XX. Yüzyıl Başlarında Osmanlı Devleti

819 questions

Question 521Question →

Limni Adası'nın Mondros Limanı'nda imzalanan mütareke metninin diplomasi dilindeki orijinal nüshasında 'Ermeni vilayetleri' (Six Armenian Provinces) olarak adlandırılan altı doğu ili (Erzurum, Van, Bitlis, Diyarbakır, Elazığ/Harput, Sivas), Osmanlı delegasyonu tarafından iç kamuoyundaki tepkileri sınırlandırmak amacıyla 'Vilâyât-ı Sitte' ifadesiyle kayıtlara geçirilmiştir.

İtilaf blokunun, stratejik noktaların işgaline genel yetki tanıyan güvenlik hükmünden ayrı olarak bu altı vilayette karışıklık çıkması durumunda bölgeyi işgal hakkını müstakil bir maddeyle güvence altına almasının asıl gerekçesi aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Doğu Anadolu topraklarında kurulması tasarlanan bağımsız bir Ermeni devletine uluslararası diplomasi ve hukuk zemininde meşruiyet ile fiilî müdahale alanı oluşturmak

Answer

Doğu Anadolu topraklarında kurulması tasarlanan bağımsız bir Ermeni devletine uluslararası diplomasi ve hukuk zemininde meşruiyet ile fiilî müdahale alanı oluşturmak
Mondros Ateşkes Antlaşması'nın 24. maddesinde yer alan 'Vilâyât-ı Sitte'de (Erzurum, Van, Bitlis, Diyarbakır, Harput, Sivas) bir karışıklık çıkarsa İtilaf Devletleri buraları işgal edebilecektir' hükmü, mütarekenin İngilizce ve Fransızca orijinal metinlerinde doğrudan 'Six Armenian Provinces' (Altı Ermeni Vilayeti) olarak yer almıştır. İtilaf Devletleri'nin 7. madde gibi genel bir işgal yetkisine sahip olmalarına rağmen Doğu Anadolu'daki altı vilayeti özel olarak 24. maddeyle ayrı tutmalarının asıl amacı; bölgede çıkarılacak etnik çatışmaları gerekçe göstererek buraları işgal etmek ve Doğu Anadolu topraklarında bağımsız bir Ermeni devletinin kurulmasına uluslararası hukuk zemininde meşruiyet kazandırmaktır.

Step-by-Step Solution

1
Mondros Ateşkes Antlaşması'nın 7. ve 24. maddeleri arasındaki temel amaç ve kapsam farkını belirleme
7. madde İtilaf Devletleri'ne 'güvenliklerini tehdit eden herhangi bir stratejik noktayı işgal etme' hakkı vererek genel bir işgal zemini oluştururken, 24. madde doğrudan 'Vilâyât-ı Sitte' (Erzurum, Van, Bitlis, Diyarbakır, Harput, Sivas) illerini hedef almaktadır.
Genel bir işgal maddesi (7. madde) zaten varken altı doğu vilayeti için müstakil bir maddenin (24. madde) konulması, bu bölgeye özel siyasi ve etnik bir hedefin güdüldüğünü gösterir.
2
Diplomatik metindeki 'Ermeni Vilayetleri' (Six Armenian Provinces) ifadesinin tarihsel anlamını çözümleme
İtilaf Devletleri'nin hazırladığı orijinal metinde bu altı ilin doğrudan 'Ermeni Vilayetleri' olarak isimlendirilmesi, bölgede kurulması planlanan Büyük Ermenistan Devleti tasarısını kanıtlamaktadır.
Bölgede çıkarılacak kargaşalar bahane edilerek 24. madde işletilecek ve işgal edilen bu vilayetler ileride kurulacak Ermeni devletine tahsis edilecektir.
3
Seçenekleri analiz ederek doğru gerekçeyi tespit etme
24. maddenin varlık sebebi, Doğu Anadolu'da bağımsız bir Ermeni devletinin kurulmasına uluslararası hukuk kılıfı hazırlamaktır.
Çeldiricilerde belirtilen kongrelerin toplanması, cemiyetlerin meşruiyeti veya sınırların korunması gibi gerekçeler İtilaf blokunun niyetleriyle bütünüyle çelişmektedir.

Key Concept

Mondros Mütarekesi'nin 24. Maddesi ve Vilâyât-ı Sitte'de Ermeni Devleti Kurma Tasarısı

Hints

1
Antlaşma metninin yabancı dildeki aslında bu altı vilayetin nasıl adlandırıldığına (Ermeni vilayetleri) dikkat ediniz.
2
7. madde tüm Osmanlı toprakları için genel bir işgal yetkisi içerirken, 24. maddenin yalnızca Doğu Anadolu'daki belirli illeri kapsaması bölgesel ve etnik bir devlet projesine işaret eder.
3
İtilaf Devletleri I. Dünya Savaşı ve sonrasındaki gizli antlaşmalar ile barış projelerinde Doğu Anadolu'da hangi azınlık adına bağımsız bir devlet kurmayı vadetmiştir?

Practice More

Mondros Mütarekesi'nin 24. maddesine karşı Doğu Anadolu'da kurulan Şark Vilayetleri Müdafaa-i Hukuk-ı Milliye Cemiyeti'nin faaliyetleri ve Erzurum Kongresi'nin toplanma gerekçeleri incelenebilir.

Alternative Method

Soru kökündeki 'Ermeni Vilayetleri' (Six Armenian Provinces) diplomatik ifadesi ile Doğu Anadolu illerinin (Vilâyât-ı Sitte) eşleşmesinden hareketle, doğrudan bu etnik unsur lehine bir devlet kurma amacını taşıyan seçeneğe ulaşılabilir.
Estimated Time:1m 30s
Question 522Question →

I. Dünya Savaşı'nda Osmanlı Devleti; müttefiklerine destek sağlamak amacıyla kendi sınırları dışındaki yardım cephelerine asker göndermiş, kendi toprak bütünlüğünü ve stratejik bölgelerini korumak amacıyla ise savunma cephelerinde mücadele yürütmüştür.

Buna göre, Osmanlı Devleti'nin müttefiklerine destek amacıyla sınır dışına asker sevk ettiği yardım cephelerinden biri ile Halil (Kut) Paşa komutasındaki Osmanlı ordusunun İngiliz kuvvetlerini kuşatarak büyük bir zafer elde ettiği savunma cephesi aşağıdakilerin hangisinde birlikte ve doğru olarak verilmiştir?

Show answer & explanation

Answer: Yardım Cephesi: Galiçya / Savunma Cephesi: Irak

Answer

Yardım Cephesi: Galiçya / Savunma Cephesi: Irak
Osmanlı Devleti'nin I. Dünya Savaşı'nda müttefiklerine yardım amacıyla sınırları dışında savaştığı cepheler Galiçya, Makedonya ve Romanya'dır. Osmanlı topraklarını korumak için mücadele ettiği savunma cepheleri ise Çanakkale, Irak, Suriye-Filistin ve Hicaz-Yemen'dir. 29 Nisan 1916 tarihinde Halil (Kut) Paşa komutasındaki Osmanlı ordusunun İngiliz tümenini kuşatarak teslim aldığı Kut'ül Amare Zaferi, Irak Cephesi'nde kazanılmıştır. Dolayısıyla 'Yardım Cephesi: Galiçya / Savunma Cephesi: Irak' ifadesi her iki ölçütü de eksiksiz ve doğru biçimde karşılamaktadır.

Step-by-Step Solution

1
Osmanlı Devleti'nin I. Dünya Savaşı'ndaki yardım cephelerini tespit etmek
Galiçya, Makedonya ve Romanya cephelerinin sınır dışı yardım cepheleri olduğu belirlenir.
Osmanlı Devleti müttefikleri olan Almanya, Avusturya-Macaristan ve Bulgaristan'a destek sağlamak amacıyla kendi sınırları dışındaki bu üç cepheye kuvvet göndermiştir.
2
Kut'ül Amare Zaferi'nin gerçekleştiği savunma cephesini tespit etmek
Kut'ül Amare Zaferi'nin (29 Nisan 1916) Irak Savunma Cephesi'nde kazanıldığı belirlenir.
İngilizlerin Basra üzerinden kuzeye ilerleyişini durdurmak amacıyla açılan Irak Cephesi bir savunma cephesidir ve Halil (Kut) Paşa komutasında General Townshend komutasındaki İngiliz ordusu Kut'ül Amare'de esir alınmıştır.
3
Her iki bilgiyi doğru şekilde birleştiren seçeneği belirlemek
Yardım cephesi olarak Galiçya ve savunma cephesi olarak Irak eşleştirmesinin yer aldığı seçenek doğru cevaptır.
Diğer seçeneklerde taarruz cepheleri yardım cephesi olarak sunulmuş veya Kut'ül Amare Zaferi farklı savunma cepheleriyle eşleştirilmiştir.

Key Concept

I. Dünya Savaşı'nda Osmanlı Devleti'nin Savunma ve Yardım Cepheleri ile Kut'ül Amare Zaferi

Hints

1
Osmanlı Devleti'nin yardım cepheleri sonu genellikle '-ya' ile biten ve ülke sınırları dışındaki bölgelerdir.
2
Kut'ül Amare Muharebesi, İngilizlerin Basra Körfezi'nden Bağdat'a doğru ilerleyişini durdurmak amacıyla cereyan etmiştir.
3
Galiçya müttefiklere destek cephesiyken, Kut'ül Amare Zaferi Irak Cephesi'nde kazanılmıştır.

Practice More

Fahreddin Paşa'nın Medine Müdafaası (Hicaz-Yemen Cephesi) ile Mustafa Kemal Paşa'nın 7. Ordu Komutanı olarak Katma Hattı'nda kurduğu savunma hattını (Suriye-Filistin Cephesi) pekiştiren bir soru çözülebilir.

Alternative Method

Cepheleri türlerine göre kodlayarak çözebilirsiniz: Taarruz Cepheleri '2K' (Kafkas, Kanal), Yardım Cepheleri 'G-M-R' (Galiçya, Makedonya, Romanya), Savunma Cepheleri ise 'Ç-I-S-H' (Çanakkale, Irak, Suriye-Filistin, Hicaz-Yemen). Kut'ül Amare Zaferi ise doğrudan Irak Cephesi ile özdeşleşmiştir.
Estimated Time:1m 0s
Question 523Question →

Osmanlı Devleti'nin I. Dünya Savaşı'na İttifak Devletleri safında fiilen katılmasının ardından Padişah ve Halife V. Mehmet Reşat, Şeyhülislam Ürgüplü Hayri Efendi'nin hazırladığı fetva doğrultusunda 14 Kasım 1914 tarihinde 'Cihad-ı Ekber' (Kutsal Cihat) ilan etmiştir.

