XX. Yüzyıl Başlarında Osmanlı Devleti

819 questions

Question 681Question →

Harbiye Nezâretinin I. Dünya Harbi sürecinde uyguladığı askerî planlama doğrultusunda; bir yandan sınır boylarındaki stratejik bölgeleri İtilaf devletlerinin işgal girişimlerine karşı korumak, diğer yandan müttefik orduların doğu ve güney kanatlarındaki askerî baskıyı hafifletmek hedeflenmiştir.

Bu doğrultuda açılan cepheler ve yaşanan askerî gelişmelerle ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Irak Cephesi'nde Halil (Kut) Paşa komutasındaki Osmanlı 6. Ordusu, Selman-ı Pak Muharebesi'nin ardından Kut'ül Amâre'de General Townshend komutasındaki İngiliz birliklerini kuşatarak teslim almıştır.

Answer

Irak Cephesi'nde Halil (Kut) Paşa komutasındaki Osmanlı kuvvetlerinin Kut'ül Amâre'de İngiliz birliklerini teslim alması ifadesi tarihsel ve stratejik olarak doğrudur.
Irak Cephesi, Osmanlı Devleti'nin Basra Körfezi ve petrol sahalarını korumak için açtığı bir savunma cephesidir. Bu cephede Halil (Kut) Paşa komutasındaki 6. Ordu, Selman-ı Pak Muharebesi'nden sonra Kut'ül Amâre bölgesinde İngiliz birliklerini kuşatmış ve 29 Nisan 1916'da General Townshend dahil yaklaşık 13 bin İngiliz askerini esir almıştır.

Step-by-Step Solution

1
I. Dünya Savaşı'ndaki cephe türlerini ve amaçlarını sınıflandırma
Osmanlı Devleti savunma cephelerinde (Irak, Hicaz-Yemen, Suriye-Filistin, Çanakkale) kendi topraklarını müdafaa etmiş; yardım cephelerinde (Galiçya, Romanya, Makedonya) ise sınırları dışında müttefiklerine destek vermiştir.
Soruda verilen öncüldeki savunma ve yardım cephesi ayrımını doğru kavramak için gereklidir.
2
Irak Cephesi'ndeki gelişmeleri analiz etme
Irak Cephesi'nde Türk ordusu Selman-ı Pak zaferinin ardından 29 Nisan 1916'da Kut'ül Amâre'de İngiliz ordusunu kuşatmış, General Townshend ile birlikte binlerce askeri esir almıştır.
Kut'ül Amâre zaferi, savunma cepheleri kapsamındaki en somut ve büyük askerî başarılardan biridir.
3
Diğer seçeneklerdeki kavramsal ve kronolojik yanılgıları eleme
Galiçya ve Romanya'nın sınır içi savunma olarak gösterilmesi, Medine savunmasının yardım harekâtı sayılması ve Gümrü Antlaşması'nın Suriye Cephesi ile ilişkilendirilmesi gibi tarihi hatalar elenmiştir.
KPSS formatında çeldiriciler kavram, cephe türü ve antlaşma karıştırma temellidir.

Key Concept

I. Dünya Savaşı Savunma ve Yardım Cepheleri ile Kut'ül Amâre Zaferi

Hints

1
Osmanlı Devleti'nin I. Dünya Savaşı'nda savaştığı cepheleri; taarruz, savunma ve sınır dışı yardım cepheleri olarak tasnif ediniz.
2
Halil Paşa ve Nurettin Paşa'nın görev yaptığı, 1916 yılında İngiliz tümeninin esir alındığı büyük zaferin hangi savunma cephesinde yaşandığını hatırlayınız.
3
Kut'ül Amâre Zaferi, Irak Cephesi'nde İngiliz generali Townshend ve emrindeki ordunun esir alınmasıyla kazanılmış savunma zaferidir.

Practice More

Fahreddin Paşa'nın Hicaz-Yemen Cephesi'ndeki 'Çöl Kaplanı' unvanı ve Medine Müdafaası süreciyle ilgili sorular çözülebilir.

Alternative Method

Cepheleri kodlama yöntemiyle ayrıştırmak: Taarruz (Kafkas, Kanal - 2K), Yardım (Galiçya, Romanya, Makedonya - 'ya/na' ile bitenler), Savunma (Çanakkale, Irak, Suriye-Filistin, Hicaz-Yemen). Bu ayrımın ardından ilgili cephedeki komutan ve zafer eşleştirmesi yapılır.
Estimated Time:1m 0s
Question 682Question →

Wilson İlkeleri'nde yer alan 'galip devletlerin mağlup devletlerden toprak almayacağı' hükmünü aşmak ve sömürgecilik faaliyetlerini sürdürmek isteyen İtilaf Devletleri, Paris Barış Konferansı'nda aşağıdaki kavramlardan hangisini hayata geçirmişlerdir?

Show answer & explanation

Answer: Manda ve himaye

Answer

Manda ve himaye
ABD Başkanı Wilson tarafından yayımlanan ilkeler, savaşı kazanan devletlerin toprak ilhak etmesini ve savaş tazminatı almasını yasaklamıştır. Bu kuralı aşmak isteyen İngiltere ve Fransa, Paris Barış Konferansı'nda sömürgecilik kavramının adını değiştirerek 'manda ve himaye' (vesayet yönetimi) sistemini ortaya koymuşlardır. Böylece Osmanlı ve Orta Doğu topraklarındaki emperyalist hedefler meşru bir zemine oturtulmaya çalışılmıştır.

Step-by-Step Solution

1
Wilson İlkeleri'nin ilgili maddesini tespit etme
Wilson İlkeleri'nde 'Yenen devletler yenilenlerden toprak ve savaş tazminatı almayacaktır' ilkesi yer almaktadır.
İtilaf Devletleri'nin açık toprak ilhakı yapmasını hukuken kısıtlayan temel metin Wilson İlkeleri'dir.
2
İtilaf Devletleri'nin Paris Barış Konferansı'ndaki tutumunu değerlendirme
İtilaf Devletleri, sömürgecilik yerine 'kendi kendini idare edemeyen milletleri yönetme' kılıfıyla manda ve himaye sistemini, savaş tazminatı yerine ise 'onarım bedeli' kavramını geliştirmişlerdir.
Wilson İlkeleri'ne aykırı düşmeden sömürge düzenini devam ettirmek amaçlanmıştır.

Key Concept

Wilson İlkeleri'nin toprak kazancını yasaklayan maddesine karşı İtilaf Devletleri'nin Paris Barış Konferansı'nda Manda ve Himaye sistemini oluşturması.

Hints

1
İtilaf Devletleri, sömürgecilik kelimesi yerine 'gelişmemiş milletleri yönetme ve koruma' anlamına gelen bir terim kullanmışlardır.
2
Bu kavram, Milli Mücadele döneminde Erzurum ve Sivas Kongrelerinde 'kesinlikle kabul edilemez' denilerek reddedilen vesayet sistemidir.
3
Sömürgeciliğin yeni adı olan bu sisteme 'manda ve himaye' adı verilir.

Practice More

Paris Barış Konferansı'nda İtilaf Devletleri arasında ilk görüş ayrılığının yaşandığı Batı Anadolu/İzmir konusunu inceleyiniz.

Alternative Method

Wilson İlkeleri'nde 'toprak alınamaz' maddesinin karşılığı 'manda', 'tazminat alınamaz' maddesinin karşılığı ise 'onarım bedeli' olarak kodlanabilir.
Estimated Time:45s
Question 683Question →

I. Dünya Savaşı'nın patlak verdiği ilk aylarda Osmanlı Devleti, İttifak ve İtilaf bloklarının stratejik hedefleri ve kendi bekası doğrultusunda çok yönlü bir siyasi, askerî ve hukuki tutum takınmıştır. Bu süreçte hem İtilaf Devletleri nezdinde diplomatik denge arayışlarına girişilmiş hem de Almanya ile 2 Ağustos 1914'te gizli bir ittifak antlaşması imzalanarak savaşa fiilen girilmeden önce birtakım egemenlik kararları hayata geçirilmiştir.

Osmanlı Devleti'nin savaşa giriş sürecindeki diplomatik manevraları ve blokların Osmanlı üzerindeki stratejik planları dikkate alındığında, aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

Show answer & explanation

Answer: İtilaf Devletleri, Osmanlı Devleti'nin savaş dışı kalmasını temin etmek amacıyla kapitülasyonların tek taraflı kaldırılmasını, Ege adalarının Osmanlı'ya devrini ve Mısır üzerindeki haklarının tanınmasını koşulsuz olarak kabul etmiştir.

Answer

İtilaf Devletleri'nin Osmanlı Devleti'nin savaş dışı kalması karşılığında kapitülasyonların feshini, Ege adalarının ve Mısır haklarının devrini koşulsuz onayladığına dair yargı tarihi gerçeklerle bağdaşmamaktadır.
İtilaf Devletleri'nin Osmanlı Devleti'nin savaş dışı kalmasını sağlamak adına kapitülasyonların tek taraflı ilgasına, Ege adalarının veya Mısır haklarının devrine onay verdiği yönündeki iddia bütünüyle geçersizdir. Aksine, Osmanlı Devleti 1 Ekim 1914 tarihinde kapitülasyonları tek taraflı olarak kaldırdığında hem İtilaf Devletleri (İngiltere, Fransa, Rusya) hem de Osmanlı'nın müttefiki olan İttifak Devletleri (Almanya, Avusturya-Macaristan) Babıali'ye ortak protesto notası vermişlerdir. İtilaf Devletleri Osmanlı'ya yalnızca tarafsız kalması şartıyla savaş sonrasında sınırlarının muhafaza edileceğine dair genel ve bağlayıcılığı olmayan bir güvence sunmuştur.

Step-by-Step Solution

1
İtilaf Devletleri'nin Osmanlı Devleti'ne yönelik diplomasi ve paylaşım politikasını analiz etme
İngiltere ve Fransa, müttefikleri Çarlık Rusyası'nın Osmanlı toprakları (özellikle Boğazlar ve Doğu Anadolu) üzerindeki tarihsel yayılma emellerini bildiklerinden, Osmanlı Devleti ile bağlayıcı bir ittifak kurmaktan kaçınmışlardır.
İtilaf bloğunun temel dengesi Rusya'nın askeri desteğine dayanmaktadır ve Rusya'yı küstürecek hiçbir taahhüde girilememiştir.
2
Almanya'nın Osmanlı Devleti'nden beklentilerini ve stratejik gayelerini saptama
Almanya; yeni cepheler (Kafkas, Süveyş vb.) açarak Avrupa'daki savaş yükünü hafifletmek, İngiltere'nin Hindistan ve Mısır sömürge yollarını tehdit etmek ve halifeliğin cihat gücünden yararlanmak istemiştir.
Almanya iki cepheli savaş (Batı'da Fransa/İngiltere, Doğu'da Rusya) kıskacını geniş bir coğrafyaya yayarak İtilaf kuvvetlerini bölmeyi amaçlamıştır.
3
Osmanlı Devleti'nin savaşa girmeden önceki egemenlik ve bağımsızlık adımlarını değerlendirme
Osmanlı Devleti silahlı tarafsızlık ilan etmiş, 1 Ekim 1914'te kapitülasyonları tek taraflı kaldırmış, Boğazları geçişe kapatmış ve yabancı postahaneleri lağvetmiştir.
Osmanlı idaresi savaşa fiilen sürüklenmeden önce ekonomik, idari ve stratejik bağımsızlığını geri kazanma gayreti gütmüştür.
4
İtilaf Devletleri'nin Osmanlı'nın bağımsızlık taleplerine karşı tutumunu sorgulama
İtilaf Devletleri Osmanlı'nın kapitülasyonları kaldırmasını, adaları veya Mısır'ı geri alma taleplerini asla kabul etmemiş; kapitülasyonların ilgasına Almanya ve Avusturya dahil tüm büyük devletler ortak protestoyla karşı çıkmıştır.
Büyük devletlerin tümü Osmanlı üzerindeki ekonomik imtiyazlarını korumak istemiştir; bu nedenle İtilaf'ın bu talepleri koşulsuz kabul ettiği iddiası bütünüyle yanlıştır.

