ülkelerini birleşmeye itmiştir.
Bölgesel güvenliğin sağlanması dış tehditlere karşı bir zorunluluk haline gelmiştir.
2
Üye devletleri ve paktın coğrafi odağını belirle.
Türkiye, İran, Irak ve Afganistan kurucu üyelerdir. Suriye ise Hatay meselesi nedeniyle dışarıda kalmıştır.
Paktın amacı Türkiye'nin doğu sınırlarını ve Orta Doğu güvenliğini tesis etmektir.
3
Bölgesel ittifakları karşılaştır.
Yunanistan, Yugoslavya ve Romanya Batı sınırlarını korumak için 1934'te Balkan Antantı'nda yer almıştır; 1937'deki Sadabat Paktı ile ilişkileri yoktur.
Farklı coğrafi bölgelerdeki güvenlik ihtiyaçları farklı ittifakların doğmasına neden olmuştur.

Key Concept

Sadabat Paktı üye devletleri ve bölgesel kapsamı

Practice More

Balkan Antantı ve Sadabat Paktı üyelerini 'T-İ-Y-A' (Türkiye, İran, Yugoslavya, Afganistan - Hatalı) gibi kodlamalar yerine bölgelere göre ayırarak çalışmak karışıklığı önleyecektir.
Estimated Time:55s
Question 50Question →

Atatürk döneminde Türk dış politikası; Lozan Barış Antlaşması’ndan kalan meselelerin 'gerçekçilik' ilkesiyle çözülmeye çalışıldığı birinci safha (1923−19321923-1932) ve dünya barışına katkı sağlama amacıyla 'kolektif güvenlik' arayışlarının ön plana çıktığı ikinci safha (1932−19391932-1939) olarak ikiye ayrılır. Buna göre, aşağıdakilerden hangisinin dış politikadaki bu 'ikinci safha' içerisinde gerçekleştiği söylenemez?

Show answer & explanation

Answer: Yabancı okulların Türk kanunlarına tabi kılınarak bir iç mesele olarak kararlılıkla çözümlenmesi

Answer

Yabancı okulların bir iç mesele olarak çözümlenmesi, dış politikanın 1923-1932 yılları arasındaki birinci safhasına aittir.
Doğru yanıt olan yabancı okullar meselesi, 1924-1926 yılları arasında çözülmüş olup Atatürk dönemi dış politikasının ilk safhasında yer alır. Bu dönemde Türkiye, Lozan’dan kalan ikili pürüzleri (Musul, borçlar, nüfus mübadelesi, yabancı okullar) temizlemeye odaklanmıştır.

Step-by-Step Solution

1
Dış politikanın dönem ayrımını analiz etmek
I. Dönem (1923−19321923-1932): Lozan'dan kalan sorunlar; II. Dönem (1932−19391932-1939): Kolektif güvenlik.
Soru kökünde belirtilen safhaların kapsamını belirlemek için gereklidir.
2
Seçeneklerdeki olayların kronolojik tarihlerini kontrol etmek
Balkan Antantı (19341934), Montrö (19361936), Sadabat Paktı (19371937), Hatay (19361936); Yabancı Okullar (1924−19261924-1926).
Hangi gelişmenin 1932 sonrası safhaya dahil olmadığını tespit etmek için.

Key Concept

Atatürk Dönemi Dış Politika Safhaları

Hints

1
Dış politikanın ikinci safhası (1932−19391932-1939), özellikle İtalya ve Almanya'nın yayılmacı politikalarına karşı alınan önlemleri kapsar.

