Atatürk Dönemi Türk Dış Politikası

596 questions

Question 81Question

Mustafa Kemal Atatürk, Türk dış politikasının sınırlarını ve yöntemini belirlerken hayalci yaklaşımlardan kaçınılması gerektiğini savunmuştur. O, bu düşüncesini "Dış siyaset, iç teşkilat ile uyumlu olmalıdır. Yani dış siyaset, iç teşkilatın dayanamayacağı genişlikte olmamalıdır." sözüyle ifade etmiştir.

Buna göre, Atatürk'ün bu sözü Türk dış politikasının aşağıdaki temel ilkelerinden hangisiyle doğrudan ilgilidir?

Show answer & explanation

Answer: Gerçekçilik

Answer

Atatürk'ün sözü, dış politikadaki hedeflerin ülkenin iç imkanları ve gücüyle uyumlu olması gerektiğini belirttiği için gerçekçilik ilkesini ifade eder.
Gerçekçilik (Realizm) ilkesi, bir devletin dış politikada gerçekleştiremeyeceği, hayalperest ve milli gücünü aşan hedefler peşinde koşmamasıdır. Atatürk'ün dış siyasetin iç teşkilatın (devletin gücü, kurumsal yapısı ve kaynakları) sınırları içinde kalması gerektiğini belirten sözü, dış politikanın rasyonel ve uygulanabilir temellere dayanması gerektiğini vurguladığı için doğrudan bu ilkeyle ilgilidir.

Step-by-Step Solution

1
Alıntılanan sözdeki anahtar kavramları analiz et.
"İç teşkilatın dayanamayacağı genişlikte olmamalı" ifadesi belirlendi.
Sorunun hangi dış politika ilkesine işaret ettiğini anlamak için metnin özünü kavramak gerekir.
2
Dış politika ilkeleri ile bu ifadeyi eşleştir.
Devletin gücü (iç teşkilat) ile dış hedefler arasındaki dengenin gerçekçilik (realizm) olduğu saptandı.
Dış politikada macera aramamak ve imkanlar dahilinde rasyonel hedefler belirlemek gerçekçiliğin tanımıdır.

Key Concept

Atatürk Dönemi Türk Dış Politikasının Temel İlkeleri: Gerçekçilik

Hints

1
Dış politika hedefleri ile bir ülkenin mevcut gücü arasındaki dengeyi düşünün.
2
Atatürk'ün 'hayalperestlikten kaçınma' ve 'maceracılığa hayır' diyen yaklaşımını anımsayın.
3
Bir devletin dışarıda yapacaklarının içerideki imkanlarıyla (ekonomi, ordu, idari yapı) sınırlı olması 'akılcılık' ve 'gerçekçilik' ilkeleriyle örtüşür.

Practice More

Atatürk dönemi dış politikasının 1923-1930 (Lozan'dan kalan sorunlar) ve 1930-1939 (Dünya barışına katkı) dönemleri arasındaki temel farkları inceleyin.
Estimated Time:50s
Question 82Question

Atatürk Dönemi’nde Türkiye, Osmanlı Devleti’nden kalan borçları en büyük alacaklısı olan Fransa’ve ödemekteyken küresel ölçekli bir ekonomik kriz nedeniyle ödeme güçlüğü yaşamıştır. Bu süreçte Türkiye’nin borç taksitlerinin ertelenmesini ve ödeme kolaylığı sağlanmasını mümkün kılan uluslararası gelişme aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Hoover Moratoryumu

Answer

Küresel ekonomik kriz sırasında borçların ertelenmesini sağlayan düzenleme Hoover Moratoryumu'dur.
Doğru yanıt olan düzenleme, dünya genelindeki ekonomik krizin etkilerini hafifletmek amacıyla borç ödemelerinin ertelenmesini öngörmüştür. Türkiye bu düzenlemeden yararlanarak Fransa ile müzakerelerini sürdürmüş ve borçlarını yeniden yapılandırmıştır.

Step-by-Step Solution

1
Dış borçlar sorununun temel muhatabını belirleme.
Türkiye'nin asıl alacaklısı olan devlet Fransa'dır.
Osmanlı'dan kalan borçların büyük çoğunluğu Fransız bankerleredir.
2
Ödeme sürecini etkileyen dış gelişmeyi analiz etme.
Küresel ekonomik kriz (1929 Buhranı) ödeme planını bozmuştur.
Döviz sıkıntısı ve ekonomik daralma taksitlerin ödenmesini zorlaştırmıştır.
3
Tıkanıklığı aşan uluslararası çözümü tespit etme.
Hoover Moratoryumu ile borçların ertelenmesi gündeme gelmiştir.
ABD Başkanı Hoover'ın önerisi, Türkiye'nin Fransa ile yeni bir taksitlendirme anlaşması (1933) yapmasına zemin hazırlamıştır.

Key Concept

Dış Borçlar Sorunu ve Hoover Moratoryumu
Estimated Time:45s
Question 83Question

Türkiye Cumhuriyeti, 1928 yılında Paris Borçlar Sözleşmesi ile Osmanlı Devleti'nden devralınan borçların ödeme takvimini belirlemiş, ancak 1929 yılında başlayan Dünya Ekonomik Bunalımı bu sürecin aksamasına neden olmuştur.

Türkiye'nin ödemelerde yaşadığı bu güçlük karşısında dış borç yükünü hafifletmek amacıyla başvurduğu ve ABD Başkanı tarafından dünya ekonomisini canlandırmak için önerilen uluslararası gelişme aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Hoover Moratoryumu

Answer

Dış borç ödemelerinin ertelenmesinde dayanak olan gelişme Hoover Moratoryumu'dur.
Dünya Ekonomik Bunalımı nedeniyle ödeme güçlüğü çeken Türkiye, 1931 yılında ABD Başkanı Hoover tarafından önerilen ve devletlerarası borç ödemelerinin ertelenmesini öngören moratoryuma dayanarak ödemeleri durdurmuştur. Bu hamle, 1933 yılında Fransa ile çok daha uygun şartlarda (indirim ve taksitlendirme) yeni bir anlaşma yapılmasını sağlamış, borçlar Türk lirası ve kâğıt para birimi üzerinden ödenmeye devam edilmiştir.