Key Concept

I. Dünya Savaşı'nda Blokların Stratejileri, İttifak Hesapları ve Osmanlı Devleti'nin Savaşa Giriş Sürecindeki Diplomatik ve Egemenlik Hamleleri

Hints

1
Osmanlı Devleti'nin 1 Ekim 1914'te aldığı tek taraflı kapitülasyonları kaldırma kararına sadece düşmanlarının değil, müttefiki olan devletlerin de nasıl bir tepki verdiğini hatırlayınız.
2
İtilaf Devletleri'nin Osmanlı Devleti'ne sunduğu tarafsızlık tekliflerinde Ege adaları, Mısır veya ekonomik imtiyazlardan vazgeçme gibi somut ödünler bulunup bulunmadığını sorgulayınız.
3
Büyük emperyalist güçlerin hiçbirinin kapitülasyonların tek taraflı feshini kabul etmediğini ve İtilaf'ın Osmanlı'ya adaları ya da Mısır'ı vadetmediğini göz önüne alınız.

Practice More

Osmanlı Devleti'nin 2 Ağustos 1914 tarihli Osmanlı-Alman Gizli İttifak Antlaşması'nın şartları ve 1 Ekim 1914'te kapitülasyonların kaldırılmasına karşı devletlerin ortak diplomatik tepkisi incelenebilir.

Alternative Method

Soru şıklarındaki tarafların temel çıkarları üzerinden eleme yapılabilir: Büyük devletlerin (İtilaf veya İttifak) Osmanlı'daki kapitülasyon çıkarlarından gönüllü olarak vazgeçmeleri emperyalist paylaşım mantığına aykırıdır; dolayısıyla İtilaf'ın bu talepleri koşulsuz kabul ettiğini öne süren seçenek doğrudan elenir.
Estimated Time:3m 0s
Question 684Question →

Mondros Ateşkes Antlaşması'nın ardından Batı Anadolu'nun Yunanlar tarafından işgal edilmesini engellemek amacıyla kurulan; İzmir'in işgalinden hemen önce Maşatlık Mitingi'ni düzenleyerek halkı fiilî direnişe çağıran ve sonrasında Balıkesir ile Alaşehir kongrelerinin toplanmasında öncü rol üstlenen milli cemiyet aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: İzmir Redd-i İlhak Cemiyeti

Answer

İzmir Redd-i İlhak Cemiyeti
İzmir Redd-i İlhak Cemiyeti; İzmir ve çevresinin Yunanistan'a ilhak edilmesini önlemek amacıyla faaliyet göstermiştir. 14-15 Mayıs 1919 gecesi İzmir Maşatlık Meydanı'nda düzenlediği mitingle halkı silahlı savunmaya çağırmış, ardından Batı Anadolu'da direniş birliklerini koordine etmek amacıyla Balıkesir ve Alaşehir kongrelerinin toplanmasında doğrudan etkili olmuştur.

Step-by-Step Solution

1
Soru kökündeki coğrafi bölgeyi ve temel faaliyetleri belirlemek
Hedeflenen bölge Batı Anadolu (İzmir ve çevresi); öne çıkan faaliyetler ise Maşatlık Mitingi ve Balıkesir-Alaşehir kongreleridir.
Milli varlığa yararlı cemiyetlerin büyük kısmı bölgesel kurtuluşu hedeflediğinden coğrafi alan ve yürütülen faaliyetler cemiyetin kimliğini belirler.
2
Seçeneklerdeki cemiyetlerin faaliyet alanlarını ve yöntemlerini karşılaştırmak
İzmir'in işgalinden bir gece önce Maşatlık Meydanı'nda toplanan halkı silahlı savunmaya çağıran ve Batı Cephesi'nin temelini atan Balıkesir ile Alaşehir kongrelerine öncülük eden cemiyetin İzmir Redd-i İlhak Cemiyeti olduğu tespit edilir.
İzmir Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti daha çok hukuki ve diplomatik yolları denerken, Redd-i İlhak Cemiyeti fiilî ve silahlı direnişi örgütlemiştir.

Key Concept

İzmir Redd-i İlhak Cemiyeti'nin amaçları, Maşatlık Mitingi ile halkı silahlı direnişe çağırması ve Balıkesir-Alaşehir kongrelerindeki teşkilatçı rolü.

Hints

1
Soru kökündeki 'Maşatlık Mitingi' ve 'Balıkesir-Alaşehir kongreleri' ifadeleri, cemiyetin Batı Anadolu (Ege) bölgesinde silahlı mücadeleyi örgütlediğini gösterir.
2
Bu cemiyet, bölgenin Yunanistan'a bağlanmasını (ilhak edilmesini) kesin bir dille reddeden ve doğrudan fiilî direnişe geçen teşkilattır.
3
İzmir'in işgali öncesinde kurulan ve isminde 'İlhak' kavramı yer alan cemiyeti işaretleyiniz.

Practice More

Balıkesir ve Alaşehir kongrelerinin toplanış dinamiklerini ve Hacim Muhittin Bey'in bu kongrelerdeki rolünü tekrar ediniz.

Alternative Method

Bölgesel eleme yöntemi uygulanabilir: Kilikyalılar (Çukurova), Trakya-Paşaeli (Trakya) ve Şark Vilayetleri (Doğu Anadolu) coğrafi olarak elenir. Millî Kongre ise silahlı eylem yerine basın-yayın yolunu benimsediği için elenir.
Estimated Time:1m 0s
Question 685Question →

I. Dünya Savaşı'nda Osmanlı ordusunun zaferiyle sonuçlanan Çanakkale Cephesi; hem Osmanlı Devleti'nin iç dinamiklerinde hem de savaşın uluslararası dengelerinde köklü değişimlere yol açmıştır.

Buna göre, Çanakkale Muharebeleri'nin ulusal ve uluslararası sonuçları dikkate alındığında aşağıdakilerden hangisi doğru bir değerlendirme değildir?

Show answer & explanation

Answer: İtilaf Devletleri'nin Gelibolu'daki yenilgisi üzerine Osmanlı topraklarına yönelik paylaşım planlarından vazgeçerek İstanbul ve Boğazlar üzerindeki işgal tehdidini tamamen sonlandırması

Answer

İtilaf Devletleri'nin Gelibolu'daki yenilgisi üzerine Osmanlı topraklarına yönelik paylaşım planlarından vazgeçerek İstanbul ve Boğazlar üzerindeki işgal tehdidini tamamen sonlandırması
Çanakkale Zaferi başkentin işgalini önlemiş ve savaşı uzatmış olsa da İtilaf Devletleri Osmanlı topraklarını paylaşma ve İstanbul'u ele geçirme emellerinden vazgeçmemiştir. Savaşın genelinde Osmanlı Devleti mağlup olunca İtilaf donanması Mondros Mütarekesi sonrası İstanbul'a girmiş ve şehri işgal etmiştir. Bu nedenle İtilaf Devletleri'nin işgal emellerinden ve Boğazlar üzerindeki taleplerinden tamamen vazgeçtiğini öne süren değerlendirme yanlıştır.

Step-by-Step Solution

1
Çanakkale Cephesi'nin uluslararası siyasi ve askerî sonuçlarını analiz etmek
Çanakkale Zaferi ile I. Dünya Savaşı en az iki yıl uzamış, Rusya'ya yardım ulaştırılamadığı için 1917 Bolşevik İhtilali gerçekleşmiş ve Bulgaristan İttifak Devletleri safında savaşa girerek Almanya-Osmanlı kara bağlantısını sağlamıştır.
Savaşın seyrini ve müttefik bloklar arası güç dengesini doğru tespit etmek gereklidir.
2
Çanakkale Zaferi'nin ulusal sonuçlarını ve Mustafa Kemal'in rolünü değerlendirmek
Mustafa Kemal, Arıburnu, Conkbayırı ve Anafartalar'daki başarılarıyla albaylığa yükselmiş, 'Anafartalar Kahramanı' olarak tanınmış ve bu durum Millî Mücadele liderliğini kolaylaştırmıştır.
Mustafa Kemal'in Millî Mücadele liderliğine giden süreçteki meşruiyet kaynaklarını anlamak gereklidir.
3
İtilaf Devletleri'nin Osmanlı üzerindeki uzun vadeli niyetlerini sorgulamak
İtilaf Devletleri Çanakkale'de geri çekilmek zorunda kalmış olsalar da gizli antlaşmalarla Osmanlı'yı paylaşmaya devam etmişler ve Mondros Ateşkesi'nden hemen sonra 13 Kasım 1918'de İstanbul'u fiilen işgal etmişlerdir. Bu nedenle işgal tehdidinin bütünüyle kalktığı yargısı yanlıştır.
Geçici askerî yenilginin İtilaf Devletleri'nin emperyalist hedeflerini tamamen sona erdirmediğini ayırt etmek gereklidir.

Key Concept

Çanakkale Cephesi'nin ulusal ve uluslararası sonuçları, İtilaf Devletleri'nin stratejik hedefleri ve savaşın seyrine etkileri

Hints

1
Çanakkale Cephesi'nin kazanılması I. Dünya Savaşı'nın genel sonucunu değil, savaşın süresini ve cepheler arası dengeleri değiştirmiştir.
2
Mondros Ateşkes Antlaşması'nın imzalanmasının hemen ardından İtilaf donanmasının nereye demirlediğini ve Osmanlı başkentinin akıbetini hatırlayınız.
3
İtilaf Devletleri Çanakkale'de mağlup olsalar da savaştan çekilmemiş, gizli antlaşmalarla Osmanlı'yı paylaşmayı sürdürmüş ve 13 Kasım 1918'de İstanbul'u fiilen işgal etmiştir.

Practice More

Çanakkale Cephesi'nin ardından imzalanan gizli antlaşmalar (özellikle Londra ve Sykes-Picot) ile İtilaf Devletleri'nin savaş sırasındaki diplomasi trafiğini pekiştiren sorular çözülebilir.

