Question

Difficulty: HardHizmet Kusuru ile Kişisel Kusur Ayrımı ve İdarenin Rücu Hakkı

Bir gümrük kapısında görevli muhafaza memuru, yasal yetkisine dayanarak bir yolcunun bagajında rutin arama yapmaktadır. Arama sırasında yolcunun prosedürün yavaş işlemesinden sürekli şikâyet etmesine sinirlenen memur, sırf yolcuya zarar vermek ve ona ders vermek kastıyla (kin ve garez saikiyle), bagajda bulunan çok değerli ve kırılgan elektronik cihazları 'detaylı inceleme yapıyorum' bahanesiyle kasten beton zemine fırlatarak parçalamıştır.

Bu olayda zarara uğrayan yolcunun açacağı tazminat davası ve idarenin hukuki sorumluluğu ile ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

  1. Olayda memurun kişisel kusuru söz konusu olmasına rağmen, eylem görev sırasında ve görevin yetkileri kullanılarak gerçekleştirildiği için dava idareye karşı açılmalı; idare ödediği tazminatı memura rücu etmelidir.Answer
  2. B
    Memurun eylemi tamamen kişisel kin ve garez saikiyle işlendiğinden görevle illiyet bağı kesin olarak kopmuştur; bu nedenle zarar gören kişi tazminat davasını doğrudan doğruya ilgili memura karşı adli yargıda açmalıdır.
  3. C
    Zarar, kamu hizmeti olan arama faaliyeti sırasında meydana geldiği için salt hizmet kusuru niteliğindedir; idare aleyhine açılacak dava sonucunda ödenen tazminatın memura rücu edilmesi hukuken mümkün değildir.
  4. D
    Ortada kasti bir hukuka aykırı eylem bulunduğundan, tehlike ilkesi bağlamında idarenin kusursuz sorumluluğu doğar ve idarenin memura rücu hakkı zorunlu olmaktan çıkıp ihtiyari hale gelir.
  5. E
    Memurun görev dışı bir saikle hareket etmesi idare ile olan illiyet bağını kestiğinden, idare tazminat ödemekten tamamen kurtulur ve uyuşmazlık sadece adli yargının görev alanına girer.

Answer

Dava, Anayasa'nın 129. maddesi gereği idareye karşı açılmalı ve idare ödediği tazminatı kişisel kusuru olan memura rücu etmelidir.
Bu olayda kamu görevlisi, kin ve garez gibi tamamen şahsi bir saikle kasten zarar vermiştir, bu durum 'kişisel kusur'dur. Ancak bu kusur, gümrük araması adı altındaki kamu gücü ayrıcalıkları ve görev yetkisi kılıfı altında, görev sırasında işlenmiştir. Anayasa'nın 129. maddesinin 5. fıkrasına ve Danıştay içtihatlarına göre; memurların görevlerini yerine getirirken yetkilerini kullanmalarından doğan tazminat davaları, kural olarak rücu edilmek kaydıyla idare aleyhine açılır. İdare tazminatı mağdura ödedikten sonra, kusurun memurda olması (şahsi kasıt) nedeniyle rücu müessesesini işleterek bu meblağı memurdan tahsil eder.

Step-by-Step Solution

1
Olaydaki eylemin niteliğini (hizmet kusuru mu, kişisel kusur mu) belirle.
Memur sırf kin ve garezle, kasten zarar verme saikiyle hareket etmiştir. Bu durum açıkça 'kişisel kusur' (şahsi kusur) teşkil eder.
İdare hukukunda anonim hatalar veya işleyişteki bozukluklar hizmet kusuruyken; kamu görevlisinin ağır kastı, kişisel kini ve garezi ile işlediği fiiller kişisel kusurdur.
2
Kişisel kusurun işleniş biçimine göre muhatabı (davalıyı) tespit et.
Zarar, arama yetkisi ('arama prosedürü') bahane edilerek ve görev sırasında meydana gelmiştir. Eylem görevden ayrılabilir nitelikte değildir, görevle kaynaşmıştır.
Anayasa m.129/5 uyarınca, memurların görevlerini yerine getirirken işledikleri kusurlardan doğan davalar, mağdurun korunması amacıyla idare aleyhine açılır.
3
İdarenin ödediği tazminat sonrası yapması gereken işlemi (rücu) değerlendir.
İdare davayı kaybedip tazminatı ödedikten sonra, kusur memurun şahsına ait (kasıtlı) olduğu için bu bedeli memura mutlaka rücu etmelidir.
İdarenin malvarlığı kamu kaynağıdır. Şahsi kusuruyla zarara yol açan memurun bu yükü idarenin (dolayısıyla kamunun) üzerinde bırakılamaz.

Key Concept

İdarenin Sorumluluğunda Kişisel Kusur ve Rücu İlkesi
Rate this question