Step-by-Step Solution

1
Osmanlı'dan kalan borçların 1928'deki durumunu analiz etme.
Lozan'da paylaştırılan borçlar için 1928'de Paris'te ilk ödeme takvimi oluşturulmuştur.
Sürecin başlangıç noktasını anlamak için gereklidir.
2
1929 Dünya Ekonomik Bunalımı'nın etkisini değerlendirme.
Küresel kriz nedeniyle Türkiye'nin ödeme dengesi bozulmuş ve döviz sıkıntısı başlamıştır.
Borçların neden ödenemediğini açıklayan temel etkendir.
3
Dış politika hamlesini belirleme.
ABD Başkanı Hoover'ın 1931'de önerdiği moratoryuma dayanarak ödemeler durdurulmuş ve en büyük alacaklı olan Fransa ile yeni bir pazarlık sürecine girilmiştir.
Sorunun çözümüne giden hukuki yolu gösterir.

Key Concept

Osmanlı borçlarının tasfiyesinde 1929 Krizinin ve Hoover Moratoryumu'nun etkisi.
Estimated Time:1m 30s
Question 84Question

99 Şubat 19341934 tarihinde Atina’da imzalanan Balkan Antantı’nın hazırlık süreci, ek protokolleri ve imzacı devletlerin paktın kapsamına dair yaklaşımları analiz edildiğinde; aşağıdakilerden hangisi bu paktın askeri ve siyasi işlevselliğini kısıtlayan temel unsurlardan biridir?

Show answer & explanation

Answer: Yunanistan'ın paktın kendisini bir büyük devletle (özellikle İtalya) savaşa sokmayacağına dair bir çekince koymasının askeri güvenceyi daraltması

Answer

Yunanistan'ın paktın kendisini bir büyük devletle savaşa sokmayacağına dair koyduğu çekince, antantın askeri caydırıcılığını sınırlamıştır.
Balkan Antantı, bölgedeki statükoyu korumayı amaçlasa da Yunanistan gibi devletlerin büyük güçlerle (özellikle İtalya) karşı karşıya gelme korkusu ve bu yöndeki protokol şerhleri, paktın beklenen tam kapsamlı askeri bir ittifaka dönüşmesini engellemiş ve caydırıcılığını sınırlamıştır.

Step-by-Step Solution

1
Balkan Antantı'nın imzacılarını ve kuruluş amacını belirle.
Türkiye, Yunanistan, Yugoslavya ve Romanya; İkinci Dünya Savaşı öncesi artan İtalyan ve Alman tehdidine (revizyonizm) karşı sınırlarını korumak amacıyla bir araya gelmiştir.
Paktın kimler arasında ve ne amaçla kurulduğunu bilmek, paktın sınırlarını anlamak için temeldir.
2
Paktın askeri kapsamını ve ek protokollerini incele.
Pakt, imzacıların sadece Balkanlardaki sınırlarını bir 'Balkan saldırganına' karşı korumayı taahhüt eder.
Paktın kapsamının tüm dış tehditleri içermediğini anlamak gerekir.
3
Devletlerin özel çekincelerini ve diplomatik sınırlamaları analiz et.
Yunanistan, İtalya'dan çekindiği için paktın kendisini bir büyük devletle savaşa sokmayacağına dair (Metaxas/Venizelos çekincesi) protokol ekletmiştir.
Yüksek zorluk seviyesindeki sorularda devletlerin münferit diplomatik manevraları belirleyicidir.

Key Concept

Balkan Antantı'nın Bölgesel Sınırları ve Yunan Çekincesi

Hints

1
Paktın imzacıları arasında yer alan bir devletin İtalya korkusunu düşünün.
2
Bu devlet, paktın kendisini büyük bir Avrupa devletiyle savaşa sokmamasını şart koşmuştur.
3
Yunanistan'ın İtalya ile doğrudan bir çatışmaya girmemek için eklettiği çekince paktın en zayıf halkasıdır.

Practice More

Balkan Antantı ile Sadabat Paktı'nı üye ülkeler ve katılım nedenleri açısından karşılaştıran bir çalışma yapabilirsiniz.
Estimated Time:1m 30s
Question 85Question

1928 Paris Borçlar Sözleşmesi ile ödeme planına bağlanan Osmanlı borçları, 1929 Dünya Ekonomik Buhranı’nın ardından Türkiye’nin ödeme kapasitesini aşmıştır. Türkiye bu süreçte, uluslararası alanda borç ödemelerinin ertelenmesini öngören Hoover Moratoryumu'nu gerekçe göstererek ödemelerin yeniden yapılandırılmasını talep etmiştir. Türkiye'nin bu talebine, borçların en büyük alacaklısı olması nedeniyle en sert tepkiyi gösteren ve süreç boyunca temel diplomatik muhatap olan devlet aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Fransa

Answer

Türkiye'nin dış borçlar konusundaki en büyük alacaklısı olan ve yapılandırma sürecinde en büyük direnci gösteren devlet Fransa'dır.
Osmanlı Devleti'nin 19. yüzyıldan itibaren en fazla borçlandığı devlet Fransa'dır. Lozan Antlaşması ile borçların devletlere paylaştırılmasından sonra da Türkiye'nin en büyük payı Fransa'ya ödemesi gerekmiştir. 1929 krizinin ardından Hoover Moratoryumu'na dayanarak borçların ertelenmesini isteyen Türkiye, bu konuda en büyük direnci ve diplomatik uyuşmazlığı ana alacaklı olan Fransa ile yaşamıştır.

Step-by-Step Solution

1
Borçların kaynağının belirlenmesi
Osmanlı Devleti'nin en fazla borç aldığı devletin Fransa olduğu tespit edilir.
Müzakerelerin kiminle yürütüleceğini anlamak için ana alacaklıyı bilmek gerekir.
2
Ekonomik krizin etkisinin analizi
1929 Dünya Ekonomik Buhranı'nın Türkiye'nin dış ödemeler dengesini bozduğu ve 1928 anlaşmasını işlemez hale getirdiği görülür.
Borçların neden yeniden yapılandırılmak istendiği bu krizle açıklanır.
3
Diplomatik sürecin değerlendirilmesi
Türkiye'nin Hoover Moratoryumu'na dayanarak indirim ve taksitlendirme talep ettiği, Fransa'nın ise buna karşı çıktığı sonucuna ulaşılır.
1933 yılında imzalanan yeni Paris Sözleşmesi ile sorunun Türkiye lehine çözüldüğü bilgisiyle doğrulanır.

Key Concept

Atatürk Dönemi Dış Borçlar Sorunu ve Fransa ile İlişkiler
Estimated Time:55s
Question 86Question

1923 Nüfus Mübadelesi Sözleşmesi'nde geçen 'etabli' (yerleşik) kavramının kapsamı konusundaki uyuşmazlıklar nedeniyle Türk-Yunan ilişkileri uzun süre gerilmiş; ancak 1930 Ankara Antlaşması ile ulaşılan uzlaşı, hem bu sorunu çözmüş hem de 1934 yılında Balkan Antantı'nın kurulmasına zemin hazırlamıştır.