Alternative Method

Sonuçları 'kesin/toptan hüküm bildiren ifadeler' üzerinden eleyerek analiz edebilirsiniz: 'tamamen vazgeçme' veya 'bütünüyle ortadan kalkma' gibi ifadeler, Osmanlı Devleti'nin I. Dünya Savaşı'ndan yenik ayrıldığı ve 1918'de başkentin işgal edildiği gerçeğiyle çelişir.
Estimated Time:1m 0s
Question 686Question →

I. Dünya Savaşı öncesinde devletler arasındaki bloklaşma sürecinde; 1870-1871 Sedan Savaşı sonrasında Fransa'nın kaybettiği, zengin taş kömürü ve demir yataklarına sahip olması nedeniyle iki ülke arasında temel çatışma konusu haline gelen stratejik bölge aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Alsas-Loren

Answer

Fransa ile Almanya arasında 1871 Sedan Savaşı'ndan itibaren temel gerginlik kaynağı olan ve zengin kömür yataklarına sahip olan bölge Alsas-Loren'dir.
1870-1871 Sedan Savaşı'nda Prusya'nın (Almanya) Fransa'yı mağlup etmesiyle siyasi birliğini tamamlamasının ardından Fransa, zengin taş kömürü ve demir yataklarına sahip Alsas-Loren bölgesini Almanya'ya bırakmak zorunda kalmıştır. Fransa'nın bu bölgeyi geri alma arzusu (rövanşizm), I. Dünya Savaşı'nın en belirgin özel sebeplerinden biri olmuş ve Fransa'nın İngiltere ve Rusya ile ittifak kurmasına zemin hazırlamıştır.

Step-by-Step Solution

1
Soruda verilen devletler arasındaki rekabetin tarihi arka planını analiz etmek
Almanya ve Fransa arasında 1870-1871 yıllarında yaşanan Sedan Savaşı sonucunda Fransa'nın ağır bir yenilgi aldığı ve stratejik bir sınır bölgesini kaybettiği belirlenir.
I. Dünya Savaşı'nın özel sebeplerinden biri olan Fransız-Alman düşmanlığının kökenini tespit etmek için bu adım gereklidir.
2
Kaybedilen bölgenin ekonomik ve stratejik özelliklerini değerlendirmek
Sanayileşme sürecinde hayati öneme sahip zengin taş kömürü ve demir havzalarını barındıran bu bölgenin Alsas-Loren (Alsace-Lorraine) olduğu sonucuna ulaşılır.
Fransa'nın İtilaf Bloku'nda yer alarak bu bölgeyi geri alma arayışı savaşın temel bloklaşma gerekçelerindendir.

Key Concept

I. Dünya Savaşı'nın Özel Nedenleri ve Fransa-Almanya Rekabeti

Hints

1
Sanayi İnkılabı ile birlikte ağır sanayi için en değerli madenler kömür ve demirdir; bu bölge Orta-Batı Avrupa sınırındadır.
2
1871 Sedan Savaşı sonrasında Fransa'nın Alman birliğine kaptırdığı en kritik sanayi havzasıdır.
3
Fransa ve Almanya arasında tarih boyunca paylaşılamayan bu sınır bölgesi çift isimli bir yapıya sahiptir.

Practice More

I. Dünya Savaşı'nın bir diğer önemli özel nedeni olan Rusya ile Avusturya-Macaristan arasındaki Balkan hakimiyeti ve Panslavizm çatışmasını pekiştirici sorular çözebilirsiniz.

Alternative Method

Soru kökündeki '1870-1871 Sedan Savaşı' ve 'taş kömürü' anahtar kavramlarından hareketle, Fransa ile Almanya arasındaki temel anlaşmazlık bölgesinin doğrudan Alsas-Loren olduğu hatırlanabilir.
Estimated Time:40s
Question 687Question →

I. Dünya Harbi'nde müttefikleri olan Almanya ve Avusturya-Macaristan'ın Avrupa'daki askerî yükünü hafifletmek amacıyla sınırları dışına kolordular sevk eden Osmanlı idaresi, aynı dönemde güney vilayetlerinde de geniş çaplı savunma muharebelerine girişmiştir.

Bu harekât alanlarının açılış gayeleri, savaşın seyri ve bölgesel etkileri göz önüne alındığında aşağıdaki yargılardan hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Brest-Litovsk Antlaşması ile Rusya'nın savaştan çekilmesi, Osmanlı Devleti'nin doğrudan sınırlarını koruma ya da toprak kazanma gayesi gütmeksizin müttefiklerine destek için kuvvet sevk ettiği Galiçya, Romanya ve Makedonya cephelerindeki askerî varlığının sona ermesini sağlamıştır.

Answer

Brest-Litovsk Antlaşması ile Rusya'nın savaştan çekilmesi, Osmanlı Devleti'nin doğrudan sınırlarını koruma ya da toprak kazanma gayesi gütmeksizin müttefiklerine destek için kuvvet sevk ettiği Galiçya, Romanya ve Makedonya cephelerindeki askerî varlığının sona ermesini sağlamıştır.
Galiçya, Romanya ve Makedonya cepheleri; Osmanlı Devleti'nin sınırları haricinde müttefikleri Almanya, Avusturya-Macaristan ve Bulgaristan'ın yükünü hafifletmek üzere kolordular gönderdiği 'yardım cepheleri'dir. Bu cephelerde Osmanlı Devleti'nin toprak ilhakı veya sınır güvenliğini sağlama gibi doğrudan bir hedefi bulunmamaktadır. 1917 yılında Rusya'da gerçekleşen Bolşevik İhtilali ve sonrasında imzalanan 3 Mart 1918 tarihli Brest-Litovsk Antlaşması ile Rusya savaştan çekilmiş, böylece bu cephelerdeki askerî gereksinim tamamlanarak Osmanlı birlikleri kademeli olarak geri çekilmiştir.

Step-by-Step Solution

1
Osmanlı Devleti'nin I. Dünya Savaşı'ndaki cephelerini niteliklerine göre sınıflandırmak
Galiçya, Romanya ve Makedonya sınır dışı yardım cepheleridir; Irak, Hicaz-Yemen ve Suriye-Filistin ise sınır içi savunma cepheleridir.
Yardım cephelerinde toprak kazanma veya sınır savunması amacı güdülmez, yalnızca müttefiklere (Almanya, Avusturya-Macaristan, Bulgaristan) askerî destek sağlanır.
2
Yardım cephelerinin kapanma sürecini ve uluslararası gelişmeleri analiz etmek
1917 Bolşevik İhtilali'nin ardından imzalanan 3 Mart 1918 Brest-Litovsk Antlaşması ile Rusya savaştan çekilmiş ve bu cephelerdeki askerî harekât son bulmuştur.
Rusya'nın Doğu Cephesi'nden çekilmesiyle birlikte müttefiklerin bu bölgedeki tehdidi ortadan kalkmış ve Osmanlı birlikleri geri çağrılmıştır.
3
Savunma cephelerindeki gelişmeleri ve yanlış seçeneklerde sunulan yanıltıcı yargıları elemek
Kut'ül Amâre zaferinin tüm İngiliz varlığını bitirmediği, Hicaz-Yemen'deki isyanın Osmanlıcılığı güçlendirmediği, yardım cephelerinin Mondros'a kadar sürmediği ve Turancılık idealinin Kafkas Cephesi'ne ait olduğu saptanmıştır.
Çeldiricilerdeki kavramsal, kronolojik ve sonuç odaklı hatalar elenerek doğru analize ulaşılır.

Key Concept

I. Dünya Savaşı'nda Osmanlı Devleti'nin yardım cephelerinin niteliği ve Brest-Litovsk Antlaşması ile kapanması

Hints

1
Osmanlı Devleti'nin yardım cepheleri (sonu '-ya' ile bitenler) sınır dışı cepheler olup buralarda toprak kazanma gayesi güdülmemiştir.
2
Doğu Avrupa'daki çatışmaların sona ermesinde ve müttefiklere yardım cephelerinin kapanmasında 1917 Bolşevik İhtilali belirleyici olmuştur.
3
Brest-Litovsk Antlaşması ile Rusya savaştan çekilince Galiçya, Romanya ve Makedonya'daki Osmanlı birlikleri görevlerini tamamlayıp geri dönmüştür.

Practice More

Kut'ül Amâre Zaferi'nin komutanı Halil (Kut) Paşa'nın rolü ve Medine Müdafaası'nda Fahreddin Paşa'nın 'Çöl Kaplanı' unvanıyla yürüttüğü direnişin siyasi sonuçları incelenebilir.

Alternative Method

Cephe türlerini Taarruz (Kafkas, Kanal), Savunma (Çanakkale, Irak, Suriye-Filistin, Hicaz-Yemen) ve Yardım (Galiçya, Romanya, Makedonya) şeklinde kodlayıp yardım cephelerinin yalnızca sınır dışı ve Rusya'nın çekilmesiyle (Brest-Litovsk) doğrudan ilintili olduğunu hatırlayarak sonuca gidilebilir.
Estimated Time:1m 50s
Question 688Question →

Paris Barış Konferansı sürecinde büyük devletler, Wilson Bildirisi'nde yer alan 'mağlup devletlerden savaş tazminatı alınmayacaktır' ilkesini aşmak amacıyla barış antlaşmalarına bu uygulamanın yerine aşağıdaki kavramlardan hangisini dahil etmişlerdir?

Show answer & explanation

Answer: Savaş onarım bedeli

Answer

Savaş onarım bedeli
I. Dünya Savaşı sonrasında toplanan Paris Barış Konferansı'nda İtilaf Devletleri, Wilson İlkeleri'nde açıkça yer alan 'savaş tazminatı alınmayacaktır' maddesine doğrudan karşı çıkmak yerine bu maddenin etrafından dolaşmış ve mağlup devletlere ekonomik yükümlülük getirmek amacıyla 'savaş onarım bedeli' (tamirat bedeli) ifadesini antlaşma metinlerine dahil etmişlerdir.

Step-by-Step Solution

1
Wilson İlkeleri'nin savaş sonrası ekonomik hükmünü belirleme
Wilson İlkeleri'nde 'Yenen devletler yenilen devletlerden savaş tazminatı almayacaktır' maddesi yer almıştır.
Konferansta büyük devletlerin hangi ilkeyi aşmak istediğini tespit etmek gerekir.
2
Paris Barış Konferansı'nda geliştirilen yeni diplomatik formülü bulma
İtilaf Devletleri, tazminat yasağını aşmak amacıyla antlaşmalara 'savaş onarım bedeli' (tamirat bedeli) maddesini koymuşlardır.
Hukuki olarak tazminat yasağına takılmadan mağlup devletlerden maddi kaynak aktarımı sağlanmak istenmiştir.

Key Concept

Wilson İlkeleri'nin Paris Barış Konferansı'nda Uğradığı Şekilsel Değişiklikler

Hints

1
İtilaf Devletleri, savaş tazminatı alamayacakları kuralına karşı bu bedeli savaşta gördükleri zararın karşılanması şeklinde adlandırmışlardır.
2
Toprak kazanımını meşrulaştırmak için yeni idari rejimler kurulurken, maddi kayıpları tahsil etmek için zararları giderme anlamı taşıyan bir terim seçilmiştir.
3
Zararların telafisi anlamına gelen ve günümüzde de tamirat/onarım karşılığı kullanılan ifade doğrudan doğru seçenektir.