Practice More

Balkan Antantı ve Sadabat Paktı'na katılan ülkeleri ve bu paktların hangi sınırlarda güvenlik sağladığını tekrar ediniz.
Estimated Time:1m 15s
Question 51Question →

1930'lu yıllarda İtalya'nın Habeşistan'ı (Etiyopya) işgal etmesi ve Orta Doğu'daki yayılmacı politikalarına karşı bölgesel güvenliği sağlamak amacıyla 1937 yılında kurulan Sadabat Paktı'na, Türkiye ile yaşadığı Hatay sorunu ve sınır anlaşmazlıkları nedeniyle katılmayan devlet aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Suriye

Answer

Türkiye ile Hatay ve sınır sorunları yaşayan Suriye, Sadabat Paktı'na katılmamıştır.
Sadabat Paktı, 8 Temmuz 1937'de Türkiye, İran, Irak ve Afganistan arasında Tahran'da imzalanmıştır. Bu paktın kurulmasındaki en önemli dış etken, İtalya'nın Habeşistan'ı (Etiyopya) işgal ederek Orta Doğu ve Doğu Akdeniz'de yayılmacı bir siyaset izlemesidir. Suriye; Türkiye ile yaşadığı Hatay sorunu ve Fransız mandası altında olması gibi nedenlerle bu bölgesel iş birliğinin dışında kalmıştır.

Step-by-Step Solution

1
Sadabat Paktı'nın (1937) kuruluş amacı ve üyeleri hatırlanır.
Üyeler: Türkiye, İran, Irak ve Afganistan'dır. Temel amaç İtalyan tehdidine karşı güvenliktir.
Soruda paktın dışındaki ülke sorulduğu için öncelikle katılımcı listesi netleştirilmelidir.
2
Seçeneklerdeki ülkelerin paktla olan ilişkisi değerlendirilir.
Suriye'nin Türkiye ile Hatay sorunu yaşaması nedeniyle paktın dışında kaldığı tespit edilir.
Dış politikadaki ikili anlaşmazlıklar, çok taraflı güvenlik ittifaklarına katılımı engelleyen en önemli unsurdur.

Key Concept

Sadabat Paktı Üyeleri ve Bölgesel Sorunlar
Estimated Time:45s
Question 52Question →

Lozan Antlaşması ile Osmanlı Devleti'nden kalan borçlar, İmparatorluk'tan ayrılan devletler arasında paylaştırılmış; en büyük borç yükü Türkiye Cumhuriyeti'ne kalmıştır. 1929 yılında başlayan Dünya Ekonomik Bunalımı, Türkiye'nin borç ödeme takvimini aksatmış ve bu durum Türkiye ile en büyük alacaklı konumunda olan devlet arasında gerginliğe neden olmuştur. Türkiye'nin bu süreçte dış borç ödemelerini ertelemesine olanak sağlayan ve 1933 yılında borçların yeniden yapılandırılmasına zemin hazırlayan uluslararası gelişme aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Hoover Moratoryumu'nun ilanı

Answer

Türkiye'nin borç ödemelerini ertelemesine olanak sağlayan gelişme Hoover Moratoryumu'dur.
Hoover Moratoryumu'nun ilanı, 1929 Ekonomik Bunalımı nedeniyle ödeme zorluğu çeken devletlere borçlarını erteleme imkanı tanımıştır. Türkiye de bu durumdan yararlanarak borç ödemelerini askıya almış ve en büyük alacaklı konumundaki Fransa ile yeni şartlarda anlaşarak borçlarını Türk lirası üzerinden yapılandırmıştır.

Step-by-Step Solution

1
Sorunun bağlamını belirleme
Lozan sonrası Osmanlı borçları ve 1929 Ekonomik Bunalımı'nın etkisi analiz edilir.
Borç ödemelerinin neden aksadığını anlamak için ekonomik krizin etkisini bilmek gerekir.
2
Uluslararası çözüm mekanizmasını tespit etme
ABD Başkanı Hoover'ın 1931'de yayınladığı borç erteleme kararı (Hoover Moratoryumu) saptanır.
Türkiye bu uluslararası haktan faydalanarak ödemelerini durdurmuş ve alacaklı Fransa ile masaya oturmuştur.
3
Sonucu doğrulama
1933 Paris Borçlar Anlaşması ile borçların Türk lirası cinsinden taksitlendirilmesi sağlanmıştır.
Soru, bu süreci başlatan uluslararası gelişmeyi sorduğu için doğru yanıt moratoryumdur.