Buna göre, 1930 Ankara Antlaşması ile 'etabli' sorununun çözümünde esas alınan temel kriter aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Yerleşme tarihlerine bakılmaksızın İstanbul Rumları ve Batı Trakya Türklerinin 'yerleşik' sayılması

Answer

Yerleşme tarihlerine bakılmaksızın İstanbul Rumları ve Batı Trakya Türklerinin 'yerleşik' sayılması
1930 Ankara (Ahali) Antlaşması ile taraflar, uyuşmazlığın temel nedeni olan 'geliş tarihi' şartını kaldırmıştır. İstanbul Rumları ile Batı Trakya Türklerinin, şehre yerleşme tarihlerine bakılmaksızın 'etabli' (yerleşik) sayılması kabul edilerek sorun kökten çözülmüş, bu durum Türk-Yunan dostluğunu başlatarak 1934 Balkan Antantı'nın temelini atmıştır.

Step-by-Step Solution

1
Etabli sorununu analiz et
Lozan'daki 30 Ekim 1918 kriterinin uyuşmazlık çıkardığını gör.
Yunanistan'ın daha fazla Rum'u İstanbul'da bırakmak istemesi krizin temelidir.
2
1930 Ankara Antlaşması'nın içeriğini incele
Tarih sınırının kaldırılarak mevcut nüfusun yerleşik (etabli) kabul edildiği sonucuna ulaş.
Bu esneklik, her iki ülkenin de ortak tehdit (İtalya) karşısında iş birliği yapmasını sağlamıştır.
3
Dış politika sonuçlarını değerlendir
Mübadelenin çözümü ile Balkan Antantı'na giden sürecin başladığını onayla.
Çözülen sorunlar, iki ülke arasında dostluk dönemini (1930-1954) başlatmıştır.

Key Concept

1930 Ankara Antlaşması ile 'etabli' sorununun 'yerleşme tarihine bakılmaksızın' çözülmesi ve Balkan Antantı'na zemin hazırlaması.
Estimated Time:1m 15s
Question 87Question

Türkiye’nin 1930’lu yıllarda Batı’da Balkan Antantı’nı kurmasının ardından, Doğu sınırlarını da güvence altına almak amacıyla İran, Irak ve Afganistan ile 8 Temmuz 1937’de imzaladığı Sadabat Paktı’nın oluşumuna zemin hazırlayan "temel dış tehdit" ve bu paktın "imzalandığı şehir" aşağıdakilerin hangisinde birlikte verilmiştir?

Show answer & explanation

Answer: İtalya - Tahran

Answer

Paktın kurulmasına neden olan temel dış tehdit İtalya'nın yayılmacı politikalarıdır ve pakt Tahran'da imzalanmıştır.
Sadabat Paktı, 1930'lu yıllarda İtalya'nın Habeşistan'ı işgal ederek Orta Doğu ve Doğu Akdeniz coğrafyasında yayılmacı bir siyaset izlemesi üzerine, bölgesel güvenliği sağlamak amacıyla Türkiye, İran, Irak ve Afganistan arasında Tahran'da imzalanmıştır.

Step-by-Step Solution

1
Dış politikanın genel gidişatını analiz etme
1930'lu yıllarda İtalya'nın Habeşistan'ı (Etiyopya) işgali ve Akdeniz'deki 'Bizim Deniz' (Mare Nostrum) politikası Orta Doğu devletlerini tedirgin etmiştir.
Tehdit algısını doğru saptamak paktın amacını anlamayı sağlar.
2
Paktın teknik detaylarını hatırlama
Pakt; Türkiye, İran, Irak ve Afganistan arasında 8 Temmuz 1937'de İran'ın başkenti Tahran'da bulunan Sadabat Sarayı'nda imzalanmıştır.
İmzalandığı yer paktın ismini ve diplomatik merkezini belirler.

Key Concept

Sadabat Paktı'nın Bölgesel Güvenlik ve Dış Tehdit Odaklı Yapısı
Estimated Time:50s
Question 88Question

1935 yılında İtalya'nın Habeşistan'a saldırması ve Akdeniz çevresinde yayılmacı bir siyaset izlemesi, Orta Doğu'daki barış ve güvenliğin korunmasını zorunlu hale getirmiştir. Bu gelişmeler sonucunda 1937 yılında Türkiye, İran, Irak ve Afganistan arasında imzalanan Sadabat Paktı'nın imzalandığı şehir ve temel kuruluş amacı aşağıdakilerin hangisinde birlikte verilmiştir?

Show answer & explanation

Answer: Tahran - Bölge devletleri arasındaki dostluk ve iş birliğini geliştirerek doğu sınırlarını güvence altına almak

Answer

Sadabat Paktı, 8 Temmuz 1937 tarihinde İran'ın başkenti Tahran'da imzalanmış olup temel amacı bölge devletleri arasındaki iş birliğini artırarak Türkiye'nin doğu sınırlarının güvenliğini sağlamaktır.
Sadabat Paktı, İtalya'nın Habeşistan'ı işgali sonrası artan tehditlere karşı 1937'de Tahran'da imzalanmıştır. Paktın temel hedefi, Orta Doğu bölgesinde barışı tesis etmek ve Türkiye'nin doğu sınırlarının güvenliğini sağlamaktır.

Step-by-Step Solution

1
Dış politikanın dönemsel olaylarını analiz etmek
1930'lu yıllarda İtalya'nın yayılmacı politikası hem batıda (Balkan Antantı) hem doğuda (Sadabat Paktı) bölgesel önlemler alınmasına neden olmuştur.
Soruda verilen 1935-1937 tarih aralığı, Türkiye'nin çok taraflı güvenlik iş birliklerine yöneldiği dönemi işaret etmektedir.
2
Paktın imzalandığı yeri ve üyelerini belirlemek
Pakt, İran'daki Sadabat Sarayı'nda (Tahran) Türkiye, İran, Irak ve Afganistan arasında imzalanmıştır.
Şehir bilgisi (Tahran), paktın resmi imza yerini doğrulamak için kritiktir.
3
Kuruluş amacını teyit etmek
Paktın temel amacı, Orta Doğu'daki sınır güvenliğini sağlamak ve üye ülkeler arasında saldırmazlık ilkesini benimsemektir.
Doğu sınırlarının güvence altına alınması paktın stratejik sonucudur.