Practice More

Paris Barış Konferansı'nda toprak ilhakı yasağının hangi kavramla aşılmak istendiği üzerinde çalışılabilir.

Alternative Method

Wilson İlkeleri'nde yasaklanan iki temel unsur vardır: Toprak ilhakı ve savaş tazminatı. Toprak ilhakının yerini manda ve himaye, savaş tazminatının yerini ise savaş onarım bedeli almıştır.
Estimated Time:45s
Question 689Question →

Mısır'daki İngiliz Yüksek Komiserliği ile Mekke Emirliği arasında gerçekleşen diplomatik mektuplaşmalarda; bağımsız bir Arap devletinin kurulması ilkesi müzakere edilirken İngiltere'nin Mersin, İskenderun ve Suriye kıyı şeridini kurulacak bu devletin sınırları dışında tutmak istemesinin temel gerekçesi aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Fransa ile eş zamanlı yürütülen Sykes-Picot müzakerelerinde bu bölgelerin Fransız doğrudan denetim ve nüfuz alanına ayrılmış olması

Answer

Fransa ile eş zamanlı yürütülen Sykes-Picot müzakerelerinde bu bölgelerin Fransız doğrudan denetim ve nüfuz alanına ayrılmış olması
I. Dünya Savaşı sırasında İngiltere, Osmanlı Devleti'ne karşı Arapların isyanını sağlamak amacıyla Mekke Emiri Şerif Hüseyin ile Mac-Mahon Antlaşması/yazışmalarını yürütmüştür. Şerif Hüseyin tüm Arap coğrafyasını kapsayan büyük bir krallık talep ederken, İngiltere müttefiki Fransa ile gizlice müzakere ettiği Sykes-Picot Antlaşması'nı tehlikeye atmamak adına Mersin, İskenderun ve Lübnan-Suriye kıyılarını bu sınırların dışında tutmuştur. Çünkü Sykes-Picot tasarısında bu bölgeler Fransa'nın doğrudan kontrol ve nüfuz alanı (Mavi Bölge) olarak belirlenmiştir.

Step-by-Step Solution

1
Mac-Mahon müzakerelerinin tarihi ve tarafları belirlenir.
İngiltere'nin Mısır Yüksek Komiseri Henry McMahon ile Hicaz Emiri Şerif Hüseyin arasında 1915-1916 yıllarında gizli mektuplaşmalar yapıldığı tespit edilir.
Müzakerelerin dönemsel koşullarını ve İtilaf Devletleri arası diplomasideki yerini kavramak için.
2
İngiltere'nin Şerif Hüseyin'e sunduğu toprak istisnalarının arka planı tahlil edilir.
İngiltere'nin 'Mersin, İskenderun ve Şam'ın batısında kalan Suriye kıyıları tamamen Arap değildir ve müttefikimiz Fransa'nın çıkarlarını ilgilendirir' tezini öne sürdüğü görülür.
İngiltere'nin aynı dönemde Fransa ile yürüttüğü Sykes-Picot Antlaşması taahhütlerini yerine getirme zorunluluğunu anlamak için.
3
Sykes-Picot Antlaşması'ndaki paylaşım bölgeleri ile karşılaştırma yapılır.
Sykes-Picot'da Fransa'ya bırakılan 'Mavi Bölge'nin (Kilikya/Çukurova ve Lübnan/Suriye kıyıları) Mac-Mahon'da istisna tutulan bölgelerle birebir örtüştüğü saptanır.
İngiltere'nin Araplara verdiği sözler ile Fransa ile yaptığı gizli paylaşım antlaşması arasındaki doğrudan bağı ortaya koymak için.

Key Concept

I. Dünya Savaşı Gizli Paylaşım Antlaşmaları Arasındaki Uyum ve Çelişkiler (Mac-Mahon ve Sykes-Picot Dengesi)

Hints

1
İngiltere'nin Orta Doğu'daki en önemli Avrupalı müttefikiyle eş zamanlı yaptığı gizli paylaşım planını düşününüz.
2
Adana, Mersin, İskenderun ve Suriye kıyıları Sykes-Picot Antlaşması'nda hangi devletin nüfuz sahası olarak ayrılmıştı?
3
İngiltere, Fransa'ya Sykes-Picot ile vadettiği Mavi Bölge çıkarlarını korumak için Mac-Mahon yazışmalarında bu liman ve kıyı şeridini Arap krallığı sınırlarından hariç tutmuştur.

Practice More

Sykes-Picot Antlaşması'nda Fransa ve İngiltere'nin nüfuz alanları (Mavi ve Kırmızı Bölgeler) ile Kudüs için öngörülen uluslararası yönetimin Paris Barış Konferansı ve San Remo'da nasıl mandaterliğe dönüştüğünü inceleyiniz.

Alternative Method

Kronolojik eleme yöntemiyle çözülebilir: Seçeneklerde geçen Wilson İlkeleri (1918) ve Bolşevik İhtilali (1917), Mac-Mahon mektuplaşmalarından (1915-1916) sonra gerçekleştiği için elenir. Coğrafi eşleştirme ile Rusya'nın (Boğazlar/Doğu Anadolu) ve İtalya'nın (Antalya/On İki Ada) paylaşım alanları elendiğinde doğrudan Fransa'nın nüfuz sahası olan Sykes-Picot maddesi kalır.
Estimated Time:1m 15s
Question 690Question →

I. Dünya Savaşı'nda Osmanlı Devleti'nin doğrudan taarruz stratejisiyle açtığı Kafkas ve Kanal cepheleri; askerî hedefleri, ideolojik dayanakları ve savaşın genel seyrine olan etkileri bakımından önemli sonuçlar doğurmuştur.

Buna göre Osmanlı Devleti'nin taarruz cepheleri ve bu cephelerin sonuçlarıyla ilgili aşağıdaki değerlendirmelerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Kanal Harekâtı'nın başarısızlıkla sonuçlanması üzerine İngiliz kuvvetlerinin karşı taarruza geçmesi, Osmanlı ordusunun Suriye-Filistin hattında bir savunma savaşına çekilmesine zemin hazırlamıştır.

Answer

Kanal Harekâtı'nın başarısızlıkla sonuçlanması üzerine İngiliz kuvvetlerinin karşı taarruza geçmesi, Osmanlı ordusunun Suriye-Filistin hattında bir savunma savaşına çekilmesine zemin hazırlamıştır.
Osmanlı Devleti'nin taarruz amacıyla bizzat açtığı Kanal Cephesi'nde icra edilen Süveyş Harekâtları başarısız olunca İtilaf kuvvetleri (İngiltere) taarruza geçmiş, Sina Yarımadası'nı ele geçirerek Kudüs ve Şam istikametinde ilerlemiştir. Bu durum, Osmanlı ordusunun taarruz konumundan savunma konumuna geçmesine ve Suriye-Filistin Savunma Cephesi'nin açılmasına yol açmıştır.

Step-by-Step Solution

1
Taarruz cephelerinin (Kafkas ve Kanal) askerî amaçlarını ve sonuçlarını belirleme
Osmanlı Devleti I. Dünya Savaşı'nda bizzat taarruz amacıyla iki cephe açmıştır: Kafkas ve Kanal.
Soruda verilen öncül ve seçenekleri cephe türleri ve sonuçları üzerinden test etmek gerekir.
2
Kanal Cephesi'nin gelişim sürecini ve sonuçlarını analiz etme
Kanal Harekâtı ile İngiltere'nin sömürge bağlantısını kesmek ve Mısır'ı geri almak amaçlanmış ancak çöl şartları ve lojistik yetersizlikler nedeniyle iki harekât da başarısız olmuştur. İngiliz kuvvetleri Sina Çölü'nü aşarak Filistin ve Suriye'ye doğru ilerlemiş, Osmanlı Devleti burada Suriye-Filistin Savunma Cephesi'ni açmak zorunda kalmıştır.
Taarruz cephesinin başarısızlığının doğrudan bir savunma cephesinin açılmasına yol açtığı tarihsel nedensellik ilişkisini ortaya koymak.
3
Çeldirici seçeneklerdeki tarihsel, kavramsal ve antlaşma yanılgılarını eleme
Brest-Litovsk yerine Mondros verilmesi, ideolojik akımların (İslamcılık/Turancılık) ters eşleştirilmesi, yardım cephelerinin taarruz cephesi olarak nitelendirilmesi ve Kanal'ın zaferle bittiğinin öne sürülmesi yanlış kurgulardır.
Yalnızca Kanal Harekâtı'nın Suriye-Filistin savunmasına evrildiğini belirten yargı tarihsel olarak tam ve doğrudur.

Key Concept

I. Dünya Savaşı Taarruz Cephelerinin Amaçları, İdeolojik Boyutları ve Askerî Sonuçları

Hints

1
Osmanlı Devleti'nin I. Dünya Savaşı'ndaki taarruz cephelerinin (Kafkas ve Kanal) nihai askerî akıbetlerini ve bu cephelerin sebep olduğu yeni cephe oluşumlarını hatırlayınız.
2
Kanal Harekâtı'nın başarısız olmasının ardından İngilizlerin Sina Yarımadası üzerinden başlattığı ilerleyişin Osmanlı Devleti'ni hangi cephede savunma yapmaya zorladığını düşününüz.
3
Kanal Cephesi taarruzunun püskürtülmesi doğrudan Suriye-Filistin Savunma Cephesi'nin açılmasına yol açmıştır.

Practice More

Kafkas Cephesi'nde Mustafa Kemal Paşa'nın 16. Kolordu Komutanı olarak Muş ve Bitlis'i Rus işgalinden kurtarması süreci ile Brest-Litovsk Antlaşması'nın getirdiği sınır düzenlemelerini pekiştiriniz.

Alternative Method

Cephe sınıflandırma tablosu (Taarruz: Kafkas, Kanal / Savunma: Çanakkale, Irak, Hicaz-Yemen, Suriye-Filistin / Yardım: Galiçya, Romanya, Makedonya) üzerinden seçeneklerdeki kavram, antlaşma ve cephe türü tutarsızlıklarını eleyerek doğrudan doğru seçeneğe ulaşabilirsiniz.
Estimated Time:1m 0s
Question 691Question →

Mondros Ateşkes Antlaşması'nın imzalanmasının ardından işgallere karşı Türk milletinin meşru müdafaa hakkını savunmak amacıyla çeşitli bölgesel cemiyetler kurulmuştur. Bu kapsamda faaliyet gösteren bir cemiyet;

• Fransız kamuoyunu bilgilendirmek ve bölgenin tarihi-hukuki haklarını dünya kamuoyuna duyurmak amacıyla Fransızca "Le Pays" (Vatan) gazetesini, yurt içinde ise kamuoyu oluşturmak için "Hadisat" ve "Albayrak" gazetelerini yayımlamıştır.
• Bölgede nüfus çoğunluğunun kaybedilmesini ve Wilson İlkeleri doğrultusunda azınlık egemenliği kurulmasını engellemek amacıyla yöre halkının "hiçbir suretle bölgeden göç etmemesi" yönünde kesin karar almıştır.
• Bölgesel güçlerin birleştirilmesi amacıyla Erzurum Kongresi'nin toplanmasına öncülük etmiştir.

