Osmanlı Devleti Siyasi Tarihi

269 questions

Question 221Question

Osmanlı Devleti'nin toprak bütünlüğünü ve Avrupa'daki varlığını hedef alan, 1919. yüzyıl boyunca büyük güçlerin (Düvel-i Muazzama) Osmanlı politikalarını şekillendiren 'Şark Meselesi' (Doğu Sorunu) tabiri ilk kez hangi uluslararası platformda resmi olarak dile getirilmiştir?

Show answer & explanation

Answer: 18151815 Viyana Kongresi

Answer

Şark Meselesi kavramı ilk kez 18151815 Viyana Kongresi'nde Rusya tarafından kullanılmıştır.
Şark Meselesi (Doğu Sorunu) tabiri, ilk kez 18151815 Viyana Kongresi'nde Rus Çarı II. Alexander tarafından Osmanlı topraklarının paylaşılması planları kapsamında kullanılmıştır. Bu kavram, zamanla Batılı devletlerin Osmanlı Devleti'nin toprak bütünlüğünü koruma veya parçalama arasındaki denge politikalarının genel adı haline gelmiştir.

Step-by-Step Solution

1
Şark Meselesi (Doğu Sorunu) kavramının tanımını ve amacını hatırlamak.
Bu kavramın, Avrupa devletlerinin Osmanlı Devleti'ni paylaşma ve Türkleri Balkanlar ile Anadolu'dan uzaklaştırma politikasını ifade ettiği görülür.
Sorunun tarihsel çerçevesini belirlemek için kavramın kökenine inmek gerekir.
2
Kavramın literatüre girdiği ilk uluslararası gelişmeyi tespit etmek.
Napolyon Savaşları sonrası Avrupa'nın haritasının yeniden çizildiği 18151815 Viyana Kongresi'nde Rus Çarı II. Alexander'ın bu ifadeyi kullandığı bilgisine ulaşılır.
Diplomatik terminolojinin gelişimini doğru kronoloji ile eşleştirmek esastır.

Key Concept

Şark Meselesi'nin Tarihsel Kökeni

Hints

1
Bu kavram, Napolyon Savaşları'ndan sonra Avrupa'nın statükosunu korumak için toplanan kongrede ilk kez dile getirilmiştir.
2
Kavramı ilk kez ortaya atan devlet Rusya, yöneticisi ise Çar II. Alexander'dır.
3
Osmanlı'nın 'Hasta Adam' olarak nitelendirilmeye başlandığı diplomatik sürecin temel taşı olan 18151815 tarihli toplantıyı düşünün.

Practice More

Şark Meselesi'nin aşamalarını (Türkleri Avrupa'dan atma, Anadolu'yu paylaşma) dönemlerine göre sınıflandırarak çalışabilirsiniz.
Estimated Time:50s
Question 222Question

Osmanlı Devleti'nin beylikten devlete geçiş yıllarında, Sultan I. Murad'ın; Germiyanoğulları'ndan Kütahya ve çevresini çeyiz yoluyla, Hamitoğulları'ndan ise Akşehir ve çevresini altın karşılığında satın alarak beyliğin sınırlarına dahil etmesi, temel olarak aşağıdakilerden hangisini gerçekleştirmeyi amaçlamaktadır?

Show answer & explanation

Answer: Anadolu Türk siyasi birliğini barışçıl yöntemlerle sağlamayı

Answer

Osmanlı Devleti'nin barışçıl yollarla beyliklerden toprak kazanması, Anadolu Türk siyasi birliğini sağlama amacına hizmet eder.
I. Murad'ın Germiyanoğulları ve Hamitoğulları beyliklerinden toprak alması, Osmanlı'nın Anadolu'daki Türk beylikleri üzerindeki nüfuzunu artırma ve Türk siyasi birliğini barışçıl yollarla (savaşmadan) kurma stratejisinin bir parçasıdır.

Step-by-Step Solution

1
I. Murad dönemindeki toprak kazanım yöntemlerini analiz et.
Germiyanoğulları'ndan çeyiz, Hamitoğulları'ndan satın alma yoluyla toprak alınmıştır.
Osmanlı'nın sadece fetih değil, diplomasi ve ekonomi yoluyla da genişlediğini anlamak için.
2
Bu toprakların kimlerden ve hangi bölgeden alındığını belirle.
Kütahya ve Akşehir çevresi, diğer Anadolu Türk beyliklerinden alınmıştır.
Alınan yerlerin Anadolu Türk hakimiyet alanında olduğunu tespit etmek için.
3
Eylemin nihai siyasi amacını belirle.
Anadolu'daki Türk beyliklerini tek bir bayrak altında toplama (siyasi birlik) hedefiyle eşleşir.
Osmanlı'nın Anadolu politikasının temel hedefini kavramak için.

Key Concept

Anadolu Türk Siyasi Birliği (ATSB) çalışmaları

Hints

1
Osmanlı'nın toprak aldığı bu yapılar (Germiyan ve Hamit) Bizans mı yoksa Türk beylikleri miydi?
2
Farklı Türk beyliklerini Osmanlı çatısı altında toplama çabasına ne ad verilir?

Practice More

Osmanlı'nın Anadolu birliğini 'savaşarak' sağladığı diğer beylikleri ve bu birliğin ilk kez ne zaman bozulduğunu (Ankara Savaşı) inceleyebilirsiniz.
Estimated Time:45s
Question 223Question

Osmanlı Devleti'nin kendi egemenlik haklarını kullanarak Rusya ile imzaladığı Hünkâr İskelesi Antlaşması (18331833), Boğazlar'ın statüsünü Avrupalı devletlerin müdahalesine açık hale getirmiştir. 18411841 Londra Boğazlar Sözleşmesi ile bu durumun çok taraflı bir zemine taşınması, Osmanlı Devleti açısından öncelikle aşağıdakilerden hangisine yol açmıştır?

Show answer & explanation

Answer: Boğazlar'ın uluslararası bir statü kazanarak Osmanlı'nın tek taraflı tasarruf yetkisinin sona ermesine

Answer

Boğazlar'ın uluslararası bir statü kazanarak Osmanlı'nın tek taraflı tasarruf yetkisinin sona ermesi
Doğru yanıt, Boğazlar'ın artık Osmanlı Devleti'nin tek taraflı kararlarıyla değil, imzacı büyük devletlerin onayıyla düzenlenen uluslararası bir statüye kavuştuğunu belirtir. Hünkâr İskelesi Antlaşması Osmanlı'nın Boğazlar üzerindeki egemenlik haklarını son kez tek başına kullandığı belgedir; Londra Sözleşmesi ise bu egemenliği uluslararası bir denetim ve kural setine bağlamıştır.

Step-by-Step Solution

1
Hünkâr İskelesi Antlaşması'nın (18331833) niteliğini analiz etme
Bu antlaşma ile Osmanlı, Boğazlar konusunda Rusya lehine tek taraflı ve son kez egemenlik hakkını kullanmıştır.
Mısır Meselesi (Kavalalı isyanı) nedeniyle Rusya'nın desteğine ihtiyaç duyulması.
2
18411841 Londra Boğazlar Sözleşmesi'nin amacını belirleme
Avrupalı devletlerin (özellikle İngiltere ve Fransa), Rusya'nın Boğazlar üzerindeki etkisini kırmak için meseleyi uluslararasılaştırması.
Hünkâr İskelesi'nin gizli maddelerinin Avrupa dengesini bozması.
3
Sonucu değerlendirme
Boğazlar artık sadece Osmanlı'nın değil, Avrupa hukukunun bir parçası ve uluslararası bir sorun/statü haline gelmiştir.
Osmanlı'nın kendi suları üzerindeki mutlak hakimiyetinin kısıtlanması.

