Question

Difficulty: MediumKıymetli Evrakta Defiler

Matbaa işletmecisi Koray, kağıt tedarikçisi olan bir şirkete borcuna karşılık kendi kabul ettiği bir poliçeyi teslim etmiştir. Vade tarihi geldiğinde Koray, borcunun tamamını ilgili şirketin banka hesabına havale ederek ödemiştir. Ancak Koray, ödeme esnasında poliçeyi fiziken geri almayı unutmuş ve senet üzerine ödendiğine dair herhangi bir kayıt (şerh) düşülmesini de talep etmemiştir. Tedarikçi şirket, elinde kalan bu poliçeyi daha sonra kendi ticari borcuna karşılık, aralarındaki temel ilişkiden ve yapılan ödemeden tamamen habersiz olan iyiniyetli üçüncü kişi Nermin'e ciro ve teslim suretiyle devretmiştir.

Vade sonrasında Nermin'in ödeme talebiyle başvurması üzerine Koray'ın hukuki durumu ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

  1. Koray, borcu daha önce ödediği yönündeki savunmasını iyiniyetli hamil Nermin'e karşı ileri süremez ve poliçe bedelini Nermin'e de ödemekle yükümlü olur.Answer
  2. B
    Banka dekontu ile ispatlanabilen ödeme işlemi herkese karşı ileri sürülebilen mutlak bir defi niteliği taşıdığından, Koray ödeme yapmaktan kaçınabilir.
  3. C
    Poliçe bedelinin tedarikçi şirkete daha önce ödenmiş olması, senedin soyutluk (mücerretlik) ilkesini ortadan kaldıracağı için senedi kendiliğinden geçersiz kılar.
  4. D
    Nermin senedi devralırken senedin temelindeki borç ilişkisinin devam edip etmediğini Ticaret Sicili'nden araştırmadığı için ağır kusurlu sayılır ve talep hakkını kaybeder.
  5. E
    Senet bedelinin tahsili amacıyla yapılan ciro işlemi mülkiyeti devretmediğinden, Koray tedarikçi şirkete karşı sahip olduğu ödemezlik defisini Nermin'e karşı da doğrudan kullanabilir.

Answer

Borcun daha önce ödendiği savunmasının iyiniyetli hamil Nermin'e karşı ileri sürülemeyeceği ve poliçe bedelinin ona da ödenmesi gerektiği yönündeki ifadedir.
Kıymetli evrak hukukunda, borçlunun temel ilişkideki alacaklısına ödeme yapmış olması nispi (şahsi) bir defidir. Borçlu, ödeme yaptığı sırada senedi geri almaz veya senet üzerine ödendiğine dair bir kayıt (şerh) düşülmesini sağlamazsa, görünüşte haklılık ilkesi gereği senet tedavül etmeye devam eder. Türk Ticaret Kanunu uyarınca borçlu, kendisiyle doğrudan doğruya ilişki içinde bulunmayan iyiniyetli hamil üçüncü kişilere karşı şahsi defilerini ileri süremez. Bu kural, kıymetli evrakın güvenle el değiştirmesini (tedavül güvenliğini) sağlamak için konulmuştur. Koray senedi geri almadığı için, senedi devralan iyiniyetli Nermin'e de ödeme yapmak zorundadır.

Step-by-Step Solution

1
Olaydaki defi türünü tespit etme
Borcun havale yoluyla ödenmiş olması olgusu, 'ödeme defisi' olarak nitelendirilir.
Borçlu, temel ilişkideki alacaklısına karşı ifayı gerçekleştirdiğini savunmaktadır.
2
Ödeme defisinin hukuki niteliğini belirleme
Ödeme defisi, kural olarak nispi (şahsi) bir defidir.
Sadece senedi devreden temel ilişki tarafına karşı ileri sürülebilir; senet metninden anlaşılan veya herkesçe bilinebilecek mutlak bir defi (ehliyetsizlik, sahtelik vb.) değildir.
3
Hamilin iyiniyet durumunu ve senet üzerindeki kayıtları değerlendirme
Senet üzerinde ödemeye dair bir şerh yoktur ve hamil Nermin durumdan habersiz, iyiniyetli bir üçüncü kişidir.
Türk Ticaret Kanunu'na göre, senet metninden anlaşılmayan nispi defiler, senedi iktisap ederken bilerek borçlunun zararına hareket etmeyen (iyiniyetli) hamillere karşı ileri sürülemez.
4
Hukuki sonucu bağlama
Koray ödeme defisini Nermin'e karşı kullanamaz, senedi ikinci kez ödemek zorunda kalır.
Kıymetli evrakın tedavül (dolaşım) güvenliğini ve iyiniyetli üçüncü kişileri koruma ilkesi bunu gerektirir.

Key Concept

Kıymetli Evrakta Mutlak ve Nispi Defiler
Rate this question