Key Concept

1929 Dünya Ekonomik Bunalımı'nın Türk dış politikasına ve dış borçlar yönetimine etkisi.
Estimated Time:55s
Question 53Question →

Atatürk Dönemi'nde Orta Doğu'da bölgesel güvenliği sağlamak amacıyla imzalanan Sadabat Paktı'nın önündeki en büyük engellerden biri, paktın tarafları arasında yer alan bazı devletlerin kendi aralarındaki sınır anlaşmazlıklarıydı. Özellikle Irak ve bir diğer bölge devleti arasındaki Sattülarap (Shatt al-Arab) su yolu üzerindeki sorunların çözüme kavuşması, paktın 8 Temmuz 1937'de imzalanmasını hızlandırmıştır. Buna göre, Irak ile yaşadığı sınır sorununu çözerek Sadabat Paktı'nın imzalanmasına zemin hazırlayan devlet aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: İran

Answer

İran, Irak ile yaşadığı Sattülarap sınır uyuşmazlığını çözerek Sadabat Paktı'nın imzalanmasını sağlamıştır.
Sadabat Paktı'nın imzalanabilmesi için bölge ülkeleri arasındaki ikili uyuşmazlıkların giderilmesi gerekiyordu. Irak ve İran arasındaki Sattülarap su yolu meselesi paktın imzalanmasını geciktiren en önemli sorundu. 1937 yılında bu iki devletin anlaşmaya varmasıyla paktın imzalanmasının önü açılmıştır.

Step-by-Step Solution

1
Sadabat Paktı üyelerini belirlemek
Paktın üyeleri Türkiye, İran, Irak ve Afganistan'dır.
Soru paktın imzalanma sürecindeki ikili bir sorunu sormaktadır; bu nedenle üyeler bilinmelidir.
2
Bölgesel engelleri analiz etmek
Irak ve İran arasındaki Sattülarap (Shatt al-Arab) sorunu paktın önündeki temel engeldir.
Ülkeler arası iş birliği için öncelikle sınır güvenliği ve toprak bütünlüğü konularında anlaşılması gerekmektedir.
3
Sorunun çözümünü paktın imzalanmasıyla ilişkilendirmek
Irak ve İran'ın 1937'de anlaşmasıyla pakt aynı yıl Tahran'da imzalanmıştır.
İkili sorunların çözümü, çok taraflı bölgesel paktların kurulmasına zemin hazırlar.

Key Concept

Sadabat Paktı'nın kurulmasını kolaylaştıran diplomatik gelişmeler ve üye ülkeler arası ilişkiler.
Estimated Time:1m 15s
Question 54Question →

Yeni Türk Devleti'nin dış siyaseti; 19231923 ile 19301930'lu yılların başı arasındaki süreçte bağımsızlığı pekiştirme ve Lozan Antlaşması'ndan kalan pürüzleri giderme üzerine kurulmuştur. Bu safhanın ardından, dünyada artan savaş tehdidi karşısında bölgesel ve küresel barışı korumaya yönelik "kolektif güvenlik" stratejisi ön plana çıkmıştır.

Buna göre aşağıdakilerden hangisi, Türkiye'nin **19321932 sonrasında benimsediği bu kolektif güvenlik anlayışı kapsamında gerçekleştirdiği faaliyetlerden biri değildir**?