Key Concept

Boğazlar'ın Uluslararası Statü Kazanması

Hints

1
Osmanlı'nın Mısır Valisi Kavalalı Mehmed Ali Paşa isyanı sırasında Rusya'dan yardım istediği süreci hatırlayın.
2
Hünkâr İskelesi Antlaşması (18331833), Boğazlar'ı Rusya'ya açarken diğerlerine kapatmıştı; Avrupa bu durumdan rahatsız oldu.
3
18411841 Londra Sözleşmesi ile Boğazlar'ın 'barış zamanı savaş gemilerine kapalı olması' kuralı ilk kez çok taraflı bir belgeyle garanti altına alınmıştır.

Practice More

Boğazlar'ın statüsündeki bu değişimin, Rusya'nın 'Sıcak Denizlere İnme' politikasını nasıl etkilediğini ve 18561856 Paris Antlaşması'na nasıl zemin hazırladığını inceleyebilirsiniz.
Estimated Time:1m 30s
Question 224Question

15261526 yılında gerçekleşen Mohaç Meydan Muharebesi ile Macaristan toprakları üzerinde kesin bir hakimiyet kuran Kanuni Sultan Süleyman, bölgeyi doğrudan merkeze bağlı bir eyalet haline getirmek yerine başlangıçta Yanoş Zapolya liderliğinde bir "vassal (bağımlı) devlet" statüsünde (Erdel Beyliği) bırakmayı tercih etmiştir. Osmanlı Devleti'nin bu uygulamayla güttüğü temel stratejik amaç aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Avusturya (Habsburg) ile doğrudan sınır komşusu olmayı engelleyerek stratejik bir tampon bölge oluşturmak

Answer

Avusturya (Habsburg) ile doğrudan sınır komşusu olmayı engelleyerek stratejik bir tampon bölge oluşturmak
Osmanlı Devleti, Mohaç zaferinden sonra Macaristan'ı hemen bir eyalet olarak ilhak etmemiştir. Bunun temel sebebi, Batı'daki en büyük rakibi olan Avusturya (Habsburglar) ile doğrudan uzun bir sınırı savunmanın zorluğudur. Kanuni, Erdel'i bağımlı bir krallık (tampon bölge) yaparak hem askeri yükü hafifletmiş hem de Habsburglar ile İstanbul arasında bir güvenlik kuşağı oluşturmuştur.

Step-by-Step Solution

1
Mohaç zaferi sonrası bölgedeki idari yapıyı incelemek
Macaristan'ın doğrudan merkeze bağlanmadığı (ilhak edilmediği), bunun yerine Erdel Beyliği üzerinden dolaylı yönetildiği görülür.
Zafer sonrası bölgenin yönetilme biçimi, devletin diplomatik önceliklerini gösterir.
2
Osmanlı-Habsburg rekabetini analiz etmek
Avusturya ile doğrudan sınırdaş olmanın lojistik ve askeri zorlukları olduğu saptanır.
İstanbul'dan Macaristan'ın en batı ucuna sefer yapmak teknik olarak zordur, bu yüzden Erdel bir kalkan görevi görür.
3
Tampon bölge kavramını sonuca bağlamak
Doğrudan ilhak yerine bağımlı bir krallık kurmanın Habsburg baskısını yumuşatmak için yapıldığı anlaşılır.
Diplomatik ve askeri strateji gereği tampon bölgeler çatışma riskini azaltır.

Key Concept

Tampon Bölge Stratejisi ve Vassal Devlet Yönetimi

Hints

1
Osmanlı'nın İstanbul'dan Macaristan'a ordu göndermesinin ne kadar sürdüğünü ve bu mesafenin lojistik zorluklarını düşünün.

Practice More

Osmanlı Devleti'nin Macaristan'ı ne zaman (hangi gelişme ile) doğrudan Budin Beylerbeyliği olarak merkeze bağladığını araştırın (15411541).
Estimated Time:1m 30s
Question 225Question

1919. yüzyılda Osmanlı Devleti'nin içinde bulunduğu mali ve siyasi krizler, devletin dış borçlarını yönetemez hale gelmesine yol açmıştır. 18541854 Kırım Savaşı ile başlayan dış borçlanma süreci, zamanla devletin egemenlik haklarını kısıtlayan uluslararası bir denetim mekanizmasına dönüşmüştür. 18751875 yılında Osmanlı Devleti'nin borç ödemelerini durdurduğunu ilan ettiği "Ramazan Kararnamesi" ile başlayan mali çöküşün sonucunda; 18811881 yılında dış borçların yapılandırılması ve alacaklı devletlerin temsilcilerinden oluşan bir idarenin (Düyun-u Umumiye) kurulmasını resmileştiren hukuki belge aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Muharrem Kararnamesi

Answer

Düyun-u Umumiye'nin kurulmasını ve borçların yapılandırılmasını sağlayan belge Muharrem Kararnamesi'dir.
Muharrem Kararnamesi, 18811881 yılında Osmanlı Devleti'nin alacaklı Avrupa devletleriyle masaya oturarak borçları yapılandırdığı ve devletin en önemli gelir kaynaklarını (tuz, tütün, içki, balık vergisi vb.) doğrudan yabancı alacaklıların temsilcilerinden oluşan Düyun-u Umumiye İdaresi'ne bıraktığı belgedir. Bu belge ile devlet mali bağımsızlığını fiilen kaybetmiştir.

Step-by-Step Solution

1
Osmanlı maliyesinin 1919. yüzyıldaki seyrini analiz etmek.
Osmanlı Devleti ilk kez 18541854 yılında Kırım Savaşı sırasında dış borç almıştır.
Mali çöküşün başlangıç noktasını belirlemek gerekir.
2
18751875 ve 18811881 belgeleri arasındaki farkı ayırt etmek.
18751875 Ramazan Kararnamesi iflas ilanıdır; 18811881 Muharrem Kararnamesi ise çözüm/denetim belgesidir.
İki benzer isimli mali belgenin işlevlerini karıştırmamak soruyu çözmek için kritiktir.
3
Düyun-u Umumiye İdaresi'nin (Genel Borçlar İdaresi) kuruluş belgesini eşleştirmek.
II. Abdülhamit döneminde çıkarılan Muharrem Kararnamesi ile bu idare kurulmuştur.
Soruda istenen 'yabancı denetiminin resmileşmesi' bu belge ile gerçekleşmiştir.

Key Concept

Osmanlı Devleti'nin mali iflası ve ekonomik bağımsızlığının kaybı (Muharrem Kararnamesi - Düyun-u Umumiye).

Hints

1
Söz konusu belge II. Abdülhamit döneminde, 18811881 yılında çıkarılmıştır.
2
Bu düzenleme sonucunda Osmanlı maliyesini denetleyen uluslararası bir kurum olan 'Düyun-u Umumiye' kurulmuştur.
3
Belge ismini, yayınlandığı hicri aydan almaktadır ve 'Ramazan Kararnamesi'nden sonra gelmektedir.

