Milli Mücadele Hazırlık Dönemi

563 questions

Question 61Question →

Mustafa Kemal Paşa’nın Anadolu’daki faaliyetlerinin ilk resmi ürünü olan Samsun Raporu, doğrudan İstanbul Hükümeti’ne sunulmuş ve bu yönüyle daha sonra yayımlanan Havza veya Amasya Genelgeleri gibi geniş kitlelere hitap eden bir çağrı niteliği taşımamıştır. Samsun Raporu’nun halka bir duyuru yapmak yerine sadece hükümet nezdinde bir girişim olması, Milli Mücadele’nin bu ilk evresi hakkında aşağıdakilerden hangisini kanıtlamaktadır?

Show answer & explanation

Answer: Milli Mücadele’nin henüz bir halk ihtilali aşamasına geçmediğini ve resmi/bürokratik kanallar üzerinden yürütüldüğünü

Answer

Milli Mücadele’nin henüz bir halk ihtilali aşamasına geçmediğini ve resmi/bürokratik kanallar üzerinden yürütüldüğünü ifade eden seçenek doğrudur.
Samsun Raporu, Mustafa Kemal Paşa'nın resmi görevi (9. Ordu Müfettişliği) kapsamında hükümete sunduğu bir durum bildirisidir. Bu belgenin muhatabının halk değil sadece İstanbul Hükümeti olması, sürecin henüz bir 'ihtilal' (halk ayaklanması) boyutuna taşınmadığını, hala resmi ve diplomatik kanallar üzerinden çözüm arandığını göstermektedir.

Step-by-Step Solution

1
Samsun Raporu'nun muhatap kitlesini analiz etmek.
Raporun sadece İstanbul Hükümeti'ne hitaben yazıldığı tespit edilir.
Belgenin niteliğini (resmi rapor vs. halka çağrı) belirlemek için muhatap önemlidir.
2
Raporun içeriğini ve üslubunu sonraki genelgelerle kıyaslamak.
Samsun Raporu'nun bir durum tespiti olduğu, Havza ve Amasya'nın ise eylem çağrısı olduğu görülür.
Sürecin evrimini ve belgenin Milli Mücadele kronolojisindeki yerini anlamak gerekir.
3
Elde edilen verilerle hareketin o anki aşamasını tanımlamak.
Mücadelenin henüz bir 'halk hareketi' değil, 'bürokratik bir itiraz' aşamasında olduğu sonucuna varılır.
Mustafa Kemal'in resmi sıfatını kullanarak yürüttüğü son diplomatik girişimlerden biri olması bu sonucu kanıtlar.

Key Concept

Samsun Raporu'nun Resmi/Bürokratik Niteliği

Hints

1
Samsun Raporu'nun kimin tarafından kime yazıldığına ve ulaştırılma yöntemine odaklanın.
2
Belgenin bir 'ihtilal beyannamesi' mi yoksa 'resmi bir devlet raporu' mu olduğunu düşünün.

Practice More

Samsun Raporu ile Havza Genelgesi'ni muhatap kitlesi ve üslup açısından karşılaştıran soruları inceleyebilirsiniz.
Estimated Time:1m 0s
Question 62Question →

Mustafa Kemal Paşa, 2828 Mayıs 19191919 tarihinde yayımladığı Havza Genelgesi'nde halktan işgallere karşı protesto mitingleri düzenlemesini ve İtilaf Devletleri ile İstanbul Hükümeti'ne protesto telgrafları çekilmesini istemiştir. Bununla birlikte genelgede, gösteriler sırasında azınlıklara yönelik herhangi bir taşkınlık yapılmaması ve onlara kötü muamelede bulunulmaması konusunda da kesin bir uyarı yapılmıştır.

Mustafa Kemal Paşa'nın azınlıklara yönelik bu uyarıyı yapmasındaki temel amaç aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: İtilaf Devletleri'nin Mondros Ateşkes Antlaşması'nın 7.7. maddesini gerekçe göstererek yeni işgaller yapmasını engellemek

Answer

İtilaf Devletleri'nin Mondros Ateşkes Antlaşması'nın 7.7. maddesini gerekçe göstererek yeni işgaller yapmasını engellemek
Mondros Ateşkes Antlaşması'nın 7.7. maddesi, 'İtilaf Devletleri, güvenliklerini tehdit edecek bir durum ortaya çıkarsa herhangi bir stratejik noktayı işgal edebilecektir.' hükmünü taşımaktaydı. Mustafa Kemal Paşa, Havza Genelgesi'nde azınlıklara yönelik kötü muameleden kaçınılmasını isteyerek, İtilaf Devletleri'nin bu maddeyi uygulamasına zemin hazırlayacak yasal bahaneleri (karışıklık ve asayişsizlik gibi) ortadan kaldırmayı amaçlamıştır.

Step-by-Step Solution

1
Genelgenin azınlıklarla ilgili uyarısını analiz etmek
Hristiyan halka saldırılmaması ve taşkınlık yapılmaması istenmiştir.
Bu uyarı, stratejik bir savunma hamlesidir.
2
Uyarının Mondros Ateşkes Antlaşması ile bağını kurmak
Mondros'un 7.7. maddesi, karışıklık çıkan yerlerin işgaline izin vermektedir.
Azınlıklara kötü muamele yapılması, İtilaf Devletleri'ne 'asayiş bozuldu' diyerek işgal başlatma bahanesi verecekti.

Key Concept

Havza Genelgesi'nin stratejik içeriği ve Mondros 7.7. madde tehdidine karşı alınan önlem.
Estimated Time:45s
Question 63Question →

Sivas Kongresi, Milli Mücadele’nin yönetim merkezi olan Temsil Heyeti’nin hukuki statüsünün ve yetki alanının kesinleştiği bir platformdur. Bu kongreyle birlikte Temsil Heyeti, sadece bir kurul olmaktan çıkmış, adeta yeni Türk devletinin geçici hükümeti gibi hareket etmeye başlamıştır. Buna göre, Sivas Kongresi’nde gerçekleştirilen aşağıdaki faaliyetlerden hangisi, Temsil Heyeti’nin 'yürütme yetkisini' bir hükümet gibi kullandığının doğrudan kanıtıdır?

Show answer & explanation

Answer: Batı Anadolu Genel Kuvayımilliye Komutanlığına Ali Fuat Paşa'nın atanması

Answer

Batı Anadolu Genel Kuvayımilliye Komutanlığına Ali Fuat Paşa'nın atanması
Batı Anadolu Genel Kuvayımilliye Komutanlığına Ali Fuat Paşa'nın atanması kararı, Temsil Heyeti'nin bir hükümet merkezi gibi hareket ederek 'atama (tayin)' yetkisini kullandığını gösterir. Atama yapmak, devlet yönetiminde yürütme organının (hükümetin) yetkisindedir.

