Temel Haklar ve Ödevler

151 questions

Question 1Question

Siyasi partilerin uyacakları esaslar ve partilerin hukuki denetimine ilişkin yürürlükteki anayasal ve yasal düzenlemeler dikkate alındığında, aşağıdaki ifadelerden hangisi hukuken doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Anayasa Mahkemesi, temelli kapatma talebiyle açılan bir davada, dava konusu fiillerin ağırlığına göre ilgili siyasi partinin devlet yardımından kısmen veya tamamen yoksun bırakılmasına hükmedebilir.

Answer

Anayasa Mahkemesinin, dava konusu fiillerin ağırlığına göre ilgili siyasi partinin devlet yardımından kısmen veya tamamen yoksun bırakılmasına hükmedebileceğini belirten ifade doğrudur.
Anayasa'nın 69. maddesine göre, Anayasa Mahkemesi, temelli kapatma yerine, dava konusu fiillerin ağırlığına göre ilgili siyasi partinin devlet yardımından kısmen veya tamamen yoksun bırakılmasına karar verebilir. Bu alternatif yaptırım, ölçülülük ilkesi doğrultusunda Anayasa'da açıkça düzenlenmiştir.

Step-by-Step Solution

1
Seçeneklerde yer alan siyasi parti mali denetim yetkisini Anayasa Madde 69 çerçevesinde değerlendirmek.
Mali denetimin Sayıştay tarafından değil, Sayıştayın yardımıyla doğrudan Anayasa Mahkemesi tarafından yapıldığı tespit edilir.
Denetim merciinin ve yüksek mahkemelerin görev alanlarının doğru bilinmesi elzemdir.
2
Kapatma davasını açmaya yetkili makamın ve dava açma usullerinin incelenmesi.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının re'sen dava açma yetkisinin bulunduğu belirlenerek, zorunlu talep iddiası çürütülür.
Dava açma usullerindeki istisnaların ve savcılık makamının yetkilerinin bilinmesi gerekir.
3
Odak olma kriterlerinin ve uygulanan yaptırımların (devlet yardımından yoksun bırakma, siyasi yasak süreleri) analiz edilmesi.
Anayasa Mahkemesinin kapatma yerine devlet yardımından yoksun bırakma kararı verebileceği kuralının doğru olduğu saptanır; kurucu olma yasağının ise 5 yıl olduğu hatırlanır.
Ölçülülük ilkesi gereği uygulanan alternatif yaptırımların ve Anayasal sınırların tespiti içindir.

Key Concept

Siyasi partilerin kapatılma süreci, odak olma kriterleri ve Anayasa Mahkemesinin alternatif yaptırım yetkisi
Question 2Question

Türkiye'de çalışma izniyle bulunan yabancı uyruklu (K), Türkiye Cumhuriyeti'nin insan haklarına dayanan demokratik ve laik niteliğini ortadan kaldırmayı amaçlayan bazı faaliyetler yürütmüştür. Bu durumun tespit edilmesi üzerine idare tarafından (K)'ya yönelik çeşitli idari tedbirler alınmış ve (K), bu sürece itiraz edebilmek için idarenin elindeki şahsına ait belgelere ulaşmak istemiştir. 1982 Anayasası'nın temel hakların sınırlandırılması, kötüye kullanılamaması (2001 yılı değişiklikleri dâhil) ve yabancıların durumu hakkındaki hükümleri dikkate alındığında, bu hukuki vakıa ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: (K)'nın idarenin elindeki belgelere ulaşmak amacıyla kullanacağı bilgi edinme ve Kamu Denetçisine başvurma hakkı, ancak vatandaşı olduğu ülke ile Türkiye arasında 'karşılıklılık' ilkesinin bulunması şartıyla kullandırılabilir.

Answer

(K)'nın bilgi edinme ve Kamu Denetçisine başvurma haklarını kullanabilmesinin, kendi ülkesi ile Türkiye arasında karşılıklılık (mütekabiliyet) bulunması şartına bağlı olduğunu belirten ifade doğrudur.
1982 Anayasası'nın 74. maddesine göre; vatandaşlar ve 'karşılıklılık' (mütekabiliyet) esası gözetilmek kaydıyla Türkiye'de ikamet eden yabancılar dilekçe hakkına, bilgi edinme hakkına ve Kamu Denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Olayda (K)'nın bilgi edinme hakkını kullanabilmesi, münhasıran Anayasa'daki bu karşılıklılık şartının gerçekleşmesine bağlıdır.

Step-by-Step Solution

1
Anayasa'nın 16. maddesindeki yabancıların durumu ile 14. maddedeki kötüye kullanma yasağının kapsamını analiz etmek.
Yabancıların haklarının milletlerarası hukuka uygun olarak 'kanunla' sınırlanabileceği ve 2001 değişikliğiyle de pekiştirilen hakları kötüye kullanma yasağının istisnasız herkesi bağladığı tespit edilir.
Olaydaki (K)'nın statüsüne ve eylemlerine uygulanacak temel anayasal rejimin genel çerçevesini belirlemek için.
2
Yabancıların özel olarak düzenlenmiş dilekçe ve bilgi edinme haklarına ilişkin Anayasa'nın 74. maddesindeki şartları incelemek.
Bu hakların (bilgi edinme, dilekçe, Kamu Denetçisine başvuru) kullanımının yabancılar açısından açıkça 'karşılıklılık' (mütekabiliyet) esasına bağlandığı görülür.
Vakıadaki bilgi edinme talebinin anayasal zeminini ve doğru seçeneği doğrudan tespit etmek için.
3
Çeldirici seçeneklerdeki idari, yargısal ve yasama organı tasarruflarına dair anayasal hataları tespit etmek.
Olağan dönemde hakların durdurulamayacağı (Madde 15 ihlali), kişi haklarının CBK ile sınırlanamayacağı ve bireysel başvuru öncesi olağan yargı yollarının tüketilmesi gerektiği teyit edilerek diğer şıklar elenir.
Diğer ifadelerin hukuken yanlış olduğunun anayasal normlara dayandırılarak kesinleştirilmesi için.

Key Concept

Temel Hakların Yabancılar Bakımından Sınırlandırılması ve Karşılıklılık İlkesi
Question 3Question

1982 Anayasası'na göre, siyasi partilerin uyacakları esaslar ve siyasi partilere uygulanacak yaptırımlara ilişkin aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Bir siyasi partinin temelli kapatılmasına beyan veya eylemleriyle sebep olan üyeler, Anayasa Mahkemesinin kesin kararının Resmî Gazete'de gerekçeli olarak yayımlanmasından başlayarak beş yıl süreyle bir başka partinin kurucusu, üyesi, yöneticisi ve denetçisi olamazlar.

Answer

Bir siyasi partinin temelli kapatılmasına beyan veya eylemleriyle sebep olan üyelere beş yıl süreyle siyasi yasak uygulanmasını ifade eden seçenektir.
1982 Anayasası'nın 69. maddesine göre, bir siyasi partinin temelli kapatılmasına beyan veya eylemleriyle sebep olan üyeler, Anayasa Mahkemesinin temelli kapatmaya ilişkin kesin kararının Resmî Gazete'de gerekçeli olarak yayımlanmasından başlayarak beş yıl süreyle bir başka partinin kurucusu, üyesi, yöneticisi ve denetçisi olamazlar. Bu kural siyasi partilere ilişkin yaptırımların temel sonuçlarından biridir.