Practice More

Düyun-u Umumiye'nin kurulmasının Osmanlı ekonomisindeki 'Sömürgeleşme' sürecine etkilerini ve Lozan Antlaşması'ndaki çözümünü inceleyiniz.

Alternative Method

Kronolojik olarak 'Kırım Savaşı (18541854) -> Ramazan Kararnamesi (18751875) -> Muharrem Kararnamesi (18811881)' sırasını takip ederek 'iflas' ve 'yönetime el konulması' arasındaki farkı bulabilirsiniz.
Estimated Time:1m 15s
Question 226Question

XVIII.XVIII. yüzyılın başlarında Safevi Devleti'nde yaşanan taht kavgaları ve iç karışıklıklar, bölge üzerinde hak iddia eden Osmanlı Devleti ile Rusya'yı savaşın eşiğine getirmiştir. Ancak Fransa'nın diplomatik girişimleri sonucunda iki devlet, Safevi topraklarını paylaşma konusunda uzlaşmaya varmıştır.

Bu doğrultuda 17241724 yılında imzalanan ve tarihteki ilk "Osmanlı-Rus Dostluk Antlaşması" olarak nitelendirilen diplomatik belge aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: 17241724 İstanbul Antlaşması

Answer

1724 İstanbul Antlaşması, Osmanlı Devleti ve Rusya'nın Safevi (İran) topraklarını paylaştığı ve aralarında savaş çıkmasını önleyen ilk dostluk antlaşmasıdır.
17241724 İstanbul Antlaşması, Fransa'nın arabuluculuğu ile Osmanlı Devleti ve Rusya arasında imzalanmıştır. Bu antlaşma ile her iki devlet, Safevi (İran) topraklarını (Kafkasya ve Azerbaycan bölgesi) kendi aralarında paylaşmışlardır. İki devlet arasında savaş çıkmasını önlediği ve bir iş birliği protokolü niteliği taşıdığı için tarihteki ilk Osmanlı-Rus dostluk antlaşması olarak kabul edilir.

Step-by-Step Solution

1
Tarihsel bağlamı analiz etme
Safevi Devleti'nin (İran) zayıflamasıyla Osmanlı ve Rusya'nın Kafkasya'da karşı karşıya geldiği belirlenir.
Soruda verilen iç karışıklıklar ve toprak paylaşımı vurgusu bizi bu sürece yönlendirir.
2
Arabulucu devleti değerlendirme
Fransa'nın devreye girerek iki devlet arasında bir çatışmayı önlediği tespit edilir.
Fransa'nın bu dönemdeki diplomatik etkisi, antlaşmanın ismini belirlemede anahtar rol oynar.
3
Antlaşmanın niteliğini belirleme
Tarihteki ilk Osmanlı-Rus dostluk antlaşmasının 1724 İstanbul Antlaşması olduğu sonucuna varılır.
Bu antlaşma, iki devletin bir başka devletin topraklarını paylaşmak üzere imzaladığı tekil bir örnektir.

Key Concept

Osmanlı-Rus Diplomasi Tarihi ve İran Topraklarının Paylaşımı

Hints

1
Bu antlaşma, Osmanlı ve Rusya'nın bir savaşı bitirmek için değil, üçüncü bir tarafın topraklarını bölüşmek için imzaladığı bir belgedir.
2
Antlaşmaya arabuluculuk yapan devlet, Osmanlı'dan 17401740 yılında kapitülasyonları sürekli hale getirme hakkını alacak olan Fransa'dır.

Practice More

Bu antlaşmanın ardından Rusya ile yaşanan sınır sorunlarını ve 173617391736-1739 savaşlarının nedenlerini incelemek konuyu pekiştirir.

Alternative Method

Kronolojik olarak ele alındığında; Lale Devri (171817301718-1730) döneminde gerçekleşen ve Safevi sorununu çözen tek büyük çaplı Osmanlı-Rus diplomatik gelişmesi budur.
Estimated Time:2m 0s
Question 227Question

Osmanlı Devleti, 18761876 yılında Balkan bunalımını görüşmek üzere Avrupalı devletlerin İstanbul'da topladığı Tersane Konferansı'nda alınacak kararların iç işlerine müdahale teşkil edeceğini savunmuştur. Konferansın toplandığı gün, Batılı devletlerin bu müdahale zeminini ortadan kaldırmak ve devletin bütünlüğünü anayasal bir çerçevede korumak amacıyla gerçekleştirilen demokratik hamle aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Kanun-i Esasi'nin ilan edilerek I. Meşrutiyet Dönemi'nin başlatılması

Answer

Kanun-i Esasi'nin ilan edilerek I. Meşrutiyet Dönemi'nin başlatılması
Osmanlı Devleti, Batılı devletlerin Tersane Konferansı'nda iç işlerine müdahale etmesini önlemek amacıyla, konferansın açıldığı 2323 Aralık 18761876 tarihinde ilk anayasasını (Kanun-i Esasi) ilan ederek I. Meşrutiyet'i başlatmıştır. Bu hamleyle 'Hristiyan tebaa dahil tüm halkın haklarının anayasal güvenceye alındığı' gösterilmek istenmiştir.

Step-by-Step Solution

1
Tersane Konferansı'nın (18761876) tarihsel bağlamını analiz et.
Bu konferans, Balkan krizini çözmek ve Osmanlı içindeki Hristiyan halk lehine kararlar almak için Avrupalı devletlerce toplanmıştır.
Osmanlı Devleti'nin dış baskılara karşı geliştirdiği stratejiyi anlamak için konferansın amacını bilmek gerekir.
2
Osmanlı Devleti'nin konferans günü yaptığı hamleyi hatırla.
II. Abdülhamit ve Genç Osmanlılar, tam konferans toplandığı sırada Kanun-i Esasi'yi (İlk Türk Anayasası) ilan etmişlerdir.
Anayasal yönetime geçilerek, Avrupalı devletlerin müdahale gerekçesinin (azınlık hakları/demokrasi eksikliği) elinden alınması amaçlanmıştır.

Key Concept

Tersane Konferansı ve I. Meşrutiyet'in İlanı İlişkisi

Hints

1
Bu olay, Türk tarihindeki ilk anayasanın ilan edildiği dönemi işaret eder.
2
Gelişme, II. Abdülhamit döneminin başında, Genç Osmanlıların (Jön Türkler) baskısıyla gerçekleşmiştir.
3
Tersane Konferansı toplandığında şehirde top atışları duyulmuş ve bu atışların 'Anayasa'nın ilanını' müjdelediği bildirilmiştir.

Practice More

Kanun-i Esasi'nin hangi özellikleri padişahın otoritesini korumaya yönelikti? (Örneğin; sürgün yetkisi, meclisi feshetme yetkisi).
Estimated Time:1m 0s
Question 228Question

Osmanlı Devleti'nin Kuruluş Dönemi'nde I.MuradI. Murad, geleneksel Türk devlet anlayışında yer alan "Ülke, hanedan üyelerinin ortak malıdır." kuralını değiştirerek "Ülke, padişah ve oğullarının malıdır." anlayışını getirmiştir.

I.MuradI. Murad tarafından gerçekleştirilen bu düzenlemenin temel amacı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Taht kavgalarının kapsamını daraltarak merkezi otoriteyi güçlendirmek

Answer

Düzenlemenin temel amacı, taht kavgalarının kapsamını daraltarak merkezi otoriteyi güçlendirmektir.
Kuruluş Dönemi'nde merkezi otoriteyi sağlamlaştırmak en öncelikli hedeftir. Geleneksel anlayışta hanedanın tüm erkek üyelerinin tahtta hak iddia edebilmesi, devletin parçalanmasına yol açabiliyordu. Padişah ve oğulları ile sınırlandırma, rakiplerin sayısını azaltarak iktidarın daha hızlı ve istikrarlı bir şekilde el değiştirmesini sağlamıştır.

