Atatürk İlke ve İnkılapları

688 questions

Question 421Question

Millî Mücadele’nin ardından bağımsızlığını kazanan Türkiye Cumhuriyeti, tam bağımsızlığın ancak ekonomik bağımsızlıkla taçlanabileceği ilkesini benimsemiştir. Fakat halkın elinde teknik bilgi, kalifiye iş gücü ve yatırım yapacak sermaye birikiminin kısıtlı olması, kalkınma hamlelerinin hedeflenen hızda gerçekleşmesini engellemiştir. Bu durum, devletin temel kalkınma projelerini bizzat üstlendiği ve iktisadi hayatı düzenlediği bir modelin uygulanmasını beraberinde getirmiştir.

Bu bağlamda uygulanan Devletçilik ilkesinin temel karakteristiği hakkında aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

Show answer & explanation

Answer: Memleketin içinde bulunduğu maddi imkânsızlıkların ve sosyal ihtiyaçların bir sonucu olarak şekillenmiş pragmatik bir yaklaşımdır.

Answer

Devletçilik, memleketin içinde bulunduğu maddi imkânsızlıkların ve sosyal ihtiyaçların bir sonucu olarak şekillenmiş pragmatik bir yaklaşımdır.
Devletçilik ilkesi, Cumhuriyet'in ilk yıllarında halkın elinde büyük yatırımları gerçekleştirecek yeterli sermaye birikiminin olmaması ve 19291929 Dünya Ekonomik Bunalımı'nın yarattığı olumsuz etkiler nedeniyle bir zorunluluk olarak ortaya çıkmıştır. Bu model, başka bir ülkenin sistemini kopyalamak yerine Türkiye'nin kendi ihtiyaçlarına göre şekillenmiş, özel teşebbüsü reddetmeyen ancak devletin öncülüğünü esas alan pragmatik bir kalkınma yoludur.

Step-by-Step Solution

1
Metindeki temel problemleri belirleme
Halkın elindeki sermaye, teknik bilgi ve iş gücü yetersizliği tespit edildi.
Sorunun kökenini anlamak için dönemin şartlarını analiz etmek gerekir.
2
Uygulanan çözüm yöntemini analiz etme
Yetersizlikler karşısında devletin bizzat yatırım yapmaya başladığı görüldü.
Devletin müdahalesi, bu durumun bir zorunluluktan kaynaklandığını gösterir.
3
Devletçilik ilkesinin özgün yapısını değerlendirme
Bu modelin bir ideoloji kopyası değil, Türkiye'ye özgü ve ihtiyaç odaklı (pragmatik) olduğu sonucuna varıldı.
Atatürk'ün devletçilik anlayışı, Türkiye'nin o günkü gerçeklerine dayanan bir 'karma ekonomi' modelidir.

Key Concept

Devletçilik ilkesinin zorunluluktan doğan ve Türkiye'ye özgü olan yapısı.

Hints

1
Metinde geçen 'halkın elinde sermaye olmaması' ifadesine dikkat edin; bu durum devletin neden devreye girdiğini açıklar.
2
Devletçilik, Türkiye'nin kalkınması için bir 'orta yol' veya 'karma model' olarak düşünülmüştür.
3
Seçeneklerde bu ilkenin ideolojik bir tercih mi yoksa hayatın gerçeklerinden doğan bir zorunluluk mu olduğunu sorgulayan ifadeyi bulun.

Practice More

Devletçilik ilkesi doğrultusunda açılan bankaları (Sümerbank, Etibank) ve Birinci Beş Yıllık Sanayi Planı'nın sonuçlarını inceleyebilirsiniz.
Estimated Time:1m 15s
Question 422Question

Cumhuriyet’in ilanıyla birlikte devletin yönetim biçimi netleşmiş, ancak devlet aygıtının laik bir nitelik kazanması için yapısal dönüşümlerin devam etmesi gerekmiştir. Bu kapsamda 33 Mart 19241924 tarihinde gerçekleştirilen reform paketinde, Şer’iyye ve Evkaf Vekâleti kaldırılarak yerine Başbakanlığa bağlı Diyanet İşleri Başkanlığı ve Vakıflar Genel Müdürlüğü kurulmuştur.

Bu idari değişikliğin laiklik ilkesi çerçevesindeki en temel ve doğrudan amacı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Yürütme erki (kabine) bünyesinde meşruiyetini geleneksel-dinsel hukuktan alan bir temsil makamının varlığına son verilerek, devlet yönetiminin karar alma süreçlerini tamamen rasyonel ve seküler bir zemine taşımak

Answer

Yürütme organı (hükümet) içerisindeki dinî temsilin kaldırılarak devletin idari yapısının rasyonalize edilmesini belirten seçenek doğrudur.
Şer’iyye ve Evkaf Vekâletinin kaldırılması, din işlerinin bir bakanlık aracılığıyla hükümet politikalarına doğrudan müdahale etmesinin önüne geçmiştir. Bu sayede yürütme organı dinî referanslı bir denetim mekanizmasından arındırılarak, devlet idaresinin akıl ve hukuk temelinde rasyonelleşmesi sağlanmıştır.

Step-by-Step Solution

1
Reformun yapıldığı tarihi ve kapsamı analiz et.
33 Mart 19241924 reformları; Halifeliğin Kaldırılması, Tevhid-i Tedrisat ve Şer’iyye-Evkaf Vekâletinin kaldırılmasını içerir.
Soruda istenen spesifik kurumsal değişikliği diğerlerinden ayırt etmek için gereklidir.
2
"Vekâlet" kavramının o dönemdeki siyasi anlamını değerlendir.
Vekâlet, Bakanlar Kurulu'nda (kabine) yer alan bir bakanlığı ifade eder. Şer’iyye Vekâleti, devlet işlerinin dinî kurallara uygunluğunu denetleyen bir siyasi makamdı.
Kurumun idari yapısı, laikleşmenin hangi boyutta (siyasi/yürütme) gerçekleştiğini açıklar.
3
Vekâlet yerine kurulan "Başkanlık" yapısının farkını belirle.
Diyanet İşleri Başkanlığı, kabine dışında kalan, siyasi iradeye değil Başbakanlığa bağlı teknik/idari bir kurum olarak tasarlanmıştır.
Din işlerinin siyasetten ayrılmasının kurumsal kanıtıdır.

Key Concept

İdari Laikleşme ve Devletin Rasyonalizasyonu

Hints

1
"Vekâlet" kelimesinin o günkü dilde "Bakanlık" anlamına geldiğini düşünün.
2
Bir bakanlığın hükümet kabinesinde yer alması, onun devletin karar alma süreçlerinde (yürütme) doğrudan pay sahibi olması demektir.
3
Şer’iyye ve Evkaf Vekâletinin kaldırılmasıyla hükümet listesinden dinî temsilci çıkarılmış, yerine siyasi yetkisi olmayan idari bir başkanlık (Diyanet) getirilmiştir.

Practice More

Laiklik yolunda atılan adımların 'siyasi', 'hukuki', 'eğitim' ve 'toplumsal' kategorilerini bir tablo yaparak karşılaştırın.

Alternative Method

Olayları kronolojik ve tematik olarak gruplandırın: 33 Mart 19241924 yasaları içinde 'idari/hükümet yapısı' ile ilgili olan tek madde Şer’iyye Vekâletidir. Diğerleri eğitim veya devlet başkanlığı (halifelik) ile ilgilidir.
Estimated Time:1m 30s
Question 423Question

Atatürk Dönemi’nde uygulanan "Devletçilik" ilkesi, temel olarak özel sektörün (halkın) sermaye ve tecrübe yetersizliği nedeniyle devletin bizzat yatırım yaparak fabrika ve işletmeler kurmasını esas alır.

Buna göre, aşağıdakilerden hangisi doğrudan Devletçilik ilkesi doğrultusunda gerçekleştirilen bir uygulamadır?