Step-by-Step Solution

1
Yürütme yetkisi kavramını analiz et
Yürütme yetkisi, kanunların uygulanması, atamaların yapılması ve günlük devlet işlerinin yönetilmesidir.
Soruda sorulan 'yürütme yetkisi' kavramının devlet teorisindeki karşılığını belirlemek gerekir.
2
Seçeneklerdeki kararları niteliklerine göre sınıflandır
Manda reddi siyasi bir ilke, cemiyet birleşmesi idari yapı, atama ise yürütme eylemidir.
Kararların hangi devlet erkiyle (yasama, yürütme, yargı) ilgili olduğunu tespit etmek çözüm için kritiktir.
3
Erzurum ve Sivas Kongresi ayrımını uygula
Erzurum'a ait olan bölgesel temsil ve dokuz üye bilgileri elenerek Sivas Kongresi'nin ulusal niteliği vurgulanır.
Çeldiricilerde yer alan Erzurum Kongresi kararlarını ayıklayarak bilgi doğruluğunu teyit etmek gerekir.
4
Ali Fuat Paşa'nın atanması eylemini değerlendir
Bir heyetin askeri bir komutan ataması, o heyetin kendisini yürütme gücüne sahip bir hükümet olarak gördüğünü kanıtlar.
Milli Mücadele tarihinde Temsil Heyeti'nin ilk kez yürütme gücünü kullandığı olay Ali Fuat Paşa'nın atanmasıdır.

Key Concept

Temsil Heyeti'nin Yürütme Yetkisi ve Hükümet Gibi Davranması
Question 64Question →

1616 Mart 19201920 tarihinde İstanbul'un İtilaf Devletleri tarafından resmen işgal edilmesi üzerine yayımlanan resmî beyannamede; "İşgalin geçici olduğu, İtilaf Devletleri'nin niyetinin saltanat makamının nüfuzunu kırmak değil, aksine Osmanlı idaresinde kalacak yerlerde bu nüfuzu kuvvetlendirmek olduğu" belirtilmiştir.

İtilaf Devletleri'nin yayımladıkları bu beyannamede kullandıkları yatıştırıcı dilin temel amacı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Anadolu'da güçlenen Millî Mücadele hareketine katılımı ve halkın tepkisini önlemek

Answer

İtilaf Devletleri'nin beyannamede kullandığı yatıştırıcı dilin temel amacı, Anadolu'da gelişen Millî Mücadele hareketine halkın desteğini kesmek ve işgale karşı oluşacak tepkiyi dindirmektir.
İtilaf Devletleri, 1616 Mart 19201920 işgaliyle Misak-ı Millî kararlarına tepki göstermiş olsalar da, Anadolu'da topyekun bir halk direnişinden çekiniyorlardı. Bu nedenle, işgalin "padişahı korumak" amacıyla yapıldığına dair sahte bir söylem geliştirerek, halkın Millî Mücadele hareketine katılımını azaltmayı ve direnişin moral motivasyonunu kırmayı hedeflemişlerdir.

Step-by-Step Solution

1
Metindeki anahtar ifadeleri analiz etme
"İşgalin geçici olduğu" ve "saltanat nüfuzunu kuvvetlendirmek" ifadelerinin birer propaganda aracı olduğu saptanır.
İtilaf Devletleri'nin gerçek niyeti ile beyan ettikleri ifadeler arasındaki çelişkiyi anlamak için gereklidir.
2
Dönemin siyasi konjonktürünü değerlendirme
Temsil Heyeti'nin Ankara'daki faaliyetlerinin halk nezdinde meşruiyet kazandığı görülür.
İşgalcilerin neden doğrudan baskı yerine "yatıştırıcı" bir dil seçtiğini açıklar.
3
Seçenekler ile metin amacı arasında bağ kurma
Saltanat ve hilafet yanlısı kesimlerin Millî Mücadele saflarına geçmesini önleme hedefi belirlenir.
En kapsamlı ve mantıklı siyasi gerekçeyi bulmak için yapılır.

Key Concept

İtilaf Devletleri'nin İşgal Propagandası ve Millî Mücadele'yi Yalnızlaştırma Stratejisi

Hints

1
İşgalciler neden işgal ettikleri bir yerin geçici olduğunu ve padişahı koruduklarını söylerler?
2
Halkın en çok hassasiyet gösterdiği 'Saltanat ve Hilafet' kurumlarını Millî Mücadele'ye karşı bir kalkan olarak kullanma niyetini düşünün.

Practice More

İşgal sonrası Mustafa Kemal'in Ankara'da yeni bir meclis toplama sürecini ve İstanbul ile haberleşmeyi kesme kararlarını inceleyiniz.
Estimated Time:2m 0s
Question 65Question →

Erzurum Kongresi'nde kabul edilen "Hristiyan azınlıklara, siyasi hâkimiyetimizi ve sosyal dengemizi bozacak imtiyazlar verilemez." kararı ile doğrudan aşağıdakilerden hangisinin korunması amaçlanmıştır?

Show answer & explanation

Answer: Bağımsız devlet anlayışı ve egemenlik hakları

Answer

Bağımsız devlet anlayışı ve egemenlik hakları
Doğru seçenek olan bağımsız devlet anlayışı ve egemenlik hakları vurgusu, kararda geçen "siyasi hâkimiyet" ve "sosyal denge" ifadeleriyle doğrudan örtüşür. Tarihsel süreçte azınlık hakları, emperyalist güçlerin müdahale aracı olarak kullanıldığından, bu imtiyazların reddedilmesi devletin kendi kararlarını alma ve toplumsal huzuru koruma hakkını savunur.

Step-by-Step Solution

1
Karar metnini analiz etmek
"Siyasi hâkimiyet" ve "sosyal denge" kavramlarının devletin iç işleri ve otoritesiyle ilgili olduğu belirlenir.
Kararın hangi otorite alanını sınırladığını anlamak gerekir.
2
Tarihsel bağlamı değerlendirmek
Avrupalı devletlerin, azınlık haklarını bahane ederek Osmanlı Devleti'nin iç işlerine müdahale ettiği bilgisi hatırlanır.
Milli Mücadele'nin temel hedefi olan tam bağımsızlık ilkesiyle bağlantı kurulur.
3
Sonuca varmak
İmtiyazların reddedilmesinin doğrudan egemenlik haklarını korumaya yönelik olduğu saptanır.
Dış müdahaleye kapatılan bir yapı bağımsızlık anlayışını güçlendirir.

Key Concept

Tam Bağımsızlık ve Egemenlik Hakları

Practice More

Erzurum Kongresi'ndeki 'Milli sınırlar' vurgusunun Misak-ı Milli'ye etkilerini inceleyebilirsiniz.
Estimated Time:50s
Question 66Question →

Sivas Kongresi’nde vatanın bütünlüğü ve milletin bağımsızlığını sağlamak amacıyla tüm bölgesel cemiyetler "Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti" adı altında birleştirilmiş ve Temsil Heyeti'nin yetkileri tüm vatanı kapsayacak şekilde genişletilmiştir. Kongre sonrasında Temsil Heyeti, Ali Fuat Paşa’yı Batı Anadolu Umum Kuvayımilliye Komutanlığına atamıştır.