Step-by-Step Solution

1
Yabancı yardım alma durumunda uygulanacak yaptırımı Anayasa'ya göre değerlendir.
Yabancı odaklardan yardım alan partiler için yegane yaptırım temelli kapatılmadır, alternatif yaptırım uygulanamaz.
Anayasa'nın 69. maddesi bu durumu hakime takdir yetkisi bırakmaksızın kesin bir kapatma sebebi olarak düzenlemiştir.
2
Siyasi partilerin mali denetiminin hangi organ tarafından yapıldığını belirle.
Mali denetim yetkisi münhasıran Anayasa Mahkemesine aittir, Sayıştay sadece yardım sağlayan kurum konumundadır.
Yüksek mahkemelerin anayasal yetkileri ile diğer denetim organlarının işlevlerinin ayrıştırılması esastır.
3
Kapatmaya sebep olan milletvekilinin vekilliğinin düşme anını ve usulünü tespit et.
Milletvekilliği statüsü, mahkeme kararının Resmî Gazete'de yayımlanmasıyla kendiliğinden doğrudan sona erer, meclis kararına veya Genel Kurula bildirimine gerek yoktur.
Anayasa'nın 84. maddesi bu düşme hâlini özel olarak düzenlemiş ve diğer düşme hâllerinden (örneğin kesin hüküm giymeden) ayırmıştır.
4
Kapatma davası devam ederken partinin feshedilmesinin etkisini incele.
Partinin feshedilmesi kapatma davasını düşürmez ve siyasi yasakların uygulanmasını engellemez.
Hukuku dolanarak yaptırımlardan kaçınmanın önüne geçilmesi hedeflenmiştir.

Key Concept

Siyasi partilerin uyacakları esaslar, mali denetimi ve yaptırımların hukuki sonuçları
Question 4Question

1982 Anayasası’nın 10. maddesinde düzenlenen "Kanun önünde eşitlik" ilkesi ile 12. maddesinde yer alan "Temel hak ve hürriyetlerin niteliği ve bütünlüğü" hükümleri birlikte değerlendirildiğinde; Türk anayasal düzeninde hakların öznesi olan bireyin hukuki statüsü ve hakların karakteristiği hakkında aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

Show answer & explanation

Answer: Kanun önünde eşitlik; aynı hukuki durumda bulunanlar için aynı kuralların uygulanmasını (nispi eşitlik) gerektirirken, hakların Madde 12’de belirtilen "vazgeçilmez" doğası, bireyin bu eşitlik güvencesinden kendi rızasıyla dahi feragat edemeyeceği bir bütünlük arz eder.

Answer

Kanun önünde eşitlik; aynı hukuki durumda bulunanlar için aynı kuralların uygulanmasını (nispi eşitlik) gerektirirken, hakların Madde 12’de belirtilen "vazgeçilmez" doğası, bireyin bu eşitlik güvencesinden kendi rızasıyla dahi feragat edemeyeceği bir bütünlük arz eder.
Anayasa Mahkemesi içtihatlarına göre, kanun önünde eşitlik 'nispi eşitlik' demektir; yani aynı hukuki durumda bulunanlar için aynı, farklı durumda bulunanlar için farklı kuralların öngörülmesidir. Bu ilke, Madde 12'de ifade edilen temel hakların 'vazgeçilmez' ve 'dokunulmaz' niteliğiyle birleştiğinde, bireyin hukuk önündeki eşit statüsünün kendi iradesiyle dahi ortadan kaldırılamayacağı bir anayasal güvence oluşturur.

Step-by-Step Solution

1
Madde 12 kapsamında hakların niteliğini analiz etme
Temel haklar; kişinin özünden gelen, dokunulmaz, devredilmez ve vazgeçilmez haklardır.
Hakların bireyin iradesinden üstün ve devlete karşı korunmuş temel karakterini anlamak için.
2
Madde 10 kapsamında eşitlik ilkesinin türünü belirleme
Eşitlik ilkesi, mutlak bir aynılık (mutlak eşitlik) değil; haklı nedenler varsa farklılaşmaya izin veren 'nispi eşitlik' olarak uygulanır.
Devletin farklı statüdeki kişilere farklı kurallar uygulamasının (örn. vergi dilimleri) anayasal temelini kavramak için.
3
Eşitlik ve hakların niteliği arasındaki ilişkiyi kurma
Bireyin vazgeçilmez haklara sahip olması, onun kanun önünde eşit muamele görme hakkından kendi isteğiyle dahi feragat edemeyeceği ve bu durumun anayasal bir bütünlük oluşturduğu sonucuna ulaştırır.
İki madde arasındaki anayasal felsefeyi sentezlemek için.

Key Concept

Nispi Eşitlik ve Hakların Vazgeçilmezliği

Practice More

Anayasa'nın 13. maddesindeki genel sınırlama rejimi ile 15. maddedeki durdurma rejiminin çekirdek haklar üzerindeki etkisini inceleyiniz.
Estimated Time:2m 30s
Question 5Question

Bireyin sahip olduğu temel hak ve hürriyetlerin özü itibarıyla "insan onuru" ile olan kopulmaz bağı, bu hakların anayasal metinlerde belirli niteliklerle tanımlanmasını zorunlu kılmıştır. Bu bağlamda, 1982 Anayasası'ndaki temel hakların karakteristiği ile hukuk devleti ilkesinin bir izdüşümü olan eşitlik ilkesinin hukuki boyutu birlikte değerlendirildiğinde, aşağıdakilerden hangisi anayasal doktrine göre en isabetli değerlendirmedir?

Show answer & explanation

Answer: Temel hakların "vazgeçilmez" olması, bireyin kendi rızasıyla dahi bu hakların özünden bütünüyle feragat edemeyeceği anlamına gelirken; kanun önünde eşitlik ilkesi, devletin mutlak bir mekanik eşitliği sağlamasından ziyade hukuki durumları özdeş olan süjelere aynı hukuk kurallarını uygulamasını gerektiren nispi eşitliği esas alır.

Answer

Temel hakların vazgeçilmezliği bireyin kendi iradesiyle bile haktan kopamayacağını, eşitlik ilkesi ise aynı durumdakilere aynı kuralların uygulanmasını (nispi eşitlik) ifade eder.
Doğru değerlendirme, temel hakların vazgeçilmezliği ile nispi eşitlik ilkesini anayasal doktrine uygun şekilde birleştiren ifadedir. Vazgeçilmezlik, bireyin kendi rızası olsa dahi hakkın özünden vazgeçemeyeceğini (örneğin kölelik sözleşmesinin geçersizliği) belirtirken; nispi eşitlik, devletin aynı hukuki konumdaki kişilere aynı kuralları uygulama zorunluluğunu, farklı konumdakilere ise farklı kurallar getirebileceğini ifade eder.

Step-by-Step Solution

1
Anayasa Madde 12'deki temel hak niteliklerini analiz et.
Temel haklar dokunulmaz, devredilmez ve vazgeçilmezdir.
Bu nitelikler hakların bireyden ve devletten bağımsız, kişiliğe bağlı mutlak doğasını belirler.
2
Vazgeçilmezlik (Inalienability) kavramının hukuki sonucunu belirle.
Birey, bir sözleşme veya tek taraflı irade beyanı ile hakkından tamamen vazgeçemez.
Hakkın vazgeçilmezliği, insan onurunun korunması için bireyin kendi aleyhine dahi olsa haklarından soyunmasını engeller.
3
Anayasa Madde 10'daki eşitlik ilkesinin kapsamını değerlendir.
Kanun önünde eşitlik, herkesin her konuda aynı işleme tabi tutulması (mutlak eşitlik) değil, aynı hukuki durumda olanların aynı işleme tabi tutulmasıdır (nispi eşitlik).
Hukuk devleti, haklı nedenlerin varlığı halinde farklı hukuki durumlardaki kişilere farklı düzenlemeler yapılabilmesine izin verir.