Show answer & explanation

Answer: Devlet eliyle dokuma, şeker ve kâğıt fabrikalarının açılması

Answer

Devlet eliyle dokuma, şeker ve kâğıt fabrikalarının açılması
Devletçilik ilkesi, Türkiye'nin o günkü koşullarında özel sektörün gerçekleştiremediği sanayi hamlelerini devletin üstlenmesidir. Dokuma ve şeker fabrikaları gibi üretim tesislerinin devlet bütçesiyle açılması, devletin bizzat ekonomik bir aktör olarak sahaya inmesini sağladığı için doğrudan Devletçilik kapsamında değerlendirilir.

Step-by-Step Solution

1
Devletçilik kavramını tanımla
Devletçilik; halkın yapamadığı büyük yatırımların (fabrika, sanayi tesisi vb.) devlet eliyle yapılmasıdır.
Sorunun kökünde istenen kavramın sınırlarını belirlemek için gereklidir.
2
Seçenekleri 'Yatırım' ve 'Millileştirme' olarak sınıflandır
Fabrika açmak bir 'yatırım' iken; demiryolu satın almak veya Kabotaj hakkı elde etmek 'millileştirme/bağımsızlık' adımıdır.
Milliyetçilik ve Devletçilik arasındaki en temel farkı ortaya koymak için.
3
Doğru örneği belirle
Dokuma ve şeker fabrikalarının açılması, devletin bizzat üretim sürecine girdiğini gösterir.
Devletçilik ilkesinin temel amacına uyan seçeneği kesinleştirmek için.

Key Concept

Devletçilik ve Milliyetçilik (Millileştirme) arasındaki fark

Hints

1
Bir uygulamanın Devletçilik olması için devletin 'sıfırdan bir üretim tesisi kurması' veya 'bizzat yatırım yapması' gerekir; var olanı satın alması öncelikle Milliyetçilik'tir.

Practice More

Devletçilik ve Milliyetçilik ayrımını pekiştirmek için 'İzmir İktisat Kongresi'nde alınan kararların hangi ilkelerle ilişkili olduğunu' inceleyebilirsiniz.
Estimated Time:45s
Question 424Question

Yeni Türk Devleti'nin ekonomi politikaları incelendiğinde; 19261926 yılında Kabotaj Kanunu'nun çıkarılması ve yabancıların elindeki demiryollarının satın alınması ile 19341934 yılında I. Beş Yıllık Sanayi Planı'nın yürürlüğe konularak Sümerbank gibi kurumların öncülüğünde fabrikalar kurulması farklı amaç ve ilkelere dayanmaktadır.

Bu uygulamaların dayandığı temel düşünceler ve Atatürk ilkeleriyle ilişkisi dikkate alındığında, aşağıdaki değerlendirmelerden hangisi bu iki süreç arasındaki temel farkı ve niteliği doğru yansıtmaktadır?

Show answer & explanation

Answer: Kabotaj ve demiryollarının satın alınması ekonomik bağımsızlığı (millileştirmeyi) hedefleyen Milliyetçilik ilkesiyle; sanayi planı doğrultusunda devletin bizzat fabrika kurması ise özel sermaye yetersizliğinden doğan Devletçilik ilkesiyle ilgilidir.

Answer

Kabotaj ve demiryollarının satın alınması ekonomik bağımsızlığı hedefleyen Milliyetçilik kapsamındayken; devletin fabrika kurması sermaye yetersizliği nedeniyle uygulanan Devletçilik ile ilgilidir.
Doğru yanıt, reformların amacını tam olarak ayırt etmektedir. Kabotaj Kanunu (19261926) denizlerdeki işletme haklarını yabancılardan alıp Türk vatandaşlarına vererek ekonomik bağımsızlığı (Milliyetçilik) sağlamıştır. I. Beş Yıllık Sanayi Planı (19341934) ise, halkın elinde yeterli sermaye olmadığı için devletin doğrudan fabrika kurup üretimi üstlenmesini (Devletçilik) temsil eder.

Step-by-Step Solution

1
Reformların niteliğini analiz etme
Kabotaj ve satın almalar 'mevcudun millileştirilmesi' iken, sanayi planı 'yeni yatırımların inşası'dır.
Milliyetçilik yabancı tekelini kırmayı, Devletçilik ise üretimi devlet eliyle başlatmayı hedefler.
2
Dönemsel zorunlulukları değerlendirme
19291929 Dünya Ekonomik Buhranı, Türkiye'yi özel teşebbüsten planlı/devletçi modele itmiştir.
Teşvik-i Sanayi Kanunu'nun başarısızlığı Devletçiliğin temel gerekçesidir.

Key Concept

Ekonomik Milliyetçilik (Bağımsızlık) vs. Devletçilik (Zorunlu Yatırımcılık)

Hints

1
'Millileştirme' (yabancıdan geri alma) ile 'Kamu yatırımı' (yoktan fabrika kurma) arasındaki farka odaklanın.

Practice More

İzmir İktisat Kongresi'nde alınan kararların neden başlangıçta liberal bir karakter taşıdığını araştırınız.
Estimated Time:1m 40s
Question 425Question

Atatürk Dönemi’nde toplumsal hayatın laikleştirilmesi amacıyla 19341934 yılında kabul edilen "Bazı Kisvelerin Giyilemeyeceğine Dair Kanun" ile din görevlilerinin hangi dinden olursa olsun ibadethaneler dışındaki dini kıyafetlerle dolaşması yasaklanmıştır. Ancak kanunda Diyanet İşleri Başkanı, Rum ve Ermeni patrikleri ile Musevi hahambaşısı bu düzenlemeden muaf tutulmuştur. Bu kanunda bazı üst düzey din görevlilerinin istisna tutulmasının temel gerekçesi aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Bu makamların devlet nezdinde resmi birer temsil ve protokol niteliği taşıması

Answer

İstisnanın temel nedeni, bu kişilerin taşıdığı makamların resmi temsil ve protokol niteliğidir.
Doğru yanıt olan makamların resmi temsil niteliği taşıması, kanunun ruhuyla uyumludur. Kanun, dini kıyafetlerin birer toplumsal ayrımcılık veya üstünlük aracı olmasını engellemeye çalışırken; devlet nezdinde resmi sıfatı olan en üst düzey temsilcilerin protokoldeki yerlerini korumuştur. Bu, devletin dini grupları kurumsal düzeyde tanıdığını ve temsil haklarına saygı duyduğunu gösterir.

Step-by-Step Solution

1
Kanunun kapsamını analiz etme
19341934 tarihli kanunun genel kural olarak dini kıyafetlerin sokakta giyilmesini yasakladığı saptanır.
Toplumsal alanda laikliği pekiştirmek ve dini simgeler üzerinden oluşabilecek ayrımcılığı önlemek amaçlanmıştır.
2
İstisna tutulan kişilerin ortak özelliğini belirleme
Diyanet İşleri Başkanı, Patrikler ve Hahambaşı'nın kendi inanç gruplarının en yetkili kişileri olduğu görülür.
Bu kişiler sadece dini lider değil, devlet nezdinde o grubun resmi temsilcileridir.
3
Protokol ve temsil kavramını ilişkilendirme
İstisnanın imtiyaz değil, kurumsal temsil gereği yapıldığı sonucuna varılır.
Resmi törenlerde ve devletler arası ilişkilerde bu makamların sembolik değerinin korunması devlet geleneğinin bir parçasıdır.

Key Concept

1934 Kılık Kıyafet Düzenlemesi ve Temsil Hakları

Hints

1
İstisna tutulan kişilerin (Diyanet İşleri Başkanı, Patrik vb.) sadece birer din adamı mı yoksa devlet nezdinde yetkili birer yönetici mi olduklarını düşünün.
2
Bu kişilerin resmi törenlerde veya uluslararası kabullerde nasıl temsil edildiklerini hayal edin.
3
Devletin resmi protokol kuralları, bazı makam sahiplerine görevleri gereği belirli görsel sembolleri taşıma hakkı verir.