Step-by-Step Solution

1
Eski sistemdeki sorunları analiz etme
"Hanedanın ortak malı" anlayışı; amca, kardeş ve yeğenlerin tamamına taht hakkı tanıdığı için geniş çaplı iç savaşlara neden oluyordu.
Siyasi istikrarın bozulmasının temel nedenini tespit etmek için gereklidir.
2
I. Murad'ın getirdiği yeni kuralı değerlendirme
Taht hakkı sadece padişah ve oğullarıyla sınırlandırılmıştır.
Değişikliğin kimleri devre dışı bıraktığını anlamak için gereklidir.
3
Siyasi sonucu belirleme
Hak sahibi sayısı azaldığı için merkezi otorite daha korunaklı hale gelmiştir.
Yapılan hukuki değişikliğin asıl siyasi gayesine ulaşmak için gereklidir.

Key Concept

Osmanlı Veraset Sistemindeki İlk Değişiklik

Hints

1
Geleneksel Türk devletlerinde 'ülke hanedanın ortak malıdır' anlayışının neden olduğu en büyük sorunu hatırlayın.

Practice More

Fatih Sultan Mehmet'in (II. Mehmed) aynı konuda yaptığı 'Ülke padişahın malıdır' düzenlemesinin merkezi otoriteye katkısını araştırabilirsiniz.
Estimated Time:50s
Question 229Question

Osmanlı Devleti'nin Dağılma Dönemi'nde imzalanan 18561856 Paris Antlaşması ile 18781878 Berlin Antlaşması, devletin dış politikasındaki statüsünü ve toprak kaybı sürecini belirleyen en kritik metinlerdir. Berlin Antlaşması'nın içeriği ve sonuçları dikkate alındığında, bu antlaşmayı Paris Antlaşması'ndan ayıran ve Osmanlı Devleti'nin dış politikadaki korumasızlığını açıkça ortaya koyan temel gelişme aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Ermeni Meselesi'nin ilk kez uluslararası bir sorun olarak diplomasi gündemine taşınması

Answer

Ermeni Meselesi'nin ilk kez uluslararası bir sorun olarak diplomasi gündemine taşınması
Ermeni Meselesi'nin uluslararasılaşması, 18781878 Berlin Antlaşması'nın en karakteristik ve Paris Antlaşması'nda bulunmayan özelliğidir. Paris Antlaşması'nda Osmanlı'nın toprak bütünlüğü Avrupalı devletlerin garantisindeyken, Berlin Antlaşması ile bu garanti fiilen kalkmış ve Ermeni azınlığı üzerinden doğrudan iç işlerine müdahale yolu açılmıştır.

Step-by-Step Solution

1
Antlaşmaların dönemlerini ve temel felsefelerini karşılaştırın.
18561856 Paris Antlaşması 'Avrupa hukukundan yararlanma' ve 'toprak bütünlüğü garantisi' vaat ederken; 18781878 Berlin Antlaşması büyük toprak kayıpları ve iç işlerine müdahale (azınlıklar üzerinden) dönemini başlatmıştır.
Sorunun kökünde Berlin Antlaşması'nı Paris'ten ayıran korumasızlık vurgusu aranmaktadır.
2
Berlin Antlaşması ile ortaya çıkan yeni diplomatik krizleri analiz edin.
Berlin Antlaşması ile Ermeni Meselesi ilk kez uluslararası bir antlaşma metnine (6161. madde) girmiştir.
Bu durum, Paris Antlaşması'nda olmayan, Osmanlı'yı daha korumasız ve müdahaleye açık hale getiren bir 'ayırt edici' özelliktir.

Key Concept

Berlin Antlaşması ile Osmanlı Devleti'nin 'Avrupa Koruyuculuğu'ndan çıkması ve Ermeni Meselesi'nin doğuşu

Hints

1
Berlin Antlaşması, Paris'te verilen 'toprak bütünlüğü garantisi'nin artık geçerli olmadığını kanıtlayan bir antlaşmadır.

Practice More

18781878 Berlin Antlaşması ile bağımsızlık kazanan Balkan devletlerini (Sırbistan, Karadağ, Romanya) ezberlemek bu dönem soruları için kritiktir.
Estimated Time:2m 0s
Question 230Question

Kanuni Sultan Süleyman Dönemi'nde Doğu yönündeki seferler sonucunda Safevi Devleti ile imzalanan 15551555 tarihli Amasya Antlaşması'nın Türk tarihi açısından temel önemi aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Osmanlı Devleti ile Safeviler arasında imzalanan ilk resmi antlaşma olması

Answer

Osmanlı Devleti ile Safeviler arasında imzalanan ilk resmi antlaşma olması
Doğru seçenek Amasya Antlaşması'nın Osmanlı ve Safevi devletleri arasında imzalanan ilk resmi diplomatik belge olduğunu belirtmektedir. Bu antlaşma ile iki devlet arasındaki uzun süreli savaş dönemi yerini yaklaşık 30 yıllık bir barış sürecine bırakmıştır.

Step-by-Step Solution

1
Kanuni Sultan Süleyman dönemindeki Doğu seferlerini analiz edin.
Irakeyn, Tebriz ve Nahçıvan gibi seferlerle İran üzerine baskı kurulmuştur.
Safevi tehdidini sonlandırmak ve sınır güvenliğini sağlamak amaçlanmıştır.
2
15551555 Amasya Antlaşması'nın diplomatik niteliğini değerlendirin.
Bu antlaşma, iki devlet arasında imzalanan ilk yazılı barış metnidir.
Resmi antlaşmalar, devletler arasındaki ilişkilerin hukuksal temelini oluşturur.

Key Concept

Osmanlı-Safevi Diplomatik İlişkileri ve Amasya Antlaşması

Hints

1
Bu antlaşma Osmanlı'nın Doğu sınırındaki en büyük rakibiyle yaptığı ilk 'yazılı' mutabakattır.
2
Çaldıran Savaşı'ndan sonra bir dizi askeri başarı gelmiş olsa da, diplomatik bir sonuç ancak 15551555 yılında alınabilmiştir.
3
İran ile yapılan diğer antlaşmalar (Kasr-ı Şirin, Ferhat Paşa) kronolojik olarak Amasya'dan sonradır.

Practice More

Osmanlı'nın Batı'daki benzer bir 'ilk' antlaşması olan 15331533 İstanbul (Pargalı İbrahim Paşa) Antlaşması'nı inceleyerek diplomatik üstünlük kavramını pekiştirebilirsiniz.
Estimated Time:50s
Question 231Question

Osmanlı Devleti'nin Kuruluş Dönemi'nde, Orhan Bey zamanında Bizans İmparatorluğu'na karşı kazanılan Maltepe (Pelekanon) Savaşı'nın ardından İznik ele geçirilmiş ve şehirde hemen bir medrese açılarak başına Davud-i Kayseri müderris olarak atanmıştır. Bu faaliyetler bütünü, Osmanlı Devleti'nin gelişim sürecinde aşağıdakilerden hangisinin öncelikli olarak hedeflendiğinin bir göstergesidir?