Show answer & explanation

Answer: Musul sorununun İngiltere ile yapılan Ankara Antlaşması ile çözülmesi

Answer

Musul sorununun çözülmesi, Türk dış politikasının 1923-1932 yılları arasındaki birinci dönemine (Lozan'dan kalan sorunların tasfiyesi) ait bir gelişmedir; bu nedenle kolektif güvenlik odaklı ikinci dönem (1932-1939) kapsamında değerlendirilemez.
Musul sorunu 19261926 yılında İngiltere ile yapılan Ankara Antlaşması ile çözüme kavuşturulmuştur. Bu gelişme, Türk dış politikasının Lozan Barış Antlaşması'ndan kalan eksik ve pürüzlü konuları netleştirmeye çalıştığı birinci safhaya (1923−19321923-1932) aittir. Oysa kolektif güvenlik anlayışı, özellikle 19301930'lu yılların başından itibaren Avrupa'da yükselen revizyonist (yayılmacı) tehditlere karşı çok taraflı iş birliğini ifade eder.

Step-by-Step Solution

1
Dış politikanın dönemlerini belirle
1923-1932 arası sorunları çözme, 1932-1939 arası kolektif güvenlik/barışı koruma dönemidir.
Soruda istenen 1932 sonrası (kolektif güvenlik) anlayışı dışında kalan seçeneği bulmaktır.
2
Seçeneklerdeki olayların kronolojisini ve amacını analiz et
Milletler Cemiyeti (1932), Balkan Antantı (1934), Montrö (1936) ve Sadabat Paktı (1937) kolektif güvenlik amaçlıdır; Musul sorunu (1926) ise ikili bir sorunun çözümüdür.
Zaman çizelgesine göre Musul sorunu 1932 öncesinde kalmaktadır.
3
İlkesel uygunluğu kontrol et
Musul meselesi 'Lozan'dan kalan pürüzlerin giderilmesi' safhasına dahildir.
1920'lerdeki dış politika içe dönük sorunları bitirmeye odaklıyken, 1930'lar dış tehditlere (Almanya-İtalya) karşı iş birliği odaklıdır.

Key Concept

Atatürk dönemi Türk dış politikası kronolojik ve amaçsal olarak ikiye ayrılır: Lozan Sorunları Dönemi (1923-1932) ve Milletlerarası İş Birliği/Kolektif Güvenlik Dönemi (1932-1939).

Hints

1
Türk dış politikasını 1932 öncesi (Lozan odaklı) ve sonrası (Barış/Pakt odaklı) olarak düşünün.
2
Hangi seçenek ikili (Türkiye ve tek bir devlet) bir sorunu çözmeye yöneliktir ve tarihi daha eskidir?
3
Musul sorunu 1926 yılında İngiltere ile çözülmüştür; bu tarih kolektif güvenlik döneminin başlangıcı kabul edilen 1932'den öncedir.

Practice More

Türk dış politikasındaki 'mütekabiliyet' (karşılıklılık) ilkesinin Yabancı Okullar ve Nüfus Mübadelesi gibi konularda nasıl uygulandığını inceleyebilirsiniz.
Estimated Time:1m 15s
Question 55Question →

Türkiye’nin 1930’lu yıllarda takip ettiği barışçı diplomasi doğrultusunda, Doğu sınırlarını güvence altına almak amacıyla İran, Irak ve Afganistan ile 1937 yılında imzaladığı Sadabat Paktı ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

Show answer & explanation

Answer: Pakt, üye devletler arasında ortak bir sınır koruma gücü ve savunma birliği kurulmasını sağlayan askeri bir ittifaktır.

Answer

Paktın üye devletler arasında ortak bir askeri savunma birliği veya ordu kurulmasını öngördüğü ifadesi yanlıştır; çünkü Sadabat Paktı bir askeri ittifak değil, siyasi bir saldırmazlık paktıdır.
Sadabat Paktı, üye devletlerin (Türkiye, İran, Irak, Afganistan) birbirlerinin iç işlerine karışmamasını, sınırlarına saygı duymasını ve Milletler Cemiyeti ilkelerine bağlı kalmasını öngören siyasi bir anlaşmadır. Herhangi bir ortak ordu, askeri savunma birliği veya topyekün savunma şartı içermez. Bu nedenle paktın askeri bir savunma birliği oluşturduğu ifadesi yanlıştır.