Bahsedilen bu faaliyet ve özellikleri bünyesinde barındıran millî cemiyet aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Şark Vilayetleri (Doğu Anadolu) Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti

Answer

Şark Vilayetleri (Doğu Anadolu) Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti
Şark Vilayetleri (Doğu Anadolu) Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti; Mondros Mütarekesi sonrasında Doğu Anadolu'da kurulması hedeflenen Ermeni devletine zemin hazırlanmasını önlemek amacıyla İstanbul'da kurulmuş, daha sonra merkezini Erzurum'a taşımıştır. Bölgedeki Türk çoğunluğunu korumak adına 'kesinlikle göç edilmemesi', 'bilim, din ve iktisat alanında teşkilatlanılması' ve 'saldırı anında müşterek savunma yapılması' kararlarını almıştır. Haklı davasını dünyaya duyurmak için Fransızca 'Le Pays' ile Türkçe 'Hadisat' ve 'Albayrak' gazetelerini yayımlamış, Trabzon Muhafaza-i Hukuk Cemiyeti ile birlikte Erzurum Kongresi'ni organize etmiştir.

Step-by-Step Solution

1
Yayın organları üzerinden cemiyetin kimliğini tespit etme
Fransızca 'Le Pays' (Vatan), Türkçe 'Hadisat' ve 'Albayrak' gazetelerinin Şark Vilayetleri Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti tarafından çıkarıldığı belirlenir.
Cemiyet, Doğu Anadolu'daki Türk nüfusunun haklılığını hem Batı kamuoyuna (Fransızca) hem de yerel halka duyurmak istemiştir.
2
Göç yasağı kararının stratejik amacını çözümleme
Bölgeden göçün yasaklanmasının, Mondros'un 24. maddesi ve Wilson İlkeleri uyarınca bölgede Ermeni nüfusunun yapay şekilde çoğunluk kazanmasını önlemeye yönelik olduğu anlaşılır.
Şark Vilayetleri Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti'nin üç temel ilkesinden biri 'Kesinlikle Doğu Anadolu'dan göç edilmemesi' kuralıdır.
3
Kongre faaliyeti ve bölgesel teşkilatlanmayı eşleştirme
Trabzon Muhafaza-i Hukuk Cemiyeti ile iş birliği yaparak Erzurum Kongresi'ni toplayan ana unsurun Şark Vilayetleri Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti olduğu sonucuna ulaşılır.
Öncül maddelerdeki tüm kriterleri eksiksiz karşılayan tek cemiyet Şark Vilayetleri Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti'dir.

Key Concept

Şark Vilayetleri Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti'nin Faaliyetleri, Yayın Organları ve Stratejik Kararları

Hints

1
Bahsedilen cemiyet, Mondros Ateşkes Antlaşması'nın 24. maddesinde geçen 'Vilâyât-ı Sitte' (altı doğu ili) bölgesini korumayı amaçlamaktadır.
2
Cemiyetin en belirgin ilkelerinden biri, Wilson İlkeleri gereği çoğunlukta olunan bölgenin nüfus üstünlüğünü yitirmemesi için Doğu Anadolu'dan ayrılmayı yasaklamasıdır.
3
Erzurum Kongresi'nin toplanmasını organize eden, Albayrak ve Le Pays gazetelerini yayımlayan cemiyeti düşününüz.

Practice More

Erzurum Kongresi'nde Doğu Anadolu Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti ile Trabzon Muhafaza-i Hukuk Cemiyeti'nin birleşerek 'Şarkî Anadolu Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti' adını alması sürecini gözden geçirebilirsiniz.

Alternative Method

Öncüllerde yer alan gazeteler (Hadisat, Albayrak, Le Pays) ve 'göç yasağı' kararı doğrudan Doğu Anadolu bölgesine özgüdür. Seçeneklerdeki diğer cemiyetlerin etki alanları elendiğinde doğrudan doğru cevaba ulaşılır.
Estimated Time:1m 15s
Question 692Question →

Çanakkale Cephesi'nde müttefik donanmasının Boğaz tahkimatını aşamaması ve ardından başlatılan kara harekâtının Türk savunma hatlarında püskürtülmesi; yalnızca cephedeki kuvvetler dengesini değil, I. Dünya Savaşı'nın jeopolitik ve stratejik parametrelerini de kökten değiştirmiştir.

Buna göre, Çanakkale Muharebeleri'nin seyri ve sonuçları dikkate alındığında aşağıdakilerden hangisi bu cephenin uluslararası askeri veya diplomatik etkileri arasında gösterilemez?

Show answer & explanation

Answer: İngiltere ve Fransa'nın Orta Doğu'daki kuvvetlerini takviye etmek amacıyla Kafkas Cephesi'ndeki birliklerini tamamen tahliye ederek bölge denetimini Ruslara devretmesi

Answer

İngiltere ve Fransa'nın Kafkas Cephesi'ndeki birliklerini tahliye ederek bölge denetimini Ruslara devrettiği yönündeki ifade tarihsel gerçeklerle uyuşmamaktadır.
Kafkas Cephesi, Osmanlı Devleti'nin taarruz cephesi olup sadece Çarlık Rusyası ordularına karşı mücadele edilmiştir. İngiltere ve Fransa bu cephede fiilen savaşa katılmadığı için onların Kafkas Cephesi'nden birlik tahliye etmesi tarihsel bir yanılgıdır.

Step-by-Step Solution

1
Çanakkale Cephesi'nin askeri taraflarını ve Osmanlı cepheler ayrımını analiz etmek
Çanakkale Cephesi'nde Osmanlı Devleti; İngiltere, Fransa ve bunlara bağlı Anzak/sömürge birliklerine karşı savaşmıştır.
Soruda geçen diğer cephelerin tarafları ile Çanakkale'nin kuvvet dağılımını ayırt etmek gerekir.
2
Kafkas Cephesi'nin mahiyetini değerlendirmek
Kafkas Cephesi, Osmanlı Devleti'nin doğrudan Çarlık Rusyası'na karşı açtığı bir taarruz cephesidir.
İngiltere ve Fransa Kafkas Cephesi'nde bizzat kara birlikleriyle yer almamış, Osmanlı ile Rusya doğrudan sınır muharebeleri yürütmüştür.
3
Çanakkale Zaferi'nin uluslararası diplomatik ve jeopolitik sonuçlarını incelemek
Bulgaristan İttifak safına geçmiş, Rusya'ya yardım gidemediği için Bolşevik İhtilali'ne giden süreç hızlanmış, İtilaf Devletleri 1915 İstanbul (Boğazlar) Gizli Antlaşması ile Rusya'ya Boğazları vadetmiş ve tarafsız Balkan devletlerinin savaşa girişi gecikmiştir.
Bu gelişmeler Çanakkale Muharebeleri'nin küresel ve diplomatik yansımalarını tam olarak açıklar.
4
Yanlış yargıyı tespit etmek
İngiltere ve Fransa'nın Kafkas Cephesi'nden çekilmesi gibi bir durum söz konusu olamaz çünkü bu güçler Kafkas Cephesi'nde bulunmamıştır.
Cephelerin tarafları ve coğrafi sorumlulukları arasındaki kavram kargaşası elenmelidir.

Key Concept

Çanakkale Cephesi'nin Uluslararası ve Diplomatik Sonuçları

Hints

1
Osmanlı Devleti'nin I. Dünya Savaşı'nda savaştığı cephelerin niteliklerini (taarruz, savunma) ve karşısındaki hasım devletleri hatırlayınız.
2
İngiltere ve Fransa'nın müttefiki olan Rusya ile Osmanlı Devleti'nin hangi cephede sınır savaşı yürüttüğünü ve bu cephede Batılı müttefiklerin bizzat bulunup bulunmadığını değerlendiriniz.
3
Kafkas Cephesi doğrudan Osmanlı-Rus mücadelesidir; Batılı İtilaf devletlerinin bu cepheden kuvvet tahliye etmesi söz konusu değildir.

Practice More

Çanakkale Muharebeleri sırasında imzalanan Boğazlar (1915) ve Londra (1915) gizli antlaşmalarının stratejik arka planını inceleyen sorular çözünüz.

Alternative Method

Çanakkale Muharebeleri'nin sonuçlarını 'Avrupa/Balkan diplomasisi', 'Rusya iç dinamikleri' ve 'Osmanlı cepheler haritası' başlıkları altında tasnif ederek ilgili olmayan cephe-aktör eşleşmesini doğrudan tespit edebilirsiniz.
Estimated Time:2m 0s
Question 693Question →

Mondros Mütarekesi'nin imzalanmasının ardından Rauf Bey'in 'Devletin bağımsızlığı ve saltanatın hukuku bütünüyle kurtarılmıştır.' şeklindeki iyimser beyanatına karşın; Yıldırım Orduları Grubu Komutanı Mustafa Kemal Paşa, Sadrazam Ahmet İzzet Paşa'ya gönderdiği telgraflarda metnin belirsiz ve tehlikeli hükümler barındırdığını, özellikle müttefiklerin güvenlik gerekçesiyle stratejik noktaları işgal etme ve ordunun terhis edilmesi şartlarının Osmanlı Devleti'ni savunmasız bırakarak fiilî işgallere meşru zemin hazırlayacağını savunmuş ve İskenderun Limanı'na yönelik İtilaf taleplerine karşı gerektiğinde silah kullanılmasını emretmiştir.

Bu tarihsel durum ve tarafların mütarekeye yönelik tutumları birlikte değerlendirildiğinde, aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

Show answer & explanation

Answer: Mustafa Kemal Paşa'nın ısrarlı uyarıları sonucunda İstanbul Hükûmeti mütareke tatbikatını durdurmuş ve ordunun terhisini engelleyerek yurt genelinde yeni bir savunma hattı kurmuştur.

Answer

Mustafa Kemal Paşa'nın uyarıları sonucunda İstanbul Hükûmeti'nin mütareke tatbikatını durdurduğu ve yeni bir savunma hattı kurduğu yönündeki yargı söylenemez.
Mondros Ateşkes Antlaşması'nın imzalanmasının ardından Sadrazam Ahmet İzzet Paşa ve Rauf Bey antlaşmayı olumlu karşılarken, Yıldırım Orduları Grup Komutanı Mustafa Kemal Paşa özellikle 7. maddenin yaratacağı tehlikeleri görerek ordu birliklerinin terhis edilmemesi ve İskenderun'un teslim edilmemesi gerektiğini savunmuştur. Ancak İstanbul Hükûmeti Mustafa Kemal Paşa'nın bu ikazlarını dikkate almamış; İngilizlerin baskısıyla Yıldırım Orduları Grubu ile 7. Ordu Karargâhı'nı 7 Kasım 1918'de lağvederek Mustafa Kemal'i İstanbul'a çağırmış ve terhis işlemlerine devam etmiştir. Dolayısıyla hükümetin mütarekeyi durdurup savunma hattı kurduğu iddiası tamamen yanlıştır.

