TBMM Genel Kurulunda görüşülen bir kanun teklifinde, tüm vatandaşlara karşılıksız konut tahsisi ve asgari ücretin iki katı tutarında işsizlik ödeneği bağlanması öngörülmüştür. Görüşmeler sırasında söz alan bir milletvekili, 'Devletimizin vatandaşlarına karşı şüphesiz sosyal sorumlulukları vardır; ancak her vatandaşa doğrudan konut veya yüksek maaş sağlama gibi mutlak ve sınırsız bir yükümlülüğümüz bulunmamaktadır. Anayasal sistemimiz, bu tür hizmetlerin ifasını belirli bir şarta bağlamıştır.' diyerek teklife karşı çıkmıştır.
Mevcut anayasal düzenimiz ve temel hakların sınıflandırılması dikkate alındığında, itirazda bulunan milletvekilinin dayandığı hukuki kural ve tartışmaya konu hakların niteliği hakkında aşağıdakilerden hangisi en isabetlidir?
- Tartışılan haklar "pozitif statü (isteme) hakları" kapsamındadır ve devlet, sosyal ve ekonomik alanlardaki anayasal görevlerini ancak malî kaynaklarının yeterliliği ölçüsünde yerine getirir.Answer
- Bİlgili haklar kişinin devlet müdahalesinden korunmasını güvence altına alan "negatif statü (koruyucu) hakları" olduğundan, devletin asıl yükümlülüğü bu hakların kullanımına maddi müdahalede bulunmamaktır.
- CBu talepler vatandaşların siyasi katılımını sağlayan "aktif statü (katılma) hakları" kategorisinde yer aldığından, kanun koyucunun bu hakları bütçe gerekçesiyle sınırlandırması mümkün değildir.
- DMevcut anayasal sistemimiz sosyal devlet ilkesine yer vermediğinden, yasama organının vatandaşların konut veya işsizlik gibi sorunlarına yönelik pozitif bir düzenleme yapma yetkisi bulunmamaktadır.
- ESosyal ve ekonomik haklar, olağanüstü hallerde dahi dokunulamayan "çekirdek haklar" arasında sayıldığı için, mali imkânsızlık öne sürülerek hakların kullanımının durdurulması anayasal güvencelere aykırıdır.