Practice More

1934 yılında kabul edilen 'Lakap ve Unvanların Kaldırılmasına Dair Kanun' ile bu düzenleme arasındaki 'Halkçılık' ilişkisini inceleyebilirsiniz.
Estimated Time:50s
Question 426Question

Osmanlı Devleti'nin son dönemlerinde Tanzimat ve Islahat fermanlarıyla denenen ancak tam başarıya ulaşamayan "hukuk sistemindeki çok başlılığın" (şer’i, cemaat ve konsolosluk mahkemelerinin bir arada bulunması) kesin olarak sona erdirilmesi süreci, 1924 yılında Şer’iyye ve Evkaf Vekâletinin kaldırılmasıyla yeni bir aşamaya geçmiştir.

Bu köklü değişimin laiklik ilkesi çerçevesinde gerçekleştirilmesinin temel gerekçesi aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Egemenliğin ve toplumsal düzenin dayanağı olan hukuk kurallarını metafizik referanslardan arındırarak akıl ve bilim temelinde birleştirmek

Answer

Egemenliğin ve toplumsal düzenin dayanağı olan hukuk kurallarını metafizik referanslardan arındırarak akıl ve bilim temelinde birleştirmek
Doğru cevap olan ifade, laikliğin hukuk alanındaki en temel fonksiyonunu açıklar: Toplumsal düzeni belirleyen kuralların (yasaların) artık dinî (metafizik) temellere değil, değişen ihtiyaçlara cevap verebilen akıl ve bilim esaslarına dayandırılması. Şer’iyye Vekâleti'nin kaldırılması, devletin 'şer'i hukuk' yürütücüsü kimliğinden sıyrılarak seküler bir hukuk düzenine geçişini temsil eder.

Step-by-Step Solution

1
Osmanlı hukuk sistemindeki 'ikilik' sorununu analiz edin.
Tanzimat sonrası Osmanlı'da hem dinî (şer'i) hem de modern (nizami) mahkemelerin bulunması, hukuk birliğini bozmaktaydı.
Laik bir devlet yapısı için hukukun tek bir merkezden ve rasyonel esaslarla yönetilmesi gerekir.
2
1924 yılında Şer’iyye ve Evkaf Vekâletinin kaldırılmasının önemini kavrayın.
Dinî işlerin (fetva ve yargı yetkisi dahil) devlet yönetiminden ayrılması sağlanmıştır.
Vekâletin kaldırılması, yasama ve yargı üzerindeki dinî vesayeti sona erdirerek laikleşmenin önünü açmıştır.
3
Laikliğin temel hedefini (hukuk açısından) belirleyin.
Meşruiyetin kaynağı ilahi (metafizik) referanslar yerine akıl, bilim ve ulusal egemenliğe dayandırılmıştır.
Bu durum hukuk sisteminin birleştirilmesini ve çağdaş bir yapıya kavuşmasını sağlamıştır.

Key Concept

Hukukta Laikleşme ve Meşruiyet Dönüşümü

Hints

1
Şer'iyye ve Evkaf Vekâleti'nin görev alanını (dinî ve vakıf işleri) ve bunun devlet yönetimindeki etkisini düşünün.

Practice More

1926 Türk Medeni Kanunu'nun kabulünün, hukukta laikleşme sürecini nasıl tamamladığını inceleyebilirsiniz.
Estimated Time:1m 30s
Question 427Question

Cumhuriyet’in ilk yıllarında gerçekleştirilen; Kabotaj Kanunu’nun kabul edilmesi, Reji İdaresi’nin (tütün tekeli) yabancılardan satın alınması ve yabancıların elindeki demir yollarının millileştirilmesi gibi uygulamaların ortak amacı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Tam ekonomik bağımsızlığı ve milli ekonomiyi gerçekleştirmek

Answer

Yapılan uygulamaların ortak amacı tam ekonomik bağımsızlığı ve milli ekonomiyi gerçekleştirmektir.
Doğru yanıt olan seçenek, bahsedilen tüm uygulamaların temel felsefesini açıklar. Kabotaj Kanunu denizlerde, Reji İdaresi'nin satın alınması ticari tekellerde, demir yollarının millileştirilmesi ise ulaşımda yabancı egemenliğine son vererek milli bir ekonomi inşasını sağlamıştır.

Step-by-Step Solution

1
Reformların niteliğini analiz etme
Kabotaj (deniz hakları), Reji (tütün işletmesi) ve demir yollarının yabancılardan alınması millileştirme adımlarıdır.
Bu işletmelerin ortak özelliği daha önce yabancı sermayenin veya imtiyazlı şirketlerin elinde olmasıdır.
2
Atatürk ilkesi ile bağdaştırma
Yabancı etkisinin kırılması ve milli kontrolün sağlanması Milliyetçilik ilkesinin ekonomi alanındaki yansımasıdır.
Siyasi bağımsızlığın ekonomik bağımsızlıkla taçlandırılması 'Tam Bağımsızlık' ilkesinin gereğidir.
3
Sonucu belirleme
Tüm bu hamleler dışa bağımlılığı bitirip milli bir iktisat sistemi kurmayı amaçlar.
Lozan'da kapitülasyonların kaldırılmasıyla başlayan süreç bu tip millileştirme hamleleriyle tamamlanmıştır.

Key Concept

Ekonomik Bağımsızlık ve Millileştirme Hamleleri

Hints

1
Soruda verilen uygulamaların tamamında yabancı şirketlerin veya hakların Türk devletine/vatandaşlarına geçişi söz konusudur.
2
Bu uygulamalar Atatürk'ün 'Siyasi bağımsızlık ekonomik bağımsızlıkla tamamlanmadıkça kalıcı olamaz' sözüyle doğrudan ilişkilidir.
3
Yabancı imtiyazlarının sona erdirilmesi ve işletmelerin Türkleştirilmesi 'milli ekonomi' kavramına işaret eder.

Practice More

İzmir İktisat Kongresi'nde alınan 'Misak-ı İktisadi' kararlarını inceleyerek bu uygulamaların temel dayanaklarını pekiştirebilirsiniz.

Alternative Method

Öncüllere bakarak hangi ilkenin baskın olduğunu bulabilirsiniz. 'Yabancıdan alma' ve 'Türk vatandaşlarına hak tanıma' vurgusu doğrudan Milliyetçilik ve milli bağımsızlık eksenindedir.
Estimated Time:50s
Question 428Question

Atatürk, 19251925 yılında Ankara Hukuk Mektebi'nin açılışında yaptığı konuşmada, yeni Türkiye Cumhuriyeti'nin "eski hukuk kurallarıyla yaşatılamayacağını" ve modern bir toplum için laik bir hukuk sisteminin zaruri olduğunu vurgulamıştır. Bu doğrultuda hazırlanan 19261926 Türk Medeni Kanunu'nun, Lozan Barış Antlaşması'nın 4242. maddesi ile azınlıklara tanınan "kendi inanç ve geleneklerine göre aile hukuku uygulama" hakkının yarattığı hukuki ikiliği (çok başlılığı) kesin olarak sona erdirerek mutlak "hukuk birliğini" sağlamasındaki temel dayanak aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Yeni kanunun laik ve çağdaş yapısı karşısında azınlık temsilcilerinin, Lozan'dan doğan özel hukuk haklarından feragat ederek Türk kanunlarına tabi olmayı kabul etmeleri

Answer

Yeni kanunun laik ve çağdaş yapısı karşısında azınlık temsilcilerinin, Lozan'dan doğan özel hukuk haklarından feragat ederek Türk kanunlarına tabi olmayı kabul etmeleri
Türk Medeni Kanunu'nun kabulüyle birlikte, Türkiye'deki Musevi, Ermeni ve Rum cemaatleri Adliye Vekaleti'ne başvurarak, yeni kanunun modern ve laik hükümlerinin kendi ihtiyaçlarını tam olarak karşıladığını belirtmiş ve Lozan Antlaşması'nın 4242. maddesinden doğan haklarından feragat etmişlerdir. Bu gelişme, Türkiye Cumhuriyeti sınırları içerisinde yaşayan tüm vatandaşların aynı hukuk kurallarına tabi olmasını sağlayarak hukuk birliğini mutlak hale getirmiştir.

