Question

Difficulty: Very hardHakkın Kötüye Kullanılması Yasağı

(A)(A) Vakfı ile (B)(B) Şirketi arasında akdedilen iş yeri kira sözleşmesinde "Kiracı, kiralayanın yazılı izni olmaksızın taşınmazı kısmen veya tamamen alt kiraya veremez; aksi durum sözleşmeye aykırılık teşkil eder ve fesih sebebidir." hükmü yer almaktadır. (B)(B), kiraladığı taşınmazın bir bölümünü (C)(C)'ye alt kiraya vermiş, (A)(A) Vakfı ise bu durumu bilmesine rağmen 66 yıl boyunca hiçbir itirazda bulunmamış, hatta (B)(B) ile yaptığı çeşitli görüşmelerde bu durumdan memnuniyetini sözlü olarak ifade etmiştir. Vakıf yönetiminin değişmesi üzerine yeni yönetim, sözleşmedeki "yazılı izin" şartına dayanarak sözleşmeyi feshetmiş ve (B)(B)'nin tahliyesi için dava açmıştır.

Bu olayda vakfın fesih ve tahliye talebiyle ilgili aşağıdaki hukuki değerlendirmelerden hangisi Türk Medeni Kanunu'nun başlangıç hükümleri uyarınca doğrudur?

  1. Vakfın uzun süreli sessizliği ve sözlü beyanlarıyla yarattığı güvene rağmen, yıllar sonra şekil şartına dayanarak fesih yoluna gitmesi "kendi davranışıyla çelişme" teşkil eder ve hakkın açıkça kötüye kullanılması yasağı kapsamında korunmaz.Answer
  2. B
    (B)(B) şirketinin alt kiralamaya devam etmesi ve vakfın buna itiraz etmemesi, kiracı lehine bir "subjektif iyiniyet" durumu oluşturur; bu nedenle mülkiyet hakkına dayalı tahliye talebi reddedilmelidir.
  3. C
    Hakkın kötüye kullanılması yasağı tali nitelikte bir ilke olduğundan, olayda sözleşme hükmü gibi özel bir düzenleme varken dürüstlük kuralına dayanılarak sözleşme hükmünün uygulanmasından vazgeçilemez.
  4. D
    Vakfın davranışı hakkın kötüye kullanılması sayılamaz; çünkü bir hakkın kötüye kullanıldığından bahsedebilmek için failde mutlaka karşı tarafa "sırf zarar verme kastı" bulunması şarttır.
  5. E
    Olayda sözleşme hükmü açık olduğu için herhangi bir hukuk boşluğu bulunmamaktadır; bu nedenle hâkimin dürüstlük kuralı yerine doğrudan takdir yetkisini kullanarak uyuşmazlığı çözmesi gerekir.

Answer

Vakfın uzun süreli sessizliği ve sözlü beyanlarıyla yarattığı güvene rağmen, yıllar sonra şekil şartına dayanarak fesih yoluna gitmesi 'kendi davranışıyla çelişme' teşkil eder ve hakkın açıkça kötüye kullanılması yasağı kapsamında korunmaz.
Türk Medeni Kanunu'nun 2. maddesinin 2. fıkrası uyarınca, bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz. Bir kimsenin, karşı tarafta belirli bir yönde hareket etmeyeceği hususunda haklı bir güven uyandırdıktan sonra, bu güvenle çelişecek şekilde hakkını kullanması 'kendi davranışıyla çelişme yasağı' (venire contra factum proprium) teşkil eder. Olayda vakfın 66 yıl süren rızası ve sessizliği, kiracıda sözleşmenin bu madde nedeniyle feshedilmeyeceği güvenini oluşturmuştur; dolayısıyla bu aşamadan sonra gelen fesih talebi dürüstlük kuralına aykırıdır.

Step-by-Step Solution

1
Hakkın varlığını tespit et.
Vakfın sözleşmeye aykırılık nedeniyle fesih ve tahliye talep etme hakkı şeklen mevcuttur.
Sözleşmedeki yazılı izin şartına uyulmaması bir sözleşmeye aykırılık halidir.
2
Hakkın kullanım sürecini dürüstlük kuralı (TMK m. 2/1) açısından incele.
Vakfın 66 yıl boyunca duruma rıza göstermesi ve sözlü onay vermesi, karşı tarafta bu hakkın kullanılmayacağına dair haklı bir güven oluşturmuştur.
Dürüstlük kuralı, kişilerin oluşturdukları güvene uygun davranmalarını gerektirir.
3
Kendi davranışıyla çelişme (Venire contra factum proprium) ilkesini uygula.
Vakfın önceki tutumuyla (rıza ve sessizlik) taban tabana zıt bir talepte (fesih ve tahliye) bulunması çelişkili davranıştır.
Dürüstlük kuralı, haklı bir sebep olmaksızın önceki davranışla çelişerek karşı tarafı zarara uğratmayı yasaklar.
4
Hakkın kötüye kullanılması yasağının (TMK m. 2/2) sonucuna ulaş.
Vakfın talebi hakkın açıkça kötüye kullanılması sayılır ve mahkemece korunmaz.
Açıkça kötüye kullanılan haklar hukuk düzeninden koruma göremez; dava reddedilmelidir.

Key Concept

Hakkın Kötüye Kullanılması ve Çelişkili Davranış Yasağı (Venire Contra Factum Proprium)
Estimated Time:2m 0s
Rate this question