Show answer & explanation

Answer: Aşiret yapısından devlet teşkilatlanmasına geçilmesinin

Answer

İznik'in fethi sonrası medrese açılması ve müderris atanması, aşiret yapısından devlet teşkilatlanmasına geçilmesinin hedeflendiğini göstermektedir.
Doğru seçenek, Osmanlı'nın sadece toprak kazanan askeri bir güç olmaktan çıkıp, eğitim (medrese) ve bürokrasi (müderris ataması) gibi alanlarda kurumlar oluşturarak devletleşme sürecine girdiğini ifade etmektedir.

Step-by-Step Solution

1
Verilen gelişmeleri analiz et.
Maltepe Savaşı askeri bir başarı, İznik Medresesi'nin açılması ise kurumsal (eğitim/idari) bir adımdır.
Askeri fetihlerin kalıcı olması için idari ve sosyal teşkilatlanma gereklidir.
2
Kurumsallaşma adımlarının tarihsel karşılığını belirle.
Orhan Bey dönemi; ilk ordu, ilk medrese ve ilk divan teşkilatının kurulduğu 'devletleşme' evresidir.
Bir siyasi yapının kurumlar üretmeye başlaması, beylikten devlete geçişin en temel kanıtıdır.

Key Concept

Osmanlı Devleti'nde Teşkilatlanma ve Devletleşme Süreci

Hints

1
Bir topluluğun okul açması ve memur (müderris) ataması, basit bir aşiret yapısının ötesinde bir organizasyon olduğunu gösterir.
2
Orhan Bey dönemi, Osmanlı tarihçileri tarafından 'Beylikten Devlete Geçiş' olarak adlandırılır.
3
Fethedilen bir şehirde kalıcı kurumlar (medrese, cami, ordu) kurmak, o siyasi yapının teşkilatlanmaya başladığının en somut örneğidir.

Practice More

Orhan Bey dönemindeki diğer teşkilatlanma adımlarını (Divan, Yaya ve Müsellem ordusu) I. Murad dönemindeki Rumeli Beylerbeyliği'nin kurulmasıyla kıyaslayınız.
Estimated Time:1m 15s
Question 232Question

Osmanlı Devleti'nin Batı yönündeki fetih hareketlerinde bir dönüm noktası kabul edilen; Fatih Sultan Mehmet döneminde kuşatılmasına rağmen fethi gerçekleştirilemeyen, ancak 15211521 yılında Kanuni Sultan Süleyman tarafından ele geçirilmesiyle Macaristan ve Orta Avrupa yolu üzerindeki en önemli stratejik engelin kalkmasını sağlayan merkez aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Belgrad

Answer

Belgrad, Osmanlı Devleti'nin Orta Avrupa'ya açılan kapısı olarak 1521 yılında fethedilmiştir.
Doğru seçenek olan Belgrad, Orta Avrupa'nın anahtarı kabul edilen stratejik konumu nedeniyle Osmanlı Devleti'nin Batı'ya yönelik büyük seferlerinin (Mohaç, Viyana vb.) temel hareket noktası olmuştur. Fatih Sultan Mehmet dönemindeki başarısız kuşatmanın ardından Kanuni'nin ilk önemli başarısıdır.

Step-by-Step Solution

1
Fatih Sultan Mehmet dönemindeki başarısız kuşatmaları hatırla.
Fatih; Belgrad ve Rodos'u kuşatmış ancak buraları alamamıştır.
Soruda belirtilen 'kuşatılıp da alınamayan' kriterini daraltmak için gereklidir.
2
Kanuni Sultan Süleyman'ın tahta geçtikten sonraki ilk hedeflerini analiz et.
Kanuni, 1521'de Belgrad'ı, 1522'de ise Rodos'u fethetmiştir.
Fetih tarihini ve padişah dönemini doğrulamak için gereklidir.
3
Fethin stratejik önemini (Orta Avrupa yolu/kapısı) değerlendir.
Belgrad, Tuna ve Sava nehirlerinin birleştiği noktada Macaristan'ın anahtarı konumundadır.
Doğru yerin coğrafi ve stratejik önemini kesinleştirmek için gereklidir.

Key Concept

Osmanlı Devleti'nin Orta Avrupa'ya açılan kapısı: Belgrad'ın Fethi

Hints

1
Bu şehir, Osmanlı tarihinde 'Darü'l-Cihad' olarak anılmış ve Batı seferlerinin lojistik merkezi olmuştur.
2
Tuna ve Sava nehirlerinin birleştiği noktada bulunan bu stratejik kale, Macaristan Krallığı'nın elindeydi.
3
Fatih Sultan Mehmet'in kuşatıp da alamadığı iki yerden biri Rodos, diğeri bu şehirdir.

Practice More

Belgrad'ın fethinden sonra Macaristan ile yapılan ve sadece iki saat sürerek dünya tarihindeki en kısa meydan muharebelerinden biri olan savaşı araştırınız.

Alternative Method

Fatih dönemindeki başarısız kuşatmalar (Belgrad, Rodos) ile Kanuni'nin ilk yıllarındaki fetihlerini eşleştirerek sonuca gidilebilir.
Estimated Time:1m 0s
Question 233Question

Osmanlı Devleti, 18.18. yüzyılın başlarında Karlofça Antlaşması ile kaybettiği toprakları geri alma ümidini korumuştur. Ancak Avusturya ve Venedik ile yapılan savaşlar sonrası imzalanan ve Osmanlı Devleti'nin Batı'nın üstünlüğünü ilk kez kabul ederek 'mevcut toprakları koruma' politikasına geçmesine neden olan gelişme aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: 17181718 Pasarofça Antlaşması'nın imzalanması

Answer

Osmanlı Devleti'nin Batı'nın üstünlüğünü kabul ederek savunma politikasına geçtiği gelişme 17181718 Pasarofça Antlaşması'dır.
Pasarofça Antlaşması, Osmanlı Devleti'nin Avrupa karşısındaki askeri zayıflığını kesin olarak anladığı ve dış politikasını 'fetih'ten 'savunma'ya çevirdiği kırılma noktasıdır. Bu antlaşma ile başlayan Lale Devri'nde ilk geçici elçiliklerin açılması, Avrupa'nın üstünlüğünün kabul edildiğinin ve yakından takip edilmek istendiğinin göstergesidir.

Step-by-Step Solution

1
Osmanlı Devleti'nin 18.18. yüzyıl başındaki stratejisini analiz etme
17001700-17181718 yılları arası, kaybedilen yerleri (Mora, Azak vb.) geri alma ümidinin olduğu dönemdir.
Karlofça Antlaşması'nın yarattığı moral bozukluğunu gidermek için ilk yıllarda saldırgan bir politika izlenmiştir.
2
17151715-17181718 savaşlarının sonucunu değerlendirme
Avusturya'ya karşı alınan ağır yenilgiler sonucunda Belgrad dahil stratejik noktalar kaybedilmiştir.
Batı ordularının teknik ve taktik üstünlüğü savaş meydanında net bir şekilde görülmüştür.
3
17181718 Pasarofça Antlaşması'nın diplomatik etkisini belirleme
Osmanlı artık Avrupa'yı fethedilecek bir yer değil, örnek alınacak bir güç olarak görmeye başlamıştır.
Bu antlaşma ile başlayan Lale Devri, askeri fetihlerden ziyade diplomatik ve kültürel dengeye odaklanıldığını kanıtlar.

