Alacaklı (A), vadesi tarihinde dolmuş olan TL tutarındaki bir alacağı için mahkemeden ihtiyati haciz kararı verilmesini talep etmektedir. Borçlu (B)’nin Türkiye’de bilinen bir yerleşim yeri bulunmakta olup mallarını kaçırmaya veya gizlemeye yönelik somut bir girişimi ise tespit edilememiştir. İcra ve İflas Kanunu hükümleri uyarınca mahkemenin bu talebe ilişkin yaklaşımı aşağıdakilerden hangisi olmalıdır?
- ABorçlunun yerleşim yerinin belli olması ve mal kaçırma şüphesinin bulunmaması nedeniyle ihtiyati haciz talebi reddedilmelidir.
- Alacak rehinle temin edilmemişse, borcun muaccel olması ihtiyati haciz kararı verilmesi için yeterli olduğundan talep kabul edilmelidir.Answer
- Cİhtiyati haciz kararı verilebilmesi için borçlunun Türkiye’de muayyen bir ikametgahının bulunmaması zorunlu olduğundan talep reddedilmelidir.
- DAlacaklının talebinin kabulü için borçlunun taahhütlerinden kurtulmak amacıyla kaçma hazırlığında olduğunu ispatlaması şarttır.
- EVadesi geçmiş alacaklarda öncelikle bir icra takibi başlatılması zorunlu olduğundan, takip aşamasına geçilmeden ihtiyati haciz yoluna başvurulamaz.
Answer
Borç muaccel hale geldiğinden ve alacak rehinle temin edilmemişse, borçlunun yerleşim yerinin olması veya mal kaçırma şüphesinin bulunup bulunmaması fark etmeksizin ihtiyati haciz kararı verilmelidir.
İcra ve İflas Kanunu'nun . maddesi uyarınca, vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklarıyla diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir. Bu durumda alacağın rehinle temin edilmemiş olması yeterlidir. Borçlunun Türkiye'de yerleşim yerinin olup olmaması veya mal kaçırma şüphesinin bulunup bulunmaması kararı etkilemez.
Step-by-Step Solution
Key Concept
İhtiyati Hacizde Vadeye Göre Şartlar Ayrımı