Step-by-Step Solution

1
Sadabat Paktı'nın niteliğini tanımlama
Paktın bir savunma ittifakı (NATO gibi) değil, bir saldırmazlık ve danışma paktı olduğu belirlenir.
Paktın amacı üye devletlerin birbirine saldırmamasını ve ortak çıkarlarda danışmada bulunmasını sağlamaktır.
2
Üye devletleri ve dışlanan devletleri kontrol etme
Türkiye, İran, Irak ve Afganistan'ın üye olduğu, Suriye'nin ise Hatay ve sınır sorunları nedeniyle katılmadığı doğrulanır.
Bölgesel katılımın sınırlarını anlamak için gereklidir.
3
Dış tehdit unsurunu değerlendirme
İtalya'nın Habeşistan (Etiyopya) işgalinin paktı tetikleyen ana dış etken olduğu görülür.
Paktın neden 1937 yılında imzalandığını açıklar.

Key Concept

Sadabat Paktı'nın Siyasi Niteliği ve Bölgesel Güvenlikteki Rolü

Practice More

Balkan Antantı ile Sadabat Paktı'nın üye devletlerini ve kurulma amaçlarını karşılaştıran bir tablo hazırlamak konuyu pekiştirir.
Estimated Time:1m 15s
Question 56Question →

19301930’lu yıllarda İtalya ve Almanya gibi devletlerin revizyonist (yayılmacı) politikalarının yarattığı küresel güvenlik tehdidi üzerine imzalanan Montrö Boğazlar Sözleşmesi ile sağlanan aşağıdaki hükümlerden hangisi, Türkiye'nin Boğazlar üzerindeki egemenlik haklarını kısıtlayan "idari" engelin tamamen ortadan kaldırıldığını doğrudan kanıtlar?

Show answer & explanation

Answer: Uluslararası Boğazlar Komisyonu'nun kaldırılarak tüm yetkilerinin Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ne devredilmesi

Answer

Uluslararası Boğazlar Komisyonu'nun kaldırılarak yetkilerin Türkiye'ye devredilmesi hükmü, Türkiye'nin Boğazlar üzerindeki idari egemenliğini kısıtlayan en büyük engeli ortadan kaldırmıştır.
Lozan Boğazlar Sözleşmesi'nde Boğazlar'ın yönetimi, başkanlığını bir Türk'ün yaptığı ancak uluslararası bir heyetten oluşan bir komisyona bırakılmıştı. Bu durum Türkiye'nin egemenlik haklarına gölge düşürmekteydi. Montrö Boğazlar Sözleşmesi ile bu komisyonun kaldırılması ve yetkilerinin tamamen Türkiye'ye devredilmesi, Boğazlar üzerindeki idari kısıtlamayı sona erdirerek Türkiye'nin tam egemenliğini tescil etmiştir.

Step-by-Step Solution

1
19301930’lu yılların uluslararası ortamını analiz et.
Almanya ve İtalya'nın yayılmacı politikaları Lozan'daki statükoyu tehdit eder hale gelmiştir.
Türkiye'nin sözleşmeyi revize etme talebinin haklı gerekçesini anlamak için gereklidir.
2
Lozan ve Montrö arasındaki idari farkı saptar.
Lozan'da var olan "Uluslararası Komisyon" yapısının Montrö ile feshedildiği belirlenir.
Egemenlik haklarını kısıtlayan temel idari unsur komisyon yapısıdır.
3
Sonuca ulaş.
Komisyonun kaldırılması Türkiye'nin Boğazlar üzerindeki tek yetkili merci olmasını sağlamıştır.
İdari bağımsızlık doğrudan bu madde ile kanıtlanır.