Key Concept

Osmanlı Diplomasisinde Politika Değişimi

Hints

1
Osmanlı Devleti'nin Avrupa'nın teknik üstünlüğünü kabul ederek 'Lale Devri'ne girdiği yılı düşünün.
2
Bu antlaşma öncesinde Prut başarısı ile ümitler artmıştı ancak Avusturya (Petervaradin) yenilgisi bu ümitleri sona erdirdi.
3
17181718 yılında imzalanan ve Osmanlı'nın artık kaybettiği toprakları geri alma peşinde koşmak yerine elindekini korumaya odaklandığı antlaşmadır.

Practice More

Pasarofça Antlaşması sonrası Avrupa'ya gönderilen ilk geçici elçilerin raporlarını (Sefaretnameler) incelemek, bu dönemdeki zihniyet değişimini pekiştirecektir.
Estimated Time:45s
Question 234Question

Osmanlı Devleti'nde Fatih Sultan Mehmet Dönemi'ne kadar Divan-ı Hümayun toplantılarına padişahlar başkanlık ederken, 14751475 yılından itibaren bu görev sadrazamlara bırakılmış; padişahlar ise toplantıları "Kasr-ı Adl" denilen kafesli bir pencere arkasından takip etmeye başlamıştır.

Fatih Sultan Mehmet'in gerçekleştirdiği bu değişiklikle ulaşılmak istenen temel amaç aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Padişahın mutlak ve merkezi otoritesini güçlendirerek onu devlet hiyerarşisinin üzerinde, dokunulmaz ve saygın bir konuma taşımak

Answer

Padişahın mutlak ve merkezi otoritesini güçlendirerek onu devlet işlerinin üzerinde, dokunulmaz ve saygın bir konuma taşımak
Fatih Sultan Mehmet, padişahı divandaki fiziksel tartışma ortamından uzaklaştırıp bir pencere arkasına taşıyarak onu tüm devlet mekanizmasının üzerinde, tartışılmaz ve mutlak bir güç olarak konumlandırmıştır. Bu sayede divan üyeleri daha rahat görüş bildirebilmiş ancak son söz her zaman padişaha ait kalarak merkezi otorite pekiştirilmiştir.

Step-by-Step Solution

1
İdari değişimin niteliğini analiz et
Padişah divan başkanlığını bırakmış ve toplantıları gizli bir pencereden izlemeye başlamıştır.
Başkanlığın sadrazama devredilmesi, padişahı günlük tartışmaların ve bürokrasinin bir parçası olmaktan çıkarır.
2
Siyasi hedefleri değerlendir
Divan bir 'karar meclisi'nden 'danışma meclisi'ne dönüşmüştür.
Padişahın huzurunda serbestçe konuşamayan üyelerin sadrazam başkanlığında fikirlerini söylemesi sağlanırken, son onayın padişaha ait olması merkezi otoriteyi en tepeye taşır.
3
Dönemler arası ayrım yap
Bu bir demokratikleşme veya modernleşme (bakanlık kurma) adımı değildir.
Yükselme Dönemi'ndeki bu hamle, klasik Osmanlı mutlakiyetçiliğinin (padişahın tek hakim olması) kurumsallaşmasıdır.

Key Concept

Osmanlı Devleti'nde merkezi otoritenin güçlendirilmesi ve padişahın mutlakiyetçi konumu

Hints

1
Fatih Sultan Mehmet'in devlet yönetiminde 'merkeziyetçilik' ve 'mutlak otorite' kavramlarını nasıl kurumsallaştırdığını hatırlayın.

Practice More

Fatih Sultan Mehmet'in merkezi otoriteyi güçlendirmek için çıkardığı 'Sancak Sistemi' ve 'Müsadere Usulü' gibi diğer uygulamaları inceleyebilirsiniz.
Estimated Time:1m 0s
Question 235Question

Osmanlı Devleti'nin Akdeniz'deki mutlak üstünlüğü 15381538 Preveze Deniz Zaferi ile tesis edilmiş olsa da İspanya Krallığı ve müttefikleri, Kuzey Afrika kıyılarındaki Osmanlı varlığını sonlandırmak amacıyla saldırılarını sürdürmüştür. Bu doğrultuda Haçlıların Trablusgarp'ı geri almak için başlattıkları harekatın engellenmesiyle sonuçlanan, Batı Akdeniz'deki Haçlı direncinin kesin olarak kırıldığı ve Osmanlı'nın Kuzey Afrika'daki hakimiyetini perçinleyen Kanuni Sultan Süleyman Dönemi gelişmesi aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Cerbe Deniz Savaşı (15601560)

Answer

Cerbe Deniz Savaşı (15601560), Batı Akdeniz'deki İspanyol üstünlüğüne son darbeyi vurarak Kuzey Afrika hakimiyetini perçinleyen zaferdir.
Cerbe Deniz Savaşı, Haçlı donanmasının Trablusgarp'ı geri alma girişimini engellemiş ve İspanyolların Akdeniz'deki saldırı gücünü büyük ölçüde kırmıştır. Bu zaferle birlikte Preveze ile başlayan süreç tamamlanmış ve Kuzey Afrika'daki Osmanlı hakimiyeti kesinlik kazanmıştır.

Step-by-Step Solution

1
Dönemi ve coğrafyayı analiz etme
Kanuni Sultan Süleyman Dönemi ve Kuzey Afrika/Batı Akdeniz coğrafyası belirlenmiştir.
Soru, Preveze sonrası Batı Akdeniz'deki İspanyol tehdidine karşı kazanılan zaferi sormaktadır.
2
Seçeneklerdeki savaşların sonuçlarını değerlendirme
İnebahtı'nın bir bozgun, Malta'nın başarısız bir kuşatma olduğu tespit edilmiştir.
Soru bir 'zafer' ve 'hakimiyet perçinleyen gelişme' aramaktadır.
3
Preveze ile Cerbe arasındaki ilişkiyi kurma
Preveze (15381538) üstünlüğü başlatmış, Cerbe (15601560) ise İspanyol donanmasını yok ederek bu üstünlüğü korumuştur.
KPSS düzeyinde Cerbe, Akdeniz'deki Türk gölü sürecinin en parlak savunma ve pekiştirme zaferidir.

Key Concept

Osmanlı Akdeniz Hakimiyeti ve Cerbe Zaferi

Hints

1
Preveze ile Akdeniz'de başlayan üstünlüğü, yaklaşık 2020 yıl sonra koruyan ve perçinleyen savaşı düşünün.
2
Bu savaşta Turgut Reis ve Piyale Paşa büyük başarılar göstermiş, Haçlı donanması ağır bir yenilgiye uğratılmıştır.
3
Kuzey Afrika'da Trablusgarp yakınlarındaki bir ada olan Cerbe açıklarında gerçekleşen zaferdir.

Practice More

İnebahtı yenilgisinin ardından Osmanlı donanmasının kısa sürede yeniden inşa edilmesi ve Kıbrıs'ın fethinin Avrupa üzerindeki etkilerini inceleyebilirsiniz.
Estimated Time:1m 30s
Question 236Question

Osmanlı Devleti'nin Yükselme Dönemi'nde Yavuz Sultan Selim'in 151615171516-1517 yıllarında gerçekleştirdiği Mısır Seferi, devletin yapısında ve uluslararası konumunda köklü değişikliklere yol açmıştır.