Temsil Heyeti'nin gerçekleştirdiği bu atama işlemi, aşağıdakilerden hangisinin doğrudan bir göstergesidir?

Show answer & explanation

Answer: Heyetin yürütme yetkisini kullanarak bir hükümet gibi hareket ettiğinin

Answer

Temsil Heyeti'nin Ali Fuat Paşa'yı Batı Cephesi komutanı olarak ataması, heyetin yürütme yetkisini kullanarak adeta bir hükümet gibi çalıştığını göstermektedir.
Hukuk sisteminde ve kamu yönetiminde atama (tayin) işlemleri yürütme organının yetkisidir. Temsil Heyeti'nin bir komutanı Batı Cephesi'ne ataması, onun artık sadece bir kurul değil, fiilen bir hükümet gibi icraat yaptığını gösterir.

Step-by-Step Solution

1
Atama işleminin niteliğini analiz etme
Bir makama görevli atamak, idari bir işlem yani 'yürütme' faaliyetidir.
Yasama kanun çıkarır, yargı denetler, yürütme ise bu kararları ve atamaları uygular.
2
Temsil Heyeti'nin statüsünü değerlendirme
Temsil Heyeti, Sivas Kongresi ile tüm ülkeyi temsil eder hale gelmiştir.
Cemiyetlerin birleştirilmesi, milli bir merkezin oluştuğuna işaret eder.
3
Atama işleminin siyasi sonucunu yorumlama
Temsil Heyeti bir hükümetin yetkilerini fiilen kullanmaya başlamıştır.
Kuvayımilliye birliklerinin başına bir komutan tayin edilmesi, Heyet'in yürütme gücüne sahip olduğunu kanıtlar.

Key Concept

Temsil Heyeti'nin Yürütme Gücü ve Hükümet Gibi Davranması

Hints

1
Birini bir göreve atamak (tayin etmek) hangi devlet gücüyle ilgilidir?
2
Hükümetler bakanları veya memurları atar. Temsil Heyeti burada kimin rolünü üstlenmiştir?
3
Ali Fuat Paşa'nın komutan olarak atanması, Heyet-i Temsiliye'nin yürütme yetkisini kullandığının en somut örneğidir.

Practice More

Sivas Kongresi sonrası kurulan İrade-i Milliye gazetesinin kamuoyu oluşturmadaki rolünü inceleyebilirsiniz.
Estimated Time:50s
Question 67Question →

İtilaf Devletleri, 16 Mart 1920’de İstanbul’u resmen işgal ederek Mebusan Meclisi’ni dağıtmış ve milletvekillerinin bir kısmını Malta’ya sürgüne göndermiştir. Bu gelişmenin ardından Mustafa Kemal Paşa, yayımladığı bir bildiriyle Ankara’da olağanüstü yetkilere sahip bir meclisin toplanacağını duyurmuştur.

Bu bilgilere dayanarak İstanbul'un resmen işgalinin Milli Mücadele sürecine sağladığı en önemli katkı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Milli iradenin Ankara'da toplanmasına meşru bir zemin oluşturması

Answer

Milli iradenin Ankara'da toplanmasına meşru bir zemin oluşturması
İtilaf Devletleri'nin İstanbul'daki Osmanlı Mebusan Meclisi'ni basıp dağıtması, halkın iradesini temsil eden meşru bir organın kalmamasına neden olmuştur. Bu durum, Mustafa Kemal'in Ankara'da yeni bir meclis toplama çağrısını halk nezdinde meşrulaştırmış ve Büyük Millet Meclisi'nin açılmasına giden yolu açmıştır. İşgal olmasaydı, İstanbul'da bir meclis varken Ankara'da ikincisini açmak halk tarafından bölünme olarak algılanabilirdi.

Step-by-Step Solution

1
Olayın neden-sonuç ilişkisini kurmak
İstanbul'un işgali ve Mebusan Meclisi'nin kapatılması bir boşluk yaratmıştır.
Halkın seçtiği temsilcilerin görev yapamaz hale gelmesi, milli iradenin temsil merkezinin değişmesini zorunlu kılmıştır.
2
Mustafa Kemal'in hamlesini analiz etmek
Ankara'da TBMM'nin açılış süreci başlatılmıştır.
İstanbul'daki işgal, Ankara'nın 'Milletin tek temsilcisi' iddiasını hukuki ve ahlaki olarak güçlendirmiştir.

Key Concept

İstanbul'un işgalinin siyasi sonuçları ve TBMM'nin açılışına olan meşruiyet katkısı.

Practice More

İşgal sonrası Salih Paşa Hükümeti'nin istifası ve Damat Ferit Paşa'nın tekrar göreve gelmesinin Milli Mücadele üzerindeki etkilerini inceleyebilirsiniz.
Estimated Time:1m 15s
Question 68Question →

Mustafa Kemal Paşa’ya 9.9. Ordu Müfettişliği görevi verilirken; İngilizlerin Mondros Ateşkesi’nin 7.7. maddesini uygulama tehdidine karşı bölgedeki asayişi sağlama ve halkın elindeki silahları toplama talimatı verilmiştir. Ancak Mustafa Kemal, 2222 Mayıs 19191919’da İstanbul’a gönderdiği Samsun Raporu ile bu teknik ve askeri görev tanımının dışına çıkan siyasi bir duruş sergilemiştir.

Buna göre, Samsun Raporu’nda yer alan aşağıdaki ifadelerden hangisi, Mustafa Kemal’in resmi görev sınırlarını aşarak milli mücadelenin temel dayanağını ilk kez merkezi otoriteye bildirdiğinin kanıtıdır?

Show answer & explanation

Answer: Milletin birlik olup milli hakimiyet esasını ve Türk milliyetçiliğini benimsediğinin vurgulanması

Answer

Milletin birlik olup milli hakimiyet esasını ve Türk milliyetçiliğini benimsediğinin vurgulanması
Doğru yanıt olan seçenek, Samsun Raporu'nun en can alıcı siyasi tespitini içerir. Mustafa Kemal Paşa, resmi görevi asayişi sağlamak olmasına rağmen, İstanbul Hükümeti'ne gönderdiği bu raporda Türk milletinin artık 'milli hakimiyet' ve 'milliyetçilik' prensiplerini benimsediğini belirterek mücadelenin yönünü saltanat otoritesinden millet iradesine kaydırmıştır. Bu durum, kişisel görev sınırlarının aşıldığını ve milli mücadelenin fikri altyapısının resmiyet kazandığını gösterir.