Key Concept

Sadabat Paktı'nın kuruluş şartları, yeri ve temel hedefleri.
Estimated Time:1m 15s
Question 89Question

Türkiye Cumhuriyeti, 1928 yılında Paris Borçlar Sözleşmesi ile Osmanlı Devleti'nden kalan borçları takvime bağlamış ancak 1929 Dünya Ekonomik Bunalımı ödeme sürecini sekteye uğratmıştır. Bu süreçte Türkiye'nin borç ödemelerini ertelemek amacıyla uluslararası diplomatik ve hukuki dayanak olarak kullandığı, dünya genelinde devletlerin borç yükünü hafifletmeyi amaçlayan küresel gelişme aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Hoover Moratoryumu

Answer

Hoover Moratoryumu
Doğru yanıt olan gelişme, 1931 yılında yayımlanan Hoover Moratoryumu'dur. 1929 Büyük Buhranı nedeniyle dünya ekonomisi sarsılınca, ABD Başkanı Herbert Hoover savaş borçları ve tazminatların bir yıl süreyle ertelenmesini önermiştir. Türkiye de bu uluslararası belgeyi dayanak göstererek en büyük alacaklısı olan Fransa ile yeniden masaya oturmuş ve borç ödemelerinde önemli indirimler ile taksitlendirme kolaylıkları sağlayan 1933 Paris Antlaşması'na giden yolu açmıştır.

Step-by-Step Solution

1
Sorunun bağlamını belirleme
1929 Dünya Ekonomik Bunalımı'nın Türkiye'nin dış borç ödeme kapasitesini (özellikle en büyük alacaklı olan Fransa'ya) olumsuz etkilediği tespit edilir.
Borçların taksitlendirilmesi sürecinde yaşanan tıkanıklığın çözüm yolunu bulmak gerekir.
2
Uluslararası dayanağı teşhis etme
1931 yılında ABD Başkanı Hoover'ın önerisiyle devletlerin borç ödemelerini ertelemesine olanak sağlayan 'Hoover Moratoryumu'nun yayımlandığı hatırlanır.
Türkiye, bu gelişmeyi örnek göstererek borçların yeniden yapılandırılmasını talep etmiştir.
3
Sonucu doğrulama
Bu moratoryumun sağladığı diplomatik zeminle 1933 yılında Paris'te borçların indirilerek yeniden taksitlendirildiği yeni bir antlaşma imzalanmıştır.
Dış borçlar sorununun çözümündeki kritik küresel dönüm noktası Hoover Moratoryumu'dur.

Key Concept

Hoover Moratoryumu'nun Dış Borçlar Sorununa Etkisi

Practice More

Borçların 1933'te yeniden yapılandırılması sonrası yapılan ödemelerin para birimi (altın yerine kağıt para/Frank) ve borçların tamamen bittiği yıl (1954) konularına çalışılabilir.
Estimated Time:1m 0s
Question 90Question

Lozan Barış Antlaşması’na ek olarak imzalanan "Türk ve Rum Nüfus Mübadelesine İlişkin Sözleşme ve Protokol"de yer alan "etabli" (yerleşik) kavramının tanımı, Türkiye ile Yunanistan arasında uzun süren bir diplomatik krize yol açmıştır. 10 Haziran 1930 tarihinde imzalanan Ankara Antlaşması ile bu sorun kesin olarak çözüme kavuşturulmuştur.

Bu sorunun çözülmesinin ardından Türk-Yunan ilişkilerinde başlayan yumuşama sürecinin en önemli dış politik sonucu aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Türkiye ve Yunanistan'ın öncülüğünde 1934 yılında Balkan Antantı'nın kurulması

Answer

Türkiye ve Yunanistan arasında nüfus mübadelesi sorununun çözülmesi, 1934 yılında Balkan Antantı'nın kurulmasına imkan tanıyan dostluk sürecini başlatmıştır.
Türkiye ve Yunanistan arasındaki en büyük gerginlik konusu olan nüfus mübadelesi (etabli) sorunu, 1930 yılında imzalanan Ankara Antlaşması ile çözülmüştür. Bu çözüm, iki ülke arasında samimi bir dostluk dönemini başlatmış; Yunanistan Başbakanı Venizelos Türkiye'yi ziyaret etmiş, hatta Atatürk'ü Nobel Barış Ödülü'ne aday göstermiştir. Bu diplomatik bahar havasının en somut dış politika başarısı ise 1934 yılında Türkiye, Yunanistan, Yugoslavya ve Romanya arasında imzalanan Balkan Antantı olmuştur.

Step-by-Step Solution

1
Sorunun kaynağını belirleme
Mübadele (etabli) sorunu, kimlerin İstanbul'da kalacağı konusundaki anlaşmazlıktır.
Lozan'daki tanım karmaşası ilişkileri savaşın eşiğine getirmiştir.
2
1930 Ankara Antlaşması'nın etkisini analiz etme
Sorunun çözülmesiyle birlikte Türk-Yunan ilişkilerinde dostluk dönemi başlamıştır.
Venizelos'un Türkiye ziyareti ve Atatürk ile kurduğu diyalog bölgesel barışı pekiştirmiştir.
3
Kronolojik ve siyasi sonucu tespit etme
İlişkilerin düzelmesi, 1934'te batı sınırını güvence altına alan Balkan Antantı'nı doğurmuştur.
Dış politikadaki bu yumuşama çok taraflı bölgesel paktların kurulmasını mümkün kılmıştır.

Key Concept

Etabli Sorunu ve Balkan Antantı İlişkisi

Hints

1
Bu sorunun çözümü, Türkiye ile Yunanistan arasında uzun sürecek bir dostluk ve iş birliği dönemini başlatmıştır.
2
İki ülkenin 1930'larda ortak sınır güvenliği için imzaladığı paktı hatırlayın.
3
1930 Ankara Antlaşması ile başlayan yumuşama süreci, 1934 yılında Türkiye, Yunanistan, Yugoslavya ve Romanya'nın katıldığı bölgesel bir güvenlik örgütünün kurulmasına yol açmıştır.