Step-by-Step Solution

1
Metinde verilen tarihsel bağlamı ve tarafların (Mustafa Kemal Paşa ile İstanbul Hükûmeti) mütarekeye yaklaşımlarını analiz etmek.
İstanbul Hükûmeti'nin mütarekeyi kurtuluş ve barış fırsatı olarak gördüğü, Mustafa Kemal Paşa'nın ise maddelerin belirsizliğini ve getireceği işgal tehdidini vurguladığı belirlenir.
Mondros sonrası komuta kademesi ile sivil/askeri bürokrasi arasındaki vizyon farkını netleştirmek gerekir.
2
Mustafa Kemal Paşa'nın Sadrazam Ahmet İzzet Paşa ile yaptığı telgraf trafiğindeki somut taleplerini ve İskenderun tutumunu incelemek.
Mustafa Kemal Paşa'nın İskenderun ve Suriye sınırında İtilaf taleplerine boyun eğilmemesi ve ordunun terhis edilmemesi yönündeki ikazları doğrulanır.
Mütarekenin 7. maddesinin kötüye kullanımına karşı ilk fiilî askeri refleksin niteliğini anlamak gerekir.
3
İstanbul Hükûmeti'nin bu uyarılara karşı sergilediği fiilî icraatı ve sonuçlarını sorgulamak.
İstanbul Hükûmeti'nin direniş hattı kurmak yerine Yıldırım Orduları Grubu'nu lağvedip terhislere devam ettiği ve Mustafa Kemal Paşa'yı İstanbul'a geri çağırdığı ortaya konur.
Hükümetin mütarekeye karşı tavizkâr ve pasif politikasını tarihsel gerçekliğiyle belirlemek gerekir.
4
Seçeneklerdeki ifadeleri adım adım karşılaştırarak ulaşılamaz olan tarihsel yargıyı tespit etmek.
İstanbul Hükûmeti'nin mütarekeyi askıya aldığı veya savunma hattı kurduğu iddiasının tamamen asılsız olduğu sonucuna ulaşılır.
Tarihsel kronoloji ve hükümet kararlarının doğruluğunu teyit etmek için zorunludur.

Key Concept

Mondros Mütarekesi'nin Uygulanış Süreci, Mustafa Kemal Paşa'nın Mütarekeye İtirazları ve İstanbul Hükûmeti'nin Tutumu

Hints

1
Mondros Mütarekesi imzalandığında İstanbul Hükûmeti'nin İtilaf Devletleri'nin niyetlerine karşı sergilediği genel politikayı ve terhis kararlarını hatırlayınız.
2
Mustafa Kemal Paşa'nın Adana'dan Sadrazam Ahmet İzzet Paşa'ya çektiği telgraflar sonrasında Yıldırım Orduları Grubu'nun akıbetini ve Harbiye Nezareti'nin tutumunu göz önüne getiriniz.
3
İstanbul Hükûmeti Mustafa Kemal Paşa'nın uyarılarını dinleyip direnişe geçmemiş, aksine Yıldırım Orduları Grubu'nu lağvederek kendisini İstanbul'a çağırmıştır.

Practice More

Mustafa Kemal Paşa'nın İstanbul'a geldikten sonra 13 Kasım 1918'de Boğaz'daki İtilaf donanmasını gördüğünde söylediği 'Geldikleri gibi giderler' sözü ve Şişli'deki evinde yürüttüğü kurtuluş planları üzerine pekiştirici bir soru çözülebilir.

Alternative Method

Öncüldeki temel çatışmayı (İstanbul Hükûmeti'nin yatıştırıcı/teslimiyetçi tutumu ile Mustafa Kemal Paşa'nın tedbirli/direnişçi tutumu) karşılaştırarak, İstanbul Hükûmeti'nin mütarekeyi askıya alıp savunma hattı kurmasının o dönemin tarihsel gerçekliğiyle (hükümetin pasifliğiyle) taban tabana zıt olduğunu doğrudan eleme yöntemiyle bulabilirsiniz.
Estimated Time:3m 0s
Question 694Question →

I. Dünya Savaşı sonrasında İtilaf Devletleri ile Osmanlı Hükûmeti arasında imzalanan barış antlaşması taslağının hukuki ve diplomatik süreci incelendiğinde;

I. Osmanlı anayasal sisteminde (Kanun-ı Esasi) uluslararası antlaşmaları onaylama yetkisine sahip Mebusan Meclisinin feshedilmiş olması sebebiyle onay sürecinin işletilememesi,
II. İtilaf Devletleri parlamentoları tarafından onaylanıp onay belgelerinin karşılıklı teati edilme (değişimi) sürecinin tamamlanamamış olması,
III. Türkiye Büyük Millet Meclisinin 19 Ağustos 1920 tarihli kararıyla antlaşmayı imzalayan ve onaylayanları vatan haini kabul ederek antlaşmayı 'yok hükmünde' sayması

gelişmelerinden hangileri, Sevr Barış Antlaşması'nın gerek iç hukuk gerekse uluslararası diplomasi hukuku bakımından bağlayıcılık kazanamamasının doğrudan gerekçeleri arasında yer alır?

Show answer & explanation

Answer: I, II ve III

Answer

I, II ve III numaralı yargıların tamamı Sevr Antlaşması'nın hukuki ve diplomatik bağlayıcılık kazanamamasının gerekçeleridir.
Sevr Antlaşması hukuken 'ölü doğmuş / yok hükmünde (keennemyekûn)' bir belgedir. Çünkü: 1) Kanun-ı Esasi gereğince Mebusan Meclisinin onayı zorunludur ancak meclis feshedilmiştir, 2) İtilaf Devletleri parlamentoları onay sürecini tamamlamamıştır, 3) TBMM 19 Ağustos 1920'de antlaşmayı imzalayanları vatan haini ilan ederek hukuken yok saymıştır. Bu nedenle her üç öncülü de içeren seçenek doğrudur.

Step-by-Step Solution

1
Osmanlı Devleti'nin anayasal düzeni (Kanun-ı Esasi) açısından antlaşmanın durumunu incelemek.
Kanun-ı Esasi'nin 7. ve 44. maddeleri uyarınca barış ve sınır antlaşmalarının yürürlüğe girmesi Mebusan Meclisi onayına bağlıdır; ancak meclis 11 Nisan 1920'de resmen feshedildiği için Saltanat Şurası kararıyla imzalanan antlaşma iç hukuk bakımından yok hükmündedir.
Anayasal organların onayından geçmeyen antlaşmalar yürürlük kazanamaz.
2
Uluslararası diplomasi hukuku (ratifikasyon) açısından süreci değerlendirmek.
Çok taraflı antlaşmaların uluslararası hukukta yürürlüğe girebilmesi için taraf devletlerin parlamentolarınca onaylanması ve onay belgelerinin teati edilmesi gerekir; İtilaf Devletleri parlamentoları bu süreci tamamlamamıştır.
Diplomasi hukukunda onay belgeleri teati edilmeyen antlaşmalar hukuken yürürlüğe girmiş sayılamaz.
3
TBMM'nin hukuki ve siyasi kararlarını analiz etmek.
TBMM, 19 Ağustos 1920 tarihli kararıyla Sevr'i imzalayanları (Rıza Tevfik, Hadi Paşa, Reşat Halis) ve Saltanat Şurası'nda onaylayanları Hıyanet-i Vataniye Kanunu kapsamında vatan haini ilan etmiş ve antlaşmayı kesin olarak reddetmiştir.
Ankara hükûmeti ve millet iradesi antlaşmanın uygulamasını tamamen hükümsüz kılmıştır.
4
Elde edilen verileri birleştirerek sonuca ulaşmak.
Verilen üç gerekçe de antlaşmanın bağlayıcılık kazanamamasının doğrudan nedenleridir.
İç hukuk, uluslararası hukuk ve milli egemenlik hukuku boyutlarının tamamı antlaşmanın geçersizliğini tescil etmiştir.

Key Concept

Sevr Antlaşması'nın Hukuki Geçersizliği ve Diplomatik Boyutu

Hints

1
Bir antlaşmanın hukuki geçerlilik kazanması hem taraf devletlerin iç hukuk mekanizmalarına hem de uluslararası diplomasi kurallarına bağlıdır.
2
Kanun-ı Esasi'ye göre onay mercii kimdir? İtilaf Devletleri parlamentoları antlaşmayı onaylamış mıdır? TBMM bu antlaşmaya karşı hangi kanuni kararı almıştır?
3
Mebusan Meclisinin feshi iç hukuksuzluğu, İtilaf Devletleri parlamentolarının onaylamaması uluslararası geçersizliği, TBMM'nin 19 Ağustos kararı ise milli iradenin yaptırımını gösterir. Her üç öncül de geçerlidir.

Practice More

TBMM'nin Sevr Antlaşması'nı imzalayan delegeler (Rıza Tevfik, Hadi Paşa, Reşat Halis) hakkında aldığı kararlar ile Lozan Barış Antlaşması'ndaki 150'likler listesi arasındaki bağlantıyı inceleyiniz.

Alternative Method

Hukuksal boyutları üç temel düzlemde sınıflandırarak çözebilirsiniz: 1. Osmanlı Anayasal Düzlemi (Mebusan Meclisi yokluğu), 2. Uluslararası Hukuk Düzlemi (Ratifikasyon eksikliği), 3. Yeni Türk Devleti Hukuk Düzlemi (TBMM Hıyanet-i Vataniye kararı). Üçü de bağlayıcılığı engelleyen doğrudan unsurlardır.
Estimated Time:1m 30s
Question 695Question →

I. Dünya Savaşı'nın patlak vermesi üzerine Osmanlı Devleti başlangıçta 'silahlı tarafsızlık' ilan etmiş; Almanya ile 2 Ağustos 1914'te gizli ittifak yapmasına rağmen fiilen savaşa girdiği Ekim ayı sonuna kadar geçen süreçte kendi bağımsızlığını güçlendirmek ve güvenliğini artırmak amacıyla tek taraflı çeşitli adımlar atmıştır.

Buna göre, Osmanlı Devleti'nin savaşa fiilen girmesinden önceki silahlı tarafsızlık sürecinde (Ağustos - Ekim 1914) gerçekleştirdiği uygulamalar arasında aşağıdakilerden hangisi yer almaz?

Show answer & explanation

Answer: Padişah ve Halife V. Mehmet Reşat tarafından İtilaf Devletleri'ne karşı resmen 'Cihad-ı Ekber' (Kutsal Cihat) ilan edilmesi

Answer

Padişah ve Halife V. Mehmet Reşat tarafından İtilaf Devletleri'ne karşı resmen 'Cihad-ı Ekber' (Kutsal Cihat) ilan edilmesi
Cihad-ı Ekber (Kutsal Cihat) ilanı; Osmanlı donanmasının 29 Ekim 1914'te Rus limanlarını bombalaması ve İtilaf Devletleri'nin sırasıyla savaş ilan etmesi sonrasında, Padişah V. Mehmet Reşat ve Şeyhülislam Ürgüplü Hayri Efendi'nin yayımladığı fetvalarla 11-14 Kasım 1914'te gerçekleşmiştir. Dolayısıyla savaşa fiilen girilmeden önceki silahlı tarafsızlık döneminde (Ağustos - Ekim 1914) değil, savaşa resmen girildikten sonraki süreçte yer alır.

