Atatürk Dönemi Türk Dış Politikası
596 questions
Mustafa Kemal Atatürk, Türk dış politikasının sınırlarını ve yöntemini belirlerken hayalci yaklaşımlardan kaçınılması gerektiğini savunmuştur. O, bu düşüncesini "Dış siyaset, iç teşkilat ile uyumlu olmalıdır. Yani dış siyaset, iç teşkilatın dayanamayacağı genişlikte olmamalıdır." sözüyle ifade etmiştir.
Buna göre, Atatürk'ün bu sözü Türk dış politikasının aşağıdaki temel ilkelerinden hangisiyle doğrudan ilgilidir?
Atatürk Dönemi’nde Türkiye, Osmanlı Devleti’nden kalan borçları en büyük alacaklısı olan Fransa’ve ödemekteyken küresel ölçekli bir ekonomik kriz nedeniyle ödeme güçlüğü yaşamıştır. Bu süreçte Türkiye’nin borç taksitlerinin ertelenmesini ve ödeme kolaylığı sağlanmasını mümkün kılan uluslararası gelişme aşağıdakilerden hangisidir?
Türkiye Cumhuriyeti, 1928 yılında Paris Borçlar Sözleşmesi ile Osmanlı Devleti'nden devralınan borçların ödeme takvimini belirlemiş, ancak 1929 yılında başlayan Dünya Ekonomik Bunalımı bu sürecin aksamasına neden olmuştur.
Türkiye'nin ödemelerde yaşadığı bu güçlük karşısında dış borç yükünü hafifletmek amacıyla başvurduğu ve ABD Başkanı tarafından dünya ekonomisini canlandırmak için önerilen uluslararası gelişme aşağıdakilerden hangisidir?
Şubat tarihinde Atina’da imzalanan Balkan Antantı’nın hazırlık süreci, ek protokolleri ve imzacı devletlerin paktın kapsamına dair yaklaşımları analiz edildiğinde; aşağıdakilerden hangisi bu paktın askeri ve siyasi işlevselliğini kısıtlayan temel unsurlardan biridir?
1928 Paris Borçlar Sözleşmesi ile ödeme planına bağlanan Osmanlı borçları, 1929 Dünya Ekonomik Buhranı’nın ardından Türkiye’nin ödeme kapasitesini aşmıştır. Türkiye bu süreçte, uluslararası alanda borç ödemelerinin ertelenmesini öngören Hoover Moratoryumu'nu gerekçe göstererek ödemelerin yeniden yapılandırılmasını talep etmiştir. Türkiye'nin bu talebine, borçların en büyük alacaklısı olması nedeniyle en sert tepkiyi gösteren ve süreç boyunca temel diplomatik muhatap olan devlet aşağıdakilerden hangisidir?
1923 Nüfus Mübadelesi Sözleşmesi'nde geçen 'etabli' (yerleşik) kavramının kapsamı konusundaki uyuşmazlıklar nedeniyle Türk-Yunan ilişkileri uzun süre gerilmiş; ancak 1930 Ankara Antlaşması ile ulaşılan uzlaşı, hem bu sorunu çözmüş hem de 1934 yılında Balkan Antantı'nın kurulmasına zemin hazırlamıştır.
Buna göre, 1930 Ankara Antlaşması ile 'etabli' sorununun çözümünde esas alınan temel kriter aşağıdakilerden hangisidir?
Türkiye’nin 1930’lu yıllarda Batı’da Balkan Antantı’nı kurmasının ardından, Doğu sınırlarını da güvence altına almak amacıyla İran, Irak ve Afganistan ile 8 Temmuz 1937’de imzaladığı Sadabat Paktı’nın oluşumuna zemin hazırlayan "temel dış tehdit" ve bu paktın "imzalandığı şehir" aşağıdakilerin hangisinde birlikte verilmiştir?