Osmanlı Devleti'nin ve müttefiki Almanya'nın bu cihat ilanı ile ulaşmak istediği temel stratejik amaç aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: İtilaf Devletleri'nin sömürgelerinde yaşayan Müslüman nüfusu ayaklandırarak düşman devletleri iç cephede ve lojistik açıdan zor durumda bırakmak

Answer

İtilaf Devletleri'nin sömürgelerinde yaşayan Müslüman nüfusu ayaklandırarak düşman devletleri iç cephede ve lojistik açıdan zor durumda bırakmak
Osmanlı Devleti'nin I. Dünya Savaşı'na girmesiyle birlikte Halife V. Mehmet Reşat tarafından ilan edilen Cihad-ı Ekber'in temel stratejik gayesi; İngiltere, Fransa ve Çarlık Rusyası gibi İtilaf Devletleri'nin egemenliği altında bulunan geniş Müslüman sömürge kitlelerini (Hindistan, Mısır, Kuzey Afrika vb.) isyana teşvik etmektir. Almanya'nın Osmanlı Devleti'ni ittifaka dahil etme konusundaki en büyük beklentilerinden biri de bu yolla İtilaf güçlerinin askeri birliklerini ana cephelerden sömürgelerine çekmek zorunda kalması ve lojistik dengelerinin sarsılmasıdır.

Step-by-Step Solution

1
Cihad-ı Ekber kavramının kapsamını ve Halifelik makamının niteliğini belirlemek
Cihad-ı Ekber, tüm dünya Müslümanlarına yönelik dini ve siyasi bir seferberlik çağrısıdır.
Osmanlı padişahı aynı zamanda İslam halifesidir ve bu makamın dini nüfuzundan yararlanılarak geniş halk kitleleri harekete geçirilmek istenmiştir.
2
Almanya ve Osmanlı Devleti'nin savaşa girişteki ortak stratejik hesaplarını analiz etmek
İtilaf Devletleri'nin (İngiltere'nin Hindistan ve Mısır, Fransa'nın Kuzey Afrika, Rusya'nın Kafkasya ve Türkistan) sömürgelerinde milyonlarca Müslüman yaşamaktadır.
Bu coğrafyalarda çıkacak kitlesel isyanlar, İtilaf Devletleri'nin Avrupa cephelerine asker ve kaynak sevk etmesini engelleyecek ve lojistik hatlarını felce uğratacaktır.
3
Kavramsal ve fikir akımı ayrımlarını değerlendirerek doğru amaca ulaşmak
Turancılık Kafkas taarruzuyla ilişkiliyken, Cihad-ı Ekber İslamcılık (Pan-İslamizm) politikasıyla doğrudan İtilaf sömürgelerini hedef almıştır.
Bu stratejik ayrım, cihat ilanının doğrudan İngiltere ve Fransa sömürgelerindeki nüfusu hedef aldığını doğrular.

Key Concept

Osmanlı Devleti'nin I. Dünya Savaşı'na Girişinde Halifelik Makamının Stratejik Rolü ve Cihad-ı Ekber İlanı

Hints

1
Halifelik makamının uluslararası etki alanını ve hangi coğrafyalardaki topluluklara hitap ettiğini düşününüz.
2
İngiltere ve Fransa'nın en zengin sömürgelerindeki nüfus yapısını (özellikle Hindistan, Mısır ve Kuzey Afrika) göz önünde bulundurunuz.
3
Almanya ve Osmanlı yönetiminin, düşman devletlerin sömürgelerinde ayaklanmalar çıkararak onların askeri ve lojistik gücünü bölme hedefini değerlendiriniz.

Practice More

I. Dünya Savaşı sırasında açılan cephelerin (Kafkas, Kanal, Hicaz-Yemen vb.) İslamcılık ve Turancılık fikir akımlarıyla ilişkisini inceleyebilirsiniz.

Alternative Method

Seçeneklerdeki fikir akımı ayrımlarına dikkat ediniz: Cihat kavramı İslamcılık ile doğrudan ilişkili olup Türkçülük (Turancılık) veya ekonomik/mali hedeflerden kavramsal olarak ayrılır.
Estimated Time:1m 0s
Question 524Question →

Mondros Ateşkes Antlaşması'nda yer alan;

• Toros tünelleri ve bütün demiryolları İtilaf Devletleri'nin denetimine bırakılacaktır.
• Kömür, akaryakıt ve benzeri maddeler Osmanlı ülkesinden temin edilecek, bu maddelerin dışarıya satışı yasaklanacaktır.
• Limanlar, tersaneler ve deniz ulaşım vasıtalarından İtilaf Devletleri serbestçe yararlanacaktır.

hükümleri birlikte değerlendirildiğinde, İtilaf Devletleri'nin temel amacının aşağıdakilerden hangisi olduğu söylenebilir?

Show answer & explanation

Answer: Anadolu'nun stratejik ve lojistik kaynaklarını kontrol altına alarak planlanan işgalleri kolaylaştırmak ve olası direnişlerin ikmal hatlarını kesmek

Answer

Anadolu'nun stratejik ve lojistik kaynaklarını kontrol altına alarak planlanan işgalleri kolaylaştırmak ve olası direnişlerin ikmal hatlarını kesmek
Mondros Ateşkes Antlaşması'nda yer alan Toros tünellerinin, demiryollarının, limanların ve kömür/akaryakıt gibi enerji kaynaklarının İtilaf Devletleri denetimine bırakılması; Osmanlı Devleti'nin savunma refleksini kırmak, cephe gerisi lojistiğini felç etmek ve Anadolu'da yapılacak işgallere karşı başlatılabilecek olası bölgesel veya ulusal silahlı direniş hareketlerinin ikmal hatlarını peşinen kesmek amacını taşımaktadır.

Step-by-Step Solution

1
Mütareke metnindeki maddelerin kapsamını belirleme
Tüneller, demiryolları, limanlar gibi ulaşım ağları ile kömür ve akaryakıt gibi stratejik hammadde kaynaklarının devredildiği tespit edilir.
Ulaşım ve enerji kaynakları doğrudan askeri sevkiyat ve ikmal kabiliyetiyle ilgilidir.
2
Askeri ve siyasi sonuçları analiz etme
Osmanlı Devleti'nin olası bir işgale karşı iç bölgelerden asker ve mühimmat sevk etme, halkı örgütleme ve birliklerin yakıt ihtiyacını karşılama imkânı tamamen ortadan kaldırılmıştır.
İtilaf Devletleri gerçekleştirecekleri işgallerde hiçbir dirençle karşılaşmamak için altyapıyı kontrol altına almıştır.
3
Amaç-sonuç ilişkisini kurarak doğru sonuca ulaşma
Temel hedefin işgalleri sorunsuz kılmak ve Türk milletinin örgütlü bir savunma yapmasını engellemek olduğu anlaşılır.
Lojistik desteği kesilen bir ordunun veya halk hareketinin savunma yapması olanaksız hale gelir.

Key Concept

Mondros Ateşkes Antlaşması'nın lojistik, ulaşım ve stratejik hammadde kaynaklarına yönelik kısıtlayıcı hükümleri

Hints

1
Öncülde verilen maddelerin ortak noktası olan ulaşım, iletişim ve enerji unsurlarının bir savaş veya işgal anındaki rolünü düşününüz.
2
Demiryolları ve akaryakıt denetimi, Osmanlı ordusunun ve halkın savunma amaçlı sevkiyat yapmasını nasıl etkiler?
3
İtilaf Devletleri bu maddelerle Anadolu'yu savunmasız bırakmayı ve kendi askeri işgal güçlerinin hareket kabiliyetini güvenceye almayı hedeflemiştir.

Practice More

Mondros Ateşkes Antlaşması'nın askeri terhis ve haberleşme denetimine ilişkin maddelerinin işgallere karşı ulusal teşkilatlanmayı nasıl etkilediğini inceleyiniz.

Alternative Method

Öncüldeki maddeleri 'Askeri Lojistik ve İkmal' başlığı altında gruplandırarak, askeri hareketliliği ve ikmali elinde tutan tarafın sahada neyi amaçladığını analiz edebilirsiniz.
Estimated Time:1m 0s
Question 525Question →

Osmanlı topraklarının nüfuz ve denetim alanlarına göre taksim edildiği diplomatik müzakerelerde, bazı stratejik bölgeler için doğrudan ilhak yerine özel yönetim modelleri veya bölgesel tavizler öngörülmüştür.

Buna göre, aşağıda verilen Osmanlı bölgesi ve ilgili diplomatik mutabakat eşleştirmelerinden hangisinde öngörülen paylaşım planı doğru yansıtılmamıştır?

Show answer & explanation

Answer: Kudüs ve çevresi – Sykes-Picot Mutabakatı – İtalya'nın doğrudan idari ve askerî vesayetine verilmesi

Answer

Kudüs ve çevresinin İtalya'nın doğrudan idari ve askerî vesayetine bırakıldığını belirten ifade yanlıştır; çünkü bu bölge için uluslararası bir yönetim modeli öngörülmüştür.
Sykes-Picot tasarısında Orta Doğu toprakları Fransa ve İngiltere arasında paylaşılırken, kutsal yerlerin bulunduğu Kudüs ve Filistin bölgesi tek bir devletin vesayetine verilmemiş; Rusya, İngiltere ve Fransa'nın ortak mutabakatıyla 'uluslararası yönetim' alanı olarak belirlenmiştir. Bu sebeple bölgenin İtalya'nın askerî ve idari vesayetine bırakıldığını öne süren seçenek hatalıdır.

Step-by-Step Solution

1
Gizli diplomatik mutabakatlarda yer alan bölgesel paylaşımları analiz etmek
Fransa'nın Suriye ve Kilikya'yı, İngiltere'nin Irak ve Basra'yı, İtalya'nın ise Londra ve Saint-Jean de Maurienne ile Güneybatı ve Batı Anadolu'yu talep ettiği tespit edilir.
Her bir İtilaf gücünün Osmanlı toprakları üzerindeki jeopolitik nüfuz sahalarını doğru ayrıştırmak gereklidir.
2
Kudüs ve Filistin bölgesine yönelik öngörülen statüyü değerlendirmek
Sykes-Picot Mutabakatı'nda dinî ve tarihî hassasiyetler sebebiyle Filistin/Kudüs bölgesinde uluslararası bir idare kurulmasının kararlaştırıldığı belirlenir.
Kutsal mekanların varlığı, bölgenin tek bir emperyalist gücün doğrudan ilhakına bırakılmasını engellemiştir.
3
Hatalı olan eşleştirmeyi saptamak
Kudüs'ün İtalya'ya bırakıldığı yönündeki bilginin tarihsel gerçeklerle bağdaşmadığı netleştirilir.
İtalya bu mutabakata doğrudan taraf kılınmamış, Akdeniz payı daha sonraki antlaşmalarla düzenlenmiştir.

Key Concept

Osmanlı topraklarını taksim eden gizli antlaşmaların içeriği, tarafları ve bölgelere biçilen siyasi statüler

Hints

1
Orta Doğu'daki kutsal mekanların bulunduğu bölgenin diplomatik paylaşımındaki istisnai statüyü hatırlayınız.
2
Sykes-Picot görüşmelerinde hangi stratejik ve dinî merkezin tek bir devlet yerine uluslararası bir konsorsiyuma bırakıldığını düşününüz.
3
Filistin ve Kudüs bölgesi hiçbir devletin tek başına kontrolüne bırakılmamış, uluslararası rejim öngörülmüştür.

Practice More

Gizli antlaşmaların uygulanmasını engelleyen siyasi ve diplomatik gelişmeler ile Paris Barış Konferansı'ndaki değişiklikleri inceleyiniz.

