Anlam Bilgisi
956 questions
(I) Yerli teknoloji üretimini teşvik etmek amacıyla teknoparklarda yeni destek paketleri hayata geçirilmiştir. (II) Ar-Ge yatırımlarına ayrılan bütçenin yetersiz kalması, bazı stratejik savunma sanayii projelerinin askıya alınmasına neden olmuştur. (III) Küresel pazarda söz sahibi olabilmek için yüksek katma değerli ürünlerin üretimine ağırlık verilmelidir. (IV) İnovasyon kültürünü tabana yaymak üzere üniversite-sanayi iş birliği modelleri yeniden yapılandırılmaktadır. (V) Nitelikli personel istihdamı sağlandığı takdirde üretim süreçlerindeki hata payı minimum seviyeye indirilecektir.
Buna göre numaralanmış cümlelerin hangisinde yargı, gerekçesiyle birlikte verilmiştir?
Aşağıdaki cümlelerin hangisinde yargı, gerekçesiyle birlikte verilmiştir?
Eski mesai arkadaşları, uzun yıllar sonra karşılaştıkları o sakin akşam yemeğinde, geçmişin yüklerinden kurtulmak istercesine birbirlerine iyice açılmışlardı.
Bu cümledeki "açılmak" sözcüğünün kazandığı anlam aşağıdakilerden hangisidir?
Son yıllarda kurumun yürüttüğü projelerde gözlemlenen eksen kayması, temel hizmet alanlarından uzaklaşılarak sadece popülist söylemlere odaklanılmasına neden olmuştur. Bu durum, uzun vadeli stratejik hedeflerin de belirsizleşmesine yol açmaktadır.
Bu parçadaki altı çizili sözle anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?
Usta öğreticinin verdiği bu değerli tavsiyeler, genç çırağın meslek hayatı boyunca kulağına küpe olmuş, her zorlukla karşılaştığında ona yol göstermiştir.
Bu cümledeki altı çizili söz öbeğiyle anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?
Aşağıdaki cümlelerin hangisinde 'amaç-sonuç' ilişkisi vardır?
Modern edebiyatın en büyük yanılgılarından biri, yazarın her şeyi en ince ayrıntısına kadar anlatma çabasıdır. Oysa nitelikli bir yapıt, sadece söyledikleriyle değil, ustalıkla sustuklarıyla da değer kazanır. Okur, metnin satır aralarına yerleştirilen o boşluklarda kendi dünyasını inşa eder; yazarın bıraktığı izleri takip ederek hikâyeyi kendi zihninde tamamlar. Eğer bir metin her şeyi gün ışığına çıkarıyor, hayal gücüne yer bırakmıyorsa, o yapıt bir keşif alanı olmaktan çıkıp bir dayatmaya dönüşür. Gerçek bir sanat eseri, okuru edilgen bir alıcı konumundan çıkarıp yaratım sürecinin bir paydaşı haline getiren o büyülü sessizlik anlarında gizlidir. Dolayısıyla yazınsal derinlik, sözcüklerin çokluğunda değil, o sözcüklerin hangi boşlukları çevrelediğinde aranmalıdır. Bu sessizlik, yazarın yetersizliğinden değil, aksine okura duyduğu saygıdan ve metne katmak istediği sonsuz yorum imkânından kaynaklanır.
Bu parçada asıl anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?
Günümüz dünyasında her şeyin bir an evvel sonuçlanması, eylemin hemen semeresini vermesi bekleniyor. Hızın kutsandığı bu çağda, 'beklemek' artık pasif bir zaman kaybı ya da bir beceriksizlik göstergesi olarak algılanıyor. Oysa düşüncenin ve üretimin doğası, toprağın tohumu saklaması gibi sabırlı bir kuluçka dönemi gerektirir. Bir fikrin zihne düşmesiyle onun bir esere dönüşmesi arasındaki o boşluk, aslında zihnin en yoğun çalıştığı, parçaları birbirine eklemlediği ve özü damıttığı evredir. Aceleyle kotarılan her iş, henüz çiğliği üzerinden atamamış, derinlikten yoksun birer taslak olarak kalmaya mahkumdur. Gerçek yaratıcılık, durmanın ve beklemenin yarattığı o dinginlikten beslenir; çünkü olgunlaşma, zamanın ruhuyla kurulan sessiz bir ortaklıktır. Bu yüzden sabır, yaratım sürecinin dışsal bir engeli değil, onun kurucu ve en hayati unsurudur.
Bu parçada asıl anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?
Hastanelerdeki yoğunluğu azaltmak ve poliklinik hizmetlerini hızlandırmak amacıyla 'Merkezi Hekim Randevu Sistemi' uygulamaya konulmuştur.
Bu cümledeki anlam ilişkisinin özdeşi aşağıdakilerden hangisidir?