Practice More

Türkiye'nin 1930'larda batı sınırlarını korumak için Balkan Antantı'nı, doğu sınırlarını korumak için ise Sadabat Paktı'nı imzaladığını karşılaştırarak çalışabilirsiniz.
Estimated Time:1m 15s
Question 91Question

1930’lu yılların ikinci yarısında totaliter rejimlerin saldırgan politikaları sonucunda dünya barışının tehdit altına girmesi, Türkiye’yi bölgesel güvenlik arayışlarına itmiştir. Bu doğrultuda Tahran’da bir araya gelen Türkiye, İran, Irak ve Afganistan temsilcileri arasında imzalanan Sadabat Paktı ile ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

Show answer & explanation

Answer: Türkiye, bu pakt sayesinde doğu sınırlarını güvence altına alırken aynı zamanda İngiltere ile yaşadığı Musul sorununu da kesin olarak kendi lehine çözüme kavuşturmuştur.

Answer

Türkiye'nin Sadabat Paktı aracılığıyla Musul sorununu çözdüğünü belirten ifade yanlıştır; çünkü bu mesele 1926 yılında sonuçlanmıştır.
Sadabat Paktı 1937 yılında bölgesel güvenliği sağlamak için kurulmuştur. Musul meselesi ise 1926 Ankara Antlaşması ile paktın kuruluşundan 11 yıl önce çözülmüştür. Bu nedenle paktın Musul sorununu çözdüğü bilgisi kronolojik olarak hatalıdır.

Step-by-Step Solution

1
Sadabat Paktı'nın katılımcılarını ve imzalandığı yılı tespit etmek.
Pakt 1937 yılında Türkiye, İran, Irak ve Afganistan arasında Tahran'da imzalanmıştır.
Sorunun kronolojik çerçevesini belirlemek için gereklidir.
2
Musul meselesinin çözüm tarihini ve yöntemini hatırlamak.
Musul sorunu, 5 Haziran 1926 tarihinde İngiltere ile imzalanan Ankara Antlaşması ile çözüme kavuşmuştur.
1937'deki bir gelişmenin, 1926'da bitmiş bir meseleyi çözemeyeceğini kanıtlamak için gereklidir.
3
Paktın kurulma gerekçelerini ve Suriye'nin durumunu değerlendirmek.
İtalya'nın Habeşistan işgali paktı tetiklemiş, Suriye ise Hatay sorunu nedeniyle dışarıda kalmıştır.
Diğer seçeneklerin doğruluğunu teyit ederek hatalı olanı netleştirmek için gereklidir.

Key Concept

Atatürk Dönemi Türk Dış Politikası Kronolojisi ve Bölgesel Paktlar

Alternative Method

Kronoloji eleme yöntemi kullanılarak 1920'li yılların meselesi olan Musul ile 1930'lu yılların sonundaki Sadabat Paktı arasındaki uyumsuzluk fark edilebilir.
Estimated Time:55s
Question 92Question

Lozan Antlaşması'ndan sonra Türk-Yunan ilişkilerinde uzun süreli gerginliğe yol açan "etabli" (yerleşiklik) sorunu, 19301930 yılında imzalanan Ankara Antlaşması ile çözüme kavuşturulmuştur. Bu antlaşma ile İstanbul'daki Rumlar ve Batı Trakya'daki Türklerin, şehre geliş tarihlerine bakılmaksızın yerleşik sayılması kabul edilmiştir.

Bu diplomatik çözümün ardından Türkiye ile Yunanistan arasında başlayan yakınlaşma süreci, aşağıdaki gelişmelerden hangisinin yaşanmasına doğrudan zemin hazırlamıştır?

Show answer & explanation

Answer: Batı sınırlarının güvenliğini sağlamaya yönelik Balkan Antantı'nın imzalanması

Answer

Türk-Yunan yakınlaşması sonucunda batı sınırlarını güvence altına alan Balkan Antantı'nın imzalanması
Türkiye ile Yunanistan arasındaki etabli uyuşmazlığı, 1930 yılında imzalanan Ankara Antlaşması ile çözülmüş ve bu durum iki ülke arasında 1950'lere kadar sürecek olan bir dostluk dönemi başlatmıştır. Bu yakınlaşmanın en somut bölgesel sonucu, batı sınırlarını koruma altına almak amacıyla 19341934 yılında Türkiye, Yunanistan, Yugoslavya ve Romanya arasında imzalanan Balkan Antantı olmuştur.

Step-by-Step Solution

1
Etabli uyuşmazlığının içeriğini analiz etme
İstanbul'daki Rumlar ve Batı Trakya'daki Türklerin mübadele dışı kalma kriterleri (1918 öncesi yerleşme şartı) uyuşmazlığa neden olmuştur.
Sorunun neden bu kadar uzun sürdüğünü anlamak için kökenini bilmek gerekir.
2
1930 Ankara Antlaşması'nın sonucunu değerlendirme
Geliş tarihlerine bakılmaksızın herkesin yerleşik (etabli) sayılmasıyla kriz son bulmuştur.
Bu çözüm, Türk-Yunan ilişkilerindeki en büyük engeli ortadan kaldırmıştır.
3
Çözümün uluslararası ilişkilere etkisini belirleme
Dostluk sürecinin başlaması, İtalya ve Almanya tehlikesine karşı Balkan devletlerinin (Türkiye, Yunanistan, Yugoslavya, Romanya) birleşmesini sağlamıştır.
Dış politikada sorunların çözülmesi, bölgesel güvenlik paktlarının kurulmasına imkan tanır.

Key Concept

Nüfus Mübadelesi ve Türk-Yunan Dostluğu

Practice More

Balkan Antantı'na katılmayan Balkan devletlerini ve katılmama nedenlerini inceleyerek bölgesel politikayı derinleştirebilirsiniz.
Estimated Time:1m 0s
Question 93Question

1923 yılında imzalanan Lozan Boğazlar Sözleşmesi’ne göre Boğazlar’ın yönetimi; başkanlığını Türk delegenin yapacağı uluslararası bir komisyona bırakılmış ve Boğazlar’ın her iki yakası askerden arındırılmıştır. 1930’lu yıllarda Avrupa’daki silahlanma yarışı ve yayılmacı politikaların yarattığı güvenlik tehditleri üzerine Türkiye’nin diplomatik girişimleriyle imzalanan Montrö Boğazlar Sözleşmesi ile bu statüde köklü değişiklikler yapılmıştır.

Buna göre, Montrö Boğazlar Sözleşmesi’nin aşağıdaki hükümlerinden hangisi Türkiye’nin Boğazlar üzerindeki egemenlik haklarını kısıtlayan “kurumsal” engelin doğrudan ortadan kaldırılmasını sağlamıştır?