Alternative Method

Devletlerin çıkar alanlarını harita üzerinde eşleştirerek; İtalya'nın ağırlıklı olarak Güney ve Batı Anadolu'ya odaklandığını, Orta Doğu'daki paylaşımda ise Kudüs için uluslararası yönetim formülü geliştirildiğini eleme yöntemiyle bulabilirsiniz.
Estimated Time:1m 15s
Question 526Question →

İtilaf Devletleri, I. Dünya Savaşı'nın sonlarına doğru yayımlanan Wilson İlkeleri'nde yer alan "savaştan sonra galip devletlerin mağlup devletlerden toprak ve savaş tazminatı talep etmeyeceği" yönündeki hükümleri aşmak ve sömürge düzenini uluslararası meşruiyete kavuşturarak devam ettirmek istemişlerdir.

Bu doğrultuda Paris Barış Konferansı'nda; geleneksel sömürgecilik ve savaş tazminatı uygulamalarının yerine ikame edilerek uluslararası literatüre kazandırılan yeni kavramlar aşağıdakilerin hangisinde birlikte verilmiştir?

Show answer & explanation

Answer: Manda ve himaye sistemi – Savaş onarım (tamirat) bedeli

Answer

Manda ve himaye sistemi – Savaş onarım (tamirat) bedeli
I. Dünya Savaşı sonunda toplanan Paris Barış Konferansı'nda İngiltere ve Fransa, Wilson İlkeleri'nde yer alan "toprak ve savaş tazminatı alınmaması" kuralını doğrudan reddetmek yerine diplomasi kurnazlığına başvurmuşlardır. Gelişmemiş ulusları 'kendi kendini yönetme olgunluğuna erişene kadar Milletler Cemiyeti adına vesayet altına alma' bahanesiyle "Manda ve Himaye" rejimini, savaş tazminatı yerine ise savaşın getirdiği zararları telafi etme kılıfıyla "Savaş Onarım (Tamirat) Bedeli" kavramını getirerek emperyalist hedeflerini sürdürmüşlerdir.

Step-by-Step Solution

1
Wilson İlkeleri'nin getirdiği temel kısıtlamaları belirleme
ABD Başkanı Wilson'un ilkeleri doğrultusunda galip devletlerin mağlup devletlerden toprak ilhak etmesi ve savaş tazminatı alması yasaklanmıştır.
Soruda bahsi geçen diplomatik kısıtın ne olduğunu tespit etmek gerekir.
2
İtilaf Devletleri'nin Paris Barış Konferansı'ndaki diplomatik manevrasını analiz etme
İngiltere ve Fransa, ABD'nin desteğini kaybetmeden ve Wilson İlkeleri'ni açıkça çiğnemeden sömürgeciliği 'manda ve himaye', savaş tazminatını ise 'onarım (tamirat) bedeli' adı altında devam ettirmiştir.
İtilaf Devletleri kavramların ismini değiştirerek uluslararası kamuoyunda meşruiyet sağlamayı hedeflemiştir.
3
Seçeneklerle kavram çiftini eşleştirme
Sömürgeciliğin yerine manda ve himaye, savaş tazminatının yerine savaş onarım bedeli kavramları konulmuştur.
Kavram çiftinin doğru ve eksiksiz olarak yer aldığı seçeneğe ulaşılır.

Key Concept

Paris Barış Konferansı'nda Wilson İlkeleri'nin Etkisiz Kılınması ve Manda-Himaye Rejimi

Hints

1
İtilaf Devletleri, Wilson'un getirdiği 'toprak ilhakı ve tazminat yasağı' maddelerini doğrudan çiğnemek yerine kavramların isimlerini ve hukuki kılıflarını değiştirmişlerdir.
2
Sömürgecilik anlayışı geri kalmış toplumları vesayet altına alma mantığıyla yeniden adlandırılmış, savaş tazminatı ise savaş yıkımlarının tamiri olarak ifade edilmiştir.
3
Cemiyet-i Akvam sözleşmesinde 'vesayet/vekillik' anlamına gelen yönetim biçimi ile savaş harcamalarının telafisi için kullanılan 'tamirat' terimlerine odaklanmalısınız.

Practice More

Paris Barış Konferansı'nda manda ve himaye rejiminin Osmanlı topraklarında hangi bölgelere uygulanmasının öngörüldüğünü ve Türk milli hareketinin buna karşı aldığı ilk kararı (Erzurum Kongresi) inceleyebilirsiniz.

Alternative Method

Soru kökündeki 'toprak almama' ve 'savaş tazminatı almama' ifadelerini Paris Barış Konferansı kararlarıyla doğrudan eşleştirip: Toprak İlhakı Yasağı → Manda ve Himaye; Savaş Tazminatı Yasağı → Tamirat (Onarım) Bedeli bağıntısını kurarak çözebilirsiniz.
Estimated Time:1m 0s
Question 527Question →

I. Dünya Savaşı'nın ardından İtilaf Devletleri; Almanya ile Versay, Avusturya ile Saint-Germain, Bulgaristan ile Neuilly ve Macaristan ile Trianon barış antlaşmalarını 1919 ve 1920 yıllarının ilk aylarında imzalamışken, Osmanlı Devleti ile imzalanacak olan barış antlaşmasını (Sevr) ancak 10 Ağustos 1920 tarihinde imzalayabilmişlerdir.

Osmanlı Devleti ile imzalanacak barış antlaşmasının diğer İttifak Devletleri'ne göre bu şekilde gecikmesinde aşağıdakilerden hangisi etkili olmamıştır?

Show answer & explanation

Answer: Osmanlı Devleti'nin İttifak bloku içinde savaştan en son çekilerek ateşkes imzalayan devlet olması

Answer

Osmanlı Devleti'nin İttifak bloku içinde savaştan en son çekilerek ateşkes imzalayan devlet olması
Osmanlı Devleti, I. Dünya Savaşı'nda İttifak bloku içinde savaştan en son çekilen devlet değildir. İttifak Devletleri arasında savaştan ilk çekilen Bulgaristan (Selanik Ateşkesi - 29 Eylül 1918), ardından Osmanlı Devleti (Mondros Ateşkesi - 30 Ekim 1918), daha sonra Avusturya-Macaristan (Villa Giusti Ateşkesi - 3 Kasım 1918) ve en son Almanya'dır (Rethondes Ateşkesi - 11 Kasım 1918). Dolayısıyla Osmanlı barışının gecikmesi savaştan geç çekilme ile değil; İtilaf Devletleri'nin Osmanlı mirasını paylaşmadaki çıkar çatışmaları, gizli antlaşmaların revizyon ihtiyacı ve Türk milletinin Anadolu'da başlattığı Millî Mücadele direnişi ile ilgilidir.

Step-by-Step Solution

1
I. Dünya Savaşı barış antlaşmalarının kronolojisini ve Sevr Antlaşması'nın gecikme nedenlerini belirlemek
Almanya, Avusturya, Bulgaristan ve Macaristan ile barış antlaşmaları 1919-1920 başlarında imzalanırken, Osmanlı Devleti ile Sevr Antlaşması ancak Ağustos 1920'de imzalanabilmiştir.
Sevr Antlaşması'nın diğerlerine kıyasla neden yaklaşık 1,5 yıl geciktiğini açıklayan siyasi, askeri ve diplomatik etkenleri ayrıştırmak gerekir.
2
Antlaşmanın gecikmesinde rol oynayan tarihsel gelişmeleri değerlendirmek
İtilaf Devletleri arasındaki toprak paylaşımı anlaşmazlıkları (özellikle İtalya ile Yunanistan arasındaki İzmir çekişmesi), Çarlık Rusyası'nın çekilmesiyle gizli antlaşmaların uygulanamaz hale gelmesi ve Anadolu'da başlayan Millî Mücadele direnişi antlaşmanın gecikmesinde doğrudan etkili olmuştur.
Bu unsurlar İtilaf Devletleri'nin ortak bir barış metninde uzlaşmasını ve bunu Osmanlı'ya kabul ettirmesini zorlaştırmıştır.
3
İttifak Devletleri'nin savaştan çekilme (ateşkes) kronolojisini kontrol etmek
İttifak bloğunda savaştan ilk çekilen Bulgaristan (29 Eylül 1918), ikinci çekilen Osmanlı Devleti (30 Ekim 1918), üçüncü çekilen Avusturya-Macaristan (3 Kasım 1918) ve en son çekilen Almanya'dır (11 Kasım 1918).
Osmanlı Devleti savaştan en son çekilen devlet olmadığından, antlaşmanın gecikme gerekçesi olarak bu durum gösterilemez.

Key Concept

Sevr Antlaşması'nın İmzalanma Süreci ve Gecikme Nedenleri

Hints

1
I. Dünya Savaşı'nı fiilen sona erdiren ateşkes antlaşmalarının kronolojik sırasını ve Osmanlı Devleti'nin savaştan çekilme tarihini hatırlayınız.
2
Mondros Ateşkes Antlaşması 30 Ekim 1918'de imzalanırken, Almanya'nın imzaladığı Rethondes Ateşkesi 11 Kasım 1918'de imzalanmıştır.
3
Barışın gecikmesinde paylaşım planları ve direniş belirleyici olmuştur; savaştan en son çekilen İttifak devleti Osmanlı değil, Almanya'dır.

Practice More

Sevr Antlaşması'nın taslağının hazırlandığı San Remo Konferansı (Nisan 1920) kararlarını ve TBMM'nin antlaşmaya karşı aldığı hukuki kararları inceleyebilirsiniz.

Alternative Method

Soru kökündeki gecikme olgusunu değerlendirirken dış politika/diplomasi nedenleri (paylaşım kavgaları, gizli antlaşmalar, konferans krizleri) ve iç dinamikler (Millî Mücadele) ile savaştan çekilme kronolojisini karşılaştırarak eleme yapabilirsiniz.
Estimated Time:1m 0s
Question 528Question →

I. Dünya Savaşı'nda Halil (Kut) Paşa komutasındaki Osmanlı kuvvetlerinin General Townshend dâhil çok sayıda İngiliz askerini teslim alarak kazandığı Kut'ül Amâre Zaferi, aşağıdaki savunma cephelerinin hangisinde gerçekleşmiştir?

Show answer & explanation

Answer: Irak Cephesi

Answer

Kut'ül Amâre Zaferi'nin kazanıldığı cephe Irak Cephesi'dir.
Irak Cephesi, İngilizlerin petrol bölgelerini ele geçirmek ve kuzeye ilerleyip Rusya ile birleşmek amacıyla açtığı bir savunma cephesidir. Bu cephede Halil (Kut) Paşa komutasındaki Osmanlı ordusu, 29 Nisan 1916'da Kut'ül Amâre'de General Townshend komutasındaki İngiliz birliklerini kuşatarak teslim almıştır.

Step-by-Step Solution

1
Kut'ül Amâre Zaferi'nin geçtiği tarihî ve coğrafi koşulları belirleme
Kut'ül Amâre, Dicle Nehri kıyısında yer alan ve İngilizlerin Basra üzerinden ilerleyişini durdurmak amacıyla savunulan stratejik bir mevkiidir.
Olayın cereyan ettiği bölgeyi saptamak, ilgili I. Dünya Savaşı cephesini tespit etmeyi sağlar.
2
Komutan ve askeri gelişmeyi cephe sınıflandırmasıyla eşleştirme
Halil (Kut) Paşa komutasındaki Osmanlı 6. Ordusu, Irak Cephesi'nde 29 Nisan 1916 tarihinde İngiliz 6. Tümeni'ni Kut'ül Amâre'de esir almıştır.
Kut'ül Amâre Zaferi doğrudan Irak Savunma Cephesi kapsamındaki en önemli askerî başarıdır.