Step-by-Step Solution

1
9.9. Ordu Müfettişliği'nin resmi görev tanımı belirlenir.
Görevin sadece asayişi sağlamak ve Mondros hükümlerini (silah toplama vb.) yerine getirmek olduğu görülür.
Mustafa Kemal'in hangi yetkilerle Samsun'a gönderildiğini anlamak için gereklidir.
2
Samsun Raporu'nun içeriği analiz edilir.
Raporda Rumların haksız olduğu, İzmir'in işgalinin kabul edilemeyeceği ve halkın milli hakimiyeti benimsediği tespit edilir.
Raporun resmi görevle çelişen kısımlarını saptamak için gereklidir.
3
"Milli hakimiyet" ve "Türk milliyetçiliği" kavramlarının kronolojik yeri sorgulanır.
Bu kavramların ilk kez resmi bir belgeyle İstanbul Hükümeti'ne Samsun Raporu üzerinden iletildiği saptanır.
Milli mücadelenin fikri temelinin ilk kez nerede atıldığını belirlemek için gereklidir.

Key Concept

Samsun Raporu'nun Siyasi Niteliği ve Milli Hakimiyetin İlk Kez Telaffuz Edilmesi
Estimated Time:1m 40s
Question 69Question →

Amasya Görüşmeleri (2020-2222 Ekim 19191919) sırasında Temsil Heyeti ile Salih Paşa arasında üzerinde uzlaşılan konulardan biri de Mebusan Meclisi'nin toplanmasıdır. Ancak görüşmelerde karara bağlanan "meclisin güvenlik gerekçesiyle İstanbul dışında toplanması" maddesi, Ali Rıza Paşa Hükûmeti tarafından uygun görülmeyerek reddedilmiştir.

İstanbul Hükûmeti'nin bu kararı reddederken öne sürdüğü temel hukuki gerekçe aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Kanun-i Esasi hükümlerine göre meclisin ancak devlet merkezinde toplanabileceği ilkesi

Answer

Kanun-i Esasi hükümlerine göre meclisin ancak devlet merkezinde toplanabileceği ilkesi
Amasya Görüşmeleri'nde Temsil Heyeti, meclisin özgürce çalışabilmesi için Anadolu'da toplanmasını talep etmiştir. Ancak İstanbul Hükûmeti, Osmanlı Anayasası (Kanun-i Esasi) hükümlerine göre meclisin sadece başkentte (İstanbul) toplanabileceğini belirterek bu talebi reddetmiştir. Bu durum, meclisin daha sonra İstanbul'da açılmasına ve nihayetinde İstanbul'un resmen işgaline giden süreci hazırlamıştır.

Step-by-Step Solution

1
Amasya Görüşmeleri'nde üzerinde uzlaşılan maddeleri analiz et.
Temsil Heyeti ve Salih Paşa, meclisin İstanbul dışında toplanması konusunda anlaştı.
İstanbul'un işgal altında olması meclis çalışmalarını tehlikeye atacaktı.
2
İstanbul Hükûmeti'nin bu maddeye verdiği tepkiyi ve nedenini değerlendir.
Hükümet bu kararı reddetti ve meclisin İstanbul'da toplanmasında ısrar etti.
Anayasal bir zorunluluk olduğunu savundular.
3
Dönemin anayasası olan Kanun-i Esasi'nin ilgili maddesini hatırla.
Kanun-i Esasi'de meclisin ancak devletin payitahtında (başkentinde) toplanabileceği hükmü yer almaktadır.
Hukuki meşruiyetin korunması ve devlet otoritesinin sarsılmaması amaçlanmıştır.

Key Concept

Kanun-i Esasi'nin Meclis Lokasyonu Üzerindeki Belirleyiciliği

Hints

1
Görüşmelerde alınan kararın 'hukuki' bir engele takıldığını düşünün.
2
Osmanlı Devleti'nin o dönemde yürürlükte olan temel hukuk metnini (Anayasa) hatırlayın.
3
Kanun-i Esasi'ye göre başkent, meclisin tek meşru toplanma yeridir.

Practice More

Mebusan Meclisi'nin İstanbul'da toplanmasının ardından yaşanan Misak-ı Milli kararları ve İstanbul'un işgali sürecini inceleyebilirsiniz.
Estimated Time:1m 30s
Question 70Question →

Amasya Genelgesi'nde yer alan "Milletin bağımsızlığını yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır." maddesi, Millî Mücadele'nin hem amacını hem de yöntemini belirleyen en temel hüküm olarak kabul edilmektedir. Bu hükmün, Osmanlı Devleti'nin mevcut siyasi yapısı ve yönetim anlayışı dikkate alındığında taşıdığı "ihtilalci" (devrimci) nitelik aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Mevcut yönetim mekanizmasına ve saltanatın mutlak otoritesine dayalı egemenlik anlayışına alternatif bir güç odağının işaret edilmesi

Answer

Mevcut yönetim mekanizmasına ve saltanatın mutlak otoritesine dayalı egemenlik anlayışına alternatif bir güç odağının işaret edilmesi
Amasya Genelgesi'ndeki 'milletin azim ve kararı' ifadesi, kurtuluşun anahtarını milletin kendi iradesine bağlamıştır. Bu durum, o dönemki mutlak monarşi (saltanat) anlayışına karşı egemenliğin kaynağının değişeceğini müjdeleyen devrimci bir adımdır ve belgeye ihtilal beyannamesi özelliği kazandırır.

Step-by-Step Solution

1
Madde Analizi
"Milletin kararı" ifadesi vurgulanmıştır.
Genelgedeki yöntem kısmında geçen 'karar' kelimesi, siyasi bir iradeye ve yetkiye işaret eder.
2
Siyasi Yapı Karşılaştırması
Saltanat otoritesine karşı milli irade ön plana çıkarılmıştır.
Osmanlı Devleti'nde egemenliğin kaynağı olan padişahlık makamı yerine milletin iradesinin (kararının) çözüm olarak sunulması yönetim sistemine bir başkaldırıdır.
3
Kavramsal İlişkilendirme
Belgenin "İhtilal Bildirisi" niteliği teyit edilmiştir.
Bir siyasi rejimi veya otorite kaynağını değiştirmeyi öngören her belge ihtilalci karakter taşır; bu madde milli egemenlik ilkesinin üstü kapalı ilk duyurusudur.