1935 yılında İtalya'nın Habeşistan'a saldırması ve Akdeniz çevresinde yayılmacı bir siyaset izlemesi, Orta Doğu'daki barış ve güvenliğin korunmasını zorunlu hale getirmiştir. Bu gelişmeler sonucunda 1937 yılında Türkiye, İran, Irak ve Afganistan arasında imzalanan Sadabat Paktı'nın imzalandığı şehir ve temel kuruluş amacı aşağıdakilerin hangisinde birlikte verilmiştir?
Türkiye Cumhuriyeti, 1928 yılında Paris Borçlar Sözleşmesi ile Osmanlı Devleti'nden kalan borçları takvime bağlamış ancak 1929 Dünya Ekonomik Bunalımı ödeme sürecini sekteye uğratmıştır. Bu süreçte Türkiye'nin borç ödemelerini ertelemek amacıyla uluslararası diplomatik ve hukuki dayanak olarak kullandığı, dünya genelinde devletlerin borç yükünü hafifletmeyi amaçlayan küresel gelişme aşağıdakilerden hangisidir?
Lozan Barış Antlaşması’na ek olarak imzalanan "Türk ve Rum Nüfus Mübadelesine İlişkin Sözleşme ve Protokol"de yer alan "etabli" (yerleşik) kavramının tanımı, Türkiye ile Yunanistan arasında uzun süren bir diplomatik krize yol açmıştır. 10 Haziran 1930 tarihinde imzalanan Ankara Antlaşması ile bu sorun kesin olarak çözüme kavuşturulmuştur.
Bu sorunun çözülmesinin ardından Türk-Yunan ilişkilerinde başlayan yumuşama sürecinin en önemli dış politik sonucu aşağıdakilerden hangisidir?
1930’lu yılların ikinci yarısında totaliter rejimlerin saldırgan politikaları sonucunda dünya barışının tehdit altına girmesi, Türkiye’yi bölgesel güvenlik arayışlarına itmiştir. Bu doğrultuda Tahran’da bir araya gelen Türkiye, İran, Irak ve Afganistan temsilcileri arasında imzalanan Sadabat Paktı ile ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
Lozan Antlaşması'ndan sonra Türk-Yunan ilişkilerinde uzun süreli gerginliğe yol açan "etabli" (yerleşiklik) sorunu, yılında imzalanan Ankara Antlaşması ile çözüme kavuşturulmuştur. Bu antlaşma ile İstanbul'daki Rumlar ve Batı Trakya'daki Türklerin, şehre geliş tarihlerine bakılmaksızın yerleşik sayılması kabul edilmiştir.
Bu diplomatik çözümün ardından Türkiye ile Yunanistan arasında başlayan yakınlaşma süreci, aşağıdaki gelişmelerden hangisinin yaşanmasına doğrudan zemin hazırlamıştır?
1923 yılında imzalanan Lozan Boğazlar Sözleşmesi’ne göre Boğazlar’ın yönetimi; başkanlığını Türk delegenin yapacağı uluslararası bir komisyona bırakılmış ve Boğazlar’ın her iki yakası askerden arındırılmıştır. 1930’lu yıllarda Avrupa’daki silahlanma yarışı ve yayılmacı politikaların yarattığı güvenlik tehditleri üzerine Türkiye’nin diplomatik girişimleriyle imzalanan Montrö Boğazlar Sözleşmesi ile bu statüde köklü değişiklikler yapılmıştır.
Buna göre, Montrö Boğazlar Sözleşmesi’nin aşağıdaki hükümlerinden hangisi Türkiye’nin Boğazlar üzerindeki egemenlik haklarını kısıtlayan “kurumsal” engelin doğrudan ortadan kaldırılmasını sağlamıştır?
Atatürk dönemi Türk dış politikasında, uluslararası ilişkilerde devletlerin eşitliği prensibine dayanarak bir devletin Türkiye'ye karşı takındığı tutumun aynısıyla o devlete karşılık verilmesi esas alınmıştır. Bu durum, hem dış baskılara karşı dik duruşu hem de uluslararası hukuka uygunluğu simgelemektedir.