Bu seferin ardından gerçekleşen aşağıdaki gelişmelerden hangisi, Osmanlı Devleti'nin teokratik (dini temelli) yönetim yapısının güçlenmesine doğrudan katkı sağlamıştır?

Show answer & explanation

Answer: Halifelik makamının Osmanlı hanedanına geçmesi

Answer

Halifelik makamının Osmanlı hanedanına geçmesi
Mısır Seferi sonunda Memlük Devleti'nin ortadan kaldırılmasıyla Halifelik makamı Osmanlı hanedanına geçmiş, böylece Osmanlı padişahları tüm İslam dünyasının dini lideri unvanını kazanmıştır. Bu durum, devlet yönetiminde dini kuralların ve otoritenin etkisini artırarak teokratik yapıyı güçlendirmiştir.

Step-by-Step Solution

1
Seferin mahiyetini belirle.
Mısır Seferi (15161516 Mercidabık ve 15171517 Ridaniye Savaşları) Yavuz Sultan Selim tarafından Memlük Devleti'ne karşı yapılmıştır.
Sorunun odaklandığı tarihi olayı ve aktörü doğru tanımlamak gerekir.
2
Sonuçları kategorize et.
Sefer sonucunda Memlükler yıkılmış, Baharat Yolu ele geçirilmiş (ekonomik) ve Halifelik Osmanlı'ya geçmiştir (dini/siyasi).
Farklı alanlardaki sonuçları birbirinden ayırarak teokratik olanı bulmak hedeflenir.
3
Teokratik yapı ile ilişki kur.
Halifelik unvanı, padişahın hem siyasi hem de dini lider olmasını sağlayarak devletin teokratik (din temelli) otoritesini en üst seviyeye taşımıştır.
Dini bir makamın devlet başkanı tarafından üstlenilmesi teokrasinin en bariz göstergesidir.

Key Concept

Mısır Seferi'nin Dini ve Siyasi Sonuçları

Hints

1
Teokratik yönetim, devletin dini kurallara göre yönetilmesi veya yöneticinin dini bir otoriteye sahip olmasıdır.
2
Yavuz Sultan Selim'in Mısır Seferi sonunda elde ettiği 'Hadimü'l-Haremeyn' (Mekke ve Medine'nin Hizmetkârı) unvanı hangi makamla ilişkilidir?
3
Padişahın siyasi gücünün yanına dini gücü de eklediği 'Halifelik' unvanını düşünün.

Practice More

Osmanlı Devleti'nin halifelik makamını diplomatik bir güç olarak ilk kez hangi antlaşmada kullandığını araştırınız (Küçük Kaynarca Antlaşması).

Alternative Method

Padişah unvanlarını eleme yöntemiyle gidebilirsiniz: 'Hakan' veya 'Sultan' siyasiyken, 'Halife' dinidir. Soruda dini temel arandığına göre Halifelik anahtar kelimedir.
Estimated Time:1m 0s
Question 237Question

Osmanlı Devleti’nin Kuruluş Dönemi’nde, II.MuradII. Murad’ın 14441444 yılında Edirne-Segedin Antlaşması’nı imzaladıktan sonra tahtı kendi rızasıyla 1212 yaşındaki oğlu II.MehmedII. Mehmed’e bırakması; hem iç hem de dış siyasette bir dizi krizi beraberinde getirmiştir. Bu süreçte Haçlıların barışı bozarak saldırıya geçmesi, devlet adamları arasındaki rekabetin kızışması ve ilk yeniçeri isyanı olan Buçuktepe Vakası’nın yaşanması dikkat çekicidir.

Buna göre, söz konusu dönemde yaşanan gelişmeler dikkate alındığında aşağıdaki çıkarımlardan hangisine ulaşılabilir?

Show answer & explanation

Answer: Askeri sınıfın (kapıkulu ordusu) siyasi iktidar üzerinde bir baskı unsuru haline gelmeye başladığı

Answer

Askeri sınıfın siyasi iktidar üzerinde bir baskı unsuru haline gelmeye başladığı
Doğru cevap olan ifade, Buçuktepe İsyanı'nın tarihsel önemine dayanmaktadır. Yeniçerilerin ilk kez ayaklanarak yönetimi etkilemesi ve eski padişahı (II.MuradII. Murad) göreve çağırması, askeri sınıfın siyasi bir aktör olarak ortaya çıktığının en net göstergesidir.

Step-by-Step Solution

1
Dönem koşullarını analiz etme
II.MuradII. Murad'ın tahtı bırakmasıyla bir otorite boşluğu oluşmuştur.
Genç yaştaki bir padişahın (II.MehmedII. Mehmed) tahta çıkması, hem dış düşmanları hem de iç muhalefeti harekete geçirmiştir.
2
Buçuktepe İsyanı'nın niteliğini belirleme
Bu isyan, tarihteki ilk yeniçeri ayaklanmasıdır.
Maaş düşüklüğü bahane edilerek çıkarılan bu isyan, aslında devlet adamları arasındaki otorite mücadelesinin bir yansımasıdır.
3
Siyasi sonuçları değerlendirme
Askerlerin müdahalesi sonucunda II.MuradII. Murad tekrar tahta dönmek zorunda kalmıştır.
Bu durum, ordunun padişah değişikliği ve yönetim kararları üzerinde belirleyici bir güç haline gelmeye başladığını kanıtlar.

Key Concept

Askeri-Siyasi İlişkiler ve İlk Yeniçeri İsyanı

Hints

1
Buçuktepe İsyanı'nın Osmanlı tarihinde bir 'ilk' olduğunu hatırlayın.

Practice More

II. Kosova Savaşı'nın Balkanlar'daki Türk hakimiyeti üzerindeki kesinleştirici etkisini inceleyin.
Estimated Time:2m 0s
Question 238Question

14021402 Ankara Savaşı'nın ardından başlayan Fetret Devri'nde (140214131402-1413), Anadolu'daki Türk siyasi birliği büyük ölçüde bozulmuş ve beylikler yeniden bağımsızlıklarını ilan etmişken; Osmanlı Devleti Balkanlar'da (Rumeli) geniş çaplı bir toprak kaybı yaşamamış, hatta halktan gelen ciddi bir isyan hareketi görülmemiştir.

Bu durumun yaşanmasında, Kuruluş Dönemi'nde Balkanlar'da uygulanan aşağıdaki politikalardan veya kurumsal yapılardan hangisinin etkisi olduğu savunulamaz?

Show answer & explanation

Answer: İltizam sisteminin eyalet genelinde yaygınlaştırılarak merkezi hazineye nakit akışının öncelikli hale getirilmesi

Answer

İltizam sisteminin eyalet genelinde yaygınlaştırılarak merkezi hazineye nakit akışının öncelikli hale getirilmesi
Osmanlı Devleti'nin Kuruluş Dönemi'nde Balkanlar'daki kalıcılığını sağlayan ana unsurlar; halka hoşgörülü davranılması (İstimalet), bölgeye Türk nüfusun yerleştirilmesi (İskân) ve toprak düzeninin sağlanmasıdır (Tımar). İltizam sistemi ise vergi gelirlerinin ihale usulüyle toplanmasıdır ve Kuruluş Dönemi'nde eyalet genelinde uygulanan yaygın bir sistem değildir. Bu sistem, devletin nakit ihtiyacının arttığı daha sonraki yüzyıllarda (özellikle Duraklama ve sonrasında) Tımar sisteminin yerine geçmeye başlamıştır.