Key Concept

Milli Egemenlik ve Amasya Genelgesi'nin İhtilalci Niteliği

Alternative Method

Soruyu çözerken 'karar' kelimesinin siyasi literatürdeki 'karar verme yetkisi/egemenlik' anlamını düşünmek ve bu yetkinin o dönemde kime (Padişah) ait olduğuyla, kime (Millet) verilmek istendiğini karşılaştırmak doğru sonuca ulaştırır.
Estimated Time:1m 30s
Question 71Question →

Son Osmanlı Mebusan Meclisi'nde kabul edilen Misak-ı Millî beyannamesinin giriş kısmında; "Osmanlı Devleti'nin adil ve kalıcı bir barışa kavuşması için asgari şartlar" ifadesine yer verilmiştir. Metnin içeriğinde ise özellikle Mondros Ateşkes Antlaşması imzalandığı sırada işgal edilmemiş bölgelerin ayrılmaz bir bütün olduğu vurgulanmıştır.

Misak-ı Millî'de kullanılan bu diplomatik dil ve dayanak noktaları dikkate alındığında, hazırlanan bu programın temel stratejisi aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Wilson Prensipleri'ne atıfta bulunarak bağımsızlık taleplerini uluslararası hukuk zemininde meşrulaştırmak

Answer

Misak-ı Millî'nin temel stratejisi, Wilson Prensipleri'ne dayanarak bağımsızlık taleplerini uluslararası meşruiyet zeminine oturtmaktır.
Doğru cevap olan seçenek, Misak-ı Millî'nin dönemin uluslararası siyasi iklimine uygun olarak Wilson Prensipleri'ni bir savunma kalkanı olarak kullandığını ve taleplerini 'hukuki bir hak' olarak sunduğunu belirtmektedir. Metinde geçen 'asgari şartlar' ve 'barış programı' vurguları bu stratejiyi destekler.

Step-by-Step Solution

1
Metindeki kavramların analiz edilmesi
"Adil ve kalıcı barış için asgari şartlar" ifadesi, metnin bir diplomatik teklif ve hak arayışı olduğunu gösterir.
Milli Mücadele'nin hedeflerini uluslararası topluma kabul ettirmek için uygun bir dil seçilmiştir.
2
Dayanak noktasının belirlenmesi
İşgal edilmemiş bölgelerin bütünlüğü vurgusu, Wilson Prensipleri'ndeki Türklerin çoğunlukta olduğu bölgelerin bağımsız kalması ilkesiyle örtüşür.
Uluslararası hukukta geçerliliği olan bir belgeye dayanmak, hareketin meşruiyetini artırır.

Key Concept

Misak-ı Millî'nin Diplomatik Meşruiyeti

Practice More

Misak-ı Millî'nin kabulünden sonra İstanbul'un resmen işgal edilmesinin Anadolu'daki Milli Mücadele'ye olan etkilerini inceleyebilirsiniz.
Estimated Time:1m 15s
Question 72Question →

Mustafa Kemal Paşa, Samsun'a çıktıktan sonra askeri ve sivil birimlere gönderdiği Havza Genelgesi'nde; İzmir'in işgalinin her yerde mitinglerle protesto edilmesini, büyük devletlerin temsilciliklerine ve İstanbul Hükümetine uyarı telgrafları çekilmesini istemiştir. Paşa, bu faaliyetler sırasında Hristiyan halka ve azınlıklara yönelik herhangi bir düşmanca eylemde bulunulmaması gerektiğini de özellikle belirtmiştir.

Havza Genelgesi'nde yer alan "azınlıklara yönelik taşkınlık yapılmaması" uyarısıyla doğrudan aşağıdakilerden hangisi amaçlanmıştır?

Show answer & explanation

Answer: Mondros Ateşkes Antlaşması'nın 7.7. maddesinin uygulanmasına zemin hazırlayacak gerekçeleri ortadan kaldırmak

Answer

Mondros Ateşkes Antlaşması’nın 7.7. maddesinin uygulanmasına zemin hazırlayacak gerekçeleri ortadan kaldırmak
Havza Genelgesi'nde azınlıklara kötü muamelede bulunulmaması istenerek, İtilaf Devletleri'nin Mondros Ateşkes Antlaşması'nın 7.7. maddesini bahane ederek yeni işgaller başlatmasının önüne geçilmeye çalışılmıştır.

Step-by-Step Solution

1
Havza Genelgesi'nin temel amacını belirleme
Genelge, İzmir'in işgaline tepki gösterilmesini ve milli bilincin uyandırılmasını hedefler.
Bu belge Milli Mücadele'nin ilk ulusal tepkisi niteliğindedir.
2
Azınlıklarla ilgili uyarının stratejik önemini analiz etme
Hristiyan halka zarar verilmemesi uyarısı, Mondros'un en tehlikeli maddesi olan 7.7. maddeyi devre dışı bırakmayı hedefler.
Mondros'un 7.7. maddesi, İtilaf Devletleri'ne güvenlik bozulduğunda herhangi bir stratejik noktayı işgal etme yetkisi veriyordu.

Key Concept

Milli Mücadele Hazırlık Dönemi - Havza Genelgesi

Hints

1
Mondros Ateşkes Antlaşması'nın en tehlikeli maddesini hatırlayın.
2
İtilaf Devletleri işgallerini yasal bir kılıfa uydurmak için asayişsizliği bahane ediyorlardı.
Estimated Time:50s
Question 73Question →

Mustafa Kemal Paşa, 2828 Mayıs 19191919 tarihinde yayımladığı Havza Genelgesi ile askeri ve mülki amirlerden; haksız işgallerin mitinglerle protesto edilmesini, İstanbul Hükümeti ile İtilaf Devletleri temsilciliklerine kınama telgrafları çekilmesini, orduların dağıtılmamasını ve silahların teslim edilmemesini istemiştir. Havza Genelgesi'nin bu içeriği ve kapsamı dikkate alındığında, Milli Mücadele'nin bu safhasıyla ilgili aşağıdaki yargılardan hangisine ulaşılamaz?

Show answer & explanation

Answer: Milli Mücadele'nin gerekçe, amaç ve yönteminin ulusal iradeye dayandırıldığı bir ihtilal programı ilan edilmiştir.

Answer

Milli Mücadele'nin gerekçe, amaç ve yönteminin belirlendiği ve bu mücadelenin ulusal iradeye dayandırılacağının ilan edildiği belge Havza Genelgesi değil, Amasya Genelgesi'dir.
Milli Mücadele'nin 'gerekçe, amaç ve yöntemi' ilk kez Havza Genelgesi'nde değil, ondan yaklaşık bir ay sonra yayımlanan Amasya Genelgesi'nde ifade edilmiştir. Havza Genelgesi, Amasya'ya zemin hazırlayan, halkı işgaller karşısında bilinçlendirmeyi ve tepki vermeye teşvik etmeyi amaçlayan 'milli şuur' belgesidir.