Step-by-Step Solution

1
Lozan Antlaşması'nın 4242. maddesinin analiz edilmesi
Bu madde azınlıklara aile ve şahıs hukukunda kendi dini kurallarını uygulama hakkı tanımıştı.
Hukuk sisteminde çok başlılığın (ikiliğin) devam etmesine neden oluyordu.
2
19261926 Medeni Kanunu'nun niteliğinin değerlendirilmesi
Kanun, dini referanslardan arındırılmış, tamamen laik ve modern bir yapıya sahipti.
Tüm vatandaşlara din ayrımı gözetmeksizin eşit haklar sunuyordu.
3
Azınlıkların tepkisinin ve feragat sürecinin incelenmesi
Musevi, Ermeni ve Rum toplumları, yeni kanunun kapsayıcılığını görerek Lozan'daki haklarından vazgeçtiklerini bildirdiler.
Bu feragat, Türkiye'deki hukuk birliğinin önündeki son engeli kaldırmıştır.

Key Concept

Hukuk Birliği ve Azınlıkların Feragatı

Hints

1
Lozan Antlaşması'ndaki azınlık haklarının hukuk birliğini nasıl etkilediğini düşünün.
2
Medeni Kanun'un laik yapısı ile azınlıkların kendi dini hukuklarından vazgeçme kararı arasındaki ilişkiye odaklanın.
3
Azınlıkların kendi istekleriyle (feragat) Türk hukukuna tabi olması, hukuk sistemindeki çok başlılığı bitiren anahtar gelişmedir.

Practice More

Medeni Kanun'un kabulünden sonra 19281928 yılında yapılan Anayasa değişikliğinin laiklik ve hukuk sistemi üzerindeki tamamlayıcı etkisini araştırabilirsiniz.
Estimated Time:3m 0s
Question 429Question

Atatürk, milliyetçilik anlayışını şu sözlerle ifade etmiştir: "Bizim milliyetçiliğimiz, her bakımdan barışçı ve insancıldır. Bizim milliyetçiliğimizde başkalarına karşı düşmanlık ve kin beslemek yoktur; aksine tüm insanlığın huzur ve refahını gaye edinir."

Atatürk'ün bu ifadesi dikkate alındığında, Türk milliyetçiliğinin temel niteliği hakkında aşağıdakilerden hangisi savunulabilir?

Show answer & explanation

Answer: Milli birlik ve beraberliği evrensel barış değerleri üzerine inşa ederek toplumsal huzuru amaçladığı

Answer

Milli birlik ve beraberliği evrensel barış değerleri üzerine inşa ederek toplumsal huzuru amaçladığı
Atatürk milliyetçiliği, toplumu ayrıştıran ırk, din veya sınıf gibi unsurlar yerine; vatan birliği, ortak tarih ve dil gibi birleştirici unsurları esas alır. Metinde geçen 'barışçı' ve 'insancıl' ifadeleri, bu anlayışın sadece kendi milletini değil, tüm insanlığın huzurunu önemsediğini ve barışçıl bir kalkınma modelini hedeflediğini kanıtlamaktadır.

Step-by-Step Solution

1
Metindeki anahtar kavramları analiz et.
"Barışçı", "insancıl" ve "düşmanlık karşıtı" ifadeleri tespit edildi.
Soruda verilen alıntının hangi temel mesajı verdiğini anlamak çözümün ilk adımıdır.
2
Atatürk milliyetçiliğinin kapsamını hatırla.
Bu ilkenin ırkçılığı, yayılmacılığı ve ümmetçiliği reddettiği belirlendi.
Seçenekleri elemek için ilkenin temel sınırlarını bilmek gerekir.
3
Metindeki mesaj ile seçenekleri eşleştir.
Milli birliği barışçı bir temele oturtan seçeneğin metinle tam uyumlu olduğu görüldü.
Atatürk'ün barış ve insanlık vurgusu, bütünleştirici bir milliyetçilik anlayışını yansıtır.

Key Concept

Atatürk Milliyetçiliğinin Barışçı ve İnsancıl Yapısı

Hints

1
Metindeki 'barışçı' ve 'insancıl' vurgularının hangi toplumsal değeri desteklediğini düşünün.
2
Atatürk milliyetçiliğinin ırkçılık veya yayılmacılık gibi radikal anlayışlardan farkını hatırlayın.
3
Bu ilke, 'Yurtta sulh, cihanda sulh' prensibiyle paralel bir bütünleştirici gücü ifade eder.

Practice More

Atatürk milliyetçiliğinin kültürel boyutunu pekiştirmek için Türk Tarih Kurumu ve Türk Dil Kurumunun kuruluş amaçlarını inceleyebilirsiniz.
Estimated Time:1m 15s
Question 430Question

Atatürk milliyetçiliği; sadece bir aidiyet duygusu değil, aynı zamanda siyasi, ekonomik ve kültürel alanlarda tam bağımsızlığı ve milli egemenliği hedefleyen dinamik bir ilkedir.

Buna göre, aşağıdakilerden hangisinin Atatürk’ün milliyetçilik ilkesi doğrultusunda gerçekleştirilen çalışmalardan biri olduğu savunulamaz?

Show answer & explanation

Answer: Aşar vergisinin kaldırılarak köylünün üzerindeki mali yükün azaltılması

Answer

Aşar vergisinin kaldırılarak köylünün üzerindeki mali yükün azaltılması seçeneği, doğrudan Halkçılık ilkesiyle ilgili olup Milliyetçilik kapsamında değerlendirilemez.
Aşar vergisinin kaldırılması, tarım toplumunda köylünün üzerindeki ağır bir yükü alarak toplumsal adaleti ve üreticinin desteklenmesini amaçlamıştır. Bu durum 'halka hizmet' ve 'eşitlik' prensiplerine dayandığı için Halkçılık ilkesinin bir gereğidir. Diğer seçenekler ise doğrudan Türk milletinin bağımsızlığını ve kendi öz değerlerini yüceltmeyi hedeflediği için Milliyetçilik ilkesiyle ilişkilidir.

Step-by-Step Solution

1
Milliyetçilik ilkesinin kapsamını analiz edin.
Milliyetçilik; milli bağımsızlık, milli kimlik, milli kültür ve kurumların millileştirilmesi hedeflerini içerir.
Soruda milliyetçilik ilkesi doğrultusunda yapılamayacak çalışmanın tespiti istenmektedir.
2
Verilen seçeneklerdeki inkılapların temel amaçlarını değerlendirin.
Tarih kurumu, Kabotaj Kanunu, kapitülasyonların kaldırılması ve millileştirme çalışmaları doğrudan 'milli' olma ve 'bağımsızlık' unsurlarını taşır.
Bu adımlar Türk milletinin kendi kaynaklarına ve değerlerine sahip çıkmasını sağlar.
3
Aşar vergisinin kaldırılmasını diğer seçeneklerle kıyaslayın.
Aşar vergisinin kaldırılması halkın refahını artırmaya ve sosyal eşitliği sağlamaya yöneliktir.
Sosyal adalet ve halkın yararı gözetildiği için bu durum öncelikle Halkçılık ilkesinin bir sonucudur.

Key Concept

Milliyetçilik ilkesinin bağımsızlık ve millilik vurgusu ile Halkçılık ilkesinin sosyal adalet vurgusu arasındaki fark.