Step-by-Step Solution

1
Fetret Devri'nin Balkanlar üzerindeki etkisini analiz etme
Merkezi otorite zayıflamasına rağmen Rumeli halkının Osmanlı idaresine sadık kaldığı görülmektedir.
Anadolu'daki dağılmanın aksine Balkanlar'daki kalıcılığın nedenlerini sorgulamak gerekir.
2
Kuruluş Dönemi temel politikalarını değerlendirme
İstimalet (hoşgörü), İskân (yerleştirme) ve Tımar (toprak/asker) politikalarının bölgeyi sağlamlaştırdığı tespit edilir.
Bu politikalar devletin beylikten imparatorluğa geçişindeki kurumsal temelleridir.
3
Seçeneklerdeki kronolojik ve kavramsal uyumu kontrol etme
İltizam sisteminin Kuruluş Dönemi (129914531299-1453) karakteristiği olmadığı, 16.16. ve 17.17. yüzyıllarda yaygınlaştığı belirlenir.
İltizam sistemi, Tımar sisteminin zayıflamasıyla vergi toplama usulünde yaşanan bir dönüşümü temsil eder.

Key Concept

Osmanlı Kuruluş Dönemi Balkan Politikaları ve İltizam-Tımar Ayrımı

Hints

1
Fetret Devri'ndeki istikrarın nedenlerini düşünürken, Osmanlı'nın toprak sistemindeki 'Dirlik' ve 'İltizam' ayrımına dikkat edin.

Practice More

Osmanlı toprak sistemindeki dönüşümün (Tımar'dan İltizam'a geçiş) merkezi otorite ve eyalet yönetimi üzerindeki etkilerini inceleyebilirsiniz.
Estimated Time:1m 30s
Question 239Question

1919. yüzyılın başlarından itibaren Osmanlı Devleti, Fransız İhtilali'nin yaydığı milliyetçilik akımının etkisiyle azınlık isyanlarıyla mücadele etmiştir. Bu süreçte ilk isyan eden topluluk Sırplar olmuş, ancak ilk bağımsızlığını kazanan topluluk Yunanlılar olmuştur.

Buna göre, Osmanlı Devleti'nde Sırplara ilk kez imtiyaz (ayrıcalık) tanınan antlaşma aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Bükreş Antlaşması (18121812)

Answer

Sırplara ilk kez imtiyaz tanınan antlaşma Bükreş Antlaşması (18121812)'dır.
Bükreş Antlaşması (18121812), Osmanlı Devleti ile Rusya arasında imzalanmış olup Osmanlı tarihinde bir azınlık grubuna (Sırplar) ilk kez imtiyaz (ayrıcalık) tanınan resmi belgedir. Bu durum Dağılma Dönemi'nin başlangıcındaki en önemli diplomatik gelişmelerden biridir.

Step-by-Step Solution

1
Milliyetçilik isyanlarının başlangıcını belirle.
18041804 yılında Kara Yorgi önderliğinde Sırp İsyanı başlamıştır.
Fransız İhtilali'nin etkisiyle Balkanlar'da ilk isyanı Sırplar çıkarmıştır.
2
İsyanı sona erdiren diplomatik belgeyi tespit et.
18061806-18121812 Osmanlı-Rus Savaşı'nı bitiren antlaşma incelenmelidir.
Rusya'nın desteğiyle büyüyen isyan, savaş sonundaki diplomatik masada çözülmüştür.
3
Bükreş Antlaşması'nın içeriğini analiz et.
Antlaşma ile Sırplara bazı siyasi ayrıcalıklar (imtiyazlar) tanınmıştır.
Bu durum, Osmanlı tarihinde bir azınlığa tanınan ilk siyasi haktır.

Key Concept

Sırp İsyanı ve Haklar Süreci

Hints

1
Sırplar Osmanlı'da milliyetçilik etkisiyle ilk isyan eden ancak sonradan bağımsız olan bir topluluktur.
2
Aradığınız antlaşma 18121812 yılında Rusya ile imzalanmış ve isyanı bir süreliğine yatıştırmıştır.
3
Sırpların hak alma süreci 'Bükreş-Edirne-Berlin' (İmtiyaz-Özerklik-Bağımsızlık) şeklinde kodlanabilir. İlk basamak hangisidir?

Practice More

Sırpların bağımsızlık aşamalarını (Bükreş, Edirne, Berlin) kronolojik olarak tekrar etmek, Dağılma Dönemi diplomasisini anlamanıza yardımcı olacaktır.
Estimated Time:45s
Question 240Question

Osmanlı Devleti'nin XVIII.XVIII. yüzyılda imzaladığı, Karadeniz'in bir Türk gölü olduğunu son kez kabul ettiren ve Batı karşısında kazanılan son askeri başarıların sonucunda imzalanan antlaşma aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Belgrad Antlaşması

Answer

Belgrad Antlaşması, Osmanlı Devleti'nin 18.18. yüzyıldaki son büyük askeri zaferlerinin bir sonucudur ve Karadeniz'in Türk gölü statüsünü son kez tescil etmiştir.
Belgrad Antlaşması (17391739), I. Mahmut döneminde Avusturya ve Rusya'ya karşı kazanılan askeri zaferler sonucunda imzalanmıştır. Bu antlaşma ile Karadeniz'in bir Türk gölü olduğu son kez kabul edilmiş ve Osmanlı Devleti Batı karşısındaki son büyük diplomatik kazanımını elde etmiştir.

Step-by-Step Solution

1
Soru kökündeki anahtar kavramları analiz etme
"Son kazançlı antlaşma" ve "Karadeniz'in Türk gölü olması" ifadeleri belirlendi.
Sorunun hangi antlaşmayı hedeflediğini anlamak için dönüm noktalarını tespit etmek gerekir.
2
173617391736-1739 savaşları ve sonuçlarını hatırlama
Osmanlı'nın Avusturya ve Rusya'ya karşı kazandığı başarıların Belgrad Antlaşması ile sonuçlandığı bilgisine ulaşıldı.
Askeri başarıların diplomatik sonuçla eşleştirilmesi doğru cevaba götürür.
3
Antlaşmanın önemini teyit etme
Belgrad Antlaşması ile Karadeniz'in statüsünün bir süre daha korunduğu onaylandı.
Seçenekler arasından Küçük Kaynarca ile karıştırılmaması için bu ayrım kritiktir.

Key Concept

Osmanlı Devleti'nin 18.18. yüzyıldaki son kazançlı antlaşması (Belgrad Antlaşması)

Hints

1
Bu antlaşma, Osmanlı Devleti'nin XVIII.XVIII. yüzyılda kazandığı son büyük askeri zaferin ardından gelmiştir.
2
Antlaşmanın imzalanmasında Fransa diplomatik arabuluculuk yapmış, karşılığında kapitülasyonlar süresiz hale getirilmiştir.
3
Antlaşma 17391739 tarihlidir ve adını Balkanlar'daki önemli bir şehirden alır.

Practice More

Belgrad Antlaşması ile Küçük Kaynarca Antlaşması arasındaki farkları Karadeniz ve Kırım'ın statüsü açısından karşılaştırmak konuyu pekiştirmenize yardımcı olacaktır.
Estimated Time:45s
PreviousPage 12 / 14Next
Osmanlı Devleti Siyasi Tarihi — KPSS Genel Yetenek - Genel Kültür — Page 12 | Examkin