Step-by-Step Solution

1
Osmanlı Devleti'nin I. Dünya Savaşı'na giriş sürecindeki kronolojik evreleri ve hukuki adımları analiz etmek
Osmanlı Devleti Ağustos 1914'te silahlı tarafsızlık ilan etmiş; 29-30 Ekim 1914 Karadeniz Olayı (Yavuz ve Midilli gemilerinin Rus limanlarını bombalaması) ile savaşa fiilen girmiştir.
Soru kökü, savaşa fiilen girilmeden önceki 'silahlı tarafsızlık' evresinde (Ağustos - Ekim 1914) yapılan hamleler ile savaşa girildikten sonraki uygulamaların ayrımını istemektedir.
2
Silahlı tarafsızlık evresinde (Ağustos - Ekim 1914) atılan egemenlik ve savunma adımlarını değerlendirmek
Genel seferberlik ilanı (Ağustos 1914), kapitülasyonların tek taraflı kaldırılması (9 Eylül 1914), Boğazların yabancı gemilere kapatılması (27 Eylül 1914) ve yabancı mali denetimlerin kısıtlanması bu ara dönemde gerçekleştirilmiştir.
Bu adımların tamamı Osmanlı Devleti henüz savaşa resmen ve fiilen girmemişken icra edilmiştir.
3
Cihad-ı Ekber fetvasının tarihini ve hukuki bağlamını belirlemek
Cihad-ı Ekber, Osmanlı Devleti savaşa fiilen girdikten ve İtilaf Devletleri Osmanlı'ya savaş ilan ettikten sonra, 11-14 Kasım 1914 tarihlerinde Halife V. Mehmet Reşat tarafından ilan edilmiştir.
Cihat ilanı savaş öncesi tarafsızlık dönemine değil, savaş başladıktan sonraki fiilî savaş dönemine aittir.

Key Concept

Osmanlı Devleti'nin I. Dünya Savaşı'na giriş sürecindeki diplomatik, askeri ve hukuki kronoloji

Hints

1
Osmanlı Devleti'nin savaşa fiilen girdiği tarih 29 Ekim 1914 Karadeniz Olayı'dır. Seçeneklerdeki olayların bu tarihten önce mi yoksa sonra mı gerçekleştiğine dikkat ediniz.
2
İslam dünyasına ve sömürgelerdeki Müslümanlara yönelik dinî ve ideolojik çağrı, savaşın resmen başlaması ve padişah fetvasının yayımlanmasıyla Kasım 1914'te yapılmıştır.
3
Kapitülasyonların kaldırılması, Boğazların kapatılması ve seferberlik ilanı Eylül ve Ekim aylarında yapılmışken; Cihat fetvası Kasım 1914'te savaşa resmen dahil olunduktan sonra ilan edilmiştir.

Practice More

Osmanlı Devleti'nin kapitülasyonları kaldırma kararına müttefiki Almanya ve Avusturya-Macaristan'ın verdiği tepkiyi inceleyiniz.

Alternative Method

Süreç odaklı eleme yöntemi: Osmanlı Devleti'nin Ağustos-Ekim 1914 arasındaki adımları 'bağımsızlığı artırma ve savunma tedbirleri' (seferberlik, kapitülasyonlar, Boğazlar) iken; doğrudan düşman devletleri hedef alan ve halkları savaşa sevk eden dinî/askeri fetva (Cihad-ı Ekber) savaşın fiilen patlak vermesinden sonraki bir adımdır.
Estimated Time:1m 30s
Question 696Question →

Osmanlı Devleti'nin I. Dünya Savaşı'nda mücadele ettiği cepheler; stratejik gayelerine ve harekât sahalarına göre "taarruz", "savunma" ve "müttefiklere yardım" cepheleri olmak üzere sınıflandırılmıştır.

Buna göre, Osmanlı ordusunun yürüttüğü askerî faaliyetler ve ortaya çıkan neticeler dikkate alındığında, aşağıdakilerden hangisi doğrudan Osmanlı Devleti'nin "savunma cepheleri"ndeki mücadelesine ait bir gelişme veya özellik değildir?

Show answer & explanation

Answer: Çanakkale Zaferi'nin ardından boşa çıkan 15. Kolordu'nun, Rus ordusunun ilerleyişini kırarak Avusturya-Macaristan hatlarını tahkim etmek amacıyla Galiçya bölgesine intikal ettirilmesi

Answer

Çanakkale Zaferi'nin ardından boşa çıkan 15. Kolordu'nun, Rus ordusunun ilerleyişini kırarak Avusturya-Macaristan hatlarını tahkim etmek amacıyla Galiçya bölgesine intikal ettirilmesi ifadesi doğru cevaptır; çünkü bu gelişme savunma cephelerine değil, yardım cephelerine aittir.
Osmanlı Devleti'nin I. Dünya Savaşı'ndaki cepheleri amaçlarına göre ayrıldığında; Irak, Suriye-Filistin ve Hicaz-Yemen cepheleri Osmanlı'nın kendi sınırlarını ve toprak bütünlüğünü korumak amacıyla savaştığı 'savunma cepheleri'dir. Buna karşılık Galiçya, Makedonya ve Romanya cepheleri, Osmanlı'nın sınırları dışında müttefikleri olan Almanya, Avusturya-Macaristan ve Bulgaristan'a destek amacıyla asker sevk ettiği 'yardım cepheleri'dir. Çanakkale'den sonra 15. Kolordu'nun Galiçya'ya gönderilmesi müttefiklere yardım amacı taşır, dolayısıyla savunma cephesi niteliğinde değildir.

Step-by-Step Solution

1
I. Dünya Savaşı'nda Osmanlı Devleti'nin mücadele ettiği cephelerin niteliksel tasnifini hatırlamak
Savunma cepheleri: Çanakkale, Irak, Hicaz-Yemen, Suriye-Filistin. Taarruz cepheleri: Kafkas, Kanal. Yardım cepheleri: Galiçya, Romanya, Makedonya.
Soruda verilen öncüllerin hangi cephe kategorisine ait olduğunu ayırt edebilmek için temel tasnifin bilinmesi gerekir.
2
Seçeneklerde yer alan askerî ve siyasi gelişmelerin ait olduğu cepheleri ve cephe türlerini analiz etmek
Kut'ül-Amâre ve Bağdat gelişmeleri (Irak - Savunma), Şerif Hüseyin isyanı (Hicaz-Yemen - Savunma), Mustafa Kemal Paşa'nın Halep kuzeyi savunması (Suriye-Filistin - Savunma), Basra ve petrol havzaları müdafaası (Irak - Savunma), 15. Kolordu'nun Galiçya'ya sevki (Galiçya - Yardım).
Seçeneklerdeki hadiselerin doğrudan 'Osmanlı savunma cepheleri'ne mi yoksa müttefik sınırları dışındaki 'yardım cepheleri'ne mi ait olduğunu saptamak.
3
Savunma cephesi kapsamına girmeyen seçeneği belirlemek
15. Kolordu'nun Avusturya-Macaristan'a destek amacıyla Galiçya'ya gönderilmesi, müttefiklere yardım cephesi faaliyetidir.
Galiçya, Osmanlı sınırları dışında yer alan ve toprak kazanma veya savunma amacı gütmeyen bir yardım cephesidir.

Key Concept

I. Dünya Savaşı'nda Osmanlı Devleti'nin Savunma ve Yardım Cephelerinin Stratejik Nitelikleri ve Ayrımı

Hints

1
Osmanlı Devleti'nin kendi sınırları içindeki topraklarını korumak için savaştığı cepheler ile müttefiklerine destek olmak amacıyla sınır ötesine asker gönderdiği cephelerin ayrımına dikkat ediniz.
2
Galiçya, Makedonya ve Romanya cepheleri Osmanlı Devleti'nin hangi amaçla dahil olduğu cephelerdendir?
3
Galiçya bir yardım cephesidir; bu cepheye yapılan kolordu sevkiyatı savunma cepheleri kategorisinde değerlendirilemez.

Practice More

Brest-Litovsk Antlaşması'nın imzalanması ile Osmanlı Devleti'nin hangi yardım ve taarruz cephelerindeki askerî varlığının sona erdiğini inceleyebilirsiniz.

Alternative Method

Cepheleri isim sonlarındaki harf kodlaması ve coğrafi aidiyet üzerinden sınıflandırabilirsiniz: Sonu 'K' ile bitenler Taarruz (Kafkas, Kanal), sonu 'YA' ile bitenler Yardım (Galiçya, Romanya, Makedonya), kalanlar ise Savunma cepheleridir.
Estimated Time:1m 15s
Question 697Question →

Milli Mücadele Dönemi'nde Karadeniz Bölgesi'nde Rumların bağımsız bir devlet kurma faaliyetlerine ve çete hareketlerine engel olmak amacıyla bölge Türkleri tarafından kurulan millî varlığa yararlı cemiyet aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Trabzon Muhafaza-i Hukuk-ı Milliye Cemiyeti

Answer

Trabzon Muhafaza-i Hukuk-ı Milliye Cemiyeti
Trabzon Muhafaza-i Hukuk-ı Milliye Cemiyeti, Mondros Ateşkes Antlaşması'ndan sonra Karadeniz Bölgesi'nde kurulmak istenen Pontus Rum Devleti projesine ve Rum çetelerine karşı bölge halkının meşru haklarını savunmak, Türk nüfusun göç etmesini önlemek amacıyla teşkilatlanmış millî varlığa yararlı bir cemiyettir.

Step-by-Step Solution

1
Soru kökündeki bölge ve amaç analizi yapılır.
Soru, Karadeniz Bölgesi'nde Rum faaliyetlerine karşı kurulan Türk ve yararlı cemiyeti sormaktadır.
Bölgesel mücadele eden cemiyetlerin faaliyet alanları ve kuruluş amaçları ayırt edilmelidir.
2
Cemiyetlerin nitelikleri (yararlı/zararlı/azınlık) ve faaliyet alanları değerlendirilir.
Trabzon Muhafaza-i Hukuk-ı Milliye Cemiyeti, Doğu Karadeniz'deki Pontus tehlikesine karşı Türklerin kurduğu yararlı cemiyettir.
Pontus Rum ve Mavri Mira azınlık cemiyeti, İngiliz Muhipleri milli varlığa düşman cemiyet, Hınçak-Taşnak ise Ermeni azınlık cemiyetidir.

Key Concept

Milli Mücadele Dönemi Yararlı ve Zararlı Cemiyetlerin Ayrımı ve Faaliyet Alanları

Hints

1
Cemiyetin hem Türkler tarafından kurulmuş olması (yararlı) hem de Karadeniz Bölgesi'nde faaliyet göstermesi gerekmektedir.
2
Bu cemiyet, Erzurum Kongresi'nin toplanmasında Doğu Anadolu Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti ile birlikte öncü rol oynamıştır.

