Zeynep, maliki olduğu araziyi tarımsal yatırım amacıyla kullanmak isteyen Burak'a satmak üzere anlaşır. Burak, devir işlemi öncesinde tapu müdürlüğüne giderek söz konusu arazinin sicil kayıtlarını inceler. Kütüğün ilgili sayfasında; mülkiyet hakkının Zeynep adına tescilli olduğunu, 'beyanlar' sütununda arazi üzerindeki seraların eklenti (teferruat) olarak kaydedildiğini ve 'şerhler' sütununda ise üçüncü kişi Cengiz lehine bir alım (iştira) hakkının bulunduğunu görür. Burak ayrıca, arazinin sınırlarını netleştirmek için tapu sicilinin ayrılmaz bir parçası olan tapu planını (kroki) detaylıca inceler.
Türk Medeni Kanunu'nun tapu sicili teşkilatına ve işlemlerine ilişkin kuralları dikkate alındığında, bu olayla ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?
- AKütüğün 'beyanlar' sütununda yer alan seralara ilişkin eklenti kaydına güvenen iyi niyetli üçüncü kişi Burak, TMK m. 1023'teki tapuya güven ilkesi gereğince doğrudan bu seralar üzerinde de kesin olarak ayni hak kazanır.
- BBurak'ın satış sözleşmesine dayanarak taşınmazı devralması, tescilden önce mülkiyetin kazanıldığı istisnai hâllerden biri olduğundan, yapılacak tescil işlemi kurucu değil yalnızca açıklayıcı nitelik taşır.
- Tescil işlemi tapu kütüğüne fiilen daha sonra yazılsa bile, arazinin mülkiyetinin devrine ilişkin ayni hak doğurucu etki, geçerli tescil talebinin yevmiye defterine kaydedildiği tarih ve saatten itibaren başlar.Answer
- DTapu planı (kroki), tapu sicilinin yardımcı sicilleri arasında yer aldığından, Burak'ın bu plandaki yüzölçümü sınırlarına güvenerek işlem yapması hâlinde tapuya güven ilkesi (TMK m. 1023) uyarınca iyi niyeti korunmaz.
- EYevmiye defteri, tapu sicili teşkilatında ana sicillerden sayılmayıp sadece tapu idaresinin evrak kayıtlarını tuttuğu bir yardımcı sicil olduğundan, ayni hakların kazanılma anının tespitinde hukuki bir öneme sahip değildir.