Key Concept

Temel Hakların Ontolojik Nitelikleri ve Nispi Eşitlik Doktrini
Estimated Time:2m 0s
Question 6Question

1982 Anayasası'nın 15. maddesinde düzenlenen 'Temel hak ve hürriyetlerin kullanılmasının durdurulması' rejimi ile 13. maddede yer alan 'olağan dönem sınırlama rejimi' arasındaki yapısal ve hukuki farklara ilişkin aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

Show answer & explanation

Answer: Milletlerarası hukuktan doğan yükümlülüklerin ihlal edilmemesi şartı, 1982 Anayasası'nın metnine göre sadece 13. maddede düzenlenen olağan dönem sınırlamaları için öngörülmüş bir anayasal sınırdır.

Answer

Milletlerarası hukuktan doğan yükümlülüklerin ihlal edilmemesi şartının sadece olağan dönem sınırlamaları (Madde 13) için geçerli olduğunu savunan ifade yanlıştır.
Doğru cevap olan ifade yanlıştır çünkü milletlerarası hukuktan doğan yükümlülüklere riayet etme zorunluluğu, Anayasa'nın 13. maddesinde değil, 15. maddesinde açık ve doğrudan bir anayasal sınır olarak düzenlenmiştir. 13. maddede bu yönde bir ibare bulunmamaktadır.

Step-by-Step Solution

1
Anayasa'nın 13. ve 15. maddelerindeki sınırlama kriterlerini karşılaştırın.
13. maddede 'demokratik toplum düzeni', 'laik Cumhuriyetin gerekleri', 'kanunla sınırlama', 'öze dokunmama' ve 'ölçülülük' ilkeleri bulunur; ancak 'milletlerarası hukuk' ifadesi burada geçmez.
Olağan ve olağanüstü dönem rejimlerinin anayasal dayanaklarını ayırmak için kriter analizi gereklidir.
2
15. madde metnini milletlerarası hukuk bağlamında inceleyin.
15. madde açıkça 'milletlerarası hukuktan doğan yükümlülükler ihlâl edilmemek kaydıyla' ifadesini içerir.
Anayasa koyucu, olağanüstü hallerde dahi Türkiye'nin uluslararası taahhütlerini bir dış sınır olarak belirlemiştir.
3
Hakkın özü ve demokratik toplum düzeni kriterlerini analiz edin.
Bu iki kriter 13. maddede varken, 15. maddede yerlerini sırasıyla 'çekirdek haklar' ve 'durumun gerektirdiği ölçü' kavramlarına bırakırlar.
Yüksek zorluk seviyesindeki sorularda bu kavramsal kaymalar belirleyicidir.

Key Concept

Olağanüstü Hallerde Hakların Durdurulması ve Sınırları

Practice More

Anayasa'nın 15/2 maddesinde sayılan çekirdek hakları (yaşama hakkı, masumiyet karinesi, suç ve cezaların geçmişe yürümezliği, din ve vicdan hürriyeti) tekrar gözden geçiriniz.
Estimated Time:2m 0s
Question 7Question

1982 Anayasası’nda düzenlenen "Temel Hak ve Hürriyetlerin Kötüye Kullanılmaması" (Madde 14) ve "Yabancıların Durumu" (Madde 16) hükümleri birlikte değerlendirildiğinde, bu hakların kapsamı ve sınırlama rejimi hakkında aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: 2001 Anayasa değişikliği ile 14. maddede hakların kötüye kullanılması için "niyet" yerine "faaliyet" kriteri getirilmiş; 16. maddede ise yabancıların haklarının sınırlanması için Anayasa'nın ilgili maddelerinde özel bir sınırlama sebebi öngörülmüş olması şartı aranmaksızın "milletlerarası hukuka uygunluk" ölçütü benimsenmiştir.

Answer

Doğru yanıt, 2001 değişikliğiyle 14. maddede kötüye kullanmanın 'faaliyet' şartına bağlanmış olması ve 16. maddede yabancıların haklarının sınırlanmasında 'milletlerarası hukuk' ölçütünün genel bir kriter olarak kabul edilmiş olmasıdır.
Doğru cevap, 2001 yılında yapılan anayasa değişikliğinin 14. maddedeki 'kötüye kullanma' kapsamını sadece somut 'faaliyetler' ile sınırlandırarak özgürlük alanını genişlettiğini ve 16. maddenin yabancılar için 'milletlerarası hukuk'u temel bir sınırlama dayanağı yaparak özel bir rejim öngördüğünü doğru bir şekilde birleştirmektedir.

Step-by-Step Solution

1
Anayasa Madde 14'ün 2001 yılındaki metin değişikliğini analiz et.
Maddede yer alan 'kullanılamaz' ifadesi 'faaliyetler biçiminde kullanılamaz' şeklinde değiştirilmiştir.
Bu değişiklik, subjektif 'niyet' kriterinden vazgeçilerek objektif 'faaliyet' kriterine geçildiğini gösterir.
2
Anayasa Madde 16'daki yabancılar için öngörülen sınırlama rejimini incele.
Yabancıların haklarının kanunla ve milletlerarası hukuka uygun olarak sınırlanabileceği düzenlenmiştir.
Bu hüküm, 13. maddedeki 'ilgili maddede belirtilen sebeplere bağlı kalma' şartının yabancılar için esnetildiğini, 'milletlerarası hukuk'un bağımsız bir sınırlama ölçütü olduğunu ortaya koyar.
3
Seçenekleri bu iki teknik bilgi ışığında karşılaştır.
Belirlenen iki anayasal ilkeyi de doğru içeren tek seçeneğe ulaşılır.
Karmaşık bir sentez sorusunda her iki öncülün de doğruluğu teyit edilmelidir.

Key Concept

Temel hakların kötüye kullanılması ve yabancılar için özel sınırlama rejimi (Madde 14 ve 16)

Practice More

Anayasa Mahkemesi'nin 14. maddeyi 'kendiliğinden uygulanan bir hüküm' olarak değil, ancak kanuni bir düzenleme ile hayata geçirilebilecek bir çerçeve olarak yorumlamasını incelemek konuyu pekiştirecektir.
Estimated Time:2m 30s
Question 8Question

1982 Anayasası'nın "Temel Haklar ve Ödevler" başlıklı İkinci Kısmı; hakların niteliğine göre "Kişinin Hakları ve Ödevleri" (negatif statü), "Sosyal ve Ekonomik Haklar ve Ödevler" (pozitif statü) ve "Siyasi Haklar ve Ödevler" (aktif statü) olmak üzere üçlü bir ayrım üzerine kurgulanmıştır. Bu sistematik ayrımda, bazı haklar içerik bakımından benzer alanlara temas etse de Anayasa koyucunun koruma önceliği ve devletin yükümlülüğü bakımından farklı bölümlerde düzenlenmiştir.

Buna göre, aşağıdakilerden hangisi 1982 Anayasası’nın "Sosyal ve Ekonomik Haklar ve Ödevler" bölümünde düzenlenen hak veya anayasal kurumlardan biri değildir?

Show answer & explanation

Answer: Mülkiyet hakkı

Answer

Mülkiyet hakkı, 1982 Anayasası'nın sistematik ayrımında 'Kişinin Hakları ve Ödevleri' (negatif statü hakları) bölümünde yer alan bir haktır.
Mülkiyet hakkı, 1982 Anayasası'nın 35. maddesinde 'Kişinin Hakları ve Ödevleri' başlığı altında düzenlenmiştir. Bu bölümdeki haklar 'negatif statü hakları' olup, bireyin devlet müdahalesinden uzak tutulduğu alanı ifade eder. Oysa toprak mülkiyeti, kamulaştırma ve devletleştirme gibi kavramlar, mülkiyetin kamu yararı ve ekonomik düzenleme amacıyla devlet tarafından şekillendirildiği alanlar olduğundan 'Sosyal ve Ekonomik Haklar' bölümünde (Madde 41-65 arası) yer alırlar.

