(A), (B) ve (C), aralarında alacak husumeti bulunan (D)’yi zorla bir araca bindirerek şehir dışındaki ıssız bir kulübeye götürmüş ve (D)’nin ellerini bağlayarak kapıyı üzerine kilitlemişlerdir. Failler, (D)’yi 48 saat boyunca burada tutarak ailesinden fidye istemeyi planlamışlardır. Olaydan 20 saat sonra (A) ve (B) yiyecek almak için kulübeden ayrılmış; bu sırada (D)’nin başında bekleyen (C), mağdurun fenalaşması üzerine vicdan azabı duyarak kapıyı açmış ve (D)’ye "Arkadaşların gelmeden hemen kaç, orman yolunu takip et" diyerek serbest bırakmıştır. (D) kulübeden uzaklaşarak ana yola çıkmış ve tesadüfen karşılaştığı jandarma devriyesine sığınmıştır. Olay anına kadar yetkili makamlara intikal etmiş herhangi bir ihbar veya soruşturma bulunmamaktadır.
Bu olayla ilgili faillerin ceza sorumluluğu ve etkin pişmanlık (TCK m. 110) hükümleri bakımından aşağıdakilerden hangisi doğrudur?
- Etkin pişmanlık kişisel bir indirim sebebi olduğundan ve mağdurun serbest kalması sadece (C)’nin iradi çabasıyla gerçekleştiğinden, TCK m. 110 indiriminden sadece (C) yararlanabilir.Answer
- BSuçun iştirak halinde ve birden fazla kişiyle işlenmiş olması nedeniyle, etkin pişmanlık hükmünün uygulanabilmesi için tüm faillerin bu yönde ortak bir irade sergilemiş olması şarttır; bu nedenle kimse indirimden yararlanamaz.
- CMağdur (C) tarafından bizzat güvenli bir yere ulaştırılmayıp sadece kaçmasına imkan sağlandığı için eylem "hürriyetine kavuşturma" olarak nitelendirilemez ve etkin pişmanlık yerine sadece takdiri indirim nedenleri uygulanabilir.
- DMağdurun hürriyetine kavuşmasıyla suçun neticesi sona erdiği için, (A) ve (B) olay yerinde olmasalar dahi ortaya çıkan bu lehe durumdan (C) ile birlikte eşit oranda yararlanırlar.
- E(C)’nin eylemi suç tamamlandıktan (mağdur alıkonulduktan) sonra gerçekleştiği için TCK m. 110 hükümleri uygulanamaz; zira etkin pişmanlık sadece teşebbüs aşamasındaki suçlar için geçerlidir.