Step-by-Step Solution

1
Havza Genelgesi'nin temel içeriğini analiz edin.
Genelge; mitingler, protesto telgrafları ve orduların dağıtılmaması gibi aksiyon odaklı maddeler içermektedir.
Havza'nın temel amacı uyuyan milli bilinci uyandırmak ve işgallere karşı ilk kitlesel tepkiyi örgütlemektir.
2
Milli Mücadele belgeleri arasındaki farkları değerlendirin.
Gerekçe, amaç ve yöntemin belirlenmesi Amasya Genelgesi'nin (2222 Haziran 19191919) konusudur.
Havza Genelgesi bir 'eylem çağrısı' iken Amasya Genelgesi bir 'ihtilal beyannamesi' ve 'eylem planı'dır.
3
Yanlış yargıyı tespit edin.
Milli Mücadele'nin bir ihtilal programı olarak sistemleşmesi ifadesi Havza dönemi için erkendir.
Havza Genelgesi, Samsun Raporu'ndan sonra gelen ve halkı ilk kez sahaya davet eden başlangıç aşamasıdır.

Key Concept

Havza Genelgesi'nin 'Milli Bilinci Uyandırma' İşlevi ve Amasya Genelgesi ile Farkları

Hints

1
Havza Genelgesi'nin bir 'uyandırma servisi', Amasya Genelgesi'nin ise bir 'kurallar ve nedenler rehberi' olduğunu düşünün.
2
'Milletin bağımsızlığını yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır' cümlesi hangi belgede yer alıyordu?
3
Havza Genelgesi askeri ve mülki amirlere 'ne yapacaklarını' (miting, telgraf, orduyu koruma) söylerken; Amasya Genelgesi 'bu işin neden ve nasıl yapılacağını' açıklar.

Practice More

Amasya Genelgesi'nin maddelerini inceleyerek Havza ile arasındaki 'programatik' farkları not ediniz.
Estimated Time:1m 30s
Question 74Question →

Milli Mücadele'nin 'ihtilal belgesi' olarak kabul edilen Amasya Genelgesi'nde yer alan; "Milletin bağımsızlığını yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır." hükmü, Türk siyasi tarihinde radikal bir değişikliğin habercisidir. Bu hükmün, aşağıdakilerden hangisinin hayata geçirilmesi yönünde atılmış "ilk siyasi adım" olduğu savunulabilir?

Show answer & explanation

Answer: Ulusal egemenliğe dayalı, halk iradesini esas alan yeni bir yönetim anlayışına

Answer

Ulusal egemenliğe dayalı, halk iradesini esas alan yeni bir yönetim anlayışına geçilmesi
Amasya Genelgesi'nde yer alan "Milletin bağımsızlığını yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır." maddesi, egemenlik yetkisinin padişahtan alınıp millete devredileceğini dolaylı yoldan ilan etmiştir. Bu durum, Türk siyasi tarihinde halk iradesine dayalı yeni bir devlet düzeninin ve Cumhuriyet rejiminin ilk işareti olması bakımından ihtilalci bir nitelik taşır.

Step-by-Step Solution

1
Genelgedeki "milletin azim ve kararı" ifadesinin siyasi otorite bakımından anlamını analiz etmek.
Bu ifadenin, padişahın iradesi yerine milletin iradesini koyduğu saptanır.
Milli Mücadele'nin yöntemini belirleyen bu maddenin aynı zamanda rejim değişikliğine giden yolu açtığını kavramak için gereklidir.
2
Seçeneklerdeki diğer hükümlerin hangi Milli Mücadele belgelerine ait olduğunu karşılaştırmak.
Manda ve himaye ile milli sınırlar kararlarının Erzurum Kongresi'ne, miting çağrısının ise Havza Genelgesi'ne ait olduğu belirlenir.
Doğru seçeneği desteklemek ve Milli Mücadele belgeleri arasındaki kavram karmaşasını önlemek için gereklidir.

Key Concept

Ulusal Egemenlik ve Amasya Genelgesi'nin İhtilal Karakteri
Estimated Time:1m 0s
Question 75Question →

Sivas Kongresi sonrasında yaşanan siyasi gelişmeler üzerine istifa eden Damat Ferit Paşa Hükûmeti'nin yerine kurulan Ali Rıza Paşa Hükûmeti, Anadolu’daki Milli Mücadele hareketi ile uzlaşma yollarını aramıştır. Bu amaçla Bahriye Nazırı Salih Paşa ile Temsil Heyeti üyeleri 20−2220-22 Ekim 19191919 tarihleri arasında Amasya'da bir araya gelerek görüşmeler yapmışlardır. Bu görüşmelerin gerçekleşmiş olmasının Milli Mücadele'nin siyasi ve kurumsal gelişimi açısından en önemli sonucu aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: İstanbul Hükûmeti'nin, Temsil Heyeti'ni ve Milli Mücadele hareketini resmen ve hukuken tanıması

Answer

İstanbul Hükûmeti'nin, Temsil Heyeti'ni ve Milli Mücadele hareketini resmen ve hukuken tanıması
İstanbul Hükûmeti'nin temsilcisi olan Salih Paşa'nın, Temsil Heyeti başkanı Mustafa Kemal Paşa ile resmi protokoller imzalaması, İstanbul Hükûmeti'nin Milli Mücadele'nin temsil organını resmen ve hukuken muhatap kabul ettiğinin kanıtıdır. Bu, Milli Mücadele'nin İstanbul karşısındaki ilk büyük siyasi zaferidir.

Step-by-Step Solution

1
Siyasi Arkaplanı Analiz Etme
Sivas Kongresi sonrası Damat Ferit Hükûmeti'nin düşmesi ve Ali Rıza Paşa Hükûmeti'nin kurulmasıyla İstanbul ve Anadolu arasında diyalog süreci başlamıştır.
Olayın kronolojik bağlamını ve tarafların tutum değişikliğini anlamak için gereklidir.
2
Görüşmenin Niteliğini Belirleme
İstanbul Hükûmeti'nin temsilcisi Bahriye Nazırı Salih Paşa ile Temsil Heyeti'nin bir araya gelmesi, tarafların birbirini meşru görmesi anlamına gelir.
Resmi bir görüşme, karşı tarafı hukuki bir muhatap olarak kabul etmek demektir.
3
Sonucu Değerlendirme
Amasya Görüşmeleri ile Temsil Heyeti, İstanbul Hükûmeti tarafından ilk kez hukuken tanınmış oldu.
Bu gelişme, Milli Mücadele'nin siyasi başarısını tescillemektedir.

Key Concept

Hukuki Tanınma (Amasya Görüşmeleri)
Question 76Question →

Anadolu’da haksız işgallere karşı uyanmaya başlayan milli tepkiyi organize etmek amacıyla hazırlanan Havza Genelgesi’nde; halkın mitingler yapması ve işgalleri telgraflarla protesto etmesi istenirken, gösteriler sırasında azınlıklara yönelik herhangi bir saldırı veya taşkınlıkta bulunulmaması konusunda da sert uyarılarda bulunulmuştur.