Buna göre, 'karşılıklılık' anlamına gelen Atatürk dönemi Türk dış politikası temel ilkesi aşağıdakilerden hangisidir?
Nüfus Mübadelesi Sözleşmesi'nde İstanbul'da bulunan Rumların "etabli" (yerleşik) sayılabilmesi için Ekim 'den önce buraya yerleşmiş olma şartı aranmıştır. Ancak bu durumun uygulamada yarattığı ciddi uyuşmazlıklar, yılında imzalanan Ankara (Ahali) Antlaşması ile yerleşme tarihlerine bakılmaksızın tüm İstanbul Rumlarının yerleşik sayılması esasıyla çözülmüştür. Bu sorunun çözülmesiyle Türk-Yunan ilişkilerinde sağlanan yakınlaşmanın, yılında aşağıdaki bölgesel ittifaklardan hangisinin kurulmasına doğrudan zemin hazırladığı söylenebilir?
1930’lu yıllarda İtalya’nın Doğu Akdeniz’deki yayılmacı politikaları, Almanya’nın hızla silahlanması ve Japonya’nın Milletler Cemiyeti’nden çekilmesi gibi gelişmeler, dünya barışını ve Türkiye’nin güvenliğini doğrudan tehdit etmeye başlamıştır. Bu gelişmeler üzerine Türkiye, Lozan Boğazlar Sözleşmesi’nin değişen uluslararası şartlara uyum sağlamadığını belirterek ilgili devletlere bir nota göndermiştir.
1936 yılında imzalanan Montrö Boğazlar Sözleşmesi ile Boğazlar üzerindeki Türk egemenliğini tam olarak sağlayan ve Lozan’dan kalan kısıtlamayı kaldıran temel düzenleme aşağıdakilerden hangisidir?
1936 yılında Fransa’nın Suriye üzerindeki manda yönetimini sona erdirme kararı almasıyla başlayan süreçte, Türkiye’nin girişimiyle konu Milletler Cemiyeti’ne taşınmıştır. Cemiyet tarafından görevlendirilen bir temsilcinin hazırladığı ve Hatay’ın iç işlerinde bağımsız, dış işlerinde ise Suriye’ye bağlı "ayrı bir birim" olmasını öngören Sandler Raporu, bölgenin bağımsızlığa giden yolundaki hukuki dayanağı oluşturmuştur.
Buna göre, Hatay Sorunu ve bölgenin anavatana katılma süreciyle ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
Atatürk Dönemi Türk dış politikasında "Yurtta sulh, cihanda sulh" ilkesi doğrultusunda uluslararası barışa katkı sunmayı hedefleyen Türkiye’nin, 1932 yılında Milletler Cemiyetine (Cemiyet-i Akvam) katılım sürecini diğer üye devletlerden ayıran temel prosedür aşağıdakilerden hangisidir?
1923 Nüfus Mübadelesi Sözleşmesi'nde yer alan 'etabli' (yerleşik) kavramının kapsamı konusundaki uyuşmazlıklar, 1930 yılında imzalanan Ankara (Ahali) Antlaşması ile 'yerleşme tarihlerine ve doğum yerlerine bakılmaksızın' herkesin yerleşik sayılması esasıyla çözülmüştür. Bu gelişme, Türk-Yunan ilişkilerinde uzun süredir devam eden gerginliğin sona ermesini ve bir dostluk döneminin başlamasını sağlamıştır.
Bu diplomatik yakınlaşmanın, Türkiye'nin dış politikasında aşağıdaki gelişmelerden hangisine doğrudan zemin hazırladığı savunulabilir?
1926 yılında Türkiye ile İngiltere arasında imzalanan Ankara Antlaşması ile Musul Sorunu çözüme kavuşturulmuştur.
Lozan Barış Konferansı'ndan sonra yaşanan diplomatik süreç ve antlaşma hükümleri dikkate alındığında, aşağıdakilerden hangisi bu mesele ile ilgili doğru bir bilgidir?