Hints

1
Milliyetçilik ilkesi daha çok 'bağımsızlık', 'milli kimlik' ve 'milli menfaatler' ile ilgilidir.
2
Halkçılık ilkesi ise toplumsal 'eşitlik', 'sosyal adalet' ve 'halkın refahı' üzerine odaklanır.
3
Seçeneklerdeki aşar vergisi, Osmanlı'dan kalan ve köylüyü ezen bir vergidir; kaldırılması doğrudan halkın durumunu iyileştirmeyi hedefler.

Practice More

Atatürk ilkeleri arasındaki bütünlüğü anlamak için Milliyetçilik ile Halkçılık arasındaki geçişken kavramları (örneğin milli egemenlik) inceleyebilirsiniz.
Estimated Time:1m 15s
Question 431Question

19251925 yılında kabul edilen Şapka Kanunu ile başlayan kılık kıyafet inkılabı, 19341934 yılında çıkarılan "Bazı Kisvelerin Giyilemeyeceğine Dair Kanun" ile daha kapsamlı bir hukuki zemine oturtulmuştur. Bu kanuna göre, her ne din ve mezhebe mensup olurlarsa olsunlar, din görevlilerinin (ruhbanların) mabet ve ayinler dışında dini kıyafetlerle dolaşması yasaklanmıştır.

Bu kanunun kapsamı ve toplumsal hayattaki etkileri düşünüldüğünde, aşağıdakilerden hangisi söz konusu düzenlemenin hedefleri arasında yer almaz?

Show answer & explanation

Answer: Kadınların günlük hayatta giyecekleri kıyafetlere ve örtünme biçimlerine yönelik doğrudan yasal yasaklar getirmek

Answer

Kadınların günlük hayatta giyecekleri kıyafetlere ve örtünme biçimlerine yönelik doğrudan yasal yasaklar getirmek seçeneği, bu kanunun hedeflerinden biri değildir.
Doğru yanıt olan kadın kıyafetine yönelik yasaklar getirilmesi ifadesi yanlıştır, çünkü Cumhuriyet tarihinde ne Şapka Kanunu ne de 19341934 tarihli Kisve Kanunu kadınların giyim tarzına (çarşaf, peçe vb.) yönelik bir yasak getirmemiştir. Bu durum, toplumun hassasiyetleri gözetilerek zamana yayılmış ve yasal zorunluluk yerine toplumsal ikna yoluna gidilmiştir.

Step-by-Step Solution

1
19341934 tarihli "Bazı Kisvelerin Giyilemeyeceğine Dair Kanun"un içeriğini analiz et.
Kanunun sadece din görevlilerinin (erkek ruhbanlar) mabet dışındaki kıyafetlerini (cübbe, sarık vb.) kapsadığı görülür.
Kanunun uygulama alanını netleştirmek doğru cevaba ulaşmanın ilk adımıdır.
2
Seçeneklerdeki hedeflerin kanun metni ve dönemin ruhuyla uyumunu kontrol et.
Laiklik, halkçılık ve çağdaşlaşma hedeflerinin bu kanunla doğrudan ilişkili olduğu saptanır.
Cumhuriyet inkılaplarının temel felsefesi olan eşitlik ve laiklik, toplumsal kıyafet düzenlemelerinin ana motorudur.
3
Kadın kıyafetine yönelik yasal düzenlemeleri hatırla.
Atatürk Dönemi'nde kadınların çarşaf veya peçe giymesini yasaklayan merkezi bir kanun bulunmadığı bilgisine ulaşılır.
KPSS'de en çok yapılan hatalardan biri, kıyafet inkılabının kadın kıyafetlerini de yasakladığını düşünmektir.

Key Concept

Cumhuriyet dönemi kıyafet inkılabında yasal sınırların (özellikle kadın kıyafeti konusunda) bilincinde olmak.

Hints

1
19341934 tarihli kanun, özellikle dini temsil yetkisi olan kişilere (ruhbanlara) odaklanır.
2
Türkiye Cumhuriyeti tarihinde kılık kıyafet düzenlemeleri yapılırken, kadınların kıyafetleri konusunda yasal bir 'yasak' getirilip getirilmediğini düşünün.
3
Şapka Kanunu erkekler içindir. 19341934 Kisve Kanunu ise din adamları içindir. Kadınların giyimi hiçbir zaman bu tür bir 'ulusal yasak' kanununa konu olmamıştır.

Practice More

Bu kanunla tanınan tek kişilik istisnaları (Diyanet İşleri Başkanı ve Patrik gibi) ve bu kişilerin sokakta dini kıyafetle gezebilme hakkını inceleyerek detay bilgiyi pekiştirebilirsiniz.
Estimated Time:1m 30s
Question 432Question

Atatürk, Türk İnkılabı’nın başarısını, onun "donmuş bir kural yığını" olmamasına bağlamıştır. Ona göre inkılap; hayatın akışına, çağın ihtiyaçlarına ve bilimsel gelişmelere uyum sağlayamayan unsurların ayıklanması ve yerine her zaman daha modern olanın konulması sürecidir. Bu yaklaşım, Atatürkçü düşünce sisteminin dogmatik bir yapıya dönüşmesini engeller.

Buna göre İnkılapçılık ilkesinin temel işlevi aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Düşünsel ve kurumsal yapının sürekli güncel kalarak sistemin dinamizmini korumak

Answer

İnkılapçılık ilkesinin temel işlevi, düşünsel ve kurumsal yapının sürekli güncel kalarak sistemin dinamizmini korumaktır.
Doğru cevap, sistemin durağanlaşmasını engelleyerek sürekli güncel kalmasını sağlayan seçenektir. İnkılapçılık ilkesi, Atatürkçü düşünce sistemine canlılık kazandıran ve yapılan devrimlerin bir noktada donup kalmasını önleyen dinamik bir mekanizmadır. Metinde geçen 'donmuş kural yığını olmama' ifadesi, bu dinamizmi ve sürekli yenilenme ihtiyacını doğrudan karşılamaktadır.

Step-by-Step Solution

1
Metindeki anahtar kavramları analiz etme
"Donmuş kural yığını olmama", "ayıklama" ve "modern olanı koyma" ifadeleri saptanmıştır.
Sorunun kökünde İnkılapçılığın 'dinamik' ve 'sürekli' doğasına vurgu yapılmaktadır.
2
İnkılapçılık ile diğer kavramları karşılaştırma
İnkılapçılığın statükoyu (mevcudu koruma) ve dogmatizmi (donmuş kuralları) reddettiği belirlenmiştir.
Osmanlı ıslahatçılığı ile Atatürk inkılapçılığı arasındaki en temel fark, inkılapçılığın sürekli bir gelişim ve değişim mekanizması olmasıdır.
3
Sonuca ulaşma
Sistemin kendini yenilemesi ve güncel kalması seçeneği metne en uygun işlevdir.
Akıl ve bilimi rehber alan bir sistem, zamanın gerisinde kalmamak için sürekli bir dinamizm gerektirir.

Key Concept

İnkılapçılıkta Dinamizm ve Statüko Karşıtlığı

Hints

1
Metindeki 'donmuş bir kural yığını olmama' ifadesi, sistemin sürekli hareket halinde olduğunu çağrıştırmalıdır.

Practice More

İnkılapçılığın 'Bütünleyici İlkeler' içindeki 'Modernleşme ve Çağdaşlaşma' ile bağını inceleyebilirsiniz.
Estimated Time:1m 15s
Question 433Question

Atatürk milliyetçiliği, Türk toplumunu 'ümmet' anlayışından 'millet' yapısına taşırken hem geçmişin bilimsel yöntemlerle aydınlatılmasını hem de milli kaynakların yabancı etkisinden arındırılmasını şart koşmuştur. Bu doğrultuda atılan adımların bir kısmı milli kimliği 'tarih şuuru' üzerinden inşa etmeyi, bir kısmı ise 'milli karasularında mutlak hakimiyeti' sağlamayı hedeflemiştir.