Havza Genelgesi'nde yer alan bu azınlıklar konusundaki uyarının temel stratejik amacı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: İşgalci güçlerin Mondros Ateşkes Antlaşması’nın 7. maddesini bahane ederek yeni işgaller başlatmasına engel olmak

Answer

Azınlıklara yönelik taşkınlıkların önlenerek Mondros Ateşkes Antlaşması'nın 7. maddesinin gerekçe gösterilmesini engellemek
Havza Genelgesi'nde yer alan azınlıklara yönelik saldırı yasağı, tamamen stratejik bir hamledir. Mondros Ateşkesi'nin en tehlikeli maddesi olan 7. madde, İtilaf Devletleri'ne 'güvenlik bozulması' durumunda işgal yetkisi vermekteydi. Mustafa Kemal Paşa, milli tepkiyi sokağa dökerken bu durumun bir işgal bahanesine dönüşmemesi için azınlıklar konusundaki uyarısını metne eklemiştir.

Step-by-Step Solution

1
Havza Genelgesi'ndeki uyarının içeriğini analiz etme
Halkın mitingler yapması istenirken azınlıklara dokunulmaması gerektiği vurgulanmıştır.
Milli bilincin uyandırılması eylemi sırasında hukuki zayıflık oluşturmamak hedeflenmiştir.
2
Mondros Ateşkes Antlaşması'nın 7. maddesi ile bağ kurma
7. madde, 'İtilaf Devletleri güvenliklerini tehdit eden bir durum olursa stratejik noktaları işgal edebilir' hükmünü içerir.
Azınlıklara yönelik saldırılar bir 'güvenlik sorunu' olarak lanse edilebilir.
3
Stratejik mantığı belirleme
Taşkınlıkların önlenmesi, işgalcilerin elinden işgal bahanesini almaktadır.
Milli Mücadele'nin haklılığını uluslararası alanda korumak için bu tedbir zorunludur.

Key Concept

Havza Genelgesi ve Mondros 7. Madde İlişkisi

Hints

1
Mondros Ateşkes Antlaşması'nın işgalleri kolaylaştıran 'stratejik' maddelerini düşünün.
2
İtilaf Devletleri bir bölgeyi işgal etmek için genellikle 'huzurun bozulduğu' veya 'Hristiyanların katledildiği' iddiasını bahane ediyorlardı.
3
7. madde ve işgal bahanesi arasındaki ilişki, bu uyarının temel sebebidir.

Practice More

Amasya Genelgesi'nin Milli Mücadele'nin 'yöntemini' nasıl belirlediği konusunu inceleyebilirsiniz.
Estimated Time:1m 0s
Question 77Question →

Amasya Genelgesi hazırlanırken Mustafa Kemal'in; Rauf Bey, Refet Bey ve Ali Fuat Paşa gibi önemli komutanların imzalarını alması, ayrıca Erzurum’da bulunan Kazım Karabekir ve Konya’da bulunan Cemal Paşa’nın da onayını telgrafla istemesi, aşağıdakilerden hangisine yönelik bir adım olarak değerlendirilebilir?

Show answer & explanation

Answer: Millî Mücadele'yi kişisellikten çıkararak tüm halka mal etmek

Answer

Millî Mücadele'nin halka mal edilmesi ve kişisellikten çıkarılması
Mustafa Kemal'in diğer komutanların onayını alması, Millî Mücadele'yi kişisel bir hareket olmaktan çıkarıp 'milletin davası' haline getirmeyi amaçlar. Bu durum, hareketin halk üzerindeki etkisini ve otoritesini artırarak ulusal bir direniş programı oluşmasını sağlamıştır.

Step-by-Step Solution

1
Mustafa Kemal'in silah arkadaşlarıyla (komutanlar) neden ortak imza attığı analiz edilir.
Hukuki ve askeri açıdan yetkili isimlerin onayı, genelgeye resmiyet ve güven kazandırmıştır.
Hareketin sadece bir kişinin şahsi girişimi olmadığını göstermek gerekir.
2
Bu eylemin Millî Mücadele'nin gelecekteki karakteri üzerindeki etkisi değerlendirilir.
Mücadelenin ulusal bir kimlik kazandığı ve kişisellikten arındırıldığı görülür.
KPSS formatında bu stratejik hamlenin temel amacı, hareketin meşruiyetini artırıp toplumsal desteği yaygınlaştırmaktır.

Key Concept

Millî Mücadele'nin Kişisellikten Çıkarılması

Practice More

Amasya Genelgesi'nin hangi maddesinin Millî Mücadele'nin gerekçesini oluşturduğunu tekrar gözden geçirin.
Estimated Time:1m 0s
Question 78Question →

İtilaf Devletleri, 16 Mart 1920’de İstanbul’u resmen işgal ettiklerinde yayımladıkları bildiride işgalin amacının padişahın otoritesini korumak olduğunu iddia etmiş; ancak hemen ardından Meclis-i Mebusan’ı dağıtarak milletvekillerini tutuklamışlardır. Bu baskılar karşısında direnemeyen Salih Paşa Hükümeti de görevinden istifa etmiştir. İstanbul’un resmen işgalinin ve Meclis-i Mebusan’ın kapatılmasının Ankara’daki Milli Mücadele yönetimine sağladığı temel fayda aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Ankara’da olağanüstü yetkilere sahip bir meclisin açılması için hukuki ve siyasi meşruiyet zemini oluşması

Answer

Ankara’da olağanüstü yetkilere sahip bir meclisin açılması için hukuki ve siyasi meşruiyet zemini oluşması
Doğru seçenek olan Ankara'da yeni bir meclisin açılmasına zemin oluşması ifadesi, İstanbul'un resmen işgalinin en önemli siyasi sonucudur. Son Osmanlı Mebusan Meclisi'nin İtilaf Devletleri tarafından basılarak dağıtılması, milletin temsil gücünü elinden almıştır. Bu durum, Mustafa Kemal Paşa'ya 'Vatanın kurtuluşunu ve milletin istiklalini yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır' ilkesi gereğince, milli iradeyi Ankara'da toplama meşruiyetini vermiştir. Eğer Mebusan Meclisi İstanbul'da çalışmaya devam edebilseydi, Ankara'da yeni bir meclis açmak hukuki olarak daha zorlayıcı ve tartışmalı olabilirdi.

Step-by-Step Solution

1
İşgalin mahiyetini belirleme
İstanbul'un 16 Mart 1920'de resmen işgali, Mondros sonrası başlayan fiili durumun resmiyete dökülmesidir.
De jure (resmi) işgal, Osmanlı devlet mekanizmasının İtilaf Devletleri tarafından tamamen etkisiz hale getirildiğini kanıtlar.
2
Meclis-i Mebusan'ın durumunu analiz etme
Meclis'in dağıtılması, halkın iradesinin İstanbul'da temsil edilme imkanının kalmadığını gösterir.
Milli iradenin temsil edilebilmesi için güvenli bir bölgede (Ankara) yeni bir merkeze ihtiyaç duyulmuştur.
3
Siyasi sonuçları değerlendirme
Bu durum, Ankara'da 23 Nisan 1920'de TBMM'nin açılmasına giden süreci hızlandırmış ve bu adıma uluslararası alanda hukuki haklılık kazandırmıştır.
Milli Mücadele'nin tek merkezden ve meşru bir meclis aracılığıyla yürütülmesi sağlanmıştır.