Key Concept

I. Dünya Savaşı Osmanlı Savunma Cepheleri ve Kut'ül Amâre Zaferi

Hints

1
Zaferin kazanıldığı bölge Dicle-Fırat havzası ve Basra Körfezi'nin kuzeyini kapsayan stratejik enerji ve kara koridorudur.
2
Bu cephe, İngilizlerin petrol sahalarını denetim altına almak ve Rusya'ya karadan yardım ulaştırmak amacıyla taarruz ettiği bir savunma cephesidir.
3
Halil Paşa'ya soyadı kanunuyla verilen 'Kut' unvanı, 1916 yılında Bağdat yakınlarında Irak Cephesi'nde kazanılan bu büyük başarıya dayanır.

Practice More

Irak Cephesi'nin açılma gerekçeleri (petrol sahaları, Rusya ile bağlantı kurma isteği) ve Selman-ı Pak Muharebesi üzerine pekiştirme soruları çözülebilir.

Alternative Method

Osmanlı Devleti'nin I. Dünya Savaşı'ndaki savunma cepheleri 'Çanakkale, Irak, Suriye-Filistin, Hicaz-Yemen'dir. Kut'ül Amâre Zaferi ise Basra/Bağdat hattını savunan Irak Cephesi'ne aittir.
Estimated Time:40s
Question 529Question →

I. Dünya Savaşı'nda Osmanlı Devleti'nin taarruz amacıyla açtığı Kanal Cephesi'nde icra edilen Süveyş harekâtlarının başarısızlıkla sonuçlanması, Orta Doğu cephelerindeki genel askerî dengeleri doğrudan etkilemiştir.

Bu harekâtların başarısız olmasının ardından yaşanan en önemli stratejik gelişme aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Osmanlı ordusunun taarruz inisiyatifini kaybederek Sina Yarımadası'ndan çekilmesi ve harekâtın Suriye-Filistin savunmasına dönüşmesi

Answer

Osmanlı ordusunun taarruz inisiyatifini kaybederek Sina Yarımadası'ndan çekilmesi ve harekâtın Suriye-Filistin savunmasına dönüşmesi
I. Dünya Savaşı'nda Osmanlı Devleti'nin İttifak Devletleri safında açtığı taarruz cephelerinden biri olan Kanal Cephesi'nde, Süveyş Kanalı'nı ele geçirmek ve İngiltere'nin sömürge yollarını kesmek amacıyla düzenlenen I. ve II. Süveyş Harekâtları başarısızlıkla sonuçlanmıştır. Bu başarısızlığın ardından Osmanlı ordusu taarruz inisiyatifini kaybetmiş, İngiliz kuvvetleri karşı saldırıya geçerek Sina Yarımadası'nı ele geçirmiştir. Neticede Osmanlı kuvvetleri kuzeye çekilmek zorunda kalmış ve cephe bir savunma savaşına dönüşerek Suriye-Filistin Cephesi halini almıştır.

Step-by-Step Solution

1
Kanal Cephesi'nin açılış amacını ve harekâtın niteliğini tespit etme
Osmanlı Devleti, Almanya'nın yönlendirmesiyle İngiltere'nin Mısır ve Hindistan sömürge bağlantısını kesmek amacıyla Süveyş Kanalı'na taarruz harekâtları düzenlemiştir.
Kanal Cephesi, I. Dünya Savaşı'nda Osmanlı Devleti'nin açtığı iki taarruz cephesinden biridir.
2
Harekâtın sonuçlarını ve cephenin evrildiği aşamayı analiz etme
I. ve II. Kanal Harekâtlarının başarısız olması üzerine Osmanlı ordusu taarruz üstünlüğünü kaybetmiş, İngiliz karşı taarruzu karşısında Sina Çölü'nü boşaltarak geri çekilmek zorunda kalmıştır.
Taarruzun başarısızlığı, Osmanlı ordusunu taarruz eden konumdan savunan konuma geçirmiş ve bölgedeki mücadele Suriye-Filistin Cephesi adıyla bir savunma savaşına dönüşmüştür.
3
Çeldiriciler ile doğru yanıtı karşılaştırarak nihai sonuca ulaşma
Kut'ül Amâre (Irak Cephesi), Elviye-i Selâse (Kafkas Cephesi/Brest-Litovsk), Çanakkale Boğazı ve Rusya'nın çekilmesi gibi gelişmeler Kanal Harekâtı'nın doğrudan askerî sonucu değildir.
Doğru seçenek harekâtın stratejik yön değişimini eksiksiz açıklamaktadır.

Key Concept

Kanal Cephesi'nin Sonuçları ve Savunmaya Dönüşmesi

Hints

1
Kanal Cephesi bir taarruz cephesidir. Başarısızlıkla sonuçlanan bir taarruz harekâtı sonrasında askerî inisiyatifin kime geçtiğini ve ordunun nasıl bir stratejiye yönelmek zorunda kaldığını düşününüz.
2
Süveyş Kanalı'na yönelik harekâtların başarısız olması, İngilizlerin Mısır üzerinden kuzeye doğru ilerlemesine zemin hazırlamıştır. Bu durum bölgedeki cephenin niteliğini ve coğrafi sınırını değiştirmiştir.
3
Kanal Harekâtı'nın başarısızlığıyla Osmanlı ordusu Sina Yarımadası'nı kaybetmiş ve taarruz cephesi kapanarak yerini Suriye-Filistin savunma cephesine bırakmıştır.

Practice More

Kafkas Cephesi'nin açılış amaçları, Sarıkamış Harekâtı ve cepheyi sonlandıran Brest-Litovsk Antlaşması'nın hükümlerini pekiştiren sorular çözülebilir.

Alternative Method

Osmanlı'nın I. Dünya Savaşı'ndaki cepheleri sınıflandırılırken Kanal Cephesi'nin devamı niteliğinde olan Suriye-Filistin Cephesi'nin bir savunma cephesi olduğu hatırlanarak, taarruzun başarısızlığının doğrudan bir savunma geri çekilmesine yol açtığı çıkarımı yapılabilir.
Estimated Time:1m 0s
Question 530Question →

10 Ağustos 1920 tarihinde Osmanlı Hükûmeti ile İtilaf Devletleri arasında imzalanan Sevr Antlaşması, Millî Mücadele hareketini yürüten Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) tarafından kesin bir dille reddedilmiştir. TBMM, millet iradesini temsil eden meclis onayından geçmeyen bu antlaşmayı hukuken geçersiz saymış ve 19 Ağustos 1920 tarihli oturumunda antlaşmayı imzalayanlar hakkında yasal işlem başlatmıştır.

Buna göre aşağıdakilerden hangisi, TBMM'nin Sevr Antlaşması'na karşı doğrudan aldığı hukuki ve siyasi kararlar arasında yer alır?

Show answer & explanation

Answer: Antlaşmayı imzalayanların ve onaylayanların vatan haini ilan edilmesi

Answer

Antlaşmayı imzalayanların ve onaylayanların vatan haini ilan edilmesi
Sevr Antlaşması'nın 10 Ağustos 1920'de imzalanması üzerine Ankara'daki TBMM Hükûmeti antlaşmayı kesinlikle tanımadığını bildirmiştir. 19 Ağustos 1920'de toplanan TBMM, antlaşmayı imzalayanları ve Saltanat Şûrasında onaylayanları 'vatan haini' ilan etmiş, bu kişilerin Hıyanet-i Vataniye Kanunu kapsamında İstiklal Mahkemelerinde yargılanmalarına karar vermiştir.

Step-by-Step Solution

1
Sevr Antlaşması'nın hukuki geçerlilik koşullarını ve TBMM'nin konumunu analiz etmek
Kanun-i Esasi'ye göre uluslararası antlaşmaların yürürlüğe girmesi Mebusan Meclisinin onayına bağlıdır. Mebusan Meclisi kapalı olduğu için antlaşma meşruiyeti olmayan Saltanat Şûrası tarafından onaylanmış ve hukuken geçersiz (ölü doğmuş) kalmıştır.
TBMM, millet iradesini temsil eden tek meşru organ olarak bu antlaşmayı tamamen reddetmiştir.
2
TBMM'nin 19 Ağustos 1920 tarihli kararlarını değerlendirmek
TBMM, 19 Ağustos 1920'de aldığı kararla Sevr Antlaşması'nı imzalayan delegeleri (Hadi Paşa, Rıza Tevfik, Reşat Halis) ve onaylayan Saltanat Şûrası üyelerini Hıyanet-i Vataniye Kanunu gereğince vatan haini ilan etmiş ve vatandaşlıktan çıkarmıştır.
Milletin bağımsızlığını ve vatanın bütünlüğünü yok sayan bu girişime karşı en sert hukuki yaptırım uygulanmıştır.

Key Concept

Sevr Antlaşması'nın Hukuki Geçersizliği ve TBMM'nin Kararları

Hints

1
TBMM'nin bu antlaşmayı onaylayan ve imzalayan Osmanlı heyeti üyelerine karşı aldığı yasal/cezai yaptırımı düşününüz.
2
TBMM, meclis iradesini yok sayan ve vatanın bölünmesini öngören bu antlaşmayı imzalayanları Hıyanet-i Vataniye Kanunu kapsamında değerlendirmiştir.
3
19 Ağustos 1920 tarihli TBMM oturumunda, Saltanat Şûrası üyeleri ve imza heyeti 'vatan haini' ilan edilerek vatandaşlıktan çıkarılmıştır.

Practice More

Sevr Antlaşması'nı görüşmek üzere toplanan Saltanat Şûrasında antlaşmaya muhalif kalan tek devlet adamı olan Topçu Feriki Rıza Paşa'nın tutumu ve antlaşmanın hukuki geçersizlik nedenleri incelenebilir.

Alternative Method

Kronolojik eleme yöntemiyle Sevr Antlaşması'ndan (Ağustos 1920) önce gerçekleşen olaylar (Amasya Görüşmeleri, Misakımillî) ile cephelerdeki muharebeler sonucu imzalanan antlaşmalar (Gümrü, Mudanya) elenerek TBMM'nin Sevr'e karşı doğrudan gösterdiği hukuki tepkiye ulaşılabilir.
Estimated Time:1m 0s
Question 531Question →

Sivas Kongresi günlerinde bizzat Mustafa Kemal Paşa'nın tavsiye ve desteğiyle teşkilatlanan, kısa sürede yurdun çeşitli kentlerinde şubeler açarak İtilaf Devletleri temsilciliklerine işgalleri kınayan protesto telgrafları çeken ve cephedeki ordunun gereksinimlerini karşılamak üzere yardım kampanyaları yürüten milli cemiyet aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Anadolu Kadınları Müdafaa-i Vatan Cemiyeti

Answer

Anadolu Kadınları Müdafaa-i Vatan Cemiyeti
Anadolu Kadınları Müdafaa-i Vatan Cemiyeti, 1919 yılı Aralık ayında Sivas'ta, Sivas Valisi Reşit Paşa'nın eşi Melek Reşit Hanım ve arkadaşları öncülüğünde, bizzat Mustafa Kemal Paşa'nın talimat ve teşvikiyle kurulmuştur. Cemiyet kısa sürede Kayseri, Niğde, Erzincan, Burdur, Amasya ve Konya gibi pek çok ilde şubeler açmış; İtilaf Devletleri ile İstanbul Hükûmeti'ne işgalleri kınayan telgraflar çekmiş, mitingler düzenlemiş ve cephedeki askerlerin giyecek, yiyecek ve tıbbi gereksinimleri için kapsamlı yardım kampanyaları yürütmüştür.