Step-by-Step Solution

1
Anayasa'nın İkinci Kısmındaki bölüm ayrımını analiz etme
İkinci Bölüm (Madde 17-40) Kişi Haklarını, Üçüncü Bölüm (Madde 41-65) Sosyal ve Ekonomik Hakları düzenler.
Soruda istenen 'Sosyal ve Ekonomik Haklar' kapsamı dışındaki seçeneği bulmak için maddelerin yerini bilmek gerekir.
2
Mülkiyetle ilgili düzenlemeleri karşılaştırma
Genel mülkiyet hakkı 35. maddededir; toprak mülkiyeti 44, kamulaştırma 46, devletleştirme ise 47. maddededir.
Mülkiyetle ilgili kavramların hepsi sosyal haklar bölümünde değildir; genel hak koruyucu statüdedir.
3
Negatif ve Pozitif statü farkını uygulama
Mülkiyet hakkı (Madde 35) devletin karışmaması gereken bir alan iken, diğerleri devletin sosyal/ekonomik amaçlarla müdahalesini veya hizmetini gerektirir.
1982 Anayasası'nın 65. maddesi uyarınca devletin mali kaynaklarıyla sınırlı olan görevler sosyal haklar bölümündekilerdir; kişi hakları (mülkiyet hakkı gibi) bu sınırlamaya tabi değildir.

Key Concept

Mülkiyet hakkı (Madde 35) bir kişi hakkıdır (negatif statü); ancak toprak mülkiyeti, kamulaştırma ve devletleştirme gibi mülkiyetin sosyal sınırları 'Sosyal ve Ekonomik Haklar' (pozitif statü) bölümünde düzenlenmiştir.

Practice More

Çalışma hürriyeti (Madde 48) ile Çalışma hakkı (Madde 49) arasındaki sistematik yer farkını inceleyiniz.
Estimated Time:2m 0s
Question 9Question

1982 Anayasası’nda yer alan “Siyasi Haklar ve Ödevler” bölümündeki düzenlemeler uyarınca; kamu hizmetine girme, vatan hizmeti ve vergi ödevi ile ilgili özneler (hak/ödev sahibi) ve hukuki nitelikler bakımından aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Vatan hizmeti sadece Türk vatandaşları için bir "hak ve ödev" olarak öngörülmüşken, vergi ödevi mali gücü bulunan "herkes" için sadece bir yükümlülük niteliğindedir.

Answer

Vatan hizmetinin Türk vatandaşlarına özgü bir hak ve ödev olduğu, vergi ödevinin ise mali gücü olan herkesi kapsayan bir yükümlülük olduğu ifadesi doğrudur.
Doğru olan ifadede vurgulandığı üzere; 1982 Anayasası Madde 72'de vatan hizmeti hem bir hak hem bir ödev olarak ve sadece Türk vatandaşlarına yönelik tanımlanmıştır. Madde 73'te ise vergi ödevi, vatandaşlık şartı aranmaksızın 'herkes' için sadece bir yükümlülük olarak düzenlenmiştir. Bu terminolojik ve öznesel ayrım anayasal metnin temelini oluşturur.

Step-by-Step Solution

1
Anayasa'nın 72. maddesini (Vatan Hizmeti) analiz et.
Vatan hizmetinin 'her Türkün hakkı ve ödevidir' şeklinde düzenlendiği görülür.
Bu düzenleme, hizmetin hem bir hak hem de bir borç olduğunu ve öznesinin sadece vatandaşlar (Türkler) olduğunu gösterir.
2
Anayasa'nın 73. maddesini (Vergi Ödevi) analiz et.
Verginin 'herkes' için mali güçle orantılı bir yükümlülük olduğu görülür.
Vergi ödevinde vatandaşlık bağı aranmaz; Türkiye'de mali gücü bulunan yabancılar da bu yükümlülüğe tabidir ve bu bir 'hak' değil sadece 'ödev'dir.
3
Anayasa'nın 70. ve 71. maddelerini (Kamu Hizmeti ve Mal Bildirimi) karşılaştır.
Kamu hizmetine girmenin bir 'hak' olduğu ve mal bildiriminin sadece bu hizmete girenleri bağladığı saptanır.
Böylece diğer seçeneklerdeki 'herkesi kapsama' veya 'genel yükümlülük' ifadelerinin yanlışlığı teyit edilir.

Key Concept

Siyasi hak ve ödevlerin özneleri ve hukuki nitelikleri (hak/ödev ayrımı)

Practice More

Vergi ödevinde Cumhurbaşkanı'na tanınan yetkinin 'yasallık ilkesi' çerçevesinde sınırlarını detaylandıran sorulara göz atabilirsiniz.
Estimated Time:2m 0s
Question 10Question

1982 Anayasası’nda düzenlenen "Temel hak ve hürriyetlerin niteliği" ve "Kanun önünde eşitlik" ilkeleri ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Harp ve vazife şehitlerinin dul ve yetimleri ile malul ve gaziler için alınacak tedbirlerin kanun önünde eşitlik ilkesine aykırı sayılmayacağı hüküm altına alınmıştır.

Answer

Harp ve vazife şehitlerinin dul ve yetimleri ile malul ve gaziler için alınacak tedbirlerin eşitlik ilkesine aykırı sayılmayacağı ifadesi doğrudur.
Doğru ifade, anayasanın 10. maddesinde yer alan ve 2010 anayasa değişikliği ile eklenen pozitif ayrımcılık hükmünü yansıtmaktadır. Bu hükme göre şehit yakınları, gaziler ve maluller lehine yapılan düzenlemeler, kanun önünde eşitlik ilkesinin bir ihlali olarak değerlendirilemez.

Step-by-Step Solution

1
Anayasa'nın 12. maddesinin incelenmesi
Temel hakların 'dokunulmaz, devredilmez ve vazgeçilmez' olduğu, herkese ait kişiliğe bağlı haklar olduğu sonucuna ulaşılır.
Hakların niteliğini belirleyen temel maddedir.
2
Anayasa'nın 10. maddesinin (Eşitlik) incelenmesi
Devletin kadın-erkek eşitliğini sağlamakla yükümlü olduğu ve belirli dezavantajlı gruplar (yaşlılar, engelliler, şehit yakınları vb.) lehine alınan tedbirlerin 'pozitif ayrımcılık' kapsamında eşitliğe aykırı sayılamayacağı belirlenir.
Maddi (gerçek) eşitliğin sağlanması için anayasal dayanak oluşturur.

Key Concept

Pozitif Ayrımcılık ve Temel Hakların Nitelikleri
Estimated Time:1m 30s
Question 11Question

1982 Anayasası’nın “Siyasi Haklar ve Ödevler” başlıklı dördüncü bölümünde düzenlenen aşağıdaki kurumlardan hangisi, Anayasa metninde açıkça hem bir “hak” hem de bir “ödev” olarak nitelendirilmiştir?

Show answer & explanation

Answer: Vatan hizmeti

Answer

1982 Anayasası'nın 72. maddesine göre vatan hizmeti hem bir hak hem de bir ödevdir.
1982 Anayasası'nın 72. maddesinin ilk fıkrasında 'Vatan hizmeti, her Türkün hakkı ve ödevidir' ifadesi kullanılarak bu kavramın hem bir anayasal yetki hem de bir sorumluluk olduğu açıkça belirtilmiştir. Bu özelliğiyle siyasi haklar bölümündeki diğer pek çok haktan ayrılır.