Eğitim; bireyin yeteneklerini keşfetmesini sağlayan, onu hayata hazırlayan sürekli bir süreçtir. Ancak modern sistemlerde bilginin ezberlenmesi değil, işlenmesi esas alınmalıdır. Çünkü ham bilgi, kullanılmadığı sürece zihinde bir yükten farksızdır. Araştırmalar, yaparak öğrenenlerin kalıcılık oranının, sadece dinleyenlere göre daha fazla olduğunu göstermektedir. Montaigne'in 'Ezbere bilmek, bilmek değildir.' sözü bu noktada rehber olmalıdır. Öğretmenler, bilgiyi bir paket gibi sunmak yerine öğrenciyi o paketi açmaya teşvik eden birer yol gösterici olmalıdır.
Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangisine başvurulmamıştır?
Kurul üyeleri, hazırlanan tüm yeni projeleri kurumun genel vizyonu çerçevesinde kendi süzgecinden geçirerek nihai onay sürecini başlattı.
Bu cümlede geçen "kendi süzgecinden geçirmek" sözüyle anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?
Sanat eseri, sanatçının dış dünyadan devşirdiği ham maddeyi kendi ruh süzgecinden geçirerek yeniden inşa etmesiyle vücut bulur. Benedetto Croce'nin belirttiği üzere "Sanat bir dışavurumdur ve her dışavurum öznel bir sezgiye dayanır." Bu yönüyle sanatçı, doğayı olduğu gibi kopyalayan bir kayıt cihazı değil; nesneleri duygularıyla harmanlayan bir simyacıdır. Bilim, olguları nesnel ve genelgeçer yasalarla kategorize ederken sanat, o olguların bireydeki benzersiz ve tekil yankısını duyurur. Örneğin bir şair için rüzgâr, sadece bir hava akımı değil; geçmişin derinlerinden gelen bir fısıltıdır.
Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangisine başvurulmamıştır?
Türkçede cümleler arasındaki anlam ilişkileri; yargının bir nedene dayanması, bir amaca yönelik olması veya bir koşula bağlanması bakımından farklılık gösterir. Buna göre, aşağıdaki cümlelerin hangisinde yargı, bir amaca yönelik olarak gerçekleştirilmiştir?
Birçok araştırmacının toplumsal değişimleri incelerken meselenin köklerine inmek yerine görünenin vitrininde oyalanması, hazırlanan raporların kalıcılığını ve etkisini azaltmaktadır.
Bu cümledeki altı çizili sözle anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?
Bilinç akışı tekniği, modern edebiyatta karakterin zihninden geçenlerin herhangi bir mantıksal süzgeçten geçirilmeden, olduğu gibi aktarılması esasına dayanır. Bu teknik, James Joyce ve Virginia Woolf gibi yazarların kaleminde, insanın iç dünyasının kaotik yapısını yansıtma aracı olarak zirveye ulaşmıştır. Geleneksel anlatıda görülen kronolojik zaman dizgesi, bu teknikte yerini karakterin anlık duyumsamalarına ve geçmişle gelecek arasındaki sıçramalara bırakır. Yazarlar, dilin gramer kurallarını kasıtlı olarak esneterek okuru karakterin kontrol edilemeyen düşünce sarmalına dahil etmeyi amaçlar. Ancak bu yöntem, sadece bir biçim denemesi değil, aynı zamanda insanın parçalanmış modern kimliğini anlama çabasının bir tezahürüdür. Okur, bu metinlerde bir gözlemci olmaktan çıkarak karakterin öznel deneyiminin bir parçası hâline gelir. Psikolojideki serbest çağrışım yöntemiyle paralellik gösteren bu üslup, gerçekliğin nesnel değil, algısal bir süreç olduğunu savunur. Dolayısıyla bilinç akışı, dış dünyayı betimlemekten ziyade, o dünyanın bireydeki yankılarını kayda geçirmeyi hedefler.
Bu parçada "bilinç akışı" tekniğiyle ilgili olarak aşağıdakilerden hangisine değinilmemiştir?
Restorasyon ve konservasyon, kültürel mirasın korunmasında sıklıkla birbirinin yerine kullanılsa da felsefi ve teknik açıdan keskin ayrışmalara sahiptir. Konservasyon, nesnenin mevcut durumunu dondurmayı ve bozulma süreçlerini yavaşlatmayı amaçlarken; restorasyon, nesneyi estetik veya işlevsel bir bütünlüğe kavuşturmak için eksik kısımların tamamlanmasını içerir. Güncel yaklaşımlar, Venedik Tüzüğü ilkeleri doğrultusunda, restorasyonun nesnenin tarihî belgesel niteliğine zarar vermemesi gerektiğini vurgular. Her müdahale, aslına uygunluk kadar "geri döndürülebilirlik" ilkesini de taşımalıdır. Yani kullanılan malzeme ve teknikler, gelecekte nesneye zarar vermeden uzaklaştırılabilmelidir. Ayrıca yapılan eklemelerin orijinal parçadan ayırt edilebilir olması, sahteciliğin önüne geçilmesi açısından zorunluluktur. Bu ilkeler, eserin özgünlüğünün korunmasını ve müdahalelerin dürüstçe belgelenmesini sağlar. Dolayısıyla koruma uzmanları, her iki disiplinin sınırlarını gözeterek disiplinler arası bir hassasiyetle çalışmalıdır.