Key Concept

Montrö Boğazlar Sözleşmesi ile Tam Egemenlik
Estimated Time:1m 30s
Question 57Question →

Atatürk Dönemi'nde Osmanlı Devleti'nden kalan dış borçların tasfiyesi sürecinde Türkiye ile en büyük alacaklı konumundaki Fransa arasında uzun süren diplomatik gerginlikler yaşanmıştır. Bu gerginliğin temelini oluşturan ve 19331933 yılındaki yeni düzenlemeye kadar çözüm bekleyen temel uyuşmazlık konusu aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Borçların hangi para birimi ve değer (altın veya kâğıt frank) üzerinden ödeneceği

Answer

Dış borçlar sorununda Fransa ile yaşanan temel teknik uyuşmazlık, ödemelerin altın frank mı yoksa kâğıt frank mı üzerinden yapılacağı konusudur.
Doğru seçenek, borçların hangi para birimi veya değer üzerinden ödeneceğine dair yaşanan uyuşmazlığı ifade eder. Fransa, ödemelerin 'Altın Frank' üzerinden yapılmasını dayatarak daha fazla gelir elde etmeyi amaçlamış; Türkiye ise 'Kâğıt Frank' üzerinden ödeme yaparak mali yükünü hafifletmeyi savunmuştur. Bu teknik tartışma, 19331933 yılında Türkiye'nin lehine sonuçlanmıştır.

Step-by-Step Solution

1
Lozan sonrası borç paylaşımını değerlendirme
Lozan'da Osmanlı borçları, imparatorluktan ayrılan devletler arasında paylaştırılmış ve Türkiye'nin payına düşen miktar belirlenmiştir.
Borçların hangi devletler tarafından ödeneceği kurala bağlanmıştır.
2
Fransa ile yaşanan uyuşmazlığın teknik nedenini saptama
Fransa, alacaklarını daha yüksek değerli olan altın frank üzerinden talep etmiş; Türkiye ise kâğıt frank üzerinden ödeme yapma konusunda direnmiştir.
Döviz kurlarındaki değişimler Türkiye'nin ödeme yükünü doğrudan etkilediği için bu bir kriz konusu olmuştur.
3
Sürecin nihai sonucunu belirleme
19331933 Paris Antlaşması ile borçlar yeniden taksitlendirilmiş ve ödemelerin Fransız frangı (kâğıt) üzerinden yapılması kabul edilmiştir.
19291929 Dünya Ekonomik Bunalımı sonrası Hoover Moratoryumu'nun da etkisiyle Türkiye'nin talepleri kabul görmüştür.

Key Concept

Altın Frank - Kâğıt Frank Uyuşmazlığı

Practice More

Hoover Moratoryumu'nun Türkiye'nin borç ödeme takvimine olan etkisini inceleyebilirsiniz.
Estimated Time:1m 0s
Question 58Question →

Lozan Barış Konferansı’nda çözümü Türkiye ile İngiltere arasındaki ikili görüşmelere bırakılan Musul Sorunu sürecinde, Milletler Cemiyeti tarafından geçici bir sınır çizgisi olarak 'Brüksel Hattı' raporu kabul edilmiştir. Türkiye bu haksız karara karşı askeri bir müdahale hazırlığı içerisindeyken, Doğu Anadolu’da patlak veren Şeyh Sait İsyanı dış politikadaki manevra alanını kısıtlamış ve hükümeti diplomatik bir çözüme zorlamıştır.

Bu tarihsel süreç ve iç politikadaki gelişmelerin etkisiyle imzalanan 19261926 Ankara Antlaşması ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Musul ve Kerkük İngiliz mandasındaki Irak’a bırakılmış, bölge petrol gelirlerinin %10’u 25 yıl süreyle Türkiye’ye verilmiştir.