Step-by-Step Solution

1
1982 Anayasası'nın 70. maddesini incelemek.
Madde metninde 'Her Türk, kamu hizmetlerine girme hakkına sahiptir' ifadesiyle bu hususun sadece bir 'hak' olduğu görülür.
Siyasi hakların anayasal niteliğini belirlemek için.
2
Anayasa'nın 72. maddesini analiz etmek.
Madde metninde 'Vatan hizmeti, her Türkün hakkı ve ödevidir' ifadesi yer almaktadır.
Vatan hizmetinin hem yetki hem sorumluluk boyutunu teyit etmek için.
3
Anayasa'nın 73. maddesindeki vergi düzenlemesini kontrol etmek.
Metinde 'Herkes... vergi ödemekle yükümlüdür' denilerek sadece bir 'ödev' vurgusu yapılmıştır.
Verginin bir hak olup olmadığını saptamak için.
4
Nitelikleri karşılaştırarak sonuca ulaşmak.
Seçenekler arasında hem hak hem ödev olarak adlandırılan tek unsur vatan hizmetidir.
Soruda istenen çift taraflı nitelik kriterini karşılayan seçeneği belirlemek için.

Key Concept

Siyasi Hakların Nitelikleri (Hak/Ödev Ayrımı)

Practice More

Vatan hizmetinin sadece Silahlı Kuvvetlerde değil, kamu kesiminde de yapılabileceğine dair anayasal düzenlemeyi inceleyiniz.
Estimated Time:45s
Question 12Question

Bir belediye meclisi tarafından yürürlüğe konulan bir yönetmelikte, belediye sınırları içerisinde izinsiz seyyar satıcılık yapan kişilere verilen idari para cezasının süresinde ödenmemesi durumunda, bu kişilerin 3 gün süreyle belediye gözetim evinde tutulacağı hükmü yer almaktadır. 1982 Anayasası'nın "Suç ve Cezalara İlişkin Esaslar" başlıklı 38. maddesi uyarınca, bu düzenleme aşağıdaki ilkelerden hangisine doğrudan aykırılık teşkil eder?

Show answer & explanation

Answer: İdarenin kişi hürriyetinin kısıtlanması sonucunu doğuran bir müeyyide uygulayamayacağı ilkesi

Answer

İdarenin kişi hürriyetinin kısıtlanması sonucunu doğuran bir müeyyide uygulayamayacağı ilkesidir.
Doğru seçenek olan idarenin kişi hürriyetini kısıtlayıcı müeyyide uygulayamayacağı ilkesi, 1982 Anayasası'nın 38. maddesinin son fıkrasında açıkça düzenlenmiştir. Bu kurala göre, bir idari makam (belediye, valilik vb.) para cezası gibi yaptırımlar uygulayabilse de, kişiyi bir yere kapatma veya hareket serbestisini engelleme gibi hürriyeti bağlayıcı yaptırımlar öngöremez ve uygulayamaz. Bu yetki sadece yargı mercilerine aittir.

Step-by-Step Solution

1
Olaydaki aktörün ve işlemin hukuki niteliğini tespit edin.
Aktör bir belediye (idare) olup, yaptığı işlem idari bir düzenlemedir.
Yaptırımı uygulayan makamın yargısal mı yoksa idari mi olduğunun belirlenmesi Anayasa Madde 38 kapsamındaki sınırlamaları anlamak için kritiktir.
2
Öngörülen yaptırımın türünü analiz edin.
Gözetim evinde tutulma (kişi hürriyetinin kısıtlanması) şeklinde bir yaptırım öngörülmüştür.
Anayasa'nın hangi fıkrasının ihlal edildiğini belirlemek için yaptırımın sonucuna bakılmalıdır.
3
Anayasa Madde 38'deki ilgili kısıtlamayı uygulayın.
Anayasa'nın 38. maddesinin 11. fıkrası uyarınca idarenin hürriyeti kısıtlayıcı yaptırım uygulaması yasaktır.
Hürriyeti bağlayıcı cezalar ancak bağımsız mahkemelerce ve kanunla belirlenen sınırlar içinde verilebilir.

Key Concept

İdarenin Kişi Hürriyetini Kısıtlayıcı Müeyyide Uygulama Yasağı
Question 13Question

19821982 Anayasası'nda yer alan siyasi partilerin denetimi ve kapatılmasına ilişkin hükümler uyarınca, bir siyasi partinin Anayasa'nın 6868. maddesinin dördüncü fıkrasına aykırı eylemlerin odağı haline gelmesi durumunda uygulanacak yaptırımlar ve yargılama usulü ile ilgili aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?

Show answer & explanation

Answer: Siyasi partilerin kapatılmasına veya Devlet yardımından yoksun bırakılmasına ilişkin kararlar, Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu tarafından toplantıya katılan üyelerin salt çoğunluğu ile verilir.

Answer

Siyasi partilerin kapatılmasına veya Devlet yardımından yoksun bırakılmasına ilişkin kararlar, Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu tarafından toplantıya katılan üyelerin üçte iki (2/32/3) oy çokluğu ile verilir.
Siyasi partilerin kapatılmasına veya devlet yardımından yoksun bırakılmasına karar verilebilmesi için Anayasa'nın 149149. maddesi uyarınca toplantıya katılan üyelerin üçte iki (2/32/3) oy çokluğu şarttır. Seçeneklerde belirtilen 'salt çoğunluk' ifadesi bu anayasal kural ile çelişmektedir.

Step-by-Step Solution

1
Yaptırım Türünü Belirleme
Temelli kapatma veya Devlet yardımından yoksun bırakılma.
Anayasa'nın 6969. maddesi uyarınca 'odak olma' durumunda bu iki yaptırımdan biri uygulanabilir.
2
Karar Yeter Sayısını İnceleme
Üçte iki (2/32/3) oy çokluğu.
Anayasa'nın 149149. maddesine göre siyasi parti davalarında karar yeter sayısı salt çoğunluk değil, nitelikli çoğunluktur.
3
Diğer Prosedürel Şartları Kontrol Etme
Dava açma yetkisi Yargıtay C. Başsavcısı'nda, karar yetkisi AYM'dedir.
Kuvvetler ayrılığı ve yargısal denetim gereği bu görevler paylaştırılmıştır.

Key Concept

Siyasi Parti Kapatma Davalarında Karar Yeter Sayısı
Question 14Question

1982 Anayasası'nda 2010 yılında yapılan halk oylaması ile anayasal güvenceye kavuşturulan "Kamu Denetçisine Başvurma Hakkı" ve aynı kenar başlık altında düzenlenen diğer haklarla ilgili olarak aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: İdari başvuru yollarının tüketilmesinden sonra yapılan başvurularda Kurumun incelemesini altı ay içinde sonuçlandırması zorunlu olup; ilgili merci de Kurumun önerilerine karşı otuz gün içinde cevap vermekle yükümlüdür.

Answer

Kurumun incelemesini başvuru tarihinden itibaren altı ay içinde sonuçlandırması ve idarenin Kurumun önerilerine 30 gün içinde cevap vermesinin kanuni bir zorunluluk olduğunu belirten ifadedir.
6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu'nun ilgili maddelerine göre; idari başvuru yolları tüketildikten sonra yapılan şikayetler üzerine Kurumun, inceleme ve araştırmasını başvuru tarihinden itibaren en geç altı ay içinde tamamlaması esastır. Aynı zamanda Kurumun vereceği tavsiye niteliğindeki çözüm önerilerine karşı ilgili idari merciin, bu işlemi uygulayıp uygulamayacağını veya red gerekçesini otuz gün içinde Kuruma bildirme yükümlülüğü bulunmaktadır. Kanundaki süre sınırlarını ve idarenin cevap yükümlülüğünü eksiksiz ve doğru ifade eden bu seçenek hukuken bütünüyle geçerlidir.