Bu açıklamaya göre, belirtilen hedefleri gerçekleştirmeye yönelik uygulama eşleştirmesi aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Türk Tarih Kurumu'nun kurulması - Kabotaj Kanunu'nun kabul edilmesi

Answer

Türk Tarih Kurumu'nun kurulması ve Kabotaj Kanunu'nun kabul edilmesini içeren seçenek doğrudur.
Doğru seçenek, soruda vurgulanan her iki hedefi de tam olarak karşılamaktadır. Türk Tarih Kurumu'nun kurulması, Türk tarihinin sadece Osmanlı veya İslam tarihi ile sınırlı olmadığını bilimsel yöntemlerle kanıtlayarak 'milli bir tarih şuuru' oluşturmayı amaçlar. Kabotaj Kanunu ise denizlerdeki işletme hakkını yabancılardan alıp Türk denizcilerine vererek 'mavi vatan'da ekonomik egemenliği sağlar.

Step-by-Step Solution

1
Öncüldeki hedefleri analiz etme
İki temel hedef belirlendi: 1. Tarih şuurunun bilimsel inşası, 2. Karasularında ekonomik hakimiyet.
Sorunun hangi iki spesifik alanı (kültürel/bilimsel ve ekonomik bağımsızlık) sorguladığını netleştirmek gerekir.
2
Birinci hedefi (tarih şuuru) karşılayan inkılabı bulma
Türk Tarih Kurumu (TTK).
Atatürk, Türk tarihinin kökenlerini araştırmak ve milli kimliği bilimsel bir zemine oturtmak amacıyla TTK'yı kurdurmuştur.
3
İkinci hedefi (karasularında hakimiyet) karşılayan inkılabı bulma
Kabotaj Kanunu.
1 Temmuz 1926'da yürürlüğe giren bu kanun, Türk karasularında yolcu ve yük taşıma hakkını sadece Türk gemilerine ve vatandaşlarına vererek ekonomik bağımsızlığı perçinlemiştir.
4
Seçenekler arasında eşleştirmeyi doğrulama
Türk Tarih Kurumu ve Kabotaj Kanunu'nun birlikte verildiği seçenek belirlendi.
Her iki kriteri de eksiksiz karşılayan tek seçenek budur.

Key Concept

Atatürk milliyetçiliğinin kültürel (TTK) ve ekonomik (Kabotaj) bağımsızlık boyutları.

Hints

1
Soruda iki farklı alan vurgulanıyor: biri 'tarih bilimi/kültür', diğeri 'denizlerdeki ekonomik haklar'.
2
Denizlerdeki ticaret ve işletme hakkının Türklere geçmesini sağlayan kanunu hatırlayın.
3
Türk Tarih Kurumu 'bilimsel tarih' vurgusunu, Kabotaj Kanunu ise 'milli karasuları' vurgusunu karşılayan en temel inkılaplardır.

Practice More

Atatürk milliyetçiliğinin ırkçı olmadığını kanıtlayan 'Vatandaşlık' tanımını Anayasa üzerinden inceleyebilirsiniz.

Alternative Method

Milliyetçilik ilkesini ararken 'milli', 'Türk', 'bağımsızlık' ve 'egemenlik' kelimelerine odaklanın. Aşar vergisi veya Medeni Kanun gibi sosyal içerikli konuları (Halkçılık) elediğinizde doğru eşleşmeye daha kolay ulaşırsınız.
Estimated Time:1m 30s
Question 434Question

Atatürk ilke ve inkılapları, Türkiye Cumhuriyeti'nin demokratik ve çağdaş bir yapıya kavuşması için birbirini tamamlayan bir bütünlük arz eder. Ancak bazı düzenlemeler, doğrudan yönetim biçimi ve egemenliğin kaynağı ile ilgili olduğu için "Cumhuriyetçilik" ilkesinin temel taşı sayılır.

19241924 yılında gerçekleştirilen Erkan-ı Harbiye-i Umumiye Vekâleti'nin kaldırılarak ordunun siyasetten ayrılması ve milletvekili olan komutanların askerlik ile siyaset arasında bir tercih yapmaya zorlanması hamlesinin; doğrudan aşağıdakilerden hangisini gerçekleştirmeye yönelik olduğu söylenebilir?

Show answer & explanation

Answer: Millî iradenin tecelligâhı olan TBMM üzerindeki her türlü vesayet odağını tasfiye ederek halk iradesinin tam bağımsızlığını korumak

Answer

Millî iradenin tecelligâhı olan TBMM üzerindeki her türlü vesayet odağını tasfiye ederek halk iradesinin tam bağımsızlığını korumak
Doğru olan seçenek, ordunun siyasetten ayrılmasının millî iradenin tecelli ettiği yegâne yer olan TBMM üzerindeki her türlü dış etkiyi ve askeri vesayeti ortadan kaldırmayı hedeflediğini belirtmektedir. Cumhuriyetçilik, egemenliğin kayıtsız şartsız millete ait olmasını gerektirir ve ordunun siyaset dışında tutulması bu ilkenin kurumsallaşması için zorunlu bir adımdır.

Step-by-Step Solution

1
İnkılap hamlesinin içeriğini analiz etme
Erkan-ı Harbiye-i Umumiye Vekâleti'nin kaldırılması ve ordunun siyasetten ayrılması süreci incelenir.
Yapılan düzenlemenin hangi kurumsal yapıyı hedef aldığı belirlenmelidir.
2
Siyasi kavram eşleştirmesi yapma
Ordunun siyasetten ayrılması, kararların sadece halkın seçtiği temsilciler (TBMM) tarafından alınmasını sağlar.
Silahlı gücün siyasi karar alma mekanizması içindeki varlığı, halk iradesi (Cumhuriyetçilik) önünde bir vesayet tehdididir.
3
Çeldirici analizi ve eleme yapma
Seçeneklerdeki eşitlik (Halkçılık), bağımsızlık (Milliyetçilik) ve modernleşme (İnkılapçılık) vurguları elenir.
Cumhuriyetçilik ilkesinin temel vurgusu olan 'Milli Egemenlik' ve 'İrade' kavramları önceliklendirilir.

Key Concept

Millî Egemenlik ve Sivil Siyasetin Üstünlüğü

Hints

1
Cumhuriyetçilik ilkesi, kararların sadece halkın seçtiği temsilciler tarafından ve baskıdan uzak alınmasını gerektirir.

Practice More

Saltanatın kaldırılması ile Erkan-ı Harbiye-i Umumiye Vekâleti'nin kaldırılması arasındaki ortak paydanın 'Milli Egemenlik' (Cumhuriyetçilik) olduğunu unutmayınız.
Estimated Time:1m 30s
Question 435Question

Cumhuriyetçilik ilkesi; yönetimde hiçbir kişiye, aileye veya sınıfa ayrıcalık tanımayan, devletin temel organlarının ve yöneticilerin halk tarafından seçilmesini esas alan bir siyasi rejimi ifade eder.

Buna göre, aşağıdakilerden hangisi doğrudan bu yönetim anlayışının bir sonucu olarak ortaya çıkmıştır?

Show answer & explanation

Answer: Halkın, kendisini yönetecek temsilcileri seçimle belirlemesi

Answer

Halkın, kendisini yönetecek temsilcileri seçimle belirlemesi
Cumhuriyetçilik, egemenliğin millete ait olması ve bu egemenliğin seçimle belirlenen temsilciler eliyle kullanılmasıdır. Halkın temsilcilerini seçmesi, bu ilkenin kurumsallaşmış en somut göstergesidir.