Show answer & explanation

Answer: Uluslararası Boğazlar Komisyonu’nun kaldırılarak tüm yetkilerinin Türk devletine devredilmesi

Answer

Uluslararası Boğazlar Komisyonu’nun kaldırılarak tüm yetkilerinin Türk devletine devredilmesi
Montrö Boğazlar Sözleşmesi ile Lozan’da kurulan ve Türkiye’nin egemenlik haklarını kısıtlayan 'Uluslararası Boğazlar Komisyonu' kaldırılmıştır. Bu komisyonun görev ve yetkilerinin tamamen Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ne geçmesi, Boğazlar üzerindeki kısıtlamaların kurumsal olarak sona erdiğini ve Türkiye'nin tam egemenlik sağladığını gösterir.

Step-by-Step Solution

1
Lozan Antlaşması'ndaki kısıtlamayı belirle
Lozan'da Boğazlar'ın yönetimi uluslararası bir komisyona bırakılmıştı ve askerden arındırılmıştı.
Bu durum Türkiye'nin toprak bütünlüğüne ve egemenlik haklarına aykırı bir 'kurumsal' engel teşkil ediyordu.
2
Montrö Sözleşmesi'nin temel kazanımını analiz et
1936 Montrö Sözleşmesi ile komisyonun yetkileri tamamen Türkiye'ye devredildi.
Komisyonun kaldırılması, egemenliği kısıtlayan kurumsal yapının sona erdiğini kanıtlar.

Key Concept

Montrö Boğazlar Sözleşmesi ile Tam Egemenlik
Estimated Time:1m 15s
Question 94Question

Atatürk dönemi Türk dış politikasında, uluslararası ilişkilerde devletlerin eşitliği prensibine dayanarak bir devletin Türkiye'ye karşı takındığı tutumun aynısıyla o devlete karşılık verilmesi esas alınmıştır. Bu durum, hem dış baskılara karşı dik duruşu hem de uluslararası hukuka uygunluğu simgelemektedir.

Buna göre, 'karşılıklılık' anlamına gelen Atatürk dönemi Türk dış politikası temel ilkesi aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Mütekabiliyet

Answer

Dış politikada karşılıklılık esasına dayanan ve devletlerin eşitliğini savunan ilke mütekabiliyettir.
Mütekabiliyet ilkesi, bir devletin başka bir devlete karşı uyguladığı yasal veya diplomatik işlemin aynısının, o devlete de uygulanmasını öngören bir karşılıklılık esasıdır. Atatürk dönemi Türk dış politikasının en temel vazgeçilmezlerinden biridir.

Step-by-Step Solution

1
Metindeki anahtar kelimeyi belirle
'Karşılıklılık' kavramı tespit edildi.
Sorunun cevabını bulmak için teknik terimin anlamını eşleştirmek gerekir.
2
Uluslararası diplomatik terimlerle karşılaştır
Karşılıklılık kavramının diplomatik karşılığının 'Mütekabiliyet' olduğu anlaşıldı.
Atatürk dönemi dış politikasının temel kavramlarını doğru tanımlamak gerekir.

Key Concept

Mütekabiliyet (Karşılıklılık) İlkesi
Estimated Time:45s
Question 95Question

19231923 Nüfus Mübadelesi Sözleşmesi'nde İstanbul'da bulunan Rumların "etabli" (yerleşik) sayılabilmesi için 3030 Ekim 19181918'den önce buraya yerleşmiş olma şartı aranmıştır. Ancak bu durumun uygulamada yarattığı ciddi uyuşmazlıklar, 19301930 yılında imzalanan Ankara (Ahali) Antlaşması ile yerleşme tarihlerine bakılmaksızın tüm İstanbul Rumlarının yerleşik sayılması esasıyla çözülmüştür. Bu sorunun çözülmesiyle Türk-Yunan ilişkilerinde sağlanan yakınlaşmanın, 19341934 yılında aşağıdaki bölgesel ittifaklardan hangisinin kurulmasına doğrudan zemin hazırladığı söylenebilir?

Show answer & explanation

Answer: Balkan Antantı

Answer

Türk-Yunan yakınlaşmasının bir sonucu olarak 1934 yılında kurulan Balkan Antantı
Doğru seçenek, Türk-Yunan dostluğunun bölgesel meyvesi olan oluşumdur. 1930 Ankara (Ahali) Antlaşması ile Etabli (yerleşiklik) kriterindeki uyuşmazlıkların giderilmesi, iki ülke arasındaki düşmanlığı bitirmiştir. Bu güven ortamı, 1934 yılında Türkiye, Yunanistan, Yugoslavya ve Romanya'nın katılımıyla Balkan Antantı'nın kurulmasına doğrudan temel oluşturmuştur.

Step-by-Step Solution

1
Etabli uyuşmazlığının nasıl çözüldüğünü analiz etme
1930 Ankara Antlaşması ile yerleşme tarihi kriteri kaldırılarak sorun çözülmüştür.
Uyuşmazlığın temel nedeni olan tarih kısıtlamasının esnetilmesi çözümü getirmiştir.
2
Sorunun çözümünün siyasi sonuçlarını değerlendirme
Türk-Yunan ilişkileri gerginlikten dostluk sürecine evrilmiştir.
Dış politikadaki en büyük engel olan nüfus sorunu ortadan kalkmıştır.
3
Dostluk sürecinin uluslararası ittifaklara yansımasını bulma
1934 yılında Balkan Antantı imzalanmıştır.
İtalya ve Almanya'nın yayılmacı politikalarına karşı Balkan devletleri iş birliği yapmıştır.

Key Concept

Nüfus Mübadelesi Sorunu ve Balkan Antantı İlişkisi

Practice More

Balkan Antantı'na katılmayan Balkan devletlerini (Bulgaristan ve Arnavutluk) ve bunun nedenlerini inceleyebilirsiniz.
Estimated Time:1m 0s
Question 96Question

1930’lu yıllarda İtalya’nın Doğu Akdeniz’deki yayılmacı politikaları, Almanya’nın hızla silahlanması ve Japonya’nın Milletler Cemiyeti’nden çekilmesi gibi gelişmeler, dünya barışını ve Türkiye’nin güvenliğini doğrudan tehdit etmeye başlamıştır. Bu gelişmeler üzerine Türkiye, Lozan Boğazlar Sözleşmesi’nin değişen uluslararası şartlara uyum sağlamadığını belirterek ilgili devletlere bir nota göndermiştir.