Step-by-Step Solution

1
Anayasa'nın 74. maddesinde yer alan dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma haklarının statüsünün ve kullanım şartlarının analiz edilmesi.
Bu hakların tamamının 'Siyasi Haklar ve Ödevler' bölümünde yer aldığı ve yabancılar için karşılıklılığın yanında 'Türkiye'de ikamet etme' şartının arandığı tespit edilir.
Sınıflandırma ve yararlanma şartlarındaki anayasal kısıtlamaları belirlemek için gereklidir.
2
Kamu Denetçiliği Kurumunun teşkilat yapısının ve bağlı olduğu makamın değerlendirilmesi.
Kurumun Anayasa gereği idareyi denetlemek üzere Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olduğu belirlenir.
Kurumun yürütme organıyla değil, yasama organıyla kurduğu kurumsal bağı tespit etmek için zorunludur.
3
6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu'ndaki başvuru şartlarının ve süre sınırlarının incelenmesi.
Kanunun kural olarak idari başvuru yollarının tüketilmesini şart koştuğu, Kuruma inceleme için 6 ay, idareye ise kararlara cevap vermek için 30 gün süre tanıdığı saptanır.
Yasal süreçlerin işleyişindeki zorunlu aşama ve sürelerin tespit edilerek doğru sonuca ulaşılması için gereklidir.

Key Concept

Siyasi Haklar Kapsamında Kamu Denetçisine Başvuru Usulü ve Süreleri
Estimated Time:2m 0s
Question 15Question

TBMM Genel Kurulunda görüşülen bir kanun teklifinde, tüm vatandaşlara karşılıksız konut tahsisi ve asgari ücretin iki katı tutarında işsizlik ödeneği bağlanması öngörülmüştür. Görüşmeler sırasında söz alan bir milletvekili, 'Devletimizin vatandaşlarına karşı şüphesiz sosyal sorumlulukları vardır; ancak her vatandaşa doğrudan konut veya yüksek maaş sağlama gibi mutlak ve sınırsız bir yükümlülüğümüz bulunmamaktadır. Anayasal sistemimiz, bu tür hizmetlerin ifasını belirli bir şarta bağlamıştır.' diyerek teklife karşı çıkmıştır.

Mevcut anayasal düzenimiz ve temel hakların sınıflandırılması dikkate alındığında, itirazda bulunan milletvekilinin dayandığı hukuki kural ve tartışmaya konu hakların niteliği hakkında aşağıdakilerden hangisi en isabetlidir?

Show answer & explanation

Answer: Tartışılan haklar "pozitif statü (isteme) hakları" kapsamındadır ve devlet, sosyal ve ekonomik alanlardaki anayasal görevlerini ancak malî kaynaklarının yeterliliği ölçüsünde yerine getirir.

Answer

Tartışılan haklar "pozitif statü (isteme) hakları" kapsamındadır ve devlet, sosyal ve ekonomik alanlardaki anayasal görevlerini ancak malî kaynaklarının yeterliliği ölçüsünde yerine getirir.
Anayasa hukukunda kişilerin devletten olumlu bir edimde bulunmasını, bir hizmet sunmasını talep edebildikleri haklara pozitif statü (isteme) hakları denir. Çalışma hakkı, sosyal güvenlik hakkı ve barınma hakkı bu gruptadır. Anayasamızın 'Devletin iktisadi ve sosyal ödevlerinin sınırları' başlıklı 65. maddesine göre devlet, sosyal ve ekonomik alanlardaki anayasal görevlerini 'malî kaynaklarının yeterliliği ölçüsünde' yerine getirir. Dolayısıyla, devletin bu hakları sağlama borcu mutlak ve sınırsız olmayıp, kendi bütçe imkânlarıyla sınırlandırılmıştır. İtiraz eden milletvekilinin dayandığı anayasal ilke tam olarak budur.

Step-by-Step Solution

1
Kanun teklifinde yer alan 'konut tahsisi' ve 'işsizlik ödeneği' gibi hakların anayasal tasnifteki yerini belirlemek.
Bireylerin devletten olumlu bir edimde bulunmasını (hizmet veya yardım sunmasını) talep edebildikleri haklar, Anayasa'nın Sosyal ve Ekonomik Haklar ve Ödevler bölümünde düzenlenen 'pozitif statü (isteme) hakları'dır.
Hakların hukuki niteliğini doğru tespit etmek, sorunun çözümünün temelidir.
2
Milletvekilinin 'hizmetlerin ifasını belirli bir şarta bağlamıştır' ifadesinin anayasal karşılığını tespit etmek.
Anayasa'nın 65. maddesinde yer alan 'Devlet, sosyal ve ekonomik alanlarda Anayasa ile belirlenen görevlerini... malî kaynaklarının yeterliliği ölçüsünde yerine getirir.' hükmüne ulaşılır.
Devletin sosyal haklar alanındaki yükümlülüğünün anayasal sınırını belirlemek için 65. madde kuralı uygulanmalıdır.
3
Diğer seçeneklerdeki kavramların (negatif statü, aktif statü, çekirdek haklar, sosyal devletin olmaması) durumla uyumunu değerlendirmek.
Söz konusu haklar negatif veya aktif statü hakkı değildir, çekirdek haklar arasında sayılmazlar ve anayasamızda sosyal devlet ilkesi açıkça mevcuttur. Bu nedenle diğer seçenekler elenir.
Çeldirici seçeneklerde yer alan hatalı kavram eşleştirmelerini ayıklamak.

Key Concept

Sosyal ve Ekonomik Hakların Niteliği ve Devletin Görevlerinin Sınırı (Madde 65)
Question 16Question

Türkiye Cumhuriyeti'nde anayasal düzenin temel ilkelerinden biri olan hakların kötüye kullanılamaması kuralı ile ülkede bulunan yabancıların hukuki statüsüne yönelik anayasal rejim hakkında aşağıda verilen ifadelerden hangisi hukuken doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Hakların kötüye kullanılması yasağına aykırı faaliyetlerde bulunanlara uygulanacak yaptırımlar kanunla düzenlendiği gibi; yabancıların temel hak ve hürriyetleri de milletlerarası hukuka uygun olmak şartıyla ancak kanunla sınırlandırılabilir.

Answer

Hakların kötüye kullanılması eylemlerine yönelik yaptırımların ve yabancıların temel hak ve hürriyetlerine getirilecek sınırlandırmaların Anayasa gereği kanunla düzenlenmesi gerektiğini belirten ifade doğrudur.
Doğru olan bu ifade, Anayasa'nın iki ayrı temel maddesini doğru şekilde sentezlemektedir. Anayasa'nın 14. maddesine göre temel hak ve hürriyetlerin kötüye kullanılmasına yönelik faaliyetlerde bulunanlar hakkında uygulanacak müeyyideler münhasıran 'kanunla' düzenlenir. Diğer yandan, 16. madde uyarınca yabancıların temel hak ve hürriyetleri de yalnızca milletlerarası hukuka uygun olmak kaydıyla 'kanunla' sınırlandırılabilir. Her iki anayasal müdahale türünde de idarenin düzenleyici işlemlerine değil, yasama organının kanun yapma yetkisine dayanılması zorunludur.

Step-by-Step Solution

1
Anayasa'nın 14. ve 16. maddelerinde yer alan temel prensipleri analiz etmek.
Madde 16 uyarınca yabancıların haklarının milletlerarası hukuka uygun olarak kanunla sınırlanabileceği; Madde 14 uyarınca ise kötüye kullanma fiillerine uygulanacak müeyyidelerin kanunla düzenleneceği tespit edilir.
Her iki farklı konunun (yabancılar rejimi ve kötüye kullanma yasağı) ortak noktasının 'kanunilik ilkesi' olduğunu görmek doğru ifadeyi belirlemeyi sağlar.
2
Diğer seçeneklerde yer alan istisnai düzenlemeleri ve Anayasal sınırları değerlendirmek.
Yabancıların dilekçe hakkında karşılıklılık arandığı, olağan dönem CBK'ları ile kişi hakları alanında yaptırım düzenlenemeyeceği ve olağanüstü halde bile uluslararası hukukun tamamen askıya alınamayacağı saptanır.
Çeldirici seçeneklerdeki temel kavramsal hataların (mütekabiliyetin unutulması, normlar hiyerarşisi hatası vb.) ayıklanması, sorunun hatasız çözümünü güvence altına alır.