Step-by-Step Solution

1
Cumhuriyetçilik ilkesinin anahtar kavramlarını belirle.
Milli egemenlik, seçim, meclis, siyasi temsil ve halkın yönetime katılması kavramları Cumhuriyetçilik ilkesinin temelini oluşturur.
Soruda verilen tanım, yönetim yetkisinin kaynağını ve bu yetkinin nasıl kullanıldığını sorgulamaktadır.
2
Seçeneklerde verilen inkılapların hangi alanla ilgili olduğunu analiz et.
Temsilcilerin seçilmesi 'siyasi' bir işlemdir; diğer seçenekler ise kültürel (TTK), toplumsal (Soyadı), ekonomik (Aşar) veya bağımsızlık (Kabotaj) odaklıdır.
Cumhuriyetçilik doğrudan devletin yönetim şekli ve siyasi yapısıyla ilgilidir.

Key Concept

Cumhuriyetçilik ilkesinin en temel göstergesi halkın yönetime katılımını sağlayan seçim mekanizmasıdır.

Hints

1
Cevabı ararken 'siyasi haklar', 'sandık', 'seçim' ve 'meclis' gibi yönetim mekanizmasına odaklanan kavramları düşünmelisiniz.

Practice More

Cumhuriyetçilik ile Halkçılık arasındaki farkı daha iyi anlamak için, kadınlara seçme ve seçilme hakkı verilmesinin neden her iki ilkeyle de ilgili olduğunu araştırabilirsiniz.
Estimated Time:45s
Question 436Question

Cumhuriyet döneminde benimsenen; 'sosyal devlet' anlayışı çerçevesinde toplumun dar gelirli ve korunmaya muhtaç kesimlerinin desteklenmesi, kamusal hizmetlerin (eğitim, sağlık, adalet) tüm vatandaşlara fırsat eşitliği temelinde sunulması ve hiçbir zümreye yasalar önünde ayrıcalık tanınmaması hedeflenmiştir.

Bu hedefler doğrultusunda yürütülen çalışmalar, aşağıdaki Atatürk ilkelerinden hangisinin temel karakteristiklerini yansıtmaktadır?

Show answer & explanation

Answer: Halkçılık

Answer

Sosyal devlet anlayışını, toplumsal eşitliği ve fırsat eşitliğini temel alan ilke Halkçılık'tır.
Halkçılık ilkesi; toplumda hiçbir kişi, aile veya zümreye ayrıcalık tanınmamasını, vatandaşların kanun önünde tam bir eşitliğini ve devlet imkânlarından herkesin sosyal durumuna bakılmaksızın yararlanmasını (sosyal devlet) temel alır. Metinde vurgulanan fırsat eşitliği ve imtiyazsız toplum yapısı doğrudan bu ilkenin yansımasıdır.

Step-by-Step Solution

1
Metindeki anahtar kavramları (sosyal devlet, fırsat eşitliği, ayrıcalıkların reddi) belirle.
Bu kavramların toplumsal düzen ve adaletle ilgili olduğu görülür.
Sorunun hangi temel alanla (ekonomi, siyaset, toplum vb.) ilgili olduğunu saptamak için.
2
Atatürk ilkelerinin tanımlarıyla karşılaştır.
Halkçılık ilkesinin; sınıf ayrımını reddeden, kanun önünde eşitliği savunan ve sosyal dayanışmayı hedefleyen yapısıyla örtüştüğü saptanır.
Doğru ilkeyi diğerlerinden ayırt edebilmek için.

Key Concept

Halkçılık ilkesinin sosyal devlet ve toplumsal eşitlik boyutu

Hints

1
Sorudaki 'imtiyazsız ve sınıfsız toplum' idealini hangi ilkenin sloganı olarak hatırlıyorsunuz?

Practice More

Halkçılık ile Devletçilik arasındaki farkı pekiştirmek için 'sosyal devlet' ve 'karma ekonomi' kavramlarının hangi ilkelere hizmet ettiğini inceleyebilirsiniz.
Estimated Time:50s
Question 437Question

Atatürk, milli ekonominin inşasında özel girişimcileri desteklemeyi ve yerli sermaye birikimini hızlandırmayı amaçlamıştır. Bu hedef doğrultusunda, 19241924 yılında kurulan, sermayesinin bir kısmı Kurtuluş Savaşı sırasında Hindistan Müslümanlarından gelen yardımların bakiyesinden oluşturulan ve Cumhuriyet Dönemi'nin ilk milli bankası olma özelliğini taşıyan kurum aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Türkiye İş Bankası

Answer

Türkiye İş Bankası, milli sermayeyi güçlendirmek ve özel teşebbüsü desteklemek amacıyla kurulan ilk Cumhuriyet bankasıdır.
Türkiye İş Bankası, 2626 Ağustos 19241924 tarihinde Atatürk’ün talimatıyla kurulmuş olup, milli ekonominin temelini atmak ve yerli iş adamlarına kredi sağlamak amacını gütmüştür. Sermayesinin bir kısmının Hindistan Müslümanlarının Milli Mücadele için gönderdiği yardımlardan karşılanmış olması en ayırt edici özelliklerinden biridir.

Step-by-Step Solution

1
Dönem analizi yapma
Soru 19241924 yılında kurulan ve Cumhuriyet'in ilk milli bankası olan kurumu sormaktadır.
Zaman çizelgesi ve kurumun kuruluş amacı doğru tespiti için gereklidir.
2
Kurumun amacını değerlendirme
Söz konusu bankanın temel amacı milli bir burjuvazi oluşturmak ve yerli tüccarı kredilendirmektir.
Milli Mücadele yardımlarının kullanımı ve Celal Bayar'ın ilk genel müdürlüğü bilgisi bu kuruma işaret eder.
3
Seçenekleri eleme
Ziraat Bankası Osmanlı mirasıdır, Merkez Bankası 19301930, Sümerbank ve Etibank ise 19301930'lu yıllardaki Devletçilik dönemine aittir.
Kronolojik ve işlevsel ayrım doğru cevabı teyit eder.

Key Concept

Milli Burjuvazi ve Yerli Sermaye Oluşumu

Hints

1
Bu banka, 19231923 İzmir İktisat Kongresi kararlarından hemen sonra, özel girişimleri desteklemek amacıyla açılmıştır.
2
Bankanın ilk genel müdürü, ilerleyen yıllarda cumhurbaşkanlığı da yapacak olan Celal Bayar'dır.
3
Milli Mücadele sırasında Hindistan'dan gönderilen ve şahsen Atatürk'e teslim edilen paradan artan miktar bu bankanın ana sermayesini oluşturmuştur.

Practice More

Diğer ekonomik kurumların (MTA, Sümerbank, Etibank) kuruluş tarihlerini ve hangi kalkınma planlarıyla ilişkili olduklarını inceleyiniz.
Estimated Time:1m 15s
Question 438Question

Osmanlı Devleti'nden miras kalan ve tarım ürünleri üzerinden yaklaşık %1010 oranında nakdi veya ayni olarak alınan verginin, 19251925 yılında kaldırılmasıyla köylünün üzerindeki ağır yükün hafifletilmesi ve üretimin teşvik edilmesi amaçlanmıştır.

Bu kararın alınmasında aşağıdaki Atatürk ilkelerinden hangisinin "sosyal adalet" ve "halkın refahını gözetme" anlayışı daha etkili olmuştur?

Show answer & explanation

Answer: Halkçılık

Answer

Aşar Vergisinin kaldırılması, halkın refahını gözetmesi ve sosyal adaleti sağlaması nedeniyle doğrudan Halkçılık ilkesiyle ilişkilidir.
Halkçılık ilkesi, toplumdaki her kesimin refahını gözetmeyi ve sosyal adaleti sağlamayı amaçlar. 19251925 yılında Aşar Vergisinin kaldırılması, o dönemde nüfusun çoğunluğunu oluşturan Türk köylüsünün üzerindeki en büyük mali baskıyı yok ederek toplumsal huzuru ve adaleti pekiştirmiştir. Bu nedenle cevap Halkçılık'tır.