Step-by-Step Solution

1
Soru kökündeki kuruluş yerini, kurucu inisiyatifi ve temel faaliyet alanlarını analiz etme
Cemiyetin Sivas'ta kurulduğu, Mustafa Kemal Paşa'nın doğrudan desteğini aldığı, protesto telgrafları çektiği ve orduya yardım topladığı belirlenmiştir.
Milli Mücadele'deki cemiyetlerin merkezleri, liderleri ve kendilerine has faaliyet metotları ayırt edici temel unsurlardır.
2
Seçeneklerdeki cemiyetlerin kuruluş amaçları ve coğrafi merkezleriyle karşılaştırma yapma
Karakol Cemiyeti İstanbul merkezli istihbarat ve silah sevkiyatı örgütüdür; Doğu Anadolu Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti Erzurum merkezli bölgesel savunma organıdır; Kars Millî İslam Şûrası yerel hükümet modelidir; Millî Kongre Cemiyeti ise basın-yayın cemiyetidir.
Çeldirici seçeneklerin kendilerine özgü faaliyet alanları tespit edilerek elenmesi gerekir.
3
Öncülleri tam karşılayan yapıyı tespit etme
Sivas Valisi Reşit Paşa'nın eşi Melek Reşit Hanım ve arkadaşları tarafından Mustafa Kemal Paşa'nın talimatıyla kurulan yapının Anadolu Kadınları Müdafaa-i Vatan Cemiyeti olduğu sonucuna ulaşılır.
Kadınların sivil itaatsizlik, yardım toplama ve diplomatik baskı kurma işlevini üstlendiği cemiyet Anadolu Kadınları Müdafaa-i Vatan Cemiyetidir.

Key Concept

Milli Mücadele Dönemi'nde kurulan yararlı cemiyetlerin kuruluş merkezleri, önder kadroları, amaçları ve faaliyet türleri.

Hints

1
Cemiyetin kuruluş merkezi Sivas olup Türk kadınlarının milli direnişteki rolünü temsil etmektedir.
2
Mustafa Kemal Paşa'nın teşvikiyle Sivas Valisi Reşit Paşa'nın eşi Melek Reşit Hanım öncülüğünde faaliyete geçmiştir.
3
İsmi 'Anadolu Kadınları' ile başlayan ve cephe gerisinde yardım faaliyetleriyle diplomatik telgraflar çeken cemiyettir.

Practice More

Milli Kongre Cemiyeti ve Dr. Esat Işık Raporu'nun Milli Mücadele tarihindeki yeri ve Kuva-yı Milliye kavramının ilk kullanımı konusunu pekiştiriniz.

Alternative Method

Cemiyet sorularında 'Merkez Şehir', 'Öncü Şahsiyet' ve 'Ayırt Edici Faaliyet (örneğin silah kaçırma, basın-yayın veya yardım toplama)' eşleştirmesi yaparak seçenekleri hızla eleyebilirsiniz.
Estimated Time:45s
Question 532Question →

Güney illerinde başlayan işgal hareketlerine ve Ermeni intikam alaylarının taşkınlıklarına karşı Adanalı aydınlar ile Ali Fuat Paşa'nın girişimleriyle İstanbul'da kurulan, bölgenin Türk yurduna ait olduğunu kanıtlamak amacıyla Fransızca ve Türkçe yayınlar çıkaran, ardından faaliyetlerini doğrudan sahaya taşıyarak Pozantı Kongresi'nin toplanmasında ve yerel direnişin teşkilatlanmasında öncü rol oynayan millî cemiyet aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Kilikyalılar Cemiyeti

Answer

Kilikyalılar Cemiyeti
Kilikyalılar Cemiyeti, Adana ve çevresinin (Çukurova) Fransızlar ve onlarla iş birliği yapan Ermeniler tarafından işgalini engellemek amacıyla İstanbul'da kurulmuştur. Fransızca ve Türkçe broşürlerle bölgenin Türk nüfus çoğunluğuna sahip olduğunu dünya kamuoyuna duyurmuş, ayrıca Mustafa Kemal Paşa'nın da katıldığı Pozantı Kongresi'nin düzenlenmesinde ve Güney Cephesi'ndeki Kuvayımilliye birliklerinin örgütlenmesinde doğrudan rol oynamıştır.

Step-by-Step Solution

1
Soru kökünde verilen coğrafi alan, tehdit unsurları ve tarihsel olaylar analiz edilir.
Hedef bölgenin Çukurova/Güney illeri olduğu; tehdit unsurlarının Fransız işgali ve Ermeni birlikleri olduğu; öne çıkan tarihsel olayın ise Pozantı Kongresi olduğu tespit edilir.
Milli Mücadele dönemindeki cemiyetler faaliyet bölgeleri, karşı durdukları işgal güçleri ve düzenledikleri kongreler bakımından ayrışır.
2
İstanbul merkezli kurulup Çukurova'yı savunan ve Pozantı Kongresi'ni organize eden cemiyet bilgisi doğrulanır.
Ali Fuat Paşa'nın desteğiyle kurulan ve ismini bölgenin antik adından alan yapının Kilikyalılar Cemiyeti olduğu belirlenir.
Kilikyalılar Cemiyeti isminden ötürü sıklıkla zararlı cemiyetlerle karıştırılsa da Çukurova bölgesinin haklarını savunan millî varlığa yararlı bir cemiyettir.
3
Diğer seçeneklerdeki bölgesel, zararlı veya azınlık cemiyetleri elenir.
Trabzon ve İzmir cemiyetleri farklı coğrafyalara hitap ettiği; Kürt Teali ve Taşnak-Hınçak ise bağımsızlık mücadelesine karşıt olduğu için dışarıda bırakılır.
Her cemiyetin hedef coğrafyası ve güttüğü siyasi amaç farklıdır.

Key Concept

Milli Varlığa Yararlı Cemiyetlerin Faaliyet Alanları ve Kilikyalılar Cemiyeti

Hints

1
Cemiyetin faaliyet alanı Adana, Pozantı ve Mersin hattını kapsayan Çukurova bölgesidir.
2
İsmi antik bir bölge adından gelen bu cemiyet, zaman zaman azınlık cemiyetleri ile karıştırılsa da millî varlığa yararlıdır.
3
Fransız işgaline karşı Pozantı Kongresi'ni toplayan ve bölgeyi Ermeni çetelerine karşı savunan kuruluştur.

Practice More

Milli Mücadele döneminde toplanan yerel kongrelerin (Pozantı, Balıkesir, Alaşehir, Lüleburgaz) hangi yararlı cemiyetler tarafından organize edildiğini tekrar ediniz.

Alternative Method

Bölge-faaliyet eşleştirmesi yaparak seçenekler elenebilir: Pozantı Kongresi ve Çukurova savunması doğrudan Kilikya bölgesine işaret eder.
Estimated Time:1m 15s
Question 533Question →

I. Dünya Savaşı öncesinde Osmanlı Devleti, Trablusgarp ve Balkan Savaşları sonrasında uluslararası alanda içine düştüğü siyasi yalnızlığı gidermek amacıyla öncelikle İngiltere ve Fransa nezdinde ittifak arayışında bulunmuştur.

İtilaf Devletleri'nin Osmanlı Devleti'nin bu ittifak talebini geri çevirerek Osmanlı'nın 'tarafsız kalması' yönünde telkinde bulunmalarının temel gerekçesi aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Müttefikleri olan Çarlık Rusyası'nın Osmanlı toprakları ve Boğazlar üzerindeki emellerini gözetmeleri ve Osmanlı coğrafyasını paylaşma planları yapmaları

Answer

Müttefikleri olan Çarlık Rusyası'nın Osmanlı toprakları ve Boğazlar üzerindeki emellerini gözetmeleri ve Osmanlı coğrafyasını paylaşma planları yapmaları
İngiltere ve Fransa, I. Dünya Savaşı sürecinde Almanya karşısında en güçlü müttefikleri olan Çarlık Rusyası'nı yanlarında tutabilmek için Rusya'nın Boğazlar ve Osmanlı toprakları üzerindeki emellerini desteklemek durumundaydı. Osmanlı Devleti'nin İtilaf safına alınması, Rusya'nın bu emellerini kısıtlayacağı gibi, İtilaf Devletleri'nin savaş sonrasında Osmanlı coğrafyasını paylaşma planlarını da engelleyecekti. Bu nedenle İtilaf Devletleri, Osmanlı'nın ittifak teklifini reddederek sadece tarafsız kalmasını istemişlerdir.

Step-by-Step Solution

1
Osmanlı Devleti'nin I. Dünya Savaşı öncesindeki diplomatik hamlelerini analiz etme
Osmanlı Devleti, Trablusgarp ve Balkan Savaşları sonrasında diplomatik yalnızlığı kırmak için ilk olarak İngiltere ve Fransa'ya ittifak teklifinde bulunmuştur.
Savaş öncesi İtilaf ve İttifak bloklarının oluşum süreçlerini ve Osmanlı'nın ilk dış politika yönelimini belirlemek gereklidir.
2
İtilaf Devletleri'nin (özellikle İngiltere ve Fransa) stratejik ve diplomatik hedeflerini değerlendirme
İngiltere ve Fransa, en önemli müttefikleri olan Çarlık Rusyası'nı İttifak Bloku'na kaptırmamak için Rusya'nın Osmanlı toprakları (özellikle Boğazlar ve Doğu Anadolu) üzerindeki tarihi emellerine saygı duymak zorundaydı.
Büyük devletlerin müttefiklik dengeleri ve gizli paylaşım tasarıları dış politikalarını doğrudan şekillendirmiştir.
3
Osmanlı'nın tarafsız kalmasının İtilaf Devletleri açısından yararını belirleme
İtilaf Devletleri, Osmanlı'nın tarafsız kalarak Boğazları açık tutmasını, savaşa girmeyerek Rusya ile aralarındaki deniz bağlantısını engellememesini ve savaş sonrasında Osmanlı topraklarının serbestçe paylaşılabilmesini hedeflemiştir.
Teklifin reddedilmesinin ve Osmanlı'ya yalnızca 'tarafsız kalma' telkininde bulunulmasının temel sebebini doğrulamak.

Key Concept

I. Dünya Savaşı öncesinde İtilaf Devletleri'nin Osmanlı Devleti'ne yönelik paylaşım stratejileri ve Çarlık Rusyası ile olan çıkar ilişkileri

Hints

1
İtilaf Devletleri bloğunun en önemli üyelerinden biri olan Çarlık Rusyası'nın Osmanlı Devleti ve Boğazlar üzerindeki tarihsel hedeflerini düşününüz.
2
İngiltere ve Fransa'nın, müttefikleri Rusya'yı memnun etme ve savaş sonrasında Osmanlı topraklarını paylaşma arzularını göz önüne alınız.
3
Osmanlı'nın İtilaf safına girmesi durumunda İtilaf Devletleri Osmanlı topraklarını paylaşamayacak ve Rusya'nın sıcak denizlere inme planları sekteye uğrayacaktı.