Key Concept

Temel hakların kötüye kullanılmaması yasağının yaptırımları ve yabancıların anayasal hak rejiminde kanunilik ilkesi.
Question 17Question

Bir grup vatandaş, anayasal eğitim ve sağlık haklarını gerekçe göstererek bölgelerine yeni bir tam teşekküllü devlet hastanesi ve mesleki eğitim kampüsü yapılması için ilgili idarelere başvurmuştur. İdare, talebin kamu yararına uygunluğunu kabul etmekle birlikte, mevcut mali yıl içinde bütçe ödeneklerinin yetersizliği nedeniyle bu büyük çaplı yatırımların ileri bir tarihe ertelendiğini resmi olarak bildirmiştir.

1982 Anayasası'nın temel hak ve hürriyetlere ilişkin kurduğu sistematik yapı göz önüne alındığında, idarenin bu yanıtının anayasal dayanağı ve bahsi geçen hakların hukuki niteliği aşağıdakilerden hangisinde birlikte ve doğru olarak verilmiştir?

Show answer & explanation

Answer: İlgili haklar "pozitif statü hakları"dır ve devlet sosyal ve ekonomik alanlardaki bu görevlerini mali kaynaklarının yeterliliği ölçüsünde yerine getirir.

Answer

İlgili hakların pozitif statü hakları olduğu ve devletin sosyal/ekonomik alandaki görevlerini mali kaynaklarının yeterliliği ölçüsünde yerine getireceğini belirten seçenektir.
Doğru yanıt, eğitim ve sağlık gibi hakların kişiye devletten bir hizmet talep etme yetkisi veren "pozitif statü (isteme) hakları" olduğunu ve Anayasa'nın 65. maddesi uyarınca devletin bu haklara ilişkin görevlerini "mali kaynaklarının yeterliliği ölçüsünde" yerine getireceğini belirten ifadedir. İdarenin bütçe yetersizliğini öne sürmesi tam olarak bu anayasal kurala dayanmaktadır.

Step-by-Step Solution

1
Olayda talep edilen hakların (hastane ve okul yapımı - sağlık ve eğitim hakları) 1982 Anayasası'ndaki yerini ve hukuki niteliğini tespit et.
Bu haklar kişiye devletten bir hizmet isteme yetkisi verdiği için "İsteme Hakları" yani "Pozitif Statü Hakları" (Sosyal ve Ekonomik Haklar) kategorisindedir.
Hakların üçlü tasnifinde (Jellinek formülü), devletten olumlu bir edim beklenen haklar pozitif statü haklarıdır.
2
1982 Anayasası'nın, devletin sosyal ve ekonomik hakları sağlama yükümlülüğüne getirdiği temel sınırı (Madde 65) değerlendir.
Anayasa'nın 65. maddesine göre; Devlet, sosyal ve ekonomik alanlarda Anayasa ile belirlenen görevlerini, bu görevlerin amaçlarına uygun öncelikleri gözeterek mali kaynaklarının yeterliliği ölçüsünde yerine getirir.
Devletin bütçe olanaklarının sınırsız olmaması gerçeği, Anayasa metnine idareyi koruyan bir sınır olarak doğrudan derç edilmiştir.
3
Bulguları idarenin yanıtı ile eşleştir.
İdarenin "bütçe ödeneklerinin yetersizliği nedeniyle yatırımı erteleme" kararı, doğrudan 65. maddedeki "mali kaynakların yeterliliği ölçüsü" kuralına dayanmaktadır ve haklar pozitif statü hakkıdır.
Seçenekler arasında hem hakkın niteliğini hem de Anayasal dayanağı doğru veren şıkkı bulmak gerekir.

Key Concept

Sosyal ve ekonomik hakların anayasal sınırları ve devletin pozitif edim yükümlülüğü
Question 18Question

X Siyasi Partisi hakkında, Anayasa'nın 68. maddesinin dördüncü fıkrasında yer alan ilkelere aykırı eylemlerin odağı hâline geldiği gerekçesiyle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca Anayasa Mahkemesinde temelli kapatma davası açılmıştır. Anayasa Mahkemesi, yaptığı yargılama sonucunda partinin temelli kapatılmasına ve kararda milletvekili (A) ile parti genel başkan yardımcısı (B)'nin beyan ve eylemleriyle partinin kapatılmasına sebep olduklarına hükmetmiş; karar gerekçeli olarak Resmî Gazete'de yayımlanmıştır.

1982 Anayasası ve ilgili mevzuat hükümleri dikkate alındığında, bu olay neticesinde ortaya çıkacak hukuki durumlarla ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

Show answer & explanation

Answer: Genel Başkan Yardımcısı (B), kapatma kararının Resmî Gazete'de yayımlanmasından itibaren beş yıl süreyle bir siyasi partiye üye olamayacağı gibi, milletvekili genel seçimlerinde bağımsız aday da olamaz.

Answer

Kapatılmaya sebep olan parti yöneticilerinin 5 yıl süreyle başka bir partiye üye olması veya yöneticilik yapması yasaklanmış olsa da, bu kişilerin seçimlerde bağımsız aday olmalarının önünde anayasal bir engel bulunmamaktadır. Bu nedenle bağımsız aday olamayacaklarını iddia eden ifade yanlıştır.
Anayasa'nın 69. maddesine göre, bir siyasi partinin temelli kapatılmasına beyan veya faaliyetleriyle sebep olan kurucuları dâhil üyeleri, Anayasa Mahkemesinin temelli kapatmaya ilişkin kesin kararının Resmî Gazete'de gerekçeli olarak yayımlanmasından başlayarak beş yıl süreyle bir başka partinin kurucusu, üyesi, yöneticisi ve denetçisi olamazlar. Anayasa'da düzenlenen bu yaptırım, kişinin tamamen siyasetten men edilmesi anlamına gelmez; yalnızca 'partili' olarak siyaset yapmasını yasaklar. Bu nedenle, siyasi yasaklı konumuna düşen bir kişinin parlamento seçimlerinde bağımsız aday olmasının önünde anayasal bir engel yoktur. Yanlış olan ifade budur.

Step-by-Step Solution

1
Soruda verilen senaryonun hukuki sonuçlarını belirlemek için Anayasa'nın 69. ve 84. maddelerindeki siyasi parti kapatma yaptırımları analiz edilir.
Kapatmaya sebep olan ve olmayan kişiler için yaptırımların kapsamı birbirinden ayrılır.
Bireysel sorumluluk ilkesi gereği yaptırımlar sadece eylemi gerçekleştirenlere (odak olmaya sebep olanlara) uygulanır.
2
Milletvekili (A) ve yönetici (B)'nin statüleri değerlendirilir.
(A)'nın milletvekilliği Meclis kararına gerek kalmadan derhâl düşer, (B) ise 5 yıllık siyaset yasağı kapsamına girer.
Anayasa'nın ilgili maddelerindeki açık yaptırım hükümleri bu şekildedir.
3
5 yıllık siyasi yasaklılık yaptırımının sınırları incelenir.
Yasağın sadece siyasi partilerdeki aktif görevleri (kurucu, üye, yönetici, denetçi) kapsadığı, kişinin bağımsız siyaset yapma hakkını elinden almadığı tespit edilir.
Anayasal haklar (seçilme hakkı) ancak kanunda açıkça belirtilen sınırlara kadar kısıtlanabileceğinden, yasakta sayılmayan bağımsız adaylık engellenemez.

