Question

Difficulty: MediumHâkimin Takdir Yetkisi

Bir boşanma davasında mahkeme, tarafların mali güçlerini ve kusur oranlarını dikkate alarak hükmedilecek manevi tazminat miktarını belirleyecektir. İlgili kanun hükmünde tazminatın "uygun bir miktar" olması gerektiği ifade edilmiştir. Davalı vekili, kanunda kesin bir hesaplama formülü veya üst sınır gösterilmediği için somut olayda bir "hukuk boşluğu" bulunduğunu ve hâkimin kanun koyucu gibi davranarak bu boşluğu dolduracak yeni bir kural ihdas etmesi gerektiğini iddia etmiştir.

Türk Medeni Kanunu'nun başlangıç hükümleri dikkate alındığında, davalı vekilinin iddiası ve mahkemenin yetkisi hakkında aşağıdaki değerlendirmelerden hangisi doğrudur?

  1. Davalı vekilinin iddiası hatalıdır; kanun koyucunun bilerek bıraktığı bu eksiklik bir hukuk boşluğu değil, kural içi boşluktur ve hâkim bu alanı doldururken takdir yetkisini hak ve nasafet kurallarına göre kullanmalıdır.Answer
  2. B
    Davalı vekilinin iddiası yerindedir; kanunda tam bir çözüm öngörülmeyen bu gibi durumlarda mahkeme, takdir yetkisine dayanarak bizzat kanun koyucu gibi genel nitelikli ve bağlayıcı yeni bir hukuk kuralı yaratmalıdır.
  3. C
    Davalı vekilinin iddiası hatalıdır; ortada doldurulması gereken bir boşluk veya takdir yetkisi kullanılacak bir durum yoktur, mahkeme sadece kıyas yöntemiyle benzer davalardaki tazminat miktarlarını aynen uygulamalıdır.
  4. D
    Davalı vekilinin boşluk nitelemesi isabetlidir; ancak hâkim kanun koyucu gibi kural yaratırken takdir yetkisinden ziyade tarafların hakları kazanırken sahip oldukları subjektif iyiniyeti esas alarak karar vermelidir.
  5. E
    Davalı vekili hatalıdır; kanunun açıkça düzenlemediği bu miktar belirleme sorunu bir kanun boşluğudur ve hâkim bunu aşmak için takdir yetkisini kullanarak doğrudan hakkın kötüye kullanılması yasağına dayanmalıdır.

Answer

Davalı vekilinin iddiası hatalıdır; kanun koyucunun bilerek bıraktığı bu eksiklik bir hukuk boşluğu değil, kural içi boşluktur ve hâkim bu alanı doldururken takdir yetkisini hak ve nasafet kurallarına göre kullanmalıdır.
Türk Medeni Kanunu madde 4'e göre, kanunun takdir yetkisi tanıdığı veya durumun gereklerini ya da haklı sebepleri göz önünde tutmayı emrettiği konularda hâkim, hukuka ve hakkaniyete (hak ve nasafet) göre karar verir. Somut olaydaki "uygun miktar" ibaresi, kanun koyucunun uyuşmazlığın çözümünü somut olayın özelliklerine bıraktığı bir kural içi boşluktur. Bu alanı doldurmak hâkimin takdir yetkisi kapsamındadır ve bu yetki kanun koyucu gibi kural yaratarak değil, hak ve nasafet ölçütleri çerçevesinde somut olaya özgü adaletin sağlanması amacıyla kullanılır.

Step-by-Step Solution

1
Olaydaki hukuki kurumu tespit etmek.
Kanunda yer alan 'uygun bir miktar' ifadesi, kanun koyucunun somut olayın özelliklerini değerlendirmeyi bilinçli olarak mahkemeye bıraktığını gösterir. Bu durum, TMK m. 4 kapsamında hâkimin takdir yetkisini ifade eder.
Kanun koyucu her somut olayın kendine has şartlarını önceden bilemeyeceği için bazı kavramların (haklı sebep, uygun miktar vb.) içini bilerek boş bırakır.
2
Davalı vekilinin iddiasındaki hatayı belirlemek.
Vekil, durumu 'hukuk boşluğu' olarak nitelendirip hâkimin 'kanun koyucu gibi davranması' gerektiğini savunmuştur. Oysa bilerek bırakılan bu tür boşluklar 'hukuk boşluğu' (TMK m. 1) değil, 'kural içi boşluk'tur.
Hukuk boşluğunda kanunda ve örf-adet hukukunda uygulanacak hiçbir kural yoktur ve hâkim yeni bir hukuk kuralı yaratır. Kural içi boşlukta ise kural vardır ancak esnektir, hâkim takdir yetkisiyle somut olaya uyarlar.
3
Takdir yetkisinin kullanım kriterini bulmak.
TMK madde 4 uyarınca hâkim, takdir yetkisini kullanırken hukuka ve hakkaniyete (hak ve nasafete) göre karar vermek zorundadır.
Kanunun emredici hükmü gereği takdir yetkisi keyfi kullanılamaz, objektif adaleti sağlayacak hak ve nasafet ilkelerine dayanmalıdır.

Key Concept

Hâkimin Takdir Yetkisi, Kural İçi Boşluk ve Hak-Nasafet İlkesi (TMK m. 4)
Rate this question