Answer

Musul ve Kerkük'ün İngiliz mandası altındaki Irak'a bırakılmasına karşılık, bölge petrol gelirlerinin %10'unun 25 yıl süreyle Türkiye'ye verilmesi kararlaştırılmıştır.
Doğru yanıt olan seçenek, 19261926 Ankara Antlaşması'nın en temel hükmünü içermektedir. Türkiye, iç politikadaki zorluklar nedeniyle Musul'dan vazgeçmek zorunda kalmış ancak ekonomik bir hak olarak petrol payını antlaşmaya ekletmiştir.

Step-by-Step Solution

1
Musul Sorunu'nun diplomatik evrelerini hatırla.
Haliç Konferansı'nda sonuç alınamaması üzerine konu Milletler Cemiyeti'ne taşınmış ve Brüksel Hattı oluşturulmuştur.
Sürecin uluslararası boyuta nasıl taşındığını anlamak için gereklidir.
2
İç politikadaki Şeyh Sait İsyanı'nın etkisini analiz et.
İsyan nedeniyle Türkiye askeri bir çözümden vazgeçerek masada diplomatik taviz vermek zorunda kalmıştır.
Dış politikanın iç olaylardan nasıl etkilendiğini görmek açısından kritiktir.
3
19261926 Ankara Antlaşması'nın maddelerini değerlendir.
Musul'un Irak'a bırakılmasına rağmen petrol geliri payı ve bu hakkın paraya çevrilebilmesi gibi maddeler antlaşmada yer almıştır.
Doğru sonucu tespit etmek için antlaşmanın teknik detaylarını bilmek gerekir.

Key Concept

Musul Sorunu'nun Türkiye'nin aleyhine ancak diplomatik bir dengeyle çözülmesi

Practice More

Musul Sorunu'nun Misak-ı Milli'den verilen tavizler arasındaki yerini diğer olaylarla (Batum, Hatay) kıyaslayarak çalışabilirsiniz.
Estimated Time:1m 30s
Question 59Question →

Atatürk Dönemi'nde Türkiye, uluslararası barışın korunmasına katkı sağlamak ve sınırlarının güvenliğini pekiştirmek amacıyla bölgesel ittifaklara önem vermiştir. Bu doğrultuda 88 Temmuz 19371937 tarihinde Tahran'da imzalanan Sadabat Paktı ile ilgili aşağıdaki bilgilerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: İtalya'nın Habeşistan'ı işgali ve Orta Doğu'daki yayılmacı politikaları, paktın imzalanmasını hızlandıran temel dış gelişmedir.

Answer

İtalya'nın Habeşistan'ı işgali ve Orta Doğu'daki yayılmacı emellerinin paktın imzalanmasında temel dış faktör olduğu ifadesi doğrudur.
Sadabat Paktı'nın imzalanmasındaki en önemli dış etken, revizyonist ve yayılmacı politikalar izleyen İtalya'nın Habeşistan'a saldırması ve Orta Doğu havzasını tehdit etmeye başlamasıdır. Türkiye bu tehdit karşısında doğu sınırlarını güvence altına almak için bu ittifakın kurulmasına öncülük etmiştir.

Step-by-Step Solution

1
Dönemin uluslararası konjonktürünü analiz edin.
1930'lu yılların ortalarında İtalya'nın Habeşistan'ı (Etiyopya) işgali, Orta Doğu ve Akdeniz ülkelerinde güvenlik kaygılarını artırmıştır.
Tehdit algısını doğru tanımlamak paktın amacını anlamayı sağlar.
2
Paktın üyelerini ve imzalanma yerini belirleyin.
Pakt; Türkiye, İran, Irak ve Afganistan arasında Tahran'daki Sadabat Sarayı'nda imzalanmıştır.
Üye yapısı paktın bölgesel niteliğini (Doğu) ortaya koyar.
3
Paktın dışında kalan devletleri ve nedenlerini değerlendirin.
Suriye, Türkiye ile Hatay sorunu ve Irak ile sınır sorunları yaşadığı için pakta katılmamıştır.
Çelişkili durumları ve yanlış eşleştirmeleri (Hatay yerine Musul gibi) elemek için gereklidir.