Key Concept

Siyasi parti kapatma davalarının sonuçları ve siyasi yasaklılık yaptırımının kapsamı
Question 19Question

1982 Anayasası'nın "Siyasi Haklar ve Ödevler" başlığı altında düzenlenen kamu hizmetine girme, mal bildirimi, vatan hizmeti ve vergi ödevine ilişkin aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

Show answer & explanation

Answer: Kamu hizmetine girenlerin mal bildiriminde bulunmaları ve bu bildirimlerin tekrarlanma süreleri, yürütmenin düzenleme yetkisi kapsamında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile belirlenir.

Answer

Mal bildiriminde bulunma yükümlülüğünün ve tekrarlanma sürelerinin Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile belirleneceğini ifade eden seçenek yanlıştır.
Anayasa'nın 71. maddesine göre kamu hizmetine girenlerin mal bildiriminde bulunmaları ve bu bildirimlerin tekrarlanma süreleri 'kanunla' düzenlenir. Ayrıca mal bildirimi, Anayasa'nın 'Siyasi Haklar ve Ödevler' bölümünde yer alan bir kurumdur. Anayasa'nın 104. maddesine göre olağan dönem Cumhurbaşkanlığı Kararnameleri ile İkinci Kısmın Birinci ve Dördüncü bölümlerinde yer alan kişi hakları ile siyasi haklar ve ödevler düzenlenemez. Bu iki anayasal kural birlikte değerlendirildiğinde, mal bildiriminin Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile düzenleneceğini belirten ifade hem normlar hiyerarşisi (kanun gerekliliği) hem de CBK'nın anayasal sınırları yönünden kesinlikle yanlıştır.

Step-by-Step Solution

1
Mal bildirimi yükümlülüğünün Anayasa'daki hukuki dayanağını ve hangi norm türüyle düzenlendiğini tespit et.
Anayasa Madde 71'e göre kamu hizmetine girenlerin mal bildiriminde bulunmaları ve bu bildirimlerin tekrarlanma süreleri 'kanun' ile düzenlenir.
Siyasi hak ve ödevlerin hangi hukuki işlemlerle belirlenip çerçeveleneceği Anayasa'da özel olarak gösterilmiştir.
2
Cumhurbaşkanlığı Kararnamelerinin (CBK) olağan dönemde hangi hak kategorilerini düzenleyemeyeceğini Anayasa Madde 104 kapsamında incele.
Anayasa Madde 104 uyarınca kişi hakları ve siyasi haklar (mal bildirimi dâhil) olağan dönem Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile düzenlenemez.
Yürütmenin asli düzenleme yetkisinin anayasal sınırlarını ve temel haklar rejimindeki yetkisizliğini doğrulamak.

Key Concept

Mal bildirimi yükümlülüğünün kanunilik ilkesi ve olağan dönem Cumhurbaşkanlığı Kararnamelerinin konu bakımından sınırları
Question 20Question

Bir ilimizde ani olarak ortaya çıkan bulaşıcı bir hastalık sonrasında İl Valiliği, hastalığın diğer bölgelere yayılmasını engellemek amacıyla yayımladığı bir genelge ile vatandaşların il dışına seyahat etmelerini ikinci bir emre kadar yasaklamıştır. Bölgede ilan edilmiş herhangi bir olağanüstü hal (OHAL) bulunmamaktadır.

1982 Anayasası'nın temel hak ve hürriyetlerin sınırlanması rejimi ve Jellinek'in statü kuramı dikkate alındığında, bu idari işlem ile müdahale edilen hakkın niteliği ve işlemin Anayasa'ya uygunluğu hakkında aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Müdahale edilen hak bir negatif statü hakkıdır; Anayasa'da bu hak için 'genel sağlık' veya 'salgın hastalık' özel bir sınırlama sebebi olarak öngörülmediğinden ve sınırlama kanun yerine idari bir işlemle yapıldığından anayasaya aykırıdır.

Answer

İlgili hak bir negatif statü hakkı olan seyahat hürriyetidir. Anayasa'nın 23. maddesine göre bu hak kamu sağlığı gerekçesiyle sınırlanamaz ve olağan dönemlerde genelgeyle (idari işlemle) hak sınırlaması yapılamayacağından işlem Anayasa'ya aykırıdır.
Sorudaki senaryoda sınırlandırılan hak 'seyahat hürriyeti'dir. Jellinek'in statü kuramına göre seyahat hürriyeti, bireyi devlete karşı koruyan ve devletin müdahale etmemesi gereken alanı belirleyen 'negatif statü' (kişisel) hakları arasında yer alır. 1982 Anayasası'nın 13. maddesine göre temel hak ve hürriyetler olağan dönemde ancak kanunla ve anayasanın ilgili maddesinde belirtilen özel sebeplere bağlı olarak sınırlanabilir. Anayasa'nın 23. maddesinde seyahat hürriyetinin yalnızca 'suç soruşturma ve kovuşturması sebebiyle' ve 'suç işlenmesini önlemek' amaçlarıyla sınırlanabileceği hükme bağlanmıştır. Dolayısıyla, bulaşıcı hastalık (kamu sağlığı) gerekçesiyle seyahat hürriyeti olağan dönemde kanunla dahi sınırlandırılamaz. Bunun yanı sıra, sınırlamanın kanun yerine idari bir işlem olan genelge ile yapılmış olması da doğrudan Anayasa'nın 13. maddesindeki 'kanunilik' şartına aykırıdır. Olayda bir OHAL ilanı bulunmadığı için 15. maddedeki durdurma rejimi de uygulanamaz.

Step-by-Step Solution

1
Müdahale edilen hakkın tespit edilmesi ve statü kuramına göre sınıflandırılması
Valilik genelgesi ile vatandaşların il dışına çıkışının yasaklanması 'seyahat hürriyeti'ne müdahaledir. Bu hak, Jellinek'in statü kuramına göre kişiyi devlete karşı koruyan 'negatif statü' (koruyucu) hakları arasında yer alır.
Hakların anayasal rejimini belirleyebilmek için öncelikle doğru kategoride ve nitelikte sınıflandırılmaları gerekir.
2
Olağan dönemde temel hakların sınırlanma şartlarının incelenmesi (Madde 13)
Anayasa'nın 13. maddesine göre olağan dönemde temel haklar yalnızca 'kanunla' ve ilgili anayasa maddesindeki 'özel sebeplere' dayanılarak sınırlanabilir. Olayda valilik 'genelgesi' ile sınırlama yapıldığı için kanunilik ilkesi ihlal edilmiştir.
İdarenin düzenleyici işlemleriyle (genelge, yönetmelik vb.) olağan dönemde temel hakların sınırlanamaması güvence sisteminin temelidir.
3
Seyahat hürriyetinin özel sınırlama sebeplerinin kontrol edilmesi (Madde 23)
Anayasa'nın 23. maddesine göre seyahat hürriyeti sadece suç soruşturması/kovuşturması ve suç işlenmesini önlemek amacıyla sınırlanabilir. 'Salgın hastalık' veya 'genel sağlık' bu hak için anayasada öngörülen bir özel sınırlama sebebi değildir.
2001 Anayasa değişikliği ile 'genel sınırlama sebepleri' kaldırılarak hakların yalnızca kendi maddelerindeki özel sebeplerle sınırlanabileceği kuralı getirilmiştir.

Key Concept

Temel Hak ve Hürriyetlerin Sınırlanma Rejimi ve Negatif Statü Hakları
Page 1 / 8Next
Temel Haklar ve Ödevler Practice Questions — KPSS Hukuk | Examkin