1936 yılında imzalanan Montrö Boğazlar Sözleşmesi ile Boğazlar üzerindeki Türk egemenliğini tam olarak sağlayan ve Lozan’dan kalan kısıtlamayı kaldıran temel düzenleme aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Uluslararası Boğazlar Komisyonu’nun kaldırılarak tüm yetkilerinin Türk makamlarına devredilmesi

Answer

Uluslararası Boğazlar Komisyonu'nun kaldırılarak tüm yetkilerinin Türk makamlarına devredilmesi, Boğazlar üzerindeki Türk egemenliğini tam olarak tesis etmiştir.
Montrö Boğazlar Sözleşmesi'nin en önemli sonucu, Lozan Barış Antlaşması ile kurulan 'Uluslararası Boğazlar Komisyonu'nun kaldırılmasıdır. Bu komisyonun yetkilerinin tamamen Türkiye'ye devredilmesi, Boğazlar üzerinde hiçbir yabancı denetimi kalmamasını ve Türkiye'nin tam egemenliğini sağlamıştır.

Step-by-Step Solution

1
1930'lu yılların küresel siyasi konjonktürünü analiz etmek.
İtalya ve Almanya gibi devletlerin yayılmacı politikalarının Lozan’daki 'silahsızlandırılmış Boğazlar' statüsünü Türkiye için bir güvenlik açığı haline getirdiği saptandı.
Uluslararası dengelerin değişmesi, Türkiye'nin savunma ihtiyacını hukuki zemine taşımasını sağlamıştır.
2
Lozan ve Montrö hükümleri arasındaki egemenlik farkını belirlemek.
Lozan'da Boğazlar'ın 'başkanı Türk olan uluslararası bir komisyon' tarafından yönetilmesi egemenliği kısıtlayan en büyük engeldi.
Bir devletin kendi toprakları üzerindeki su yollarında başka bir kurulun söz sahibi olması tam bağımsızlık ilkesiyle çelişir.
3
Montrö'nün temel sonucunu seçmek.
Komisyonun kaldırılması ve yetkilerin Türkiye'ye geçmesi, Boğazlar rejimini Türkiye lehine tam egemenlik aşamasına taşımıştır.
Komisyonun feshedilmesi, dış müdahaleyi sonlandırarak Türkiye'nin tek yetkili merci olmasını sağlamıştır.

Key Concept

Tam Egemenlik ve Misak-ı Milli

Alternative Method

Soruyu çözerken Lozan Antlaşması'ndaki 'bağımsızlığa aykırı' maddeleri (komisyon ve askersiz bölge) hatırlayıp Montrö'nün bu maddeleri 'lehe' nasıl değiştirdiğine odaklanabilirsiniz.
Estimated Time:1m 15s
Question 97Question

1936 yılında Fransa’nın Suriye üzerindeki manda yönetimini sona erdirme kararı almasıyla başlayan süreçte, Türkiye’nin girişimiyle konu Milletler Cemiyeti’ne taşınmıştır. Cemiyet tarafından görevlendirilen bir temsilcinin hazırladığı ve Hatay’ın iç işlerinde bağımsız, dış işlerinde ise Suriye’ye bağlı "ayrı bir birim" olmasını öngören Sandler Raporu, bölgenin bağımsızlığa giden yolundaki hukuki dayanağı oluşturmuştur.

Buna göre, Hatay Sorunu ve bölgenin anavatana katılma süreciyle ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

Show answer & explanation

Answer: Hatay, 1936 yılında imzalanan Montrö Boğazlar Sözleşmesi ile eş zamanlı olarak Türkiye sınırlarına dahil edilmiştir.

Answer

Hatay'ın 1936 yılında Montrö Boğazlar Sözleşmesi ile aynı anda Türkiye'ye katıldığını belirten ifade yanlıştır.
Hatay'ın anavatana katılması 1939 yılında gerçekleşmiştir. Montrö Boğazlar Sözleşmesi ise 1936 yılında imzalanmış olup Boğazlar üzerindeki Türk egemenliğini tam olarak sağlamıştır. Bu iki olay arasında 3 yıllık bir zaman farkı vardır ve süreçler birbirinden bağımsızdır.

Step-by-Step Solution

1
Krizin başlangıcını belirle.
1936'da Fransa'nın Suriye mandasını bırakacağını açıklaması krizi başlatmıştır.
Süreç başlangıcının doğru kronolojisini bilmek gerekir.
2
Uluslararası belgeleri kontrol et.
Milletler Cemiyeti'nin kabul ettiği Sandler Raporu (1937) ile Hatay özerk bir yapıya kavuşmuştur.
Hukuki sürecin basamaklarını doğrulamak için gereklidir.
3
Bağımsızlık ve katılım tarihlerini karşılaştır.
Hatay Cumhuriyeti 1938'de kurulmuş, 1939'da anavatana katılmıştır. Montrö ise 1936 tarihlidir.
Yanlış olan kronolojik eşleştirmeyi tespit etmek için tarihsel karşılaştırma yapılır.

Key Concept

Hatay Sorunu'nun diplomatik aşamaları ve kronolojisi
Estimated Time:1m 30s
Question 98Question

Atatürk Dönemi Türk dış politikasında "Yurtta sulh, cihanda sulh" ilkesi doğrultusunda uluslararası barışa katkı sunmayı hedefleyen Türkiye’nin, 1932 yılında Milletler Cemiyetine (Cemiyet-i Akvam) katılım sürecini diğer üye devletlerden ayıran temel prosedür aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Cemiyet genel kurulunda İspanya ve Yunanistan'ın sunduğu karar tasarısıyla üyeliğe davet edilmesi

Answer

Türkiye'nin Milletler Cemiyetine katılımı, İspanya'nın önerisi ve Yunanistan'ın desteğiyle cemiyet genel kurulunun yaptığı resmi davet sonucunda gerçekleşmiştir.
Türkiye, Milletler Cemiyetine (Cemiyet-i Akvam) katılan çoğu devletten farklı olarak cemiyete kendisi başvurmamış, aksine cemiyet tarafından üyeliğe resmen davet edilmiştir. Bu davet, İspanya'nın teklifi ve Türkiye ile o dönem ilişkilerini düzelten Yunanistan'ın desteğiyle genel kurulda kabul edilmiştir. Bu durum, Türkiye'nin 'Yurtta sulh, cihanda sulh' politikasıyla kazandığı uluslararası saygınlığın bir kanıtıdır.