Key Concept

Sadabat Paktı ve Türk Dış Politikası
Estimated Time:1m 15s
Question 60Question →

Lozan Antlaşması'na ek olarak imzalanan Türk-Yunan Nüfus Mübadelesi Sözleşmesi'ne göre İstanbul Rumları ile Batı Trakya Türkleri "etabli" (yerleşik) sayılarak değişim dışında tutulmuştur. Ancak 1923'ten 1930 yılına kadar geçen süreçte "etabli" kavramının kapsamı ve uygulanması, Türkiye ile Yunanistan arasında büyük bir diplomatik krize dönüşmüştür.

Buna göre, iki ülke arasında yaşanan bu anlaşmazlığın temel nedeni aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Yunanistan’ın, Mondros Ateşkesi'nden (30 Ekim 1918) sonra İstanbul’a gelen Rumların da yerleşik sayılmasını istemesi

Answer

Anlaşmazlığın temel sebebi, Yunanistan'ın 30 Ekim 1918 tarihinden sonra İstanbul'a gelen Rumları da yerleşik (etabli) statüsünde saydırarak şehirde tutmak istemesidir.
Türk-Yunan Nüfus Mübadelesi'nde en büyük kriz, kimlerin 'yerleşik' (etabli) sayılıp İstanbul'da kalacağı üzerine çıkmıştır. Lozan kriteri 30 Ekim 1918 (Mondros) tarihini esas alırken, Yunanistan bu tarihten sonra şehre yerleşen Rumları da bu kapsama sokmaya çalışarak nüfus avantajı elde etmek istemiştir. Türkiye'nin buna karşı çıkması diplomatik gerginliğin asıl kaynağını oluşturur.

Step-by-Step Solution

1
"Etabli" kavramının hukuki çerçevesini belirlemek
Lozan Antlaşması'na göre İstanbul'da 30 Ekim 1918'den önce bulunan Rumlar ve Batı Trakya'daki Türkler yerleşik (etabli) sayılmıştır.
Sorunun kaynağı olan yerleşiklik tanımının hangi tarihsel sınıra dayandığını anlamak gerekir.
2
Tarafların tezlerini karşılaştırmak
Yunanistan, geliş tarihine bakılmaksızın İstanbul'daki tüm Rumların etabli sayılmasını; Türkiye ise sadece 1918 öncesi gelenlerin kalmasını savunmuştur.
Diplomatik krizin hukuki yorum farkından kaynaklandığını saptamak için tarafların beklentileri analiz edilmelidir.
3
Uyuşmazlığın sonucuna ulaşmak
Görüş ayrılığı nedeniyle konu Milletler Cemiyeti ve Lahey Adalet Divanı'na taşınmış, ancak kesin çözüm 1930 Ankara Antlaşması ile sağlanmıştır.
Krizin temelinde yatan nedenin statü belirleme kriteri olduğu netleştirilir.

Key Concept

Etabli (Yerleşiklik) Kriteri ve Türk-Yunan Nüfus Mübadelesi

Hints

1
Lozan Antlaşması'ndaki etabli tanımı için bir milat (tarih) belirlenmiştir.
2
Yunanistan, İstanbul'da daha fazla Rum nüfus kalmasını sağlayacak bir yorumu savunmuştur.
3
30 Ekim 1918 Mondros Ateşkes Antlaşması tarihi, etabli sayılmak için temel kıstas kabul edilmiştir.

Practice More

1930 Ankara (Ahali) Antlaşması ile etabli sorununun nasıl nihayete erdirildiğini ve bu durumun Balkan Antantı'na giden sürece etkisini inceleyebilirsiniz.
Estimated Time:1m 30s
PreviousPage 3 / 30Next
Atatürk Dönemi Türk Dış Politikası Practice Questions — KPSS Genel Yetenek - Genel Kültür — Page 3 | Examkin