Practice More

Erzurum Kongresi'nin toplanmasına öncülük eden cemiyetlerin bölgesel amaçlarını ve yayınladıkları gazeteleri tekrar ediniz.

Alternative Method

Seçenekleri 'Yararlı Cemiyetler' ve 'Zararlı/Azınlık Cemiyetleri' olarak gruplandırınız. Dört seçenek zararlı veya azınlık cemiyetiyken yalnızca bir seçenek Türklerin kurduğu yararlı cemiyettir.
Estimated Time:40s
Question 698Question →

ABD Başkanı Woodrow Wilson tarafından 8 Ocak 1918 tarihinde yayımlanan 14 ilke, I. Dünya Savaşı'nın sona ermesinde ve mağlup devletlerin ateşkes imzalamasında önemli bir rol oynamıştır. Bu ilkeler arasında doğrudan Osmanlı Devleti'ni ve stratejik su yollarını ilgilendiren özel bir hükme de yer verilmiştir.

Buna göre, Wilson İlkeleri'nde Osmanlı Boğazları (Çanakkale ve İstanbul Boğazları) ile ilgili olarak yer alan temel hüküm aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Uluslararası güvenceler altında bütün milletlerin ticaret gemilerine ve seyrüseferine sürekli açık tutulması

Answer

Uluslararası güvenceler altında bütün milletlerin ticaret gemilerine ve seyrüseferine sürekli açık tutulması
ABD Başkanı Woodrow Wilson tarafından yayımlanan 14 ilkenin Osmanlı Devleti ile ilgili maddesinde; Boğazlar'ın (Çanakkale ve İstanbul Boğazları) uluslararası teminatlar ve güvenceler altında bütün devletlerin ticaret gemilerine ve serbest seyrüseferine sürekli açık tutulması açıkça ifade edilmiştir. Böylece hem dünya ticaretinin sürekliliği hem de stratejik geçiş yollarının tek taraflı kapatılmasının engellenmesi amaçlanmıştır.

Step-by-Step Solution

1
Wilson İlkeleri'nin Osmanlı Devleti'ni doğrudan ilgilendiren maddelerini inceleyiniz.
İlkelerde Türklerin çoğunlukta olduğu alanlara kesin egemenlik tanınması, diğer milletlere güvenli gelişme hakkı verilmesi ve Boğazlar'ın uluslararası statüsü düzenlenmiştir.
Soruda doğrudan Boğazlar'ın statüsüne yönelik kararın belirlenmesi istenmektedir.
2
Boğazlar ile ilgili ilkenin amacını ve kapsamını belirleyiniz.
Çanakkale ve İstanbul Boğazları'nın uluslararası teminatlar altında tüm milletlerin ticaretine ve gemilerine sürekli açık tutulması kabul edilmiştir.
Wilson İlkeleri denizlerde serbestlik ve dünya ticaretinin engelsiz sürmesi prensibine dayanır.

Key Concept

Wilson İlkeleri'nin Osmanlı Boğazları'na ilişkin maddesi ve uluslararası serbest ticaret güvencesi

Hints

1
Wilson İlkeleri'nin genel mantığı denizlerde seyrüsefer serbestisi ve dünya ticaretinin önündeki engellerin kaldırılmasıdır.
2
Boğazlar'ın stratejik önemi nedeniyle tek bir devletin denetiminde kapalı kalmaması, uluslararası güvenceyle tüm milletlerin ticaret gemilerine açık olması öngörülmüştür.

Practice More

Wilson İlkeleri'nin Osmanlı Devleti'ndeki Türk çoğunluklu bölgelerin egemenlik hakkı ve azınlıkların özerkliği konularındaki hükümlerini inceleyiniz.

Alternative Method

Wilson İlkeleri'nde yer alan 'açık denizler ve serbest uluslararası ticaret' prensibini göz önüne alarak Boğazlar maddesinin de tüm dünya devletlerinin ticaretine açık tutulma güvencesi getirdiğini doğrudan çıkarabilirsiniz.
Estimated Time:45s
Question 699Question →

Sevr Antlaşması'nın Doğu Anadolu'ya ilişkin 89. maddesinde; bağımsız bir Ermenistan Devleti'nin kurulması, Karadeniz'e çıkışının sağlanması ve Türkiye ile Ermenistan arasındaki sınırın Erzurum, Trabzon, Van ve Bitlis vilayetlerini kapsayacak biçimde belirlenmesi hükme bağlanmıştır.

Bu antlaşma hükmüne göre, söz konusu sınırların çizilmesi ve taraflar arasındaki uyuşmazlığın çözümü konusunda hakemlik yetkisi aşağıdakilerden hangisine bırakılmıştır?

Show answer & explanation

Answer: Amerika Birleşik Devletleri Başkanı

Answer

Amerika Birleşik Devletleri Başkanı
Sevr Antlaşması'nın 89. maddesinde açıkça belirtildiği üzere; Osmanlı Devleti ve diğer akit devletler, Türkiye ile Ermenistan arasındaki sınırın Erzurum, Trabzon, Van ve Bitlis vilayetlerinde Amerika Birleşik Devletleri Başkanı'nın hakemliğine bırakılmasını ve onun bu konuda vereceği kararı peşinen kabul etmeyi taahhüt etmişlerdir. Bu doğrultuda ABD Başkanı Woodrow Wilson tarafından hazırlanan harita (Wilson Tahkimi), Doğu Karadeniz ve Doğu Anadolu'nun önemli bir kısmını Ermenistan sınırları içinde göstermiştir.

Step-by-Step Solution

1
Sevr Antlaşması'nın Doğu Anadolu ve kurulması tasarlanan Ermenistan Devleti ile ilgili maddelerini tespit etme
Antlaşmanın 89. maddesinde Doğu Anadolu'daki sınırların belirlenmesi hususunun yer aldığı anlaşılır.
Sevr Antlaşması, Osmanlı topraklarını parçalamak üzere Doğu Anadolu'da geniş bir Ermenistan ve özerk Kürdistan kurulmasını planlamıştır.
2
Madde 89'da sınır belirleme (tahkim) yetkisinin kime devredildiğini değerlendirme
Trabzon, Erzurum, Van ve Bitlis vilayetlerinin sınırlarının Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Woodrow Wilson tarafından çizilmesi (Wilson Tahkimi) hükme bağlanmıştır.
İtilaf Devletleri, kamuoyu desteği sağlamak ve Wilson İlkeleri'ne uygun bir meşruiyet zemini oluşturmak amacıyla sınır çizim hakemliğini ABD Başkanı'na bırakmıştır.

Key Concept

Sevr Antlaşması Madde 89 ve Wilson Tahkimi (Ermenistan Sınırlarının Belirlenmesi)

Hints

1
I. Dünya Savaşı sonrasında dünya barışı için 14 ilke yayımlayan devlet adamının makamını düşününüz.
2
Doğu Anadolu'da kurulması planlanan devletin sınırları, kendi adıyla anılan ilkeleriyle tanınan ABD lideri tarafından belirlenmiştir.
3
Sevr Antlaşması'nın 89. maddesi gereğince Trabzon, Erzurum, Van ve Bitlis sınırları için 'Woodrow Wilson Tahkimi'ne başvurulmuştur.

Practice More

Sevr Antlaşması'nın Boğazlar Bölgesi ve Maliye Komisyonu gibi diğer egemenlik kısıtlayıcı uluslararası organlarını inceleyebilirsiniz.

Alternative Method

Madde 89'un meşhur diplomatik terimi olan 'Wilson Tahkimi' (Arbitration of President Wilson) kavramından hareketle doğrudan ABD Başkanı cevabına ulaşılabilir.
Estimated Time:1m 0s
Question 700Question →

I. Dünya Savaşı sürecinde "Medine Müdafii" ve "Çöl Kaplanı" olarak tanınan Fahreddin Paşa'nın, her türlü yokluğa rağmen kutsal mekanları korumak adına İngiliz destekli yerel güçlere karşı destansı bir direniş sergilediği Osmanlı savunma cephesi aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Hicaz-Yemen Cephesi

Answer

Hicaz-Yemen Cephesi
I. Dünya Savaşı'nda Osmanlı Devleti kutsal toprakları ve özellikle Medine'yi korumak amacıyla Hicaz-Yemen Cephesi'nde mücadele vermiştir. Bu cephede 7. Kolordu Komutanı Fahreddin Paşa, İngilizlerin kışkırttığı Şerif Hüseyin birliklerine karşı kısıtlı cephane ve gıda kaynaklarına rağmen şehri teslim etmeyerek "Medine Müdafii" ve "Çöl Kaplanı" unvanlarını kazanmıştır.

Step-by-Step Solution

1
Soruda verilen tarihî şahsiyeti ve askerî rolü tespit etme
"Çöl Kaplanı" ve "Medine Müdafii" unvanlarıyla anılan komutan Fahreddin Paşa'dır.
Sorudaki öncül, Medine savunması ve kutsal toprakların korunması sürecini işaret etmektedir.
2
Fahreddin Paşa'nın görev yaptığı ve Medine savunmasının gerçekleştiği cepheyi belirleme
Mücadele Hicaz-Yemen Cephesi sınırları dahilinde cereyan etmiştir.
Osmanlı Devleti I. Dünya Savaşı'nda kutsal beldeleri İngilizlere ve isyancı Şerif Hüseyin birliklerine karşı Hicaz-Yemen Cephesi'nde savunmuştur.

Key Concept

I. Dünya Savaşı'nda Osmanlı Devleti'nin savunduğu Hicaz-Yemen Cephesi ve Fahreddin Paşa'nın Medine Müdafaası

Hints

1
Soruda bahsedilen olay kutsal mekanların (Mekke-Medine) korunması amacıyla yürütülen bir savunma harekâtıdır.
2
"Çöl Kaplanı" unvanlı Fahreddin Paşa'nın Şerif Hüseyin ve İngilizlere karşı yürüttüğü Medine Müdafaası'nı hatırlayınız.
3
Kutsal toprakların ve Arabistan yarımadasının güneyinin savunulduğu cephe Hicaz-Yemen Cephesi'dir.

Practice More

Irak Cephesi'ndeki Kut'ül Amare zaferi ve Halil Kut Paşa'nın faaliyetlerini içeren benzer bir soru çözebilirsiniz.

Alternative Method

Osmanlı'nın I. Dünya Savaşı'ndaki savunma cepheleri 'Çanakkale, Irak, Suriye-Filistin ve Hicaz-Yemen'dir. Medine ve Mekke gibi İslam dünyası açısından mukaddes kabul edilen beldeleri kapsayan savunma hattı doğrudan Hicaz-Yemen Cephesi ile eşleşir.
Estimated Time:45s
PreviousPage 35 / 41Next
XX. Yüzyıl Başlarında Osmanlı Devleti Practice Questions — KPSS Genel Yetenek - Genel Kültür — Page 35 | Examkin