Step-by-Step Solution

1
1932 yılındaki üyelik sürecinin niteliğini analiz et.
Türkiye'nin barışçı politikaları sonucu uluslararası toplumun güvenini kazandığı görülür.
Cemiyetin genel katılım kuralları ile Türkiye'ye özel uygulanan prosedür arasındaki farkı anlamak için gereklidir.
2
Üyelik yöntemini belirle.
Diğer devletler başvuruda bulunurken Türkiye'nin özel bir davetle çağrıldığı tespit edilir.
Türkiye'nin uluslararası prestijini ve 'davet usulü' farkını ayırt etmek için gereklidir.
3
Davet eden devletleri doğrula.
İspanya ve Yunanistan'ın bu süreci başlatan aktörler olduğu sonucuna varılır.
Bilginin doğruluğunu pekiştirmek ve seçenekler arasından doğruyu seçmek için gereklidir.

Key Concept

Milletler Cemiyetine Davet Usulü Giriş
Estimated Time:55s
Question 99Question

1923 Nüfus Mübadelesi Sözleşmesi'nde yer alan 'etabli' (yerleşik) kavramının kapsamı konusundaki uyuşmazlıklar, 1930 yılında imzalanan Ankara (Ahali) Antlaşması ile 'yerleşme tarihlerine ve doğum yerlerine bakılmaksızın' herkesin yerleşik sayılması esasıyla çözülmüştür. Bu gelişme, Türk-Yunan ilişkilerinde uzun süredir devam eden gerginliğin sona ermesini ve bir dostluk döneminin başlamasını sağlamıştır.

Bu diplomatik yakınlaşmanın, Türkiye'nin dış politikasında aşağıdaki gelişmelerden hangisine doğrudan zemin hazırladığı savunulabilir?

Show answer & explanation

Answer: Batı sınırlarının güvenliğini sağlamayı amaçlayan Balkan Antantı'nın kurulmasına

Answer

Mübadele sorununun çözümüyle sağlanan Türk-Yunan dostluğu, Balkan Antantı'nın (1934) kurulmasına doğrudan zemin hazırlamıştır.
Doğru seçenek, mübadele sorununun çözülmesinin ardından başlayan dostluk döneminin bölgesel bir ittifak olan Balkan Antantı'na (1934) yol açtığını ifade etmektedir. Yunanistan Başbakanı Venizelos'un Türkiye ziyaretiyle pekişen bu süreç, iki ülkenin ortak güvenlik kaygılarıyla birleşerek Balkan Antantı'nın kurulmasını sağlamıştır.

Step-by-Step Solution

1
Sorun tespiti
1923'ten beri süregelen Etabli (yerleşiklik) uyuşmazlığı Türk-Yunan ilişkilerini germekteydi.
Uyuşmazlığın temelini ve çözümünü anlamak.
2
Çözüm analizi
1930 Ankara Antlaşması ile kriterler esnetildi ve taraflar dostluk sürecine girdi.
Diplomatik değişimin yönünü belirlemek.
3
Dış politik sonuç
Bu dostluk, 1934'te Yunanistan ile birlikte Balkan Antantı'nın kurulmasını sağladı.
Bölgesel güvenlik paktı ile olan bağlantıyı kurmak.

Key Concept

1930 Ankara Antlaşması'nın Türk-Yunan yakınlaşması ve Balkan Antantı üzerindeki etkisi.
Estimated Time:1m 15s
Question 100Question

1926 yılında Türkiye ile İngiltere arasında imzalanan Ankara Antlaşması ile Musul Sorunu çözüme kavuşturulmuştur.

Lozan Barış Konferansı'ndan sonra yaşanan diplomatik süreç ve antlaşma hükümleri dikkate alındığında, aşağıdakilerden hangisi bu mesele ile ilgili doğru bir bilgidir?

Show answer & explanation

Answer: Türkiye-Irak sınırı, Milletler Cemiyeti tarafından tavsiye edilen 'Brüksel Hattı' esas alınarak belirlenmiş ve Musul Irak'a bırakılmıştır.

Answer

Türkiye-Irak sınırı, Milletler Cemiyeti'nin önerdiği 'Brüksel Hattı' esas alınarak çizilmiş ve Musul bölgesi İngiliz mandasındaki Irak'a bırakılmıştır.
Doğru seçenek, Musul Sorunu'nun Milletler Cemiyeti tarafından belirlenen 'Brüksel Hattı' esas alınarak çözüldüğünü ve bölgenin Irak'a bırakıldığını ifade etmektedir. Bu durum 1926 Ankara Antlaşması'nın temel sonucudur.

Step-by-Step Solution

1
Lozan sonrası süreci analiz etme
Musul Sorunu, Lozan'da çözülemeyen tek konu olarak ikili görüşmelere (Haliç Konferansı) bırakılmış, sonuç alınamayınca Milletler Cemiyeti'ne taşınmıştır.
Milletler Cemiyeti, Türkiye'nin aleyhine olacak şekilde 'Brüksel Hattı' olarak bilinen sınırı rapor etmiştir.
2
İç gelişmelerin dış politikaya etkisini değerlendirme
1925 yılında çıkan Şeyh Sait İsyanı, Türkiye'nin bölgeye askeri müdahale seçeneğini ortadan kaldırmış ve diplomatik masadaki gücünü azaltmıştır.
İsyan nedeniyle ordunun bölünmesi ve iç güvenlik öncelikleri, Türkiye'yi mevcut şartları kabul etmeye zorlamıştır.
3
Antlaşma hükümlerini netleştirme
5 Haziran 1926 Ankara Antlaşması ile Musul ve Kerkük Irak'a bırakılmış; karşılığında petrol gelirlerinden %10 pay (25 yıl süreyle) alınması kararlaştırılmıştır.
Bu çözüm, Misak-ı Millî'den verilen önemli bir taviz olarak tarihe geçmiştir.

Key Concept

1926 Ankara Antlaşması ve Brüksel Hattı

Hints

1
Musul Sorunu, Lozan'da çözülemeyip Milletler Cemiyeti'ne giden tek konudur.
2
1925 yılında çıkan bir iç isyan, Türkiye'nin Musul konusundaki askeri müdahale şansını büyük ölçüde yok etmiştir.
3
Milletler Cemiyeti'nin önerdiği sınıra 'Brüksel Hattı' denir ve bu hat 1926 Ankara Antlaşması ile kesin sınır olarak kabul edilmiştir.

Practice More

Musul Sorunu ile Hatay Sorunu arasındaki benzerlik ve farkları (Milletler Cemiyeti'nin rolü açısından) karşılaştırınız.
Estimated Time:1m 15s
PreviousPage 5 / 30Next
Atatürk Dönemi Türk Dış Politikası — KPSS Genel Yetenek - Genel Kültür — Page 5 | Examkin