Practice More

Osmanlı Devleti'nin İtilaf Devletleri'nden ret cevabı aldıktan sonra Almanya ile 2 Ağustos 1914'te imzaladığı gizli ittifak antlaşmasının şartlarını ve Almanya'nın Osmanlı'yı savaşa çekme nedenlerini inceleyiniz.

Alternative Method

Çıkar çatışması analizi yöntemi: İtilaf bloğundaki devletlerin (özellikle Rusya'nın) temel savaş hedefleri ile Osmanlı'nın varlığını sürdürme hedefinin uyuşup uyuşmadığını değerlendirerek doğru seçeneğe ulaşabilirsiniz.
Estimated Time:1m 0s
Question 534Question →

Osmanlı Devleti'nin I. Dünya Savaşı'ndan çekilmesine zemin hazırlayan mütareke sürecinin hemen akabinde, İtilaf güçleri stratejik bölgeleri ele geçirmeye başlamıştır.

Bu doğrultuda, ateşkes sonrasında yabancı işgaline uğrayan ilk Osmanlı kenti aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Musul

Answer

Musul
Mondros Mütarekesi'nin imzalanmasının hemen ardından İngiltere, zengin petrol rezervlerine sahip Musul'u 3 Kasım 1918 tarihinde işgal etmiştir. Bu gelişme, ateşkes sonrasında İtilaf Devletleri tarafından işgal edilen ilk Osmanlı toprağı olma özelliğini taşır.

Step-by-Step Solution

1
Ateşkes sonrası işgal hareketlerinin kronolojisini ve hedeflerini değerlendirmek
İtilaf Devletleri'nin öncelikli olarak zengin petrol sahalarına ve jeopolitik öneme sahip bölgelere yöneldiği tespit edilir.
Mondros Mütarekesi sonrasında ilk işgal edilen Osmanlı toprağının belirlenmesi gerekmektedir.
2
İlk işgal hareketini gerçekleştiren devleti ve kenti belirlemek
İngiltere, 3 Kasım 1918 tarihinde Musul'u işgal ederek mütareke sonrası ilk işgali gerçekleştirmiştir.
Ateşkesin hemen ardından ilk hedef alınan ve ele geçirilen Osmanlı kenti Musul'dur.

Key Concept

Mondros Ateşkesi Sonrası İlk İşgaller ve Musul'un İşgali

Hints

1
İşgal edilen bu kent, zengin petrol kaynakları nedeniyle İngiltere'nin mütareke sonrasındaki ilk hedefi olmuştur.
2
İngiliz birlikleri ateşkesin imzalanmasından yalnızca birkaç gün sonra (3 Kasım 1918) bu şehre girmiştir.
3
Günümüzde Irak sınırları içerisinde yer alan ve petrol zenginliğiyle bilinen bu merkez Musul'dur.

Practice More

Mondros sonrası işgal edilen ilk Osmanlı toprağı (Musul) ile Anadolu'da ilk silahlı direnişin gerçekleştiği yer (Hatay-Dörtyol) arasındaki farkları pekiştiriniz.

Alternative Method

Mütareke sonrası işgal kronolojisinde İngiltere'nin Orta Doğu petrol sahalarını güvenceye alma politikasını hatırlayarak 3 Kasım 1918'deki ilk adımın Musul olduğunu doğrudan tespit edebilirsiniz.
Estimated Time:40s
Question 535Question →

I. Dünya Savaşı'nda Hicaz-Yemen Cephesi'nde İngiliz destekli Şerif Hüseyin kuvvetlerine karşı kısıtlı imkânlara ve iaşe yetersizliğine rağmen Medine'yi 2 yıl 7 ay boyunca kahramanca savunan, tarihe 'Çöl Kaplanı' ve 'Medine Müdafii' unvanlarıyla geçen ve kutsal emanetlerin güvenle İstanbul'a nakledilmesini sağlayan Osmanlı komutanı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Fahreddin (Türkkan) Paşa

Answer

Fahreddin (Türkkan) Paşa
I. Dünya Savaşı'nda Osmanlı Devleti'nin açtığı savunma cephelerinden biri Hicaz-Yemen Cephesi'dir. Bu cephede Fahreddin (Türkkan) Paşa, İngilizlerin desteklediği Mekke Emiri Şerif Hüseyin kuvvetlerine karşı Medine'yi 1916 yılından Mondros Ateşkes Antlaşması sonrasına (Ocak 1919) kadar büyük bir fedakârlık ve kararlılıkla savunmuştur. Gösterdiği üstün dirayet nedeniyle kendisine 'Çöl Kaplanı' ve 'Medine Müdafii' unvanları verilmiş, ayrıca şehirdeki kutsal emanetlerin yağmalanmasını önlemek adına bu emanetleri özel koruma altında İstanbul'a (Topkapı Sarayı'na) ulaştırmıştır.

Step-by-Step Solution

1
Soruda verilen tarihî olay, unvan ve cephe bilgilerinin tespiti
Hicaz-Yemen savunma cephesinde Medine şehrini savunan ve 'Çöl Kaplanı' olarak bilinen komutan sorgulanmaktadır.
Osmanlı Devleti I. Dünya Savaşı'nda mukaddes beldeleri korumak için Hicaz-Yemen Cephesi'nde savunma savaşı vermiştir.
2
Komutanların görev yaptıkları cepheler ile eşleştirilmesi
Halil Paşa Irak Cephesi ile, Cemal Paşa Kanal Cephesi ile, Enver Paşa Kafkas Cephesi ile ve Fahreddin Paşa Hicaz-Yemen Cephesi ile eşleşir.
Medine Müdafaası'nı yürüten ve kutsal emanetleri Topkapı Sarayı'na naklettiren komutan Fahreddin Paşa'dır.

Key Concept

I. Dünya Savaşı Savunma Cepheleri ve Medine Müdafaası

Hints

1
Sorulan komutan, I. Dünya Savaşı'nda Osmanlı Devleti'nin kutsal beldeleri korumak amacıyla savaştığı savunma cephesinde yer almıştır.
2
Kuşatma altındayken askerlerine çekirge genelgesi yayımlayarak moral ve iaşe desteği sağlayan, 'Medine Müdafii' olarak anılan paşayı düşününüz.
3
Medine savunması ve kutsal emanetlerin İstanbul'a nakli denildiğinde akla gelen komutan Fahreddin Paşa'dır.

Practice More

I. Dünya Savaşı savunma cepheleri (Çanakkale, Irak, Hicaz-Yemen, Suriye-Filistin) ile yardım cephelerinin (Galiçya, Makedonya, Romanya) genel amaç ve komutan dağılımlarını gösteren kavram haritaları incelenebilir.

Alternative Method

Cephe-komutan eşleştirmesi yapılarak yanlış seçenekler doğrudan elenebilir: Halil Paşa (Irak), Cemal Paşa (Kanal), Enver Paşa (Kafkas), Nuri Paşa (Kafkas İslam Ordusu), Fahreddin Paşa (Hicaz-Yemen).
Estimated Time:50s
Question 536Question →

I. Dünya Savaşı'nın ardından Ocak 1919'da toplanan Paris Barış Konferansı'nda; Almanya ile Versay, Avusturya ile Saint-Germain, Bulgaristan ile Neuilly ve Macaristan ile Trianon barış antlaşmalarının esasları belirlenerek süreç tamamlanmış, ancak Osmanlı Devleti ile yapılacak barış antlaşması bu konferansta karara bağlanamamıştır.

Paris Barış Konferansı'nda Osmanlı Devleti ile imzalanacak barış antlaşmasının gecikmesinde ve antlaşma şartlarının 1920 yılındaki San Remo Konferansı'na ertelenmesinde aşağıdakilerden hangisi doğrudan etkili olmuştur?

Show answer & explanation

Answer: İtilaf Devletleri'nin Osmanlı coğrafyasını ve stratejik bölgeleri paylaşma konusunda kendi aralarında derin çıkar çatışmaları yaşaması

Answer

İtilaf Devletleri'nin Osmanlı coğrafyasını ve stratejik bölgeleri paylaşma konusunda kendi aralarında derin çıkar çatışmaları yaşaması
I. Dünya Savaşı sonrasında İtilaf Devletleri diğer mağlup devletlerle antlaşmaları kısa sürede tamamlarken, Osmanlı Devleti topraklarının stratejik önemi ve büyüklüğü nedeniyle paylaşım konusunda kendi aralarında uzlaşamamışlardır. Özellikle Çarlık Rusyası'nın çöküşüyle doğan boşluk, İngiltere ile Fransa'nın Orta Doğu üzerindeki manda paylaşımı ve İngiltere'nin İtalya'yı devre dışı bırakarak İzmir'i Yunanistan'a verme kararı İtilaf bloğu içinde derin çatlaklar oluşturmuştur. Bu uzlaşmazlık nedeniyle Osmanlı barışı Paris'te sonuçlandırılamamış, Nisan 1920'deki San Remo Konferansı'na bırakılmıştır.

Step-by-Step Solution

1
Paris Barış Konferansı'nda mağlup devletlerle yapılan antlaşmaların durumunu analiz etme
Almanya, Avusturya, Macaristan ve Bulgaristan ile 1919 yılı içinde barış antlaşmaları imzalanırken Osmanlı Devleti ile barış antlaşması (Sevr) Ağustos 1920'ye kadar ertelenmiştir.
Osmanlı Devleti'nin durumunun diğer İttifak devletlerinden neden ayrıştığını tespit etmek gerekir.
2
İtilaf Devletleri arasındaki diplomatik ve bölgesel dengeleri değerlendirme
Rusya'nın savaştan çekilmesiyle Boğazlar ve Doğu Anadolu planlarının bozulması, İngiltere'nin Akdeniz'de güçlü bir İtalya yerine kukla bir Yunanistan istemesi (İzmir meselesi) ve Orta Doğu petrolleri üzerindeki Fransız-İngiliz rekabeti paylaşımı kilitlemiştir.
Antlaşmanın gecikmesindeki temel amil, galipler arasındaki paylaşım rekabetidir.
3
Ertelenen sürecin nasıl çözüldüğünü ve doğru seçeneği netleştirme
İtilaf Devletleri ancak Nisan 1920'deki San Remo Konferansı'nda Osmanlı topraklarını aralarında paylaştırabilmiş ve Sevr taslağını hazırlayabilmiştir.
Doğru yanıt, İtilaf Devletleri'nin kendi arasındaki çıkar çatışmaları ve uzlaşmazlığıdır.

Key Concept

Paris Barış Konferansı ve Osmanlı Barışının Gecikme Nedenleri

Hints

1
İtilaf Devletleri'nin savaş sırasında imzaladığı gizli antlaşmalarda yaşanan değişimleri ve galipler arasındaki ilişkileri hatırlayınız.
2
İtalya ile İngiltere arasında Batı Anadolu konusunda yaşanan anlaşmazlık ve Orta Doğu'daki mandater paylaşım rekabeti üzerinde durunuz.
3
Osmanlı Devleti'nin topraklarının nasıl bölüşüleceğine dair nihai mutabakatın Paris'te değil, daha sonra toplanan San Remo Konferansı'nda sağlandığını göz önünde bulundurunuz.