Bu parçada restorasyon ve konservasyon çalışmalarıyla ilgili aşağıdakilerin hangisine değinilmemiştir?
Modern dünya, mekânı sadece bir koordinat düzlemi ya da ikamet adresi olarak kodlamaya çalışırken "ev" kavramının ontolojik derinliğini gözden kaçırmaktadır. Ev, dört duvarın çevrelediği bir barınak olmanın ötesinde, insanın dünyadaki yerini anlamlandırdığı, kendi varoluşsal ritmini kurduğu bir "merkez"dir. Küreselleşmenin getirdiği akışkanlık ve sürekli yer değiştirme hali, bireyi her yerde ama aynı zamanda hiçbir yerde kılmaktadır. Bu "yersiz yurtsuzlaşma", sadece fiziksel bir göçü değil, insanın anlam dünyasındaki köksüzleşmeyi de temsil eder. Zira bir yere ait olmak, oranın hafızasına ortak olmak ve o hafızayı geleceğe taşıma sorumluluğunu üstlenmektir. Bu sorumluluktan kaçan modern özne, dünyayı bir otel odası gibi deneyimlemeye başladığında, sığınacak bir "anlam kalesi" inşa etme yetisini de yitirmektedir. Dolayısıyla gerçek bir "yurt", ancak insanın kendi iç dünyasıyla dış dünya arasında kurduğu o kopmaz bağ ile mümkün olabilir.
Bu parçada asıl anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?
(I) Ebru sanatı, suyun üzerine serpilen boyaların kağıda aktarılmasıyla yapılan geleneksel bir süsleme sanatıdır. (II) Bu sanatta kullanılan malzemelerin doğallığı, eserin kalıcılığı ve estetik değeri için oldukça önemlidir. (III) Günümüzde bu sanat dalına olan ilginin artmasıyla birlikte pek çok kişi kurslara yönelmiştir. (IV) Özellikle sığır ödü ve kitre gibi doğal maddelerin doğru oranlarda karışımı, ebruya asıl ruhunu verir. (V) Bu sayede renkler suyun üzerinde birbirine karışmadan özgün desenler oluşturur.
Bu parçadaki numaralanmış cümlelerden hangisi düşüncenin akışını bozmaktadır?
Ebru sanatı, kitreyle yoğunlaştırılmış suyun üzerine boyaların serpilmesiyle oluşturulan geleneksel bir kâğıt süsleme sanatıdır. Bu sanatta kullanılan boyalar tamamen doğaldır ve toprak boyalardan elde edilir. Suyun üzerindeki desenler, kâğıda aktarıldığında her defasında eşsiz bir görünüm ortaya çıkar. Ebru yapımında kullanılan fırçalar, gül dalı ve at kılından usta ellerce özel olarak hazırlanır. Bu sanat dalı, sabır ve yüksek dikkat gerektiren bir süreç olduğu için uygulayıcısına içsel bir huzur verir. Günümüzde modern dekorasyon tasarımlarında da bu geleneksel motiflere sıkça rastlanmaktadır.
Bu parçadan hareketle ebru sanatı ile ilgili aşağıdakilerden hangisine değinilmemiştir?
Osmanlı Devleti'nde modern müzecilik anlayışının temelleri, 19. yüzyılın ikinci yarısında atılmaya başlanmıştır. Bu dönemde kurulan Müze-i Hümayun, sadece eserlerin toplandığı bir depo olmaktan çıkarak kurumsal bir kimlik kazanmıştır. Osman Hamdi Bey'in müze müdürlüğüne getirilmesiyle birlikte, arkeolojik kazılar bilimsel bir disipline kavuşturulmuş ve çıkarılan eserlerin yurt dışına kaçırılmasını önleyen yasal düzenlemeler yapılmıştır. Müze, bu süreçte halkın eğitimine katkı sunan ve toplumsal hafızayı diri tutan bir eğitim kurumu olarak da kurgulanmıştır. Batılı muadilleriyle yarışabilecek düzeyde bir koleksiyon oluşturulması, devletin kültürel prestijini artırma çabasının bir parçasıdır. Ancak bu gelişim süreci, ağırlıklı olarak merkezde kalmış; taşradaki eserlerin korunması konusunda aynı etkinlik her zaman sağlanamamıştır. Müzenin yayınladığı kataloglar ve düzenlenen sergiler, Osmanlı aydınının tarihe ve sanat eserine bakış açısını da kökten değiştirmiştir.
Bu parçada Osmanlı müzeciliği ile ilgili aşağıdakilerden hangisine değinilmemiştir?