Step-by-Step Solution

1
Verilen gelişmeyi analiz et.
Gelişme, 19251925 yılında Osmanlı döneminden kalan Aşar (Öşür) Vergisinin kaldırılmasıdır.
Hangi reformun hangi amaçla yapıldığını belirlemek sorunun temelidir.
2
Reformun amacını değerlendir.
Bu reform, köylünün (halkın büyük çoğunluğunun) üzerindeki ekonomik yükü azaltmak ve toplumsal eşitliği/refahı sağlamak için yapılmıştır.
Reformun amacı, hangi ilkeyle ilişkili olduğunu belirleyen ana kriterdir.
3
Amacı Atatürk ilkeleriyle eşleştir.
Eşitlik, sosyal adalet ve halk yararı kavramları doğrudan Halkçılık ilkesine karşılık gelir.
Doğru ilke eşleştirmesi yapılarak sonuca ulaşılır.

Key Concept

Halkçılık ilkesi gereği toplumsal refahın artırılması ve sınıfsal farklılıkların/ağır yüklerin giderilmesi.

Hints

1
Bu vergi, Osmanlı döneminde köylüden alınan 'Öşür' vergisidir.
2
Atatürk'ün 'Köylü milletin efendisidir' sözüyle bu verginin kaldırılması arasındaki ilişkiyi düşünün.
3
Sosyal devlet, eşitlik ve halkın çıkarını koruyan ilkeyi hatırlayın.

Practice More

İzmir İktisat Kongresi'nde alınan diğer kararların hangi ilkelere dayandığını inceleyebilirsiniz.
Estimated Time:45s
Question 439Question

Lozan Antlaşması'nın azınlıklarla ilgili hükümleri, aile ve şahıs hukuku gibi alanlarda azınlık mensuplarının kendi dini kurallarına tabi olmasını ve bu konulardaki uyuşmazlıkların kendi cemaat mahkemelerinde çözülmesini öngörmüştür. Ancak 19261926 yılında yürürlüğe giren Türk Medeni Kanunu ile azınlıklar bu haklarından feragat ederek Türk mahkemelerine tabi olmayı kabul etmişlerdir. Azınlıkların uluslararası antlaşmalarla garanti altına alınan bu imtiyazlarından vazgeçmelerindeki temel belirleyici unsur aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Türk Medeni Kanunu'nun laik bir karakter taşıyarak inanç farkı gözetmeksizin her vatandaşa hukuksal eşitlik ve güvence sağlaması

Answer

Türk Medeni Kanunu'nun laik bir karakter taşıyarak inanç farkı gözetmeksizin her vatandaşa hukuksal eşitlik ve güvence sağlaması
Türk Medeni Kanunu'nun kabulüyle birlikte hukuk sistemi teokratik (dini) unsurlardan arındırılarak laik bir temele oturtulmuştur. Bu durum, Müslüman ve gayrimüslim tüm vatandaşların aynı mahkemelerde ve aynı yasalar önünde eşitlenmesini sağlamıştır. Azınlıklar, laik hukukun sağladığı bu modern güvenceler sayesinde, Lozan'da kendilerine tanınan ve aslında onları toplumdan ayrıştıran dini hukuk haklarından vazgeçerek toplumsal ve hukuki bütünleşmeye dahil olmuşlardır.

Step-by-Step Solution

1
Lozan Antlaşması'ndaki azınlık haklarını analiz etme
Lozan'da azınlıklara aile ve şahıs hukukunda kendi dini kurallarını uygulama hakkı verilmiştir (Çok hukukluluğun devamı).
Bu durumun nedeni, o dönemde yürürlükte olan Mecelle'nin İslami temelli olması ve gayrimüslimlere uygulanmasının laiklik ilkesine aykırı görülmesidir.
2
19261926 Medeni Kanunu'nun niteliğini değerlendirme
Yeni kanun laik, demokratik ve modern bir yapıdadır.
İsviçre'den örnek alınan kanun, dini aidiyetten bağımsız olarak 'eşit vatandaşlık' ilkesini getirmiştir.
3
Hukuk birliğinin sağlanma sürecini sonuçlandırma
Azınlıklar, yeni kanunun kendilerine dini hukuktan daha ileri ve eşit haklar tanıdığını görerek feragatte bulunmuşlardır.
Laik hukuk sistemine geçiş, dış müdahalelere açık olan 'azınlık statüsü'ne gerek bırakmamış ve hukuk birliğini (tek hukukluluk) sağlamıştır.

Key Concept

Hukuk Birliği ve Laik Hukuk

Hints

1
Lozan'daki azınlık hakları, hukuk sisteminin o dönemde 'laik olmaması' nedeniyle verilmişti.
2
Hukuk birliğinin sağlanması için tüm vatandaşların aynı kanuna tabi olması gerekir; bunun için de kanunun 'herkese hitap edecek' laik bir yapıda olması şarttır.

Practice More

Medeni Kanun'un kabulünün Lozan Antlaşması'ndaki hangi belirsizlikleri giderdiğini ve egemenlik haklarını nasıl pekiştirdiğini inceleyebilirsiniz.
Estimated Time:2m 0s
Question 440Question

Cumhuriyet’in ilk yıllarında uygulanan liberal ekonomi denemelerinin ardından, özellikle 1930'lu yıllardan itibaren "Devletçilik" ilkesi bir kalkınma modeli olarak benimsenmiştir. Aşağıdakilerden hangisi, Türkiye’de bu ilkenin bir zorunluluk olarak kabul edilmesinin temel gerekçesidir?

Show answer & explanation

Answer: Özel sektörün elindeki sermaye ve teknik birikimin, ülkenin kalkınması için gereken büyük ölçekli yatırımları gerçekleştirmede yetersiz kalması

Answer

Özel sektörün sermaye ve teknik birikiminin kalkınma hamlelerini tek başına gerçekleştirecek düzeyde olmaması nedeniyle devletin ekonomik hayatın içine bizzat girmesi
Cumhuriyetin ilk yıllarında halkın elinde yeterli sermaye birikimi olmaması, teknik eleman yetersizliği ve 1929 Dünya Ekonomik Bunalımı gibi faktörler, devletin ekonomik hayata bizzat girmesini zorunlu kılmıştır. Bu durum, özel sektörün yapamadığı yatırımların devlet eliyle gerçekleştirilmesi stratejisini doğurmuştur.

Step-by-Step Solution

1
Tarihsel süreci analiz etme
1923-1929 yılları arasında Teşvik-i Sanayi Kanunu gibi uygulamalarla özel sektör desteklenmiş ancak başarılı olunamamıştır.
Dönemin ekonomik şartlarını ve özel sektörün kapasitesini anlamak için.
2
Dış etkenleri değerlendirme
1929 Dünya Ekonomik Bunalımı'nın etkisiyle liberal politikaların sürdürülebilirliği azalmıştır.
Ekonomik model değişikliğinin tetikleyicisini belirlemek için.
3
Devletçilik ilkesinin özünü belirleme
Devletçilik, halkın elinde yeterli sermaye olmadığı için sanayileşmeyi ve kalkınmayı devlet eliyle başlatma zorunluluğudur.
Seçenekler arasından temel gerekçeyi ayırt etmek için.

Key Concept

Pragmatik Devletçilik (Zorunluluktan doğan karma ekonomi)

Hints

1
Bu ilkenin neden 1930'dan sonra hız kazandığını düşünün.
2
1927'de çıkan Teşvik-i Sanayi Kanunu'nun neden beklentileri karşılayamadığını hatırlayın.
3
Devletçilik, Türkiye'nin kalkınması için özel teşebbüsün gücünün yetmediği noktalarda devletin devreye girmesidir.

Practice More

Devletçilik ilkesi doğrultusunda kurulan Sümerbank ve Etibank gibi kurumların amaçlarını inceleyebilirsiniz.
Estimated Time:50s
PreviousPage 22 / 35Next