Practice More

Paris Barış Konferansı'nda İtalya'ya vadedilen İzmir ve çevresinin Yunanistan'a bırakılmasının İtilaf Devletleri arasındaki ilk görüş ayrılığı olmasını ve bunun Türk Kurtuluş Savaşı'na etkilerini inceleyebilirsiniz.

Alternative Method

Kronolojik ve diplomatik eleme yöntemi: Şıklardaki olayların tarihlerini (Misak-ı Millî 1920, Düzenli ordu 1920 sonu) göz önüne alarak 1919 Paris Barış Konferansı dönemine ait olmayan seçenekleri eleyebilir ve İtilaf Devletleri'nin kendi içindeki çıkar çatışması gerçeğine ulaşabilirsiniz.
Estimated Time:1m 0s
Question 537Question →

I. Dünya Savaşı sürecinde Çanakkale Cephesi'nin açılması ve burada yaşanan askerî mücadeleler; yalnızca Osmanlı Devleti'nin başkentini ve varlığını değil, küresel güç dengelerini, İtilaf Devletleri arasındaki diplomatik mutabakatları ve savaşın genel seyrini derinden etkilemiştir.

Bu bağlamda Çanakkale Muharebeleri'nin askerî, siyasi ve uluslararası boyutları dikkate alındığında, aşağıdakilerden hangisi tarihsel açıdan doğru bir tahlildir?

Show answer & explanation

Answer: İtilaf donanmasının Boğazlar'a taarruz etmesi üzerine müttefiklerinin İstanbul'u ele geçirmesinden endişe duyan Çarlık Rusyası'nın diplomatik baskısı, İtilaf Devletleri arasında Boğazlar ve Marmara kıyılarını Rusya'ya bırakan 1915 İstanbul (Boğazlar) Gizli Antlaşması'nın imzalanmasını sağlamıştır.

Answer

İtilaf donanmasının Boğazlar'a taarruzu üzerine müttefiklerinin tek başına İstanbul'a hâkim olmasından çekinen Çarlık Rusyası'nın diplomatik girişimiyle, Boğazlar bölgesini Rusya'ya vadeden 1915 İstanbul (Boğazlar) Gizli Antlaşması imzalanmıştır.
İtilaf Devletleri'nin 1915 yılı başında Çanakkale Boğazı'na yönelik başlattığı deniz harekâtı, müttefikleri olan Çarlık Rusyası'nda büyük bir diplomatik kaygı yaratmıştır. İngiltere ve Fransa'nın Boğazlar'ı ve İstanbul'u tek başlarına ele geçirmesinden çekinen Rusya, bu bölgelerin geleceğini garanti altına almak için müttefiklerine baskı yapmış ve Mart-Nisan 1915'te 'İstanbul (Boğazlar) Gizli Antlaşması' imzalanarak Boğazlar ve Marmara çevresi savaş sonrasında Rusya'ya vadedilmiştir. Dolayısıyla Çanakkale harekâtı İtilaf içi gizli paylaşım antlaşmalarını doğrudan tetikleyen bir diplomatik hamledir.

Step-by-Step Solution

1
Çanakkale harekâtının başlangıcında ortaya çıkan büyük devletler arası diplomatik dengeleri analiz etmek.
İngiltere ve Fransa'nın 1915 yılı başında Boğazlar'a donanma sevkiyatı başlatması, müttefikleri olan Çarlık Rusyası'nda 'İstanbul ve Boğazlar İngiltere ile Fransa'nın kontrolüne geçerse Rusya Akdeniz çıkışından tamamen mahrum kalır' korkusuna yol açmıştır.
Çanakkale Cephesi'nin sadece askerî bir çatışma değil, aynı zamanda gizli paylaşım diplomasisini hızlandıran bir katalizör olduğunu kavramak gerekir.
2
1915 İstanbul (Boğazlar) Gizli Antlaşması'nın tarihsel bağlamını tespit etmek.
Rusya'nın savaştan çekilme tehdidi ve diplomatik baskısı neticesinde Mart-Nisan 1915'te İngiltere, Fransa ve Rusya arasında İstanbul (Boğazlar) Antlaşması imzalanmış, Boğazlar ve Marmara havzası resmen Rusya'ya vadedilmiştir.
Çanakkale Muharebeleri'nin İtilaf Devletleri arasındaki ilk gizli paylaşım antlaşmasını nasıl doğurduğunu doğrulamak.
3
Diğer seçeneklerdeki kronolojik, bloklaşma ve fikir akımı hatalarını ayıklamak.
Rusya savaştan 1915'te değil 1918'de çekilmiştir; İtalya İttifak'ta kalmayıp İtilaf safına geçmiştir; Mondros 1918'dedir ve Çanakkale Zaferi Türkçülük/ulusal bilinç fikrini şahlandırmıştır.
Çeldiricilerin dayandığı kavramsal ve olgusal yanılgıları netleştirmek.

Key Concept

Çanakkale Cephesi'nin Askerî-Diplomatik Nedenleri ve Gizli Antlaşmalara (1915 İstanbul Antlaşması) Etkisi

Hints

1
Çanakkale Boğazı'na yönelik İtilaf harekâtının sadece Osmanlı'yı değil, aynı zamanda müttefikleri olan Çarlık Rusyası'nın Boğazlar üzerindeki tarihsel emellerini ve diplomasisini nasıl etkilediğini düşününüz.
2
İngiltere ve Fransa'nın Boğazlar'a yönelmesi üzerine Rusya'nın hissettiği 'başkent ve boğazların müttefiklerce tek taraflı paylaşılması' endişesine ve bu süreçte imzalanan gizli antlaşmalara odaklanınız.
3
1915 yılı ilkbaharında İtilaf Devletleri arasında imzalanan ilk gizli paylaşım antlaşması olan İstanbul (Boğazlar) Antlaşması'nın Çanakkale deniz harekâtı ile doğrudan bağlantısını değerlendiriniz.

Practice More

I. Dünya Savaşı sırasında yapılan diğer gizli antlaşmaları (Londra, Sykes-Picot, Saint-Jean de Maurienne) ve bunların Çanakkale-Kafkas-Kanal cephelerindeki gelişmelerle olan kronolojik bağını inceleyiniz.

Alternative Method

Kronolojik eleme yöntemiyle çözülebilir: Brest-Litovsk (1918), Mondros (1918) ve İtalya'nın İtilaf safına geçişi (Londra Antlaşması 1915) gibi açık olguları tespit edip eleyerek doğrudan diplomatik neden-sonuç bağına ulaşabilirsiniz.
Estimated Time:1m 40s
Question 538Question →

I. Dünya Savaşı sırasında İtilaf Devletleri’nin Osmanlı topraklarını taksim etmek amacıyla yürüttükleri gizli diplomasi faaliyetleri; hem savaşa yeni müttefikler dâhil etme hem de müttefikler arasındaki jeopolitik dengeleri koruma gayesiyle dinamik bir süreç izlemiştir.

Bu gizli antlaşmalar manzumesinin şartları, gelişim evreleri ve diplomatik sonuçları göz önüne alındığında, aşağıdakilerden hangisi doğru bir tespittir?

Show answer & explanation

Answer: İtalya'nın 1915 Londra Antlaşması'ndaki payını yetersiz bulup Sykes-Picot'ya itiraz etmesi üzerine, müttefikler St. Jean de Maurienne Antlaşması ile İzmir ve Batı Anadolu havzasını İtalya'nın nüfuz alanına dâhil etmiştir.

Answer

İtalya'nın 1915 Londra Antlaşması'ndaki payını yetersiz bulup Sykes-Picot'ya itiraz etmesi üzerine, müttefikler St. Jean de Maurienne Antlaşması ile İzmir ve Batı Anadolu havzasını İtalya'nın nüfuz alanına dâhil etmiştir.
İtilaf Devletleri, I. Dünya Savaşı'nın başlarında İtalya'yı kendi yanlarına çekebilmek için 26 Nisan 1915'te Londra Antlaşması'nı imzalayarak İtalya'ya Trablusgarp, On İki Ada ve Antalya çevresini vadetmiştir. Ancak İngiltere ve Fransa'nın 1916 yılında Sykes-Picot Antlaşması ile Orta Doğu'yu kendi aralarında paylaştığını gören İtalya, Akdeniz dengesinin aleyhine bozulduğunu belirterek antlaşmaya itiraz etmiştir. Bu anlaşmazlığı gidermek ve İtalya'nın savaştan çekilmesini önlemek amacıyla 17 Nisan 1917'de imzalanan St. Jean de Maurienne Antlaşması ile İzmir ve Batı Anadolu havzası İtalya'nın nüfuz sahasına bırakılmıştır.

Step-by-Step Solution

1
Gizli antlaşmalar sürecindeki devletlerin taleplerini ve katılım gerekçelerini ayrıştır.
İtalya, başlangıçta tarafsız kalmış; 1915 Londra Antlaşması ile kendisine On İki Ada ve Antalya çevresi vadedilince İtilaf Bloku safında savaşa girmiştir.
İttifak içi dengelerin kurulmasında İtalya'nın saf değiştirmesi ilk önemli diplomatik adımdır.
2
1916 Sykes-Picot Antlaşması'nın ittifak içi yansımalarını ve ortaya çıkardığı krizi incele.
İngiltere ve Fransa'nın Orta Doğu'yu (Suriye, Lübnan, Kilikya, Irak) paylaşarak Kudüs'ü uluslararası yönetime bırakması, İtalya tarafından kendi haklarının çiğnenmesi olarak görülmüştür.
İtalya, Akdeniz'deki nüfuz dengesinin bozulduğunu ileri sürerek müttefiklerinden ek toprak talebinde bulunmuştur.
3
İtalya'nın itirazı üzerine yapılan telafi antlaşmasını ve kapsamını belirle.
Nisan 1917'de imzalanan St. Jean de Maurienne Antlaşması ile İzmir, Aydın, Muğla ve Konya çevresi İtalya'ya verilmiştir.
İngiltere ve Fransa, İtalya'yı tatmin etmek ve ittifak bütünlüğünü korumak adına Batı Anadolu'yu İtalya'ya vadetmiştir.
4
Çeldirici seçeneklerdeki kronolojik, coğrafi ve kavramsal hataları tespit ederek doğru hükme ulaş.
İtalya'nın tepkisi sonucu St. Jean de Maurienne ile Batı Anadolu'nun İtalya'ya vadedildiği tespiti tarihsel gerçeklikle tam olarak örtüşmektedir.
Diğer seçeneklerde antlaşmaların amaçları, aktörleri ve coğrafi kapsamları birbiriyle hatalı eşleştirilmiştir.

Key Concept

I. Dünya Savaşı Gizli Paylaşım Antlaşmaları ve İtilaf İçi Diplomatik Dengeler

Hints

1
İtilaf Devletleri arasındaki gizli antlaşmalar statik olmayıp bir müttefikin itirazı veya pay kapma yarışı doğrultusunda yeni antlaşmalarla revize edilmiştir.
2
İtalya'nın savaş başında imzaladığı antlaşma ile savaşın ortalarında Sykes-Picot'ya tepki göstererek İzmir ve çevresini aldığı antlaşmayı karşılaştırınız.
3
1915 Londra Antlaşması'yla Antalya'yı alan İtalya, 1916 Sykes-Picot'ya itiraz etmiş; bunun sonucunda 1917 St. Jean de Maurienne ile Batı Anadolu İtalya'ya vadedilmiştir.