Key Concept

Milli İrade ve Meşruiyet

Practice More

İstanbul'un işgalinden sonra Mustafa Kemal Paşa'nın yayımladığı bildiride yer alan tedbirleri (Ankara'daki tutuklamalar, demir yollarının tahribi vb.) inceleyebilirsiniz.
Estimated Time:50s
Question 79Question →

Mustafa Kemal Paşa, Samsun'a çıktıktan sonra 28 Mayıs 1919'da yayımladığı Havza Genelgesi'nde halkın işgalleri protesto etmesini ve İtilaf Devletleri'nin temsilciliklerine protesto telgrafları çekilmesini istemiştir. Paşa, bu faaliyetler sırasında Hristiyan halka (azınlıklara) yönelik herhangi bir saldırı veya kötü muamelede bulunulmamasını da özellikle belirtmiştir.

Mustafa Kemal Paşa'nın azınlıklarla ilgili bu uyarısı ile aşağıdakilerden hangisini doğrudan amaçladığı söylenebilir?

Show answer & explanation

Answer: Mondros Ateşkes Antlaşması'nın 7. maddesinin İtilaf Devletleri tarafından uygulanmasına bahane oluşturulmasını engellemek

Answer

Mondros Ateşkes Antlaşması'nın 7. maddesinin İtilaf Devletleri tarafından uygulanmasına bahane oluşturulmasını engellemek
Havza Genelgesi'nde mitingler yapılırken azınlıklara zarar verilmemesi uyarısı, Mondros Ateşkes Antlaşması'nın 7. maddesinin uygulanmasını önlemeye yöneliktir. İtilaf Devletleri, güvenliklerinin tehlikede olduğunu iddia ederek Anadolu'yu işgal etmek için bu maddeyi kullanıyordu. Azınlıklara dokunulmaması, işgalcilere bu bahaneyi vermemek içindir. Ayrıca Havza Genelgesi, İzmir'in işgaline karşı millî bilincin uyandırıldığı ilk önemli belge (millî tepki) olarak kabul edilir.

Step-by-Step Solution

1
Havza Genelgesi'nin maddelerini incelemek
Mitingler sırasında azınlıklara dokunulmaması gerektiği uyarısı tespit edilir.
Hangi tarihsel gelişmenin uyarının sebebi olduğunu bulmak için ilk adımdır.
2
Mondros Ateşkes Antlaşması'nın 7. maddesi ile ilişki kurmak
7. madde, güvenlik bozulduğunda işgal hakkı tanımaktadır.
Azınlıklara yapılacak saldırıların 'asayişin bozulması' kapsamına gireceğini fark etmek gerekir.
3
Amaç-sonuç değerlendirmesi yapmak
Uyarı sayesinde işgalcilerin elinden bu bahanenin alındığı sonucuna ulaşılır.
Soruda sorulan 'doğrudan amaç' ancak bu mantıksal bağla açıklanabilir.

Key Concept

Havza Genelgesi: Millî Bilincin Uyandırılması ve Mondros 7. Madde Stratejisi
Estimated Time:50s
Question 80Question →

Son Osmanlı Mebusan Meclisi tarafından kabul edilen ve İtilaf Devletleri'nin 1616 Mart 19201920'de İstanbul'u resmen işgal etmesine yol açan Misak-ı Milli beyannamesi, Erzurum ve Sivas Kongreleri'nde alınan kararları devletlerarası hukuk ilkeleriyle harmanlayarak son şekline ulaştırmıştır. Bu beyanname, kongrelerde genel hatlarıyla vurgulanan 'bağımsızlık' hedefini daha somut maddelerle detaylandırmış ve mücadeleye yeni boyutlar eklemiştir.

Buna göre aşağıdakilerden hangisi, Erzurum ve Sivas Kongrelerinde müstakil bir madde olarak yer almadığı halde Misak-ı Milli ile ilk kez ilan edilen ve Türk tarafının 'ekonomik bağımsızlık' konusundaki kararlılığını kesin olarak ortaya koyan hükümdür?

Show answer & explanation

Answer: Siyasi, adli ve mali gelişmemize engel olan sınırlamaların (kapitülasyonların) kaldırılması

Answer

Siyasi, adli ve mali gelişmemize engel olan sınırlamaların kaldırılmasına dair hüküm, kapitülasyonların reddedildiğini ve tam bağımsızlığın ekonomik boyutunu temsil eder.
Siyasi, adli ve mali gelişmemize engel olan sınırlamaların kaldırılmasına dair hüküm, Osmanlı Devleti'nin yüzyıllardır boyun eğdiği kapitülasyonların ilk kez resmi bir meclis kararıyla (Misak-ı Milli) reddedildiğini gösterir. Bu madde, Erzurum ve Sivas Kongrelerinde genel bağımsızlık söylemleri içinde bulunsa da, 'mali sınırlamalar' ifadesiyle müstakil bir madde olarak ilk kez burada yer almıştır.

Step-by-Step Solution

1
Misak-ı Milli maddelerini incele
Sınırlar, Boğazlar, Azınlıklar, Borçlar, Kapitülasyonlar ve Referandum (Plebisit) konularının işlendiğini gör.
Soruda istenen 'ekonomik bağımsızlık' vurgusunun hangi maddede geçtiğini saptamak için içerik analizi gereklidir.
2
Kongre kararlarıyla karşılaştırma yap
Manda/himaye ve milli sınırlar gibi kavramların Erzurum ve Sivas'ta zaten yer aldığını, ancak kapitülasyonların (siyasi, adli, mali sınırlamalar) ilk kez Misak-ı Milli'de müstakil bir madde olduğunu fark et.
Misak-ı Milli'nin kongrelerden farkını ve getirdiği yenilikleri anlamak soruyu çözmek için kritiktir.
3
Terminolojiyi analiz et
'Mali ve iktisadi gelişme' ifadesinin doğrudan ekonomi ile ilgili olduğu sonucuna ulaş.
Mali (finansal) ve iktisadi (ekonomik) kavramları bağımsızlık mücadelesinin ekonomik boyutunu işaret eder.

Key Concept

Misak-ı Milli'de Kapitülasyonların Reddi ve Ekonomik Bağımsızlık
Estimated Time:2m 0s
PreviousPage 4 / 29Next
Milli Mücadele Hazırlık Dönemi Practice Questions — KPSS Genel Yetenek - Genel Kültür — Page 4 | Examkin