Bir inşaat firması olan , ruhsatına uygun şekilde başlattığı rezidans inşaatını tamamlamak üzeredir. Ancak yapılan son ölçümlerde, binanın dış cephe kaplamasının ve balkon uçlarının, bitişik parseldeki 'ye ait boş arsaya toplamda metrekarelik bir taşma yaptığı tespit edilmiştir. , inşaatın başlangıcından itibaren durumu fark edebilecek durumda olmasına rağmen sessiz kalmış; ancak inşaat bitip satışlar başladığında, taşan kısmın kal'ini (yıkımını) ve müdahalenin men'ini talep etmiştir. firması, 'ye arsa payının değerinin on katı tutarında tazminat ödemeyi teklif etse de , "mülkiyet hakkım mutlak bir haktır, her zaman korunmasını isteyebilirim" diyerek bu teklifi reddetmiş ve yıkım davası açmıştır.
Buna göre 'nin bu talebi ve tutumuyla ilgili Türk Medeni Kanunu'nun başlangıç hükümleri çerçevesinde aşağıdaki hukuki nitelendirmelerden hangisi doğrudur?
- AMülkiyet hakkı ayni ve mutlak bir hak olduğundan, hak sahibinin bu hakkı ne şekilde ve ne zaman kullanacağı dürüstlük kuralının denetimine tabi tutulamaz.
- 'nin talebi dürüstlük kuralına açıkça aykırı bir "hakkın kötüye kullanılması" teşkil eder; zira elde edilecek menfaat ile karşı tarafa verilecek zarar arasında fahiş bir dengesizlik bulunmakta ve durum sessiz kalarak güven yaratma ilkesiyle çelişmektedir.Answer
- C'nin inşaat sürerken itiraz etmemesi, onun subjektif iyiniyetli olmadığını gösterir; bu nedenle hak düşürücü süre geçtiği için mülkiyet hakkına dayalı talep yetkisi kendiliğinden sona ermiştir.
- DOlayda dürüstlük kuralının uygulama alanı bulabilmesi için ile arasında önceden kurulmuş bir borç ilişkisinin bulunması zorunlu olduğundan, bu talep sadece haksız fiil hükümleriyle değerlendirilir.
- EHâkim, olayda kanun boşluğu bulunduğunu tespit ederek takdir yetkisi çerçevesinde 'nin mülkiyet hakkını zorla 'ya devretmeli ve 'ye uygun bir tazminat ödenmesine hükmetmelidir.