Practice More

St. Jean de Maurienne Antlaşması'nın uygulanmamasında Çarlık Rusyası'nın onay şartının ve Paris Barış Konferansı'ndaki İngiliz politikasının rolünü inceleyiniz.

Alternative Method

Kronolojik ve aktör odaklı eleme yöntemi: Antlaşmaları imzalayan tarafları ve temel vaatleri eşleştiriniz. İstanbul (1915) → Rusya (Boğazlar); Londra (1915) → İtalya (Antalya, On İki Ada); Mac-Mahon (1915-16) → Şerif Hüseyin (Arap Devleti/İslamcılığı kırma); Sykes-Picot (1916) → İngiltere-Fransa (Orta Doğu); Petrograd (1916) → Rusya (Doğu Anadolu); St. Jean de Maurienne (1917) → İtalya (İzmir ve Batı Anadolu). Bu şemayı takip ederek tutarsız seçenekleri kolayca eleyebilirsiniz.
Estimated Time:2m 0s
Question 539Question →

1919 Paris Barış Konferansı'nda, ABD Başkanı Woodrow Wilson'ın 14 İlkesi'nde yer alan "bütün devletlerin bağımsızlıklarını ve toprak bütünlüklerini karşılıklı olarak güvence altına alacak uluslararası bir teşkilatın kurulması" maddesi doğrultusunda Milletler Cemiyeti'nin (Cemiyet-i Akvam) kurulması kararlaştırılmıştır.

Buna rağmen, fikir öncülüğünü ABD Başkanı'nın yaptığı bu uluslararası teşkilata ABD'nin üye olmamasında ve Avrupa siyasetinden çekilmesinde aşağıdakilerden hangisi doğrudan etkili olmuştur?

Show answer & explanation

Answer: ABD Senatosu'nun Versay Barış Antlaşması'nı onaylamayarak ülkenin geleneksel Monroe Doktrini'ne (Yalnızlık Politikası) geri dönmesi

Answer

ABD Senatosu'nun Versay Barış Antlaşması'nı onaylamayarak ülkenin geleneksel Monroe Doktrini'ne (Yalnızlık Politikası) geri dönmesi
ABD Başkanı Woodrow Wilson'ın 14 İlkesi'nde yer alan barış örgütü fikri Paris Barış Konferansı'nda kabul edilerek Milletler Cemiyeti kurulmuş ve sözleşmesi barış antlaşmalarına eklenmiştir. Ancak ABD Senatosu, ülkeyi Avrupa'nın siyasi bağlayıcılıklarına sokmamak amacıyla Versay Antlaşması'nı onaylamamış; böylece ABD, 1823 tarihli geleneksel 'Monroe Doktrini'ne (Yalnızlık/İnziva Politikası) geri dönerek kurucusu olduğu örgüte üye olmamıştır.

Step-by-Step Solution

1
Wilson İlkeleri ve Paris Barış Konferansı arasındaki kurumsal bağı tespit etme
Wilson İlkeleri'nin 14. maddesi doğrultusunda Paris Barış Konferansı'nda Milletler Cemiyeti'nin (Cemiyet-i Akvam) kurulması kabul edilmiştir.
Uluslararası barışın korunması amacıyla kurulan bu örgüt bizzat ABD Başkanı Woodrow Wilson'ın önerisidir.
2
ABD iç politikasının uluslararası antlaşmalar üzerindeki etkisini değerlendirme
ABD Anayasası gereğince uluslararası antlaşmalar Senato onayına tabidir. Cumhuriyetçilerin ağırlıkta olduğu ABD Senatosu, Versay Antlaşması'nı ve dolayısıyla Milletler Cemiyeti Sözleşmesi'ni onaylamamıştır.
ABD Kongresi, Avrupa'nın siyasi çatışmalarına ve sömürgeci rekabetine kalıcı olarak bağlanmak istememiştir.
3
ABD'nin tarihsel dış politika doktrini ile bağlantı kurma
Antlaşmanın reddedilmesiyle ABD, 1823'ten beri uyguladığı temel dış politika prensibi olan Monroe Doktrini'ne (Yalnızlık Politikası / İnziva) dönmüş ve cemiyete üye olmamıştır.
Bu gelişme Milletler Cemiyeti'nin İngiltere ve Fransa'nın güdümüne girmesine ve yaptırım gücünün zayıf kalmasına yol açmıştır.

Key Concept

Milletler Cemiyeti'nin Kuruluşu ve ABD'nin Monroe Doktrini'ne Dönüşü

Hints

1
ABD'nin dış politikasında kıtasına çekilip Avrupa diplomasisine karışmama esasına dayanan tarihsel ilkeyi hatırlayınız.
2
ABD Anayasası uyarınca başkanın imzaladığı uluslararası antlaşmaların yürürlüğe girmesi için parlamentonun hangi kanadının onayı gerekmektedir?
3
ABD Senatosu'nun Versay Antlaşması'nı reddetmesiyle ABD, 'Monroe Doktrini' olarak bilinen Yalnızlık Politikası'na dönmüştür.

Practice More

Paris Barış Konferansı'nda İtilaf Devletleri'nin Wilson İlkeleri'ni aşmak için geliştirdiği 'manda ve himaye' ile 'tamirat bedeli' kavramlarını inceleyiniz.

Alternative Method

Wilson İlkeleri (14. Madde) -> Paris Barış Konferansı (Cemiyet-i Akvam'ın kuruluşu) -> ABD Senatosu Antlaşma Reddi -> Monroe Doktrini (Yalnızlık Politikası) kronolojik neden-sonuç zinciri takip edilerek doğru cevaba ulaşılabilir.
Estimated Time:1m 0s
Question 540Question →

İttifak Devletleri safında savaşa dahil olan Harbiye Nezareti; doğuda Çarlık Rusyası'na, güneyde ise İngiltere'ye karşı taarruz cepheleri (Kafkas ve Kanal) açarak hem sınırlarını genişletmeyi hem de jeopolitik dengeleri değiştirmeyi hedeflemiştir.

Bu taarruz cephelerinin askerî süreçleri, stratejik nitelikleri ve doğurduğu neticelerle ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi doğru bir bilgi değildir?

Show answer & explanation

Answer: Kafkas Cephesi'ndeki askerî mücadeleler, Osmanlı Devleti'nin I. Dünya Savaşı'ndan çekilmesinin hemen ardından TBMM Hükûmeti'nin Ermenistan ile akdettiği Gümrü Antlaşması ile hukuken ve fiilen son bulmuştur.

Answer

Kafkas Cephesi'ndeki askerî mücadelelerin Gümrü Antlaşması ile son bulduğunu belirten ifade yanlıştır; Kafkas Cephesi 1917 Erzincan Mütarekesi ve 1918 Brest-Litovsk Antlaşması ile kapanmıştır.
Kafkas Cephesi, I. Dünya Savaşı sürecinde açılmış bir taarruz cephesidir. Rusya'da patlak veren 1917 Bolşevik İhtilali sonrasında savaştan çekilen Rusya ile önce 18 Aralık 1917'de Erzincan Mütarekesi imzalanarak çatışmalar durdurulmuş, ardından 3 Mart 1918'de imzalanan Brest-Litovsk Antlaşması ile cephe resmen ve hukuken kapanmıştır. Gümrü Antlaşması ise 3 Aralık 1920 tarihinde TBMM Hükûmeti ile Ermenistan arasında imzalanmış olup Kurtuluş Savaşı Doğu Cephesi'ni kapatmıştır. Dolayısıyla I. Dünya Savaşı Kafkas Cephesi'nin Gümrü Antlaşması ile kapandığını ileri süren ifade tarihsel açıdan kesinlikle yanlıştır.

Step-by-Step Solution

1
Taarruz cephelerinin (Kafkas ve Kanal) açılma gerekçelerini ve komuta yapısını analiz etme
Almanya'nın Batı Cephesi'ndeki yükü hafifletme gayesi ile Osmanlı'nın Mısır'ı geri alma (Kanal) ve Turan/Bakü petrollerine ulaşma (Kafkas) hedefleri doğrulanır.
Soruda taarruz cephelerinin stratejik ve askerî arka planına dair öncüllerin doğruluğunu test etmek gereklidir.
2
Kanal Cephesi'nin askerî gelişimini ve neticesini değerlendirme
Cemal Paşa ve Kress von Kressenstein idaresindeki Süveyş taarruzlarının başarısız olmasıyla Sina tahliye edilmiş ve savunma Suriye-Filistin hattına kaymıştır.
Kanal Cephesi'nin kapanışının savunma cephesine dönüşme sürecini tespit etmek için bu adım uygulanır.
3
Kafkas Cephesi'ni kapatan antlaşmalar ile Milli Mücadele Doğu Cephesi antlaşmalarını kronolojik ve bağlamsal olarak karşılaştırma
Kafkas Cephesi, I. Dünya Savaşı sırasında 1917 Erzincan Mütarekesi ve 1918 Brest-Litovsk Antlaşması ile kapanmıştır. Gümrü Antlaşması ise 1920 yılında TBMM ile Ermenistan arasında imzalanarak Kurtuluş Savaşı Doğu Cephesi'ni kapatmıştır.
I. Dünya Savaşı dönemi Osmanlı cepheleri ile TBMM dönemi Milli Mücadele cephelerinin diplomatik kapanış belgeleri arasındaki farkı ortaya koymak esastır.

Key Concept

I. Dünya Savaşı Taarruz Cepheleri (Kafkas ve Kanal) Askerî ve Diplomatik Sonuçları

Hints

1
I. Dünya Savaşı'nda Osmanlı Devleti'nin imzaladığı antlaşmalar ile Kurtuluş Savaşı (Milli Mücadele) döneminde TBMM'nin imzaladığı antlaşmaların kronolojik ayrımına dikkat ediniz.
2
Gümrü Antlaşması 1920 yılında TBMM tarafından Kazım Karabekir komutasındaki Doğu Cephesi zaferi neticesinde imzalanmıştır. Oysa Kafkas Cephesi I. Dünya Savaşı'nda kapanmıştır.
3
I. Dünya Savaşı'nda Kafkas Cephesi'ni kapatan ve Elviye-i Selâse'yi Osmanlı'ya kazandıran antlaşma Sovyet Rusya ile akdedilen 1918 tarihli Brest-Litovsk Antlaşması'dır.

Practice More

Brest-Litovsk Antlaşması'nın maddeleri ile Mondros Mütarekesi sonrası Elviye-i Selâse'nin hukuki statüsü arasındaki ilişkiyi inceleyen soruları çözebilirsiniz.

Alternative Method

Kronolojik eleme yöntemi: Seçeneklerde geçen olayların tarihsel dönemlerini (I. Dünya Savaşı dönemi: 1914-1918 vs. Milli Mücadele dönemi: 1919-1922) kontrol ederek doğrudan dönem dışı kalan antlaşmayı tespit edebilirsiniz.
Estimated Time:2m 0s
PreviousPage 27 / 41Next